Dsö, Oxford-Astrazeneca'nın Kovid-19 Aşısının Yetişkinlerde Kullanılmasını Tavsiye Etti
CENEVRE (AA) - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Oxford-AstraZeneca'nın geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının, 65 yaş üstü kişiler de dahil olmak üzere, yetişkinlerde kullanılması tavsiyesinde bulundu. Oxford-AstraZeneca aşılarının Güney Afrika Cumhuriyeti'nde görülen ve 'B.1.351' adı verilen mutasyonlu Kovid-19 türüne karşı etkisinin 'minimum düzeyde' olduğunun açıklanmasının ardından gözler DSÖ'nün alacağı karara çevrildi.Örgütün, İsviçre'nin Cenevre kentindeki merkezinde, Oxford-AstraZeneca aşısının kullanımına ilişkin video konferans yöntemiyle basın toplantısı düzenlendi.DSÖ'ye Kovid-19 aşılarının kullanımı konusunda danışmanlık yapan Stratejik Uzmanlar Danışma Grubunun (SAGE) Başkanı Dr. Alejandro Cravioto, 'Bir ülkede (Kovid-19'un) bir türü dolaşımda olsa bile, şimdilik bu AstraZeneca aşısını ciddi hastalık düzeyini azaltabilmek adına kullanmamamız için hiçbir neden yok.' ifadesini kullandı.Cravioto, aşının kullanılabileceği yaş gruplarına da açıklık getirerek, 'Bu aşının üst yaş sınırı olmaksızın 18 yaş ve üzeri kişilerde kullanılması tavsiyesinde bulunuyoruz. Bu, 65 yaşın üzerindekilere aşı yapılması gerektiği anlamına geliyor.' dedi.SAGE, Oxford-AstraZeneca aşısının 8 ila 12 hafta aralıklarla iki doz halinde verilmesi tavsiyesinde bulundu.DSÖ son bir değerlendirme yapacakDSÖ'nün Aşılar ve Aşılama Bölümü Başkanı Dr. Kate O'Brien ise SAGE'nin tavsiyesinin geçici olduğuna işaret ederek, 12 ve 15 Şubat'ta yapılacak toplantılarda, AstraZeneca aşısına ilişkin 'son değerlendirme ve kararın' açıklanabileceğini kaydetti.DSÖ Bilim Heyeti'nden başuzman Dr. Soumya Swaminathan da Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Oxford-AstraZeneca aşısının kullanımını bırakacağı yönünde medyadaki haberlerin doğru olmadığını aktardı.Swaminathan, bu ülkenin 'kanıt ve veri toplamak' için Oxford-AstraZeneca aşısını kullanmaya devam edeceğini vurguladı.Söz konusu aşının Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) için öncelikli aşılardan biri olduğunu ifade eden Swaminathan, temin edilecek yüz milyonlarca doz aşının COVAX kapsamında tüm dünyaya dağıtılacağını kaydetti.2021'in ilk 6 ayında yoksul ülkeler için en az 337 milyon doz aşıGüney Afrika Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Zweli Mkhize, Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca'nın birlikte geliştirdiği aşının kullanımını geçici olarak durdurduklarını belirtmişti.DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus ise 8 Şubat'ta yaptığı açıklamada, aşı için kesin yargıya varmak için erken olduğuna işaret etmişti.Küresel Aşı ve Aşılama Birliği (GAVI), COVAX kapsamında 2021'in ilk 6 ayında yoksul ülkeler için en az 337 milyon doz Kovid-19 aşısı tahsis edildiğini ve şubat sonundan itibaren ülkelere dağıtılmasının planlandığını bildirmişti.
Suriyeli Astronot Faris, "Milli Uzay Programı"Nı Değerlendirdi:
İSTANBUL (AA) - HALİS AKYILDIZ - Suriye'nin ilk, Arap dünyasının ikinci astronotu, aynı zamanda eski bir savaş pilotu olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Muhammed Faris, Milli Uzay Programı'na ilişkin, ''Ay'da ayağı olmayanın yeryüzünde ayağı yoktur.' Uzay çağında yaşıyoruz. Bu nedenle programdan dolayı çok mutluyum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 10 maddenin başarıyla tamamlanmasını ümit ediyorum.' dedi.Türkiye'de yaşayan Faris, AA muhabirine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün tanıtılan 'Milli Uzay Programı'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Faris, 22 Temmuz 1987'de uzaya çıktığını anımsatarak uzayda 13 bilimsel deney yaptığını, bunların tıbbi, fiziki ve kimyasal deneylerle dünyanın uzaydan görüntüsünü almak olduğunu söyledi.Aslında savaş pilotu olduğunu aktaran Faris, 'Araştırmalar gösterdi ki savaş pilotları, uzayın zor şartlarında daha hızlı ve daha güçlü uyum sağlıyor. Uzayda 8 gün kaldım. Moskova'da 2 yıl okuduğum için uzay dönüşünde Suriye halkına dersler vermeye başladım. 2012 yılında Suriye'den Türkiye'ye geldiğim zaman Türk öğrencilere de üniversitelerde, liselerde, bilim merkezlerinde ders verdim.' diye konuştu.' Türk bilim insanına ve uzmanların çabalarına güveniyorum'Faris, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, dün Milli Uzay Programı'ndan bahsettiğini duyunca çok sevindiğini ifade ederek, Türkiye Uzay Ajansını takip ettiğini, Florida'dan Türksat 5A uydusu gönderdiğini ve bundan dolayı mutlu olduğunu anlattı.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün konuşmasında uzay programını anlattığını ve programın başarıyla gerçekleşmesini umduğunu dile getiren Faris, şunları söyledi:'Cumhurbaşkanı ve Türk yetkililerden her zaman gördüğüm, bir program yapıp onu tamamlıyorlar. Her zaman söylediğim bir sözüm vardır. 'Ay'da ayağı olmayanın yeryüzünde ayağı yoktur.' Uzay çağında yaşıyoruz. Bu nedenle programdan dolayı çok mutluyum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 10 maddenin başarıyla tamamlanmasını ümit ediyorum. Türkiye'nin uzay geleceği için Türk bilim insanına ve uzmanların çabalarına güveniyorum. Bir astronot ve bir Türk vatandaşı olarak bana sunulanı elimden geldiği kadar imkanlarım dahilinde yapmaya hazırım.'Muhammed Faris, Milli Uzay Programı'nın geleceğinden çok mutlu olduğunun altını çizerek, 'Uzay yeryüzüne hakim. İlmi ve ekonomik geleceğini korumak isteyen güçlü bir devletin uzayda ayağı, izi olmalı. Erdoğan'ın ifade ettiği 10 hedefin tamamlanacağı bir başarıyı Allah'tan temenni ederim.' dedi.
Türkiye'nin En Büyük Teleskobu 2022'de Faaliyete Geçecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Milli Uzay Tanıtım Programı'nda gündeme getirdiği, Türkiye'nin en büyük optik ve kızılötesi teleskobu, 2022'de ilk ışığı alacak. Doğu Anadolu Gözlemevi'nin (DAG) yol dışındaki altyapısının yüzde 95'i ise tamamlandı. Kubbesinin yüzde 90'lık bölümü tamamlanan gözlemevinin, uzay bilimleri çalışmalarına büyük katkı sağlaması bekleniyor.
Reklam
Düz Dünyacıların Liderini Uzaya Göndermek İçin Kampanya Başlatıldı
Dünya'nın düz olduğuna yönelik komplo teorilerinden bıktığını belirten Marc Gauld isimli bir adam, bu teorisyenleri gezegenin geoit şeklinde (kutuplardan basık bir küre) olduğuna ikna etmek için ilginç bir çözüm buldu. Gauld'a göre ise bunu yapabilmenin tek yolu liderlerinden birini uzaya göndermek.
İran Dışişleri Bakanı Zarif, Yaptırımların Kaldırılmaması Halinde Nükleer Faaliyetleri Genişleteceklerini Açıkladı
ANKARA (AA) - İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD ve Avrupa'nın yaptırımları kaldıracak adımlar atmaması halinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin nükleer tesislerdeki denetimlerini azaltmak dahil olmak üzere nükleer programı genişletecek adımlar atacaklarını söyledi. Zarif, İran devriminin 42'nci yıl dönümü münasebetiyle yayımladığı yazılı mesajında, ABD ve komşu ülkelerle ilişkiler ve ülkesinin nükleer programı hakkında açıklamalarda bulundu. ABD yönetimine nükleer anlaşmaya dönerek yaptırımları kaldırması çağrısını yineleyen Zarif, 'Washington'daki yeni yönetimle yeni bir yaklaşım deneme fırsatı var ancak mevcut pencere hızla kapanıyor.' ifadelerini kullandı. ABD ve Avrupa'nın nükleer anlaşma kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmemesi halinde yakında nükleer alanda yeni adımlar atacaklarını vurgulayan Zarif, mesajında şu ifadelere yerdi:'Meclisimiz tarafından kabul edilen ve nükleer programımızı genişletmek ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın müfettişleri ile işbirliğimizi azaltmak da dahil olmak üzere alınacak bu tedbirler, nükleer anlaşma kapsamındaki haklarımızla da uyumludur. Bu adımlar yalnızca ABD yönetiminin, Trump'ın (İran'a karşı) azami başarısızlığından ders almaya karar vermesi halinde önlenebilir.' değerlendirmesinde bulundu. İran'ın komşularıyla her zaman iyi ilişkilerden yana olduğunu ifade eden Zarif, bölge ülkelerinin yabancı güçlere güvenmek yerine birbirlerine güvenmesi gerektiğini kaydetti. İran ile ABD arasında nükleer anlaşma düğümü İran ile ABD, Çin, Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere arasında 2015'te Tahran'ın nükleer faaliyetlerinin düzenlendiği ve denetim altına alındığı bir anlaşma imzalanmıştı.ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesinin ardından Washington, 8 Mayıs 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilerek, İran'a yeniden yaptırım uygulamaya başlamıştı.Tahran da yaptırımlara karşılık 5 Ocak 2020'de anlaşmadaki taahhütlerini tamamen durdurmuş ve yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme işlemi dahil bir dizi adım atmıştı. İran, 27 Kasım 2020'de bilim insanı Muhsin Fahrizade'ye düzenlenen suikastın ardından hükümetin itirazlarına rağmen 1 Aralık 2020'de Mecliste onaylanan nükleer yasa kapsamında, 5 Ocak'ta uranyumu yüzde 20 zenginleştirdiğini, 13 Ocak'ta da nükleer silah üretiminde de kullanılan uranyum metali üretimi için çalışmalara başladığını duyurmuştu. Yasa ayrıca, nükleer anlaşmanın taraflarının 21 Şubat'a kadar Tahran'ın bankacılık ilişkilerini ve petrol ihracatını normale döndürecek adımlar atmaması halinde, İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamında 2016'dan bu yana gönüllü olarak uyguladığı Ek Protokol'den ayrılmasını zorunlu kılıyor. Tahran yönetimi, Ek Protokol uyarınca, UAEA müfettişlerinin nükleer tesislerini istedikleri anda aniden denetlemelerine izin vermişti. ABD'de göreve gelen Biden yönetimi, Tahran'ın anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesi halinde anlaşmaya geri döneceklerini duyurmuştu. İran ise anlaşmadan çekilen taraf olarak öncelikle ABD'nin anlaşmaya dönmesini ve yaptırımlarını kaldırmasını istiyor.
Reklam
İçişleri Bakanı Soylu, Yeni Afad Uygulaması Hazırladıklarını Açıkladı:
ANKARA (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığınca yeni bir uygulama geliştirildiğini belirterek 'Deprem olduğu zaman bizi otomatik olarak toplanma alanına götürecek. Enkaz altında kalırsak otomatik olarak mesajlaşma sistemi oluşturacak. Enkaz altında kalır ve konuşmak istersek en yakın cep telefonunu ve en yakın iletişim merkezini santral olarak görecek ve onun üzerinden iletişimi sağlayacak.' dedi.Soylu, Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi'nde (GAMER) tüm valilerle telekonferans yöntemiyle görüştü.Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk ile diğer yetkililerin de katılımıyla düzenlenen toplantıda, Yeşilay çalışmaları ve gündemdeki diğer konular ele alındı.Soylu, programda yaptığı konuşmada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, afetler ve toplumsal olayların yanı sıra 2021'de uyuşturucuyla mücadelenin en öncelikli konulardan biri olması gerektiğini söyledi.Uyuşturucu madde bağlantılı ölümlerin 941'den 250'ye kadar gerilediğini ifade eden Soylu, bunun kendileri için önemli bir veri ve doğru istikamette gidildiğinin bir işareti olduğunu bildirdi.Soylu, bu yıl özellikle sokak satıcılarına çok kuvvetli bir baskı istediğini vurgulayarak Açık Kapı ihbarlarını çok iyi değerlendirmek gerektiğine işaret etti.Uyuşturucuyla Mücadele Aplikasyonu'nda (UYUMA) bu yılki hedefin 500 bin indirmeyi yakalayabilmek olduğunu belirten Soylu, uygulamanın şu anki indirilme sayısının 195 bin 800 olduğunu söyledi.Uygulamanın indirilme sayısının artmasına bağlı olarak ihbar sayısının da artacağına işaret eden Soylu, ihbarların artmasını eleştirmediklerini, faydalı olacağını düşündüklerini kaydetti.Soylu, ailelerin 'Benim çocuğum yapmaz' anlayışının uyuşturucuyla mücadelede karşılarındaki en büyük duvar olduğunu belirterek, valilerden bu mücadelede kendilerini kamu yöneticisi olarak değil anne ve baba olarak görmelerini istedi.Metruk Bina Veri Tabanı'nın güncellenmesi gerektiğini ifade eden Soylu, bu uygulamaya başladıklarında 40 bin metruk bina olduğu bilgisinin geldiğini, bunun daha sonra 95 bin 918 sayısına ulaştığını ve bunlardan 62 bininin yıkıldığını, 14 bin 861'inin ise restore edildiğini bildirdi.Kovid-19 nedeniyle 2019-2020 yılları arasında ele geçirilen skunk, kokain ve afyon miktarının azaldığını belirten Soylu, buna karşın içeride esrar ve kenevir üretiminin, sentetik ecza kullanımının arttığına dikkati çekti.Afetlerle mücadeleTürkiye'nin her yerinde depremler yaşandığını belirten Soylu, bütün bilim insanlarının, yakın zamanda yıkıcı deprem yaşanacağına işaret ettiklerini söyledi.Valilerden illerindeki deprem hazırlıklarını kontrol etmelerini isteyen Soylu, 2021 Afet Eğitim Yılı kapsamında, yılbaşından bugüne kadar valilere, 1106 mülki idare amirine ve 132 bin vatandaşa Afet Farkındalık Eğitimi, 1402 personele Afet Farkındalık Eğitmen Eğitimi verildiğini, sosyal medyada paylaşılan afet eğitimi videolarının 500 bin izlenme sayısına ulaştığını aktardı.Soylu, 'Bu kampanyanın bu yıl sonu itibarıyla hedefi 51 milyon vatandaşımıza ulaşmaktır. Öte yandan il risk azaltma planlarını hazırlıyoruz. 2020 sonuna kadar 7 ilin planı tamamlanmıştı. 2021 sonu hedefimiz, tüm illerimizin risk azaltma planlarını tamamlamaktır.' diye konuştu.Yeni bir AFAD uygulaması hazırladıklarını belirten Soylu, uygulamanın dünyada eşi benzeri olmadığını ifade etti.Uygulamanın, operatörlerle iş birliği içinde geliştirildiğini kaydeden Soylu, 'Deprem olduğu zaman bizi otomatik olarak toplanma alanına götürecek. Enkaz altında kalırsak otomatik olarak mesajlaşma sistemi oluşturacak. Enkaz altında kalır ve konuşmak istersek en yakın cep telefonunu ve en yakın iletişim merkezini santral olarak görecek ve onun üzerinden iletişimi sağlayacak.' diye konuştu.Polis, jandarma ve sahil güvenlik telsiz sistemleri entegre ediliyorBir müjde daha vermek istediğini belirten Soylu, şunları kaydetti:'Bunu da Bakanlığımız Bilgi İşlem Birimi gerçekleştirdi. Bu da yerli ve milli yazılım. 4 yıldır bunun peşindeyiz. Biz DMR ile yani emniyet telsiz sistemini, jandarma ve sahil güvenlik telsiz sistemleriyle konuşturmak istiyorduk. Bu, bizim çok istediğimiz bir şeydi. Bunu ne için istiyorduk. Allah muhafaza Türkiye'nin tamamını etkileyen afet, bir saldırı anında Türkiye'nin tüm uçlarına aynı talimatla ulaşabilme mantığını gerçekleştirmek istiyorduk. Bakanlık Bilgi İşlem Birimini de tebrik ediyorum. Polis, jandarma ve sahil güvenlik telsizini ayrı ayrı programlar olmasına rağmen konuşturuyorlar. İlk uygulamayı Ağrı'da gerçekleştirdiler. Orada pilot uygulaması yapılıyor. Tüm Türkiye'ye yayacağız.'Tüm asayiş olaylarında 2020'de bir önceki yıla göre yüzde 3,3 azalma olduğunu belirten Soylu, evden hırsızlık günlük ortalamasının, 172'den 158'e gerilediğini, 2021 yılı hedefinin, bu sayıyı 100'ün altına düşürmek olduğunu söyledi.Trafik kazalarında yaşanan can kayıplarındaki hedefi, 2021 yılı için 4 bin 500 olarak belirlediklerini ifade eden Soylu, bu rakama düşmenin kendileri için çok önemli olduğunu bildirdi.Kadın Destek (KADES) uygulamasında 1 milyon 474 bin indirme ve 83 bin ihbar sayısına ulaşıldığını belirten Soylu, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla oluşturulan Elektronik Kelepçe İzleme Merkezi'nin devreye alındığını hatırlattı.
Reklam
Koronavirüs Bilim Kurulu Toplanacak
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı sonrası bugün saat 19.00'da açıklama yapacak. Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri, Bakanlığın Bilkent Yerleşkesi'nde, Sağlık Bakanı Koca başkanlığında saat 17.00'de bir araya gelecek.Toplantı sonrası Bakan Koca, saat 19.00'da basın açıklama yapacak.
Reklam
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (5)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, inaktif, VLP ve adenovirüs olmak üzere şu anda insan deneyleri başlayacak 3 aşı adayının olduğunu belirterek, 'Şu anda ilk faz 1 çalışma ruhsatı alacak bu 3 aşı adayından hangisi faza geçerse ben gönüllü olmaya adayım. Zaten kaydımı da yaptırdım. Tüm Türkiye'ye çağrı yapmak istiyorum.' dedi.Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.'Herkes aşı üretti biz neden aşı üretmedik' eleştirilerinin sorulması üzerine Varank, 'Dünyada önemli ülkelerin önemli aşı çalışmaları var. 'Herkes aşı üretti biz üretmedik' diyenler bence dünyayı iyi takip etmiyorlar. Dünyada herkes aşı üretmedi. Şu anda aşı geliştirme aşamasında olanlar var, üretmeyi başaranlar var.' yanıtını verdi. Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) Türkiye'de görülmeden toplantı yaptıklarını hatırlatan Varank, bilim insanlarıyla virüsle mücadelede neler yapılabileceğini konuştuklarını söyledi.Varank, toplantı sonucunda TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu'nu kurduklarını anımsatarak, şunları kaydetti:'Özellikle salgınla mücadelede hangi alanlara yoğunlaşmalıyız, bunun planlarını yaptık. Burada 17 farklı aşı ve ilaç geliştirme projesini destekleme kararı aldık. O zamanlar biz Türkiye'deki kabiliyetlerin ne seviyede olduğunu çok da iyi bilmiyorduk. Platformu kurduğumuzda yürütülen çalışmaları doğru şekilde koordine edip desteklediğinizde ve yönlendirdiğinizde aslında bilim insanlarımız dünyadaki bütün çalışmalarla rekabet edebilir işleri yapabiliyorlar. Dolayısıyla o platform çatısı altına aşı ve ilaç çalışmalarını desteklemeye başladık.' 'Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünde Türkiye aşı üretebiliyordu, AK Parti geldi bunu ortadan kaldırdı' görüşünün' kamuoyunu yanıltmak için kullanılan bir yalandan ibaret olduğuna işaret eden Varank, enstitüde son aşının 1998'de üretildiğini ve o tarihten sonra altyapının dünyadaki teknolojilere göre geride kaldığı için faaliyetlerin durdurulduğunu anlattı. Varank, 'Biz, AK Parti olarak, 18 yılda Ar-Ge faaliyetlerine verdiğimiz desteklerle, kurduğumuz altyapılarla TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu çatısı altında başladığımız çalışmaları birleştirdiğimizde bu kabiliyetlerimizi çok daha hızlı şekilde ürünleştirecek çalışmanın içerisine girmiş olduk.' dedi.'İnsan denemelerine başlayacak 3 tane aşı adayımız var'Aşı çalışmalarının büyük bir hızla devam ettiğine dikkati çeken Bakan Varank, şu ifadeleri kullandı:'Bizim şu an da klinik çalışma diyebileceğimiz yani insan denemelerine başlayacak 3 tane aşı adayımız var. Bunlardan bir tanesi inaktif aşı dediğimiz, Çin'den de gelen aşıyla aynı teknolojiyi kullanan aşı, ikincisi virüs benzeri parçacıklar (VLP) dediğimiz, dünyada çok fazla üzerine yatırım yapılmayan ama aslında oldukça etkili olduğunu hayvan deneylerinden gördüğümüz bir aşı adayı. Bir tanesi de adenovirüs temelli dediğimiz, Ankara'dan bir hocamızın aşı çalışması. Bu 3 aşıda da gerekli bütün çalışmalarımızı tamamladık, ara sonuçlarımızı Sağlık Bakanlığına teslim ettik. Onlar da bütün değerlendirmeleri yaptıktan sonra bu aşıların insan deneyine geçilip geçilmemesiyle ilgili izni verecekler.'Aşıların Türkiye'de üretilip üretilemeyeceği ilişkin altyapının olup olmadığıyla ilgili de çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Varank, araştırmalar sonucu 3 farklı özel sektör altyapısı bulduklarını bildirdi.Türkiye'nin bu konuda yeterli kabiliyetleri kazandığını dile getiren Varank, 'Böyle bir salgın ortamı ortaya çıkmadığı için aşı çalışmalarında sıkı bir koordinasyon oluşturmadığı için belki bu alanda geç kalmış gözüküyor olabiliriz. Bunlar insan sağlığını ilgilendiren hususlar olduğu için süreçler uzun sürüyor. Yani faz 1, faz 2 çalışması yapmamız gerek, daha sonra faz 3 çalışması dediğimiz belki 10 bin insan üzerinde aşı adayınızı deneyerek, daha sonra bu aşı gerçekten hem insan sağlığına zararlı değil, hem istediği etkiyi oluşturuyor diyebiliyorsunuz ama bizim bilim insanlarımızın gösterdiği gayretin ben hiçbir ülkede gösterildiğini düşünmüyorum.' şeklinde konuştu.Varank, Sağlık Bakanlığının izni sonrasında klinik çalışmalara başlayıp, çok hızlı bir şekilde ilerlediklerinde sadece ülkeye değil, tüm dünyaya faydası olabilecek aşılar üretileceğini ifade etti.Bakan Varank, 'Şu anda biz ülkelerle görüşmelerimizi yapıyoruz. Çok büyük nüfuslara sahip ülkelere faz 3 çalışmalarını beraber yapalım diye tekliflerimizi götürdük. Ortak üretim yapabilir miyiz diye, şu anda bunların görüşmelerini yapıyoruz. Şu anda ilk faz 1 çalışma ruhsatı alacak. Bu 3 aşı adayından hangisi faza geçerse ben gönüllü olmaya adayım. Zaten kaydımı da yaptırdım. Tüm Türkiye'ye çağrı yapmak istiyorum. Lütfen vatandaşımız da bu işlerde gönüllü olmayı denesinler. Bilime bu şekilde katkı sağlanıyor.' değerlendirmesinde bulundu.İlaç çalışmalarında da insan deneyine gelmiş 3 ilaç adayı olduğunu vurgulayan Varank, bunların hem virüsün yayılımını engelleyen hem de tedavide kullanılan ilaçlar olduğunu söyledi. 'TÜBİTAK Başkanımız, Uğur Hoca ile irtibat halinde'Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucuları ve Kovid-19 aşısının geliştiricilerinden Prof. Dr. Uğur Şahin ile Türkiye'nin temasları hakkında da bilgi veren Varank, 'Uğur Hoca'yla TÜBİTAK Başkanımız Hasan Mandal, nisan ayından beri görüşüyorlar. Uğur Şahin Hoca, aslında, Kovid-19'la gündeme gelmiş olsa da başka bir sürü biyoteknoloji alanındaki çalışmalarıyla da ön plana çıkmış değerli bir bilim insanı ve Türkiye'de de özellikle kanser araştırmalarıyla ilgili çalışmalar yapmak istiyor. Bu manada da Türkiye'de bir merkez kurmak için bizimle görüşmelere devam ediyor.' dedi.Türkiye'deki altyapılarla ilgili Şahin'i bilgilendirdiklerini kaydeden Varank, hem kamu kurumları hem de özel sektörün kabiliyetleri konusunda kendisini haberdar ettiklerini belirtti. Kovid-19 aşı çalışmalarının yanı sıra Türkiye'de neler yapabilecekleri konusunda görüştüklerini bildiren Varank, 'Hoca kendi planlamalarını şu anda yapıyor ve dediğim gibi Türkiye'de bir merkez kurmak istiyor.' ifadesini kullandı. Varank, Şahin'e ortak üretim konusunda teklif yaptıklarına da değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:'Kendilerine ortak üretimle ilgili de tekliflerimizi yaptık. Oldukça gündemde bir konu bunun üretimi. Avrupa Birliği, Amerika ilişkileri gibi farklı konular gündemde ama iletişimimiz devam ediyor. Kendilerini Türkiye'de ağırlamaktan, burada onların bir merkezine ev sahipliği yapmaktan memnun oluruz. Küresel firmaların Türkiye'de yatırımları var. Ar-Ge alanında yatırım yapan çok ciddi şirketler var. Eğer Uğur Şahin Hoca da Türkiye'ye gelirse hem buradan fayda görür hem de Türkiye'deki kabiliyetlerle kendi işine katkı sağlar diye düşünüyoruz.'(Bitti)
Muğla'da Kovid-19'U Yenen 98 Yaşındaki Kadın Taburcu Edildi
MUĞLA (AA) - Muğla'da kronik rahatsızlarına rağmen yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen 98 yaşındaki kadın, herkese moral oldu.Mide kanaması, halsizlik ve öksürük şikayetiyle Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran 98 yaşındaki Behiye Türkler, Kovid-19 testinin pozitif çıkması üzerine tedaviye alındı.Türkler, 17 günlük tedavisinin ardından hastalığı yenerek hastaneden taburcu edildi. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Şahin, Behiye Türkler'i taburcu etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.Salgın sürecinde çok sayıda vaka gördüklerini anlatan Şahin, '10 gün yoğun bakımda, 7 gün serviste tedavi gördü. Bu süreçte kendisi hepimize bir moral kaynağı oldu. Taburcu edilerek evine götürülen 6 çocuk ve 8 torun sahibi Behiye ninemiz yakınları tarafından özenle bakılıyor.' dedi.Kovid-19'un genç, yaşlı demeden bütün insanlığı etkilediğini vurgulayan Şahin, herkesin tedbirlere uyması gerektiğini söyledi.
Reklam
Yapımcı Bülent Turgut "Süper Kahraman" Evrenini Anlattı:
İSTANBUL (AA) - 'Filinta' ve 'Yüzleşme' adlı dizilerin yapımcıları arasında yer alan Bülent Turgut, Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen 'Konuşmalar' programının konuğu oldu.Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen ve 'Zeytinburnu Kültür Sanat' YouTube kanalından canlı yayınlanan söyleşiyi Anadolu Ajansı (AA) Kültür Sanat Haberleri Editörü Bünyamin Yılmaz yönetti.Turgut, 2015 yılında Filinta dizisini yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk süper kahraman evrenini oluşturmak için araştırmalara başladığını belirterek, 'Lost' ve 'Prison Break' adlı dizilerin yönetmenliğini yapan Bobby Roth ile süper kahraman evreni 'T-World'ün hazırlıklarını sürdürdüklerini söyledi.Yaklaşık 2,5 yıl boyunca Türkçe konuşan Müslüman coğrafyada, ortak kültür değerlerinde buluşmuş bir evren oluşturmak amacıyla çalıştıklarına değinen Turgut, 'Hikayesi, karakterleri, işin teolojik ve mitolojik boyutu, kahramanların dayandığı arketipler derken, bir de 'Bu işin prodüksiyon olarak Türkiye'de yapılması için nelere ihtiyacımız var?' sorusuna cevap aradık. Bu işi Amerikalılar çok iyi yapıyor. Biz de onlara öykünmeyen ama bu coğrafyada onların kullandığı üretim teknolojilerini kullanabilen bir süper kahraman evreni ortaya çıkardık.' dedi.'Yakın zamanda T-World'ün prodüksiyonuna başlanacak''T-World' için prodüksiyon, aksiyon ekipleri, sanat, kostüm, dijital efektler, ürün tasarımı, oyun ve kitap gibi pek çok alanda hazırlıklar yaptıklarını dile getiren Turgut, Türkiye, ABD, Meksika ve Macaristan'da dört farklı ekiple çalışıldığının altını çizerek, yakın zamanda prodüksiyona başlanacağını kaydetti.Bület Turgut, yapımda sadece Türk karakterlerin bulunmadığınına vurgu yaparak şu bilgileri verdi:'İlk pakette Türk ağırlıklı ama amacımız bu coğrafyadan beslenmek. Biz 36 karakterden 6-7 tanesini şu an koyuyoruz. Filistinli bir Ahmet karakteri var, ikinci paketimizde girecek. Rus, İranlı, Özbek karakterler de var. Talip olduğumuz coğrafyada, hitap etmek istediğimiz nüfus yaklaşık iki milyar kişi. Bu yıl sonunda aralık ayında 13 bölümlük ilk paketimizi izleyecekler.'Hikayecilik anlamında ABD'li süper kahraman yapımlarından farklı bir yol izlemek zorunda olduklarına işaret eden Turgut, 'Ölümsüz süper kahraman yapamazsınız. Çünkü Suriye'de, Irak'ta milyonlarca insan öldü. Dolayısıyla siz bunların karşısına böyle kahramanlarla çıkarsanız, algınızda ciddi sıkıntılar doğar, izleyici reddeder. Karakter dünyamızı bu coğrafyanın gerçekliği içerisinde geliştirdik.'Turgut, Türk yapımı dizilerin dünyada gördüğü ilgiye değinerek, 'Türkiye'de dizi endüstrisinde çok iyiyiz. Yani melodram anlatılacaksa bu konuda Türkiye'de gerçekten çok büyük yetenekler var. Çok kısa sürede çok hızlı, çok uzun süreli diziler üretebiliyoruz. Ama süper kahramanlı fantastik yapımların aksiyonu var, bilgisayar efektleri, özel efektleri, kostüm gibi başka özellikleri de var.' diye konuştu.'Bu coğrafyada binlerce kahramanımız var''Batman' ve 'Superman' gibi karakterlerin ortaya çıkışına ve T-World'deki kahramanların özelliklerine ilişkin bilgi veren Turgut, 'Bizim bu coğrafyada, bu kültürün içerisinde yakın tarihimizden tutun da başlangıcına kadar binlerce kahramanımız var.' değerlendirmesinde bulundu.Bülent Turgut, dijital mecraları da kapsayan farklı bir iş modeliyle yola çıktıklarını aktardı.Türkiye'nin genç nüfusu içerisinde teknolojiyi çok iyi bilen çok sayıda insan olduğunu dile getiren Turgut, kendini ifade etmek için bu alanı seçen bazı genç isimlerin de T-World bünyesinde çalışma imkanı bulduğunu, bundan sonra da kurumsal yapıyla gelen taleplerin değerlendirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini anlattı.Turgut, Filinta dizisinin günün koşullarında Türkiye'de yapılmış en büyük prodüksiyonlardan biri olduğunu vurgulayarak, 'Bugünkü parayla bölüm başı 250 bin dolara mal oldu. Netflix herhangi bir bilim kurguya, 7 milyon dolar veriyor.' dedi.TRT Belgesel'deki 'Büyük Düşler Büyük İşler' adlı yapıma da değinen Turgut, 'Şu ana kadar 15 bölüm çektik. O kadar iyi ve yetenekli çocuklar gördük ki, bu 15 köyden en az 50 dev bilim adamı çıkacağından eminim.' değerlendirmesini yaptı.Bülent Turgut, gençlere, yaşadıkları coğrafyanın değerlerini keşfetmelerini tavsiye ederek, 'Hiçbir eksiğimiz yok, kendimize inanalım. Bu ülkeden binlerce insan çıktı, dünyanın her tarafında faaliyet gösteriyor. Ben elliden fazla ülkeyi gezdim. Yeter ki koşulları oluşsun, yapamayacağımız bir şey yok.' ifadelerini kullandı.
Cern'deki Çalışmalarıyla Türk Kadınına Örnek Oluyor
KONYA (AA) - ZEHRA MELEK ÇAT - Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nde (CERN) 16 yıldır Türkiye'yi temsil eden ve CERN kurullarından PECFA'nın Türkiye adına genel kurul üyesi olan Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayben Karasu Uysal, Türk kadınına örnek oluyor.Çocukluğundan beri fiziğe ilgi duyan Uysal, Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik Bölümündeki lisans eğitiminin ardından doktorasını yapmak için İsviçre'ye gitti. Geçen yıl profesör unvanını alan Uysal, CERN bünyesinde çalışmalar yürüten ALICE Deneyi Türkiye Takımı'nın liderliğini yapıyor. Uysal, CERN bünyesinde yürüttüğü iki projede de kadınlara daha çok yer veriyor. KTO Karatay Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uysal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2012'den beri CERN-ALICE Deneyi ile Karatay Üniversitesi arasındaki iletişimi sağladığını, bilimsel araştırmalara katıldığını ve öğrenci yetiştirdiğini anlattı.CERN'de veri analizcisi olarak görev yaptığını dile getiren Uysal, 'Işık hızına çok yakın hızlarda çarpışan atom altı parçacıkların analizlerini yapıp evrenin oluşumuyla ilgili bilgiler edinmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda üniversitenin takım lideri olarak Türkiye ile ALICE Deneyi arasında da iletişim sağlıyorum. Karatay Üniversitesi ALICE Deneyi'ne tam üye olan tek Türk üniversitesidir. Bu kapsamda veri analizleri yapmak, dedektörlerin kurulum ve işletme aşamalarında görev almak gibi çok çeşitli sorumluluklarımız bulunmaktadır.' dedi.'CERN'de de kadın bilim insanı az'Prof. Dr. Uysal, bütün dünyada olduğu gibi CERN'de de kadın bilim insanı oranının yüzde 20 seviyelerinde bulunduğunu ve bu sayının arttırılmasının önem taşıdığını vurgulayarak şunları kaydetti:'Bilim ve teknoloji alanlarında çalışan kadınların sayısı tüm dünyada arttırılmaya çalışılıyor. Tabii ki bu çok önemli. Temel bilim alanında 16 yıldır çalışan bir bilim insanı olarak, kız öğrencilere pozitif ayrımcılık yapıyorum. Ben de kadın öğrenciler özellikle yüksek enerji fiziği çalışmalarında çok daha detaycı olabiliyorlar. Kadınların kişilik özellikleri, özellikle fizik ve yüksek enerji fiziği alanına çok uyumlu. Bu nedenle, kadın öğrencilerin özellikle yüksek enerji fiziği alanında yetişmesini çok istiyorum. Deneysel yüksek enerji fiziği çalışmalarında dünyadaki en gelişmiş donanım ve yazılım teknolojileri öğrenilip kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmaların yapay zeka teknolojilerinden tıbbi tanı ve tedavi yöntemlerine kadar birçok alanda uygulamaları vardır. Türk bilim insanlarının ve özellikle kadınların bu alanlarda tecrübe sahibi olmaları, ülkemizin refah ve gelişmişlik düzeyini yükseltecektir.'Dünyada da bilim alanında kadınlara pozitif ayrımcılık yapıldığını ifade eden Uysal, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin kadınların iş yaşamının her alanında olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da yer almasıyla yükseleceğini söyledi.CERN'deki faaliyetlerinin bilimsel çalışma yapmak isteyen kadınlara örnek ve moral olduğunu dile getiren Uysal, kendi alanında kadınların önünü açmaya çalıştığını bildirdi.Uysal, çalışma ekibinde de kadınların sayısının erkeklere oranla daha fazla olduğunu vurgulayarak, CERN'de yürüttüğü iki ayrı projenin birinde sadece 4 kadınla, diğerinde de 1 erkek ve 2 kadınla çalıştığını anlattı.Kız çocukları başta olmak üzere bütün gençlere hedeflerinden 'asla vazgeçmemeleri' çağrısında bulunan Uysal, 'Vazgeçmemek, ısrarla çalışmak, yanlışlardan bir şeyler öğrenmek çok önemli. Yapılan yanlışlar öğrenmenin ilk basamağıdır. Dolayısıyla herhangi bir alanda pes etmeden çalışabilmek başarının garantörüdür. Bu nedenle insanların sevdikleri işi yapmaları çok önemlidir.' değerlendirmesini yaptı.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (4)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Biz, tek bir yapı, tek bir ulusal uydu üretim şirketi kurarak hem insan kaynağını bir araya toplamak hem kaynakları bir araya getirmek hem de çok daha verimli bir şekilde hareket etmek ve sinerji oluşturmak istiyoruz.' dedi. Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.Milli Uzay Programı kapsamında önemli hedeflerden birinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün ilan edilen uydu üretim şirketi kurmak olduğunu belirten Varank, bu alanda ticari marka oluşturmak istediklerini söyledi.Varank, İMECE uydusunun Türkiye'nin yüksek çözünürlüklü görüntü ihtiyacını karşılamak üzere TÜBİTAK Uzay liderliğinde yürütülen milli bir proje olduğunu, TUSAŞ'ta bunun entegrasyonunun bir kısmının, USET'te de test faaliyetlerinin yürütüldüğünü, önemli ekipmanlar ve kartların tasarımında Aselsan'ın görevlerinin olduğunu ama işin dizayn edilmesinden uygulanmasına kadar tüm süreçlerin TÜBİTAK UZAY tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.Bu alandaki insan kaynağının tüm bu şirketlere, kurum ve kuruluşlara dağılmış durumda olduğunu vurgulayan Varank, 'Biz, tek bir yapı, tek bir ulusal uydu üretim şirketi kurarak, hem insan kaynağını bir araya toplamak hem kaynakları bir araya getirmek hem de çok daha verimli bir şekilde hareket etmek ve sinerji oluşturmak istiyoruz.' diye konuştu.Roket teknolojilerinde Roketsan ve TÜBİTAK SAGE'nin çalışmalarının olduğuna dikkati çeken Varank, 'İşte tüm bunları aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkınma planları, programları kapsamında değil, tek bir Milli Uzay Programı kapsamında yönlendirebilmek, onlara destek verebilmek, gerekli katkıyı sağlayabilmek için Türkiye Uzay Ajansını kurduk.' ifadelerini kullandı.Roketsan, Aselsan, TUSAŞ'ın yanı sıra ticari firmaların da bu işi yaptığına işaret eden Varank, geçen hafta Türkiye'nin uzay çalışmalarında kullandığı ya da ürettiği bütün işlerin kablolama işini yapan, iki kardeşin kurduğu bir ticari firmanın açılışına katıldığını, bu firmanın bazı eksikliklerinin bulunduğunu, Türkiye Uzay Ajansının da tek elden bu eksiklikleri belirleyeceğini, verimli yatırım alanlarının takip ve koordinasyonunu yapacağını kaydetti.'Yabancı ülkelerden oldukça güzel dönüşler aldık'Varank, uzayın sivil amaçlarla kullanımının uluslararası iş birlikleri gerektirdiğini, şu anda var olan Uluslararası Uzay İstasyonunu, birçok ülkenin ortak kullanabildiğini, bu alanda daha fazla uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.Türkiye Uzay Ajansının kurulmasıyla yabancı ülkelerden oldukça güzel dönüşler aldıklarına işaret eden Varank, şöyle konuştu:'Şu ana kadar üç ülkeyle uluslararası anlaşma imzaladık. Pakistan ve Azerbaycan ile anlaşmalar hazır, imza aşamasına geldi. Bunun yanında ABD, Rusya, Japonya, Hindistan, Çin'deki şirketlerle görüşmelerimiz devam ediyor. Burada kendimize koyduğumuz hedeflerin bir kısmını yapmak üzere uluslararası iş birliklerine de ihtiyacımız olacak. Uzay alanında ülkelerin farklı yaklaşımları var, iş birliğinin daha fazla ön plana çıktığı bir alandan bahsediyoruz. Bu manada da uluslararası iş birliklerimize elbette devam edeceğiz. Orada bizimle çalışmak isteyen, kendileri geçmişte birtakım teknolojilere sahip olan artık o teknolojileri güncelleyemedikleri için uzay alanında bunları kullanamayan ülkeler, bizimle beraber bu teknolojileri güncellemek istiyorlar. Dolayısıyla bu alanda önemli iş birliklerini önümüzdeki dönemde görebileceğiz.' 'Vatandaştaki heyecanı bize gelen mesajlardan görebiliyoruz'Varank, sosyal medyada dolaşan, uzaya gönderilecek astronota yönelik esprileri nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya, 'Türkiye'ye heyecan vermenin çok güzel bir şey olduğunu' söyleyerek yanıt verdi. Türkiye'ye bu heyecanı, ülkenin iddialı olabileceği teknoloji alanında verebilmenin çok hoş bir durum olduğunu dile getiren Varank, 'Biz bunlardan çok mutlu oluyoruz. Bu iş çok sahiplenildi. Vatandaştaki heyecanı bize gelen mesajlardan görebiliyoruz. Türk insanı çok zeki, çok ince espriler yapabiliyor. Yani okuduğunuzda, bazen bizi iğneleyen işler de oluyor ama 'Vay be, helal olsun. Böyle bir espriyi yapabilen bir milletimiz var' diyebiliyorsunuz. Biz bunlardan mutlu oluyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.'Türkiye hedefleri başarabilirse dünyadaki 6-7 ülkeden birisi olacak''Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzay çalışmalarını anlatırken dile getirdiği 6 ülkenin ardından Türkiye'nin 7'nci ülke mi olacağı'na ilişkin soru üzerine Varank, söz konusu ülkelerin kendi roketleriyle uzaya erişebildiklerini söyledi.Varank, bu ülkelerin Ay misyonunun hiç olmadığını belirterek, 'Türkiye eğer bu hedefleri başarabilirse dünyada bunları yapan belki 6-7 ülkeden birisi olacak. Bu işleri başarabilmiş, insanlık tarihine katkı sağlamış, bilimi ve teknolojiyi ileri noktaya götürmüş ülkelerden biri olmayı hedefliyoruz.' ifadelerini kullandı. Eski ABD Başkanı John Kennedy'nin Ay misyonuna ilişkin Soğuk Savaş döneminde yaptığı konuşmanın çok etkileyici olduğunu vurgulayan Varank, şöyle devam etti:'Ben Milli Uzay Programı ilan edilirken, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın konuşmasını da aynı heyecanla takip ettim. Çok da etkilendim, çok güzel bir konuşma yaptı. Biz, kadim medeniyetimizin bize yüklediği sorumluluklarla beraber Türkiye'yi teknoloji pazarı değil, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla kendi teknolojisini geliştirip, üreten ve bundan ekonomik katkı ve fayda sağlayan ülke konumuna getireceğiz. Bunun örneklerini özellikle son 4-5 yılda ciddi biçimde görüyoruz. Bunu uzay alanında da göreceğimizden benim hiçbir şüphem yok. Biz bilim insanlarımıza, insanımıza güveniyoruz. Bu altyapıları 18 yıllık dönemde kurduk, iş artık son gayreti göstermeye bakıyor.' 'Dünyadan çok güzel tepkiler oldu'Varank, Göbeklitepe'de ilgi gören monalitin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı çalışanları tarafından hazırlandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Genç, gündemi sıkı takip eden çalışma arkadaşlarımın böyle bir önerisi oldu. 'Bu monalitler dünyanın her tarafında ortaya çıkıyor, biz de böyle bir şey yapsak, üstüne de böyle mesaj yazsak, bunu da Göktürkçe yapsak gizemi biraz daha artırsak' dediler. Arkadaşlar böyle bir şey hazırladılar. En uygun yer olarak Şanlıurfa'nın Göbeklitepe yakınlarında bir yer seçtik. Bir gece yarısı arkadaşlarımız onu oraya diktiler. Yerel yönetimin haberi vardı. Dünyadan da gerçekten çok güzel tepkiler oldu. Anadolu Ajansı da bir haber yaptı, dünya medyasında ciddi yansımalarını gördük. Milli Uzay Programı'nın heyecanını artıracak güzel bir espriydi.'(Sürecek)
Biontech Almanya'da Aşı Üretimine Başladı
BERLİN (AA) - Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci tarafından kurulan Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının Almanya'da da üretimine başlandığı bildirildi.BioNTech firmasından yapılan açıklamada, aşı üretimine başlanan Marburg kentindeki tesislerde bu yılın ilk yarısında 250 milyon doz aşı üretileceği ve ilk aşıların nisan başında teslim edilmesinin planlandığı belirtildi.BioNTech, bu yıl dünyanın farklı ülkelerindeki 6 üretim tesisinde toplam 2 milyar doz aşı üretmeyi hedefliyor.
Reklam