Umut Nur Yazio: Sanatın Karar Verme Sürecine Katkısı
Seçim yaparken zorlanan, bir türlü karar veremeyenlerden misiniz? Ya yanlış karar verirsem şeklinde korkularınız mı var? Karar verme sürecinin size strese soktuğunu mu düşünüyorsunuz? Peki, karar vermemenin ve bu süreci sürekli ertelemenin sizi daha çok strese soktuğunu biliyor muydunuz? O halde karar nasıl verilir? Karar, tercih ve değerlerinize göre alternatifleri belirleyip, onlar arasından seçim yapılarak verilir. Karar verme, tatmin edici bir çözümle sonuçlanan bir sorun çözme işlemi olarak da görülebilir. Şimdi karar verme sürecini sanat ile nasıl bağdaştırdığımı sorduğunuzu duyar gibiyim. Şöyle yanıtlamak istiyorum: Sanat diğer şeylerden farklı olarak bizlere kullanacağımız renk, materyal, konu, obje yani her şeye, kendimizin karar verebildiği alanlardan biridir. Bu özelliğinden dolayı sanat bence, karar alabilmeyi, aldığımız kararların sonuçlarından öğrenip, yolumuza devam edebilmeyi öğrenebileceğimiz en keyifli ve renkli yolculuktur.
Bir İlginç Müzik Dönemi! Sovyet Rusya’nın Dağılışına Doğru Milyonlarla Buluşan Efsane Metal Grupları
Sovyet Rusya tarihinin ilk açık hava metal müzik konserleri 28 Eylül 1991 tarihinde Moskova’da milyonların katılımıyla gerçekleşmişti. AC/DC, Metallica, The Black Crows, Pantera ve E.S.T.’nin katılımıyla gerçekleşen ünlü rock festivali Monsters of Rock’ın Moskova ayağı, 2 milyona yakın rus gencin katılımıyla hem onlar için hem de tüm dünyadaki müzikseverler için unutulmaz bir gün oldu. Şimdi gelin bu efsane isimlerin efsane performanslarından birkaç şarkıya bakalım.
Gülşah Elikbank Yazio: Ruh Eşinizi Nasıl Bulursunuz?
Aşka dair çok söz söylenmiş, üzerine yüzlerce roman yazılmıştır ama yine de hiçbiri bize aradığımız o yanıtı verememiştir. Sebebini hiç düşündünüz mü? Herkesin aşağı yukarı bir fikrinin olduğu ama kapıyı çaldığı vakit, çocuk gibi acemi hissettiren o duygu nedir? Dahası insan neden bir başkasına hayatını adamak ister? Ben hep Evrenin yaratılışına dair düşünürken şöyle derim: İnsanın amacı dünyanın mucizesine tanıklık etmektir. Evren insanla anlamlıdır. Aşk da böyledir esasında. İnsan da kendi yaşamına eşlik edecek, yanında onun gelişimine tanıklık edecek, elini tutacak birini arar.
Felaketlerle Anılan 2020'nin Teselli Eden 11 Haberi
Geride bırakmaya hazırlandığımız 2020 yılı şüphesiz Covid-19 salgınının dünya genelinde hayatları ve geçim kaynaklarını derinden etkilediği zor bir yıldı. Pandemi nedeniyle bir buçuk milyonun üzerinde kişi hayatını kaybetti. Binlercesi ise ortaya çıkan ekonomik kriz nedeniyle işinden oldu.Sadece pandemi de değil, orman yangınları, depremler ve çatışmalar da eksik olmadı. Yani neredeyse daha yılın yarısından itibaren 'felaketlerle' anılan 2020'nin bitmesi için gün sayar olduk.Peki 2020'de hiç olumlu bir şey olmadı mı? Aslında bu kasvetin ortasında birçok 'iyi' olaya tanıklık ettik. Euronews, 2020'yi 'en kötü yıl' ilan etmeden önce hatırlatmak istediğimiz birkaç 'teselli' haberini derledi.
Marcus Graf Yazio: Büyü ya da Yok Ol
İnsanoğlu varoluşundan beri dünyayla olan ilişkisini sürekli sorguladı. Thales, Lao-Tze veya Yajnavalkya'nın felsefi metinleri bize en az 3.000 yıl boyunca insanların varlıklarının ontolojik sorunlarını gözden geçirdiklerine dair yazılı kanıt sağlıyor. Bu bağlamda, doğa ve kültür arasındaki karşılıklı ilişki belirsizliğini koruyor. Büyük krizler, sosyal bozulmalar, ekonomik bunalımlar, ekolojik felaketler ve küresel savaşlar bu soruları daha da acil hale getiriyor. Tabii ki, yalnızca mevcut COVID-19 salgını nedeniyle değil, son 20 yıldır, somut çevre sorunlarımız nedeniyle, ekolojik konular bilimde, politikada ve medyada her zamankinden daha fazla ele alınıyor. 19. yüzyıldan beri çok sayıda araştırmacı küresel iklim değişikliğini araştırdı ve 1970'lerden beri çevre aktivizmi ve ekolojik bilinç toplumda giderek önem kazanıyor. Greenpeace'in 1971'de kurulması ve dünya çapında yaklaşık 90 yeşil partinin kurulması, yeşil politikanın önemi konusunda artan farkındalığın kanıtıdır.Peki, sanat alanındaki çevresel sorumluluk? Antik dönemden beri sanatçıların ekolojiyle gerçekten ilgilenmediklerini veya çevre sorunlarıyla ilgilenmediklerini biliyoruz. Doğa, sadece asıl figür için güzel bir arka plan anlamına geliyordu. Manzara resminde bile çevre, dünyanın canlı ve idealize edilmiş bir fikri olarak anlaşılıyordu. Ayrıca, sanayileşme çağının feci etkilerinin doğada somut olarak görülebildiği 19. yüzyılda, sanat hâlâ insan merkezciydi. Sonrasında modern ve neo-modern dönem savaşının avangardları da umursamadı.
Jamaika'nın Müzik Türü Reggae'yi Türkiye'ye Taşıyan Kıpır Kıpır Bir Grup: Sattas
Türkiye'nin ilk Root Reggae albümünü çıkaran grubuyla tanışmış mıydınız? Şarkılarını ya da coverlarını hiç dinlediniz mi? Sattas hem ülkemizde hem de dünyada büyük takdir gören işler yapıyor, özellikle ülkemizde türünün ilk örneği olarak büyük dikkat çekiyor.O halde gelin hep birlikte bu harika insanlara biraz yakından bakalım...