onedio
Derleme - Kovid-19 Salgınıyla İlgili Dünyada Son 24 Saatte Yaşanan Gelişmeleri Derleyerek Yayımlıyoruz. Saygılarımızla. Aa
SARAYBOSNA (AA) - Dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında vaka sayısı 106 milyon 514 bini, hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 323 bini, iyileşenlerin sayısı 78 milyon 155 bini geçti. Vaka sayısı ABD'de 27 milyon 532 bin, Hindistan'da 10 milyon 831 bin, Brezilya'da 9 milyon 504 bin ve Rusya'da 3 milyon 967 bini aştı.Kovid-19'un kökenini araştıran Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) heyeti, virüsün Vuhan'daki gıda pazarından kaynaklandığına dair kanıt bulunmadığını bildirdi.Avrupa Birliği'nin (AB) Kovid-19 ile mücadelede geleneksel yöntemlerle üretilen aşıları tercih etme isteği nedeniyle BioNtech firmasının aşısına ilk etapta sıcak bakmadığı belirtildi.Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Sputnik V ve Çin aşısının AB'den gerekli onayı alması durumunda, ülkesinde üretilmesi için çalışacağını bildirdi.Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier Kovid-19 tedbirlerinin erkenden gevşetilmesi konusunda açıklamalarda bulunan siyasetçileri uyararak, Kovid-19 vaka sayılarının ekim sonundaki sayıların çok altında olmadığını söyledi.Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca'nın beraber geliştirdiği Kovid-19 aşısının ilk olarak virüsün Güney Afrika'da görülen varyantına karşı daha az etkili olduğu belirlendi. İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, ülkesinin Rusya'dan aldığı Kovid-19'a karşı geliştirilen 'Sputnik V' aşısının öncelikli olarak yoğun bakım ünitesinde çalışan sağlık çalışanlarına yapılacağını söyledi.Salgın nedeniyle yaklaşık 5 aydır uzaktan eğitimin devam ettiği Ürdün'de, okullarda kademeli şekilde yüz yüze eğitime geçileceği belirtildi.İlk Kovid-19 aşılarının Afganistan'a Hindistan ve Kamboçya'ya Çin üzerinden ulaştırıldığı bildirildi. İsrail'de 16 yaş üstü herkesi kapsayacak şekilde genişletilmesine rağmen Kovid-19'a karşı aşılama hızının yarı yarıya düştüğü bildirildi.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde İsyancıların Saldırısında 14 Sivil Öldü
ANKARA (AA) - Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin (KDC) kuzeydoğusundaki Beni şehrinde isyancıların saldırısında en az 14 sivil hayatını kaybetti.Ulusal basındaki haberlere göre, Beni şehrinin Mabule köyüne isyancı grup Demokratik İttifak Güçleri (ADF) tarafından saldırı düzenlendi.Saldırıda en az 14 sivil hayatını kaybetti.ADF üyelerinin 5 Şubat’ta ülkenin Uganda sınırında bulunan Rwenzori bölgesinde düzenlediği saldırıda 21 sivil yaşamını yitirmişti.Ülkenin Ruanda, Uganda ve Burundi sınırının bulunduğu doğusu, 20 yıldır altın ve kobalt gibi madenlerin kontrolünü sağlamaya çalışan silahlı grupların saldırıları ve çatışmalarına sahne oluyor.KDC'nin doğusunda faaliyet gösteren ADF'nin bölgedeki saldırılarında 2014'ten bu yana en az 3 bin sivilin öldüğü tahmin ediliyor.
İslam Ülkelerinden Akademisyenler "Adil İktisadi Düzene Doğru" Sempozyumunda Para Sistemlerini Değerlendirdi
İSTANBUL (AA) - Avrupa İslam Ekonomisi ve Finansı Araştırma Merkezinin (EAIFE) bu yıl 3'üncüsünü düzenlediği uluslararası sempozyum, 'Adil İktisadi Düzene Doğru' temasıyla başladı.Yerel ve uluslararası para sistemlerini değerlendirmek, yerel ve küresel düzeyde adil bir para sistemi oluşturmak için pratik mekanizmalar geliştirmeyi hedefleyen sempozyumun 2 gün süreceği belirtildi.Çevrim içi düzenlenen sempozyuma, aralarında Lübnan'daki Cinan Üniversitesi, Tunus Zeytune Üniversitesi, Mardin Artuklu Üniversitesi ve Malezya İSRA Araştırma Merkezinin de bulunduğu çok sayıda kurumdan akademisyenler katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan EAIFE Başkanı Mısırlı ekonomist Eşref Devabe, dünyanın bugün yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ışığında yeniden şekillendiğini ve bunun da yeni oluşumların ortaya çıkışına zemin hazırlayacağını ifade etti. Devabe, realitenin, her ülkenin çıkarlarını dengeli bir şekilde yansıtacak, herkes için kalkınmayı tesis edecek yerel ve küresel düzeyde adil ve insani bir para sistemi oluşturulmasını zorunlu kıldığını kaydetti.Tunus Zeytune Üniversitesi Rektörü Abdullatif Ebu Azize ise konuşmasında, uzun yıllardır İslam ekonomisinin hayata geçirilmesi hayalinin kurulduğunu söyledi.Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Muhyiddin el-Karadaği de İslam dünyasını, 'dünyaya para ve para yönetimi konusunda kapsamlı bir politika sunmak için uzman komiteler oluşturmaya' çağırdı.İslami finans ve ekonomi alanında sürekli eğitim, yatırım ve araştırma hizmeti vermek için kurulan EAIFE, 1'inci sempozyumunu 'Kurucuların düşüncesi ile uygulamanın realitesi arasında İslami bankalar', 2'nci sempozyumunu da 'Realite ve uygulama arasında İslami finans piyasaları' temasıyla İstanbul'da düzenlemişti.
Almanya Ekonomi Bakanı Altmaier, Kovid-19 Tedbirlerinin Gevşetilmesini İsteyen Siyasetçileri Uyardı
BERLİN (AA) – Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerinin erkenden gevşetilmesi konusunda açıklamalarda bulunan siyasetçileri uyararak, yeni Kovid-19 vakası sayılarının ekim sonundaki sayıların çok altında olmadığını söyledi.Altmaier, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, Kovid-19 tedbirleri nedeniyle kapalı tutulan işletmelerin sahiplerinin zor durumda olduğunu belirterek, 'Kapalı olan işletmelerin sahiplerinin ve çalışanlarının çaresizliğinin her geçen gün artmasından dolayı kalbim kan ağlıyor.' dedi. Bu nedenle virüsün gücünün kırılması gerektiğini vurgulayan Altmaier, yeni vaka sayılarının önlemlerin alındığı ekim sonundaki sayıların çok altında olmadığına ve can kaybı sayılarının hala çok yüksek olduğuna işaret etti.Altmaier, virüsün tehlikeli mutasyon türlerinin neredeyse Almanya'nın her yerinde görülmesinden büyük bir endişe duyduğunun da altını çizdi.Tedbirlerin gevşetilmesine ilişkin yol haritalarının şimdiden çizilmemesi gerektiğini ifade eden Altmaier, 'En geç ilkbaharın başlangıcında, Paskalya Yortusu döneminde güneşin ışık saçtığı ve dışarda oturup yemek yiyebileceğimiz zaman salgın dalgasını kırmış olabileceğimizi ve tedbirleri kaldırabileceğimizi ümit ediyorum.' değerlendirmesinde bulundu.Alman bakan, alınan önlemlerle yeni vaka sayılarının azaltılacağına, ancak sıfıra düşürülemeyeceğine inandığına dikkati çekerek, Kovid-19’dan etkilenen işletme sahiplerinin tünelin sonunda ışık olduğunu görmelerini ve 2021’in ekonominin canlandığı bir yıl olmasını istediğini kaydetti.Rus aşısının Avrupa İlaç Ajansından onay olması durumunda Almanya’da da kullanılabileceğini anlatan Altmaier, 'Çünkü bu siyasi değil tıbbi bir konudur.' ifadesini kullandı.Altmaier Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın tutuklanarak cezaevine konulmasını kınadığını, bu olayların Rus aşısıyla bir ilgisinin olmadığını aktardı.'Kuzey Akım 2'nin tamamlanmasından Alman şirketler etkilenir'Rus gazını Almanya’ya taşıması planlanan Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattı projesinin ekonomi alanındaki bir konu olduğunu söyleyen Altmaier, 'Bu boru hattının inşasına yıllar önce karar verildi. Kuzey Akım 2 tamamlanmadığında Rusya otomatik olarak daha az gaz satmayacak. Çünkü Kuzey Akım 1 ve Ukrayna üzerinden geçen hat işlemeye devam ediyor. Ancak Alman şirketleri büyük miktarda yatırımlarını kaybedebilir. Bu nedenle bu konuda acilen gerçeklere dayalı tartışma yapılmasını öneriyorum.' şeklinde konuştu.
Alo Fetva Hattına Bitcoin Sorusu: Caiz mi Değil mi?
İstanbul Müftülüğü’ne bağlı, dini konularda vatandaşların sorularını yanıtlayan Alo Fetva hattına 2020 yılında 155 bin soru soruldu. Estetik ameliyatlar ve dövme yaptırmanın hükmü gibi konuların yanı sıra Bitcoin alım ve satımı, borsa ve banka kredisi gibi ekonomiye dair sorular da yöneltildi.
ALO Fetva'ya Bunu Da Sordular: Bitcoin Caiz Mi, Değil Mi?
İstanbul Müftülüğüne bağlı, dini konularda vatandaşların sorularını yanıtlayan 'Alo Fetva' hattına 2020 yılında 155 bin soru soruldu. Ancak bu soruların içinde en dikkat çekeni de bitcoin ile ilgili sorulanlar. Peki, Bitcoin caiz mi, değil mi? İşte merak edilen sorunun yanıtı...
Reklam
Mersin'de Temizlik İçin Gittikleri Evlerden Hırsızlık Yaptığı Öne Sürülen 3 Zanlı Tutuklandı
MERSİN (AA) - Mersin'in Erdemli ilçesinde suç örgütü kurarak temizlikçi olarak gittikleri evlerden hırsızlık yaptığı öne sürülen 2'si kadın 3 zanlı tutuklandı.Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kargıpınarı Mahallesi'nde 7 adreste gündelik temizlikçi olarak çalışan kadınların, evlerden ziynet eşyalarını alıp yerlerine sahtelerini koyarak hırsızlık yaptıkları ihbarı üzerine harekete geçti.Ekipler, kimliklerini belirlediği kadın şüpheliler S.Y. ve S.C. ile H.İ'yi düzenlediği eş zamanlı operasyonla yakaladı.Zanlıların adreslerinde yapılan aramada, sahte çeyrek altın, imitasyon kolye, dizüstü bilgisayar, 3 cep telefonu ele geçirildi.Gözaltına alınan şüphelilerin 7 ayrı adreste piyasa değeri yaklaşık 400 bin lira olan altın ve değerli eşyayı alarak sahteleri ile değiştirdiği belirlendi.İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma' suçlarından tutuklandı.
"Alo Fetva"Ya Bitcoin Sorusu
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - AYŞE NUR AKÇELİK - İstanbul Müftülüğüne bağlı, dini konularda vatandaşların sorularını yanıtlayan 'Alo Fetva' hattına 2020 yılında 155 bin soru soruldu. Hatta geçen yıl estetik ameliyatlar ve dövme yaptırmanın hükmü, evcil hayvanın kısırlaştırılması gibi konuların yanı sıra bitcoin alım ve satımı, borsa ve banka kredisi gibi ekonomiye dair sorular da yöneltildi. Salgın döneminde vatandaşların Alo Fetva'dan yardım aldığı bir diğer konu da Kovid-19 oldu.İstanbul Müftü Yardımcısı Halime Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Alo Fetva'' hattının İstanbul'un 39 ilçesinde hizmet vermeye devam ettiğini söyledi. Alo Fetva hattının hafta içi mesai saatleri içerisinde 5 gün hizmet verdiğini belirten Yıldız, 'Pandemi nedeniyle çalışma saatlerinde değişkenlik oluyor. Bu kapsamda hafta içi 10.00 ile 16.00 saatleri arısında vaizlerimiz, din hizmetleri uzmanlarımız, fetva verme ehliyetine sahip personelimizle hizmet vermeye devam ediyoruz.' dedi.Yıldız, 'Alo Fetva' hattında kimi dönemlerde yoğunluk yaşandığını ifade ederek, şunları kaydetti:'İstanbul'da Alo Fetva hattına 2020 yılında yaklaşık 155 bin soru soruldu. Gelen soruların yoğunluğu ilçelerin nüfus yoğunluğuna göre de değişiyor. Bazı ilçelerimizden yoğun soru gelirken, bazılarına az sayıda soru geliyor. Koronavirüs salgını döneminde hattımıza gelen soru yoğunluğu arttı. Pandeminin ilk zamanlarında soru hattına gelen soru sayısı yüzde 30 arttı. Bu dönemde daha çok koronavirüsle bağlantılı olarak cenaze işlemleri ve ölen kimsenin durumuyla ilgili sorular daha yoğunlukta geldi. Zamanla pandemiyle doğrudan bağlı sorularda azalma olurken dolaylı olarak takıntı, korku, boşanmalara dair gelen soruların artması bu sürecin insan psikolojisinde bıraktığı olumsuz etkiyi yansıttığını düşünüyorum.' 'Kovid-19'dan ölenler şehit sayılır mı?'2020 yılında ''Alo Fetva'' hattına daha çok namazla ilgili sorularını geldiğini belirten Yıldız, hatta gelen diğer sorulardan bazılarını şöyle sıraladı:'Hattımıza geçen yıl, kaza namazı kılınmayan vakitler, sandalyede namaz meselesi, oruca niyet vakitleri, orucu bozan haller, estetik ameliyatlar ve dövme yaptırmanın hükmü, evcil hayvanın kısırlaştırılması, ramazan ayında özellikle fitre, zekat ve hatim konuları, bitcoin alım ve satımı, borsa gibi ekonomiye dair sorular, banka kredisi gibi sorular yöneltildi. Ayrıca koronavirüsle ilgili de hattımıza, 'Eşim Kovid-19 virüsünden öldü, ardından ağlamam onun şehit sevabı almasını engeller mi, bir kabre birden fazla cenaze konur mu, Kovid-19'dan ölenler yıkanıyor, kefenleniyor mu, Kovid-19'dan ölenler şehit sayılır mı, Kovid-19'dan olma riskine karşı oruç tutulmasa olur mu, kolonya ve dezenfektan abdesti bozar mı, pandemide oluşturulan vefa gruplarında din görevlisi var mı, Kovid-19 aşısı yaptırmanın hükmü nedir, virüs sebebiyle cuma namazına gidemiyorum evde cuma namazı kılabilir miyim?' gibi sorular yöneltildi.' İstanbul Müftü Yardımcısı Caner Akdemir ise Alo Fetva hattının daha önce İstanbul Müftülüğünün Nuruosmaniye ek hizmet binasında hizmet verdiğini anımsattı.İstanbul'un nüfusuna bağlı olarak daha geniş bir hizmet ağı kurmaya karar verildiğini vurgulayan Akdemir, 'Hattın daha sağlıklı hizmet vermesi için de 39 ilçede müftülük bünyesinde hizmet verecek bir sistem kuruldu. Bizim için özel bir yazılım yapıldı ve mart ayında ilçelerde sistem kuruldu. Nisan ayından beri de İstanbul'da Alo 190 hattından hizmet vermeye devam ediyoruz.' dedi.
Reklam
Engelli Öğrenciler Yaptıkları Masa Ve Sıralarla Okulların Çehresini Değiştiriyor
MALATYA (AA) - OKAN COŞKUN - Turgut Özal Özel Eğitim Ortaokulu ve Mesleki Eğitim Merkezi'nde okuyan engelli öğrenciler, yaptıkları sıra ve masalarla kent genelindeki okulların ihtiyacını karşılıyor.Malatya Milli Eğitim Müdürü Battal Hanbay, AA muhabirine, kentteki özel eğitim okullarının fiziki standartlarını yükseltmek için kolları sıvadıklarını söyledi.Standartları yükseltilen merkezde engelli öğrencilerin öğrendiklerini uygulama imkanı bulduğunu anlatan Hanbay, 'Özel bireylere üretim yaptırıyoruz. Dün itibarıyla bu çocuklarımızın ürettiği masa, sıra ve dolaplar okullara dağıtılmaya başlandı. Bu durumdan çok mutluyuz.' dedi.Hanbay, engelli bireylerin çok iyi şartlarda eğitim almasını istediklerini dile getirerek, 'Hak ettiklerini vermek istiyoruz. Bu nedenle bu işleri yapıyoruz.' ifadesini kullandı.'Bu okuldan mezun olanlar kolayca iş bulabiliyor'Okulda öğrencilerin kendi evlerindeymiş gibi eğitim aldığını aktaran Hanbay, bu durumun hem kendilerini hem de öğrencilerin ailelerini mutlu ettiğini kaydetti.Hanbay, okulun döner sermaye kapsamında eğitim verdiğini belirterek, şöyle konuştu:'Öğrencilere de maddi anlamda destek veriliyor. Son bir yılda 1 milyon lira kazanç elde ettiler. Bu okullar için çalışmalarımız devam ediyor. Bir sonraki hedefimiz tüm okullara bu öğrencilerimizin ürettiği eşyaları yerleştirmek. Yıllarca toplumun dışında kalan ve fırsat bekleyen öğrencilerimizi sosyalleştirdik. Mesleki becerilerini geliştirdik. Onlara bir altın bilezik verdik. Bu okuldan mezun olanlar kolayca iş bulabiliyor. Bakanlığımızın amacı da mesleki anlamda öğrencileri geliştirmek, biz de bunu başarmaya çalışıyoruz.''Arkadaşlarımız daha çok çalışsın diye üretiyoruz'Okulun 12. sınıf öğrencisi Mücahit Balcan, daha önce metal bölümünde aldığı eğitimle kaynak yapmayı, demir kesmeyi öğrendiğini, mobilya eğitimiyle birlikte de masa, sıra üretmeye başladığını anlattı.Balcan, 'Arkadaşlarımız 'bizlere sıra ve masa yapıldı' diye seviniyor ve bize teşekkür ediyorlar.' dedi.Öğrenci Sefa Magol da öğretmenlerinden öğrendikleri sayesinde masa, sıra ve dolap ürettiklerini ve mutlu olduklarını dile getirdi.Öğretmenlerinin kendilerine sürekli destek olduğunu dile getiren Magol, 'Okulumuzu çok seviyoruz. Hocalarımız bize iyi davranıyor, onları çok seviyorum. 9. sınıfta burada eğitime başladım. Mobilya üretiyoruz, kuş yuvaları yapıyoruz. Hocalar bizden ne talep ediyorsa onları yapıyoruz ve başka okullardaki arkadaşlarımıza teslim ediyoruz.' diye konuştu.
Fetö'nün "7 Şubat MİT Kumpası" Üzerinden 9 Yıl Geçti
İSTANBUL (AA) - ENES CAN - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 'Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon' olarak tanımlanan ve MİT Başkanı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı 7 Şubat 2012'deki 'MİT kumpası'nın üzerinden 9 yıl geçti.Emniyet ve yargı kurumlarının içine sızan FETÖ'cülerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, MİT'i, terör örgütü PKK/KCK ile ilişki içindeymiş gibi göstererek 7 Şubat 2012'de, MİT Başkanı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu bazı görevlileri ifadeye çağırma ve yakalama kararı çıkarma şeklinde kurguladıkları kumpasa ilişkin 15'i firari 34 sanık hakkında açılan dava, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor.Haklarında dava açılan sanıklardan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, olay tarihinde örgütün 'yargı imamı' olan İlyas Şahin, 'emniyet imamı' Çetin Özgür, 'MİT mahrem hizmetler imamı' Murat Karabulut, 'Marmara bölge imamı' Ali Rıza Tekinkaya, dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Serdar Bayraktutan, 'emniyet mahrem imamları' Murat Tokay, Bekir Kalağası, Hüseyin Civan, Muhammet Bekar, Ramazan Yılmaz, MİT mahrem imamlarından Sunay Elmas, 'Türkiye polis memurları ülke imamı' Kamil Bayram ve eski komiser Hüseyin Özkan ve avukat Murat Karkın 'firari' durumda buluyor.Dava kapsamında sanıklar eski emniyet müdürleri Yurt Atayün, Erol Demirhan, Ali Fuat Yılmazer, gazeteci Mustafa Gökkılıç ile Faik Şaşmaz, Kazım Aksoy, Nuh Mehmet Damacı, Ayhan Albayrak ise tutuklu bulunuyor. Davada, ayrıca başka suçtan tutuklu 5 sanık yer alıyor.İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianame ekinde yer alan belgelerin milli savunmaya ve milli güvenliğe ilişkin devlet sırrı olabilecek nitelikte belgeler olma ihtimali bulunduğundan devlet sırrı sayılmasına karar verip bu evrakın incelenmesinin ve belgelerden örnek alınmasının mahkeme heyeti haricinde kalan kişiler yönünden yasaklanmasına karar verdi.Davanın 22 Haziran 2020'deki ilk duruşmasında MİT'i temsilen katılan avukat, yargılamanın kapalı oturumlarda yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, kamu güvenliğini tehlikeye sokabilecek belge ve bilgilerin ortaya çıkma ihtimali nedeniyle ilgili yasa gereği duruşmaların kapalı yapılmasına, duruşma içeriğiyle ilgili yayın yasağı getirilmesine, ayrıca MİT Başkanlığına 'müşteki' sıfatıyla davetiye tebliğine oy birliğiyle hükmetti.32 kişi 'mağdur', 1 kişi 'müşteki' olarak yer alıyorİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 'mağdur' olarak şu isimler yer alıyor.'61. Hükümet Başbakanı olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 61. Hükümetin Başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Emrullah İşler, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, o dönem MİT Müsteşarı olan MİT Başkanı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Fatma Afet Güneş, eski MİT personelleri Yaşar Hakan Yıldırım ve Hüseyin Emre Kuzuoğlu.'İddianamede, MİT personeli M.Ö. ise 'müşteki' olarak bulunuyor.'FETÖ/PDY'nin, hükümete karşı açıktan giriştiği ilk operasyon'İddianamede, 15 Temmuz darbe kalkışmasına kadar geçen sürece bakıldığında, FETÖ/PDY'nin nihai hedefe ulaşmak için Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile güç mücadelesine girdiği anlatılıyor.Bu kapsamda FETÖ'nün bazı kumpas davalarından örnekler verilen iddianamede, şu ifadeler yer alıyor:'(Örgütün) Nihai hedefe ulaşmak için başlatılan eylemlerin ilk aşamasının Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İzmir Askeri Casusluk, Tahşiye, Selam Tevhid, MİT tırları ve 17-25 Aralık gibi kurgu ve kumpas soruşturmalarla geçildiği, örgüt tarafından gerçekleştirilen bu eylemlere 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması ile hız verildiği anlaşılmıştır. MİT soruşturması aslında FETÖ'nün seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni yıkmaya yönelik ilk teşebbüstür.'Türkiye Cumhuriyeti'nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, MİT'i, PKK/KCK ile ilişki içindeymiş gibi göstererek MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması, evlerinde arama yapılması ve haklarında yakalama kararı çıkarılmasının o tarihte Başbakan olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ameliyat olacağı güne denk getirildiğine vurgu yapılan iddianamede, 'Bu şekilde kurgulanan operasyon, nihai hedefi seçilmiş meşru hükümeti devirmek olan emniyet, MİT ve yargı organlarına sızarak yerleşmiş olan FETÖ/PDY'nin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyondur.' değerlendirmesine yer veriliyor.FETÖ/PDY'nin, karşı olduğu çözüm sürecini engellemeye çalıştığı bildirilen iddianamede, bu doğrultuda, kapatılan İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığında savcı olarak görev yapan, sonraki süreçte FETÖ kapsamında ihraç edilen Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya'nın, PKK/KCK soruşturması yürüttüklerine vurgu yapılıyor. İddianamede, Bayraktar ve Sarıkaya'nın, soruşturma kapsamında birden fazla şüpheli ile beraber dönemin MİT Müsteşarı olan MİT Başkanı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Fatma Afet Güneş, eski MİT personeli Hüseyin Emre Kuzuoğlu ve Yaşar Hakan Yıldırım ile Mustafa Özer hakkında 'PKK/KCK'ya bilerek yardım etme ve soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçlarından soruşturma başlattıkları hatırlatılıyor.İddianamede, 13 Eylül 2011'de kamuoyunda 'Oslo görüşmeleri' olarak bilinen ses kayıtlarının basına sızdırıldığı belirtilerek, 20 Aralık 2011'de müşteki M.Ö.'nün soruşturma kapsamında MİT adına çalıştığı bilindiği halde evinde arama yapılarak gözaltına alındığı, sanık Bilal Bayraktar tarafından 23 Aralık 2011'de ifadesi alınan müştekinin aynı gün salıverildiği aktarılıyor.Hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulan M.Ö.'nin savcılık ifadesinin soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunduğu halde basına sızdırıldığı, hatta Taraf gazetesi web sitesinde müştekinin isim ve soy ismiyle birlikte fotoğrafının yayımlandığı anımsatılan iddianamede, bu şekilde M.Ö.'nün MİT adına çalıştığı deşifre edilerek PKK/KCK'ya hedef gösterildiği, can güvenliğinin tehlike altına girdiği kaydediliyor.'Başbakan'ın ameliyata geç girmesi ile kumpas bozuldu'Söz konusu kumpas soruşturma ile örgüt mensuplarının, MİT ile ilgili kamuoyunda 'PKK ile organize hareket eden teşkilat' algısı oluşturdukları, 7 Şubat 2012'de MİT soruşturmasıyla yargıyı kullanarak, bir yandan kendilerinden olmayan MİT yönetimini bertaraf etmek, MİT'i ele geçirmek, bir yandan da aynı soruşturmayla hükümetin terör sorununu çözmek amacıyla başlattığı çözüm sürecini durdurmak için harekete geçtiğine dikkat çekilen iddianamede, 7 Şubat 2012'de saat 17.00'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ve 4 MİT görevlisini telefonla arayan savcının, 'İfade vermek üzere makamıma bekliyorum.' dediği belirtiliyor.İddianamede, MİT yöneticilerinin, hükümetin ve Başbakan'ın 'terör örgütüne yardım'la suçlanmak istendiği, Hakan Fidan'ın gözaltına alınması maksadıyla gayret gösterildiği, gözaltına alınmasıyla birlikte, 'emri Başbakan'dan aldığı' algısıyla o zaman Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve hükümetin istifaya zorlanması ve hatta devrilmesinin planlandığı anlatılarak, bu kurgu ve kumpas soruşturmasının, istihbarat görevlileri hakkında soruşturmaların izne bağlanması sistemine geçilmesi ve Başbakan'ın ameliyata geç girmesiyle bozulduğu ve önlendiğine işaret ediliyor.-'7 Şubat MİT kumpası' için ABD'ye gittiler akabinde Ankara'da toplandılarÖrgütün kumpasa ilişkin yaptığı toplantı ve toplantı öncesinde iki FETÖ'cü mahrem imamın Amerika'ya gittiğinin tespit edildiğine yer verilen iddianamede, 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi örgütün emniyet imamı 'Kozanlı Ömer' kod adlı Osman Hilmi Özdil'in yardımcısı konumunda bulunan ve elebaşı Fetullah Gülen'le doğrudan görüşen firari sanıklar Çetin Özgür ve İlyas Şahin'in talimatı alma ve örgüt üyelerine iletmek üzere ABD'ye gittiklerinin belirlendiği anlatılıyor.İddianamede, örgüt elebaşından doğrudan alınan talimat sonrası örgütün emniyet ve yargı imamlarının ülkeye geri dönüşlerinin akabinde Ankara Kızılcahamam'da toplantı tertip edildiği belirtilerek, örgüt hiyerarşisi gereği FETÖ elebaşının talimatının emniyet birimlerine iletilmesinin örgütün 'Marmara Bölge İmamı' olan 'Arif' kod adlı sanık Ali Rıza Tekinkaya tarafından organize edildiği ifade ediliyor.İddianamede, söz konusu toplantıya örgütün sözde emniyet, yargı ile MİT imamlarının katıldığının ve toplantıya katılanlar arasında Rus Büyükelçi Andrey Karlov suikastine ilişkin davada firari sanık olan Murat Tokay ve Ahmet Kılınçarslan ile ABD'deki Hakan Atilla davasının hakimi Richard Berckman'ı 2014 yılında İstanbul'da ağırlayan hukuk bürosunun ortağı Murat Karkın'ın da olduğunun belirlendiği aktarılıyor.İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, '13 Ocak 2012'de Diyarbakır DTP il binasında yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen Oslo'daki görüşmelere ait ses kayıtlarının olduğu harddiskleri FETÖ'nün yerleştirdiği' belirtiliyor.Eski polis memuru Ş.E.'nin ifadesiDosya kapsamında eski polis memuru Ş.E. hakkında da ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi. Kararda, Ş.E.'nin şu ifadeleri yer buldu: '... Ancak tam kesin tarihini bilmemekle birlikte şubatın ortalarında büro amir yardımcısı Ayhan Albayrak (sanık) bir konuşmasında 'Hakan Fidan ifadeye gelseydi Sadrettin Savcı tarafından kesin tutuklanacaktı.' dediğini hatırlıyorum.'Meslekten ihraç edilen ve '7 Şubat MİT Kumpası' soruşturmasını yürüten savcılar Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya hakkında ise Yargıtay'da aynı konuyla ilgili yargılandıkları için kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildi. Mütalaada istenen cezalarİstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, firari sanıklar FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, olay tarihinde örgütün 'yargı imamı' İlyas Şahin, 'emniyet imamı' Çetin Özgür, 'MİT mahrem hizmetler imamı' Murat Karabulut, 'Marmara bölge imamı' Ali Rıza Tekinkaya, dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Serdar Bayraktutan, 'emniyet mahrem imamları' Murat Tokay, Bekir Kalağası, Hüseyin Civan, Muhammet Bekar, Ramazan Yılmaz, MİT mahrem imamlarından Sunay Elmas, 'Türkiye polis memurları ülke imamı' olan Kamil Bayram ve eski komiser Hüseyin Özkan ve avukat Murat Karkın ile 1 tutuksuz sanığın dosyasını ayırdı.Yargılama sürecinde duruşma savcısı 15 Ocak'ta davaya ilişkin esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.Mütalaada, sanıklardan eski emniyet müdürleri Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer, Kazım Aksoy, Erol Demirhan, Nuh Mehmet Damgacı, Ayhan Albayrak, Oğuzhan Ceylan ve Erkan Ünal'ın, 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte düzenlemek' ve 'soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ile 4 yıl 6 aydan 12 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.Mütalaada gazeteci sanık Mustafa Gökkılıç'ın 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' ve 'soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildiSanıklar Faik Şaşmaz, Fazıl Adnan İzgi, Mehmet Deveci ve Veli Tuluy'un 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları istenen mütalaada, sanık Aykut Güçlü'nün 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçundan, diğer sanıklar Sebahattin Kaplan, Musa Metin, Bilal İrice ve Ahmet Kılınçarslan'ın 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'soruşturmanın gizliliğini ihlal' ve 'resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemek' suçlarından beraatleri yönünde karar verilmesi istendi.Sanıklar ve avukatları ilerleyen günlerde yapılacak duruşmalarda mütalaaya karşı savunmalarını yapacak. Savunmaların ardından mahkeme heyetinin dosyayı karara bağlaması bekleniyor.
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - Bakan Pekcan, Yabancılara "İhtisas Serbest Bölgeleri"Ne Yatırım Davetinde Bulundu:
ANKARA (AA) - MERVE ÖZLEM ÇAKIR - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, ihtisas serbest bölgelerinde inovasyon ve teknoloji odaklı yatırımlara geniş imkanlar ve teşvikler sağladıklarını belirterek, 'İlk olarak yazılım ve bilişim sektörü için uygulamaya geçirdiğimiz ihtisas serbest bölgeleri modelini ilerleyen dönemlerde diğer yüksek teknolojili ve katma değeri yüksek sektörler için genişletmeyi planlıyoruz. Tüm yatırımcıları ihtisas serbest bölgelerimizde yatırım yapmaya davet ediyorum.' dedi. Pekcan, AA muhabirine, Türkiye'nin dışa dönük dinamik yapısıyla yatırımlar açısından oldukça cazip bir ülke konumunda olduğunu söyledi. Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği Anlaşması, lojistik açıdan avantajlı konumu, nitelikli ve genç nüfusu, AB standartlarındaki üretim ve kalite altyapısı ile rekabetçiliği gibi avantajların Türkiye'yi yatırımlar açısından ön plana çıkardığını ifade eden Pekcan, 'Gelişmekte olan pek çok ülkenin yatırım çekme potansiyeli olmakla birlikte, Türkiye bu özellikleriyle diğer gelişmekte olan ülkelerden oldukça pozitif bir biçimde ayrışmaktadır.' diye konuştu. Türkiye'nin daha fazla doğrudan yatırımcı çekerek, dünyanın stratejik tedarikçilerinden birisi olmasını amaçladıklarını vurgulayan Pekcan, ülkedeki yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarının en başta Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) koordinasyonunda yürütüldüğünü bildirdi. Pekcan, yapılan çalışmalar çerçevesinde Türkiye'nin Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde 27 basamak yükselerek 33’üncü ülke konumuna geldiğine dikkati çekerek, 'Ticaret Bakanlığı olarak, geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de YOİKK koordinasyonunda yapılacak tüm çalışmalara etkin katkı sunmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. Pekcan, Bakanlık olarak Türkiye'nin yatırım ortamına en önemli katkılardan birini veren serbest bölgeleri daha da güçlendirebilmek amacıyla Yeni Nesil İhtisas Serbest Bölgeleri Projesi'ni 20 Şubat'ta yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında İstanbul İhtisas Serbest Bölgesi'nin ilan edilmesiyle uygulamaya geçirdiklerine dikkati çekerek şöyle konuştu:'İhtisas Serbest Bölgelerinde Sağlanacak Destekler Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı ile de yazılım ve bilişim sektöründe olgunlaşmış ve ihracata yönelmek isteyen Ar-Ge yoğun, yüksek katma değerli, inovasyon ve teknoloji odaklı yatırımlara daha geniş imkanlar ve teşvikler sağlıyoruz. Söz konusu karar çerçevesinde, mevcut serbest bölge desteklerine ek olarak bu firmalara istihdam ve kira desteği veriyoruz. İlk olarak yazılım ve bilişim sektörü için uygulamaya geçirdiğimiz ihtisas serbest bölgeleri modelini ilerleyen dönemlerde diğer yüksek teknolojili ve katma değeri yüksek sektörler için genişletmeyi planlıyoruz. Tüm yatırımcıları ihtisas serbest bölgelerimizde yatırım yapmaya davet ediyorum.' Şirket kuruluşları tamamen elektronik ortamda gerçekleştirilecekBakan Pekcan, geçmiş yıllarda Türkiye'de şirket kuruluş işlemlerinin kolaylaştırılması ve kuruluş maliyetinin düşürülmesi amacıyla önemli çalışmalar yürüttüklerini hatırlatarak, yapılan düzenlemelerle ticaret sicili müdürlüklerini şirket kuruluş işlemlerinde tek temas noktası haline getirdiklerini söyledi. Şirket kuruluş masraflarında önemli indirimler sağladıklarına işaret eden Pekcan, kuruluş işlemlerinin tamamıyla elektronik ortamda gerçekleşmesini temin edecek bazı kanun değişiklik tekliflerinin de Meclis gündeminde olduğunu dile getirdi. Küresel tedarik zincirine katılım için destekler sağlanıyorPekcan, ihracatta devlet desteklerinin de ticaret ve yatırımlar açısından önemli olduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti:'İhracat potansiyeli olan, ihracat odaklı çalışan şirketler yurt dışından daha kolay yatırım çekebilmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yetkinlik düzeylerine göre farklılaşan çok farklı destek enstrümanımız söz konusu. Bakanlığımız tarafından pazara giriş, markalaşma ve küresel tedarik zincirlerinden tasarıma kadar katma değeri yüksek ürün ihracatının artırılması hedefiyle ihracatçılarımızın desteklenmesine devam edilmektedir. Bu desteklerin en önemlilerinden olan Küresel Tedarik Zinciri Yetkinlik Projesi Desteği ile uzay, havacılık, elektrik-elektronik, makine, otomotiv, maden ve metaller ile kimya sektörlerinde faaliyet gösteren üretici firmalarımızın, küresel ölçekteki yabancı firmaların tedarik zincirlerinde yer alabilmeleri için üretimlerinde ihtiyaç duydukları makine, ekipman ve donanım alımlarına destek sağlanmaktadır.'Bakanlık olarak ayrıca Türkiye Tanıtım Grubunun yurt dışında etkin tanıtımlar yapmasını, ülke ve ürün imajını geliştirerek sağlamlaştırmasını desteklediklerini belirten Pekcan, grubun farklı sektörlerle ve genel anlamda Türkiye ile ilgili yaptığı bu çalışmaların yatırım çekme noktasında olumlu yansımaları ve dolaylı katkıları olduğunu ifade etti. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi için uluslararası iş birlikleriBakan Pekcan, Bakanlığın ikili ve çok taraflı anlaşmalar için ülkeler ve bölgelerle sürekli müzakere halinde olduğunu vurgulayarak, bu müzakereler kapsamında AB Yeşil Mutabakatı Stratejisi, AB Tedarik Zinciri yasal düzenlemelerini yakından takip ettiklerini ve gerekli çalışmaları yaptıklarını bildirdi. Türkiye'nin, Dünya Ticaret Örgütünün 'Yatırımın Kolaylaştırılması Çalışma Grubu'nda yer aldığına dikkati çeken Pekcan, şunları kaydetti:'Burada yatırımcının hukuki öngörülebilirliği, şeffaflığı ve kamu hizmetlerine kolay ulaşımı anlamında yapılacak çalışmalarda etkin olarak yer alınmakta ayrıca yatırım ortamının iyileştirilmesine özen ve önem gösterilmektedir. Her ne kadar Kovid-19 nedeniyle 2020 yılında uluslararası doğrudan yatırımlarda belirgin bir durgunlaşma yaşansa da Türkiye'nin kaydettiği etkileyici büyüme performansı ve uygulamaya aldığı yapısal reformların pandemi sonrası dönemde pek çok uluslararası yatırımcının dikkatini çekeceği öngörülmektedir.'Yatırımcılar nezdinde Türkiye'yi cazip kılan sektörlerPekcan, özellikle son dönemde Türkiye'nin dijitalleşme süreçlerini yakından takip eden bir ekonomi olduğunu belirterek, 'Dijital teknolojilere yatkınlığımız oldukça ileri bir noktadadır. Bununla birlikte yenilikçilik, özgün tasarım ve inovasyon kabiliyetlerimiz hızla yükselmektedir. Yabancı yatırımcıların Türkiye'nin bu özelliklerini iyi okuyabilmesi kendileri açısından faydalı olacaktır.' dedi. Sahip olduğu birçok unsurun yatırımcılar nezdinde Türkiye'yi ayrıcalıklı bir noktaya getirdiğini söyleyen Pekcan, şunları ifade etti:'Özellikle stratejik konumu, pazara yakınlığı, tüketimi yüksek geniş bir iç pazara sahip olması, yatırım ortamının elverişliliği, kapsayıcı ve alternatifli bir teşvik mekanizmasına sahip olması, tarihsel bağları sebebiyle çevre ülkelere ihracat kolaylığı ve maliyeti düşük verimli iş gücü anlamında kalifiye iş gücüne sahip olunması yatırımcılar nezdinde ülkemizi cazibeli kılan başlıca unsurlardır. Geleceğe yönelik yapılan birçok analizde de ülkemizin potansiyelinin ilerleyen zamanlarda daha da gelişeceği öngörülmektedir.' Bakan Pekcan, Türkiye'nin mevcut durumda veya gelecekte ortaya çıkabilecek kritik ihtiyaçları karşılayabilecek, arz güvenliğini sağlayabilecek, dışa bağımlılığı azaltabilecek, teknolojik dönüşümü gerçekleştirecek, Ar-Ge yoğun ve katma değeri yüksek yatırımlar için birçok fırsat sunduğunu vurgulayarak, 'Bu kapsamda öne çıkan alanlar, enerji teknolojileri, medikal teknolojiler, elektrik-elektronik, lojistik, petrokimya, otomotiv, demir yolu taşımacılığı, bilgi ile iletişim teknolojileri, tarımsal sanayi teknolojileri ve diğer tüm Ar-Ge yoğun sektörlerdir.' dedi.
Reklam
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki, "Kayserililer Günü"Nü Kutladı
KAYSERİ (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, her yılın 38. günü kutlanan 'Kayserililer Günü' dolayısıyla sosyal medyadan videolu mesaj paylaştı.Özhaseki, paylaşımında, asırlardır Kayseri’de yaşayan bir aile olduklarını bildirdi.Bugünün 'Kayserililer Günü' olarak anıldığını belirten Özhaseki, 'Doğrusu geriye doğru yüzlerce yıldır Kayseri'de yaşayan bir ailenin çocuğu olarak ve 21 yıl Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak Kayserililer Günü'müzü kutluyorum. Cenab-ı Allah nice güzel günlerde bir araya getirsin diye önce duayla başlıyorum.' ifadelerini kullandı. İnsanların doğduğu toprakları sevmesinin çok doğal olduğuna değinen Özhaseki, şöyle devam etti:'Biz de doğduğumuz toprakları çok seviyoruz. Ama bu sevgimiz sadece bir yerde doğmuş olmaktan da kaynaklanmıyor. Kayseri'ye belki ticaret, sanayi şehri vasfı yakışıyor ama bunun yanında da güzel özelliklerini zikretmemiz gerekiyor. Elbette Kayseri'de ticaret, sanayi canlı, eğitim hayatı 4 üniversitesiyle devam ediyor. Sağlıkta, sporda, kültür sanatta olsun Kayseri, kendi emsali olan şehirlerle yarıştığında ileri gelen şehirlerden birisi.Bir taraftan da hayırseverler şehri olma vasfını Kayseri doğrusu açık ara önde götürüyor. Son günlerde bir hemşehrimiz Mehmet Altın ağabey, tam 300 milyon liralık arsasını bağışladı. Şimdi Kayseri'de en büyük cenaze camisi ve 20 okul yapılıyor. Daha önce rahmetli olan birçok hemşehrimizi de ruhları şad olsun diye burada anmak istiyorum. Kayseri, makarr-ı ulema şehri olma vasfını yıllardır üzerinde taşımış, bütün kitaplara geçmiş bir şehirdir.' Özhaseki, kentte yapılan yatırımlara dikkati çekerek, 'Bugün yaşadığımız şehir itibarıyla turizmden de artık istifade eden, Erciyes Dağı ile dünyaya açılan bir Kayseri'den bahsediyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde yapılan yatırımlarla şehrimiz yine parlayan bir yıldız olmaya devam edecek. Biz de Kayserili olmakla övünmeye devam edeceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.
Gündem / 7 Şubat 2021
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 1920DÜNYA DİPLOMASİ1- Myanmar'daki askeri darbe ve uluslararası yansımaları takip ediliyor.(Kuala Lumpur/Ankara) (Fotoğraflı-Görüntülü)GÜNCEL1- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı-Görüntülü)SPOR1- Süper Lig'in 24. haftasına Büyükşehir Belediye Erzurumspor-Hes Kablo Kayserispor, MKE Ankaragücü-Demir Grup Sivasspor, Yukatel Denizlispor-Fraport TAV Antalyaspor ve Beşiktaş-İttifak Holding Konyaspor maçlarıyla devam edilecek. (Erzurum/13.30/Ankara/Denizli/16.00/İstanbul/19.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- TFF 1. Lig'in 20. haftasına Ankara Keçiörengücü-Adanaspor, Altınordu-Beypiliç Boluspor ve Aydeniz Et Balıkesirspor-Akhisarspor maçlarıyla devam edilecek. (Ankara/13.30/İzmir/16.00/Balıkesir/19.00) (Fotoğraflı)3- Misli.com 2. Lig Beyaz ve Kırmızı Gruplarda 22. hafta maçları yapılacak. 4- ING Basketbol Süper Ligi'nin 20. haftası Aliağa Petkimspor-Fenerbahçe Beko, Lokman Hekim Fethiye Belediyespor-OGM Ormanspor, Anadolu Efes-Beşiktaş Icrypex ve TOFAŞ-Frutti Extra Bursaspor maçlarıyla tamamlanacak. (İzmir/13.00/Muğla/15.15/İstanbul/17.30/Bursa/20.00) (Fotoğraflı)5- Voleybol Misli.com Sultanlar Ligi'nin 27. haftasına İlbank-Fenerbahçe Opet, Karayolları-Sarıyer Belediyespor, Kuzeyboru-Beşiktaş, Galatasaray HDI Sigorta-Nilüfer Belediyespor, Türk Hava Yolları-PTT ve Beylikdüzü Voleybol İhtisas-Sistem9 Yeşilyurt maçlarıyla devam edilecek. (Ankara/13.00/15.30/Aksaray/14.00/İstanbul/13.00/15.30/18.00) (Fotoğraflı)6- Voleybol AXA Sigorta Efeler Ligi'nin 26. haftasında Sorgun Belediyespor-Ziraat Bankkart ve Altekma-Bursa Büyükşehir Belediyespor maçları yapılacak.(Yozgat/16.00/İzmir/20.00) (Fotoğraflı)7- Kastamonu Belediyespor Kadın Hentbol Takımı, EHF Avrupa Ligi B Grubu'ndaki 4. maçında deplasmanda Rusya'nın Lada takımıyla karşılaşacak. (Tolyatti/15.30)8- Hentbol Erkekler Süper Lig'in 12. haftası 4 maçla tamamlanacak. 9- Turkcell Türkiye Selahattin Yıldız Büyükler ve 20 Yaş Altı Salon Atletizm Şampiyonası, Ataköy Atletizm Salonu'nda sona erecek. (İstanbul/10.00-18.30) (Fotoğraflı)10- Futbolda Katar'daki 2020 FIFA Kulüpler Dünya Kupası'na devam edilecek. İlk yarı final maçında Brezilya ekibi Palmeiras ile Meksika ekibi Tigres karşılaşacak; 5'incilik mücadelesinde Güney Kore temsilcisi Ulsan Hyundai ile Katar'dan El Duhail karşı karşıya gelecek. (El Rayyan/21.00/18.00) ÖZEL HABER1- YATIRIMCILARA ALTIN FIRSATLAR - Bakan Pekcan, yabancılara 'ihtisas serbest bölgeleri'ne yatırım davetinde bulundu:'İlk olarak yazılım ve bilişim sektörü için uygulamaya geçirdiğimiz 'ihtisas serbest bölgeleri' modelini ilerleyen dönemlerde diğer yüksek teknolojili ve katma değeri yüksek sektörler için genişletmeyi planlıyoruz. Tüm yatırımcıları ihtisas serbest bölgelerimizde yatırım yapmaya davet ediyorum''Yenilikçilik, özgün tasarım ve inovasyon kabiliyetlerimiz hızla yükselmektedir. Yabancı yatırımcıların Türkiye'nin bu özelliklerini iyi okuyabilmesi kendileri açısından faydalı olacaktır''Türkiye’nin daha fazla doğrudan yatırımcı çekerek, dünyanın stratejik tedarikçilerinden birisi olmasını amaçlıyoruz'(Merve Özlem Çakır/Ankara)2- Ocakta en fazla ihracat artışına mücevher sektörü imza attıMücevher sektörünün ihracatı geçen ay 13,4'lük artışla yaklaşık 331 milyon dolar olarak gerçekleştiMücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Kamar:'Hem dövizle yapılan ihracatı hem de dahilde işleme rejimi ile birlikte yapılan gönderimi topladığımız zaman geçen yıla göre yüzde 49'luk artışımız var, bu şekilde ihracatımız 814 milyon dolara çıkıyor''TİM verilerine göre yaptığımız ihracata bakıldığında, Türk mücevhercisinin yoğun şekilde ihracata başladığını söyleyebiliriz. 2021 yılına çok büyük umutlarla girdik''İhracatımız artıyor gözükmekle birlikte asıl artan külçe altın ihracatı. Takı ihracatımız maalesef düşük seyrediyor'(Eda Topçu/İstanbul)3- Kuru incir üreticileri 2021'den umutluTürkiye, 2020 yılında 68 bin 260 ton incir ihracatından 237 milyon dolar gelir elde ettiGermencik Tariş İncir Birliği Başkanı Bircan:'Kurdaki dalgalanmalar ve incirin yurt dışındaki satış fiyatının bir önceki yıla göre düşüş göstermesinden dolayı değer bazında istenilen rakama ulaşamadık. İnanıyorum ki bu yıl değer olarak da iyi bir sonuç alacağız''İnsanlar artık kuru gıdaya yöneliyor. Şeker ihtiyacını tatlı kuru meyvelerden tedarik etmeye başladılar'(Ferdi Uzun/Aydın)Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Reklam
Ünlü Şarkıcı Ayşe Mine Kimdir? Ayşe Mine Kaç Yaşında ve Nereli?
Star Tv'nin sevilerek izlenen programı İbo Show'a her hafta birbirinden değerli sanatçılar konuk oluyor. Bu haftanın değerli sanatçıları arasında ise ünlü şarkıcı Ayşe Mine vardı. 1978 yılında ilk televizyona çıkışıyla meşhur olan Ayşe Mine, Nino Varon’un Nilüfer’den sonraki ikinci büyük keşfidir. Peki Ayşe Mine kimdir? Ayşe Mine kaç yaşında ve nereli? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan Uluslararası Demokratlar Birliği Heyetini Kabul Etti: (2)
İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'da koronavirüs salgınıyla beraber Türk ve Müslüman düşmanlığının artık iyice ayyuka çıktığını belirterek, 'Batı dünyası zehirli bir sarmaşık gibi günden güne büyüyen bu tehdit karşısında önlem almamakta inat ediyor. Müslümanların mukaddes değerlerine yönelik saldırılar, fikir özgürlüğü parantezine alınarak ısrarla görmezden geliniyor.' dedi. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde, Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Genel Başkanı Köksal Kuş ve beraberindeki heyeti kabul eden Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, salgın sürecinde sadece sınırlar içinde yaşayan vatandaşları değil, yurt dışında bulunan insanlarımızı da sahipsiz, çaresiz bırakmadıklarını belirtti.'Cumhuriyet tarihimizin en büyük tahliye operasyonunu gerçekleştirdik''Cumhuriyet tarihimizin en büyük tahliye operasyonunu gerçekleştirerek, 141 ülkeden 100 binden fazla vatandaşımızı ailesiyle buluşturduk.' diyen Erdoğan, şu bilgileri verdi: 'Yaşadıkları ülkelerde tedavi imkanı bulamayan 233 vatandaşımızı ambulans uçakla Türkiye'ye getirdik. Uçuşlarımız hem kendi insanımızın vatanlarına dönüşünü hem de 67 ülkeden 5 bin 500'den fazla yabancının tahliyesini sağladı. Türkiye'den memleketlerine dönmek isteyen 90 ülkeden 38 bin yabancıya da destek sunduk. 'Dost kara günde belli olur' anlayışıyla ülkemizden yardım talep eden 156 ülkeye ve 11 uluslararası kuruluşa tıbbi malzeme desteğinde bulunduk. Yine bu dönemde aralarında 1008'er yataklı 2 acil durum hastanesiyle 2 bin 682 yataklı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi gibi 16 hastaneyi ve 11 yeni hizmet binasını hizmete açtık. Salgın döneminde Türk olmanın gururunu, Türk pasaportu taşımanın güvenini bir kez daha tüm vatandaşlarımıza yaşattığımıza inanıyorum.''Son yıllarda ülkemizi hedef alan saldırıların hiçbiri tesadüfi değildir'Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece salgın döneminde ortaya çıkan tablonun bile Türkiye'nin son 18 yılda nereden nereye geldiğini göstermeye kafi olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin tarihiyle, medeniyet birikimiyle, insani değerleriyle vatandaşlarına sahip çıkmasıyla büyük bir devlet olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, 'Bu başarının özellikle yurt dışında yaşayan siz kardeşlerimin göğsünü özellikle kabartırken, birilerini de çok ciddi manada rahatsız ettiğini biliyoruz.' dedi.'Son yıllarda ekonomi ve terör başta olmak üzere ülkemizi hedef alan saldırıların hiçbiri, unutmayın tesadüfi değildir.' diyen Erdoğan, şöyle devam etti: 'Türkiye'nin Libya'da, Suriye'de, Ege'de, Doğu Akdeniz'de, en son Dağlık Karabağ'da bileğini bükemeyenler, asimetrik yöntemlerle asılsız iddia ve ithamlarla çelme takmaya çalışmaktadır. Avrupa'da koronavirüs salgınıyla beraber artık iyice ayyuka çıkan Türk ve Müslüman düşmanlığının sebeplerinden biri de işte budur. Neredeyse her gün sırf Türk ve Müslüman olduğu için saldırıya uğrayan, hakları gasp edilen bir insanımızın haberini alıyoruz. Neo-Nazi teröründen, Müslümanlarla birlikte etnik kimliği, görünüşü, dini aidiyeti farklı olan diğer kesimler de olumsuz etkileniyor. Özellikle camilere, iş yerlerine, derneklere ,okullara, bütün bunlara yönelik eylemler akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. İsveç'te Kur'an yakılması, Norveç'te Kur'an'ın yırtılması, basın özgürlüğü adına Hazreti Peygamberi Aleyhissalatu Vesselam, tahkir eden karikatürlerin teşvik edilmesi kutsallarımıza yönelik saldırılardan sadece birkaçıdır. Ancak Batı dünyası zehirli bir sarmaşık gibi günden güne büyüyen bu tehdit karşısında önlem almamakta inat ediyor. Müslümanların mukaddes değerlerine yönelik saldırılar, fikir özgürlüğü parantezine alınarak ısrarla görmezden geliniyor. Eş zamanlı olarak Avrupa İslamı, Fransa İslamı, Avusturya İslamı gibi projelerle Müslümanlar çift yönlü bir cendereye alınıyor. Aşırılıkla mücadele, bu kılıf altında sunulan bu projelerin amacı Avrupalı Müslümanların ana vatanlarıyla ve İslam ümmetiyle bağlarını koparmaktır. Her ne kadar farklı ambalajlar geçirilmiş olsa da bu bir asimilasyon projesidir. İnce bir siyasetle hayata geçirilen ve giderek yaygınlaşan bu projeye karşı hep birlikte mücadele etmemiz şarttır. Bunu da kendimizi süreçlerden yalıtarak değil, muhataplarımız nezdinde tezlerimizi güçlü bir şekilde savunarak gerçekleştirebiliriz.''Oluşturduğumuz veri tabanıyla nefret suçlarını daha yakından takip edeceğiz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, UID heyetine şöyle seslendi: 'Türklerin veya Müslümanların konumuyla ilgili herhangi bir meselede başta sizler olmak üzere tüm kurumlarımız aktif sorumluluk üslenmelidir. Diğer Türk sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte kanun ve nizam çerçevesinde yeni medya araçlarından da istifade ederek bu mücadeleyi yürütmelisiniz. Bulunduğunuz ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve bilimsel hayatına daha fazla katılım sağlamalısınız. Sizlerden ricamız vatandaşlarımıza yönelik ırkçı, ayrımcı, İslam düşmanı muamelelerin Büyükelçilik ve Başkonsolosluklarımıza derhal bildirilmesidir. Oluşturduğumuz veri tabanıyla önümüzdeki dönemde nefret suçlarını daha yakından takip edecek, sizlerin meselesini daha fazla gündeme taşıyacağız.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, asimilasyona karşı en büyük silahlarının çocuklara ana dillerini ve dinlerini en iyi şekilde öğretmek olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: 'Özellikle gençlerimizin yaşadıkları ülkelerde yükseköğrenime devam etmelerini, çalışma hayatında en üst mertebelere gelmelerini önemsiyoruz. İlgili tüm kurumlarımız özellikle eğitim ve din hizmetleri alanında şüphesiz üzerlerine düşenleri yapıyor. Bununla birlikte bu alanda halen ciddi eksiklerimiz olduğunu biliyoruz. Sizlerin de eğitim çalışmalarına dahil olmanızda bu bakımdan büyük fayda görüyorum. Avrupa'daki Türklerin müreffeh geleceği için gereken adımları sebatla yılmadan hep birlikte atmaya devam edeceğimize yürekten inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sizlerin şahsında başta Avrupa'da olmak üzere Türkiye dışında yaşayan tüm vatandaşlarımıza tüm dünyada saygı ve sevgilerimi sunuyorum.' (Bitti)
Fas, İsrail İle Normalleşmeden Kârlı Mı Çıkacak, Yoksa Zarar Mı Edecek?
RABAT (AA) - AHMED BİN ET-TAHİR - Fas'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamakla kârlı mı çıkacağı yoksa bundan zarar mı göreceği tartışılıyor.Uzmanlar normalleşme anlaşması sonrası kâr-zarar hesabı yapmak için henüz yeterli veri olmamakla birlikte ortada birbirinden çok farklı ekonomiler olduğuna dikkati çekiyor.Fas Kralı 6. Muhammed 10 Aralık 2020'de İsrail ile ilişkilerin 'en yakın zamanda' kurulacağını açıklamış, ardından Fas ile İsrail, 22 Aralık 2020'de diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında 4 anlaşma imzalamıştı.Faslı ekonomist Necib Aksabi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fas ile İsrail arasında bugüne kadar resmi bir ekonomik ilişki olmadığını söyledi.Kâr ve zararı tahmin edebilmek için henüz yeni verilerin netleşmediğini ifade eden Aksabi, şu an sadece istişareler ve temasların olduğunu, uluslararası kabul gören bir anlaşma bulunmadığını ve Rabat'ta imzalananın sadece genel yönelimler ve iyi niyet beyanından ibaret olduğunu dile getirdi.Aksabi, 'Fas ile İsrail arasında ticari ilişkiler olduğunu herkes biliyor, ancak bunlar açıklanmıyor. Örneğin tarımda 1980'lerin başından beri iş birliği var. Fas, İsrail ürünlerini ithal ediyor.' diye konuştu.Birbirinden çok farklı ekonomilerKâr ve zararla ilgili ise Aksabi, 'Fiili olarak karşılaştırdığımızda kendimizi tamamen farklı iki ekonomi ile karşı karşıya buluyoruz. İsrail ekonomisi büyüklük olarak Fas ekonomisinin dört katını temsil ediyor.' dedi.İsrail'in yaklaşık 400 milyar dolar, Fas'ın ise 115 milyar dolar gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYİH) sahip olduğunu aktaran Aksabi, kişi başına düşen GSYİH'nin de İsrail'de 40-45 bin dolar, Fas'ta ise yaklaşık 3 bin dolar olduğunu söyledi.Aksabi, bu göstergelerin, iki taraf arasında ekonomik ilişki gerçekleşmesi halinde gelişmiş bir ülkenin gelişmemiş bir ülkeyle ilişkisi örneğiyle karşılaşılacağını ortaya koyduğunu ifade etti.'Fas, İsrail'in pazarı haline gelecek'Faslı ekonomist, 'İsrail'in Fas'a ihraç edecek malı var. İsrail, bilgi ve bilim açısından katma değeri yüksek ihracata ve önemli ticari değere sahip. Ama Fas'ın İsrail'e ihraç edecek malı yok. Dolayısıyla Fas, İsrail'in pazarı haline gelecek, başka bir şey değil. Fas'ın İsrail ile kârlı bir ekonomik ilişkisinin hayalini kurmamalıyız, çünkü gerçek durum İsrail ile ticaretin bir tedarikçi ve bir müşteri ilişkisi olacağını gösteriyor.' ifadelerini kullandı.Aksabi, sözlerini şöyle tamamladı:'Turizmin canlanacağını söylüyorlar. Tabii ki bu mümkün ve zaten daha önce de vardı. Ancak şimdi İsraillilerin Fas'a gelişleri kolaylaşacak. Önceden Fas'a 70 bin turist geliyordu, bu rakam 200 bine ulaşabilir.''İlişkiler bazı alanlarda deneyimlerin aktarımının ötesine geçmeyebilir'Faslı ekonomist El-Mehdi Ofakir de İsrail ile tam teşekküllü ekonomik ilişkiler hakkında konuşmak için henüz erken olduğunu dile getirdi.Mevcut koşullar göz önüne alındığında iki ülke arasında ekonomik ilişkilerin ufkundan söz etmenin zor olduğunu kaydeden Ofakir, biraz beklemek gerektiğini ve daha büyük bir çözüme götürebilecek güçlü siyasi sinyaller olabileceğini aktardı.Ofakir, 'Coğrafi uzaklık açısından tam ekonomik ilişkilerin varlığına inanmaktan kaçınmalıyız. İlişkiler bazı alanlarda deneyimlerin aktarımının ötesine geçmeyebilir.' diye konuştu.'Beklenen kâra güvenmiyorum'Rabat'taki 5. Muhammed Üniversitesinde öğretim görevlisi Ömer el-Kettani ise Fas için zararın kârdan daha önemli olduğunu belirtti.İlk olarak Fas'ın İsrail'i tanımama ilkesini kaybedeceğini, kazancının ise ABD'nin Batı Sahra'yı tanıması olduğunu ve bunun ülkeye ekonomik, siyasi ve belki de askeri faydası olabileceğini kaydeden Kettani, şunları söyledi:'Ekonomik kazanç çok basit olacak, ancak büyük yatırımların Fas'ın Batı Sahrasına ulaşacağına dair bir tür gururlanma ve inanç var. Ama beklenen kâra güvenmiyorum. Çünkü onlarca yıl önce tarım alanında Fas-İsrail iş birliği gerçekleştiğinde Fas domatesine zarar veren kötü bir hastalığı ithal ettik. Fas domatesi hâlâ İsrail'in bize ithal ettiği hastalığın sorunlarını yaşıyor, bu nedenle ülke dışında birçok pazarı kaybettik.'Eski ABD Başkanı Donald Trump, Fas ile İsrail'in ilişkileri normalleştirme anlaşmasına vardığının açıklanmasıyla eş zamanlı olarak Batı Sahra'da Fas'ın hakimiyetini tanıdıklarına dair bir bildirge imzaladığını duyurmuştu.
İstanbul Havalimanı'nda Napolyon Dönemine Ait Altın Para Yakalandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı'da yurda kaçak yollarla sokulmaya çalışılan Napolyon dönemine ait 153 altın para ile 7 lüks saat ele geçirilirken, gözaltına alınan Cezayir asıllı Fransız vatandaşı bir kişiye adli kontrol hükümleri uygulandı. Alınan bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, İstanbul Havalimanında yürütülen ''Kaçakçılık suçu'' ile ilgili yapılan çalışmalar kapsamında, 2 Şubat gece saatlerinde gümrüklü saha çıkışında uygulama yapıldı.Uygulamada, durumundan şüphelenilen A.B. (49) durduruldu. Yapılan aramalarda gümrük müdürlüğüne bildirim yapmadan yurda kaçak yolla sokulmaya çalışılan her biri 300-500 avro değerinde 7 farklı markadan lüks kol saatleri ile Napolyon döneminde 1851-1914 yılları arasında üretilmiş 153 Fransa altın parası bulundu.Gözaltına alınarak adli makamlara sevk edilen şüpheliye, adli kontrol hükümleri uygulandı.Bu arada, şüphelinin havalimanındaki şüpheli hareketleri ve polisin takibi güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı.
Reklam