Koronavirüs Mutasyonu Türkiye'de Görüldü! Mutasyonlu Virüs Nedir, Mutasyonlu Virüs Kaç Kişide ve Kaç İlde Var?
Geçtiğimiz yıldan beri hem dünyayı hem ülkemizi saran koronavirüs için alınan tedbirlerle beraber geçtiğimiz aylarda aşılama aşamasına da geçilmişti. Fakat son aylarda Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde bulaş hızı daha fazla olan mutasyonlu koronavirüs görüldü. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın yaptığı açıklamada ise mutasyonlu virüsün ülkemizde de bazı illerde görüldüğü belirtildi. Peki mutasyonlu virüs nedir? Mutasyonlu virüs ülkemizde hangi illerde ve kaç kişide görüldü? Detayları haberimizde sizler için derledik...
"Yök Anadolu Projesi" Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Tanıtıldı
ANKARA (AA) - Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK Anadolu Projesi ile kıdemli üniversitelerin uzun yıllar içinde inşa ettikleri akademik ve inovatif birikimlerinin, gelişmekte olan genç üniversitelere açılacağını bildirdi. YÖK Anadolu Projesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törende tanıtıldı. Törenin açılışında konuşan YÖK Başkanı Saraç, YÖK'ün çalışmaları hakkında bilgi verdi ve YÖK Anadolu Projesi'nin detaylarını paylaştı.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın projeyi himaye etmesinden onur duyduklarını aktaran Saraç, dünyanın ve ülkenin küresel salgının etkisi altında bulunduğu bu zor günlerde, istikbale yönelik umut dolu bir projeyle salonda olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Devletin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde memleketin sahip olduğu bütün zenginlik ve imkanların kuvveden fiile çıkması için var gücüyle çalıştığını anlatan Saraç, 'yeni YÖK' olarak Erdoğan'ın gösterdiği 'Büyük Türkiye' idealine, sonuçlarını her yıl bu çatı altında duyurdukları projelerle katkı sağlamaya gayret ettiklerini söyledi. Yükseköğretim tarihinde pek çoğu ilk olan projeler yürüttüklerini belirten Saraç, şöyle devam etti:'Yükseköğretime ilişkin bir felsefemiz var, belli bir bakış açımız var, takip ettiğimiz bir üslup ve tarzımız var ve bir de farkımız var. Yükseköğretime dair parlak söylemlerimiz, epistemolojik, ontolojik gerçeklerden dem vuran entelektüel ve sofistike yaklaşımımız ve gerçekleşmeleri bir başka bahara kalacak karmaşık söylemlerimiz yok. Bunun yerine YÖK Anadolu Projesi gibi gerçekçi, sürekli hayata geçirdiğimiz ve kısa süre içinde sonuçlarını kamuoyu ile paylaştığımız projelerimiz var. Aslında biz, yükseköğretimi belli bir plan dahilinde daimi tekamül esasında tedrici bir usulde yeniden yapılandırıyoruz.' Üniversitelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın döneminde çeşitlenmeye başladığını dile getiren Saraç, tek tip, birbirinin hemen hemen kopyası niteliğindeki üniversitelerden oluşan Türk yükseköğretim sisteminin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın destekleriyle bugün araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma odaklı üniversiteler, mesleki uygulama ağırlıklı üniversiteler, tematik üniversiteler gibi niteliği itibarıyla farklı misyonlar üstlenen üniversitelere sahip olduğunu söyledi.Genç ve kıdemli üniversiteler eşleştiriliyorYekta Saraç, YÖK Anadolu Projesi ile küresel yükseköğretimde son yıllarda gündemde olan üniversiteler arası iş birliğini gündeme aldıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:'YÖK Anadolu Projesi, dünya örnekleri ve Avrupa yapılanması incelenerek, üniversitelerin eşleşmeleri temelinde yürütülen, bilimsel ve sosyal etki değeri çok yüksek, ortak akıl ile geliştirilmiş projelerimizin artık başında gelecek ve Cumhurbaşkanımızın himayelerinde ve bugünkü tanıtım toplantımızı takiben hemen bahar yarıyılında başlayacak. İnşallah Avrupa ülkelerinden çok daha hızlı ve daha kapsamlı şekilde bu projeyi, bu yıl uygulamaya sokacağız. Küresel salgında nasıl ki ulusal ölçekte uluslararası fuar düzenleyen ilk ülke olma gibi girişimlere imza atmış ve Avrupa ülkeleri arasında küresel salgında yabancı öğrenci sayısını artıran tek ülke olmuşsak bu projeyle de inşallah yeni bir başarıya daha imza atmayı hedefliyoruz.'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Anadolu'nun her ilinde yaktığı bilim meşalesi olan üniversitelerin fiziki altyapısının, bu vizyona uygun istikamette geliştiğine dikkati çeken Saraç, Anadolu'da kurulan üniversitelere Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma ile her yıl bir yarış ve rekabet sonunda belli bir misyon verildiğini, bu üniversitelerin misyonları istikametinde desteklendiğini ayrıca dijital dönüşüm gibi başkaca yeni projelerle güçlendirildiğini anlattı. Bugün yeni bir aşamaya geçtiklerini belirten Saraç, 'YÖK Anadolu Projesi'yle kıdemli üniversitelerimizin uzun yıllar içinde inşa etmiş oldukları akademik ve inovatif birikimlerini gelişmekte olan genç üniversitelerimize açıyoruz.' dedi. Yakın gelecekte bu genç üniversitelerin de çok güçlü akademik kadrolara sahip olacağını fakat ülkenin artık vakit kaybına tahammülü bulunmadığını belirten Saraç, 'Onlarca yılın hizmetini kısa bir sürede sunmayı başaran devletimizin, bu genç üniversitelerimize altyapı bağlamında verdiği desteğe biz de 12 üniversitemizle iş birliği içinde YÖK Anadolu Projesi ile destek vermeyi görev bildik. Çalışmalarıyla farklı alanlarda dünya bilimine ve ülkemize katkı sunan akademisyenlerimizin derslerine yansıttıkları birikimleri artık yalnızca mensubu oldukları üniversitelerin öğrencileri için değil, Anadolu topraklarımızda, farklı yörelerde yükselen bilim merkezlerimizin öğrencileri için de ulaşılır olacak.' diye konuştu. 'Proje, gönüllülük esasına dayalı olacak'Rektörlere ve dersleri sunacak öğretim üyelerine teşekkür eden Saraç, 'Zira bu proje gönüllülük esasına dayalıdır. Planlama aşamasında aldığımız geri bildirimler, projenin yarattığı heyecanı ortaya koyuyor. Özellikle pandemiden önce başlattığımız Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi, şimdi bu Anadolu projesini uzun soluklu kılmak için de önemli bir avantaj sağlıyor. Gerek dijital imkanlarla gerekse bölgeye giderek veya bölgede misafir edilerek Türk akademisinin birikimini azami ölçüde öğrenciye aktarılabilecek kıdemli hocalarımız genç öğretim üyelerimize rehberlik yapacak ve üniversitelerimiz farklı sesler ile farklı derslerle canlılık kazanacak.' değerlendirmesinde bulundu. Değerlerinin bilginin bir güç değil erdem olduğunu gösterdiğini belirten Saraç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülke için koyduğu yüksek hedeflere ulaşmak adına, ülkenin küresel bir güç olma yolundaki yürüyüşüne katkı sunmak, memleket için bilimsel faaliyetler yapmak, bilim emperyalizmine yenilmemek, eğitimde sosyal adalet ve fırsat eşitliği sağlamak için gayret göstermeye ve çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.Gerçekleştirdikleri her projenin arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güveni ve desteği bulunduğunu ifade eden Saraç, bilime, bilim dünyasına, bilim sevdalısı gençlere kıymet veren Erdoğan'a, bu projeye verdiği destek ve himaye için müteşekkir olduklarını söyledi.YÖK Anadolu Projesi'yle yükseköğretim hayatındaki değişikliklerYükseköğretimde ilk kez uygulanacak olan YÖK Anadolu Projesi, yeni kurulan veya gelişmekte olan genç üniversitelerin, belirlenen bazı alanlarda gelişiminin diğer üniversitelerce desteklenmesi amacıyla akademik insan gücü ve araştırma alt yapısı bakımından daha gelişmiş kıdemli üniversitelerle eşleştirilmesini öngörüyor. Proje kapsamındaki ön çalışmalar neticesinde, genç ve kıdemli üniversiteler arasında eşleştirme protokolleri imzalanarak, eşleştirmelerin alanları, niteliği, öğrenci, akademik ve idari personel hareketliliği, eğitim ve öğretim, Ar-Ge ve proje alanlarında yapılacak iş birliklerinde üniversitelerin hak ve yükümlülükler belirlendi. YÖK Anadolu Projesi'nde 12 kıdemli üniversitenin kıdemli öğretim üyeleri 2006'dan sonra kurulan 15 genç üniversitenin çeşitli bölümlerdeki öğrencilerine ders verecek ve araştırma alanlarında danışmanlık yaparak yol gösterecek. Üniversiteler araştırma alt yapılarını ve kütüphane olanaklarını birbirlerine açacak. Proje, lisansta olduğu kadar, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki genç akademisyenlere de önemli katkılar verecek. Üniversitelerin 'açık bilim-açık erişim' ve uzaktan eğitim olanakları da salgın döneminde projenin yürütülmesine geniş kolaylık sağlayacak. YÖK Anadolu Projesi'nden yararlanacak genç üniversitelerdeki öğrenci sayısı 170 bin 480 olacak. 'Genç' ve 'Kıdemli' üniversiteler belirlendiProje kapsamında YÖK ilk olarak 'Genç Üniversiteler' diye adlandırılan 2006 sonrası kurulan 15 devlet üniversitesi ile 'Kıdemli Üniversiteler' şeklinde isimlendirilen 2006'dan önce kurulmuş, belirlenen alanlarda insan gücü ve araştırma alt yapısı bakımından daha gelişmiş 12 devlet üniversitesini belirledi. Genç Üniversiteler Ağrı İbrahim Çeçen, Ardahan, Artvin Çoruh, Bartın, Bayburt, Bingöl, Bitlis Eren, Erzincan Binali Yıldırım, Hakkari, Iğdır, Kilis 7 Aralık, Munzur, Muş Alparslan, Siirt ve Şırnak üniversiteleri, Kıdemli Üniversiteler ise Ankara, Bursa Uludağ, Çukurova, Ege, Erciyes, Gazi, Gebze Teknik, Hacettepe, İstanbul Teknik, İstanbul, Orta Doğu Teknik ve Selçuk üniversiteleri olarak belirlendi.
Milli Eğitim Bakanlığı Bu Eğitim Öğretim Yılında 250 Tescil Almayı Hedefliyor
BURSA (AA) - Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Bakanlığa bağlı okullardaki fikri mülkiyet çalışmaları kapsamında, bu eğitim öğretim yılında 250 patent, faydalı model, marka ve tasarım tescili almayı hedeflediklerini belirtti.Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre Özer, kentteki bazı liseleri ziyaret ederek incelemelerde bulundu.Açıklamada ifadelerine yer verilen Özer, fikri mülkiyet konusunun eğitim ile ekonominin birbirini desteklediği önemli ara yüzlerden biri olduğunu vurguladı.Mahmut Özer, Milli Eğitim Bakanlığınca bu alanda 2019-2020 eğitim öğretim yılı için konulan 100 tescil hedefinin aşıldığını anımsatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:'Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında 12 patent, 8 faydalı model, 109 tasarım ve 59 marka olmak üzere toplam 188 tescil alındı. 2020-2021 yılı için hedefimiz 250 tescil. BİLSEM'lerdeki öğrencilerimiz hem ulusal hem de uluslararası etkinliklerde ülkemizi temsil ediyor. BİLSEM'ler 2020'de patent, faydalı model, tasarım ve marka üretimine odaklandılar ve önemli mesafe aldılar. Özel yetenekli öğrencilerin yeteneklerini geliştirmeleri için Bakanlığımız tarafından tüm BİLSEM'ler kütüphaneler ve tasarım ve beceri atölyeleriyle güçlendiriliyor. Bursa'da da Bilim Sanat Merkezlerimizdeki çalışmalar memnuniyet verici. Tüm okulları birbirine yaklaştırmak amacıyla hayata geçirdiğimiz Mesleki Eğitimde 1000 Okul Projesi kapsamında okullarımızın yürütecekleri iş birlikleri, öğrencilerimizin ve aynı zamanda kurumlarımızın da ufuklarını açacak, vizyonlarını geliştirecektir.'19 ilde 36 Ar-Ge merkeziBakan Yardımcısı Özer, 19 ilde kurulan 36 Ar-Ge merkezinden 3'ünün Bursa'da olduğunu aktardı.Tüm Ar-Ge merkezlerine, fikri mülkiyet konusunda hazırlayacakları projeler için 10 milyon liralık başlangıç desteği sağlandığına değinen Özer, şunları kaydetti:'Fikri mülkiyet konusunda tescil sürecine fen liseleri de katılacak. Türkiye genelinde 325 fen lisemiz var. Her okulumuz en az bir tescil alacak. Bizim inovasyonla ileri teknoloji, nanoteknoloji ve savunma sanayi ile ilgili katma değeri yüksek teknolojik ürünleri elde edecek hale gelmemiz lazım. Bunun sadece yükseköğretim planlamasıyla olması yeterli değil. Temel eğitimde, ortaöğretimde bu kültürü yerleştirmemiz gerekiyor. Çocuklarımızın farklı türdeki el becerilerini geliştirerek bunun filizlerini yükseköğretimde görmemiz lazım. Ülkemizin ihtiyacı olan bu. Bununla ilgili gerekli inovasyonları yapıyoruz.'Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Celal Sönmez Spor Lisesi ziyaretinde ise okulun öğrencisi olan Bursasporlu genç futbolcularla bir araya gelen Mahmut Özer'e yeşil-beyazlı takımın forması takdim edildi. Özer, gençlere teşekkürlerini iletti.Özer, ayrıca Bursa'da İl Milli Eğitim Müdürü Sabahattin Dülger ile BTSO Hayri Terzioğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, BTSO Kamil Tolon Bilim ve Sanat Merkezi, BTSO Baha Cemal Zağra Özel Eğitim Uygulama Okulu, Bursa Erkek Lisesi ve Tofaş Fen Lisesini ziyaret ederek, sektör temsilcileriyle buluştu.
Reklam
Terörden Temizlenen "Türkiye'nin Çatısı" Ağrı Dağı 6 Yıl Sonra Yeniden Tırmanışa Açıldı
AĞRI (AA) - Türkiye ve dünyada dağcılık ile turizm açısından ayrı bir önemi bulunan ve 5 bin 137 metrelik rakımıyla yurdun en yüksek noktası olan Ağrı Dağı, düzenlenen törenle 6 yılın ardından yeniden resmen tırmanışa açıldı.Ağrı Valiliği koordinesinde Doğubayazıt ilçesinde Ağrı Dağı'nın eteklerinde düzenlenen 'Ağrı Dağı'nın Tırmanışa Açılış Programı' saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.Programda konuşan Vali Osman Varol, 'Türkiye'nin çatısı' olarak nitelendirilen Ağrı Dağı yeniden tırmanışa açıldığı için çok mutlu olduklarını söyledi.Ağrı Dağı'nın dünyanın en çok bilinen yerleri arasında yer aldığını belirten Varol, şöyle konuştu:'Biz bu değere sahip bir ülke olarak bu değerden istifade etmek durumundayız. Bu değeri, dünyanın her tarafında bilen her sektörden insanların kullanımına açmak durumundayız. Bu, işin ekonomik ve sosyal boyutuna gelmeden evvel insani olarak vazifemizdir diye düşünüyorum. Böyle bir sportif değere sahibiz. Burayı, dağcılarımıza bugünden itibaren resmi olarak tırmanışa açıyoruz. 2015 yılından bu yana Ağrı Dağı resmi olarak tırmanışa kapalıydı. Bilim adamlarımız incelemeler yapmak istiyor. Bahar döneminde dağcılar kadar ilgileri olmasa da doğa severlerimiz burada trekking ve doğa yürüyüşleri yapacak.'Varol, Ağrı Dağı'nın manevi anlamda belirli bir dini inanış açısından da çok önemli yere sahip olduğunu vurgulayarak bazı insanların buraya gelip manevi etkinlikler gerçekleştirmek istediklerini anlattı. Türkiye'nin 'cennet bir vatan', Ağrı Dağı'nın da 'bu cennet köşelerden biri' olduğunu ifade eden Varol, 'Biz istiyoruz ki Ağrı Dağı'mız 4 mevsim tırmanışa açık olsun, doğaseverler belirli dönemlerde gelip bu dağda çeşitli etkinlikler yapıp kamp kursun. Dağcılıkla ilgilenen bütün sporcularımız yılın bütün mevsimlerinde her türlü etkinlik ve antrenmanlarını burada gerçekleştirsin. Dağcılarımızın ihtiyaç duyduğu bütün teknik tesislerin tamamını inşa edelim. Biz istiyoruz ki bu dağın uygun bir yerinde kayak merkezi olsun. Dünyanın tamamındaki insanlarının buraya akmasını istiyoruz.' diye konuştu.'Dağın tırmanışa açılması bundan sonra yapacaklarımız için bir milat'Varol, geçmişte terörle anılan Ağrı Dağı'nın neden tırmanışa kapalı olduğunu herkesin bildiğini işaret ederek, 'Pes etmeyeceğiz. Kıymetli siyasetçilerimizin söyledikleri gibi en temelde bu bölge halkının kendi isteğiyle sonrasında da bu kadim devlet geleneğinin yarattığı kurum ve kuruluşların desteğiyle bu projelerin hepsini inşallah gerçekleştireceğiz. Bugün çok neşeli ve mutluyuz. Bundan sona yapacaklarımız için belki bir milat.' dedi.AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ise Ağrı Dağı'nın 2004 yılında milli park ilan edildiğini ve AK Parti hükümetleri döneminde bölgeye ciddi kaynak ayrıldığını ifade etti.Dağın turizme açılmasında emeği geçenlere teşekkür eden Çelebi, şu değerlendirmelerde bulundu:'Anadolu'nun yiğidi Süleyman Soylu gibi bir İçişleri Bakanı göreve geldiği günden bugüne kadar Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve bu hükümet sayesinde terör neredeyse minimize ediliyorsa bizim bunu unutmamamız lazım. Eğer bir Kültür ve Turizm Bakanı 24 saatini Doğubayazıt ve Ağrı'ya ayırıyorsa bizim bunu unutmamamız lazım. Eğer birileri mahalleleri ayırmak için hendek kazıyorsa Türkiye Cumhuriyeti devleti de bu birilerinin önüne geçebilmesi için elinden gelen her şeyi yapıyor.''Hep bir ağızdan teröre 'Yeter artık' diyelim'Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan da herkesin birlik ve beraberlik içerisinde teröre dur demesi gerektiğini belirterek, 'Bugün hepimiz hep bir ağızdan teröre 'Edi bese, yeter artık. diyelim. Bizi yok etmeye ve kardeşliği bozmaya çalışanlara, bu dağları bize zehir etmeye çalışanlara biz de Doğubayazıt'ın o gür sesiyle 'Edi bese' diyelim. Bu bize Kürtlüğümüzü kaybettirmez. ' ifadesini kullandı.Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Ersan Başar da yurdun dört bir yanındaki dağcıların Ağrı Dağı'nın tırmanışa açılmasını sevinçle karşıladıklarını dile getirdi.Konuşmaların ardından Vali Varol ve beraberindekiler, tırmanış öncesi alanda hazırlık yapan dağcıların kamp çadırlarını ziyaret etti.
Reklam
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer-Landrut, Kayseri'de Ziyaretlerde Bulundu:
KAYSERİ (AA) - Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, 'Önümüzdeki aylar ilişkilerimiz açısından önemli olacak. İlişkilerimizin güçlendirilmesi ve ilerletilmesi açısından önemli fırsatlar gündeme getirilecek. Umuyorum ki her iki taraf da bu fırsatları değerlendirebilir ve geçmişteki kaçmış fırsatlara odaklanmak yerine bu fırsatları değerlendirmeyi düşünürler.' dedi.Kayseri'de Valiliği ziyaret eden Meyer-Landrut, şeref defterini imzaladı ve Vali Şehmus Günaydın ile basına kapalı görüşme yaptı.Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Günaydın, 'Sayın Landrut'un 'Türkiye'nin son 10-15 yılda gösterdiği gelişmenin heyecan verici olduğunu' söylemesi bizleri mutlu etti. AB ile olan ekonomik ilişkilerimizin daha üst seviyeye çıkması için bu görüşmelerin faydalı olacağını düşünüyorum.' dedi. Meyer-Landrut ise Kayseri'nin ekonomik açıdan önemli bir ticaret merkezi olduğunu ve kentte bulunmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi. 'Türkiye ve AB ilişkileri daha fazla nasıl ilerletilebilir?' konusu hakkında öngörüye sahip olmak için kente geldiğini belirten Meyer-Landrut, ayrıca tüm dünyanın mücadele ettiği Kovid-19 salgınıyla ortak bir savaşın nasıl ortaya konulabileceğini de görüştüklerini aktardı. Meyer-Landrut, daha sonra Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç'ı da ziyaret ederek kentle ilgili bilgi aldı. Büyükkılıç, Kayseri'nin çoğunluğu Suriyeli olmak üzere 100 bin yabancıyı misafir ettiğini söyledi. Kayseri'nin ticaret ve üretim şehri olduğunu ifade eden Büyükkılıç, 'Türkiye AB içerisinde olmasa da bizler kendimizi AB içinde gibi hissediyoruz. Reformlarımızı, uygulamalarımızı AB standartlarına uygun yapmaya çalışıyoruz.' diye konuştu. AB'nin Türkiye'ye karşı ön yargılı bir tavır içinde olduğunu belirten Büyükkılıç, bu ön yargıdan uzaklaşarak Türkiye'ye bakışını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini anlattı. Büyükkılıç, Türkiye'nin Avrupa ile iş birliği içinde olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu: 'Mevzuatlarımızı gerçekten ciddiye alıyoruz. Sonuç itibarıyla bir çifte standart uygulandığını görünce üzülüyoruz. Türkiye ile Avrupa'nın adeta etle tırnak gibi içi içe olduğu, birbirinden vazgeçmesinin mümkün olmadığı kanaati bizde oluşmuş durumda. Kayseri'nin de yurt dışında ciddi bir potansiyeli var. Onlarla konuştuğumuzda halklar arasında bir sorun olmadığını, yöneticiler arasında değişik görüş farklıkları olduğunu görüyoruz. Türk insanının yüzünün Avrupa'ya baktığını unutmamanızı bekliyoruz. Bize olan bakış açınızın ön yargıdan uzak ve bizleri anlayacak şekilde olmasının hem Türkiye'ye hem Türk insanına çok büyük katkı sağlayacağını, köprü konumunda olan ülkemizin her konuda katkı sağlayan bir anlayışta olduğunu belirtmek istiyorum.'AB ile Türkiye ilişkileri, insanlar arasındaki ön yargısız temas üzerine temellenmeli'Meyer-Landrut ise AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin de insanlar arasındaki ön yargısız temas üzerine temellenmesi gerektiğini, görevi çerçevesinde temasların yoğunlaşması konusunda çalışacağını aktardı. İlişkilerin temeline bakıldığında bilim açısından, ekonomik ve kültürlerarası diyalog açısından insanların birbirini anlama seviyesinin, üst perdeden yürüyen siyasi tartışmaların gösterdiğinden çok daha iyi durumda olduğuna dikkati çeken Meyer-Landrut, şunları kaydetti:'Bizim temelimiz de bu olmalı. Aslında bu yılın başında olumlu bir ortam oluştu. İki taraf da ilişkilerin daha iyiye götürülmesi konusunda isteklilik gösterdi. Umuyorum ki bu gündem somutlaşır. Ayrıca reform paketinin içeriğini de görmeyi merak ediyorum. Tabii ki bu reform paketi temel olarak Türkiye vatandaşları için olacak ama ilişkilerimiz için de reform paketinin içeriği önem taşıyor. Önümüzdeki aylar ilişkilerimiz açısından önemli olacak. İlişkilerimizin güçlendirilmesi ve ilerletilmesi açısından önemli fırsatlar gündeme getirilecek. Umuyorum ki her iki taraf da bu fırsatları değerlendirebilir ve geçmişteki kaçmış fırsatlara odaklanmak yerine bu fırsatları değerlendirmeyi düşünürler. Türkiye, devletiyle, belediyeleriyle ve halkıyla bu kadar çok sayıda mülteci topluluğuna ev sahipliği yapmasıyla aslında istisnai bir konumda. Ekonomik gelişmeler, özellikle Gümrük Birliği kararı, ihracata ve ticarete olan ilgisiyle de Kayseri’ye yaradı diyebiliriz.'Ziyarette Büyükkılıç, Meyer-Landrut'a el dokuması Kayseri kilimi ile KAYMEK’teki kursiyerler tarafından yapılan el emeği ebru işi fular ve kravat hediye etti. Büyükkılıç, KAYMEK öğrencilerinin el emeği ürünlerinin yer aldığı 'Medeniyetin dehası Mimar Sinan' sergisini de gezen Meyer-Landrut'a, Mimar Sinan ve eserleri hakkında bilgi verdi.
Karadeniz Tatil Yerleri! Koşarak Gideceğiniz, Batı Karadeniz'de Yer Alan 13 Kaçış Noktası
Karadeniz tatil yerleri her zaman popüler tatil mekanları arasında yer almıştır. Hele ki eşsiz güzelliği ile Batı Karadeniz apayrı bir yere sahiptir. Batı Karadeniz'de gezilecek yerleri sıralamaya kalksak listemiz uzar gider ama;Hala tatil planı yapmamış olanlar için uzaklara gitmeye, ekstra planlar yapmaya gerek duymadan Batı Karadeniz'de yapılabilecek sakin, huzur dolu, keyifli ve bütçenizi sarsmayacak aktiviteleri, görülecek yerleri listeledik...
Kabuğundan Kurutulan Özgür Ruh Yavuz Çetin’in Müzikal Yolculuğunu 12 Şarkı İle Analım
etiket
Aramızdan ayrılalı 20 yıl oldu, dünyada sıkışıp kaldığını hissetmiş ve kurtuluşu dünyayı geride bırakmakta aramıştı. Sayısız müzisyenle çalışmış, Türkiye’nin ilk blues cover grubunu kurmuş ve ikinci solo albümünün çalışmalarını bitirmek üzereydi. Albümün çıkışını göremedi ama yaşamını kutlamak ve kendisini anmak için bize duygularını bıraktı.
Reklam
Bilim İnsanı, Türk Mutfağının Karbon Ayak İzini Hesapladı
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - Türk mutfağının çevreci yönü, İzmir Ekonomi Üniversitesinde (İEÜ) yürütülen karbon ayak izi çalışmasıyla ortaya konuldu.İEÜ Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Fehmi Görkem Üçtuğ ile üniversitenin son sınıf öğrencileri Cansu Öngelen, Beliz Hünkar ve Dorukan Günaydın, Türk mutfağı kaynaklı besin tüketiminin karbon ayak izini hesaplamak için yaklaşık 1 yıl önce çalışma başlattı. Bu çerçevede ilk önce Türk mutfağında en çok tüketilen gıdalar tespit edildi. Daha sonra ise bu gıdalardan oluşan birer haftalık normal, vejetaryen ve vegan menüleri hazırlandı.Daha sonra yemeklerin pişmesi için enerji ihtiyacı ve tüketiciye ulaşıncaya dek gerekli ambalaj malzemesinden soğuk zincire kadar menülerdeki gıdaların küresel iklim değişliğine etkisi belirlendi.Ardından oluşturulan yaşam döngüsü modeli, bilgisayar programı kullanılarak sonuca aktarıldı.Türk mutfağına ilişkin elde edilen karbon salım oranları, çeşitli dünya mutfakları için yapılan çalışmalarla karşılaştırıldı. Elde edilen verilere göre, Türk mutfağının, dünyaya yayılmış İtalyan mutfağına göre, en az yüzde 25 daha düşük çevresel etkiye sahip olduğunu belirlendi. Ayrıca Çekya, Kanada, Danimarka ve İspanya mutfaklarına kıyasladığında da ise onlara yakın çevresel etkiye sahip olduğu ortaya çıktı. Doç. Dr. Fehmi Görkem Üçtuğ, AA muhabirine, Türk mutfağının besin çeşitliliği açısından dünyanın en zengin mutfaklarından olduğunu belirtti. İklim değişikliğine neden unsurların başında karbondioksit salınımlarının geldiğini vurgulayan Üçtuğ, 'Dünyadaki karbondioksit salınımlarının üçte biri besin kaynaklı. Bu gıdaların üretimi, nakliyesi, tüketimi ve bertarafı esnasında oluşan karbondioksit salınımını temsil ediyor. Biz, Türkiye'de bugüne kadar yapılmamış bir çalışmaya imza attık. Türk mutfağının karbon ayak izini hesapladık. Global iklim değişikliğine Türk mutfağının etkisini tespit ettik.' diye konuştu. 'Türk mutfağında normal beslenmenin kişi başına karbon ayak izi 35 kilogram'Türk mutfağı denilince akıllara ilk olarak hamur işi ve kebap geldiğini, sebze yemeklerin de ayrı bir öneme sahip olduğunu anlatan Üçtuğ, şunları kaydetti: 'Türk mutfağının çeşitli beslenme rejimlerine göre çevresel etkisinin, yurt dışındaki mutfaklara göre nasıl olduğuna ilişkin inceleme yapmaya karar verdik. Biz, Türk mutfağının karbon ayak izini hesaplayarak bunu dünya mutfaklarıyla kıyasladık. Sağlıklı bir bireyin günde alması gereken kalori miktarını baz aldık. Türk mutfağında normal beslenmenin kişi başına karbon ayak izi 35 kilogram karbondioksit eşdeğeri iken vejetaryen beslenmenin karbon ayak izi 28, vegan beslenmenin değeri ise 19 olarak ölçüldü. 'Üçtuğ, normal beslenmedeki kişi başı karbon ayak izinin İtalya'da 46 iken Danimarka ve Çek Cumhuriyeti'nde 34, Fransa'da 35 olarak belirlendiğini aktardı. 'Bu inceleme sonucunda mutfağımızın, tüm ülkelere yayılmış olan İtalyan mutfağına göre, en az yüzde 25 daha düşük çevresel etkiye sahip olduğunu belirledik. Çekya, Kanada, Danimarka ve İspanya mutfaklarına kıyasladığımız zaman, yakın çevresel etkiye sahip olduğu ortaya çıktı.' ifadelerini kullanan Doç. Dr. Üçtuğ, Türk mutfağına ilişkin çalışma sonuçlarının, 'Sustainable Production and Consumption' isimli bilimsel dergide yayımlanacağını sözlerine ekledi.
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - "Sürecin Zorluğunu Yaşayarak Gördüm"
VAN (AA) - EMRE ILIKAN - Yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen Van Yüzüncü Yıl (YYÜ) Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serap Keskin Tunç ile Dr. Öğretim Üyesi Nazlı Zeynep Alpaslan Yaylı, hastalık sürecinde geçirdikleri zor günleri anlattı.Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tunç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgınının görüldüğü ilk günden bu yana fakülte olarak vatandaşların mağdur olmaması için acil hastalara hizmeti sürdürdüklerini söyledi.Diş hekimlerinin de salgın sürecinde fedakarca görev yaptığını belirten Tunç, 'Birçok meslektaşımız Kovid-19'a karşı mücadeleye devam ediyor. Hastalığa yakalandığım dönemde filyasyon ekibinde çalışan meslektaşlarım ilaçlarımı evime kadar getirerek tedavi sürecimi yakından takip etti.' dedi. Kas ağrısı, baş dönmesi ve öksürük şikayetleri üzerine gittiği hastanede testinin pozitif çıktığını anlatan Tunç, evde yaklaşık 20 gün süren tedavinin ardından sağlığına kavuştuğunu dile getirdi.Çok iyi korunmasına rağmen hastalığa yakalandığını, başkalarına bulaştırmamak için kendini izole ettiğini belirten Tunç, şöyle konuştu:'Karantina sürecim oldu. Bu süreçte evden çıkmadım, kimseyle bir temasım olmadı. İlaçlarımı düzenli kullanarak sağlığıma kavuştum. Nefes alamamak, halsizlik, tüm vücudunuzun kırgınlık içinde olması çok kötü bir durum. Bu sürecin ne kadar zor olduğunu yaşayarak gördüm. Kovid-19 hafife alınacak bir virüs değil. Bu salgını atlatmış bir hekim olarak Kovid-19'un kolay bir hastalık olmadığını söylemek istiyorum. Salgının bulaş oranı çok yüksek. Bu virüsün ne kadar bulaşıcı ve zor bir hastalık olduğunun farkında olmayanlar var. Nefesinizin kıymetini bilin. Hastalıktan korunmak için maske, sosyal mesafe ve hijyene dikkat etmeliyiz.''Kimse bu hastalığı basite almasın'Periodontoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Yaylı ise salgın sürecinde yaşanan tüm zorluklara rağmen insanların sağlığı için görev yaptıklarını söyledi.Diş hekimlerinin hastalarla yakın temasta bulunduğunu dile getiren Yaylı, 'Salgın sürecinde bulaş riskine karşı acil servis dışındaki hizmetimize ara vermek zorunda kaldık. Vatandaşlarımızı bu süreçte mağdur etmemeye çalıştık. Çok sayıda diş hekimi arkadaşımız salgınla mücadeleye devam ediyor. Doktorlar ve hemşireler büyük özveriyle çalışıyor ama yine de ihtiyaç oluyor. Sahada sürüntü örneği alan, filyasyon ekibinde olan, hasta takibi yapan birçok diş hekimi arkadaşımız var.' dedi.Yaylı, şiddetli eklem ağrısı şikayetiyle yaptırdığı Kovid-19 testinin pozitif çıktığını anlatarak, şunları kaydetti:'Alerjik astım rahatsızlığım olduğu için bu süreci biraz sıkıntılı geçirdim. Yüksek bir ateşim olmadı ama ciddi şekilde nefes darlığı ve böbrek ağrısı yaşadım. Yerimden kalkamayacak kadar eklem ağrılarım oldu. Tedavi sürecini evde tamamladım. Doktorların verdiği ilaçları düzenli kullanarak sağlığıma kavuştum. Hastalarımı tedavi etme şansını tekrar yakaladım. Hastaların en ufak bir belirtide test yaptırmalarını istiyoruz. Kimse Kovid-19'u basite almasın. 'Mevsimsel bir hastalıktır.', 'Bana bulaşmaz.' düşüncesine kimse kapılmasın. Kovid-19, çok kolay bulaşabilen bir virüs. Vatandaşların maske, mesafe ve hijyen kuralına uymaları gerekiyor.'
Bilim Kurulu Üyesi Uyardı: 'Mutasyonlu Virüsün Görüldüğü İl Sayısı 23'e Yükseldi'
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sema Turan, mutasyonlu virüsün görüldüğü il sayısının 23'e yükseldiğini söyledi. Prof. Dr. Turan, 'Son günlerde özellikle İngiltere’deki görüntüler bu virüsün yarattığı hastalığın da şiddetinin oldukça yüksek olduğu şeklinde. Bu da şu anlama geliyor ki bireylerin hastaneye, yoğun bakıma ihtiyaç duyma oranları artabilir. Bu nedenle dikkatli olmak zorundayız. Mutasyonel virüsün yayılmaması için elimizden geleni yapmamız gerekiyor' dedi.
Reklam
Reklam
Sağlık Bakanı Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısının Ardından Açıklamada Bulundu:
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında aşıların tedarik ve uygulanmasının planlandığı şekilde sürdüğünü belirterek, 'İkinci parti aşıların güvenlik testleri tamamlandıktan sonra 65 yaş üstü büyüklerimizin ve aşama aşama ikinci gruba dahil vatandaşlarımızın aşılanmasına geçilecektir.' ifadesini kullandı.Koca, video konferans yöntemiyle katılarak başkanlık ettiği Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısının ardından yazılı açıklama yaptı.Kovid-19 salgınının tüm dünyada tehdit olmaya devam ettiğine dikkati çeken Koca, 'Bu tehdidi her boyutuyla takip eden ve ülkemizin en az zararla çıkmasını gözeten Bilim Kurulumuz bugün haftalık toplantısını yaparak dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri görüşmüş, virüs ve sebep olduğu hastalık hakkındaki son bilimsel çalışmalarla ilgili fikir alışverişinde bulunmuştur.' bilgisini paylaştı.Sağlık personelinin ilk doz aşılamalarını takiben 75 yaş üstündekilerin aşılarının yapılmasına devam edildiğini belirten Koca, şu ifadeleri kullandı:'Bugün itibarıyla 2 milyon 400 bin kişinin ilk doz aşıları tamamlandı. İkinci parti aşıların güvenlik testleri tamamlandıktan sonra 65 yaş üstü büyüklerimizin ve aşama aşama ikinci gruba dahil vatandaşlarımızın aşılanmasına geçilecektir. Tedarik planlaması ve aşı programımız planlandığı şekliyle sürmektedir.Geçtiğimiz günlerde ülkemizde görülen mutasyonlu virüs hakkında açıklamalarda bulunmuştuk. Bu hususu dikkatle takip ediyoruz. Belli mutasyonlarda bulaşıcılığının daha yüksek olduğu yönünde bulgular var. Böyle durumlarda tedbirlerde gevşeme, riskin daha fazla artmasına yol açabilecektir. Ülkemizde mevcut İngiltere mutasyonları dışında iki vatandaşımızda Güney Afrika varyantı, bir vatandaşımızda da Brezilya varyantı ile karşılaşıldı. Bu vatandaşlarımız tedbir kapsamında hastanede izole edilmektedir. Temaslıları da benzer şekilde izole edilmiş durumdadır.''Çok hassas bir denge içinde hareket etmemiz gerekmektedir'Bakan Koca, kısıtlayıcı tedbirlerin hayatı ne denli zorlaştırdığının farkında olduklarının altını çizerek, bu yüzden kontrolü elden bırakmadan bazı düzenlemeler yaptıklarına işaret etti.Okullarda sınırlı şekilde yüz yüze eğitime tekrar başlanması yönünde karar alındığını hatırlatan Koca, şöyle devam etti:'Hareketliliğin daha az olduğu köy okullarında 15 Şubat'tan itibaren yüz yüze eğitime başlanacak. Mart ayında ise ilkokullarımız, 8 ve 12'nci sınıflar ve özel eğitim okullarında salgının seyrine göre kontrollü ve seyreltilmiş şekilde eğitimin başlaması hedeflenmektedir. Sınırlı da olsa artan hareketlilikle beraber doğacak muhtemel risklere karşı sıkı bir takip yapılacaktır. Elde edilecek bulgular sonraki adımlarımızın belirleyicisi olacaktır. Biliyoruz, öğrencilerimiz okullarını, öğretmenlerimiz öğrencilerini özledi. Ailelerimizin bu husustaki endişelerinin farkındayız ancak salgının hızının artması ile kaybolabilecek hayatların telafisi mümkün değildir. Bunu gözeterek çok hassas bir denge içinde hareket etmemiz gerekmektedir.'Koca, son günlerde ülkedeki vaka sayısının yeniden artışa geçmesinin daha fazla dikkatli davranmalarını gerektirdiğini belirterek, şunları kaydetti:'Yurt içinde kitlesel harekete yol açacak, bir araya gelmeleri, toplanmaları sağlayacak her türlü düzenlemeden kaçınmak zorundayız. Yükseköğretim kurumlarımızda yüz yüze eğitimin mevcut şartları dışında önemli bir hareketliliğe de sebep olabileceği unutulmamalıdır. Bu konuda yapılan değerlendirmelerde gerek vaka sayılarının artış eğilimini gerekse hareketliliğin sebep olabileceği riskler dikkate alınarak karar alınmalıdır.Tedbirlerle elde ettiğimiz kontrol, başarılı bir aşılama takvimi yürütmemize de fırsat vermektedir. Uzayan kısıtlama sürelerinin toplum hayatında yol açtığı güçlüklere rağmen, elde ettiğimiz bu fırsatı yitirmeye tahammülümüz yoktur. Eski normallerimize dönebilmemiz, bu tedbirlere daha sıkı uyabilmemizle mümkündür.'Mevcut tedbirlerin yanı sıra kapalı ve kalabalık yerlerden özellikle kaçınılması gerektiğini vurgulayan Koca, 'Hiç gevşemeden, rehavete kapılmadan, tedbirlerden taviz vermeden mücadelemizi ulusal boyutta sürdürme kararlılığındayız ancak birlikte başarırız.' ifadesini kullandı.Mutasyona uğramış Kovid-19 virüsü açıklaması Öte yandan Koca, Twitter'dan yaptığı açıklamada da riskli mutasyonların sınır tanımadan yayıldığını vurgulayarak, 'Ülkemizdeki İngiltere mutasyonu 196 oldu. İki Güney Afrika, bir de Brezilya varyantı ile karşılaşıldı.' ifadesini kullandı. Koca, şu uyarılarda bulundu:'Yeni mutasyonların görüldüğü ve vakaların yeniden artışa geçtiği bugünlerde tedbirlerden taviz vermeden mücadelemizi sürdüreceğiz. Vaka sayısının yeniden artışa geçmesi daha fazla dikkatli davranmamızı gerektirmektedir. Hareketliliği artıracak, bir araya gelmeleri, toplanmaları sağlayacak her türlü ortamdan uzak duralım. Kapalı ve kalabalık yerlerden özellikle kaçınalım.'
İçinizde Tatlı Bir Hüzün Yaratarak Ruhunuzu Tazeleyecek 12 Farsça Şarkı
etiket
Bazı şarkılar vardır anlamasak da bizi bir yerinden yakalayan ve belki 10. kez play tuşuna bastıran... Farsça şarkıların genelinde bu hisse kapılıyoruz desek yanlış olmaz. Ülkemizde de iyi bir dinleyici kitlesine sahip olan bu parçaları sizler için derledik. İşte içinizde tatlı bir hüzün yaratacak 12 Farsça şarkı. 👇🏼
Reklam