AB Komisyonu Aşı Stratejisindeki Hatalarını Kabul Etti, Toplu Alım Kararını Savundu
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşılarla ilgili stratejisinde hatalar yaptığını kabul etti ancak aşıları topluca alma kararının doğru olduğu savunmasını yaptı. Von der Leyen, Avrupa Parlamentosu Genel Kurul oturumuna katılarak AB genelinde yavaş ilerleyen aşılamalardaki son durum hakkında bilgi verdi ve son günlerde eleştirilen aşı stratejisiyle ilgili eleştirileri yanıtladı.AB Komisyonunun aşı stratejisinde bazı hatalar yaptığını söyleyen von der Leyen, 'Hala olmak istediğimiz yerde değiliz. Aşılara onay vermede geç kaldık. Toplu üretim konusunda çok fazla iyimserdik. Ayrıca verdiğimiz siparişlerin zamanında teslim edileceğine fazla inandık.' diye konuştu. Von der Leyen, AB'nin bugüne kadar 2,3 milyar doza varan toplu aşı alımı yapma kararının ise arkasında durdu. Von der Leyen, şunları söyledi:'Bir avuç büyük üye ülke aceleci davranıp aşıların hepsini alsaydı ve diğer herkesin eli boş kalsaydı ne olacağını tahmin bile edemiyorum. Böyle bir durum iç pazar için ve Avrupa'nın birliği için ne anlama gelecekti? Ekonomik anlamda da saçmalık olacaktı ve bence topluluğumuzun sonu olacaktı.'İlaç firmalarına uyarıAşıların üretimindeki zorluklara dikkati çeken von der Leyen, 'Normalde 5-10 yılda geliştirilecek aşı 10 ayda geliştirildi. Bilim sanayiyi geçti. Ama yeni aşıların üretimi çok karmaşık bir süreç ve bu aşılar için bir gecede üretim tesisi kurulamıyor. Aşılarda 400 kadar içerik madde bulunuyor ve üretimde 100 kadar tesis rol oynayabiliyor.' dedi.Von der Leyen, AB olarak üretim kapasitesinin artırılması için çalıştıklarını, ilaç firmalarının zorluklarını anladıklarını ancak AB olarak kapasitelerin artırılması amacıyla önceden milyarlarca avro yatırım yaptıklarını söyledi.'Şimdi artık öngörülebilirlik istiyoruz.' diyerek ilaç firmalarını uyaran von der Leyen, bunun için AB içinde üretilen aşıların ihracatında izin mekanizması oluşturduklarını vurguladı.Üretimdeki zorluklara örnek veren von der Leyen, 'Şu andaki engellerden biri, iki sentetik molekülle ilgili. Şirketlerin dediğine göre, ellerinde bunlardan 250 gram daha fazla olursa 1 milyon doz daha fazla aşı üretebilecekler.' ifadesini kullandı.'Kuzey İrlanda konusunda hatalıydık'Von der Leyen, AB’nin Birleşik Krallık’a geçiş için kullanılabileceği gerekçesiyle Kuzey İrlanda’yı Kovid-19 aşısı ihracat sınırlamasına başta dahil edip aynı gün geri adım atmasıyla ilgili olarak ise 'Bu kararın alınması sürecinde hatalar yapıldı ve bundan üzüntü duyuyorum ama sonuçta doğru olanı anladık.' diye konuştu.Von der Leyen, AB Komisyonunun Brexit sürecinde olduğu gibi Kuzey İrlanda’daki barışı korumak için elinden geleni yapacağına işaret etti.17 milyon kişi aşılandıAB Komisyonu Başkanı, bu yaz AB ülkelerindeki yetişkin nüfusun yüzde 70'inin aşılanmış olması için koyulan hedefte de değişiklik yapmadıklarını söyledi.AB, yüzde 70'lik hedefe rağmen aşılamalarda tedarikten kaynaklanan sıkıntılar ve kesintiler nedeniyle yavaş ilerliyor ve bu nedenle AB Komisyonuna eleştiriler yöneltiliyor. Aralık sonunda aşılamaların başlamasından bu yana AB ülkelerine 26 milyon doz aşı gönderildi ve 17 milyondan fazla kişi aşılandı.
Tayland’da Koronavirüse Çok Benzeyen Yeni Bir Virüs Keşfedildi: RacCS203
Yeni tip corona virüsün (Covid-19) kökenini araştıran bilim insanları, Tayland'ın doğusunda yaşayan alt nalı yasalarında Covid-19'a neden olan Sars-CoV-2 virüsüne yüzde 90’dan daha fazla benzeyen farklı bir virüs türü keşfetti. Araştırmacılar, “RacCS203” adlandırdıkları virüs de dahil olmak üzere, yeni tip corona virüsle akraba olan virüslerin birçok Asya ülkesindeki yarasalarda mevcut olduğunu söyledi. Söz konusu keşif, corona virüsün kaynağı olduğu düşünülen alanı 4 bin 800 kilometrekareye kadar genişletti.
Bahçeli'den Astronot Kelimesi İçin Öneri: Cacabey! Cacabey Kimdir?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı '... gelin Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım' çağrısının ardından astronot kelimesi için Gökbilimci Cacabey'in ismini önerdi. Peki Selçuklular döneminde Keyhüsrev zamanında yaşamış Cacabey kimdir? İşte Cacabey hakkında merak edilen tüm detaylar... 
Salgınların Ülkelerdeki Seyri Mobil Uygulamayla Öğrenilebilecek
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Salgınların ülkelerdeki seyri ile tedbirlere yönelik güvenli ve verimli bilgi paylaşımını sağlayan 'PandeVITA' isimli bir mobil uygulama hazırlanacak.Koordinatörlüğünü Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümünün üstlendiği 'PandeVITA' (Pandemik Virüs İzleme Uygulaması), AB Horizon 2020 Araştırma ve İnovasyon Programı kapsamında, Finlandiya, Almanya, İspanya, Belçika ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi tarafından yürütülüyor.Buna göre, 11-12 Şubat'ta yapılacak çevrim içi açılış toplantısıyla araştırma ve inovasyon faaliyetleri başlatılacak. Proje kapsamında, salgın krizlerinde vatandaşlar ile bilim adamları, siyaset ve ekonomi dünyası arasında küresel düzeyde daha etkin bilgi transferinin yapılmasını sağlayacak platform ve akıllı telefon uygulaması geliştirilmesi hedefleniyor.Beş aşamadan oluşan projede, ilk olarak temel proje hazırlıklarının yapılmasının ardından iyi örnek analizleri ve proje idaresine ilişkin gelişmeler çerçevesinde vaka analizleri, ülkelerdeki kamu sağlık sistemleri ve mevcut uygulamalara ilişkin karşılaştırmalı incelemeler yapılacak.Üçüncü aşamada, ülkelerdeki hukuki ve etik düzenlemelere ilişkin karşılaştırmalı çalışmalara ve vaka analizlerine yer verilecek projede, Kovid-19 krizi süresince siyasette alınan kararlar ve yaptırımlar inceleme konusu yapılacak. Ayrıca Kovid-19 salgını sırasında bilim ve toplum arasında bilgi alışverişine katılım ve güven, toplumsal gönüllülük hakkında farklı vaka çalışmalarının yürütüleceği projede, dördüncü aşamada, PandeVITA uygulaması ve platformu geliştirilecek. Uygulamanın kullanılabilirliği, kullanıcı deneyimi, benimseme, verimlilik ve etkinliği değerlendirilecek.Üretilip yayınlanmasının ardından uygulamanın ve platformun son sürümleri Haziran 2023'e kadar 30 ay süreyle Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilecek.'Salgında medyada doğru olmayan haberler yer aldı'Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İletişim ve Tasarım Bölümü Doktor Öğretim Üyesi ve Proje Koordinatörü Lutz Peschke, AA muhabirine projeye ilişkin yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını sürecinde medyada doğru olmayan haberlerin yer aldığını ve içerikler arasında bir uyum olmadığının görüldüğünü belirtti.Her ülkenin salgınla mücadeleye yönelik tedbirler aldığına işaret eden Peschke, Türkiye'deki HES mobil uygulamasının benzerlerinin Avrupa ülkelerinde de olduğunu ancak bunların arasında bir bağlantı bulunmadığını söyledi.Peschke, bu bağlantının sağlanması için projeyi hazırladıklarını anlatarak, 'PandeVITA uygulamasıyla bütün Avrupa ülkelerinde salgına yönelik mobil uygulamalar arasında bir bağlantı kurmak istiyoruz. İnsanlar bir uygulama aldığında diğeriyle bağlantısı olsun ki salgın sürecinde nasıl hareket etmesi gerektiğini bilsinler. Öyle bir sistem ve uygulama oluşturalım ki insanlar bunu etkin ve gönüllü olarak kullansınlar. İnsanların aklında şüphelerin kesinlikle kalmaması gerekiyor.' diye konuştu.'Avrupa'da salgına yönelik mobil uygulamalar çok fazla kişi tarafından tercih edilmiyor'Bu kapsamda uygulamaya yönelik çalışmanın öncelikle kişisel verilerin korunması açısından ele alınacağını bildiren Peschke, Avrupa ülkelerinde salgına yönelik mobil uygulamaların çok fazla kişi tarafından tercih edilmediğini ve bunun nedeninin araştırılması gerektiğini vurguladı. Platformun internet sitesi ve uygulamanın ise akıllı telefonlar üzerinden hizmet vereceğine işaret eden Peschke, şunları kaydetti: 'Çalışmamız yaklaşık 6 ay teorik açıdan devam edecek. Akademik bir araştırma çerçevesinde farklı ülkelerdeki farklı örnekleri ele alacağız. 6 aydan sonra bu platformun tasarlanması gündeme gelecek. İnşallah bu yıl sonunda da uygulamanın ilk halini halkla paylaşabileceğiz. Daha sonra bunu paylaştığımızda kişilerle çeşitli şekillerle iletişim kurarak uygulamanın kullanılabilirliği üzerinden geri bildirimleri alacağız. Uygulamaya 24 ay sonra son halini vereceğiz. Projenin tamamlanması aslında 30 ay olarak belirlendi ama 24'üncü ayda uygulamanın son halini vermek istiyoruz.Projenin Avrupa Birliği tarafından fonlanması dolayısıyla uygulama öncelikle Avrupa ve Türkiye'de kullanılabilecek. Çünkü proje koordinatörü Bilkent Üniversitesi. Türkiye'de de bunun pilot uygulamalarını yapmak istiyoruz. Daha sonra dünyaya açılmasını da çok isteriz. Bakanlıkların kabul etmesiyle her bir ülke verileri platform ve uygulamaya yükleyerek kendi aralarında bir ilişkiye girebilecek. Mesela Almanya'da Robert Koch Enstitüsü var. Bu Enstitü dataları toplayan bir kurum. Ülkelerle iletişime geçip dataların toplanması sağlanabilecek.'Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinin, projenin hukuki düzenlemelerine ilişkin çalışmalarını takip edeceği bildirildi. Projenin 11-12 Şubat'ta çevrim içi düzenlenecek açılış toplantısına, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, Avrupa Komisyonu'ndan üst düzey yetkililer ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal'ın katılacağı belirtildi.
Japonya'nın Yeni Ankara Büyükelçisi Suzuki, Türkiye-Japonya İlişkilerini Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - MUHAMMET TARHAN - Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Suzuki Kazuhiro, ticaretin yanı sıra üretim üssü olarak da Türkiye’nin stratejik cazibesinin Japonya’da tanınmasının kendisi için önemli bir konu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a geçen yıl aralıkta güven mektubunu sunarak Ankara'da görevine başlayan Suzuki, AA muhabirine Türkiye'ye yönelik izlenimleri ve Türkiye-Japonya ilişkilerini değerlendirdi. Fırsat buldukça Türk tarihi çalıştığını vurgulayan Suzuki, 'Türkiye'ye tayin olduğumu öğrendiğim zamandan bugüne kadar uzaktan çalışma uygulaması nedeniyle evde çalıştığım saatlerde ve hafta sonlarında mümkün olduğunca Türkiye tarihini çalışıyorum. Türkiye'ye geldiğimde ilk hissettiğim şey, Türkiye ve Japonya’nın birbirine benzeyen modern tarihlerinin her iki ülkenin ulusal karakterine de yansımış olmasıydı.' diye konuştu.Suzuki, 19. yüzyılın ikinci yarısından bu yana, kendi tarih ve kültürlerine önem vererek 'modernleşmeyi nasıl ileri götürecekleri konusunda duydukları endişe bakımından' iki ülke tarihinin benzer olduğunu aktararak, modernleşme konusunda Türkiye'nin Japonya'dan daha kıdemli olduğunu belirtti. Tarih, kültür ve topluma değer vererek aynı zamanda modernleşmeyi sağlamanın kolay olmadığının altını çizen Suzuki, '19. yüzyılın ortalarından bu yana, yaşanan iniş çıkışlara rağmen 150 yılı aşkın süredir bunu sağlayanlar Türkiye ve Japonya değil midir? Buraya gelip Türklerle bir arada olmaya başladığımda ailevi, sosyal ve bireysel disiplin farkındalığının yüksekliği bakımından kendilerine çok yakın hissettim ancak bunun bir tesadüf olmadığı ve arka planında iki ülke arasındaki tarihsel benzerliklerin bulunduğu kanısındayım.' şeklinde konuştu. Ankara'daki yaşamı 'rahat' bulduğunu dile getiren Suzuki, 'Yeşili bol, sakin kent sokaklarının manzarasını da gerçekten seviyorum. Yürüyüş için çok iyi.' ifadesini kullandı. 'FOIP ve Yeniden Asya girişimleri kavramsal olarak birbirini tamamlıyor'Japonya'nın Özgür ve Açık Hint-Pasifik (FOIP) vizyonunun hayata geçirilmesine yönelik faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydeden Suzuki, 'FOIP vasıtasıyla geniş bir coğrafyada bağlanabilirliğin tesisi hususunun, Avrupa, Asya ve Afrika’nın birleşme noktasında yer alan Türkiye açısından büyük avantaj sağlayacağını düşünüyorum.' değerlendirmesinde bulundu. Suzuki, 'Yeniden Asya' girişimiyle Türkiye'nin daha fazla somut proje ve benzeri girişimlere hazırlandığını anladıklarını belirterek, şöyle devam etti: 'Japonya’nın sürdürdüğü 'FOIP' girişimi ile Türkiye’nin 'Yeniden Asya' girişiminin, kavramsal olarak birbirlerini tamamladıklarını düşünüyorum. Japonya, coğrafi ve tarihi açıdan bakıldığında, Uzak Doğu, Güney Doğu Asya, Okyanusya ve Pasifik bölgeleriyle derin ilişkilere sahiptir. Aynı şekilde Türkiye de Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya bölgeleri ile derin bağlara sahiptir. Yani, Avrasya kıtasının iki ucunda konumlanmış olan Japonya ve Türkiye’nin ana etkinlik alanları farklılık göstermektedir. Sadece bu açıdan ele alındığında dahi, Japonya ve Türkiye’nin bölgesel girişimlerinde iş birliği yapmalarının anlamı açıktır.' 'Türkiye’nin stratejik cazibesinin Japonya’da tanınması benim için önemli bir konu'Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi verilerine göre, Türkiye'nin dört saatlik uçuşla 76 ülkeden ulaşılabilen, 1,6 milyarlık bir nüfus ve 24 trilyonluk bir gayri safi yurt içi hasıla pazarına erişimi bulunan bir ülke olduğunu aktaran Suzuki, 'Ticaretin yanı sıra bir üretim üssü olarak da Türkiye’nin stratejik cazibesinin Japonya’da tanınması benim için önemli bir konudur.' dedi. Suzuki, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği anlaşmalarının önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Ticari yatırımın artırılması için iki ülke arasında sistemsel açıdan bir teminat oluşturacak Japonya-Türkiye Ekonomik İşbirliği Anlaşması, vergi indirimi, ticari yatırım kurallarının şeffaflığının arttırılması gibi kolaylıklarla daha da geniş kapsamlı ve istikrarlı bir iş ortamı yaratarak her iki ülkeye fayda sağlayacaktır. En önemlisi ise iki ülke halklarının birbirlerini tanıması ve karşılıklı etkileşimin artmasıyla, Japonya’dan gelen yüksek kaliteli yatırımların artarak devam etmesine vesile olacağına inanıyorum.'Büyükelçi, Türkiye'ye yönelik artan Japon yatırımlarının ise 'Evvelden Japonya’dan ihraç edilen ürünlerin, üretim merkezlerinin Japonya’dan Türkiye’ye kaydırılmasıyla, artık Türkiye’den ihraç edilmesi ve bu şekilde Türk ticaretinin gelişimine katkı sağlanması' anlamına gelebileceğini söyledi.Suzuki, 'Ekonomik İşbirliği Anlaşması’nın avantajlarının Türkiye’de doğru şekilde anlaşılması halinde kısa sürede mutabakat sağlanacağına inanıyorum.' ifadesini kullandı. 'Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin faaliyete geçmesi için çalışmalar sürüyor'İstanbul'da kurulan Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin ne zaman faaliyete geçeceğine ilişkin soruyu da cevaplandıran Suzuki, Türkiye'den 6 ve Japonya’dan 4 üyeden oluşan Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Konseyinin Ağustos 2019'dan itibaren üniversitenin açılmasına yönelik zaman çizelgesi ve öncelikli eğitim öğretim ve araştırma alanları gibi üniversitenin temel ögeleri hakkında özenli bir çalışma sürdürdüğünü anlattı. Suzuki, üniversite bünyesinde şimdiye dek alınan kararlar ve mutabık kalınan hususlar konusunda, 'Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, eğitim öğretimin yanı sıra temel ilke olarak bir araştırma üniversitesi olmayı hedeflediği için araştırma yönüne ağırlık verecek.' dedi. Büyükelçi, söz konusu üniversitede 'enerji, doğal kaynaklar ve çevre, bilgi bilimi ve dijital teknoloji dallarında geniş uygulamaların yanı sıra yeni endüstriler yaratmaya yönelik disiplinler arası yaklaşımlar, afet risklerinin önlenmesi, doğal afetlerin etkilerinin azaltılması ile şehirler ve toplumların rezilyansı, matematik, fizik ve kimya gibi temel bilim ve uygulamaları ile yeni endüstriler yaratmaya yönelik disiplinler arası yaklaşımlar, yaşamla ilgili temel bilimler, tıbbi bakım, sağlık ve gıda üretimi uygulamaları için disiplinler arası yaklaşımlar ve kültürel çeşitliliği ve gelecekteki dünyayı destekleyecek beşeri ve sosyal bilimler' konularının 'öncelikli araştırma alanları' arasında olduğuna işaret etti. Üniversitede yapılacak eğitim öğretim ve araştırmanın iki ülke arasındaki akademik ve eğitim alanlarında gerçekleşen iş birliklerini daha da ileriye taşımasını beklediklerini aktaran Suzuki, 'Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin ileriye dönük tasarıları arasında, Japon dili eğitimiyle ilgili bir merkezin de yer alması planlandığı için üniversitenin, bu alanda da farklı ve yeni katkılar sağlamasını bekleyebileceğimizi düşünüyorum.' diye konuştu. Türkiye-Japonya arasında afet risklerinin azaltılması konusunda iş birlikleriSuzuki, Büyük Doğu Japonya Depremi'nde Türkiye'nin afetzedelere 'gönül desteği' sağladığını, Japon halkının aradan 10 yıl geçmesine rağmen Türkiye’ye derin bir minnet içerisinde olduklarını vurguladı.İki ülkenin afet risklerinin azaltılması konusundaki iş birliklerinin somut adımlarla ilerlediğini vurgulayan Suzuki, 'İki ülke arasında Aralık 2018’de imzalanan Japonya-Türkiye Afet Önlemleri İşbirliğine ilişkin Mutabakat Zaptı'na dayanan bu iş birliği, pek çok alanda Türkiye ile ortak çalışmaların geliştirilmesini amaçlamaktadır.' ifadelerini kullandı.Suzuki, 25 Aralık 2020'de Japonya Arazi, Altyapı, Ulaştırma ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye'nin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) iş birliğinde 'Afet Risklerinin Azaltılması Türk-Japon Ortak Semineri'nin düzenlendiğini ve iki ülke arasında imzalanan Teknik İşbirliği Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle de teknik iş birliği projeleri ve çeşitli eğitimlerin düzenlenmesinin mümkün olacağını söyledi.Japon turistlerin ilgilerinin 'nasıl çekilebileceğini düşünmek gerekiyor'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle Türkiye ile Japonya arasındaki etkileşimin yavaşlamasının üzücü olduğunu kaydeden Suzuki, vatandaşlar arasındaki etkileşimin artmasının iki ülke arasındaki ticari yatırımların artmasına katkıda bulunacağına dikkati çekti. Suzuki, iki ülke için turizmin, ekonomik büyümenin önemli bir aracı olduğunu vurgulayarak, 'Ülke içi ekonomiye katkı açısından bakıldığında, nitelikli ziyaretçilerin değerinin, yani Türkiye'ye daha çok Japon turistin gelmesinin öneminin anlaşılacağını düşünüyorum. Birçok Japon turist İstanbul aktarmalı olarak Avrupa'ya seyahat ediyor, onların Türkiye’yi transit geçmeden nasıl ilgilerinin çekilebileceğini düşünmek gerekiyor.' dedi.Avrupa ve Orta Doğu gibi çok çeşitli bölgelerden turistlerin de Türkiye aktarmalı olarak Japonya'yı da ziyaret etmelerini istediklerini aktaran Suzuki, 'İngilizcedeki 'Seeing is believing' yani 'görmek inanmaktır' sözüyle eş anlamlı bir atasözü Japoncada mevcut. Sanırım Türkçede de var. Özellikle, karşılıklı olumlu imaja sahip olunduğundan, birbirimizin ülkelerine yapılacak ziyaretler ticaretin artmasına ve iki ülke arasındaki ilişkilerin gerçekten güçlenmesine yol açacaktır. Bu benim, koronavirüs sonrası için hedefimdir.' ifadelerini kullandı.
Sahra Altı Afrika'nın Kuzeyinde Hava Kirliliği Azaldı
İSTANBUL (AA) - Sahra Altı Afrika'nın kuzeyinde fosil yakıt tüketiminin artmasına rağmen anız yangınlarının, tarım alanı kazanmak için ormanlık alanları yakmanın ve gündelik hayatta odun kömürü kullanımının azalması nedeniyle hava kirliliğinin azaldığı bildirildi. İngiltere'deki Cardiff Üniversitesinin araştırmasına göre, Sahra Altı Afrika'nın kuzey bölgelerinde 2005 ile 2017 yılları arasında hava kirliliği yüzde 5'e yakın geriledi. Söz konusu yıllarda kıtadaki nitrojen dioksit (NO2) değerini takip eden bilim adamları, anız yangınlarının, tarım alanı kazanmak için ormanlık alanları yakmanın ve gündelik hayatta odun kömürü kullanımının azalmasının hava kalitesini iyileştirdiğini kaydetti. Afrika kıtasında fosil yakıtların kullanımı 2000'lerin başından bu yana 2 kat artmasına rağmen, bölge ülkelerinin farklı bir eğilim gösterdiği aktarıldı.Kıtada her yıl binlerce kişi halen hava kirliliğine bağlı hastalıklardan hayatını kaybediyor.
Reklam
Prof. Dr. Özlü'den Korkutan Açıklama: 'Hastalık Alışık Olduğumuz Seyirde Sürmüyor'
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, koronavirüs tedavisi gördükten sonra iyileşen hastaların birkaç ay sonra bile aynı hastalığın belirtilerine maruz kaldığını belirterek, “Hastalık alışık olduğumuz seyirde devam etmiyor. Hastalar atlatıyor ama bazen 6 aya kadar varan sürelerde hastalığın belirtilerini de taşımaya devam ediyorlar” dedi.
Gündem / 10 Şubat 2021
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 19201- Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM'deki grup toplantısına iştirak edecek, parti genel merkezinden AK Parti Balıkesir, Osmaniye, Tokat, Tunceli 7. olağan il kongrelerine canlı bağlantıyla katılacak. (Ankara/12.00/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Cumhuriyet Meclisi Başkanı Önder Sennaroğlu tarafından kabul edilecek.Oktay'ın KKTC ziyaretine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da eşlik edecek. (Lefkoşa) (Fotoğraflı-Görüntülü)3- Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olacak.(Ankara/10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)YASAMA YÜRÜTME SİYASET1- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin genel merkezinde Merkez Yönetim ve Merkez Disiplin Kurulları Müşterek Toplantısı'na başkanlık edecek. (Ankara/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığını ziyaret edecek, partisinin il kongresine katılacak.(Balıkesir/10.15/15.30/11.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)3- İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Akçakoca ve Gölyaka ilçelerinde esnaf ziyaretinde bulunacak, Güneşin Kadınları Kooperatifine ziyaret gerçekleştirecek.(Düzce/12.45-15.05) (Fotoğraflı-Görüntülü)4- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı Tokat'ta, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin Osmaniye'de partisinin il kongresine katılacak.(Tokat/Osmaniye/13.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)5- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyecek.(Ankara/13.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)6- CHP Ekonomi Masası üyeleri, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu yönetimi, Lokantacılar ve Pastacılar Oda başkanları, ilgili STK'lerin yöneticileri ve sektör temsilcileriyle bir araya gelecek.(Ankara/11.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)7- TBMM Genel Kurulunda, bazı uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin kanun tekliflerinin görüşmelerine devam edilecek.(TBMM/14.00) (Fotoğraflı)EKONOMİ1- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Valiliği ve Belediyeyi ziyaret edecek, AK Parti Balıkesir İl Kongresine ve sektör temsilcileriyle düzenlenecek toplantıya katılacak.(Balıkesir/10.15-16.15) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, KAGİDER tarafından düzenlenecek 'İş Dünyasında Kadın İletişim Ağı Projesi Toplantısı'na iştirak edecek.(Ankara/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)3- TÜİK, Aralık 2020 dönemi inşaat maliyet ve dış ticaret endeksleri ile Kasım 2020 dönemi iş gücü istatistiklerini açıklayacak.(Ankara/10.00)DÜNYA DİPLOMASİ1- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, resmi ziyaret için gittiği Umman'da mevkidaşı Sayyid Badr bin Hamad bin Hamoud al Busaidi ile ortak basın toplantısı düzenleyecek.(Muskat) (Fotoğraflı-Görüntülü)GÜNCEL1- Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davaya, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilecek. (İstanbul/11.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- FETÖ adına soruşturma bilgilerinin UYAP üzerinden rüşvetle sızdırılmasına ilişkin aralarında örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in avukatlarından Adnan Şeker'in de bulunduğu 7 sanıklı dava Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. (Ankara/09.30)3- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı-Görüntülü)SPOR1- Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye Satranç Federasyonunun 30. kuruluş yıl dönümü etkinliklerine katılacak.(Ankara/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Ziraat Türkiye Kupası'nın çeyrek final mücadelesine, Galatasaray-Aytemiz Alanyaspor maçıyla devam edilecek.(İstanbul/20.45) (Fotoğraflı)3- Misli.com 3. Lig 4. Grup'ta 20. hafta maçları yapılacak. 4- ING Basketbol Süper Ligi'nin 21. haftasına Galatasaray-Aliağa Petkimspor, Beşiktaş Icrypex-Lokman Hekim Fethiye Belediyespor, Fenerbahçe Beko-TOFAŞ ve Frutti Extra Bursaspor-Darüşşafaka Tekfen maçlarıyla devam edilecek. (İstanbul/17.00/17.00/19.30/Bursa/19.30) (Fotoğraflı)5- AXA Sigorta Kadınlar Kupa Voley'de çeyrek final mücadelesi başlayacak; Fenerbahçe Opet-Kuzeyboru, VakıfBank-Çan Gençlik Kalespor ve Galatasaray HDI Sgorta-PTTmaçları yapılacak. (İstanbul/13.00/14.00/15.30) (Fotoğraflı)6- AXA Sigorta Efeler Ligi'nin 16. haftasından ertelenen Ziraat Bankkart-İnegöl Belediyespor, 19. haftasından ertelenen İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Fenerbahçe HDI Sigorta, 20. haftasından ertelenen Altekma-Afyon Belediye Yüntaş, 21. haftadan ertelenen Spor Toto-Tokat Belediye Plevne ve Halkbank Sorgun Belediyespor maçı yapılacak. (Ankara/13.00/İstanbul/14.00/İzmir/15.00/Ankara/15.30/18.00) (Fotoğraflı)7- Hentbol Kadınlar Süper Lig'in 14. haftasında Kastamonu Belediyespor-Sivas Belediyespor maçı oynanacak. (Kastamonu/13.00)8- Sezonun ilk grand slam tenis turnuvası Avustralya Açık, ana tablo maçlarıyla devam edecek. ÖZEL HABER 1- Toplum Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhan, yüz yüze eğitim öncesi ailelere önerilerde bulundu:'Çocuklara hafta sonlarında maske ile yapabilecekleri aktiviteler konusunda öncülük edilmeli. Örneğin, maske ile kitap okuma, maske ile oyun oynama konusunda çocuklarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Bu şekilde okula gittiklerinde da maske ile hayatlarını sürdürebileceklerini öğrensinler''Yine çocuklarımız okullarında bir şey yiyecek ve içeceklerse bunu daha tenha bir yerde yapmaları, maskelerini, hemen içtikten, yedikten sonra takmaları, el hijyenine dikkat etmeleri ve tuvalette kalabalık yapmamaları gerektiğini öğretmemiz gerekiyor'-'Cumartesi-pazar günleri insanlar bir araya geliyor ve salı-çarşamba günlerinde vakalarda artış oluyor. Hele ki bu dönemde çocukların da enfeksiyon taşıyıcısı olabileceği düşünüldüğünde bir araya gelinmemesi gerekiyor'(Yeşim Sert Karaaslan/Ankara) (Fotoğraflı/Görüntülü)2- PÖH'ler Doğu Karadeniz'in karla kaplı dağlarında vatan nöbetindeYurdun doğusunda terör örgütünün kış üslenmesine yönelik operasyonlar kararlılıkla sürerken Doğu Karadeniz kırsalında Polis Özel Harekat timleri de kar kış demeden arama tarama ve şok operasyonlarla arazide teröristlere aman vermiyorBölgede son 3 yılda bölücü terör örgütü PKK'ya yönelik başarılı operasyonlar gerçekleştiren timlerin arasına yeni katılan kadın PÖH'ler de zorlu arazi şartlarında, sırtlarında 40 kilograma yakın teçhizat, keskin nişancı tüfeği ve makineli tüfeklerle operasyonlara destek veriyor(Veysel Kara/Gümüşhane)3- Hafta sonu kısıtlamasına denk gelen Sevgililer Günü için hediyeler erkenden alınacakKoronavirüs salgını nedeniyle bu yıl hafta sonu kısıtlamasına denk gelen Sevgililer Günü için hediyelik alışverişlerinde 12 Şubat Cuma günü hareketlilik yaşanması bekleniyorBirleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel:'Sevgililer Günü için hediyelik alışverişinin en azından belli kategorilerde alışverişe canlılık getireceğini, ortalamada ise salgın dönemi cirolarına birkaç gün için de olsa yüzde 20-25 katkı sağlayacağını tahmin ediyoruz''Salgın döneminde online satış cirolarında yüzde 200'leri aşan artış gerçekleşti. Sevgililer Günü için hediyelik alışverişinde de online kanallara artan ilgiyi şubat ayının ilk günlerinden itibaren gözlemliyoruz'(Elif Ferhan Yeşilyurt/İstanbul)Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Reklam
Reklam
Türkiye'nin "Milli Uzay Programı" ABD Basınında İlgi Gördü
NEW YORK (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın duyurduğu 'Milli Uzay Programı', başta Associated Press (AP) ve Reuters haber ajansları olmak üzere ABD basınında geniş yer buldu.AP’nin, 'Türkiye, 2023 Ay görevini içeren uzay programını açıkladı' başlığıyla verdiği haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ankara'daki programda yaptığı konuşmasından alıntılara yer verildi.Haberde, Milli Uzay Programı’nın, 'Erdoğan’ın, Türkiye'yi genişletilmiş bölgesel ve küresel role yerleştirme vizyonunun bir parçası olarak görüldüğü' şeklinde değerlendirme yapıldı.Türkiye’nin 2018’de Türk Uzay Ajansını kurduğuna işaret edilen haberde, Milli Uzay Programı’nın bilim insanlarına araştırmalar için yeni iş alanları açılmasına ve ülkeden beyin göçünün azaltılmasına etki edebileceği görüşü dile getirildi.Reuters'in, 'Erdoğan, 'Türkiye 2023'te Ay'a ulaşmayı hedefliyor' dedi' başlıklı haberinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tanıttığı Türkiye'nin Milli Uzay Programı değerlendirildi.Haber’de, Erdoğan’ın programda yaptığı konuşmada belirlediği 10 stratejik hedefe işaret edilirken, Türkiye’nin 8 Ocak’ta ABD'nin Florida eyaletinde bulunan Cape Canaveral Üssü'nden uzaya fırlatılan yeni uydusu Türksat 5A’nın da altı çizildi.AP ve Reuters'in konuya ilişkin haberleri, ABD'nin ulusal ve yerel televizyon ile gazetelerinde de geniş olarak kullanıldı.
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı'nda Konuştu: (4)
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Uzay Programı'nın 10 yıllık süreçteki 10 hedefini açıkladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı'nda konuştu.Milli Uzay Programı'ndaki 3'üncü hedefin Türkiye'ye ait bir bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirmek olduğunu belirten Erdoğan, sivil ve askeri amaçlı navigasyon ihtiyaçları için kullanılan bu uydu teknolojisine dünyada yalnızca 6 ülkenin sahip olduğunu hatırlattı.Uyduları yer sistemleri ile kullanarak yenilikçi bir yöntemle oluşturulacak sistem hakkında bilgi veren Erdoğan, 'Kendi bölgesel konumlama sistemimiz sayesinde, büyük riskler barındıran dışa bağımlılıktan kurtulacağız. Bu hedefi başardığımızda savunma, tarım, şehircilik ve otonom araçlar başta olmak üzere kendi hassas navigasyon uygulamalarımızı geliştirebileceğiz.' dedi.'Hedefimiz, uzaya erişim sağlamak ve bir uzay limanı işletmesi kurmak'Böyle bir imkana sahip olmanın, Türkiye ile bölgedeki dost ve kardeş ülkelere de önemli avantajlar kazandıracağını vurgulayan Erdoğan, 4'üncü hedefin ise uzaya erişimi sağlamak ve bir uzay limanı işletmesi kurmak olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzayda bağımsız güç olmanın yolunun uzaya erişimden geçtiğini dile getirerek, şöyle devam etti:'Yerli ve milli roketlerimizi dünya yörüngesine ağır faydalı yük taşıyabilecek olgunluğa eriştirmemiz gerekiyor. İnşallah bunu da başaracağız. En önemlisi de bir uzay limanı işletmesine sahip olmaktır. Türkiye'nin coğrafi konumu ticari karlılık bakımından faydalı yük taşıyacak bir uzay limanı işletmesi kurmaya şu an itibarıyla uygun değildir. Bu nedenle uzay limanımızı en uygun coğrafyalardaki dost ve müttefik ülkeler ile birlikte kurmayı planlıyoruz. Uluslararası iş birlikleri ile bu misyonumuzu da en kısa sürede hayata geçirmekte kararlıyız.''Uzay havasına ilişkin yetkinliğimizi artıracağız'Milli Uzay Programı'ndaki 5'inci hedefin uzay havası ya da meteorolojisi olarak tabir edilen alana yatırım yaparak, uzaydaki yetkinliğin artırılması olduğunu açıklayan Erdoğan, 'Uzayda ortaya çıkabilecek değişimler hayat alanımızı ve yer tabanlı teknolojik sistemleri olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Kablosuz yayınlar, haberleşme ve navigasyon sistemleri, elektrik şebekeleri ve petrol boru hatları bu değişimden ciddi zararlar görebiliyor. Tüm bu etkileri izlemek ve modellemek üzere uzay havasına yönelik çalışmalar yürüteceğiz.' diye konuştu.Erdoğan, bu sayede özellikle Türkiye'nin yeryüzü ve gökyüzündeki operasyonlarını daha güvenli hale getireceklerini anlatarak, 6'ncı hedefin de Türkiye'nin astronomik gözlemler ve uzay nesnelerinin yerden takibi konularında daha ileri bir seviyeye ulaşmak olduğunu belirtti.Bu alanda artacak kabiliyetler sayesinde dünya yörüngesindeki nesnelerin kayıt altına alınması ve takibine katkı sunulacağını ifade eden Erdoğan, 'Bu misyona yönelik halihazırda alt yapılarımız mevcuttur. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi'ni birbirine entegre ederek tek bir ulusal araştırma altyapısı haline dönüştüreceğiz. Ülkemize kazandıracağımız radyo teleskoplar sayesinde bilim insanlarımız sırrı halen çözülememiş hızlı radyo patlamalarını çalışabilecekler.' dedi.Bu teleskopları tasarlayacak mühendislerin derin uzay programının haberleşme altyapısının da temelini atacağını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:'7'nci hedefimiz, ülkemizde uzay sanayi ekosistemini daha da geliştirmektir. Türk mühendisleri, bilim insanları ve müteşebbislerinin uygun alt yapıya sahip olduğunda, gerekli desteği aldığında neler yapabileceği artık tüm dünyanın malumudur. Savunma sanayinde elde ettiğimiz başarıları uzay alanına taşıyacak, burada da güçlü ve üretken bir ekosistem oluşmasını sağlayacağız. Uzay Ajansı'mızın öncülüğünde kısa sürede buradan da yeni başarı hikayeleri çıkacağına inanıyorum.''Uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uzay Programı'ndaki 8'inci hedefin bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurmak olduğunu açıklayarak, sadece uzay alanında uydu geliştirebilen ve üretebilen ender ülkelerden biri olmayı yeterli bulmadıklarını söyledi.Türkiye'yi uzay teknolojilerinin tüm alt bileşenlerini ticari olarak rekabet edebilir şekilde üretebilen bir ülke konumuna getireceklerini vurgulayan Erdoğan, 'Bu amaçla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) bünyesinde yerli ve yabancı yatırımcılara ev sahipliği yapacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Burada yatırım yapacak olan firmalarımızı da çeşitli mekanizmalarla destekleyeceğiz. Özel sektörü önce güç olarak konumlandıracağımız Türkiye Uzay Ajansına da ev sahipliği yapacak bu merkezin yerini belirledik.' dedi.Milli Uzay Programı'ndaki 9'uncu hedefin uzay alanında etkin ve yetkin insan kaynağının geliştirilmesi olduğunu olduğu bilgisini veren Erdoğan, şöyle devam etti:'Her alanda olduğu gibi uzay yolculuğumuzun da vazgeçilmezi insandır. Çocuk, genç, araştırmacı, bilim insanı, müteşebbis, teknisyen, mühendis ve diğer tüm kesimleri ile toplumumuzda uzay farkındalığını artırmak için ne gerekiyorsa yapacağız. YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığımız başta olmak üzere, ilgili kuruluşlarımızla özel programlar oluşturacak, bu alandaki nitelikli insan kaynağımızı artıracağız.''Bir Türk vatandaşını uzaya göndermeyi hedefliyoruz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10'uncu ve son hedefin, bir Türk vatandaşını uzaya göndermek olduğunu duyurarak, 'Eminim ki birçok kişi bu hayali kurarak büyümüştür. Hatta belki aranızda halen bu hayalini sürdürenler var. Hatta belki bayanlardan bile ben adayım diyenler vardır. Bak, Pelin Çift diyor ki 'ben adayım.'' dedi.'Uzaya bir vatandaşımızı göndermeyi, turistik gezi olarak değil, gelecek nesillere yol gösterecek bir bilim misyonu olarak tasarlıyoruz' diyen Erdoğan, uzaya gitme niteliklerine sahip bir kişinin gönüllüler arasından seçilerek, gerekli eğitimleri almasını sağlayacaklarını ve uzaya göndereceklerini belirtti.Bu sayede uluslararası uzay istasyonunun altyapısından da yararlanılacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:'Tabii benim özellikle burada bir şerhim var. Mademki bir vatandaşımız uzaya gidecek, artık astronot ya da kozmonot kelimelerine bir Türkçe karşılık bulmamız gerekiyor. Biliyorsunuz bu bizim hassas noktamız. Buradan dil bilimcilerimize bir çağrıda bulunuyor ve diyorum ki; 'gelin Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım.' Tabii yalnızca dil bilimciler değil 83 milyon vatandaşımız da özgün fikirleriyle bu arayışa ortak olabilir.'Erdoğan, saydığı hedeflerin her birinin iddialı ve zorlayıcı olduğunu ama bunların hepsinin ayakları yere basan hedefler olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:'Türkiye'nin bu devrimi gerçekleştireceğinden, uzay yarışında güçlü bir aktör olarak yerini alacağından en ufak bir şüphe duymuyorum. Türkiye Uzay Ajansı'nın geliştireceği projeleri, Milli Uzay Programı'ndaki hedefleri bizzat takip edecek, destek olacağım. Bu doğrultuda çalışmalar yürüten tüm akademisyen, girişimci ve vatandaşlarımızın hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlamasına imkan sağlayacak çağrılar açacak, yarışmalar düzenleyeceğiz. Milli teknoloji hamlesi ruhuyla, genç yaşlı demeden tüm vatandaşlarımızdan bu alandaki çalışmalara yüksek düzeyde katılım ve sahiplenme bekliyorum. İnşallah devlet millet el ele verecek, göklere en çok yakışan bayrağımızı, yani ay yıldızlı bayrağımızı hak ettiği yerlere taşıyacağız. Ayağımız dünyada, gözümüz uzayda olacak. Kökümüz dünyada, dallarımız göklerde olacak.'Milli Uzay Programı'nın Türkiye ve tüm insanlık için hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, programın hazırlanmasında emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank başta olmak üzere, Türkiye Uzay Ajansına ve katkı sağlayan tüm paydaşlara şükranlarını sunduğunu bildirdi.Toplantıdan notlarCumhurbaşkanı Erdoğan'a konuşmasının ardından, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tarafından Türkiye Uzay Ajansının marka tescil belgesi takdim edildi.Erdoğan'ın huzurunda, protokol ve sözleşmeler, ilgililer tarafından imzalandı.Buna göre, Türkiye Uzay Ajansı koordinasyonunda, TUSAŞ, Türksat ve TÜBİTAK Uzay arasında 'Milli Uydu Üretim Şirketi Kurulmasına İlişkin Protokol' imza altına alındı.Türkiye Uzay Ajansı ile İstanbul Teknik Üniversitesi arasında 'Havacılık ve Uzay Teknolojileri Alanlarında Bilimsel ve Teknolojik İş Birliği Protokolü' imzalandı.Türkiye Uzay Ajansı, Sabancı Üniversitesi ve TÜBİTAK Uzay arasında 'Artırılmış X-Işını Zamanlama ve Polarimetri Uydusu Geniş Alan İzleme Uygulama Yazılımı Proje Sözleşmesi' imza altına alındı.Türkiye Uzay Ajansı, ODTÜ ve ODTÜ Teknokent arasında 'Kurulacak Uzay Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Ortak AR-GE ve Teknoloji Geliştirme Çalışmaları Yapılması ve İş Birliği Protokolü' de imzalandı.Toplantının düzenlendiği kongre ve kültür merkezinin tavanına yerleştirilen kubbeye 3 boyutlu uzay görüntüsü yansıtıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması öncesinde, Türkiye Uzay Ajansının logosu da tanıtıldı.Toplantıya, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, bakanlar, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve çok sayıda davetli de katıldı.(Bitti)
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı'nda Konuştu: (2)
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Doğru zamanda insansız hava aracı ve silahlı insansız hava aracı teknolojilerine yatırım yaparak sahada oyunu değiştiren tarafta yer almayı başardık.' dedi.Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı'nda konuştu.Türkiye'nin uydu teknolojilerinin yanı sıra astronomik gözlem noktasında da önemli altyapılara sahip olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin modern anlamdaki ilk gözlemevi olan TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nin, ülkenin en büyüğü olan 1,5 metre çapında teleskopu bünyesinde barındırdığını kaydetti.Erzurum'da Karakaya tepeleri üzerinde 3 bin 170 metre yükseklikte Doğu Anadolu Gözlemevini inşa ettiklerini dile getiren Erdoğan, bu tesis tamamlandığında 4 metre çapındaki Türkiye'nin en büyük optik ve ilk kızılötesi teleskobunun devreye alınmış olacağını ifade etti.Erdoğan, sadece TÜBİTAK aracılığıyla son 18 yılda uydu, uzay, fırlatma sistemleri, uzay ekipmanları konularında kamu ve akademi dünyasında 56 projeye toplam 2,1 milyar lira kaynak sağladıklarını aktararak, Türkiye'nin 'Uzay ve Havacılık' temalı ilk bilim merkezi olan Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezini 2020'de Bursa'da hizmete açtıklarını hatırlattı.Bu tür yatırımlarla, uzay çalışmalarının gençler ve araştırmacılar nezdindeki cazibesini artırmayı ümit ettiklerine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:'Biz, astronomi, matematik ve tıp gibi temel bilimlere öncülük etmiş, çığır açmış bir medeniyetin mirasçılarıyız. Türk ve Müslüman alimlerin asırlar önce yaptığı çalışmalar sayesinde bugün uzay çağını konuşabiliyoruz. Güneşin kendine özgü hareketi olduğunu ilk keşfeden, Batılıların 'Alfraganus' adıyla bildiği İlk Türk ve Müslüman astronom El Fergani'dir. Andromeda gök adasını ilk kez gözlemleyen Batı dünyasında 'Azopi' adıyla tanınan El Sufi'dir. Jeodezi biliminin kurucusu, yer çekimi fikrini Newton'dan 7 asır önce dile getiren, güneşin hareketlerinden mevsimlerin başlangıç dönemine hesaplayan ve yaşadığı asra ismini veren El Biruni'dir. Gök cisimlerinin yere olan uzaklığını, yerkürenin eksenindeki eğikliğini günümüz hesaplamalarına en yakın değerde bulan, İstanbul'un enlem ve boylam derecesini belirleyen Ayasofya'nın ilk müderrisi Ali Kuşçu'dur.'Erdoğan, haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama bilimi olarak bilinen sibernetikin kurucusu, su saatlerinden şifreli anahtarlara kadar birçok otomatik mekanizmayı tasarlayanın El Cezeri olduğunu aktardı.Trigonometri ilminin babası, sinus, kosinus, tanjant ve kotanjantın tanımı ve ispatlarını yapan, ekliptik ile Ekvator arasındaki mesafeyi ilk kez gerçeğe en yakın hesaplayanın Takiyüddin olduğunu bildiren Erdoğan, gökkuşağı ve halenin oluşumunu inceleyen, optik bilimi ve astronomi alanında döneminin en büyük otoritesi olan Mirim Çelebi olduğunu dile getirdi.'Yapacağımız çok iş var''Adlarını burada sayamadığım binlerce bilim insanımızın başarılarıyla gurur duyuyoruz. Biz, işte bu alimleri yetiştiren toprakların evlatlarıyız.' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:'Bu gerçekleri asla unutmayacağız ama şunu da bileceğiz ki bizim daha yapacağımız çok iş var. Bu büyüklerimize layık olmak için yapacağımız çok iş var. Pozitif bilimlerdeki üstünlüğün son yüzyıllarda Batı'ya geçerek onları kalkındırdığını elbette biliyoruz. Coğrafi keşiflerle değişen güç dengelerinin farkına varmada geç kaldık ve bunun bedelini ağır şekilde ödedik. Ama bugün dünya yeni bir değişimin, yeni bir dönüşümün arifesindedir. Yeni dönemde güç dengelerini, uzay keşiflerinin, bu alandaki yeni teknolojilerin belirleyeceği açıkça görülüyor. Milli teknoloji hamlesi vizyonumuzla Türkiye'yi kritik ve özgün teknolojilerin üreticisi yapma hedefimize kilitlenmemizin sebeplerinin en başında bu gerçeği görmemiz geliyor. Şuur, özgüven ve adanmışlığa sahip olduğumuzda erişemeyeceğimiz menzil, aşamayacağımız engel olamaz bunu böyle bilelim.''Bu anlayışla, doğru zamanda insansız hava aracı ve silahlı insansız hava aracı teknolojilerine yatırım yaparak sahada oyunu değiştiren tarafta yer almayı başardık.' ifadesini kullanan Erdoğan, bunu başaranları tebrik etti.'Tüm dünyanın gözü üzerimizde'Bu akşam gerçekleştirilen etkinliği hazırlayan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve ekibini tebrik eden Erdoğan, 'Tüm dünyanın gözü üzerimizde. Niye bu kadar saldırıyorlar, neden? 'Çılgın Türkler geliyor' diyorlar. Milli elektrikli otomobil için de doğru zamanda adımlar attık. Bu konuda da Türkiye en çok konuşulan, takip edilen ülkeler arasındadır.' dedi.Erdoğan, şimdi de uzay çalışmalarında doğru zamanlama ile doğru adımları atarak hareket etme kararlılığını ortaya koyduklarını belirterek, şöyle konuştu:'Temsil ettiğimiz medeniyetin dünyaya yeniden öncü olabilmesi, Türkiye'nin uzay yarışındaki kat edeceği mesafeye bağlıdır. İnsanlığın bir kısmının değil, tamamının barışa ve huzura kavuşması için medeniyetimizi yeniden şahlandırmak mecburiyetindeyiz. Asırlar boyunca topraklarına her ayak basan tarafından sömürülen Afrikalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Şu anda bakıyorum da Fransa'nın başındaki zat durmadan bana saldırıyor. Senin benle ne işin var? Sen önce Cezayir'in hesabını ver. Senin büyüklerin Cezayir'de 1 milyon insanı öldürdü, onun hesabını ver. Sen önce Ruanda'nın hesabını ver, 100 binlerce insanı öldürdünüz. Ama Türk'ün ve Türkiye'nin ne de ecdadımızın geçmişinde böyle bir şey söz konusu değil. Bizim ellerimizde kan yok ama sizde kan var. Sürgünlerle yerinden, yurdundan edilen, dinini, dilini, ismini değiştirmeye zorlanan Asyalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Gettolara sıkıştırılmış, faşizmin ve suç şebekelerinin insafına bırakılmış Batılı kardeşlerimiz için de bunu başarmak mecburiyetindeyiz.'(Sürecek)
Hindistan'da Buzul Parçasının Nehre Düşmesi Sonucu Oluşan Selde Can Kaybı 31'E Çıktı
ANKARA (AA) - Hindistan'da, Himalayalar'daki Nanda Devi Dağı'ndan bir buzul parçasının kırılarak Dhauliganga Nehri'ne düşmesinin ardından meydana gelen selde, ölü sayısı 31'e yükseldi.Hint basınındaki haberlere göre, önceki gün Uttarakhand eyaletindeki Chamoli bölgesinde bulunan Dhauliganga Nehri'ne buzul düşmesi sonucu oluşan selin ardından 5 kişinin daha cesedi bulundu.Böylelikle olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 31'e yükselirken, en az 160 kişiden hala haber alınamadı.Hükümet yetkilileri, Dhauliganga'da yapım aşamasındaki bir hidroelektrik santrali ile Alaknanda'daki bir diğer hidroelektrik santraline ve çok sayıda yerleşim yerine zarar veren selin ardından kaybolan kişilerin bulunması için yüzlerce görevlinin katılımıyla arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.Kaybolanların çoğunun hidroelektrik santrali projelerinde çalışanlar olduğunu anımsatan yetkililer, gece boyunca selin ardından oluşan çamuru kazı makinalarıyla temizlemeye çalıştıklarını ve mahsur kalan işçileri kurtarma umutları olduğunu belirtti.İklim değişikliği ve tehlikeli yapılaşma zararı artırıyorÜlkede 31 kişinin hayatına mal olan ve 160'dan fazla kişinin de kaybolduğu felaketin ardından, buzul parçasındaki kırılmaya neyin yol açtığı merak konusu oldu.Bilim insanları, bu kazanın, ülkenin en yüksek ikinci dağı olan Nanda Devi'nin zirvesindeki bir buzulun, küresel ısınmanın etkisiyle eriyerek düşmüş olabileceğini belirtti.Bu arada uzmanlar, iklim değişikliğinin yanı sıra tehlikeli yapı uygulamalarının da bu tarz felaketlerin zararını artırdığı değerlendirmesinde bulundu.Hindistan'da önceki gün Nanda Devi buzulunun bir parçasının kırılarak Dhauliganga Nehri'ne düşmesinin ardından sel meydana gelmişti.Yetkililer, selin bir elektrik santraline ve çok sayıda yerleşim yerine zarar verdiğini ve yaklaşık 150 kişiden haber alınamadığını belirtmişti.Hint-Tibet Sınır Polisi (ITBP), sel felaketinden etkilenen Raini köyü yakınlarında arama kurtarma operasyonu başlatmıştı.Uttarakhand'da 2013'te şiddetli yağışlar sonrası meydana gelen heyelan ve sellerde binden fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Reklam