Hitler'in 'Kavgam' Kitabı Yeniden Basılıyor
Adolf Hitler'in yasaklı kitabı 'Kavgam' (Mein Kampf) Ocak 2016'dan itibaren yeniden basılmaya başlanacak.İlk baskısı 1925'te çıkan 'Kavgam' kitabının Almanya'da 1945 yılından bu yana yeni baskısı yapılmıyordu.Kitabın telif hakları Bavyera Eyaleti'nin elinde bulunuyordu. Bavyera, şimdiye kadar kitabın Almanca yeni baskısına izin vermiyordu. Ancak kitabın telif hakkı süresi 2015 yılı itibariyle doldu.Münih Modern Tarih Enstitüsü (IfZ) bünyesinde hazırlanan yeni 'Kavgam' kitabı iki ciltte toplam 2 bin sayfayı kapsıyor. Bunun 780 sayfalık kısmını Adolf Hitler tarafından kaleme alınan orijinal metin oluşturuyor. Diğer sayfalarda ise 5 bine yakın bilimsel yorum, önsöz ve endekse yer veriliyor.Enstitü Direktörü Magnus Brechtken kitabın önümüzdeki yılın ocak ayında piyasaya çıkarılmasının planlandığını söyledi.Yasaklama gerekçesiAlmanya eyalet bakanları geçen yıl yaptıkları bir toplantıda, telif hakları serbest kalsa da 'Kavgam' kitabının yorumsuz baskısına izin verilmemesini kararlaştırmıştı. 'Kavgam'ın Almanya'da basılması, halkı kin ve nefrete teşvik suçlamasıyla yasaklanıyor.Deutsche Welle Türkçe
26. Ankara Uluslararası Film Festivali Temasını Seçti
Ankara Uluslararası Film Festivali bu yılın festival temasını 'Kristal Sınır' olarak belirledi.Bu yıl 23 Nisan - 3 Mayıs 2015 tarihlerinde gerçekleşecek olan 26. Ankara Uluslararası Film Festivali'nin teması 'Kristal Sınır' olarak belirlendi. Değişen dünyanın kırılganlığına vurgu yapan tema kapsamında, kültürlerin, ülkelerin, siyasetin görünmez sınırlarına, ülkemizde yaşanan atmosfere, Ortadoğu'da durmak bilmeyen savaşa, toplumsal cinsiyet rolleri ve çatışmalara uzanan bir film seçkisi seyirci ile buluşuyor.Festivalin görsellerinde sık sık kullandığı kedi figürleri ise festivalin de başrolünü kapıyor. Tasarımlarda izleyicinin rolüne atıfta bulunan kediler, aynı zamanda, çeşitlilik, duygusal dışavurum ve sınırlara da vurgu yaparak temayı tamamlıyor.Festivalin 26. Afişini tasarlayan isim de, Güzel Sanatlar Lisesi ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü mezunu Deniz Yükselci olmuş.26. Ankara Uluslararası Film Festivali'nin yarışma başvuru süresi ise sona eriyor. 25 Şubat Çarşamba günü saat 17'ye kadar yapılan başvurular arasından ön jüri tarafından belirlenecek filmler 'Ulusal Yarışma Bölümü'nde yarışacak. Ulusal Uzun Metraj, Belgesel ve Kısa Film kategorilerindeki yarışma için başvurular online olarak yapılıyor. Kısa Film yarışmasına ise ‘Kurmaca’, ‘Deneysel’ ve ‘Canlandırma’ alanlarında başvuru yapmak mümkün.Kaynak: filmfestankara.org.tr
Kelimeler Nasıl Tat Hissi Yaratır?
Bilgisayar uzmanı James Wannerton sinestezi (duyum ikiliği) durumundan muzdarip. Kelimeler dikkatini dağıtıyor. Çünkü sesli harfler onda çeşitli tatları hatırlatıyor.Örneğin ‘kolej’ kelimesi sosis tadı, ‘Karen’ ismi yoğurt tadı, ‘most’ (çoğu) kelimesi az yağ sürülmüş kızartılmış soğuk ekmek tadı yaratıyor. Londra’nın metro istasyonlarının adı ise tam bir tatlar karmaşasına neden oluyor. Oldukça yorucu ve dikkat dağıtıcı bir deneyim olabiliyor bu.İnsanların duyumsal deneyimleri oldukça şahsi ve başkalarına anlatması zor bir şeydir. Bazılarının sevdiği tatlar ya da kokular diğerlerinde tiksinti uyandırabilir. Biyolojik ve kişilik farklılıkları yol açar buna. Fakat sinestezi vakaları için durum tümüyle farklıdır ve yıllarca bunun farkına varmayabilirler.Tavuk batar mı?Michael Watson vakasını ele alalım. Nörolog Richard Cytowic, Şubat 1980’de Watson’un da katıldığı bir yemekte konuk iken onun, yemekteki tavuğun kendisinde yarattığı hissi anlatmasına şahit oldu. Watson yoğun bir lezzetin kolundan eline doğru inen bir ağırlık, şekil, ısı ve dokunma hissi yarattığını, tavuğun da sivri ve batan bir his oluşturmasından söz ediyordu. Cytowic bu sözlere çok şaşırmış ve o andan itibaren duyum ikiliği olarak da adlandırılan sinestezi durumunu araştırmaya karar vermişti.
Başka Kültürlerden Tek Kelime ile Tercüme Edilemeyecek 10 Kelime
İnsanlığın en büyük başarılarından biri de iletişim için geliştirdiği diller. Başkaları ile kelimeler aracılığı ile iletişim kuruyoruz; tabii jest, mimik ve vücut dilinin de yardımlarıyla.İnsanoğlu, çok farklı kültürel ve coğrafi sınırlarla birbirinden ayrılmış ve her bir topluluk bulunduğu farklı coğrafi koşullardan da etkilenerek kendi dilini oluşturmuş. Örneğin atçılıkla uğraşan bir toplulukta atla ilgili çok fazla kelime ortaya çıkarken; balıkçılıkla uğraşan bir kültürde yine balıkçılıkla ilgili kelime ihtiyacı ortaya çıkmış. Dolayısıyla her kelimenin diğer bir kültürde doğrudan karşılığı olmayabiliyor.Şimdi bir dilden diğerine çevrilmesi oldukça zor olan 10 kelimeye bir göz atalım:Waldeinsamkeit (Almanca): Ormanda yalnız olma duygusuCualacino (İtalyanca): Soğuk bardağın masada bıraktığı izIktsuarpok(Eskimo Dili): Birisi geliyor mu acaba diye dışarıya bakmanıza yol açan duyguKomorebi (Japonca): Ağaçların yapraklarının arasından süzülen güneş ışığıPochemuchka (Rusça): Çok fazla soru soran kişiSobremesa (İspanyolca): Öğle veya akşam yemeğinden sonra yemek yenilen kişilerle geçirilen vakitJayus (Endonezya Dili): Çok kötü ve komik olmayan bir şekilde anlatılan bir fıkranın ardından birisinin kendini tutamayıp gülmesiPanapo’o (Hawai Dili): Unuttuğu birşeyi hatırlamak için kişinin başını kaşımasıGoya (Urdu Dili): Hikayenin doğru olarak sunduğu önermeleri gerçek olmasa bile kabul edilmesini sağlamaMangata: (İsveççe): Ay ışığının deniz üzerinde oluşturduğu yola benzer yansıma
Berkin Elvan'ın Ölüm Yıldönümünde 1464 Kareden Proje
Gezi Parkı olayları zamanı polis tarafından başına isabet eden gaz fişeği sonrası yaşam mücadelesini kaybeden Berkin Elvan’ın ölüm yıldönümü yaklaşırken ilginç bir eylem hazırlığı var.Tarık Tolunay isimli sanatçı 1464 karenin birleşimi sonrası dev bir Berkin Elvan çizimi projesine öncülük ediyor. 30×30 cm büyüklüğündeki panolardan bir tasarım hazırlayacak sanatçı bunu taşımak içinse 1500 kişiye ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Sosyal medyada paylaştığı görseller ise bu eylemin ses getireceğini gösterir nitelikte.
‘Bilişim Vadisi'nin Temeli Nisan Ayında Atılacak’
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilişim Vadisi'nin temel atma törenini Nisan ayında yapmayı hedeflediklerini belirtti.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilişim Vadisi'nin temel atma törenini nisan ayında yapmayı hedeflediklerini belirterek, 'Bilişim Vadisi hayata geçirildiğinde, Türkiye bilişim teknolojileri noktasında bölgenin en önemli ülkelerinden biri olacak' dedi.Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Işık, Bilişim Vadisi'ne ilişkin gelişmeleri değerlendirdi.Işık, Gebze'de 3 milyon metrekareden fazla alana inşa edilecek Bilişim Vadisi'ni kurma kararının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı ve kendisinden önceki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün döneminde alındığını hatırlattı.Bakanlık görevini devraldıktan sonra Bilişim Vadisi kurulma sürecini hızlandırdığını belirten Işık, şu anda alt yapı çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Dünyanın en hızlı büyüyen ve katma değeri en yüksek sektörün bilişim olduğunu vurgulayan Işık, şöyle konuştu:'Bilişim konusuna odaklanmak, yüksek teknolojiyi yakalamak açısından olmazsa olmaz. Hedefimiz, şubat ayı içinde üst yapı ihalesinin 1. etabının ihalesini yapmak ve aksilik olmazsa nisan ayında Bilişim Vadisi'nin temel atma törenini yapmak. Bunun anlamı şu; yıl sonuna doğru veya en geç önümüzdeki yılın başında Körfez Geçiş Köprüsü ile birlikte Bilişim Vadisi'nin de en azından 1. etabının hizmete giriyor olması. İnanıyorum ki Bilişim Vadisi hayata geçirildiğinde Türkiye bilişim teknolojileri noktasında bölgenin en önemli ülkelerinden biri olacak.''Vadide yer alacak firmalar değerlendiriliyor'Işık, Bilişim Vadisi'nde uygulanacak çalışma konseptini de anlattı. Bilişim alanındaki dünyanın çok güçlü bazı lider firmaları ile Türkiye'nin orta ve küçük ölçekli firmalarını buluşturmayı amaçladıklarını kaydeden Işık, vadide bilişim, Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi oluşturmayı istediklerini dile getirdi. Işık, inkübatör (kuluçkalık) ve startup (yeni açılan) firma gibi unsurları vadideki ekosisteme yerleştirerek, bilişim noktasında Türkiye'nin teknoloji gelişimini ve yeni firmaların sektöre, sisteme girişini sağlayacaklarını ifade etti.Alt ve üst yapı yatırımlarının devam ettiğine değinen Işık, diğer taraftan global ve yerel ölçekli firmaların Bilişim Vadisi'nde yer alması konusunu değerlendirdiklerini söyledi.'Çip fabrikasında optimizasyon çok önemli'Işık, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önderliğinde kurulacak, Türkiye'nin ilk silisyum tabanlı çip fabrikası hakkındaki detayların sorulması üzerine, çip üretiminin önemine işaret etti.Ticari çip üretiminde, Uzakdoğu'da çok ciddi kapasite olduğunu belirten Işık, 'Savunma sanayi ve milli güvenlik konularıyla ilgili tasarımının ve üretiminin mutlaka sizde olması gereken bir alan var' diye konuştu. Bu alanın gözardı edilebilecek bir alan olmadığını vurgulayan Işık, savunma sanayi ile bir çalışma yürüttüklerini ve Türkiye'de milli mikro çip üretiminin gerekli olduğuna karar verdiklerini anlattı.Işık, çip üretiminin Türkiye'de yapılmasıyla ilgili çalışmayı başlattıklarını kaydederek, şunları söyledi:'Malezya seyahatimizde, oradaki çip üretim tesislerini ve Ar-Ge merkezlerini ziyaret etme imkanımız oldu. Şu anda Bilkent Üniversitesi ile savunma sanayimiz galyum nitrat tabanlı çip üretim tesisini hayata geçiriyorlar. Şimdi de arkadaşlarımız, hangi ölçekte silisyum tabanlı üretim tesisi kurulacağı konusunda çalışıyorlar. Bu konuda Türkiye'nin en önemli birikimi, TÜBİTAK'ın Türkiye ve Yarıiletken Teknolojileri (YITAL) merkezinde, birlikte silisyum tabanlı çip üretim tesisini kuracağız. Optimizasyon bizim için çok önemli, çok büyük kapasiteler kurup verimliliği yakalayamazsak ülkemize yük getirebiliriz, bunun hassasiyeti içindeyiz. Çalışmalar sonunda silisyum tabanlı çip üretim tesisini Türkiye'ye kazandırmış olacağız.''Çipli kimlik kartında son durum'Işık, çipli kimlikler konusundaki son gelişmelere değindi. Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün ihaleye çıkacağını anlatan Işık, çipli kimlik kartlarının çipini ve işletim sistemini TÜBİTAK'ın tasarladığını ve bunun çok önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.İhalede TÜBİTAK'ın misyonunun, teknik danışmanlık olduğuna işaret eden Işık, teknik problem çıkmaması ve rekabetin engellenmemesi gibi noktalarda teknik şartnamenin hazırlanmasında İçişleri Bakanlığına tam destek verdiklerini vurguladı. Işık, şartnamenin teknik detaylarının TÜBİTAK mühendislerince çalışıldığını ancak kurum olarak ihaleye girmediklerinin altını çizdi.Işık, yakında İçişleri Bakanlığı'nın 2. aşama ihalesine çıkacağını, daha sonra da akıllı kimlik kartlarının dağıtılmaya başlanacağını kaydetti.Mehtap Yılmaz, Necip Fazıl Çelik - AA
Sosyal Medyayı Meşgul Eden Olaylar ile Yeniden Yorumlanmış 8 Oscar Adayı Filmi Afişi
Önümüzdeki pazar günü gerçekleşecek Oscar Töreni, bütün sinemaseverlerin yıl boyunca merakla beklediği en önemli organizasyonlardan. Hal böyle olunca aday filmleri çeşitli yorumlamalara konu edinen çalışmalara denk gelmişsinizdir. Bunun en bilindik örneği legolar ile hazırlanmış afiş yorumlamaları. Bu afiş yorumlamalarına yenisini ekleyen Onur Kurnaz ve Sevil Yılmaz, zamanında Türkiye gündemi ve sosyal medyayı meşgul etmiş olay ve kişileri Oscar'a aday filmlerin afişlerinde tekrardan yorumlamışlar.
Pamuk: 'Tweet Atan Bir Kişinin Evinin Aranmadığı Bir Türkiye'de Yaşamak İstiyorum'
Almanya’nın, yaklaşık 1 milyon okuyucuya hitap eden haftalık siyasi gazetesi ‘Die Zeit’ (Zaman) bugün piyasaya çıkan sayısında, Nobel Edebiyat ödüllü yazar Orhan Pamuk ile yapılan röportaja iki sayfa yer ayırdı.Die Zeit, Orhan Pamuk’la İstanbul’da yapılan röportajında, yazarın 2000 yılında piyasaya çıkan ‘Kar’ romanının halen güncelliğini koruduğunu yazdı.Die Zeit’ın röportajında Orhan Pamuk, ‘İfade özgürlüğünün Türkiye’de bir değeri olmadığını’ yazan bir televizyon gazetecisinin, attığı tweet yüzünden evinin aranmasını eleştirdi ve “Tweet atan bir kişinin evinin aranmadığı bir Türkiye’de yaşamak istiyorum” dedi.Pamuk röportajında şunları söyledi:“Türkiye’de liberal, özgür bir demokrasi değil; popülist, hoşgörüsüz bir demokrasi var. Türkiye’de bir şey söylemek için 50 kez düşünmek zorundasınız. Gezi olaylarından sonra Türkiye’de her şey kötüye gitmeye başladı. Hükümeti eleştirenler sert reaksiyonlarla karşılaşıyor. Beni bile batı ajanı olarak gösteriyorlar. Batı ve Amerika; radikal İslamcı gruplar ve siyasi İslamcılarla, diğer İslam arasındaki farkı göremiyor. Radikal İslamcılarla İslam arasındaki ayrıma hep dikkat çektim ve çağrıda bulundum.”Pamuk röportajında, ‘Charlie Hebdo’ saldırısına da dikkat çekti.“Siyasi İslamcıların hayali vizyonlarının felakete yol açtığı kendi fikirlerine uymak istemeyenleri tehdit ve cezalandırmak istiyorlar.” diyen Pamuk hükümeti de eleştirdi. Pamuk; “Halk, seçmen demokrasiden çok ekonominin büyümesine daha önem veriyor. İnsanlar her gün rüşvet haberlerini okuyor. Kendini iyi hisseden halk bu nedenle ses çıkarmıyor.” dedi.Türkiye’nin AB’ye girme zamanının geçtiğini, Avrupa ve Türkiye’nin kendi problemleriyle ilgili olduğunu belirten Nobel ödüllü romancı; ’10 yıl önce 1 milyon Ermeninin öldürüldüğünü söylediniz; Ermeni soykırımının 100. yıldönümünde ne söylemek istersiniz?’ sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Türkiye ve özellikle muhalefetin bu konuyu ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesini isterdim.”DHA
Şener Şen'e Nürnberg'de Onur Ödülü
13 Mart'ta başlayacak olan '20. Nürnberg Türk-Aman Film Festivali'nde Yavuz Turgul ve Şener Şen'e onur ödülü verilecek.Almanya'nın Nürnberg kentinde 13 Mart'ta başlayacak olan '20. Nürnberg Türk-Aman Film Festivali' Yavuz Turgul’un yönettiği 'Eşkiya' ile açılış yapacak.2015 yılında dünya çapında üne kavuşmuş olan Alman oyuncu Hanna Schygulla, Türkiye’nin sevilen oyuncusu Şener Şen ve yönetmenlik - senaryo yazarlığı konusunda referans kabul edilen Yavuz Turgul’a festivalin onur ödülü verilecek.Onur ödülü alacak üç sanatçıyı birleştiren ortak olgu ise yüksek kalite anlayış ve standartlarıyla kendi ülkelerinde nesilleri kalıcı olarak etkilemiş olmaları.Fassbinder’den sonra Ettore Scola, Carlos Saura ve Jean-Luc Godard gibi Avrupa’nın en etkili yönetmenlerle birlikte çalışan Hanna Schygulla 1993 yılında Erden Kıral’ın yönettiği Mavi Sürgün adlı filmde de rol aldı. En son calışmalarından biri de Fatih Akın’ın Yaşamın Kıyısında adlı filmdeki rolü. Festival Türkiye sinemasının başarılı yapıtı Mavi Sürgün‘ü 20 yıldan sonra yeniden seyirci ile buluşturacak.Şener Şen’in kariyeri olağanüstü bir şekile sürekli zirvede kaldı. Tiyatro aşığı olarak ilk başlarda figüran olarak çalıştığı tiyatrodan 70‘li yıllarda sinemaya geçiş yapan Şener Şen komedi filmlerinin vazgeçilmez starı oldu ve özellikle 80‘li yıllarda Türk sinemasına yön verenlerden biri oldu.Gazetecilik eğitimi ve gazeteci olarak ilk deneyimlerinden sonra senaryo yazarı olarak sinemaya geçiş yapan Yavuz Turgul, hızla 80‘li yılların en başarılı en nitelikli ve gişesi en bol filmlerinin yazarı oldu. Günümüzde de hala Türkiye’nin senaryo referansı olarak kabul ediliyor.22 Mart’a kadar sürecek film festivalinde en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu, ve seyirci ödülü verilecek.Taner TÜZÜN/NÜRNBERG (DHA)
Yıllar Geçse de Hafızalardan Silinmeyecek 33 Şarkı
Toplumdaki her yaştan kesiminin en az bir kere dinlediği, duyguların harmanıdır bu şarkılar... Zamanın silemediği, unutulmayacak yapıtlar... Kimimizin çocukluğu, kimimizin yetişkinliği, kimimizin yaşlılığına denk gelmiş, kimimizin de daha duymamış olduğu ama duyacağı hepimizin hafızasında yer etmiş ya da edecek şarkılardır bu şarkılar.
Beynimizin Sadece Yüzde 10’unu mu Kullanıyoruz?
Beyinle ilgili birçok yanlış inanış var. Bunlardan biri de beynimizin sadece yüzde 10’unu kullandığımıza dair algıdır.Herkesin hoşuna gider buna inanmak. Çünkü geri kalan yüzde 90’ı da kullanmayı öğrendiğimizde daha zeki, başarılı ve yaratıcı olabileceğimiz umudunu barındırır. Ama ne yazık ki doğru değildir.Her şeyden önce neyin yüzde 10’u sorusunu sormak gerekir. Eğer söz konusu olan beyin bölgelerinin yüzde 10’u ise bu tez çok çabuk çürütülebilir. Nörologlar manyetik rezonans görüntüleme ya da MRI denen teknikle, insan bir şey düşünürken ya da yaparken beynin hangi bölümlerinin harekete geçtiğini gözleyebiliyor.Yumruğumuzu sıkıp gevşetmek gibi basit bir hareket ya da birkaç kelime söylemek bile beynin yüzde 10’undan daha büyük bir bölümünün harekete geçmesini gerektiriyor. Hiçbir şey yapmadığımızı sandığımız anda bile beynimiz oldukça meşguldür; nefes alma ve kalp atışı gibi fonksiyonları kontrol ediyor ya da yapılacak işler listesini hafızaya alıyordur.
34. İstanbul Film Festivali Onur Ödülleri Sahipleri Belli Oldu
İstanbul Film Festivali tarafından her yıl sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri sahipleri belirlendi.34. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri yönetmen ve yapımcı Yılmaz Atadeniz , müzisyen Cahit Berkay , oyuncu Nebahat Çehre, senarist ve yönetmen Safa Önal ve oyuncu Süleyman Turan ’a takdim edilecek. İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülleri , 3 Nisan Cuma gecesi Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda gerçekleştirilecek 34. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni’nde takdim edilecek.