Yozgatlı Profesör Köy Okullarını Gezip Öğrencileri Motive Ediyor
YOZGAT (AA) - ÖMER ERTUĞRUL - İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi devlet okulunda yatılı olarak okuyan Yozgatlı profesör, tek tek köy okullarını gezerek düzenlediği etkinliklerle yol gösterdiği öğrencileri motive ediyor. Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Böyükata, devlete ve millete olan borcunu, kendisi gibi köylerde okuyan öğrencilere yol göstererek ödemek istiyor. Arkadaşlarından, çeşitli derneklerden ve düzenlediği kampanyalarda topladığı kitapları, gittiği okullarda öğrencilere hediye eden Böyükata, köylerin ismine göre, 'Hisarbey'den Farabi çıkabilir', 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' gibi isimlerle düzenlediği etkinliklerle öğrencileri motive ediyor. Derslerde öğrencilere, bilim ve bilim adamları hakkında bilgi veren Böyükata, öğrencilerin sorularını cevaplıyor. Öğrenciler de köylerinde bir profesörü ağırlamaktan, onunla ders işleyip sohbet etmekten mutluluk duyuyor.Böyükata, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisinin de köyde doğduğunu, ilkokulu köyde okuduğunu anlatarak, Yozgat'ın Çekerek ilçesine bağlı Bayındırhöyük İmam Hatip Ortaokulunda 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' etkinliği düzenlediğini söyledi. Ortaokul ve liseyi, 'milletin parasıyla, Pazarören'de devlet okulunda, parasız ve yatılı olarak' okuduğunu anlatan Böyükata, 'Bu nedenle köy okullarından gelen talepleri geri çevirmiyorum. Gittiğim yerlerde Farabi'den, İbn-i Sina'dan, Aziz Sancar gibi bilime öncülük etmiş insanlardan bahsediyoruz. Onların hayatlarından örnekler veriyoruz. Bu da öğrenciler arasında merak uyandırıyor.' dedi. Böyükata, gittikleri yöreden de bahsettiklerini kaydederek, 'Yozgat'ta üst düzey birçok devlet adamımız var. Bulunduğumuz köy, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey'in doğduğu köy. Bunlar çocuklarımız için birinci derece motivasyon kaynağı oluyor.' ifadelerini kullandı. 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık'Çekerek Milli Eğitim Müdürü Zeki Akkan da bir öğretim görevlisinin köy, kasaba demeden gelmesinden mutlu olduklarını dile getirdi. Akkan, 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık. Bizim çocuklarımız eğitimin başında profesörden ders alma, onun deneyimlerinden faydalanma fırsatı buldu. Hocamıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Mustafa Bey'i her zaman köyümüzde görmek istiyoruz.' diye konuştu. Bayındırhüyük İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ahmet Erdem ise Prof. Dr. Mustafa Böyükata ile bir etkinlik düzenlediklerini aktardı. Erdem, okulda normal eğitim öğretimin dışında farklı etkinlik düzenlemeyi çok önemsediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:'Ben de köyde okudum büyüdüm, ilk defa profesörü üniversitede gördüm, tanıdım, üniversitede dinledim. Bizim öğrencilerimiz 5. sınıfta profesörle ders yapma imkanı buldu. Bu etkinliğin çocukların ufkunu açma adına büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.''Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi'Öğrencilerden Meltem Akkan da köylerine ilk defe profesör geldiğini ifade ederek, 'Çok mutlu odum, bize sorular sordu, biz de cevapladık. Aziz Sancar'ı, Akşemseddin'i, bilim insanlarını öğrendik.' dedi. Duygu Geçim de 'Profesör hocamız, bize herkesin bilim insanı olabileceğini söyledi, bize güven verdi. Aziz Sancar köyden çıktı, biz de köy okulunda okuyoruz, biz de profesör olabiliriz.' diye konuştu.Esmanur Karaşahin de profesörle ders yaptıklarını, sohbet ettiklerini aktardı.Karaşahin, 'genelde köy okullarından fazla bir şey çıkmaz' dendiğini anlatarak, 'Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi. Bizleri, daha iyi yerlere gelebileceğimiz konusunda motive etti, çok teşekkür ederiz.' ifadelerini kullandı.
Sesil Aktürk Yazio: Cremona Kaplanı! Mina Mazzini
Müzik hayatınızda ne kadar güçlüdür? Bir şarkı size aşkı veya acıyı ne kadar hissettirebilir? Çaresizliği ya da adanmışlığı? Dünyayı değiştirebilir mi? Bir şarkı insanı değiştirebilir mi? Her şeyi silip yeni baştan başlatabilir mi?
Bilim Kurulu Üyesi Güner'den 'Bilinçli Olun' Çağrısı
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Rahmet Güner, koronavirüsün yayılmasını önlemek için bilinçli davranmanın önemine vurgu yaptı. Güner, 'Her kademedeki kişinin bilinçli şekilde davranması son derece kıymetli. Toplu halde bir araya gelinmelerin önlenmesi; herkesin olası hastaymış gibi davranıp, biriyle karşılaştığımız vakit 'O kişi henüz belirtisiz; ama hasta olabilir' bilinciyle davranırsak herhalde ülke olarak daha anlamlı bir yerde oluruz' dedi.
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Gaziantep'te "Müzeyyen Erkul Bilim Merkezi"Nin Temeli Atıldı
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK, Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) ve Erkul ailesinin iş birliğiyle yapılacak 'Müzeyyen Erkul Bilim Merkezi'nin temeli düzenlenen törenle atıldı.Gaziantep Üniversitesi Kampüsü'nde inşa edilen bilim merkezinin temel atma töreninde konuşan AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, dünyanın çok hızlı bir değişimin içerisinde olduğunu söyledi.Ülkelerin gücünün ekonomik güçleriyle değerlendirildiğini, ekonominin altında yatan en büyük gücün de teknoloji olduğunu dile getiren Bakbak, 'Çağın gerisinde kalmamız mümkün değil. Gaziantep'te yaklaşık 2 milyon nüfusa sahibiz ve nüfusun yarısı neredeyse genç. Genç nesil ve genç beyinler doğru yönlendirildiğinde ülkenin ikbali ve istikbalidirler. Bu konuda bize çok büyük görevler düşmektedir.' dedi.Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de bilim adına atılan temelin kendilerini çok heyecanlandırdığını söyledi.Tam bağımsız Türkiye olabilmek için gençlere yatırım yapılması gerektiğini anlatan Şahin, 'Teknoloji açığını kapatmamız gerekiyor. Eğitim camiasıyla yoğun şekilde çalışıyoruz. Çünkü altyapı belediyeciliği bitmiştir. Hizmet belediyeciliği artık olgunlaşmıştır. Artık kültürel belediyecilik ve şehir ekonomisi yükselen bir değerdir. O yüzden insanı merkeze alan sosyal alanda, bu şehrin gündemine dair ne varsa birlikte çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.Erkul ailesi adına konuşan Sabri Odabaşı da teknolojik gelişmelere uyum sağlayan ve bilimsel ilkeleri benimseyerek pratik olarak uygulayan bir toplumun oluşmasının sağlanması gerektiğini belirtti.Böyle bir genç neslin oluşturabilmesi için bilim ve teknolojiye ulaşılabilirliğin artırılması gerektiğine dikkati çeken Odabaşı, 'Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, çocukların ve gençlerin bilime ilgi ve merakını artıracak, teknolojiyi daha doğru kullanımlarını sağlayacak ve Gaziantep'te yakışır bir bilim merkezinin yapımını bize teklif edince çok sevinçle karşıladık ve kabul ettik.' diye konuştu.Konuşmanın ardından protokol üyeleri butona basarak, projenin temelini attı.Törene, TÜBİTAK Toplum ve Bilim Dairesi Başkanı Bekir Çengelci, GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın, AK Parti Gaziantep milletvekilleri Abdullah Nejat Koçer, Mehmet Erdoğan, Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli ve öğrenciler katıldı.Temeli atılan, 30 bin metrekare alana kurulacak ve 15 bin metrekare kapalı alanının bulunacağı merkezde, temel bilimler, teknoloji ve yapay zeka, uzay ve havacılık, enerji ve ekoloji alanlarında eğitim verilecek.
Reklam
Ayfer Batı Yazio: Eğitim Sistemimiz Beynimize Uygun mu?
etiket
Yaklaşık 2 milyonluk bir öğrenci grubunun tamamına uygun bir müfredat hazırlamak mümkün mü? Türkiye’de bugünkü müfredat, bu öğrenci topluluğunun yüzde 10’luk alt bölümünde yer alanlar için hazırlanıyor. Bu öğrencilerin her birinin farklı bir düşünce yapısı ve algılama dünyası var. Bir de eğitim sistemi okul başarısına odaklı olduğu sürece zekâ ve yeteneği, yani istidattı göz ardı etmekten kurtulamıyor. Oysaki öyle devam ediyor. Eğitimin amacı bütün çocukları ortancalar düzeyine getirmek olmadıkça eğitimde eşitsizlik sarmalı da çözülemez. Bir de kuşağında bulunduğumuz Batı eğitim sistemi ‘innovasyon’ süreci sonucu eğitim sisteminde bağışlayıcılık, merhamet, empati, minnettarlık eğitimi, uzlaşmacılık, yardımlaşma, alçakgönüllülük gibi kapitalizmin önemsemediği değerlerin bizim sistemimizde de dışarıda bırakıldığı düşünülürse, şansımız çok azalıyor.İnsan beyninin sosyal becerileri düzenleyen alanlarının zihinsel becerileri düzenleyen alanları gibi eğitilmeye ihtiyacı vardır. Ezber odaklı ve teorik bilgi yükleyici eğitim sisteminde- ki bizimki tam olarak öyle- sadece tekrarlama vardır, itaati yüceltir, zihinsel itiraz, sorgulama ve yeni deneyimlere açık olma, eleştirisel düşünme önemsenmez. “Sorma, düşünme, itaat et” öğretilir. Bu beyin tabanlı öğrenme modeline aykırıdır, öncelikle Akademik başarı önemsenir. Öğrenmeyi bize hatırlatan eğitim sisteminde – ki bizimki asla böyle değil- ise bilgiye ulaşma yolları öğretilmelidir. “Önce doğru soru sor, sonra farklı düşün, yeni deneyimlere açık ol, daha sonra itaat et” denilir.
Osman Balcıgil Yazio: Mu ve Atlantis "Şahane Palavralar" mıdır?
etiket
Merhaba Ezoterist dostları. Giderek derinleşeceğimizi söylemiştik. Neyin doğru olduğunu, ancak neyin yanlış olduğuyla karşılaştırabilirsek anlayabiliriz. Ben de Ezoterist’te öyle yapmaya çalışacağım. Bugünkü konumuz ezoterizme merak salanların en merak ettiği iki konu “Mu” ve “Atlantis”.  Buyurun bakalım. Ezoteristlerin üzerinde en çok tartıştığı konular Mu ve Atlantis’tir. Ve büyük bir ihtimalle, en azından bu konuda hiçbir zaman fikir birliğine varamayacaklardır. Kayıp olduğu söylenen bu sözde iki kıta için, ezoterizme ayağı yere basarak yaklaşanlar “saçmalık” diyor. Hayal kurma yolunda kendisini alabildiğine serbest bırakan öteki ezoteristler içinse, Mu ve Atlantis son derece gelişmiş uygarlıklardı. Dünyada uygarlığın başlangıcını, dört yüz elli bin yıl önce, başka bir gezegenden gelen gelişmiş yaratıklara bağlayanlar bile var. Mu efsanesine inananlar, birbirinden farklı onlarca söylence anlatıyorlar. Üzerinde anlaşma sağlanan, bu medeniyetin bir doğa olayı sonucu denizin dibini boylamış olması. Sözde Mu Kıtası’nda kurulu olan ezoterik organizasyonun adına Naacal Kardeşliği, bıraktıkları söylenen “bilgi hazinesi”ne de Naacal Tabletleri deniliyor.
Reklam