onedio
Etiyopya'da 3,2 Milyon Yıllık İnsansı Fosili: Lucy
Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da bulunan ve kraliyet dönemine ait eşyaların sergilendiği Ulusal Müze'de dünyanın en eski ve en ünlü insansı fosili olarak bilinen 'Lucy' de ziyaretçiler tarafından ilgi gören eserler arasında yer alıyor.Kente gelen turistlerin uğrak yeri olan müzenin bodrum katında, dünyanın en eski ve en ünlü insansı fosili olarak bilinen 'Lucy'nin yanı sıra, 'Ardi' ve 'Selam' adlı fosillerle birlikte birçok hayvan fosili sergileniyor.Ardi 3,3 milyon, Selam ise 4,4 milyon yaşında. ABD'li paleoantropologlar Donald Johanson ve Tom Gray tarafından 1974 yılında, Etiyopya'nın kuzeydoğusundaki Afar bölgesinde bulunan Lucy'nin 3,2 milyon yaşında olduğu tahmin ediliyor. Lucy, diğer iki fosilden daha genç olmasına rağmen, insansı görünüme sahip olması nedeniyle daha fazla ilgi görüyor.Lucy'nin isim babası 'Beatles'İsmini, keşif çalışmaları sırasında paleoantropologların dinlediği, Beatles'ın 'Lucy in the sky with diamonds' adlı parçasından alan Lucy'nin öldüğünde 18 ile 25 yaş arasında olduğu varsayılıyor.Ardi'nin, Lucy'nin bulunmasından 20 yıl sonra Etiyopyalı araştırmacı Berhane Asfaw'ın da aralarında bulunduğu 40'tan fazla bilim adamından oluşan bir ekip tarafından, Selam'ın ise Etiyopyalı bilim adamı Zeresenay Alemseged tarafından 2000 yılında bulunduğu biliniyor.Hanedanlığa ait eşyalarMüzenin zemin katında ise 1930'dan 1974'e kadar Etiyopya İmparatoru Haile Selassie'ye ait oyma ahşap tahtı ve lüks kraliyet eşyaları koleksiyonu, Aksumite, Solomonik, Gonder dönemlerine ait eşyalar İbexes ve Sebe yazıtları sergileniyor.İkinci katta, tuval yağlı boya eserlerin ziyaretçileri karşıladığı müzenin üçüncü katında ise geleneksel silahlar, takılar, mutfak eşyaları, giyim ve müzik aletleri yer alıyor.Etiyopya'da okullar müzeye düzenli geziler gerçekleştiriyor. Geçen yıl müzeyi 54 bini yabancı, 192 bin kişinin ziyaret ettiği bildirildi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ocak ayında gerçekleştirdiği Etiyopya ziyaretine eşlik eden eşi Emine Erdoğan da Ulusal Müze'yi ziyaret etmişti.AA
'Tahitili Kızlardan' Daha Değerlisi Yok
Fransız ressam Gauguin'in Tahitili iki kızı resmettiği tablosu 300 milyon dolara satılarak 'en pahalı sanat eseri' rekorunu kırdı.Fransız ressam Paul Gauguin'in Tahitili iki kızı resmettiği 1892 tarihli tablosu, 300 milyon dolara (yaklaşık 741 milyon TL) satılarak 'en pahalı sanat eseri' rekorunu ele geçirdi.Basel'deki Kunstmuseum'da sergilenen tablo, İsviçreli koleksiyoner Rudolf Staechelin'a aitti.'Nafea Faa Ipoipo' (Ne Zaman Evleneceksin) adlı eserin Katar'da bir müzeye satıldığı iddia edildi.
The Legend of Zelda Dizi Oluyor
Gün geçmiyor ki farklı kulvarlarda oldukça beğenilen serilerin dizisi ekranlara yansıtılmasın. Bu konu hakkında bu kadar çok isyankar olmamızın nedeni ise; sizlerin de tahmin edeceği üzere bu işin suyunun çıkmış olması. Artık sürekli önemli oyun karakterlerini, serilerini farklı kulvarlarda görür olduk. Ki yapılan duyurular ve sızıntılarda bunu görmeye devam edeceğimizin göstergesi.Bugün itibariyle ortaya atılan bir iddia da bu durumdan biri. The Wall Street Journal’ın haberine göre efsanevi oyun serisi The Legend of Zelda’nın Netflix tarafından bir “live-action” dizisi için kolları sıvadığı yönünde. Bu duruma üzülsek mi sevinsek mi karar veremedik işin açıkcası. Sanırım buna dizi yayımlandıktan sonra karar verebileceğiz. Şimdilik elimizden gelen tek şey Netflix tarafından hazırlanacak olan The Legend of Zelda dizisinin iyi hazırlanacağını ümit etmek.Netflix ve Nintendo dizi hakkında açıklama yapmaktan çekiniyor, fakat bu çekingenliklerini birkaç güne bozacaklarını düşünüyoruz. Konu hakkında daha fazla bilgi geldikçe sizlere aktarmaya devam edeceğiz.Süper Karga
Duyularımızla Algıladığımız Dünyanın Sahteliğini İrdeleyen 10 Fotoğraf
Çinli fotoğraf sanatçısı Huainan Li 'nin çalışmalarında duyular ön planda. Bu olguyu sanatseverlere fotoğrafları aracılığıyla aktarıyor sanatçı. Bir bakıma sorguluyor. Baktığımız, gördüğümüz ve hissettiğimiz şeylerin gerçekte öyle olup olmadığını sorgulatıyor aynı zamanda hepimize. Bir nevi Antikçağ’ın ünlü filozofu Platon'un, içinde yaşadığımız ve bizim “gerçek dünya” olarak bildiğimiz dünyayı koca bir yalan olarak görmesi gibi. Not: Platon’a göre, içinde bulunduğumuz  bu dünya (varlık alemi) gölgeler dünyasıdır. Biz doğduğumuz andan itibaren duyularımız aracılığıyla bu dünyanın algısına sahip oluruz. Oysa gerçek dünya bu değildir, bizim duyup gördüklerimiz, dokunduklarımız birer gölgeden ibarettir.
Ayrılıklardan Sonra Söylenen 16 Şarkının Bağırarak Söylenen Nakarat Kısımları
Her ayrılık acı dolu ilk fazını atlattıktan sonra, 'umrumda bile değilsin, zaten hiç sevmemiştim ki' moduna giriverdiğinde kendini şarkı sözlerinde bulmayı tadacaktır. Nispetli şarkılara işaret parmağını sürekli sallayarak eşlik edenler, el hareketleriyle şarkıya klip çekenler, şarkının en vurucu kısmını bağırarak söyleyenleri görürseniz, bilin ki onlar sevgilisinden yeni ayrılanlar ve bunu henüz atlatamayanlardır. Türk popunu da oldukça geliştiren bu sistemin nadide 16 örneğiyle karşınızdayız;
Reklam
Selanik Belediye Başkanı: 'Atatürk'ün Evi Olarak Bilinen Ev Gerçek Evi Değil'
Selanik Belediye Başkanı Atatürk'ün evi olarak tanıtılan evin Atatürk'ün gerçek evi olmadığını öne sürdüSelanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris, bugüne kadar bilinen evin Atatürk'ün doğduğu ev olmadığını, gerçek evinin Selanik yakınlarındaki Langada’da bulunduğunu öne sürdü. Selanik’teki bilinen evin Atatürk’ün büyüdüğü ev olduğunu belirten Boutaris, 'Biz Selanik’teki evin çevresini düzenliyoruz. Langada Belediye Başkanı oradaki evi tanıtmak istiyor. Doğduğu ve büyüdüğü ev bağlantısı kurmak istiyoruz. Atatürk Türk olabilir, ama önce Selanikli. Büyük bir şahsiyet. Turizm için değil, Selanik’in Osmanlı geçmişi bir gerçektir, biz tarihi ortaya çıkarmak ve tanıtmak istiyoruz. Düşmanlıklar sona ermeli' dedi. Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş’ı makamında ziyaret etti. Boutaris ve Demirtaş, İzmir-Selanik arasında direk uçak seferleri, feribot seferlerinin çok yararlı olacağını, bunun için karşılıklı olarak girişimlerde bulunulması gerektiğini söyledi. Boutaris, 'İnsanlar İzmir ve Selanik arasında iş yapmak için gidip gelmeli. Bu yolu açmak istiyoruz. İş olanaklarını tanıtmak istiyoruz. İTO’nun katkısı önemli' dedi.Boutaris, Selanik yakınlarındaki Langada’da Atatürk’ün gerçekten doğduğu düşünülen evin bulunduğunu söyledi. Selanik’teki evin çevresinde düzenlemeler yapmaya başladıklarını belirten Boutaris, 'TÜRSAB da destek verecek. Çünkü bizim paramız yok. Langada Belediye Başkanı da Atatürk’ün doğduğu evi ortaya çıkarmak ve tanıtmak istiyor. Doğduğu ev ve büyüdüğü ev olarak bağlantı kurmak istiyoruz. Atatürk büyük bir şahsiyet. Türk olabilir ama ilk önce Selanikli. Tarihi hatırlamak, tanıtmak istiyoruz. Bu çalışmaları turist toplamak için yapmıyoruz. Tarihi ortaya çıkarmak gereklidir. Selanik’in Osmanlı geçmişi bir gerçek. Bunu tanıtmalıylız. Düşmanlıkların ortadan kalkması gerekli. Selanik’te İslam Sanatları ve Osmanlı Sanatları koleksiyonu sergisi açmak istiyoruz. Bu bir kültür hazinesidir' ifadelerini kullandı. Demirtaş, İzmir’de kruvaziyer turizmini geliştirmek için yıllarca ayak bastı barasını İTO’nun ödediğini söyledi. Kruvaziyer gemilerin Selanik’e uğramadıklarını belirten Boutaris ise daha şehirde yapacak çok işleri olduğunu, limanla ilgili sorunlar da bulunduğunu söyledi. Boutaris, espriyle karışık İTO’nun Selanik Belediyesi danışmanı olabileceğini söyledi. Demirtaş da bunun üzerine Kordonboyu’nun Pasaport bölgesinde yat limanı ve düzenleme projelerini Boutaris’e gösterdi. Boutaris, Selanik için de benzer proje olduğunu belirtti. Kaynak: DHA
Reklam
!f İstanbul, Berlinale'in Filmlerini Ağırlayacak
14. !f İstanbul Film Festivali bu yıl Berlinale'nin öne çıkan ve çok konuşulan 7 filmini Türk sinemaseverler ile buluşturacak.Berlin Film Festivali'nin programından dikkat çeken yedi film, Berlinale'den hemen sonra dünyada ilk kez !f İstanbul'da gösterim şansı bulacak. 'Motör: Koypa Kültürü & Popüler Türk Sineması' da özel kurgusuyla !f İstanbul'da olacak.12 Şubat’ta başlayacak 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali aynı zamanda Digiturk Galaları bölümünde The Forbidden Room / Yasaklı Oda adlı filmin yönetmeni Guy Maddin, “The Yes Men Are Revolting/Yes Men İsyanda” ile Igor Vamos ve Andy Bichlbaum, diğer adı ile Yes Men'i İstanbul'da ağırlayacak. Öte yandan 'I am Michael' Ben, Michael ile Justin Kelly ve Reiner Werner Fassbinder'le 1970'te yaptığı konuşma ve röportajları buluşturduğu “Fassbinder – To Love without Demands/Fassbinder: Talepsiz Sevmek” ile Danimarkalı sinemacı Christian Braad Thomsen, filmlerinin gösterimleri için İstanbul'da olacaklar.“The Act of Killing” ile şaşırtan, Joshua Oppenheimer'ın yeni filmi Look of Silence (Sessizliğin Bakışı), bilimkurgu ile müzikali buluşturan, camp film sevenler için hazine değerindeki Dyke Hard ve Afrika'da LGBTİ haklarının trajik durumunu gözler önüne seren, ben kısa filmli Stories of Our Lives (Yaşamımızdan Hikayeler) seyirciye merhaba diyecek.Türk asıllı yönetmen Cem Kaya'nın binlerce Yeşilçam filminin ve yaptığı yüze yakın söyleşinin ürünü olarak yedi yılda tamamladığı “Motör: Kopya Kültürü & Popüler Türk Sineması” ülkemizde ilk kez 97 dakikalık özel kopyasıyla seyirciyi selamlayacak. Yapım Yeşilçam’ın Tarzan’dan Drakula’ya, Oz Büyücüsü’nden Uzay Yolu’na, pek çok Batı çıkışlı filmin Türk versiyonlarını çekme süreçlerini konu alıyor.14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleşecek.14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, Cinemaximum Kanyon, Cinemaximum Budak; 26 Şubat-1 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier sinemalarında merhaba diyecek.Beyazperde
Nobel Barış Ödülü'ne Türk Aday
Araştırmacı-yazar Aydın Türkgücü, son kitabı 'Altın Bilgi Çağı' ile Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildiğini belirtti.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Konferans Salonu'ndaki toplantıda konuşan Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, Türkgücü'nün Nobel ödülünü alması için yapılan başvurularla ilgili bilgi verdi.Bu ödülün alınabilmesi için bir profesörün kitabı tavsiye etmesi gerektiğini ifade eden Kural, Nobel Barış Ödülü yetkilileriyle 2 ay süren mektuplaşmanın ardından önerilerinin kabul edildiğini anlattı.Türkgücü'nü, Prof. Dr. Ahmet İnam ile 30 Ocak'ta Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdiklerini belirten Kural, bu kapsamda kitabın İngilizce'ye çevrildiğini söyledi.Kural 'Nobel Barış Ödüllerinde bir ilk olacak. Biz, 'Bundan sonra kriterlerinizi' değiştirin. Doğayla barışık olan herkese bu ödülün açılmasını istedik. Dileriz bu kitap dünyada bir farklılık yaratır. Bu işin temelinde de doğa ve hayvan sevgisinin geldiğini bütün dünya anlar diye düşünüyorum. Savaşlar, iki lidere Nobel Barış Ödülü vermekle sona ermez' diye konuştu.Yazar Aydın Türkgücü de Nobel Barış Ödülü'ne adaylığını duyanların kendisine 'Hangi ülkeyle hangi ülkeyi barıştırdın?' diye sorduklarını dile getirdi.Nobel Barış Ödülü'nün 'insanlar arası barışa' verildiğini anlatan Türkgücü, şunları kaydetti:'Hayvanlarla doğayla ve en başta kendisiyle barışık olmayan insanların bütünsel barışa hizmet edecek gücü olmamaktadır. Tarih bize bunu ispat eder. Biz de diyoruz ki, artık kriterlerde bir değişiklik yapalım. Hayvanlarla doğayla ve kendimizle barışa hizmet eden projelere ödüller verelim. Nobel Barış Ödülü adaylık sürecini başlattık. Kitapta, maddenin değil, bilginin altın olduğu bir çağı anlattık. İnsanın maddeye bakış açısını değiştirerek barışı getirebileceğimizi düşünüyoruz. Final, aralık ayında olacak ve 5 kişi açıklanacak. Karşımızdaki ekip çok profesyonel. Altın Bilgi Çağı, nereden ve niçin geldiğimiz sorusu yerine pragmatik bir değişilik yaparak, soruda neyin için yaşadığımızı sorarak, evrenin rüya alemi ve illüzyon olduğunu ispatlama yönünde ciddi adımlar atmaktadır. İnsanları bu yönde düşündürmeye başlamaktadır.'Sabah
Reklam
Ya Kitap Okuru Okusaydı?
Kitap alırken neye bakıyoruz? Yazar? Konu? Değerlendirmeler? Herhalde, çoğu insan için bunlardan biri ya da hepsi önemli. Ama genelde ilk seferde aklımıza gelmese de, istisnasız hepimizin kitap alırken baktığı bir şey daha var: Kapak.İyi tasarlanmış bir kapağın çekiciliği tartışılmaz. Bir kitabı rafta gördüğümüzde ilk etkileşimi kapakla yaşıyoruz. Daha sonra okumak için kitabı her alışımızda da ister istemez kapakla başlıyoruz ilişkiye.Peki, okuyucunun kapağı değerlendirdiği gibi kapak da okuru değerlendirse ve tespit ettiği ruh haline göre onun kitabı okumasına izin verse –ya da vermese- ne olurdu?Amsterdam’daki Moore stüdyosunun geliştirdiği “The Cover That Judges You” adlı proje tam da bunu yapıyor. Kitaba entegre edilen bir kamera ve yüz tanıma teknolojisi yazılımı, okurun ruh halini değerlendirerek kitabın açılıp açılmamasına karar veriyor.
Reklam
Filipinler'de Karaya Vuran Dev Ağızlı Köpekbalığının Dehşet Verici Görüntüsü
Binlerce çeşit ve her boydan canlının yaşadığı okyanuslar bizler için her zaman korkutucu olmuştur. Geçtiğimiz hafta Filipinler'de bulunan Marigondon'un sahillerinde yakalanan dev ağızlı köpekbalığı, okyanuslarda başımıza gelebileceklerin en ciddi göstergelerinden bir tanesi. Bu canavarı görünce belki de günlerce gözünüze uyku girmeyecek.
Reklam
Reklam