Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Gülşah Elikbank Yazio: Sevgilimizin Malı mıyız?

Anasayfa > Yazio

Gün geçmiyor ki sosyal medya yeni ve şaşırtıcı konuları gündeme taşımasın. Bugünlerin konusu da her söylediği ve yaptığı ile bir şekilde şimşekleri üzerine çekmeyi başaran Şeyma Subaşı’nın söylediği cümle… Giydiği bir t-shirt’ün üzerinde “Sevgilimin Malıyım” yazıyormuş hanımefendinin ve bu yazının yazdığını bilerek mi giymiştiniz sorusuna verdiği yanıt- ben sevgilimin malı olmaktan mutluyum-  insanımızı yine ikiye bölmeye yetmiş.

Öncelikle, sevgilimin malıyım başka bir şey, tamamen sana aitim (röportajda söylediği : I’am all yours) bambaşka bir şey. Röportajda iki cümleyi de kullanıyor. Fakat kendisi iki cümle arasındaki müthiş ayrımın farkında mı, emin değilim.

Öncelikle, sevgilimin malıyım başka bir şey, tamamen sana aitim (röportajda söylediği : I’am all yours) bambaşka bir şey. Röportajda iki cümleyi de kullanıyor. Fakat kendisi iki cümle arasındaki müthiş ayrımın farkında mı, emin değilim.

Doğrusu herkesin bağlanmaktan korktuğu, psikologların kapısını en çok kaygılı bağlanma sorunuyla aşındırdığı şu günlerde, duygusunu bu kadar yüksek yaşamaktan korkmayan birine rastlamak beni mutlu edebilirdi; içindeki keskin yanlışı hissetmesem...

Üstelik yaşadığı olumsuz tecrübeler de ortadayken, yine de gözü kara aşkı arzulamak, onu tüm duygusuyla kavramak istemek, neresinden bakarsanız bakın, cesur bir hamle. Yaşadığı şey aşk mıdır değil midir, doğru mudur değil midir, bunları tartışmak şahsen benim işim değil. Aslında ilk günden beri Şeyma Subaşı neden gündemi meşgul ediyor, onu bile anlamış değilim tam olarak. Acun Ilıcalı sebebiyle bir şekilde ülkenin tanıdığı birini, sonrasında magazin sayfalarıyla daha da meşhur ettik.

Belki de şahsi bir çaba göstermeden, kolayca elde etmiş gözüktüğü şatafatlı hayat, bazılarına çok cezbedici gelirken, diğerlerine de kötü bir örnek olarak görünüyor.

Belki de şahsi bir çaba göstermeden, kolayca elde etmiş gözüktüğü şatafatlı hayat, bazılarına çok cezbedici gelirken, diğerlerine de kötü bir örnek olarak görünüyor.

Evet, doğrusu genç kızların Şeyma Subaşı’nı kendilerine rol model almaları isteyeceğim son şeylerden biri olur. Fakat bu onu eleştirilerimle yerden vere vuracağım anlamına da gelmiyor. Bir süredir özellikle sosyal medyada eleştiri ile nefret söylemi arasındaki ince çizginin aşıldığını düşünüyorum. Gencecik insanlara adeta nefret kusuluyor. Yaptıkları yanlış olabilir, ama yargılamak bize mi düştü? Hatalı yanını lisan-ı münasip ile söyleyip kenara çekilmek neyimize yetmiyor? Üstelik kendimize şunu da sormamız gerekmiyor mu? Bu ülkede entelektüel birikimiyle bir yere gelmiş onca kadın, o programlara konuk olarak çıkamazken, nasıl ve neden Şeyma Subaşı oralarda konuk olabiliyor, hem de bir başka kadın tarafından ağırlanıyor?

Bugünün konusuna gelirsek, sevgilimizin malı elbette değiliz. Buradaki bir kelime hayati bir hataya yol açabilir.

Bugünün konusuna gelirsek, sevgilimizin malı elbette değiliz. Buradaki bir kelime hayati bir hataya yol açabilir.

Çünkü her kadın cinayetinden sonra bas bas bağırıyoruz: Evlenmek kadar boşanmak da normal, sevgili olmak kadar ayrılmak da normal. Birine evet demek kadar hayır demek de hakkımız. Bunları sindiremeyen adamların hedefi olmaktan usandık… Bu sebeple aşka dair, sevgiye ve ilişkilere dair konuşurken cümlelerimizi daha hassas seçmeliyiz. Birine ait hissetmek son derece güzel bir duygu ama gerçekte kimseye “ait” olmamalısınız. Siz sahip olunacak bir eşya ya da bir arzu nesnesi değilsiniz. Saygıyı içinde barındırmayan bir duygu şefkatten de yoksun kalır. Orada sadece şehvet olur; ki bu da bıçak sırtı bir duygudur.

Ait hissetmek ve ait olmak arasında çok derin bir uçurum var. Aşıkken insan biraz yükseklerde uçabilir, belli ki Şeyma Subaşı da böyle bir yükseklikten ve önünü arkasını düşünmeden sarf etmiş o kelimeyi. Yine de her gün kadınların katledildiği bir ülkede, genç bir kadına ucu farklı yönlere çekilebilecek böyle bir söz etmemek daha çok yakışırdı.

Sevgi, teslimiyettir, derken insan kime teslim olacağını seçmeyi öğrenebiliyor mu, dikkat edebiliyor mu, bunu da kendine sormalı.

Sevgi, teslimiyettir, derken insan kime teslim olacağını seçmeyi öğrenebiliyor mu, dikkat edebiliyor mu, bunu da kendine sormalı.

Biz ne yazık ki çoğunluğu sorunlu geçmişe, çocukluğa sahip bireylerin oluşturduğu bir toplumuz. Bir ilişkiye başlarken, her açıdan sağlam adım atmak yerinde olur. Aşk, duygu işidir elbette ama duyguyu yönetmeyi de insan kendi kalbine öğretmeli. Ruhunu değil kalbini teslim etmeyi bilmeli. Ingeborg Bachmann faşizm ikili ilişkilerde başlar, derken tam da bunu kast ediyordu. Üzerinizde tahakküm kuran, size nefes aldırmayan bir ilişki aşkı değil faşizmi çağrıştırır ve faşizmin sonu hiçbir zaman mutlu bitmez. Kendisine böyle bir t-shirt hediye eden adamın, bilinçaltını iyi okumasını öneririm Şeyma Hanım’a, son olarak.

Instagram

Twitter

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
15
4
3
1
1
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
arslanoglu

O nasıl başlık be mal mıyız diye kendini görenler düşünsün biraz elit takılın insani olun kadın kişisel konuşmuş başlık evrensel yuh biraz özen ya hu

Semih Kurnaz

Kölelik kalktı diye biliyorum.

Hasan Ergin

şu kadını başımıza sardığı için acun a da ..........