Çin, Long March roketlerini bu yıldan itibaren güçlendirilmiş roketlerle artıracağını açıkladı. Yeni roketler Çin'in yeni uzay istasyonunun inşasında rol oynayacak.Çin, uzay görevlerinde kullandığı Long March roketlerinin çeşidi ve sayısının artacağını açıkladı. İlk olarak Long March 6 roketini bu yıl ortalarında göreve sokması beklenen Çin'in, gelecek yıl da Long March 5 ve 7 roketlerini ateşlemesi bekleniyor.Çin Uzay-Havacılık Sevk Gücü Akademisi'nden (CALT) Tan Yonghua, yeni nesil sıvı yakıtlı roketlerin Çin Uzay-Havacılık Bilim ve Teknoloji firması ortaklığıyla geliştirildiğini açıkladı.China Daily sitesinde verilen bilgiye göre, Long March 6 roketi 120 tonluk ateşleyicisiyle Güneş yörüngesinde hareket edecek yerden 700 km yüksekliğe 1 metrik tonluk yük taşıyabilecek. Tan, 2000 yılından bu yana geliştirilen ve sıvı oksijen ile gazyağı kullanan motorun doğa dostu olduğunu belirtti.Long March 5 roketi ise alçak yörügeye 25, daha yüksekteki sabit konumlu yörüngeye ise 14 metrik tonluk yük taşıyabilecek. Long Marcch 5 gibi gelecek yıl göreve girmesi beklenen Long March 7 de alçak yörünge görevlerinin yanı sıra Güneş yöüngesine 5.5 metrik ton taşıma yükü iletebilecek.Yeni Ay göreviLong Marc 2 ve 3 roketlerini 10 yıl içinde emekliye ayırmayı planlaya Çin, yeni roketlerle Tiangong 2 uzay laboratuvarının yörüngede konumlandırılmasını sağlayacak. Gelecek yıl gerçekleştirilmesi beklenen görevde Long March 5 roketiyle yörüngeye yerleştirilecek Tiangogn 2, Çinli taykonotlar tarafından birleştirilecek.Çin basınında yer alan bilgiye göre, 2013'te Chang'e 3 ile Ay yüzeyine inen Çin, benzer bir görev gerçekleştirecek. Chang'e 4 uzay aracının, 2020'den önce uzaya ateşlenmesi bekleniyor. Çin, özel yatırımcı ve şirketlerin desteğiyle gerçekleştirilecek görevle uzay-havacılık görevlerine desteği artırmayı planlıyor.Kaynak: Al Jazeera
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk Almanya'nın haftalık Die Zeit gazetesine verdiği röportajında Türkiye'nin AB üyeliği meselesinin artık geçmişte kaldığını ve kendinin de büyük hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. Orhan Pamuk, Türkiye'nin sorununun 'zenginleşme ile beraber demokrasi talebinin gelişmemesi' olduğunu ifade etti.Orhan Pamuk Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin artık geçmişte kaldığını ve hem Avrupa Birliği'nin, hem de Türkiye'nin kendi sorunları ile boğuştuğunu belirterek, 'Büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. 2002 ile 2009 yılları arasında iyimserdim. Türkiye Avrupa Birliği'ne girmeyi başardığında 'harikalar diyarındaki Alice' gibi her konuda konuşabileceğimize inanmıştım.' dedi.'ONLARI DİNDEN FAZLA PARA İLGİLENDİRİYOR'Türkiye'nin İslam dünyası için rol model olmasına da inanmadığını söyleyen Orhan Pamuk, Türkiye'nin sorununun, zenginleştiği ölçüde demokratlığının gelişmemesi ve ikisinin paralel ilerlememesi olduğunu ifade etti.Orhan Pamuk, yolsuzlukların ise siyasal İslam'ın gizemini kaldırdığını söyledi. 1990'li yıllarda siyasal İslamcılığın gizemli bir tarafının olduğunu, hatta Marksist ve Komünistlerin dahi bunu ilginç bulduğunu belirten Orhan Pamuk, bugün ise siyasal İslam'ın yolsuzluk nedeniyle gizemini tamamen kaybettiğini dile getirdi.Orhan Pamuk şöyle konuştu: 'Yolsuzluk nedeniyle siyasal İslam gizemini tamamen kaybetti. Türkiye'nin İslamcıları bir zamanlar toplumun alt kesimlerinden taşralı, kızgın, kendilerine yapılanları unutmaz kişilerdi. 12-13 sene sonra şimdi kendileri yönetim kadrosunu oluşturuyorlar. Şimdi her müesseseye el atıyor, iktidarı merkezileştiriyorlar. Onları dinden fazla para ilgilendiriyor. İslam sadece söylemlerini süsleyen bir unsur haline gelmiş durumda.' şeklinde konuştu.'HER GÜN YOLSUZLUK HABERİ OKUYORLAR...'Halkın bunu neden görmediği yönündeki soruya ise Orhan Pamuk şöyle cevap verdi: 'Çoğu insan bunu görüyor, ama ekonomi iyi gittiği için bir şeylerin değişmesini istemiyorlar. Gelişmekte olan çoğu ülkede - ki Türkiye de bunlardan biridir - insanları asıl ilgilendiren demokrasi değildir. İnsanları ekonomik büyüme daha fazla ilgilendirir. İnsanlar her gün yolsuzluk haberlerini okuyorlar ama kişisel olarak ön sene öncesine göre daha iyi durumda oldukları sürece hükümete destek veriyorlar.'Orhan Pamuk 2005 yılında da Alman Yayıncılar Birliği'nin barış Ödülünü kazanmış, 2007 yılında ise Berlin Hür Üniversitesi (FU), Brüksel Katolik Üniversitesi ve İstanbul Boğaziçi Üniversiteleri tarafından fahri doktora unvanına layık görülmüştü.Zaman
'Bilimin ne olduğunu sanıyorsunuz? Bilimin büyülü olan bir tarafı yok. Bilim, doğayı dikkatlice ve tüm detaylarıyla gözlemenin sistematik bir yoludur ve bu sırada edindiğimiz sonuçları değerlendirirken tutarlı bir mantığı takip etmektir. Bunun tam olarak hangi kısmıyla alıp veremediğiniz var? Tüm detaylarıyla incelemek konusunda mı? Yoksa dikkatli gözlemler yapmak mı? Sistematik yaklaşmak mı? Yoksa tutarlı bir mantığı takip etmek mi?' (Dr. Steven Novella)
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi'nde yapılan rektörlük seçimlerinde en yüksek oyu alarak seçilen Prof. Dr. Raşit Tükel, YÖK ve Cumhurbaşkanı'na çağrıda bulundu. YÖK'ten sıralamayı değiştirmemesini talep eden Tükel, Cumhurbaşkanlığı'ndan ise sandığın iradesine uygun atama beklediklerini ifade etti.CNN Türk'te Şirin Payzın'ın sorularını yanıtlayan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, bütün üniversitelerde en yüksek oyu alan adayın rektör olarak atanması gerektiğini vurgulayarak 'Eğer üniversitelerde demokratik bir ortam kurulacaksa bunun ilk aşamasının bu olması gerektiğini düşünüyoruz' dedi.
Mustafa Altıoklar'ın, Tayyip Erdoğan için 'Kişilik bozukluğu var, 46 raporu vermek lazım' sözleri mahkemeye taşınmıştı. Mustafa Altıoklar'ın davadaki savunması ortaya çıktıÜnlü yönetmen Mustafa Altıoklar Cnn Türk Aykırı Sorular programında Tayyip Erdoğan için 'Narsistik Kişilik Bozukluğu' olduğunu söyleyerek 'Kendisine rapor vermek lazım 46 raporu' ifadelerini kullanmıştı.
Hands Off My Dinosaur adlı sitenin sahibi sanatçı Teo Zirinis, genel olarak filmlerde ve efsanelerde yer alan canavarları konu ettiği illüstrasyonları ile eğlenceli bir çalışmaya imza atmış. İster tişörtlerinize baskı şeklinde ister farklı alanlarda kullanabileceğiniz illüstrasyon çalışmalarının tamamı için sanatçının Web Sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Rus ve Güney Koreli bilim insanları, yünlü mamutların hayata dönmesini amaçlayan deneylere başladı. Araştırmacılar, ilk aşamada Sibirya'da bulunan yünlü mamut fosilinden DNA örnekleri alacak.Bilim insanları, 2013 yılında Sibirya'da bulunan çok iyi korunmuş bir yünlü mamut fosilinden DNA alarak dev canlıları hayata döndürmeye çalışıyor. Rusya'nın Kuzey-Doğu Federal Üniversitesi ve Sooam Biyoteknoloji Araştırma Derneği tarafından yapılan çalışmada, mamutun bacağından kullanılabilir DNA örnekleri alınmaya başlandı.Siberian Times'ın haberine göre, araştırmaya 2006 yılında insan kök hücreleri üzerinde yaptığı çalışmalarla adı skandala karışan G.Koreli Hwang Woo-Suk liderlik ediyor. Suk'un sırasıyla 2006 ve 2011 yıllarında ilk klon köpek ve tilkiyi dünyaya getiren ekipte yer aldığı biliniyor.Yakutistan Mamut Müzesi'nden Semyon Grigoriev, 'DNA analizi için en iyi materyali temsil eden kemik iliğinden örnekler aldıklarını' belirtti. Grigoriev, 'Eğer numuneler beklediğimiz kadar iyiyse, bir veya iki yıl içinde dünyanın ilk nükleer mamut genomunu elde edebiliriz' dedi.Eğer mamutu diriltmek için yeterli tam hücre bulunamazsa, bilim insanları yapay hücre çekirdeği oluşturabilmek için genom haritası çıkarmaya çalışacak. Başarılı olunması halinde yeniden inşa edilen DNA bir filin embriyosuna nakledilecek. Tüm sürecin istendiği gibi gitmesi halinde bile, başarı oranı hakkında tahmin yapılamıyor.Bilim insanları yıllardır üzerinde çalıştıkları mamut klonlama işlemi için yeterince iyi korunmuş DNA bulamıyordu. Mayıs 2013'te bulunan mamut kalıntısında ise ilk kez klonlamaya imkan verecek DNA örneğinin elde edilebileceği öne sürülmüştü.Kaynak: Al Jazeera
Teknolojideki ilerleme sayesinde, askeri araştırma merkezlerinde tam otomatik savaş robotları geliştirmek hayal olmaktan çıkıyor. Robot savaşçılar olacak mı yoksa gereksiz yere panik havası yaratılmak mı isteniyor?
Son birkaç gündür ulusal gazete ve televizyonlar 'Domuz Gribi' haberleriyle dolu. İster istemez insanın yüzünde -tıpkı varlığından rahatsızlık duyulan bir tanıdık ile karşılaşıldığında beliren- sevimsiz bir ifade oluşuyor. Haberleri veren televizyonlar hiç vakit kaybetmeden konunun uzmanlarından görüş almaya başlıyorlar. 'Efenim domuz gribinden korunmanın yolları...' diye başlayan cümleleri uzun uzun burada yazmaya gerek yok. Çünkü neredeyse bu reçeteler tüm hastalıklar için aynı. Nasıl mı?Ne diyorlardı, hijyen kurallarına, iyi beslenmeye ve stresten uzak yaşamaya özen göstereceksiniz... İyi de bunlar nasıl olacak?
Akustikhane müzisyenlerin canlı canlı performanslarını sergiledikleri, hoş sohbetin hakim olduğu bir performans evi. Bugüne kadar 525 şarkı kaydedildi. Bu sezon sadece internet yayınına başlayan Akustikhane'de gerçekleşmiş güzide performansları listeledik.
20 Ocak tarihinde 'Vulnicura' adlı 9. stüdyo albümünü piyasaya süren ve albümden ilk video klip çalışmasını 'Lionsong' adlı şarkısına gerçekleştiren Björk, albümün 2. video klibini ise 'Family' adlı şarkısına gerçekleştirdi. Sanatçı, klipte albümün içerisinde kullandığı görseli adeta canlandırdı.
13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Film Festivali başladı. İstanbul'un ardından Denizli, Bodrum, Diyarbakır, Adana ve İzmir'e gidecek olan festivalde 25 ülkeden, 61 film gösteriliyor.'Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması' temasıyla düzenlenen 13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Film Festivali, 13 Mart Cuma günü başladı.Festivalde 25 ülkeden, 61 film gösteriliyor ve filmler 'Kadınların Sineması', 'Margarethe von Trotta Toplu Gösterimi', 'Nahid Persson Sarvestani Toplu Gösterimi', 'Kendine Ait Bir Cüzdan', 'Cins, Cinsiyet, Cinsiyetler' ve 'Bedenimiz Bizimdir' adında altı ayrı bölümde seyirciyle buluşuyor.Festivalin İstanbul gösterimleri 22 Mart’a kadar sürecek.Filmmor 28-29 Mart'ta Denizli'de, 4-5 Nisan'da Muğla-Bodrum'da, 11-12 Nisan'da Diyarbakır'da, 18-19 Nisan'da Adana'da, 25-26 Nisan'da İzmir'de seyirciyle buluşacak.Festival programı ise şöyle:
I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. Çanakkale'nin her karışında bu savaşı hissedersiniz.
Washington DC’nin prestijli kuruluşu Smithsonian Enstitüsü’nün resmi dergisi her yıl fotoğraf yarışması düzenliyor. Bu yıl 12.'si düzenlenen yarışmada, değerlendirmeler yine 6 farklı kategori üzerinden yapılacak. Yarışmanın 'Doğal Yaşam, Seyahat, İnsan, Amerikan Kültürü, Değiştirilmiş Görüntüler ve Mobil' kategorilerine, bu yıl 93 farklı ülkeden yaklaşık 26.500 fotoğraf sahibi başvurdu. Okuyucularının da oy verebildiği yarışmanın kazananları 31 Mart günü duyurulacak. Galerimizde 6 kategoride, finale kalan 60 fotoğraftan sizler için seçtiklerimizi paylaşacağız. Finale kalan diğer fotoğrafları bu adresten görebilirsiniz.
Alex Konahin, Letonya kökenli bir grafik sanatçısı ve illüstratör. Sanatçı çizimlerini sıklıkla hint mürekkebi kullanarak gerçekleştiriyor. Çizimleriyle ilgili bir diğer ayrıntı ise, kullandığı desenlerin alt yapılarında helezonik kıvrımlarla bezeli girift çiçeksi ayrıntılar olması. Kohanin'in 2013 yılında yayınladığı 'Küçük Kanatlar' adlı koleksiyonu dünya çapında yankı uyandırmıştı. Kelebek, arı ve yusufçuk gibi küçük kanatlı böceklerin detaylı çizimleriyle oluşan bu koleksiyon sayesinde Kohanin, bugün sanat çevrelerinde dikkatle izlenen bir isim. Ve o da üretmeye devam ediyor. Galerimizde sanatçının geçtiğimiz 2 yıl zarfında yayınladığı etkileyici çalışmalardan, sizler için seçtiklerimizi görebilirsiniz.Sanatçını diğer çalışmalara bu adresten ulaşabilirsiniz...
Sağlık Bakanlığı, 2014'ten bu yana 16 kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu ölümlerden 11'ine domuz gribi virüsünün neden olduğunu açıkladı. Domuz gribinde toplam vaka sayısı ise 170. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş; 'Herhangi bir grip salgını yok' dedi.Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş grip salgınıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Gümüş, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun 5 Şubat'ta yaptığı toplantıda herhangi bir salgın olmadığı tespiti yapıldığını açıkladı.'2014'ten bu yana toplam 16 kişi gripten dolayı hayatını kaybetti. Bunlardan 11'i domuz gribi, 5'i virüsün diğer tiplerinden dolayı yaşamını yitirdi. Bilim Kurulumuz toplandı, buna göre şu anda bir salgın durumu söz konusu değil.'Gümüş'ün verdiği bilgiye göre domuz gribi nedeniyle yaşanan 11 ölümün 2'si 2014 sonu, 9'u Ocak ayı içinde gerçekleşti. 170 kişiye H1N1 virüsü yani domuz gribi teşhisi kondu. Gümüş, bu sayının 2009'daki domuz gribi vakalarının altında olduğunu açıkladı:'2009’a dönüş mü var diye soruluyor. 2009'da 1 milyon 502 bin 654 grip vakası vardı, bunların 20 bin 800’ü yatarak tedavi edildi, 2800 hasta yoğun bakımda tedavi oldu. O yıl 556 hastamızı kaybetmiştik. 2012-2013 içinde 812 domuz gribi vakası ortaya çıktı, 2013-2014'te ise 17 vaka tespit edilmişti. Şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya girmemiz sözkonusu değil.'Gümüş domuz gribinden hayatını kaybeden 9 kişinin 45 yaşın altında olduğunu, tedavi gören 5 hastanın kronik diğer bazı hastalıkları da bulunduğunu açıkladı. Hayatını kaybedenler arasında çocuk bulunmuyor.Gümüş, Mersin'in Anamur ilçesinde hayatını kaybeden üç kişi için H1N1 virüsü tespiti yapıldığını söyledi, 'Etken bulamasak da viral bir hastalık pnemöniden hayatını kaybeden hastalarımız.' dedi.Risk grubundakilere tavsiyelerSağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş uzun süreli griplerde sağlık kuruluşlarına başvurulmasını istedi. Gümüş şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya gidilmeyeceğini belirterek Nisan sonuna kadar risk gruplarına yönelik tedbirleri arttıracaklarını anlattı. Gümüş, grip ilaçlarının kamu hastanelerinde hastalara ücretsiz verileceğini belirtti.Gümüş, gribe yakalananlara yatak istirahati ile sıvı, vitamin desteği tavsiyesinde bulundu. Sağlık Bakanlığı hastanelerde bakımı sağlamak gerekiyor.risk grubundaki hastaların yakın takibi açısından yaşlı bakım evleri gibi yerlerde takibi de arttıracak.Çocuklar için ayrı bir risk değerlendirilmediSağlık Bakanlığı Bilim Kurulu temsilcileri de özellikle çocuklar için bu yıl diğer yıllardan farklı bir tedbir alınmasına gerek görülmediğini anlattı. Özellikle oyuncak paylaşımı nedeniyle çocuklar arasında gribin daha kolay yayıldığını belirten yetkililer aileleri, çocukların ellerini sık sık yıkamaları, mendil kullanmaları ve burun akıntısı döneminden itibaren okula göndermemeleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri risk grubundakilerin mevsimsel grip dönemi başlamadan aşılanması gerektiğini de vurguladı.Al Jazeera Turk