Türkiye’de En İyi Oyunculuk Eğitimi Veren 10 Okul
Oyunculuk eğitimi almak günümüzde oyunculuk kadar zor iş uğraş haline geldi.Hangi okul daha iyi,hangisine gitsem daha iyi eğitim alabilirim diye düşünenler için özel bir liste hazırladık. Umarım bu bilgiler işinize yarayacaktır.Oyuncu, bir karakteri canlandıran (aktör ve aktris), dramatik bir yapımda rol alan ve sinema, televizyon, tiyatro veya radyoda mesleğini yapan sanatçıdır.Kiralikkamera.com.tr'den alıntıdır.http://kiralikkamera.com.tr/turkiyede-en-iyi-oyunculuk-egitimi-veren-10-okul/
Ertem Eğilmez'in Bir Şekilde Elinin Değdiği Efsane 30 Yeşilçam Filmi
Bilerek ya da bilmeyerek ne zaman televizyon başına otursak illa ki bir kanalda Ertem Eğilmez'in elinin değdiği filmlerden birine rastlamamız çok büyük olasılıktır. Yeşilçam tarihinin en üretken isimlerinden biri olarak Ertem Eğilmez, hem yönetmen, hem yapımcı, hem de senarist olarak sinema tarihimize eşsiz eserler kazandırmıştır. Sadece sinema değil edebiyat alanında da yaptığı yeniliklerle de devrim yaratmış karikatür dünyasına da katkılarını esirgememiştir. Ayrıca Türkiye'ye ilk langırt makinalarını getirten adam olarak da tarihe geçmiştir. Farklı yönleriyle sinema ve edebiyat dünyamıza fark katmış Ertem Eğilmez üstatın efsane nitelemesine yakışan herkesin bildiği 30 filmini sizler için derledik.
Yaşayan En Zeki İnsanlardan Olan Stephen Hawking'den Alıntılanmış 11 Söz
21 yaşında Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) tanısı konuluğunda, doktorlar Stephen Hawking'in yalnızca birkaç sene yaşayabileceğini düşünüyorlardı. Fakat teorik fizikçi Stephen Hawking, bu iddiayı boşa çıkardı. Kendisi şu an 73 yaşında. Bunun yanında, hayatının konu edildiği Theory of Everything (Her Şeyin Teorisi) isimli filmde kendisini canlandıran Eddie Redmayne 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülüne layık görüldü. Günümüz bilim dünyasına damga vurmuş bu bilim dehası Stephen Hawking'in sözlerini paylaşacağız sizlerle.
Bursa 13. Kitap Fuarı'nın Etkinlik Programı Açıklandı
TÜYAP Bursa Fuarcılık tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile bu yıl 13. kez kapılarını açmaya hazırlanan Bursa Kitap Fuarı, 14-22 Mart tarihleri arasında kitapseverleri konuk edecek. Aralarında İlber Ortaylı, Gülten Dayıoğlu, Can Dündar, Doğan Hızlan, İnci Enginün, Deniz Kavukçuoğlu, Hakan Bıçakcı, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Ahmet Şık, Buket Uzuner, Yalvaç Ural, Bengi Semerci, Yekta Kopan, Hakan Akdoğan ve Üstün Dökmen’in de bulunduğu pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı fuar süresince okurlarıyla buluşacak. 300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilecek Bursa Kitap Fuarı'nda dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 80 kültür etkinliği düzenlenecek. Çanakkale'nin 100. yılıBursa Kitap Fuarı, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Uluslararası basında Çanakkale Zaferi’nin yansımaları üzerine Timaş Yayınları tarafından “Yüzyıl Öncesinde Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları Sergisi” düzenlenecek ve fuar boyunca çeşitli paneller gerçekleştirilecek. Haldun Taner 100 yaşındaTürk tiyatrosunun önemli ismi Haldun Taner’in 100. yaşı Bursa Kitap Fuarı’nda çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 14 Mart Cumartesi günü Haldun Taner’in öykücülüğü Doğan Hızlan, Yavuz Ekinci ve Faruk Duman’ın katılımıyla ele alınacak. 21 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Haldun Taner’in yaşamı, eserleri, tiyatrosu ve her yönüyle ele alınacağı panele ise eşi Demet Taner, Zeynep Oral, Ömer Naci Topçu ve Kazım Güçlü konuşmacı olarak katılacaklardır. Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi Okuma Grubu tarafından 15 Mart Pazar günü Haldun Taner’in “Timsah” oyunu okunacak.TÜYAP tarafından, tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği bir sergi de düzenlenecek. 'Haldun Taner 100 Yaşında- Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım' sergisinde yazarın yaşamı, fotoğrafları, aile albümü ve eserlerinden metinler okurlarla buluşacak. Yayınlama özgürlüğü yolundaTürkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın da destekçilerinden biri olduğu “Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Yayınlama Özgürlüğü Alanında Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında 15 Mart Pazar günü düzenlenecek “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” paneline Buket Uzuner, Ahmet Şık, Turhan Günay ve Fatih Erdoğan konuşmacı olarak katılacak. Müzeyyen Senar’ın ardındanYakın zamanda kaybettiğimiz Müzeyyen Senar da doğum yeri Bursa’da bir panelle anılıyor. Sanatçının biyografisini yazan Radi Dikici’nin konuşmacı olarak katılacağı söyleşide Müzeyyen Senar’ın yaşamı ve eserleri kitapseverlerle paylaşılacak. Edebiyatımızda Mehmet KaplanTürk edebiyatına önemli katkıları bulunan akademisyen, eleştirmen Mehmet Kaplan, 100. yaşında 14 Mart Cumartesi günü bir panelle Bursa'da anılıyor. İnci Enginün, Zeynep Kerman, Kelime Erdal’ın konuşmacı olarak katılacakları ve Alev Sınar Uğurlu’nun yöneteceği panelde Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatına katkıları ele alınacak. Kadına yönelik şiddete karşı durabilmekBursa Kitap Fuarı’nda Avukat Hülya Gülbahar ve Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu’nun konuşmacı olarak katılacakları panelde Kadına Karşı Şiddete Karşı Durabilmek hukuki ve pratik boyutlarıyla ele alınacak.Girişin ücretsiz olduğu fuar her gün 10.00-19.30 saatleri arasında (22 Mart 2015 tarihinde saat 19.00’da sona erecek) ziyaret edilebilir.Sabitfikir
Magnum Fotoğrafları İstanbul Modern'de
Alman fotoğrafçı Thomas Hoepker'in 11 Eylül 2001 tarihinde New York'ta çektiği ve beş yıl boyunca yayınlamadığı bu tartışmalı fotoğraf, İstanbul Modern'de sergilenecek işler arasında.
Mr. Spock Hayatını Kaybetti
Uzay Yolu film serisinde oynadığı Mr. Spock rolüyle tanınan ABD'li oyuncu Leonard Nimoy, 83 yaşında hayatını kaybetti.Aktörün oğlu Adam Nimow yaptığı açıklamada babasının Los Angeles'ta kronik akciğer hastalığından vefat ettiğini açıkladı.Nimoy uzun yıllar aktör ve yönetmen olarak çalışmıştı.Ancak kendisini üne kavuşturan rolü, kültürel bir fenomen haline gelen Uzay Yolu filmindeki Mr. Spock rolüydü.Bilim kurgu film serisi Uzay Yolu'nda yer alan Nimoy, uzay gemisi Atılgan'ın ikinci kaptanı rolüyle sinema tarihinin unutulmaz karakterlerinden biri olmuştu.BBC Türkçe
Savcı: 'Ergenekon Terör Örgütü' Diye Bir Örgüt Yok
Savcı, bu tespiti 5’i Profesör ünvanlı 8 sanığın, “Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne üye olmadan yardım etme” suçlamasıyla yargılandığı davada yaptı. Ortada mahkeme kararıyla tespit edilmiş silahlı terör örgütü olmayınca, ona yardım etmenin de mümkün olamayacağını belirten savcı 15’er yıl hapis istemiyle yargılanan sanıkların tamamının beraat etmesini istedi.CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın “Ergenekon” davası kapsamında tutuklu bulunduğu sırada İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde tedavi görürken taburcu edilmesine yönelik hazırlanan heyet raporunun işleme konulmayarak gizlendiği iddiasıyla, 5’i profesör toplam 8 enstitü çalışanı hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmadan yardım etme” suçundan açılan davada, savcı mütalaasını verdi, tüm sanıklar için beraat kararı verilmesini istedi.PROFESÖR ÜNVANLI SANIKLAR DURUŞMADA EKSİKSİZ HAZIR BULUNDUİstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuksuz sanıklar, Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr. Erhan Kansız ve Prof. Dr. Nuh Nazmi Gültekin ve Muhammet Lütfullah Hüsrev ile avukatları hazır bulundu. Diğer sanıklar Şengül Ari, Hatice Sezer Karcıer ile Erkan Özhun ise katılmadı.SAVCI İDDİALARI HATIRLATTIDuruşma Savcısı Sait Kunt, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. Savcılık mütalaasında, Mehmet Haberal’ın “Ergenekon” soruşturması kapsamında 17 Nisan 2009 tarihinde tutuklandığını, cezaevine sevk edildiğini ve aynı gün rahatsızlanarak önce Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne ardından da İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’ne nakledilerek tedavisinin başlatıldığı hatırlatıldı. Mütalaada, “Daha sonra yapılan araştırmada bu kişinin bir süre sonra taburcu edilmesine yönelik heyet raporu düzenlendiği halde bu rapor işleme konulmayarak saklandığı ve daha sonra farklı tarihlerle yatarak tedavisinin hayati öneme haiz olduğunu gösterir raporlar düzenlendiği” belirtildi. Mütalaada,Haberal’ın sağlık durumuna ilişkin düzenlenen raporun, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden ve Adli Tıp Kurumu’ndan gizleyen yetkililer hakkında yapılan suç duyurusu üzerine Kardiyoloji Enstitüsü görevlileri hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. Heyetin, raporun kamuoyunda duyulmasının ardından, Haberal ile ilgili yeni raporlar düzenleyerek Adli Tıp Kurumu’na sevkini önlemeye yönelik yeni raporlar hazırladıkları ancak Adli Tıp heyetince yapılan incelemeler sonucu Haberal’ın Kardiyoloji Enstitüsü’nden taburcu edilerek cezaevine konulduğu anlatıldı. Mütalaada, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde sağlık durumu ile ilgili kanaat bildirme ve karar vermeye yetkili kişilerden ana bilim dalı başkanı Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Erhan Kansız, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr. Hatice Sezer Karcıer, servis doktoru Nuh Nazmi Gültekin ile Mehmet Haberal’ın refakatçisi olduğu belirtilen Muhammet Lütfullah Hüsrev ile hareket ettiği belirtilen Erkan Özkum ve bu kişilerle ilgili işbirliği halinde olduğu belirtilen servis hemşiresi Şengül Ari’nin terör örgütüne üye olmaksızın bilerek yardım ettikleri iddiasıyla cezalandırılmalarının talep edildiği belirtildi.SAVCI: ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI MAHKEME KARARIYLA TESPİT EDİLMEDİYaşanan sürecin anlatıldığı mütalaanın sonuç kısmında, “Ergenekon silahlı terör örgütünün varlığının herhangi bir mahkeme kararıyla sabit olmadığı ve bugün itibariyle de kapatılan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının temyiz aşamasında bulunduğu, herhangi bir idari kararla bir yapının silahlı terör örgütü olarak adlandırılmasının mümkün olmadığı ve bu örgütün ilk kez belirtilen dosyada örgüt olarak adlandırıldığı” belirtildi.“OLMAYAN ÖRGÜTE YARDIM DA EDİLEMEZ”Bu itibar ile suç tarihinde mahkeme kararı ile sabit olan bir örgüt yapısından bahsedilemeyeceğinin vurgulandığı mütalaada, sanıkların örgüte yardım etmelerinin fiilen mümkün olmadığı, öğretim üyesi ve kamu görevlisi olan şüphelinin eylemlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunması halinde bu eylemlerinin görevin kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceği belirtildi.“SANIKLAR BERAAT ETSİN”Dosyada öğretim görevlisi ve kamu görevlisi olan kişiler ile ilgili olarak görevi kötüye kullanmak açısından da herhangi bir ön soruşturma sonucu davanın açılmadığına dikkat çekilerek, “Tüm sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmadan yardım etme suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verimesine kamu adına talep olunur” denildi.Mütalaanın okunmasının ardından savunma yapan sanıklar ve avukatları mütalaa doğrultusunda beraatlerini talep etti. Mahkeme heyeti oy birliği ile dosyanın incelenmesi üzere duruşmayı erteledi.İddianamede, şüpheliler Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr.Erhan Kansız, Prof. Dr. Hatice Sezer Karcıer, Prof. Dr. Nazmi Gültekin, Erkan Özhun, Songul Arı ve Muhammet Hüsrev’in “silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi isteniyor. DHA
Narmanlı Han'ın Akıbeti Ne Olacak?
'Otel mi, AVM mi' olacak diye merak edilen Narmanlı Han'ın restorasyonunu yapacak mimar Genim, handa yedi dükkan, iki lokanta olacağını, otel ya da AVM yapılmasının mekanın küçüklüğü nedeniyle mümkün olmadığını belirtti.'Otel mi, AVM mi' olacak diye merak edilen tarihi Narmanlı Han projesinin detaylarını mimarı Sinan Genim bianet'ten Nilay Vardar'a anlattı.İstiklal Caddesi'nde 1831 yılında inşa edilen bina Beyoğlu'nun en güzel mekanlarından biri.Ahmet Tanpınar gibi sanatçıların da yaşadığı bina Narmanlı ailesi tarafından 57 milyon dolara Mehmet Erkul ve Tekin Esen’e satıldı.Satışın ardından binanın ne olarak kullanılacağı merak konusuydu. Otel ya da AVM yapılacağı söylentileri çıkmıştı.Projenin restorasyonunu yapacak mimar Sinan Genim, röleve/restitusyon projesinin koruma kurulunda onaylandığını restorasyon projesinin ise hazırlanma aşamasında olduğunu söyledi.
Mısır'da Duvar Resimleri Nasıl Gelenek Oldu?
Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Kahire sokakları Mısır devrimini hatırlatan duvar resimleriyle dolu.Gösterilerin merkezi olan Tahrir Meydanı’nın bir kenarında, bir zamanlar Mübarek’in Ulusal Demokratik Partisinin merkezi olan yüksek bina isten kararmış boş bir halde duruyor.Başka bir binanın duvarları ise ona tezat oluşturur gibi rengârenk boyalarıyla parıldıyor. Bu duvar resimleri, Mübarek karşıtı protestolar başladığından bu yana canlanan duvar resimleri hareketinin en iyi örneklerinden.2001’den bu yana Kahire’de yaşayan ve Devrim Yazıları: Yeni Mısır’da Duvar Resimleri adlı kitabı yazan Mia Gröndahl “Daha önce Mısır’da duvar resimleri yoktu” diyor. “Sayıları o kadar azdı ki insanlar farkında bile değildi onların. Ama ortaya çıkmayı ve kendilerini dürüstçe ve siyasi olarak ifade etmeyi bekleyen çok sayıda ressam varmış belli ki.”2011 başlarında gösterilerin başladığı ilk günlerde yüzlerce kişi ölmüştü. Gelişmekte olan olayların sıcağıyla bazıları öfkeyle taş savururken bazıları da fırçalarını ve sprey boyalarını alıp duvar yazıları ve duvar resimleriyle, Gröndahl’ın deyimiyle “sanat saldırısına” geçmişti.Üç yıl önce “duvar yazıları haftası” düzenlendiğinde akıllarda kalan duvar resimlerinden biri, büyük bir tankın bisiklete binmiş ve başında simit tablası taşıyan bir çocuğu hedef alışını resmediyordu. Zaman içinde, farklı gelişmeler doğrultusunda bu resme eklemeler yapıldı, yeniden boyandı, hasara uğradı, vb.Bu duvar resmindeki karakterlerden biri de üzgün bir pandaydı. Bir süre sonra üstü boyanan Üzgün Panda bir sembol haline geldi ve Kahire’nin farklı duvarlarında boy göstermeye başlayarak ülkenin sokak sanatına yeni bir olgu olarak girdi.Gröndahl’a göre, “Mısırlılar duvar resimlerini çok seviyor. Bu ülkede insanların kendilerini resimle ifade etmesi eski bir gelenek. Şimdi de özgürlük mücadelesinin bir parçası haline geldi. Duvar resimleri devrimin henüz bitmediğini hatırlatıyor insanlara.”Kitapta toplanan resimler, duvar resimleriyle ünlü İngiliz ressam Banksy’yi sönük bırakıyor. Duvar resimleri tanım itibariyle halk için, halk tarafından yapılan eserleri ifade ediyor aslında. Mısır’da bu sanat protestonun önemli bir aracı olduğunu kanıtladı.Yeni kuşak Mısırlı duvar resimleri sanatçıları arasında uluslararası ün yapmış isimlerden biri Alaa Awad. El Uksur’da resim öğretmenliği yapıyor. Eski Mısır uygarlığından motiflere yer veren Awad’ın resimlerinin mesajı diğer çağdaşlarınınki kadar hemen göze batmıyor. Ünlü resimlerinden biri de ölen yakınları için yas tutan kadınları tasvir ediyor. Bu resim dönemini anlatıyor ama motif eski mezarlardan ödünç alınmış.Awad Mısır uygarlığıyla gurur duyduğunu ifade ediyor. Halkın da bu kültürü hatırlaması ve tarihiyle gurur duyması için çalıştığını söylüyor. “Geçmişimizi unutursak geleceğimizi bilemeyiz,” diyor.Gröndahl, Awad’ın duvar resimlerinin herkesin zevkine hitap etmeyebileceğini, onun mesajını hemen anlamanın kolay olmadığını söylüyor. “Oysa duvar resimlerinde ne anlatılmak istendiğini insanların hemen anlaması gerekir. Ama bir ressam olarak onun eserlerini çok ilgi çekici, etkileyici ve renkli buluyorum.”BBC Türkçe
Alışılmadık Nesneler ile Yaratıcı Sanat Çalışmalarına İmza Atan Kadının 13 Eseri
Red Hong Yi adında Malezyalı bir kadının imzasını taşıyan bu dikkat çekici eserler, geleneksel kalem, resim fırçası vb. gibi araçların aksine alışılmamış malzemelerin kullanımıyla ortaya çıkarılmış sanat çalışmalarından oluşturuyor. Yeni çalışmalarından haberdar olmak Web Sitesini veya Instagram Hesabını takip edebilirsiniz