Sesil Aktürk Yazio: Beyaz Tavşanı İzle
Geçen gün tavşanlar üzerinde yapılan “Müzik Zenginleştirmesi” deneyini anlatan bir yazı okudum. Indiana Üniversitesi “Yeni Zelanda Beyaz Tavşanları” -ve diğer tavuk gibi kümes hayvanları, kemirgenler- üzerinde yaptığı deneyi ve uyguladıkları yöntemi anlatıyordu. Yazıda ayrıca hayvanların işitme yetenekleri ve algıların türler arasında büyük ölçüde farklılık gösterse de, müziğe “maruz kalmanın” yararlı etkilerinin köpekler, kediler, domuzlar, sıçanlar, fareler, tavuklar, balıklar ve filler, inekler ve insanlar dahil hepsinde kendisini gösterdiğinden bahsediliyordu. Klasik veya benzer (şekilde modüle edilmiş) müziklerin, birçok türde anksiyete etkilerini önemli ölçüde azalttığını; “hoş” müziğin, insanların hipotalamuslarındaki (talamusun -koku hariç tüm uyaranlar için istasyon- altında bulunan ve 3. kalp karıncığı tabanını oluşturan vücut sıcaklığı, hipofiz bezi ve sempatik sinirlerin yönetildiği ön beyin bölgesi) kalp atışı veya solunum gibi tepkilerinin yanı sıra, aslında yaşanan an içinde bir ödül olmasa da beyindeki ödül devrelerini harekete geçirdiğini gözlemlediklerini yazıyordu. Demek Platon 2500 sene önce müziğin “sadece eğlence yaratmak için kullanır” fikrini boşuna küçümsememişti.
Çin Aşısı Hakkında 5 Soru 5 Cevap: Bilim Kurulu Üyeleri Çin Aşısını Yaptıracak mı?
Çin'den gelecek Kovid-19 aşısı konusunda kafalar karışık. Pek çok kişi aşıya güvenmediğini ve yaptırmayacağını söylüyor. Toplumun en kısa sürede aşılanması gerektiğini belirten bilim insanları ise bulabildikleri ilk aşıyı olacaklarını söylüyor. Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü bu konudaki görüşünü, “Ulaşabildiğim aşıyı olmayı düşünüyorum” diye açıklarken, Prof. Dr. Pınar Okyay ise “Aşıyı şiddetle bekliyorum. Kullanım izni verilen aşıyı olacağım” diyor.
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Pandeminin Balayı Bitti, Tribülansa Girdik, Maskelerinizi Takın
İlk günlerde her şey iyi gidiyordu. Bildiğimiz normalleri yaşatabileceğimizi sanmıştık. Metropollerde iş yoğunluğundan, kırsalda bağ, bahçe işlerinden evine, çocuğuna vakit ayıramayanlar için iyi bile olmuştu. Gelen giden olmayınca dağınıklık bile gözümüze fena gelmiyordu. Babalar çocukların kaça gittiğini, çamaşırın bitmediğini, ne çok yemek yendiğini fark ettiler. Anneler, hatta bazı babalar ekşi mayalı ekmek işini iyiden öğrenip, birbirlerine sosyal medyadan meydan okudular. Sahi n’oldu o ekmekler?  Kıtlık mı geçti, korkumu dindi, eğlence mi bitti?
Reklam
Ahmet Baran Yazio: Ben Biz Olduğumuz Zaman Ben Olurum. Ben, Ben Olduğum İçin Sen, Sensin
etiket
Her şimşek çakması ozon oluşumuna bu da zarar gören ozon tabakasının tamir edilmesine neden olurmuş̧,Toprağa ulaşan her yıldırım da azot oluşumuna bu da toprağın daha verimli olmasına yararmış,Deprem adeta düdüklü tencerenin düdüğü imiş, yeryüzünün varlığını koruyabilmesi için yeraltındaki yanıcı gazların ürettiği buhar basınçlarının bir delik bulup dışarı çıkması gerekirmiş,̧
Reklam
Soner Arıca Yazio: Sezen Aksu Diyor Ki 'Ben Kimseden Gitmem, Gidemem'
etiket
aslında sezen aksu'nun değişik duygu durumlarımıza dokunan şarkılarından bir seçki yapmak istiyordum ( ki yapacağım) ama şimdilik onun şarkılarında kendimizle yüzleşmemize sebep bir halden; gitmek ve gidememek arasındaki, kafa yorucu, arada kalma meselesine temas etmeyi tercih ettim..tabi şarkı yazan hemen herkesin baş konularından biri olmuştur 'gitmek' eylemi....  'git' demek, 'gitme' demek, 'gidiyorum' demek v.s ya da durdurulmak istenildiği için gelecek zaman takısıyla 'gideceğim'  anonsu :)
Reklam
Umut Nur Sungur Yazio: “Ekmek Bulamıyorlarsa Pasta Yesinler!”
etiket
Marie Antoinette tarafından söylendiğine dair kanıt olmamasına rağmen ona mâl edilen “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!' sözü birbirimizle empati kurma konusunda son iki yüzyılda ne kadar yol aldığımızı düşündürdü bana.Sizce günlük hayatımızda birbirimizi ne kadar iyi anlıyoruz ya da karşımızdakinin ne hissettiğini fark ediyoruz? Birbirimize ne kadar açılıyoruz? Karşımızdaki kişinin ne hissettiğini ancak bize gösterdiği kadarıyla biliyoruz. Ama bir kitap okurken romandaki karakterleri net olarak anlayabiliriz çünkü yazar karakterlerin hem iç hem de dış dünyalarını açıkça gözlerimizin önüne serebiliyor.
Reklam
Reklam
Barış Erbil Yazio: Glam Rock: Rock Müzikte Görsel İhtişamın ve Toplumsal Cinsiyetin Kültürel Devinimi
etiket
Dışavurumsal yaklaşım rock müzisyenlerinin farklı tarihsel dönemler boyunca en önemli özelliklerinden biri olmuştur. Belirli bir duyguyu ve duygusal yoğunluğu en iyi şekilde anlatmak ve aktarmak gayesinde olan icracılar zamanla bu gayelerini yaşam tarzlarından sahne şovlarına ve hatta bunun ötesinde bir alt kültür ögesi olarak ideolojik bir yaklaşım dahilinde olgunlaştırmış ve yaşatmışlardır. Glam Rock da tür olarak bu kültürel evrime şatafatlı bir kimlik tanımlaması ile büyük katkı sağlamıştır. Bu türe adını kazandıran “parıltı” kelimesi zannediyorum ki bizlere 1970’li yılların başında İngiltere’de ortaya çıkan ve birçok rock müzik grubunun bu parıltı ile sahne şovlarına renk getirmesini sağlayan bu akım hakkında oldukça yeterli bir ipucu veriyor. Parıltılı ve tabuları reddeden, özgür bir yaşam biçiminin öncüleri.
Reklam