onedio
Marilyn Manson Tecavüz İddiası İle Gündemde! Marilyn Manson Kimdir, Kaç Yaşındadır?
Marilyn Manson, eski nişanlısı Evan Rachel Wood tarafından cinsel tacizle suçlanırken, bugün Marilyn Manson için yeni bir iddia daha ortaya atıldı. 26 yaşındaki şarkıcı Phoebe Bridgers, Marilyn Manson’ın evinde tecavüz odası olduğunu söyledi. Bridgers, tecavüz odasını Marilyn Manson’ın kendisinin söylediğini açıkladı. Peki, Marilyn Manson kimdir, kaç yaşındadır? İşte son günlerde gündemden düşmeyen Marilyn Manson hakkında bilinmesi gerekenler…
AB, 29. Yıl Dönümünü "Kovid-19 Gölgesinde" Kutluyor
BRÜKSEL (AA) - ATA UFUK ŞEKER / TUĞRUL ÇAM - Avrupa Birliği'nin (AB) temelini oluşturan Maastricht Anlaşması'nın 29'uncu yıl dönümüne; kıtayı derinden etkileyen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, salgınla mücadele için sınırların kapatılması, aşı tedarikinde yaşanan sorunlar ve İngiltere'nin birlikten kopması damga vurdu.AB'yi kuran Maastricht Anlaşması, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz, Yunanistan, Danimarka, İrlanda ve Lüksemburg un yer aldığı 12 Avrupa ülkesi tarafından 7 Şubat 1992 tarihinde imzalandı.Hollanda'nın Maastricht şehrinde imzalanan anlaşmanın 1 Kasım 1993'te yürürlüğe girmesiyle Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) dönüşüme uğradı ve Avrupa Birliği adını aldı.Anlaşma, AB’nin ekonomik ve parasal birlik, ortak dışişleri ve güvenlik politikası ile adalet ve iç işlerinde iş birliğini içeren üç temel direğini ortaya çıkaran yeni bir yapı ortaya koydu.Taraf ülkelerin genel politikalar alanında daha fazla iş birliği ve koordinasyonunu sağlamayı amaçlayan anlaşma, 'ulus devletlerden oluşan bir birlik', 'Avrupa vatandaşlığı' ve 'ortak ekonomi ve parasal birlikten' oluşan üç ana hedefle ortaya çıktı.Üye ülkelerin ekonomik ve parasal birliği için bir plan oluşturan anlaşma, bugün Avro Bölgesi adıyla bilinen bağımsız bir Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından yönetilecek avro para biriminin gerekli hazırlıklarının tamamlanmasını da hedefleri arasında sıraladı.Ünlü 'Maastricht kriterleri' belirlendiAnlaşmayla üye ülkelerin ekonomik ve parasal birliğe katılabilmeleri için gerekli şartlar oluşturuldu. Bu çerçevede ilk şart, 'toplulukta en düşük enflasyona sahip üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalaması ile ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki farkın 1,5 puanı geçmemesi' olarak belirlendi.Anlaşmada, 'Üye ülke kamu borçlarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı yüzde 60'ı geçmemelidir. Üye ülke bütçe açığının GSYH'ye oranı yüzde 3'ü geçmemelidir. Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibarıyla fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2 puandan fazla aşmamalıdır. Son 2 yıl itibarıyla üye ülke parası diğer bir üye ülke parası karşısında devalüe edilmiş olmamalıdır.' kriterleri ortaya çıktı.'Avrupa vatandaşı' kavramı Maastricht Anlaşması ile 'Avrupa vatandaşı' kavramı da belirlendi. Anlaşmayı 29 yıl önce imzalayan 12 üye ülke vatandaşları, Avrupa vatandaşı olarak kabul edildi. Bu kişilerin diğer üye ülkeler arasında özgürce seyahat ve ikamet etmesi ile Avrupa parlamentosu ve yerel seçimlerde oy kullanmaları sağlandı.Ortak dış politika hedefiMaastricht Anlaşmasına taraf ülkeler arasında dış politika, güvenlik, adalet ve iç işlerinde iş birliğini sağlayacak politikaların belirlenmesi kararlaştırıldı.AB üyesi ülkeler ve Birliğin ortaklık kurduğu diğer ülkelerin güvenlik güçleri arasında, uluslararası organize suçlar ve terörizm konusunda iş birliği ve etkili çalışma ortamı sağlamak amacıyla bir Avrupa Polis Teşkilatı (Europol) kurulması kararı da Maastricht Anlaşması ile alındı.29'uncu yıla buruk giriliyorAvrupa Birliği, Maastricht Anlaşmasının imzalanmasının 29. yıl dönümüne Kovid-19 etkisi altında buruk biçimde giriyor.Birleşik Krallık gibi önemli siyasi ve ekonomik güce sahip bir üyesini geçen yıl kaybeden AB, bunun sonuçlarına yoğunlaşamadan kendisini salgının etkisi altında buldu.Geçen 29 yılda birçok krizi atlatan AB, bu kez dünyada salgından en fazla etkilenen kıta olarak ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldı. Salgınla mücadele için AB ruhunun merkezindeki 'serbest dolaşımı' sınırlandırmak zorunda kalan Birlik, bir yandan da aşı teminindeki güçlüklerle mücadele ediyor. AB, üye ülkelerde salgınının yaralarını sarmak için 750 milyar avroluk kurtarma programı çıkarmayı başarsa da aşı temininde ve halkın aşılanmasında İngiltere, Kanada ve ABD gibi diğer gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmakla eleştiriliyor.
Cepten Takı Uygulaması Yabancı Yatırımcıyı Cezbetti
ANKARA (AA) - ÖZCAN YILDIRIM - Hacettepe Teknokent'te üç gencin düğün takılarının cep telefonu uygulaması aracılığıyla takılmasına imkan sağlayan 'Goldtag' isimli uygulaması yabancı yatırımcıların ilgisini çekti. Yabancı yatırımcılar, uygulamaya ortak olmak için gençlere tekliflerini sundu.Üç gencin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının düğünleri etkilenmesinden hareketle takıların internet ortamından alınıp takılması için geliştirdiği 'Goldtag' uygulaması iki ayda ilgili odağı oldu. 81 ilde 5 binden fazla kişinin cep telefonuna indirdiği, 1 kilogramdan fazla altın alım ve satımının yapıldığı uygulama, bu sürede dört kat büyüdü.Yatırımcıları cezbeden uygulama için ABD merkezli üç, Avrupa merkezli bir ve aralarında bir bankanın da olduğu 7 yerli şirket, ortaklık teklifinde bulundu. 'Ortaklık yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur'Şirketin Kurucu Ortağı Dolunay Sabuncuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uygulamaya gösterilen ilginin kendilerini memnun ettiğini belirterek, iki ayda 14 sanal altın günü, 9 düğün, 12 doğum günü, 7 sünnet düğünü ve 9 bebek görümü etkinliği yaptıklarını söyledi.Hedeflerinin 2021 yılı sonunda kullanıcı sayısını 50 bine yükseltmek olduğunu ifade eden Sabuncuoğlu, şöyle konuştu:'Goldtag uygulamamızın potansiyeline ve özgünlüğüne güveniyoruz. Yatırımcıların ilgisi bizi mutlu ediyor. Cazip teklifler var ama biz uygulamayı daha da geliştirmeye ve kullanıcı sayısını artırmaya odaklandık. Yatırımcıların ortaklık tekliflerini ilerleyen dönemde değerlendirebiliriz. Ülkemize bir marka kazandırmak istiyoruz onun için uygulamanın tamamı satmayı asla düşünmüyoruz. Satış olursa yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur.'Sabuncuoğlu, mobil uygulama geliştirme konusunda dünyada önemli bir pazar bulunduğuna işaret ederek, Türkiye'nin bu alanda başarılı işlere imza atacağına inandığını dile getirdi.
Biden Yönetiminin Tartışmalı Dış Politikadan Kaçınması Bekleniyor
ANKARA (AA) - MERVE AYDOĞAN - Başta Ortadoğu olmak üzere dünya üzerindeki çeşitli bölgelerde rahatsızlık uyandıran tartışmalı adımlar atan Donald Trump'ın ardından ABD'de geçen ay başkanlık koltuğuna oturan Joe Biden'ın dış politikasına ilişkin beklentiler yükseldi. Princeton Üniversitesinden emekli Profesör Richard Falk, Biden dönemindeki politikalar ve beklentilere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Falk, 'tartışmalı dış politikadan kaçınması' beklenen Biden'ın, Trump döneminin aşırıya kaçan uygulamalarından bazılarını geri almanın ötesine geçip geçemeyeceğini söylemek için henüz çok erken olduğunu belirterek 'En iyi tahminim, İsrail-Filistin sorununa Obama döneminin yaklaşımının devamlılığı, özel ilişkinin sürdürülmesi, İsrail'in Birleşmiş Milletlerde, Boykot, Yalnızlaştırma ve Yaptırım (BDS) hareketiyle ilişkilendirilecek türden şiddet içermeyen baskılara, suçlamalara ve sansüre karşı korunması olacaktır.' diye konuştu.Biden yönetiminin dış politikasının yönünü gösterecek en önemli işaretin, İran'a ve Trump'ın 2015'te çekildiği Nükleer Program Anlaşması'na yaklaşımıyla ortaya çıkacağını vurgulayan Falk, Biden'ın Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan'a verilen askeri desteğin sona erdirildiği yönündeki açıklamasına da değindi. Falk, 'Biden'ın, Irak ve Lübnan'da istikrarı teşvik etmesi; Yemen, Suriye ve Libya'daki kaos ve çekişmeyi sona erdirmek üzerine özel vurgusu, ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile silah anlaşmasının askıya alınmasına yönelik dış politikası, Orta Doğu'yu az da olsa askerden arındırmaya dönük hoş karşılanan işaretleridir.' dedi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomi ve sağlık üzerindeki etkileriyle başa çıkma vurgusu yapan Biden'in büyük oranda iç meselelere odaklanmasının beklediğini ifade eden Falk, dış politikada 'Orta Doğu'dan daha da sıkıntılı olanın Çin ile gerilimin tırmanması' olacağını kaydetti. 'Yüzyılın Anlaşması': Jeopolitik zorbalıkFalk, ABD-İsrail ilişkileri ve Washington'un Filistin meselesine ilişkin tutumuna ilişkin İsrail'in, ABD'nin bölge politikası üzerinde güçlü etkiye sahip olmaya devam edeceğinin 'muhtemel' göründüğü değerlendirmesini yaptı.Trump yönetiminin Yüzyılın Anlaşması adı verilen sözde Orta Doğu barış planının amacının 'özünde günlük yaşamlarının kalitesini artıracak bir miktar ekonomik yardım karşılığında Filistinlilerin temel haklar için verdikleri mücadeleye saygı gösterildiği belirtilerek siyasi olarak teslim olmayı kabul etmelerini sağlamak' olduğunu söyledi.Richard Falk, bu anlaşmanın 'hakiki bir barışı sağlamaktan ziyade, jeopolitik zorbalık taktiğinden başka bir şey olmadığına' işaret ederek 'Sömürgecilik sonrası güçlü milliyetçilik çağında, bir halkın kendi anavatanında tabi olmayı kabul etmesini ve kendi kaderini tayin hakkından vazgeçmesini beklemek gerçekçi değildir.' değerlendirmesini yaptı. BM'nin İsrail-Filistin sorunun barışçıl çözüme ulaştırmada yetersiz kaldığı eleştirilerine dair bir soru üzerine Falk, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi sırasında geçirilen bir BM kararın atıfta bulundu ve ABD'nin çekimser kalmasına rağmen BM Güvenlik Konseyi'nde 14'e karşı sıfır oyla güçlü biçimde yerleşim karşıtı kararın geçirildiğini hatırlattı.Falk ayrıca Malezya, Yeni Zelanda, Senegal ve Venezuela'nın ortaklaşa desteklediği 2334 sayılı BM kararının da 23 Aralık 2016'da kabul edildiğini anımsattı.BM, İsrail'in suçunu belgelemeye devam etmeliFalk, 2016 kararıyla son yıllarda 'BM otoritesinin en güçlü biçimde tasdik edildiğini, ancak uygulamada hiçbir sonuca varılmadığını', İsrail'in uluslararası hukuk veya BM direktifleri konusundaki dengesiz bir tutum sergilediğini hatırlatarak 'İsrail, yaşanabilir bir Filistin devletinin kurulmasını düşünmeyi bile reddettiğinin işareti olarak, çoğu Batı Şeria'nın köhne yerlerinde 3 bin kişilik yeni yerleşim inşası kararıyla Biden yönetimine meydan okudu.' dedi.Richard Falk, 'BM gündeminin, İsrail'in suçlarını belgelemeye devam etmesi önemli. Çünkü bu sivil toplum aktivizmini teşvik edecek ve meşrulaştıracaktır. Filistinlilerin haklarına ulaşması, her iki halk açısından barışçıl bir geleceğe sahip olma ihtimali, yalnızca içeriden gelen Filistin direnişi ve dışarıdan gelen küresel dayanışmayla mümkün olabilir.' değerlendirmesini yaptı.Falk, olası küresel barış konusunda ise şunları kaydetti:'Şu an mevcut koşullar altında, dünya barışına ulaşma konusunda umutlu değilim. Bazı yangınların, Orta Doğu'daki gibi durdurulabileceğini ve hatta söndürülebileceğini düşünüyorum ancak birini söndürürken diğerlerinin çıkma olasılığı yüksek. Fakat iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve göç gibi sorunlarla başa çıkmada ilerleme kaydedilebilir.' ABD'nin küresel güvenlik anlayışına aşırı yatırımlara duygusal açıdan güçlü bağ geliştirdiğini, hayati öneme sahip ABD çıkarlarına yönelik olduğu iddia edilen abartılı güvenlik tehditleriyle bağlantılı bütçeyi meşrulaştırdığını dile getiren Falk, ABD'de, güvenlik politikasında askerden arındırıcı düzenlemenin gerçekleşmesinin muhtemel olmadığını söyledi. Falk öte yandan Çin'in ekonomik ve teknolojik dinamizminin, ikinci bir Soğuk Savaş'ı tehlikeli biçimde tahrik ederek ve jeopolitik çatışmaya yönelmekten başka etkili bir yanıt yok imajını vererek ABD'nin küresel dış politika önceliğini başka yöne çektiğini sözlerine ekledi.
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - "Türkiye'de Yabancı Yatırımcıya Gelişmiş Ülkeler Düzeyinde Ortam Sağlanıyor"
ANKARA (AA) - MERVE ÖZLEM ÇAKIR - Rekabet Kurulu Başkanı Birol Küle, rekabet hukukunun uygulanması açısından Türkiye'de yabancı yatırımcıya gelişmiş ülkeler düzeyinde ortam sağlandığını bildirdi.Küle, AA muhabirine, Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusu, kozmopolit kültürü, zengin doğal kaynakları, güçlü hukuki ve kurumsal altyapısıyla yatırımlar için eşsiz bir ortam sunduğunu söyledi. Herhangi bir yatırım kararı için dikkate alınan birincil unsurun 'belirlilik' olduğunu ifade eden Küle, yatırımcıların, özellikle risk alarak belli bir teknik bilgi veya avantajı kullanacakları zaman, optimal sonuçları engelleyecek belirsizliklerle, işlem maliyetleriyle karşılaşmak istemediklerini dile getirdi. Rekabet hukuku rejimlerinin bazı nüanslar dışında evrensel olduğuna dikkati çeken Küle, 'Liberal ekonomik sistem bugün üzerinde uzlaşılan bir sistem olduğundan ve bu sistemlerde ekonominin koordinasyonu tarafsız, teknokratik, verimlilik ve etkinlik esasına dayalı olarak bağımsız çalışan kurumlarca sağlandığından, marjinal birkaç istisna bölge haricinde tüm dünya aynı iktisadi prensiplere göre işlemektedir.' diye konuştu. Yatırımcıların yatırım kararlarını belirlerken rekabet hukuku kurallarını etkili şekilde uygulayan bir rekabet otoritesinin varlığının da dikkate alınan unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Küle, şu değerlendirmelerde bulundu:'Bu durum, ilgili ülkedeki kamu otoriteleri tarafından piyasalarda faaliyet gösteren tüm teşebbüslere eşit şartlar sunulacağı, yerel teşebbüslere ayrımcı davranılmayacağı yönünde yatırımcıya güven vermekte ve böylece ülkeye yabancı yatırımcıların girişine katkı sağlamaktadır. Biz Rekabet Kurumu olarak, ülkemizin kalkınması için ihtiyaç duyduğu doğrudan yabancı yatırımlar için uygun ortam yaratılması hususunda da üzerimize düşen görevi titizlikle gerçekleştirmekteyiz.''Rekabet hukukunda AB müktesebatına uyumumuz tam'​​​​​​​Küle, Türkiye'nin rekabet hukuku uygulamaları açısından diğer ülkelere göre bir eksiğinin bulunmadığını hatta AB müktesebatına uyumunun tam olduğunu, bu durumun AB ilerleme ve AB Türkiye raporlarında da tespit edildiğini anlattı. Son değişiklerle Türkiye'nin rekabet hukuku mevzuatının AB rekabet hukukuyla paralel hale geldiğine dikkati çeken Küle, Rekabet Kurulunun da kararlarını tam bağımsız aldığını söyledi. Küle, Türkiye'de rekabet hukuku uygulamalarının geliştirilmesine, tam modern halde sürekli güncellenmesine yönelik çalışmaların Rekabet Kurumunu uluslararası alanda da takdir toplayan ve deneyimlerine ihtiyaç duyulan bir rekabet otoritesi haline getirdiğini dile getirerek, 'Bu bağlamda rekabet hukukunun uygulanması açısından Türkiye'de yabancı yatırımcıya gelişmiş ülkeler düzeyinde bir ortam sağlanmaktadır.' ifadesini kullandı.Birol Küle, Türkiye'nin rekabet hukuku rejiminde diğer bazı ülkelerde olan kamu özel ayrımı dahi olmadığını, yerli yabancı ayrımı ya da kamu özel ayrımı yapılmadan bütün iktisadi aktörlere eşit şekilde uygulandığını ve bunun herhangi bir istisnası olmadığını belirtti.Birleşme ve devralma işlemlerindeki küresel ölçekteki işlem yoğunluğuna bakıldığında 2019'da Rekabet Kurumu tarafından incelenen 208 yoğunlaşma işleminin sadece 38'inde tarafların tamamının Türkiye çıkışlıyken, 115'inde tarafların tamamını yabancı ülke yasalarına göre kurulmuş şirketlerin oluşturduğunu kaydeden Küle, şöyle konuştu:'2019 yılında yabancı yatırımcılar tarafından 46 ayrı işlemde Türkiye kökenli şirketlere yatırım yapılması öngörüldü. Yabancı yatırımcılar arasında işlem bazında yapılan sıralamaya göre ilk sırada 6 işlem ile Japonya kökenli yatırımcılar bulunmaktadır. Hedef şirketin Türkiye kökenli olduğu bu işlemlerde 3 yabancı yatırımcı tarafından gerçekleştirileceği bildirilen yatırım tutarı ise yaklaşık 36 milyar 177 milyon liradır.'​​​​​​​- Yerel rekabet yoğunluğunda Türkiye tüm dünyada 6'ncı sıradaAB'nin her yıl Türkiye'nin 33 başlıktaki durumunu inceleyen 'Türkiye Raporu' yayımladığını anımsatan Küle, burada incelenen hususlardan birinin de rekabet hukuku olduğunu bildirdi. Küle, 2020 Türkiye Raporu'nda Rekabet Kurumu ve işleyişinin oldukça yeterli ve AB müktesebatıyla uyumlu olduğunun ifade edildiğini, kurumun bağımsız karar alma ve rekabet hukukunu uygulamada da yeterli kapasiteye sahip bulunduğunun belirtildiğini aktardı. Cornell Üniversitesi, INSEAD ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WPO) tarafından her yıl dünyadaki yenilikçilik (inovasyon) faaliyetleri ölçülerek 'Küresel Yenilikçilik Endeksi'nin yayımlandığını belirten Küle, söz konusu endekste ülkelerin kredi almanın kolaylığı, özel firmalara verilen yerel kredilerin GSMH'ye oranı gibi çeşitli kriterlere göre sıralandığını, endekste yer alan bir kriterin de 'yerel rekabetin yoğunluğu' olduğunu dile getirdi. Küle, 'Küresel Yenilikçilik Endeksi'ndeki 'yerel rekabetin yoğunluğu' kriterine göre 2019 yılında Türkiye tüm ülkeler arasında 6'ncı sıradadır. Bu durum ülkemiz ekonomisinin oldukça rekabetçi olduğunu ortaya koymaktadır.' ifadelerini kullandı. Dijital rekabette öne çıkanlarKüle, gelecek dönemde küresel ajandanın birinci maddesinin dijitalleşme ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını kaynaklı eşitsizlikler olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Dijital dünyanın giderek gelişmesi bu alandaki çalışmalarımızı da hızlandırdı. Kurumumuzun önümüzdeki dönemde takip edeceği yol haritasını belirlemek üzere geçen yıl başlattığımız 'Dijitalleşme ve Rekabet Politikası' çalışmamızı yakın tarihte sonuçlandırmayı planlıyoruz. Bu çalışma bize rekabet mevzuatımızı dijital ekonomi için revize ederek gerekirse reform yapma ihtiyacını ortaya koyacaktır. Çalışma kapsamında dünyanın muteber rekabet otoritelerinin dijitalleşme alanında hazırladıkları çalışmalar gözden geçirilerek ülkemizin ihtiyaçlarına göre politika dizayn edilmesi planlanmaktadır. Bu alanda yürüttüğümüz bir diğer sektör incelmesi de 'e-Pazaryeri Platformları Sektör İncelemesi' olup Google, Yemek Sepeti soruşturmalarımız dışında Çiçek Sepeti, Sahibinden, Nadir Kitap gibi devam eden soruşturmalarımızda dijital platformların rekabete zarar verip vermediğini inceliyoruz. Kurumumuz nezdinde 2021 yılı içinde halihazırda devam eden rekabet incelemeleri bakımından süreçler tamamlanacak ve nihai olarak Kurul tarafından karar verilecektir.'Bunun yanı sıra dijital pazarların sergilediği dinamik yapı da göz önünde bulundurularak ilgili pazarlardaki rekabet ihlallerine yönelik hızlı ve etkin şekilde müdahaleye devam edileceğini vurgulayan Küle, 'Bunların dışında gerek Türkiye'de gerekse yurt dışında merakla takip edilen Facebook soruşturması, Kurulun 11 Ocak 2021 tarihli kararıyla resen başlatılmış olup 2021 yılında dairemizin iş yoğunluğunun önemli bir parçasını oluşturacak rekabet hukuku ve veri ilişkisini esas almaktadır.' diye konuştu.
Reklam
Diyarbakır Valisi Karaloğlu, Yetim Çocukları Ziyaret Etti
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu ve eşi Sevim Karaloğlu yetim çocukları ziyaret ederek onlara çeşitli hediyeler verdi. Vali Karaloğlu'nun eşi Sevim Karaloğlu tarafından daha önce Van, Bursa ve Antalya'da uygulanan ve yetim ailelerin ihtiyaçlarının tespiti, giderilmesi ile takiplerinin hedeflendiği proje, 'Diyarbakır Yetimlerine Sahip Çıkıyor' sloganıyla kentte de hayata geçirildi.Proje kapsamında daha önce farklı ailelere ziyarette bulunan Vali Karaloğlu ve eşi merkez Bağlar ilçesi Mevlana Halit Mahallesi'nde oturan Kaplan ailesinin evine misafir oldu.Çocuklarla oyun oynadıEşini geçen yıl kasım ayında kaybeden 3 çocuk annesi Şükran Kaplan ve çocuklarla sohbet eden Karaloğlu ve eşi, çocuklarla oyun oynadı, ailenin sorunlarını ve taleplerini dinledi.Çocuklara çeşitli hediyeler veren Karaloğlu çifti, yeni doğan Nisanur bebeğe de altın taktı.Vali Karaloğlu, sosyal medya hesabında, 'Bir kimse sırf Allah rızası için yetimin başını okşarsa elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır. Hadisi Şerif. Yetimlerimiz bize yüce Allah'ın emanetleri. Yetimlerimize ulaşmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.Projeyle iyiliğin çoğaltılması amaçlanıyorAile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde kurulan Öksüz, Yetim ve Gündüz Hizmetleri Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında Sevim Karaloğlu tarafından 16 Temmuz 2020'de yapılan toplantı ile çalışmalarına başlanan proje, birçok kurum ve kuruluşun iş birliğiyle yürütülüyor.Projede, yoksulluk ve eğitimsizliğin ortadan kaldırılması, önleyici çalışmalarla suç işleme ve suça yönelme oranlarının düşürülmesi, aile bağlarının güçlendirilmesi, yetim çocuklara eğitim hayatları boyunca destek olunarak yardımlaşmanın ve iyiliğin çoğaltılması amaçlanıyor.
KYK Ödemeleri Başladı! Şubat Ayı KYK Burs Ve Kredi Ödemeleri Ne Zaman Yatacak?
Kredi ve Yurtlar Kurumu, hak sahibi öğrencilere kredi ve ya burs imkanı sağlıyor. Üniversitede okuyan öğrenciler, KYK burs veya kredisinden yararlanabiliyor. Milyonlarca öğrenci, Ziraat Bankası tarafından yatırılan KYK burs ve kredilerinin ne zaman yatacağını merak ediyor. Peki, KYK burs ve krediler yattı mı? İşte son gelişmeler…
Reklam
Ekvador Halkı Yeni Devlet Başkanını Belirlemek İçin Yarın Sandık Başına Gidecek
BOGOTA (AA) - Güney Amerika ülkesi Ekvador'da halk, 2021-2025 yıllarında görev yapacak devlet başkanını belirlemek için yarın sandık başına gidecek.Nüfusu 18 milyona yaklaşan Ekvador'da 16 adayın yarışacağı ve ilk turunda 13 milyondan fazla kişinin oy kullanacağı seçimde, devlet başkanının yanı sıra 137 meclis üyesi, devlet başkan yardımcısı ve il meclis üyeleri seçilecek. Seçimde, adayların ilk turda devlet başkanlığı koltuğuna ulaşabilmesi için geçerli oyların yüzde 50'sini alması veya en az yüzde 40 oy alarak en yakın rakibine 10 puan fark atması gerekiyor. Aksi takdirde, en yüksek oyu alan iki aday 11 Nisan'da ikinci turda yarışacak.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle kontrollü yapılacak oy kullanma işlemi yerel saatle 07.00'de başlayıp 17.00'de sona erecek.Anketlerde seçim yarışının üç aday arasında geçmesi bekleniyorSeçimlerin, 2007-2017 yıllarında görev yapan eski Devlet Başkanı Rafael Correa'nın desteklediği Umut için Birlik (UNES) koalisyonu adayı Andres Arauz ile son iki seçimi kaybeden Hristiyan Sosyal Partisi ve Politik Partinin (CREO-PSC) adayı muhafazakar Guillermo Lasso ve yerlilerin desteklediği Çokuluslu Birlik Hareketi'nin (Pachakutik) adayı Yaku Perez arasında geçmesi bekleniyor. Andres ArauzAnketlerin birçoğunda birinci gösterilen ve ekonomi politikalarıyla öne çıkan 35 yaşındaki Arauz, seçildiği takdirde Ekvador tarihinin en genç devlet başkanı unvanını kazanacak. Sol görüşlü politikacı ve iktisatçı Arauz, Correa döneminde 2015-2017 yıllarında Kültür ve Miras Bakanı olarak görev yaptı. Arauz, mevcut Devlet Başkanı Lenin Moreno'nun seçimleri kazanmasının ardından görevinden ayrılmıştı. Guillermo LassoSiyasi kariyerine 1998'de başlayan 65 yaşındaki muhafazakar aday Lasso, Ekvador'un diğer ülkelerle yaptığı ticari anlaşmalar ve ekonomik ittifaklarda aktif roller üstlendi.Lasso, bir önceki seçimlerde ikinci turda az bir farkla Moreno'ya karşı kaybetmişti.Yaku PerezYerli Kuruluşlar Koordinasyonu Başkanı 50 yaşındaki Perez, Ekim 2019'da Moreno hükümetine karşı akaryakıt sübvansiyonlarının kaldırılması talebiyle günlerce protestolara öncülük etmiş ve hükümetin geri adım atmasına neden olmuştu.Ülkede doğal kaynaklar ve madenlerin korunması üzerine çalışmalar yapan Perez, özelleştirme karşıtı politikaları savunmasıyla biliniyor. Adayların vaatleriEkonomisi 2020'de yüzde 9 daralan ve salgın nedeniyle işsizliğin zirve yaptığı ülkede, Birleşmiş Milletlerin (BM) son tahminlerine göre yoksulluk oranı yüzde 38'e ve aşırı yoksulluk ise yüzde 20'ye yaklaşıyor. İş adamı Lasso, ülkenin uluslararası kuruluşlarla yaptığı anlaşmalara saygı duyacağını belirtti.Lasso, 'Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan anlamayı görmezden gelemeyiz. Yapmayacağız şey KDV'yi artırmaktır. Tüketim vergisini artırmadan mali hesapları düzeltebiliriz.' ifadelerini kullandı. Kaynak sıkıntısı çeken ülkenin petrol üretimini iki katına çıkartarak bu sorunu aşabileceğini vurgulayan Lasso, 'Devlet yönetimdeki yolsuzlukları önleyeceğiz ve yabancı yatırımcıyı teşvik ederek ülkemize çekeceğiz.' dedi. Arauz: 'IMF'nin koyduğu şartlara uymayacağız'Arauz ise Moreno tarafından IMF ile müzakere edilen şartları yeniden ele alacaklarını altını çizerek 'Kendi yaptığımız ekonomik program için IMF'ye hoş geldin diyeceğiz ve tekrar konuşacağız.' diye konuştu. Görevi devraldıktan sonra ilk hedeflerinin küçük ve orta ölçekli şirketler için kredi limitlerini açmak olacağını vurgulayan Arauz, işlerini kaybeden çalışanların yeniden işe alınmasını sağlayacak finansal destekleri kamu olarak üstleneceklerini bildirdi. Arauz ayrıca 'Zenginlerin daha fazla vergi ödemesi' için vergi sistemini değiştireceklerini söyledi. Perez, maden çalışmalarını durdurmayı vaat ediyorYerli lider Perez, ülkede çevreye zarar veren madenlerin faaliyetlerini durdurma ve yolsuzlukla etkin mücadele sözü veriyor. Petrol yerine su ihraç edilmesini savunan Perez, 'Bundan yirmi yıl sonra birçok ülkenin su satmaya başlayacağını göreceksiniz.' diyorEkvador'da son devlet başkanlığı seçimini 3 Nisan 2017'de ikinci turda sol partinin adayı Lenin Moreno kazanmıştı.
6 Şubat Canlı Altın Fiyatları: Altın Fiyatları Neden Düşüyor, Daha Da Düşecek Mi?
Altın fiyatları bu hafta yatırımcısının yüzünü güldürmedi. Uzun süredir düşüş evresinde olan gram altın, bu hafta yaklaşık 23 lira değer kaybetti. 1 Şubat Pazartesi günü 433 lira olan gram altın, 6 Şubat Cumartesi günü 410 liradan değer görmeye başladı. Peki, altın fiyatları daha da düşecek mi? Altın fiyatları neden düşüyor? İşte canlı altın fiyatları ve son dakika bilgileri…
Reklam
ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Fransız, İngiliz Ve Alman Mevkidaşlarıyla Video Konferansla Görüştü
WASHINGTON (AA) - ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab ile video konferansla görüştü. Dışişleri Sözcüsü Ned Price, yaptığı yazılı açıklamada, ortak görüşmede Kovid-19 salgını, İran, Rusya, Çin, Myanmar, iklim değişikliği ve diğer acil konuların ele alındığını bildirdi.Price, bakanların güvenlik, iklim değişikliği, ekonomi, sağlık ve diğer konulardaki sınamalarda transatlantik ilişkilerin önemini vurguladıklarını ifade etti. Sözcü, Blinken'ın, ülkesinin küresel sınamalara karşı müttefikleriyle koordineli hareket etme konusuna bağlı olacağını belirttiğini kaydetti.
İtalya, Libya'da Geçici Yönetimin Belirlenmesini Memnuniyetle Karşıladı
ROMA (AA) - İtalya Dışişleri Bakanlığı, Cenevre'de toplanan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) üyelerinin oylaması sonucunda, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyeleri ile Başbakan'ın belirlenmesinin memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 'İtalya, bugün Cenevre'de bir araya gelen LSDF'nin 75 delegesinin başkanlık konseyi başkanı, iki başkan yardımcısı ve başbakanı belirlediği oylama sonucunu memnuniyetle karşıladı. Libyalıların başını çektiği süreç sonunda seçilen adaylarla Libyalıları kutluyoruz. 24 Aralık 2021'de yapılması planlanan seçimler göz önüne alındığında, üniter ve kapsayıcı geçici yürütme otoritesinin belirlenmesi, Libya'nın istikrarı ve kurumsal yapısının güçlendirilmesi bakımından önemli bir adımdır.' ifadeleri kullanıldı.Açıklamada, İtalya'nın, tüm Libyalı ve uluslararası aktörleri, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Libya halkının birincil çıkarı çerçevesinde, Libya'nın egemenliği ve birliği ile ülkenin refahını teşvik etmek için çalışmaya devam etmeye davet ettiği belirtildi.LSDF bünyesinde kaydedilen ilerlemenin, birbiriyle bağlantılı güvenlik, ekonomi ve insan haklarına saygılı biçimde ve Berlin Süreci kapsamında, Libyalılar arasındaki iş birliğinin ilerlemesine katkıda bulunabileceğine güvenildiği ifade edildi.İtalya'nın Libya'nın geleceği için atılan bu önemli adımda Libyalıların yanında yer aldığı belirtilen açıklamada, 'Başkanlık Konseyi'nin kurulması ve tam kapsamlı olmasını umduğumuz Ulusal Birlik Hükümeti perspektifinde, 23 Ekim 2020 tarihli ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanması ve tüm yabancı savaşçılar ile paralı askerlerin çekilmesi için belirleyici olan yeni bir siyasi aşama başlıyor.' değerlendirmesi yer aldı.Açıklamada, İtalya'nın BM Libya Destek Misyonuna (UNSMIL) desteği yinelendi.Malta'dan da açıklama geldiMalta Dışişleri Bakanı Evarist Bartolo da Twitter hesabındaki paylaşımında, Libya'nın geçiş hükümeti seçiminin sonucunu not ettiklerini belirtti.Bartolo, 'Barışçıl ve müreffeh bir Libya'da, Libyalıların yönettiği ve ortak yararlarına olan birleşik bir Libya'ya yönelik iyi dileklerde bulunuyorum. Libya ve Malta'nın karşılıklı yararı için sizinle çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.' ifadelerini kullandı. LSDF üyelerinin oylaması sonucunda, 24 Aralık 2021'de yapılması planlanan seçimlere kadar Libya'yı yönetecek geçici yürütme otoritesi belirlenmiş, Başkanlık Konseyi Başkanlığına Muhammed Menfi, Başbakanlığa da Abdulhamid Dibeybe seçilmişti.
Müzik Dünyasını Etkisi Altına Alan Alt-Pop’tan Ruhunuzu Doyuracak 16 Şarkı
etiket
Alternatif pop müzik uzun yıllardır müzik dünyasında bir sürü güzellikleriyle var olsa da özellikle son yıllarda adeta altın çağını yaşıyor diyebiliriz. Hem ülkemizde hem dünyada alt-pop'tan kulaklarımızı şenlendiren birbirinden güzel işler çıkıyor. Uzun yıllara yayılan bu türün örnekleri bir içeriğe sığmasa da sizler için mutlaka dinlemeniz gereken 16 alt-pop şarkısı listeledik.Siz de yorumlarda bizimle favorilerinizi paylaşmayı unutmayın! 👇
Reklam
TEB, 2020'De 1 Milyar 177 Milyon Tl Net Kar Elde Etti
İSTANBUL (AA) - Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2020 yılı finansal sonuçlarına göre, TEB’in toplam TL kredilerindeki artış oranı yüzde 26 olurken, ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri, toplam aktiflerinin yüzde 59’unu oluşturdu.Türk Ekonomi Bankası'ndan (TEB), yapılan açıklamaya göre, banka Türkiye'de salgın koşullarının etkisini gösterdiği ilk günden itibaren çalışanlarının ve müşterilerinin sağlığını korumaya öncelik verirken, yıl boyunca faaliyetleriyle ekonomiye katkı sağlamaya ve topluma destek olmaya devam etti. 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla TEB’in aktif toplamı yılın başından itibaren yüzde 30 artarak 140 milyar TL’ye ulaşırken, net kârı 1.177 milyon TL olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri ise toplam aktiflerinin yüzde 59’unu oluşturdu.Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in yılın son çeyreğinde toplam kredileri 82,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, aynı dönemde toplam mevduatı ise yüzde 30 oranında artarak 93,8 milyar TL oldu. 2020 yılının son çeyreğinde de istikrarlı büyümesini güçlü sermaye yapısıyla birlikte sürdüren ve karlılığını sürdürülebilir şekilde artıran TEB’in özkaynakları 11,4 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin oldukça üstünde, yüzde 18,51 oranında gerçekleşti.TEB, 2020 yılında da bireysel kredi alanına odaklanmayı ve bu alanda büyümeyi sürdürdü. Bu dönemde ihtiyaç kredisi bakiyesini erteleyerek nakit akışı bozulan müşterilerinin yanında olan TEB, süreç boyunca önceliğini müşterilerinin dijital kanallar üzerinden yaptığı işlemlere yoğunlaştırdı. Yıl boyunca dijital kanallar ve çağrı merkezinde yapılan geliştirmelerin yanı sıra müşteri özelinde farklılaşan kampanyalarla TEB’in dijital kanallardan kredi üretim oranı yüzde 44’e yükseldi. TEB, Aile Akademisi ile tasarruf alışkanlığının toplum genelinde yaygınlaşmasına ve finansal okuryazar bir nesil yetiştirilmesine katkı sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürdü. Bununla birlikte TEB, müşterilerini tasarrufa teşvik etmek ve birikim yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ürün ve hizmetler sunmaya da devam ediyor. Yatırım alışkanlığı az olan, nakit akışını düzenleyerek birikim yapmak isteyen müşterileri için sunduğu Marifetli Hesap ile birikim yapmayı kolaylaştırıyor.2020 yılında, finans sektöründe öngörülen fakat daha uzun sürede gerçekleşmesi beklenen pek çok dijital gelişme salgın koşullarının da etkisiyle çok daha kısa sürede hayata geçti.Yılın son çeyreğinde mobil bankacılık kanalını kullanan müşteri sayısı 1,9 milyona yaklaştıDijitalleşmeye ve teknolojiye uzun yıllardır yatırım yapan TEB, salgın döneminde yükselen dijital talepleri güçlü altyapısı ve yenilikçi uygulamalarıyla karşılayarak müşterilerinin yanında oldu. Bu süreçte müşterilerini başta CEPTETEB ve CEPTETEB İŞTE olmak üzere dijital kanallara yönlendiren TEB, bankacılık işlemlerinin hızlı ve kesintisiz bir şekilde yapılmasını sağladı. Yılın son çeyreğinde mobil bankacılık kanalını kullanan müşteri sayısı 1,9 milyona yaklaştı. Teknolojilerini geliştirmenin ve yenilemenin yanı sıra, müşterilerine değer katabilecek yeni teknolojilere de odaklanan TEB, FX platformunun hizmet verme saatlerini de 5/24 olarak artırdı. “Kolay Adres” tanımı ile müşterilerinin IBAN yerine cep telefonu numaralarını ve kimlik bilgilerini para transferlerinde kullanabilmelerini sağlamak üzere çalışmalarını tamamladı. TEB, müşteri odaklı ve yenilikçi bakış açısıyla dijital kanallara yatırım yapmayı önümüzdeki dönemde de sürdürecek.Salgın süreciyle birlikte hızlanan otomasyon ve dijital dönüşüm, bankacılık sektörünün hizmet modeli ile müşteri talep ve beklentilerini şekillendirirken, müşteri etkileşiminde dijital kanallar daha fazla öne çıktı. TEB, KOBİ müşterilerine uzman müşteri temsilcileri ve 'Danışman Banka' anlayışıyla hizmet sunmaya ve finansal çözümler üretmeye devam etti. KOBI servis modelini modern bankacılık uygulamaları ve dijital süreçlerle bütünleştirdi. TEB KOBİ Bankacılığı Grubu’ndaki disiplinli duruşu ile 2020 yılını sağlıklı geçirirken, sektör uzmanlığı gerektiren Altın Bankacılığı, Belediye Bankacılığı, Teknoloji Bankacılığı ve Tarım Bankacılığı alanlarında geçmişte olduğu gibi gelecekte de müşterisini iyi anlayan ve en çok tercih edilen banka olmak için çalıştı.Şubeye gitmeden işlemTEB Belediye Bankacılığı, 2020 yılında da yerel yönetimlerin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirdiği özel ürün ve hizmetleriyle bu alanda en önemli oyunculardan biri olmaya devam etti. Belediye Bankacılığı özel iş modeli ile yerel yönetimlerin nitelikli finansman sağlamalarına olanak sağladı, alt ve üst yapı yatırımlarının daha hızlı hayata geçirilmesine katkıda bulundu. TEB, salgın döneminde çiftçilerin işletme sermayesi ihtiyacına destek olmak amacıyla şubeye gitmeden işlemlerini tamamlayabilmeleri için süreçlerini yeniden kurguladı. Bu sayede, TEB Harman Kart sahibi olmayan üreticilerin, acil nakit ihtiyaçlarını dakikalar içinde karşılayabilmesini sağladı.TEB’in 2020 yılı başında hayata geçirdiği ve özellikle işletme ve küçük ölçekli KOBİ müşterileri için temel hizmet kanalı olarak konumlandırdığı dijital platformu CEPTETEB İŞTE, yeni özellikleriyle büyümeyi sürdürdü. Uygulamaya, anında kredi kullanımı, POS talebi, müşteri başvurusu, kredi öteleme, vadeli hesap işlemleri ile beraber kullanıcı deneyimini kolaylaştıran 30’a yakın yeni özellik eklendi.TEB, Türkiye’de reel sektörün geleceği olan başta teknoloji girişimcileri olmak üzere tüm girişimci müşterilerini finansal olmayan alanlarda da desteklemeye devam etti. Bu kapsamda “Girişimciden Kurumsala” programları ile 100’e yakın teknoloji girişimcisinin çok sayıda kurumsal şirket yöneticisiyle bir araya gelmesi sağlandı.2020 yılında özellikle iş yapma biçimleri ve müşteriyle iletişimde yaşanan değişimler çerçevesinde TEB, Kurumsal Bankacılık alanında da gerekli aksiyonları alarak müşterilerine daha iyi ve daha hızlı hizmet sunma hedefiyle iş süreçlerinde önemli adımlar attı. Bu dönemde Kurumsal Bankacılık tarafından sağlanan toplam kredilerin içinde TL kredilerin payında önemli bir artış gerçekleşirken, ihracata yönelik kullandırılan kredilerin hacmi de büyüdü. TEB Kurumsal Bankacılık, değişen çalışma düzenine hızlıca uyum sağlayarak, güçlü teknolojik altyapı desteğiyle müşterilerin ihtiyaçlarına dijital çözümlerle cevap vermeye devam etti. Nakit yönetimi ürünlerinin ön plana çıktığı bu dönemde, özellikle internet bankacılığı ve mobil bankacılık uygulamaları başta olmak üzere, bankacılık talimatları için hizmet veren talimat yönetimi platformu Mobil-İnk ve E-imza gibi ürünleri müşterilerine sundu. Kurumsal müşterilerin kur riski ve faiz riskine karşı kendilerini korumayı sağlayan hazine ürünlerini de sunmaya devam etti.TEB, İstanbul, Bursa ve İzmir’deki Dış Ticaret Merkezleri’nde (Trade Center) ICC Sertifikalı dış ticaret uzmanları ile müşterilerinin ihtiyaçlarına en uygun çözümleri geliştirmeyi 2020 yılında da sürdürdü. Bu dönemde TEB, Türkiye ekonomisine de katkı sağlama hedefiyle uluslararası ticarete odaklanarak, ihracatçı firmalara, banka kaynaklı döviz ve TL kredilerine ek olarak, yapılandırılmış ticaret finansmanı CMA, SMA, TARES, ELÜS gibi özel kurgulanmış emtia finansmanı işlemlerinde de öncü banka konumunu korumayı başardı. Bunun yanı sıra, uzun vadeli ithalat akreditif yatırımlarını desteklemeye de devam etti. Bu yıl İhracatçı Birlikleri, Ticaret ve Sanayi Odaları ve benzeri STK’larla güçlü iş birliğini sürdüren TEB, Türkiye’deki firmaların dış ticaret konusundaki ihtiyaçlarına yönelik özel ve online olarak çok sayıda dış ticaret eğitimi ve semineri düzenlenmesini, dış ticaret uzmanları tarafından firmalara bilgi desteği sunulmasını sağladı.TEB, 2020 yılında da çok sayıda ödüle layık görüldüAçıklamaya göre ayrıca, TEB’in dijital bankacılık platformu CEPTETEB, Global Finance dergisinin En İyi Dijital Banka 2020 yarışmasında Batı Avrupa’da faaliyet gösteren bankalar arasında 'En İyi Bireysel Bankacılık Dijital Platformu' ödülüne layık görüldü.TEB’in KOBİ’lerin ve işletmelerin günlük iş hayatını kolaylaştıran mobil uygulaması CEPTETEB İŞTE, The Asian Banker’ın düzenlediği Finansal Teknolojilerde İnovasyon Ödülleri kapsamında 'En İyi Mobil Bankacılık Uygulaması Ödülü'ne, Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC) düzenlediği Global SME Finance Yarışması’nda Yılın Yenilikçi Ürünü dalında 'Mansiyon Ödülü'ne, Global Business Excellence Awards tarafından 'En İyi Uygulama Ödülü'ne, Global Finance Innovators 2020 ve Best Business Awards tarafından 'En İyi İnovasyon’' ödüllerine, The Banker tarafından Dijital Bankacılıkta İnovasyon Ödülleri kapsamında Mobil kategorisinde ödüle layık görüldü.TEB Özel Bankacılık, World Finance dergisinin en başarılı bankacılık hizmetlerini ödüllendirdiği World Finance Bankacılık Ödülleri 2020’de 'Türkiye’deki En İyi Özel Bankacılık', International Finance dergisinin düzenlediği International Finance Awards 2020 kapsamında 'En Yenilikçi Özel Bankacılık' ve Euromoney dergisi tarafından gerçekleştirilen Özel Bankacılık ve Varlık Yönetimi Araştırması’nda 'En İyi Özel Bankacılık' ödüllerine layık görüldü.TEB Nakit Yönetimi, KOBİ ve kurumsal firmalara yönelik inovatif nakit yönetimi çözümleri ve bu alanda yaptığı çalışmalarla Asian Banking and Finance tarafından bir kez daha 'Türkiye’de Yılın En İyi Nakit Yönetimi Bankası' seçildi.TEB Çağrı Merkezi, iletişim merkezi ve müşteri bağlılığı uygulamaları alanında 205 bin üyesiyle küresel bir birlik olan Contact Center World tarafından düzenlenen 'Contact Center World 2020' yarışmasında, EMEA (Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) Bölge Finallerinde 'En İyi Müşteri Hizmetleri', 'En iyi Satış Kampanyası ve Yapısı' ve 'En iyi Satış Temsilcisi' olmak üzere 3 farklı kategoride 'Altın Ödül'e layık görüldü.TEB Müşteri Deneyimi Platformu projesi, International Data Corporation (IDC) tarafından düzenlenen Dijital Dönüşüm Ödül Töreni’nde, Dijital Öncü kategorisinde ödüle layık görüldü.
Libya'da Geçici Yönetimin Başkanlığına Muhammed Menfi, Başbakanlığa Abdulhamid Dibeybe Seçildi
TRABLUS (AA) - Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde İsviçre'de toplanan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) üyelerinin oylaması sonucunda, 24 Aralık 2021'de yapılması planlanan seçimlere kadar Libya'yı yönetecek geçici yürütme otoritesi belirlendi.Libya'nın farklı kesimleri ve coğrafi bölgelerini temsil eden 74 üyenin katıldığı oylama sonucunda, Başkanlık Konseyi Başkanlığına Muhammed Menfi, Başbakanlığa da Abdulhamid Dibeybe seçildi.BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Temsilcisi Stephanie Williams, oylama öncesi yaptığı konuşmada, geçiş döneminde görev yapacak yeni yürütme otoritesinin adaylarının 24 Aralık'ta ülkeyi seçimlere götürmeyi taahhüt ettiklerini söyledi.Liste yöntemine göre yapılan oylamada, Menfi ve Dibeybe'nin yanı sıra Başkanlık Konseyi yardımcıları olarak Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi'nin bulunduğu liste, 74 üyeden 39'unun oyunu aldı.Akile Salih, Fethi Başağa, Usame Cuveyli ile Abdulmecid Seyfunnasr'dan oluşan ve ikinci tura kalan diğer liste ise 34 oyda kaldı. LSDF üyelerinden biri oy kullanmadı.LSDF'nin belirlediği liste yöntemine göre, dört listenin yarıştığı ilk turda kazanmak için oyların yüzde 60'ını almak gerekiyordu. Ancak birinci turda listelerden hiçbiri bu oyu yakalayamadığı için en yüksek oyu alan iki liste ikinci tura kalmıştı. İkinci turda salt çoğunluk seçimi kazanmak için yeterli sayıldı.Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-MenfiLibya'nın doğusunu temsil etmek adına seçimlere katılan ve geçici yönetimin Başkanlığına seçilen Muhammed el-Menfi, Tobruk kenti doğumlu. Le Havre Üniversitesi Makina Mühendisliğinde 2007'de yüksek lisans, 2011'de doktora eğitimini tamamlayan Menfi, devrim sonrasında kurulan yasama organı Libya Milli Genel Kongresinde üyelik yaptı. Menfi'nin Libya'da 2015 sonrasında kurulan Libya Devlet Yüksek Konseyinde üyelik görevi devam ediyor.Muhammed el-Menfi, Aralık 2018-Aralık 2019 döneminde Libya’nın Yunanistan Büyükelçisi olarak görev yaptı. Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakat muhtırasına karşı beyanat vermesi istenen Menfi, basında çıkan haberlere göre bu talebi reddettiği için Yunanistan tarafından sınır dışı edilmesiyle gündeme geldi.Başbakan Abdulhamid DibeybeLibya'da devrimin kalesi olarak kabul edilen Misrata kentinde 1958'de dünyaya gelen Dibeybe, ülke içinde nüfuzlu bir iş adamı sayılıyor. Dibeybe'nin ülkenin batısındaki aşiretlerin desteğini aldığı ve Libya Başmüftülüğüne yakın olduğu aktarılıyor.Libya'nın en büyük inşaat firması olarak tanımlan Libya Yatırım ve Geliştirme Holding Şirketinin (LIDCO) 2006'dan bugüne başkanlığını yürüten Dibeybe, Libya'nın önde gelen futbol kulübü Etihad'ın da başkanlığını yapıyor.Dibeybe'nin lisans ve yüksek lisans eğitimini Kanada'da mühendislik alanında tamamladığı ve çocuklarının aynı zamanda Kanada vatandaşı olduğu ifade ediliyor.Başkanlık Konseyi üyeleriBaşkanlık Konseyine güneydeki Fizan bölgesini temsilen seçilen Libyalı siyasetçi ve diplomat Musa el-Koni, Libya'nın Tuareg kabilesinin liderlerinden biri olarak tanınıyor.Çocukluk ve gençlik yıllarını Ubari, Sebha şehirlerinde geçiren, ardından başkent Trablus’ta yaşayan Koni, 2005'ten 2011 iç savaşına kadar Mali’de Libya Başkonsolosu olarak görev yaptı.Mali’deki görevi esnasında Libya lideri Muammer Kaddafi’nin, rejimi devirmeyi amaçlayan halk devrimine karşı Tuareg aşiretleriyle görüşmesini ve Tuaregleri silahlandırmasını istemesinin ardından görevinden istifa etti. Libya devriminin ardından 2014'teki seçimler sonucunda Temsilciler Meclisinin üyesi olan Koni, 2016'da Başkanlık Konseyi üyeliğine seçildi.Koni, 2016'dan itibaren Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi’nin güney bölgesi temsilcisi ve Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı, 2 Ocak 2017’de Başkanlık Konseyi’nin Libyalıların beklentilerine cevap veremediği gerekçesiyle Konseyden istifa etti.Başkanlık Konseyi Üyesi Abdullah Hüseyin el-Lafi ise ülkenin batısındaki Zaviye kentini temsilen Konseyde yer aldı.Lafi'nin Libya Temsilciler Meclisi Ekonomi, Ticaret ve Yatırım Komitesi üyeliği yaptığı belirtiliyor.Libya'yı seçimlere taşımak için BM girişimi LSDFUNSMIL tarafından, Libya'nın farklı kesimleri ve coğrafi bölgelerini temsilen seçilen 75 kişinin yürüttüğü (biri hayatını kaybetti) Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun oturumlarına, UNSMIL Temsilcisi ve BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams liderlik ediyor.LSDF'nin en önemli hedeflerinden biri, Libya krizinin siyasi çözümü için ülkeyi Başkanlık ve Parlamento seçimlerine götürerek Libyalıların oylarıyla ülkede yeni bir yönetim seçilmesini sağlamaktı.Forum kapsamında seçilen yürütme otoritesi, devlet kurumlarını birleştirmek ve ilan edilen tarihte ülkeyi seçimlere hazırlamakla görevlendirilmesi planlandı.Başkanlık Konseyi ve Ulusal Birlik Hükümetinin görev ve yetkileriBaşkanlık Konseyinin yetkilerinin başında Libya Ordusu Başkomutanlığını üstlenmek ve ordunun üst düzey mensuplarını ve İstihbarat Kurumunun başkanını atamak geliyor. Konseyin ayrıca, Libya'daki yabancı ülke misyon temsilcilikleri ve temsilcilerini akredite etmek, Temsilciler Meclisi, Milli Savunma ve Güvenlik Konseyine danışmak şartıyla olağanüstü hal ilan etmek, savaş ve barış kararı almak gibi yetkileri bulunuyor.Ancak bu sisteme göre, Cumhurbaşkanına benzer konumundaki Başkanlık Konseyi Başkanı, karar alma süreçlerinde tek başına yetkili olamıyor. Tüm kararların, başkan dahil Başkanlık Konseyinin üç üyesinin oy birliği ile alınması gerekiyor. Bu kurala aykırı olarak alınan tüm kararlar hükümsüz sayılıyor.Başbakanın yetkileri ise Konseyin çalışmalarını denetlemek, toplantılarına başkanlık etmek, toplantı tutanaklarına göre kararnamelerini imzalamak ve dış ilişkilerde devleti temsil etmekle sınırlı tutuluyor.Devletin yüksek idari organı olan Ulusal Birlik Hükümetinin (başbakan) yetki ve sorumlulukları arasında ise seçimlerin planlanan tarihlere göre yapılmasını sağlamak, seçimlere kadar olan geçiş sürecini sonlandırmak, bunu yerine getirmek için gerekli yasa tasarılarını hazırlamak, bakanları görevlendirmek ve Bakanlar Kurulunun aldığı kararları onaylamak bulunuyor.
Reklam
Osman Kavala Kimdir? Osman Kavala Hakkında Tüm Detaylar
Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün cuma çıkışı Boğaziçi üniversitesi eylemleri hakkında konuştu. Erdoğan açıklamasında 'Osman Kavala denen kişinin karısı da bu provokatörlerin içinde yer alan bir kadındır.' açıklamasında bulunurken Gezi davasında önce beraat kararı verilen daha sonra ise nöbetçi sulh ceza hakimliğince yeniden tutuklanan Osman Kavala tekrardan gündeme geldi. Peki Osman Kavala kimdir? Osman Kavala hakkında tüm detayları haberimizde sizler için derledik...
Kosova'daki Muhalefet Partisinden Kudüs'te Büyükelçilik Açılması Kararına Tepki
PRİŞTİNE (AA) - Kosova'daki muhalefet partisi Kendin Karar Al Hareketinin Genel Başkan Yardımcısı Glauk Konyufca, ülkesinin İsrail büyükelçiliğini Kudüs'te açma kararının akıllıca bir politika olmadığını ifade etti. Ülkesinde bir televizyon programına katılan Konyufca, Kosova ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin başlatılmasına ilişkin bir soru üzerine, Kosova Büyükelçiliğinin Kudüs'te açılmasının kararlaştırıldığını anımsatarak, bunun Kosova Dışişleri Bakanlığı ile Başbakan Avdullah Hoti'nin akıllıca bir politikası olmadığını söyledi.Kosova'ya büyükelçiliğini Tel Aviv'e taşınması noktasında şart koşulmaması durumunda büyükelçiliğin Kudüs'te kalacağını savunan Konyufca, 'Örneğin, Avrupa entegrasyonu süreci esnasında Avrupa Birliği Kosova'ya şart koşarsa, yani bizim AB'ye katılımımız büyükelçiliğin yerinin değiştirilmesiyle şartlandırılırsa, o zaman bunun gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu Kosova için hayati öneme sahip. Bizim AB'nin bir parçası olmamız hayati bir öneme sahip.' değerlendirmesinde bulundu.Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde Eylül 2020'de Beyaz Saray'da bir araya gelen Sırbistan ve Kosovalı liderler, ekonomi alanında normalleşme konusunda anlaşma imzalamıştı. Anlaşma ile ayrıca Kosova'nın İsrail ile diplomatik ilişkilerini başlatması ve büyükelçiliğini Kudüs'te açması, İsrail'in Kosova'yı bağımsız bir devlet olarak tanıması, Sırbistan'ın da İsrail'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması kararlaştırılmıştı.Kosova ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin resmen başlatılmasına yönelik anlaşma ise 1 Şubat'ta imzalanırken, aynı gün İsrailli yetkililer Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açmak için yaptığı başvuruyu onayladığını açıklamıştı.
Ayşe Buğra Kimdir? Osman Kavala'nın Eşi Ayşe Buğra Hakkında Tüm Detaylar...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan son olaylar ile ilgili konuşmasında Osman Kavala'nın eşi Ayşe Buğra'yı hedef alması oldukça dikkat çekti. Bu haberler üzerine Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde öğretim üyesi olan Ayşe Buğra oldukça merak konusu oldu. Peki Osman Kavala'nın eşi Ayşe Buğra kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Satterfield, Türkiye-ABD İlişkilerini Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - ABD'nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin değerlendirmesinde, 'S-400 sorununun çözülebilmesini umuyoruz ancak mümkün değilse, uyguladığımız yaptırımlardan doğrudan etkilenmeyen iş birliğimizin tüm alanlarına odaklanmaya devam edeceğiz.' dedi.Büyükelçi Satterfield, ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinde bazı gazetecilere Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendirdi. Yeni ABD yönetiminin görevinin üçüncü haftasında olduğuna işaret eden Satterfield, yeni yönetimde yer alacak ekiplerin bir araya gelmekte olduğunu bildirdi. Satterfield, bu bağlamda ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile yakın zamanda bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve ilerleyen dönemde başka görüşmelerin de olmasını umduğunu belirtti. Ülkesi ve Türkiye arasındaki genel ilişkiler hakkında yaptığı değerlendirmede Satterfield, Türkiye ile ekonomi ve ticaret dahil ilişkilere bütün boyutlarıyla değer verdiklerinin altını çizerek, 'Türkiye değerli ve önemli bir NATO ortağı ve stratejik müttefiktir.' dedi.'Türk ekonomisinin temel gücüne her zaman güven duyduk'Büyükelçi Satterfield, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere ilişkin, 'Türkiye'de 30 milyar doların üzerinde yatırımımız var. İkili ticaret hacmi 20 milyar doların üzerinde. Türkiye'de bin 700 Amerikan şirketi faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerde 75 binden fazla Türke istihdam sağlıyoruz. Bu, ABD için önemli bir ilişkidir. Türkiye, Türkler ve Amerikalılar için önemli bir ilişki.' ifadesini kullandı. Bir önceki ABD yönteminin, iki ülke arasında 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefi koyduğunu anımsatan Satterfield, halihazırda 20 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacmi göz önüne alındığında bu hedefin oldukça iddialı olduğunu ancak bu şekilde tasarlandığını kaydetti. Satterfield, 'Sizi temin ederim ki, buradaki (ABD) misyonu olarak biz ve Washington'daki ajanslar, ABD'deki iş dünyasına Türk ticaretini tanıtmak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam ediyoruz.' dedi.Büyükelçi Satterfield, şu ifadeleri kullandı:'Son birkaç ayda Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırım mukabilinde gerçek bir ilerleme gördük ve bu cesaret verici. Türk lirasının değerinin sabitlenmesi de cesaret verici oldu. Bunlar olumlu yönler. Türk ekonomisinin temel gücüne her zaman güven duyduk. Ancak inandırıcı, şeffaf ve öngörülebilir maliye ve para politikaları yoluyla gerçekleştirilmesi, kullanılması ve geri alınması gereken güçlü yönler var. Bu üç kelime benim değil, Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan'ın ifadeleri.''S-400 sorununun çözülebilmesini umuyoruz'Satterfield, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, ne yazık ki S-400 meselesinin, önceki ABD yönetimini, ABD yasalarını uygulamaya ve CAATSA yasası kapsamında yaptırımlar uygulamaya zorladığını belirtti.Fakat bu yaptırımları çok hassas bir şekilde hedef aldıklarını belirten Satterfield, sözlerini şöyle sürdürdü:'Türk savunma sektörünü bir bütün olarak etkilemeyi değil, daha çok Savunma Sanayii Başkanlığına özel lisansları hedefledik. Bu adımı üzüntüyle atmak zorunda kaldık. Bir yıldan fazla bir süredir Türkiye'nin S-400'ü satın almasının yarattığı soruna başka bir tatmin edici çözüm bulmanın mümkün olacağını umuyorduk. Sonunda bu mümkün değildi ve ocak ayı sonunda ABD yasasını uyguladık. Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, CAATSA yaptırımlarından feragat edilebilmesi için Türkiye'nin S-400'e sahip olmamasını şart koşmaktadır. Bu yeni ve çok daha katı bir yasal gerekliliktir ancak ABD'nin yasasıdır. Burada bir şey açıklığa kavuşturmak istiyorum. Çalışma grubu yok, olmayacak. Bu, ABD mevzuat ve yasalarının uygulanmasına ilişkin bir konudur. S-400 sorununun çözülebilmesini umuyoruz ancak mümkün değilse, uyguladığımız yaptırımlardan doğrudan etkilenmeyen iş birliğimizin tüm alanlarına odaklanmaya devam edeceğiz.' '(Türkiye- Yunanistan arasındaki) Görüşmelerin devam etmesini isteriz'Satterfield, Türkiye ve Yunanistan arasındaki istişari görüşmelerin 61. turunun İstanbul'da gerçekleşmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, şunları kaydetti:'Atina'da yapılması planlanan bir sonraki turun yakında gerçekleşmesini umuyoruz. Bu, çok olumlu bir gelişme ve ABD bu gelişmeyi mümkün olan en güçlü şekilde destekliyor. Avrupa ve uluslararası toplumun da bu görüşte olduğunu düşünüyorum. Bu görüşmelerin devam etmesini isteriz. Her iki devletin de güvensizlik yaratan ve tırmanma veya çatışma potansiyeli yaratabilecek tek taraflı eylemlerden kaçınma çabalarının devam ettiğini görmek isteriz.'Satterfield, Türkiye'nin böyle bir atmosfer yaratmak için aldığı önlemleri ve Yunanistan'ın çabalarını takdir ettiklerini vurguladı.Uzun süredir devam eden, zor ve karmaşık sorunların iyi niyetle, sürekli çaba ve kararlılıkla çözülebileceğini söyleyen Satterfield, 'Daha önce daha karmaşık ve zor durumlarda bunu gördük. Burada da olabileceğinden umutluyuz.' diye konuştu.'Libya Siyasi Diyalog Forumunu destekliyoruz'Satterfield, Libya meselesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 'Hepimiz Libya'daki siyasi değişim meselesiyle ilgileniyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) önderliğindeki Libya Siyasi Diyalog Forumunu destekliyoruz. Bu, BM sürecini desteklemek, Libya'da istikrarın yeniden sağlandığını görmek, yıl sonunda nihai seçim hedefi için yapılan hazırlıkları görmek ve tüm yabancı güçlerin çekilmesi herkesin yararına.' ifadesini kullandı. Bölgedeki gelişmeler konusunda ihtiyatlı şekilde iyimser olduklarını dile getiren Satterfield, 'Günün hepimize ne getireceğini göreceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.ABD'de yeni yönetimBüyükelçi Satterfield, yeni ABD yönetiminin, Türkiye'yi ilgilendiren bir dizi uluslararası meseleye ilişkin politika yaklaşımlarını formüle edeceğini belirterek, ABD Başkanı Joe Biden'ın, NATO ve NATO ittifakına yönelik transatlantik ilişkiler için ABD yönetiminin güçlü desteğini tekrar teyit ettiğini hatırlattı. ABD'nin, Avrupa ile ilişkiler, Avrupa Birliği (AB) fikri ve Türkiye-AB arasındaki yakın bağları şiddetle teşvik ettiğini söyleyen Satterfield, bunun yeni bir mevzu olmadığının altını çizdi. Satterfield, 'Bu hem ABD’nin hem de Türkiye’nin çıkarına ve bu konuda yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.' dedi.Büyükelçi Satterfield, İran'la ilişkiler konusuna ilişkin de yeni ABD yönetiminin, küresel toplum için son derece karmaşık olan bu zorluğa karşı bir yaklaşımı formüle edeceğini kaydetti.Yeni ABD yönetiminin ilerleyen dönemde birçok konuya yöneleceğine işaret eden Satterfield, 'Radikal aşırıcılık konusunda devam eden endişeler, Suriye, İran ve bölgedeki diğer yerler, bunların hepsi ABD'nin üstleneceği meseleler olacak.' ifadesini kullandı.Satterfield'den '15 Temmuz darbe girişimiyle ilgimiz yok' açıklamasıİçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun '15 Temmuz darbe girişiminde ABD'nin rolünün olduğuna ilişkin' sözlerine işaret eden Satterfield, 'Üst düzey Türk yetkililerinin, 2016 yılı dahil olmak üzere Türkiye'de gerçekleşen bir dizi gelişmeden ABD'yi sorumlu tutan değerlendirmelerinden endişe duyuyoruz.' dedi.ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price'ın da bu konuda açıklama yaptığını hatırlatan Satterfield, 'Bunlar, asılsız iddialar. Bir müttefikin ve stratejik bir ortağın sorumluluk taşıyan beyanları değiller. Esefle karşılıyoruz.' ifadesini kullandı.Satterfield, Türkiye'de ya da dünyanın neresinde olursa olsun LGBTQI karşıtı açıklamaları da esefle karşıladıklarını belirtti. Halk Bankası davasıABD'deki Halk Bankası davasına ilişkin ise Satterfield, 'New York Güney Bölgesi'nde Halk Bankası davasıyla ilgili adli süreç, yalnızca ABD mahkemelerinin meselesidir. Bu, ABD yönetiminin meselesi değildir.' diye konuştu.'SDF ile çalışmaya devam ediyoruz'Büyükelçi Satterfield, ABD'nin önceki Başkanı Donald Trump döneminde Suriye'nin kuzeyinde YPG/PKK'ya verilen desteğin, ABD'de yeni yönetim tarafından da Türkiye'nin itirazlarına rağmen devam edip etmeyeceğine ilişkin bir soru üzerine, 'ABD'nin politikası değişmedi. DEAŞ'ın kuzeydoğu Suriye'de oluşturduğu tehditle, tıpkı bölgenin başka yerlerinde de bu tehdidi ele almak üzere çalıştığımız gibi mücadele etmeye devam ediyoruz. Bu mücadelede, kuzeydoğu Suriye'de, SDF ile çalışmaya devam ediyoruz.' yanıtını verdi.
Reklam