onedio
Reza Zarrab, Zafer Çağlayan'dan 240 Bin Euro Aldığını Otel Kağıdına Yazmış
Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan için, Reza Zarrab’ın Cenevre’den getirtiği iddia edilen 300 bin franklık saate karşılık ödeme yaptığına dair en önemli kanıtın “Saat bedeli olan 240.000# Euro’yu M. Zafer Çağlayan'dan teslim aldım” yazılı bir otel kağıdına yazılmış yazı olduğu ortaya çıktı.REZA Zarrab’ın (Rıza Sarraf), eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan için Cenevre’den getirtiği iddia edilen 300 bin franklık Patek Philippe marka saatle ilgili belgelerin ayrıntıları Meclis Soruşturma Komisyonu’nun raporunda ortaya çıktı. Soruşturmadaki birçok belge, 681 sıra sayısı verilen raporla birlikte TBMM’nin internet sitesinden tüm vatandaşların erişimine açıldı. Saate ilişkin “elden ödeme” yazısı, komisyondaki AK Partili üyelerce saatin hediye veya rüşvet olmadığına ilişkin önemli kanıtlardan biri kabul edilmişti. Komisyon raporunda, 30 Ekim 2013 tarihli ödeme yazısı ve gümrük cezasına ilişkin ödeme kayıtları vurgulanarak, “Aynı konuya ilişkin diğer şüpheliler yönünden verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı birlikte değerlendirildiğinde, isnat edilen eylemin gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır” denildi.CONRAD KAĞIDINDAHürriyet'ten Bülent Sarıoğlu'nun haberine göre, Zarrab’ın 240 bin Euro’yu teslim aldığına ilişkin belgenin, Conrad Otel’in misafirleri için hazırladığı antetli kağıda yazıldığı görüldü. Belgede, yazım hatalarıyla birlikte, “Saat bedeli olan 240.000# Euro’yu M. Zafer Çağlayandan teslim aldım” ifadesi ve Rıza Sarraf imzası yer aldı. Çağlayan, saati 25 Eylül 2013’te teslim aldığını açıklamıştı.YÜZDE 11 İNDİRİMBu belgenin hemen altında, Patek firmasının saati satarken Cenevre’de kestiği 24 Eylül 2013 tarihli faturaya yer verildi. Zarrab’ın kuryesi Murat Yılmaz adına kesilen faturada kuryenin adresi Bodrum olarak görünüyor. Saat ve mekanik kullanım kılavuzuyla ilgili bilgilerin yer aldığı faturaya göre saatin asıl bedeli 334 bin 400 İsviçre Frankı. Firma, nakit ödeme indirimi ve alıcının yabancı olması nedeniyle yüzde 8 KDV istisnasıyla birlikte 34 bin 400 frank indirim yaptı.ADLİ TIP'A İNCELETMEDİLERCHP’li komisyon üyesi, İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, soruşturmayla ilgili eksik belgelerin yanı sıra mevcut belgelerle ilgili incelemelerin de yapılmadığını savunarak şunları söyledi: “Peçeteden hallice, alelade bir kağıda yazılmış belgeyi kanıt kabul ettiler. Kağıt, operasyondan önceki tarihi taşıyor. Oysa Adli Tıp’ta kriminal bir inceleme yapılsaydı, mürekkep yapısı ve kağıt analizleriyle bunların hepsinin sonradan hazırlandığı tespit edilirdi. Koskoca gümrüklere gönderildiği iddia edilen yazılar alelade kağıtlarla önümüze getirildi. Belgelerle ilgili hukuki araştırma da yapılmadı. Barış Güler yazı örneği vermek için savcılığa gelince hangi eliyle yazdığını unutuyor. ‘Sağ el miydi, sol el miydi’ diye denemeye kalkarak imzasını değiştirmeye çalışıyor. Daha önceden bir devlet kurumuna veya sigorta şirketine verdiği bir imza incelenseydi, sahte imza atmaya çalışıyorsa anlaşılırdı. Ama bunun onda biri bile yeterliyken, ‘İtiraf etseler bile yeterli şüphe yoktur’ diyen komisyon üyeleri oldu. Ne kadar büyük bir siyasal tiyatro oynandığını gördük.”İKİ SAYFA DALGINLIĞA GELMİŞAdli Tıp Kurumu’nun tapelerle ilgili “uygunluk” raporunun kapsamını gösteren ilk iki sayfanın ortaya çıkmasıyla “montaj” tartışması devam etti. Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü, iki sayfayı savcılıktan isteterek Meclis Başkanlığı’na verilen ek dosyalarda tamamladıklarını söyledi. Köylü, “Alt komisyon olarak savcılığa gittiğimizde belgelerden örnek aldık. Herhalde o sırada görevli arkadaşların dalgınlığına geldi, karıştırdılar araya. Ben hukuk neyi gerektiriyorsa onu yaptım. Esasında şu tartışmalı; Adli Tıp’ın bu konuda montaj mıdır değil midir, başka yerden alınmış sesler oraya monte edilmiş mi, bunları inceleyecek ihtisası yok. O ayrı bir ihtisas konusu. ‘Onu yegane bilen yer TÜBİTAK’ diyorlar” açıklamasını yaptı.Hürriyet
Başbakan Davutoğlu: 'Aynı Dayanışmayı Camiler İçin de Görmek İstiyoruz'
Başbakan Davutoğlu, 'Nerede terörizm olsa ona karşı orada olacağız. Ama aynı dayanışmayı cami saldırılarında da görmek istiyoruz' dedi.BRÜKSELBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Belçika'da Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği ile 'Friends of Europe' (Avrupa'nın Dostları) tarafından ortaklaşa düzenlenen toplantıda, düşünce kuruluşları temsilcilerine hitap etti.Davutoğlu, İngilizce yaptığı ve TRT'den simültane çeviriyle yayınlanan konuşmasında, Charlie Hebdo'ya yapılan saldırının ardından Paris'te düzenlenen yürüyüşe katıldığını hatırlatarak, dünyanın değiştiğini, ekonomik krizlerin, terör saldırılarının, dünyadaki düzensizlikten kaynaklanan bazı sıkıntıların, insanları her yerde bulabileceğini ifade etti.Davutoğlu, soğuk savaşın üzerinden neredeyse 25 yıl geçtiğini ancak geçen bu süreye rağmen hala büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalındığını söyledi.Ülkeleri yöneten liderlerin birleşemediğini, bir dünya düzeni ortaya çıkaramadığını dile getiren Davutoğlu, son çeyrek yüzyıl içinde yeni bir kapsayıcı birlik, organizasyon veya mevcut organizasyonun dönüşümünün tesis edilemediğine değindi.'Şimdi ordularımız oradan geri çekiliyor'Davutoğlu, NATO, AB ülkeleri ve Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülkenin Afganistan'da birlikte çalıştığını anımsatarak, 'Şimdi ordularımız oradan geri çekiliyor. Türkiye'nin, Kabil Havaalanı'nda misyonu devam edecek tabii ki ama son olaylar bize şunu gösterdi ki; güvenlik meselesi hala masa üzerinde duran bir mesele. Hatta Afganistan müdahalesinden ve daha sonraki Irak Savaşı'ndan sonra hala biz büyük bir sıkıntı yaşıyoruz. ABD güçleri Irak'a neden gitti istikrar getirmek için ama şimdi baktığımız zaman çok tehlikeli bir terör örgütü DEAŞ veya IŞİD ve hangi isimle ifade ederseniz edin ama İslam ismini kullanmayın sadece, çünkü İslam'ın mantalitesi ve felsefesiyle uzaktan yakından alakası yok, onlar orada' diye konuştu.'Baas ideolojisi bir soğuk savaş ideolojisidir'Davutoğlu, Doha'da yaptığı konuşmayı da hatırlatarak, konuşmasında 'tarih her zaman geç de olsa yolunu bulur' dediğini belirtti.'Demokratik dönüşümler esasında 1990'larda olmak durumundaydı çünkü Doğu Avrupa bu sürece girmişti 1990'larda ama uluslararası camia o dönemlerde destek vermemişti Kuzey Afrika'nın belli taleplerine ve bu ertelenmişti ve halı altına süpürülmüştü' diyen Başbakan Davutoğlu, 'Bu sefer esasında bu bir ideolojik yapı değil çünkü genç nesiller ideolojik kaynaklardan geliyor. İslamcı olsun, liberal olsun hepsi demokrasi istiyor ve siyasi yapılar esasında soğuk savaş döneminde kurulmuştu. Baas ideolojisi bir soğuk savaş ideolojisidir. Ortadoğu'daki totaliter rejimler soğuk savaş ideolojileridir' ifadesini kullandı.Bu gençlerin Ortadoğu'da, 2011 yılında başarılı olmalarıyla umut ışığı ortaya çıktığını ancak 2013 yılında karşı devrimler, askeri müdahaleler ve darbeler gerçekleştirildiğini ve Suriye'de yüz binlerce insanın öldürüldüğünü anlatan Davutoğlu, Suriye'deki eski soğuk savaş mantalitesinin hala hayatta olduğunu belirtti.Başbakan Davutoğlu, 'Eğer bir devlet, ülkesinin üçte ikisini kontrol edemiyorsa o onun başarısı değil, uluslararası camianın, Avrupa'nın başarısızlığıdır, hepimizin başarısızlığıdır çünkü biz, ılımlı genç, Arap, kahramanvari bu nesle destek vermedik. Onlar hayatını kaybettiğinde, onlar kimyasal silahlarla öldürüldüğünde, hapse atıldığında biz onlara destek vermedik, daha sonra da terörist bir rejim geldi ve DEAŞ Musul'u ele geçirene kadar da Esad rejimiyle DEAŞ veya IŞİD arasında taktiksel bir işbirliği vardı çünkü Esad rejimi şehirlere saldırıyordu ama kara gücü yoktu.'Esad'ın zulmünün devam ettiğini, DEAŞ militanlarının da orada olduğunu kaydeden Davutoğlu, çok büyük bir jeopolitik sıkıntının ortada durduğunu vurguladı.'Türkiye bir istikrar adası'Önlerinde jeopolitik, ekonomik, siyasi ve güvenlik olmak üzere 4 büyük sıkıntı olduğunu ve bu sıkıntıların hepsinin hala durduğunu ifade eden Davutoğlu, karamsar olmak istemediğini ancak ''realistik, gerçekçi olmak'' durumunda olunduğunu söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti:''Hem revizyon yapmamız lazım hem realistik olacağız. Avrupalı meslektaşlarımla geçen yıl burada bir toplantı yapıyordum ve Ukrayna'yla Suriye'yle ve diğer ülkelerle alakalı sorular geldiğinde ben şunu söylemiştim. 'Bugün üç tane ülke kategorisi var' demiştim. Birincisi bazı ülkeler vardır ki hem vizyonları vardır hem de ülkelerini yönetecek kapasiteleri vardır. Yani vizyoner yaklaşımdır bu, geleceğe yönelik olarak adımlar atabilirler. Bu ülkeler çok fazla değildir ama bu ülkeler yükselmeye devam edecektir. Türkiye bunlardan bir tanesidir, bizim 2023 vizyonumuz var. Türkiye bir istikrar adasıdır kendi coğrafyası içerisinde. 8 tane kırılgan devletin arasında Türkiye bir istikrar adasıdır.'''Kapsayıcı kimliği desteklemeliyiz''Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:''Kimlikler değişiyor, vatandaşlık Avrupa'da temel kriter, Türkiye'de de her yerde böyle. Ama bu vatandaşlık konsepti, kavramı sıkıntılarla karşılaşıyor. Bizler kapsayıcı kimliği desteklemeliyiz çünkü çeşitlendirilmiş kimlikler, bir ulus devleti içerisinde veya bir kıta içerisinde varsa, bir tarafta PEGIDA üyeleri var, bir tarafta DEAŞ üyeleri var aynı Avrupa içerisinde iki tane mantalite.Evvelsi gün bir gazeteye bir mülakat vermiştim ve şunu söylemiştim, bu PEGIDA da diğer tarafta da IŞİD veya DEAŞ bunların her ikisi de birbirlerine zıt mantaliteler ama birbirlerine çok yakın mantaliteler olarak duruyorlar. Çünkü kimlikte referans çok dar bir halkayı içerisine alıyor. Bizim şu andaki en büyük sıkıntılarımızdan birisi bu.''''Türkiye için 20 sene önce bir sıkıntıydı''Bunun, Türkiye için 20 sene önce bir sıkıntı teşkil ettiğini, iktidara geldiklerinde en büyük sıkıntılarının bu olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:''Çünkü Türkiye'deki vatandaşların büyük bir kısmı siyasi süreçten dışlanmış hissediyorlardı kendilerini. Mesela Türkiye'deki gayrimüslim topluluklar... Gayrimüslim toplulukların liderleri ile 2 hafta önce bir akşam yemeği yedim ve bazı anekdotlar paylaştılar bizlerle. Kendilerini ve toplumlarını Türkiye'de eşit vatandaş olarak eskiden hissetmediklerini ama şimdi artık bunu böyle hissettiklerini söylediler. Benim Dışişleri Bakanı olduğum zaman yaptığım ilk beyanlardan ve verdiğim ilk talimatlardan biri şuydu, 'bütün büyükelçilere, Türkiye'deki dini liderler, patrikler de dahil olmak üzere, ister Ermeni Patriği ister Süryani Patriği olsun, bizim büyükelçilerimiz tarafından havaalanında karşılanacaklar ve ben Dışişleri Bakanı olarak nasıl karşılanıyorsam, onlar da öyle karşılanacaklar' dedim. Ama tabi bu zor geldi ilk başta. Bir çok dini vakıf, esasında 1930'larda onların hakları ellerinden alınmıştı, 3-4 sene evvelinde, onların hakları geri verildi. Ben, 'hiçbiriniz için' dedim, artık 'azınlık' demiyorum, çünkü sizler eşit vatandaşlarsınız ister Musevi olsun, ister Süryani olsun... Biz son 4-5 yıl içinde bunu başardık.''İkinci grubun Kürtler olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, Kürtler için Kürtçeyi akrabalarıyla veya başkalarıyla konuşma şanslarının bulunmadığını bir çok sınırlama, kısıtlama olduğunu hatırlattı.Davutoğlu, ''TRT özel bir kanal açtı. TRT ŞEŞ olarak açılmıştı ama şimdi 'TRT Kürdi' oldu bu kanalın ismi. Doğu Anadolu'ya ben gittiğim zaman elbette ki bazen çok fazla konuşamıyorum ama bazen az da olsa Kürtçe konuşabiliyorum oradaki insanlarla ve şimdi Kürtçe siyasi propaganda bile yapılabiliyor. Bu kapsayıcılıktır. Hala bir sıkıntı var tabi ki bu konuda.. '' şeklinde konuştu.Mütedeyyin insanların da benzer sıkıntıları olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:''Örneğin başörtüsü sıkıntısı. 15 sene önce bir milletvekilimiz, seçilmiş bir milletvekili, halkın oyuyla gelmiş bir milletvekili, Parlamento'ya gitmişti başörtüsüyle ve diğer bütün milletvekilleri ayağa kalkıp ona karşı bağırmışlardı ve onun Parlamento'yu terk etmesini istemişlerdi, hatta onu buna zorlamışlardı. Şimdi başörtülü veya başörtüsüz veya kıyafet olarak ne istiyorsa, bu kişisel bir tercih... Bizim varmak istediğimiz nokta, başarmak istediğimiz şey zaten bu, kapsayıcılık. Ama gerçekten çok büyük bir ilerleme kaydettik bu konuda Türkiye'de. Elbette ki hala bunun üzerinde çalışıyoruz ama tarihin hiç bir zaman sonu yoktur, her zaman sıkıntılar veya atılacak adımlar devam eder. Ama amacınız nedir, niyetiniz nedir, nasıl bir toplum yaratmak istiyorsunuz? Bizim için bu bir ilke.'''Musevi cemaati bu ülkenin insanları'Şansölye Merkel ile konuştuğunda 'Bütün Türkler orada olacaktır, hepsi teröre karşı olacaktır' diyerek, bunun teminatını verdiğinin altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:'Dışişleri Bakanıyken yaşadığım en zor andı. Almanya'ya gittiğimde 2012 yılı Aralık ayıydı, bütün farklı şehirlerde ırkçı örgüt tarafından öldürülen insanların aileleriyle bir araya geldim. Polis, bu cinayetleri 7-8 sene öncesine doğru soruşturduğunda mesela kocasını kaybeden bir kadına şunu sormuşlardı, 'Kocanızı siz mi öldürdünüz, kocanızı başkalarıyla birlikte mi öldürdünüz...' Daha da acı olanı şu, Türk halkı öyle bir algılanıyor ki 'bir kadın, kocasını öldürebilir veya birbirini öldürür' diye düşünülüyor. Ama hiç akıllarına gelmiyor ki bir ırkçı örgüt bunları katletti diye. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor, Pariste'de böyle. Nerede terörizm olsa, kim yaparsa, biz ona karşı orada olacağız. Ama aynı dayanışmayı görmek istiyoruz. Berlin'in göbeğinde cami yakılıyor, Almanya'da sadece geçtiğimiz yıl 90'ın üzerinde cami, son 1-2 ayda onlarca cami saldırıya uğradı, aynı dayanışmayı ben bu saldırılarda da görmek istiyorum.'Başbakan Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakıldığında ilk defa Süryani cemaati için İstanbul'da kilise inşa edeceklerini bildirdi. Hristiyan cemaatin kiliseye ihtiyacı olmadığını söyleyen Davutoğlu, 'Süryani cemaati için orada özel bir kilise yapılması istendi' dedi.Davutoğlu, Türkiye'deki sinagogların da koruma altında olduğuna dikkati çekti. Karaköy'deki büyük sinagogun bir kaç sene önce saldırıya uğradığını hatırlatan Davutoğlu, 'Musevi cemaati, oradaki insanlar yabancılar değil ki onlar, bu toprağın insanları, Müslümanlar gibi Hristiyanlar gibi. Vatandaşlığın kapsayıcılığı devletler için önemlidir ama daha önemlisi şudur ki Avrupalılık kimliğidir' değerlendirmesinde bulundu.'Bunu bana kimse bu şekilde söyleyemez'Başbakan Davutoğlu, Paris'te kendisine 'Avrupa-Türkiye ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?' sorusunun sorulduğuna değinerek, 'Biz, Avrupalılar' dediğiniz zaman o 'biz'in içerisinde zaten bütün Türkler de var. Hiç kimse bana diyemez ki 'Bizler Avrupalılar ve siz Türkler'. Bunu bana kimse bu şekilde söyleyemez' ifadelerini kullandı.'Biz, Avrupa Birliği'nin en üst üyesi değiliz, hala havaalanının üzerinde bizim uçağın döndüğü gibi dönüyoruz, tur atıyoruz' diyen Davutoğlu, şunları söyledi:'Ama bizler, Avrupa tarihinin ve modern çağdaş Avrupa'nın da birer parçasıyız. 45 milyon Müslüman yaşıyor Avrupa'nın içerisinde ve neredeyse 7 milyon Türk yaşıyor Avrupa'da. Bu insanlar burada yaşıyor ve geri dönmeyecekler. Biz de kapsayıcı bir Avrupalı kimliği istiyoruz ama Kutsal Roma Germen anlayışı varsa özür dilerim ama o Avrupa bitti artık.'Başbakan Davutoğlu, kapsayıcı Avrupa kimliğinin nasıl inşa edileceğine odaklandıklarını vurgulayarak, 'Etnisitesine, dini veya mezhebine bakılmadan biz, herkesi Türkiye içerisinde vatandaş kabul ediyoruz, bu hep böyleydi' dedi.Türkiye'deki büyümenin reel bir büyüme olduğunun altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti:'Bu gerçek bir büyüme. Bu bizim ulusumuzun çalışmasının eseri, bu alın terimizin eseri. Dolayısıyla bunu tehlikeye atamayız, bundan ödün veremeyiz. Bu ülkemizin, vatandaşımızın alın teridir. Avrupa içerisinde bu büyük sıkıntı, sürdürülebilir kalkınma nasıl sağlanacak? Bugün bir çok gazetede 'resesyon geliyor' başlığını gördüm. Hayır resesyon zaten gelmiş, resesyon zaten var. Daha da kötüye gidiyor. Birinci sıkıntı ile ikinci sıkıntı arasındaki ilişkiye baktığımız zaman 1929 ekonomik krizinden sonra neler yaşandığını unutmayın lütfen.Avrupa kıtasında ırkçılık yükselişe geçti. Şimdi de bir ekonomik kriz yaşandı. Şunu hissediyorsanız, 'Bundan biz sorumlu değiliz’ diyorsanız, peki soru şu 'Kim bunun sorumlusu?' 1930'larda Yahudiler idi. Naziler Yahudileri suçladılar, şimdi PEGİDA için de Müslümanlar. PEGİDA da Müslümanları suçluyor. Bu iki mantık arasında hiç bir fark yok. Tarih bağlam içerisinde, tarihi benzerlik içerisinde baktığımız zaman eğer işsizlik başlıyorsa, sosyal yapı içerisinde hemen dışlayıcı bir yaklaşım ortaya çıkıyor. 1990'larda Türkiye'de ekonomik kriz yaşandı ve hükümet demedi ki biz başarısız olduk, başka birçok faktöre suçu atmıştı. Şimdi aynısı burada Avrupa içerisinde yaşanıyor.'Türkiye'de kapsayıcı siyaset ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu bulunduğunu belirten Davutoğlu, üçüncü konunun demokratik istikrar olduğuna işaret etti.Bazı ülkelerde neredeyse 20-30 sene seçim yapılmadan, bazı liderlerin ülkeleri yönettiğini ve bu ülkelerde istikrar bulunduğunun söylendiğini anlatan Davutoğlu, bu istikrarın meşruiyet testinden geçemeyeceğini dile getirdi.'Avrupalı liderler Türkiye'nin üyeliğinin ne kadar kıymetli olduğunu bir gün anlayacaklar'Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa Birliğinin genişlemesinin durdurulması veya dondurulması kararı alınması halinde Türkiye'nin tavrına yönelik soru üzerine de şu değerlendirmelerde bulundu:'Elbetteki dondurulmayı istemiyoruz. Sayın Juncker ile konuştuğumda, dondurma dediğinde neyi kastediyor, bunu da soracağım, daha fazla izahat gerekiyor. Siz tarihi donduramazsınız, tarihin akışını donduramazsınız. Bazen tarih size ne yapmanız gerektiğinizi dikte eder. Dinamik olan bir süreci de dondurmanız mümkün değil. Şuna inanıyorum ki Avrupalı liderler Türkiye'nin üyeliğinin ne kadar kıymetli olduğunu bir gün anlayacaklar.'Davutoğlu, geçmişte Türkiye'nin ekonomik olarak zayıf göründüğünü ve Avrupa'ya bir yük olacağının söylendiğini, şimdi ise Türkiye'nin çok kuvvetli olduğunun ve girerse AB'de sorun yaşanacağının dile getirildiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:'(Türkiye'nin nüfusu çok yüksek) diyorlar, 'Avrupa Parlamentosu'nun üçte biri Türkiye'ye geçer' diyorlar. Eğer Avrupa'nın nüfusunun üçte birini biz oluşturacaksak, Avrupa Parlamentosu'nun üçte birini de biz oluşturacağız, bu matematiktir, bunda gücenecek bir şey yok. Burada özgüven meselesi, eğer birini kabul etme konusunda çok gergin davranıyorsanız o bir zafiyet göstergesidir, kendinize güvenmediğinizin göstergesidir. Eğer kendinize güveniyorsanız bizi alırsınız. AB bizi alırsa AB'de mutlu olur, biz de mutlu oluruz. Dinamizmiyle Türkiye bir kıymet olarak ortaya çıkar. Eğer AB bizi almazsa da biz de buzdolabında beklemeyiz, dondurulacağız mı, dondurulmayacak mıyız bakmayız ona. Tarih devam eder, tarih buna karar verir. Gelecekte ne olacağına tarih karar verir.'Davutoğlu, Türkiye'nin AB üyeliğinin son 2-3 yıldır dondurulmuş vaziyette olduğunu, bu sürede sadece 1 faslın açıldığını ve bunun Türkiye'den kaynaklanmadığını belirterek, 'Bugün bu blokajlar kaldırılsın, ertesi gün belki bütün fasılları açabiliriz, bunların birçoğunu da ertesi gün kapatabiliriz. Türkiye'nin performansı başka ülkelerle, AB içindeki ülkelerle kıyas bile götüremez' dedi.'İleriye doğru gideriz'Başbakan Davutoğlu, başka bir soru üzerine de Türkiye'nin Arap Baharı'ndan önce Ortadoğu'daki komşuluk ilişkileri için 4 temel prensibini ortaya koyduğunu bunlardan birisinin 'yüksek düzeyde siyasi diyalog' olduğunu söyledi. Türkiye'nin tüm komşularıyla yüksek düzeyli işbirliği mekanizmaları oluşturduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Musul Sünni bir şehirmiş, Basra Şii bir şehirmiş, Erbil Kürt şehriymiş, Kerkük Türkmen şehriymiş, bunlara hiç bakmadık. Bizim tarihimizde etnik bazlı bir şehir kültürü yok. 52 tane anlaşma imzaladık bir günde Irak ile, 48 tane de Suriye ile. Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün olarak 4 ülke için vizesiz serbest ticaret bölgesi oluşturmak istiyorduk. Bizim vizyonumuz buydu ve hala da böyle bir vizyonumuz var ama maalesef muhatabımız kalmadı. Irak'ta, bir değişiklik oldu, Haydar Abadi geldiğinde, ben Irak'a gittim, yeni bir başlangıç oldu, kendisi de Türkiye'ye geldi. Biz, yeni bir başlangıca imza attık geleceğimiz için. Çünkü Irak'ta olan biten her şey terörden kaynaklanıyor ama daha önceki Başbakan Maliki'nin mezhepçi politikalarından da kaynaklanıyor. Biz, muhatap bulduğumuz anda adımlarımızı hemen atar ileriye doğru gideriz. Bizim komşuluk bölgemizde yaşadığımız sıkıntılar bunlar. Tarihin akışı içinde rejimlerin vahşetlerine rağmen, terörist tehditlere rağmen Türkiye yine yeni Ortadoğu ile yeni Balkanlar ile yeni Kafkaslar ile ekonomik karşılıklı bağımlılık ilkesi üzerine çalışmaya devam edecek.''Enerji faturamız neyse cari açığımız da o kadar'Davutoğlu, Gazprom'un 'Ukrayna'nın transit güzergahtan çıkarılacağı ve Türkiye'nin onun yerini alacağı' yönünde açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne saygı duyan bir politika izlediğini belirterek, Türkiye'nin Ukrayna ve Rusya ile iyi ilişkileri olduğunu söyledi. Davutoğlu, 'Bu enerji konusunda elbette ki biz herhangi bir kriz yaşanırsa Rusya ile Ukrayna arasında gaz transferi konusunda, bundan mutlu olmayız ama Türkiye, zaten Rus gazının Batı Akım Projesinde Ukrayna ile de beraber çalışıyor. Bu, bizi de etkiler' dedi.Enerjinin Türk ekonomisi için temel bir mesele olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:'Bizim enerji faturamız neyse bizim cari açığımız da o kadar, 60 milyar dolar. Türkiye, büyüyen bir ekonomi, esasında daha fazla enerjiye de ihtiyacımız var. Türkiye'ye herhangi bir yerden gelecek olan herhangi bir yeni güzergah varsa Türkiye buna açıktır. Ukrayna'ya alternatif olarak söylemiyorum, gelecek olan Azerbaycan ile beraber TANAP, Irak'la birçok projemiz var. İran'la da var. Dolayısıyla umuyoruz ki Türkiye ile Avrupa arasındaki enerji işbirliği, daha da efektif, daha da etkili olacak ama Türkiye'nin enerji konusunda Türkiye'nin işbirliğine ihtiyaç duyan AB, Türkiye ile enerji faslını açmıyor. İşte bunu anlamıyoruz.'Davutoğlu, Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin bir soru üzerine Mısır'da darbe olduğunda AB'li bakanlara 'Lütfen demokrasiye yardımcı olun. Seçilmiş bir cumhurbaşkanını deviren askeri rejime destek vermeyin' dediğini hatırlatarak şunları söyledi:'Ama herkes bana Mısır'ın özel bir vaka olduğunu ve orada demokrasiye geçmek için daha vakit olduğunu söylüyorlar. Esasında Türk liderlerin 1980'lerde askeri darbe olduğunda AB aynen böyle söylüyordu. O zaman Avrupalılar bizi eleştiriyordu, ki haklıydılar, bizim liderlerimiz diyordu ki Türkiye, İsviçre değildir, Türkiye'nin zaman ihtiyacı var. Kaç yıl, 10 yıl mı, 20 yıl mı, 100 yıl mı? Kimse bilmiyor, gelecekte bir herhangi bir zaman. Biz, bunu bekliyoruz işte. Avrupa'dan ne bekliyorduk, demokrasiyi Doğu Avrupa'da nasıl finanse ettiyseniz, çok büyük bir başarı oldu 90'larda. AB, ABD, Türkiye, hep birlikte biz, genç demokrasileri Ortadoğu'da finanse edebilirdik. Esasında terörle savaştan çok daha ucuza gelirdi. Şimdi milyarlarca doları terörle mücadele konusunda veya mülteci sorunlarını çözme konusunda harcıyoruz.'AK Parti Brüksel Temsilciliği açıldıDavutoğlu, Brüksel’deki programı kapsamında, partisinin Brüksel Temsilciliği ofisini de açtı.Açılışta konuşan Davutoğlu, AK Parti Brüksel Ofisi'nin Türk siyasetine, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarına ve Avrupa siyasetine hayırlı olması temennisinde bulundu.AK Parti'nin Türk siyasi tarihinde, hatta dünya siyasetinde az görülür şekilde 12 yıldır halktan tekrar tekrar meşruiyet alarak iktidarda bulunduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bu da çok az görülen olgudur. Genellikle siyasi partiler, kısa süreyle iktidara gelmiş olsalar bile iktidarda kaldıkça bir yıpranma yaşayabilirler. Ama AK Parti hiçbir zaman dinamizmini kaybetmeden, hiçbir yıpranma emaresi göstermeden, 12 yıldır bir milletin kaderine mührünü vurdu. İnşallah daha uzun yıllar, sadece siyasi bir parti olarak değil milletin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş köklü siyasi kültürel hareket olarak, AK Parti gelecekte etkisini göstermeye devam edecek.Üçüncü önemli fark, Türk siyasetinde hiçbir parti, şimdiye kadar AK Parti gibi uluslararasılaşmadı, bilinirliğe yani uluslararası etki alanına, bilinirliğe kavuşmamıştır. Geçmişte siyasi partilerle ilgili akademik çevrelerde yapılan çalışmalara bakın, bilinirliklerine bakın, AK Parti bir marka, başlı başına uluslararası alanda bir marka haline dönüşmüştür. Bugün nereye giderseniz gidin, Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Orta Asya'da, Afrika içlerinde, AK Parti, Türkiye ile birlikte anılan bir markadır.'Brüksel'deki AK Parti Ofisi'nin açılmasını, gecikmiş adım olarak değerlendirdiğini dile getiren Davutoğlu, 'Çok daha önce Brüksel'de ofisimiz olması, gerekirdi ama buradaki şartlar hemde buraya zaten çok sık ziyaret trafiği olması sebebiyle eksikliği az hissedilmiş olabilir geçmişte ama şimdi bu eksiklik kapatılmış oldu. Bundan sonra böylesine köklü, etki alanına sahip siyasi partinin temsilcileri, burada bizleri anlatacaklar, Türkiye’yi anlatacaklar ve AK Parti siyaset felsefesinin daha iyi anlaşılmasına zemin teşkil edecekler' şeklinde konuştu.'Önümüzdeki dönemde de eminim, bu etki alanı gittikçe genişleyecek, AK Parti daha uzun on yıllar boyu dünyada bilinen bir siyasi hareket, ne söylediği ne yapmak istediği merak edilen siyasi parti olma niteliğini koruyacak' ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bugünlerde Brüksel ofisimizin açılışının bir başka boyutu var, o da Avrupa'da siyaset yapmak. Yani açılışın daha iktidara geldiğimiz ilk yıllardan itibaren Dışişleri Bakanlığı görevini yürütürken, Avrupa'daki vatandaşlarımızın en büyük talebi seçme ve seçilme hakkını kazanmaktı. Seçme hakkı konusunda çok önemli adım attık. Artık geçen Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk olarak gerçekleştiği gibi bundan sonra Avrupa'daki vatandaşlarımız oylarını, ülkenin kaderiyle ilgili kanaatlerini sandığa yansıtacaklar. Bu başlı başına devrim niteliğini taşıyor. Dolayısıyla AK Parti bürosunun burada bir misyonu, Türk siyasetini, AK Parti siyasetini, Avrupa çevrelerine anlatmak, dünyaya anlatmak ama bir başka misyonu da vatandaşlarımızın seçimlere daha fazla katılmasını, seçimler üzerinde Türk siyasi konusundaki etki gücünü artırmasını sağlamak üzere faaliyet göstermektir.'Davutoğlu, daha sonra, kurdele keserek AK Parti Brüksel ofisinin açılışını gerçekleştirdi.Açılışa, AB Bakanı Volkan Bozkır, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay ve AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ve partililer katıldı.'Müslümanları dışlayıcı hiçbir yaklaşımı görmek istemiyoruz'Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ile Konsey binasındaki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, Avrupa kıtasında PEGİDA tarzı, Müslümanları dışlayıcı hiçbir yaklaşımı görmek istemediklerini söyledi.Avrupa'nın çok kültürlü bir kıta olduğunu, böyle olmaya da devam edeceğini belirten Davutoğlu, 'İfade özgürlüğü bizim ortak değerimizdir. Bu değer içerisinde paylaştığımız bütün değerlere saygı gösterilmesi gerekmektedir' dedi.Vize liberalleştirilmesi sürecinin konuşulduğunu belirten Davutoğlu, bunun Türk halkı için çok büyük önem arz ettiğini kaydetti. Davutoğlu, 'Türkiye ve Türk halkı çok uzun zamandan beri bunu bekliyor. Kabul anlaşmasını imzaladık. Umuyoruz ki bu süreç başarıyla sonuçlandırılacak' dedi.Donald Tusk da toplantıda yaptığı konuşmada, gereken kriterlerin karşılanması halinde, Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinde yeni fasılların açılmasını desteklemeye devam ettiklerini söyledi.Muhabir: Şenay Ünal, Zeynep Akyıl, İlkay Güder, Yıldız Seçil Aktaş, Kadir Karakuş, Fatma CanAA
İşsizlik Rakamları Açıklandı: Her 5 Gençten Biri İşsiz
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılı Ekim ayı işsizlik rakamlarını açıkladı. Eylül ayında yüzde 10,5'le 3,5 yılın zirvesine çıkan işsizlik, Ekim ayında yüzde 10,4 olarak gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,5 olarak kayıtlara geçti. Gençlerdeki işsizlik oranı ise yüzde 19,7. Her 5 gençten biri işsiz.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:'İşsizlik oranı ise yüzde 10,4 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,1 kadınlarda ise yüzde 13,3 oldu. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,5 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde 19,7 iken, 15-64 yaş grubunda bu oran yüzde 10,6 olarak gerçekleşti.İstihdam oranı yüzde 45,7 olduEkim 2014 döneminde 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin sayısı, 26 milyon 138 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 45,7 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65, kadınlarda ise yüzde 26,8 olarak gerçekleşti.Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 5 milyon 404 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 20 milyon 734 bin kişi olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin yüzde 20,7’si tarım, yüzde 20,5’i sanayi, yüzde 7,7’si inşaat, yüzde 51,2’si ise hizmetler sektöründe yer aldı.İşgücüne katılma oranı yüzde 51 olarak gerçekleştiİşgücü nüfusu 2014 yılı Ekim döneminde 29 milyon 181 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise yüzde 51 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,5 kadınlarda ise yüzde 30,9 oldu.Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 35 olarak gerçekleştiHerhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı 2014 yılı Ekim döneminde yüzde 35 olarak gerçekleşti. Bu oran tarım sektöründe yüzde 82,9 iken, tarım dışı sektörlerde yüzde 22,5 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam ve işsiz sayısı arttıMevsim etkilerinden arındırılmış istihdam sayısı bir önceki döneme göre 132 bin kişi artarak 26 milyon 58 bin kişi olarak gerçekleşti.İstihdam oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 45,5 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısında 2014 yılı Ekim döneminde, bir önceki döneme göre 9 bin kişilik artış gerçekleşti. İşsizlik oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 10,6 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,2 puanlık artış ile yüzde 50,9 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerde en fazla artış 69 bin kişi ile hizmet sektöründe gerçekleşti.'Dünya
"Messi'siz Barcelona Düşünemiyorum"
Barcelona Teknik Direktörü Luis Enrique, Arjantinli yıldız Lionel Messi olmadan takımını düşünemediğini söyledi.İspanyol basınına konuşan Enrique, Lionel Messi'nin Barcelona için çok önemli bir futbolcu olduğunu vurgulayarak, 'Geleceğin ne getireceğini bilemeyiz ama önümüzdeki yıllarda Messi'nin Barça'da kalacağını düşünüyoruz ve taraftarlarımız da bunu istiyor. Messi'siz bir takım, düşünülemeyecek bir şey' dedi.Verdiği taktik nedeniyle takım içinde Messi'nin de yer aldığı bazı oyuncuların mutsuz olduğu yönünde basında yer alan iddialara cevap veren İspanyol teknik adam, 'Bu tartışmalardan kaçınarak takım için en iyi atmosferi oluşturmaya çalışıyoruz. Soyunma odasında birlik içindeyiz. Zaten amacımız da bu. Yine de her şeyin 5 saniye içinde değişebileceğinin de farkındayım' değerlendirmesinde bulundu.Barcelona'nın kovulan futbol direktörü Andoni Zubizarreta'nın yerine eski futbolcu Jose Mari Bakero'nu getirileceği yönünde çıkan haberleri de değerlendiren Enrique, 'Bunlar kulüp başkanının cevap vermesi gereken konular. Sadece Bakero'yu beğendiğimi söyleyebilirim' şeklinde konuştu.Cristiano Ronado'nun ikinci kez üst üste kazandığı FIFA Altın Top Ödülü töreninde basın toplantısı düzenleyen Messi, 'Gelecek yıl nerede oynayacağımı bilmiyorum. Futbolda bir gecede çok şey değişebilir. Her zaman kariyerimi Barcelona'da bitireceğimi söylüyorum ama ne olacağını ancak Tanrı bilir' ifadesini kullanmıştı.AA, Doğa Kirmizioğlu
Sinema Tarihinden En İyi 10 Araba
Öncelikle bu tarz 'Top 10' niteliği taşıyan tüm içerikler eleştiriye açıktır. Hazırladığım içerik tamamen kendi zevkim göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur :)
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
ŞIRNAK'ın Cizre İlçesi'nde 12 yaşındaki Nihat Kazanhan, silahla başından vurularak öldürüldü. Görgü tanıkları Nihat Kazanhan'ın vurulduğu sırada bölgeden polis ekiplerinin geçtiğini söyledi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Reklam
Rüşveti İhbar Edene Ödül
Başbakan Davutoğlu, 'Kamuda Şeffaflık' paketini açıkladı. Rüşveti ihbar eden memura ödül verilecek, mal bildirim zorunluluğu olanların sayısı artacak. Siyasi partiler de gelirlerini şeffaflaştıracak.Başbakan Ahmet Davutoğlu, hükümetin gündemindeki 'Kamu yönetiminde şeffaflık' paketini açıkladı. 'Hiçbir politikamız konjonktürel değildir. Türkiye'yi 2023'e küresel bir güç olarak devretmenin bir parçasıdır.' diyen Davutoğlu, 12 yıllık AK Parti iktidarı döneminde önce yapılan kanunları ve yasa değişikliklerini sıraladı, sonra da yapılması planlanan değişiklikleri açıkladı. Bunlardan bazıları şöyle:1. Siyasi partiler kanunda yapılacak değişiklik;Adaylara ve siyasi partilere yapılacak ayni ve nakdi yardımlara sınırlamalar getirilebilecek.Partilere yapılan bağış miktarı elektronik ortamda ilan edilebilecek.Partiler seçim bilançolarını elektronik ortamda ilan edecekler.2. Mal bildiriminde bulunulmasıya ilgili yeni adımlarMal bildiriminde bulunacak kesimler genişletiliyor. Mecliste bulunan partilerin grup başkanvekilleri, il başkanları, ilçe başkanları da mal bildiriminde bulunacak.Mahkeme üyeleri de mal bildiriminde bulunacak.Ulusal ve yerel radyo ve televizyonlarının yönetecilerine de mal bildiriminde bulunma zorunluluğu gelecek.Mal bildirimlerinin yenilenme süresi 5 yıldan 2 yıla indirilecek, ara bildirimler kaldırılacak.Mal bildirimleri şeffaf olacak. Herkes, kimin neyi ilan ettiğini görebilecek.3. Kamu görevinden ayrılanların yapamayacağı işlerle ilgili düzenlemelerKamu görevinde bulunan kişiler bu görevden ayrıldıktan sonra, 2 veya 3 yıl süreyle görevde bulundukları kurumlarla ilgili ticari faaliyette bulunamayacak, iş takibi yapamayacaklar.4. 657 sayılı devlet memuru kanununda yapılacak düzenlemelerİhbarda bulunan kamu görevlileri, 3 aya kadar izinli sayılabilecek.İhbarda bulunan kamu görevlisi başka bir kamu kurumunda görevlendirilebilecek.İhbarda bulunduğu amiri o görevli hakkında sicil kaydı oluşturamayacak.İhbarın asılsız çıkmaması koşuluyla ödül verilebilecek.Haksız isnatlar olursa bunlara karşı yaptırım da getirilecek.5. İmar planlamasında yapılacak değişikliklerİmar kanunu ile 3 temel husus gelecek.1 )İmar uygulamaları adil ve hızlı olacak. Bu konudaki her gecikme mağduriyete neden oluyor. İmar planı değişiklikleri sonucu değer artışından belediyelerin pay almasını sağlayacak.2) Her belediye planların yapımı kabul edilenlerin askıya çıkarılmasına ilişkin mevzuatta web üzerinden bilgilendirebilecek. Kültür ve Turizm bakanlığı da yapacak. Yeni bir düzenleme ortaklık payı ve vatandaşların bir belirsizlik içine düşmesi belirlenecek.3) Plan değişikliği tarihi kültürel ve doğal dokuyu koruyarak yapılacak. Plan değişikliği rutin bir işlem olmayacak. İmar planı değişiklikleri sıkı planlara bağlanacak belediyeler bundan pay alacak.İmar planının bir bölümünde yapılacak noktasal değil bir bütünü kapsayan genel plan değişikliği yapılabilecek. Haksız bir gelir dağılımının bir komşunun istifade edememesi gibi bir durum olmayacak. İmarda değer artış payı alınacak. Bir plan değişikliği yeni değerin sahibi kamudur. Bu yeni getireceğimiz düzenleme ile değer artışlarının hangi oranda ele alınacağını netleştireceğiz. Bu konuda bir aralık belirleyeceğiz. Bu aralıkla ilgili yetki belediye meclisi taşınmazın plan değişikliğiyle ilgili değer artış payı öğrenilecek. Taşınmazın plan değişikliği belirlenecek. Ödeme ayni olarak verilebilecek hisse karşılığı da olabilecek.En büyük pay belediyelereBu değer artış payından belediyelere sosyal dayanışma kentsel dönüşüme aktarılacak. Büyük pay belediyelere gidecek. Belediyeler oranın halkı için kullanacak bunu. Kentsel dönüşüme ayrılan paylar ikiye ayrılacak. Bir kentsel dönüşüm için bakanlığa bir de belediyeye. Bu yolla kamuya ait olan her değer artışı üzerinden belediyelerimize bir gelir alanı oluşturulacak. Kesinlikle bu gelir alanı oluşturulacak. Şu andan itibaren kanun meclise gidene kadar ara boşluktan istifade etmek isteyenler çıkabilir şu andan itibaren geçerlidir. Bu düzenlemeler 1 hafta 15 gündür herhangi bir şekilde insiyatif kullanarak bir bilinçsizlik söz konusu olmayacak.İnşaat sektörü çok önemlidir. Ekonomi için çok önemlidir. Bu düzenlemeler inşaat sektörüne olumsuz yansımaz. Bürokrasinin de yükünü alır bu. Bununla ilgili ayrı bir çalışmamız var. Sektörün gelişmesi bu anlamda ciddi bir imkan kazanacak. Bu çerçevede ekonomik aktiviteleri artacak.Kaynak: Al Jazeera
Kaz Dağları'nda Yüzlerce Antik Kent Yok Olacak
Bergama, Gümüşhane Mastra, Eskişehir Kaymaz’da, Kayseri Himmetdede gibi birçok yerde altın madenleri bulunan Koza Altın Şirketi Kaz Dağlarında altın işletmeciliği için çalışmalarını yoğunlaştırdı. Şirketin altın işletmeciliği yapacağı biri tamamen diğeri kısmen ormanlık olan alanda 1 tescilli arkeolojik SİT, 1 baraj ve 38 tümülüs var.Kararlı direnişleri sonrası geçtiğimiz haftalarda Esan Eczacıbaşı şirketinin terk edip gitmek zorunda kaldığı Çan Karadağ köyünün yakınlarında, bu kez Koza Altın Şirketi altın madeni çalışması başlattı. Karadağ’ın komşularından Dondurma Köyü yakınlarındaki altın madeni sahası Çanakkale kent merkezine yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta. 30 hektarlık proje alanında iki ayrı işletme kuracak olan şirket üretimi 5 yıl olarak öngörmüş. Burada zenginleştirme tesisi kurmayıp, cevheri Bergama Ovacık’taki siyanür tesisine taşımayı planlıyor. Evrensel gazetesinden Özer Akdemir'in haberine göre, işletme sahalarından birincisinin büyük kısmı köylünün tarlası ve kısmen ormanlık alan iken, ikinci işletme sahasının ise tamamı orman. Açık işletme yöntemi ile delme patlatma yapılarak yaklaşık 400 bin ton altın, gümüş ve kurşun cevheri üretilecek. 1. işletme sahasının kuş uçuşu 2,6 kilometre uzaklıkta bulunan Bakacak Barajı DSİ tarafından 2000 yılında yöredeki 9 bin hektarlık sahanın sulanması amacıyla işletmeye alınmış.SİT YOK DENİLEN YERDE 38 TÜMÜLÜSProjenin ÇED Başvuru Dosyasında, Proje kapsamında yer alan sahalar ve yakın civarlarında Kültür Varlığı veya Sit özellikleri taşıyan sahalar bulunmamaktadır” denilmekle birlikte dosya eklerindeki belgelerde Karadağ ve Dondurma Köyleri arasında Arabakonağı Mevkiinde 1. derece Arkeolojik Sit alanı olduğu belirtiliyor. Şirketin talebi üzerine Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen incelemelerle ilgili Mayıs 2014 tarihli belgede, Çan Dondurma ve Karadağ Köyleri arasındaki Arabakonağı mevkiinde orman yolunun sağı ve solunda olmak üzere 38 tümülüs (tarihi mezar,höyük) tespit edildiği belirtiliyor. Orman arazisi içinde bulunan tümülüslerin henüz bir koruma statüsünün olmadığı belirtilirken, alanın 1. derece Arkeolojk sit olması öneriliyor. Bu incelemenin ardından da Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu o bölgeyi 1. Derece Arkeolojik sit olarak tescil etti. Altıncı şirket başvuru dosyasında bu alanların işletme sahası dışında kaldığını belirtse de, aslında bölge ruhsat sahasının içinde yer alıyor. 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı madenin 2. İşletmesine 750 metre kadar uzaklıkta. Oysa şirket, proje alanının Çevre Düzeni Planında orman ve tarım alanı olarak belirtildiğine vurgu yaparak, “Yakın civarında kültür varlığı ve sit özelliği taşıyan sahaların bulunmadığı”nı ileri sürüyor.ADI BİLİNMEYEN 300 ANTİK KENT VAR1994 - 1998 yılları arasında Çanakkale Müzesi tarafından Kocabaş Çayı (Granikos/Biga Çayı) boyunca yapılan kazılarda bulunan tümülüslerde çok sayıda lahit ortaya çıkarıldı. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Reyhan Körpe ve ABD’li arkeolog Prof. Dr. Brain Rose tarafından 2004 ve 2007 yılları arasında yapılan yüzey araştırmalarında Erken Helenistik Döneme ait buluntulardan bahsediliyor. Rose, yüzey araştırması yaptıkları başlıca antik kalıntıların tümülüsler olmasına karşın, yüzey buluntularının verdiği bilgiler ışığında Biga dolaylarında 18 yerleşim yeri tespit ettiklerini dile getiriyor. 2007 yılında yapılan yüzey araştırmalarında da Biga’nın güneyindeki dağlık arazide, Yenice ilçesi sınırlarında 37 antik yerleşim saptanmış. Yerin 3 kilometre kadar derinliğine kadar röntgen çekilerek yapılan araştırmalarda çok sayıda yerleşim yeri tespit edilirken, çalışmalarla ilgili o dönem bir panelde açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Reyhan Körpe, Troya ve Assos değerinde 100 tanesi adı bilinen, 200 tane de adı bilinmeyen ancak yerel adları olan toplam 300 antik kent olduğunu dile getirmişti. Körpe, Granikos araştırmaları sonrasında antik çağda Troias olarak adlandırılan Çanakkale’nin tepelerinde, ormanlık alanlarında saklanmış yüzlerce antik kent ve yerleşimin olduğunu aktarırken, 300 antik kentin dışında, 3500 kadar küçük köy, kasaba ve çiftliğin varlığına da dikkat çekiyordu. Kaz Dağlarının dört bir yanında yapılan madencilik faaliyetleri, dağın altını üstüne getirmekle kalmayıp, şu ana kadar gizli kalan yüzlerce antik kentin de yok olmasına neden olabilir.Evrensel
Reklam
Opta Süper Lig'de İlk Yarının 11'ini Açıkladı
Spor Toto Süper Lig’de oynanan tüm karşılaşmaları inceleyen spor istatistiği şirketi Opta, ligin ilk yarısının altın karmasını yaptı.Opta, ilk yarısı tamamlanan Spor Toto Süper Lig’i tüm ayrıntılarıyla mercek altına aldı. Süper Lig’de oynanan tüm karşılaşmaları inceleyen Opta’nın verilerine göre, istatistiksel olarak ilk yarının en başarılı 11’i şöyle şekillendi:Kalede, yüzde 84’e yaklaşan kurtarış oranıyla Başakşehir Futbol Kulübü’nün kalecisi Volkan Babacan , sağ bekte Sivasspor’un başarılı oyuncusu Cicinho , 7 asisti ve 53 gollük pası ile, sol bekte Fenerbahçeli Caner Erkin , 4 asist ve 35 gollük pas ile yer aldı. Stoper mevkiinde yine Başakşehir’den Alexandru Epureanu yüzde 86’yı aşan top kapma oranı ile ve Galatasaray’dan Chedjou , 65 başarılı ikili mücadele ile en başarılı 11’in parçası olmayı başardı.Orta sahanın sağında Bursaspor’dan Volkan Şen 5 gol, 4 asist ve 32 gollük pas; solunda ise Kasımpaşa’dan Babel 5 gol, 3 asist, 28 gollük pas performansları ile kendilerine yer buldu. Orta sahanın ortasında, Trabzonspor’dan Mehmet Ekici 2 gol, 5 asistlik performansını 36 gollük pasla süslerken, Fenerbahçeli Mehmet Topal , attığı 1 golün yanı sıra 736 isabetli pas ve 82 başarılı ikili mücadele ile dikkat çekti.İlk yarının en başarılı 11’inin ileri ucunda ise Beşiktaş ve Galatasaray’dan iki forvet oyuncusu yer aldı. Demba Ba yüzde 65.5 oranındaki şut isabeti ile 8 gol kaydederken, bir de asist yaptı. Burak Yılmaz ise girdiği pozisyonların yaklaşık yüzde 29’unu gole çevirme oranı yakalayarak 11 gol kaydetti ve 2 de asist yaptı.Veriler İsmail Kartal’ı haklı çıkardıFenerbahçe teknik direktörü İsmail Kartal, takımının çok penaltı kazandığı yönündeki yoruma, ceza sahasına en çok giren takım oldukları için bunun normal olduğunu dile getirerek yanıt vermişti. Opta’nın verileri de Kartal’ı doğruluyor. Fenerbahçeli oyuncular, rakip ceza sahasında 449 defa topla buluştu. Bu alanda Bursaspor 353, Kasımpaşa 317, Beşiktaş ise 304 defa ile Sarı Lacivertlileri takip ediyor. Galatasaray ise, 273 topla buluşma sayısı ile Sivasspor (283), Eskişehirspor (276) ve Konyaspor’un (274) ardından sekizinci sırada bulunuyor.Kaleyi bulmakta en iyiler Beşiktaş’ın forvetleriEn az 15 gol girişiminde bulunan forvetler baz alındığında, Beşiktaş’ın forvetleri Demba Ba ve Cenk Tosun, şut isabetinde ligin en başarılı iki oyuncusu olarak öne çıkıyor. Cenk, 19 şutunun 13’ünde kaleyi bulup yüzde 68,4 isabet sağlarken, Demba Ba 29 şutunun 19’unda kaleyi buldu. Wesley Sneijder, 35 şutla ligde kaleye en çok şut gönderen dokuzuncu oyuncu olsa da engellenen şutlarda 18 ile ilk sırada bulunuyor. Hollandalı yıldız, neredeyse her üç vuruşun birinde rakipleri tarafından engelleniyor. Ligin en çok şut deneyen takımı 278 ile Fenerbahçe olurken, en fazla isabetli şut atan takım ise 101 şutla Kasımpaşa oldu.En iyi pasörler FB ve GS’deSelçuk İnan, ilk yarıda yaptığı toplam 810 isabetli pasla bu alanda ligdeki en yüksek sayıya ulaştı. Pas sayısı futbolcuların sahada kaldıkları dakikalara oranlandığında ise Emre Belözoğlu öne çıkıyor. Fenerbahçe’nin tecrübeli futbolcusu, 90 dakikaya oranlandığında maç başına 66,2 isabetli pas atarken, arkasından gelen Selçuk, maç başına ortalama 50,6 isabetli pas attı.Cicinho Avrupa'da zirveyi zorluyorSivasspor’un yıldızı Cicinho, yaptığı yedi asist, attığı 53 gollük pas ve hazırladığı 11 net gol pozisyonu ile bu üç alanda da ligin zirvesinde bulunuyor. Avrupa’nın beş büyük liginde Cicinho’dan daha fazla asist yapabilen tek savunma oyuncusu Everton’dan Leighton Baines (7). Gollük pas ve net gol pozisyonu hazırlamada, beş büyük ligde Cicinho’dan daha başarılı bir savunmacı ise yok. Cicinho, ilk yarıda yaptığı asistlerle Avrupa’nın yıldızlarıyla başa baş gidiyor. Beşiktaşlı Jose Sosa da, 12 maçta yaptığı beş asistle Cicinho’yu takip ediyor. Arjantinli oyuncunun maç başına 0,42’lik asist ortalaması, Cicinho’nun 0,5’lik ortalamasının ardından ligdeki en iyi asist istatistiği olarak öne çıkıyor.Burak’ın ofsayt kabusu Hamza Hoca ile bittiOpta’nın verilerine göre, Süper Lig’in ilk yarısında en çok ofsayta düşen oyuncu 27 pozisyon ile Burak Yılmaz oldu. Burak, bu alanda Avrupa’nın beş büyük liginde Marsilya’dan Andre-Pierre Gignac (36) ve Mainz’dan Shinji Okazaki’nin (28) arkasından geliyor. Ligin ilk 11 maçında 23 defa ofsayta düşen Burak Yılmaz’ın, Hamza Hamzaoğlu’nun takımın başına geçmesinin ardından beş maçta sadece dört kez ofsaytta yakalanması ise ilginç bir istatistik olarak dikkat çekiyor.Başakşehir’in başarısında Volkan’ın payı büyükBaşakşehir Futbol Kulübü’nün kalecisi Volkan Babacan, 16 maçın 10’unda kalesini gole kapatarak erişilmesi güç bir başarıya imza attı. Avrupa’nın beş büyük liginde Volkan’ın başarısının üzerine çıkabilen sadece üç kaleci var. Süper Lig’de ilk yarıda en fazla kurtarış yapan kaleci 66 kurtarışla Çaykur Rizespor’un file bekçisi Serkan Kırıntılı olsa da gelen şutları kurtarma yüzdesinde Volkan Babacan yüzde 83,7 ile lider durumda bulunuyor.
'Sen Onlardan Değilsin ve Biz Bunu Biliyoruz'
Léon ve Taxi filmleriyle tanınan Fransız sinemasının ünlü yönetmeni Luc Besson, tarihinin en sarsıcı haftalarından birini yaşayan ülkesindeki Müslüman ve yoksul gençlere yönelik bir mektup yazdı.Kouachi kardeşlerin Charlie Hebdo’ya 12 insanın hayatını kaybetmesine neden olan saldırısının ardından kaleme alınan mektup bugün Fransa’nın saygın gazetelerinden Le Monde’da yayınlandı.Besson, ‘Kardeşim ‘ diye seslendiği gençleri teröre yaklaştıran nedenlere değinirken, “Gücü eline al ve kimsenin üstünden güçlenmesine izin verme. Sen onlardan değilsin ve biz bunu biliyoruz” dedi.Besson’un mektubunun tam metni şöyle:Kardeşim, bilsen bugün senin için ne kadar acı çektim, senin ve güzel ama lekelenmiş, aşağılanmış, alay edilmiş dinin için. Unutulmuş gücün, enerjin, neşen, kalbin, kardeşliğin için. Bu adaletsizlik ve bunu birlikte düzelteceğiz. Seni sevecek ve yardım edecek milyonlarız.Baştan başlayalım.Sana sunduğumuz toplum hangisi?Para, kâr, ayrım ve ırkçılık üzerine kurulu.Bazı banliyölerde, 25 yaş altındakilerin işsizlik oranı yüzde 50’ye erişiyor.Rengine ve ismine göre seni uzaklaştırıyoruz.Seni günde 10 kere kontrol ediyoruz, apartman bloklarına yığıyoruz ve kimse seni temsil etmiyor.Kim böyle şartlarda yaşar ve gelişebilir?Egemenlere, büyük patronlara, tüm liderlere sesleniyorum. Aşağılanmış, sadece toplumun bir parçası olmayı isteyen bu gençliğe yardım edin.Ekonomi insanların yararınadır, zararına değil. En doğrusunu yapmak kârların en güzelidir.Sevgili egemenler, çocuklarınız var mı? Onları seviyor musunuz? Onlara ne bırakmayı istersiniz? Mangır mı? Neden daha adil bir dünya değil? Çocuklarınızı en çok gururlandıracak şey budur.Başkalarının mutsuzlukları üzerinde onların mutluluklarını kuramayız. Bu ne Hristiyan, ne Musevi ne de Müslüman için geçerli. Sadece egoistçe ve bu durum toplumumuzun ve gezegenin duvara toslamasına neden olacak. İşte ölülerimizi onurlandırmak için bugün yapacağımız görev bu.Ve sana kardeşim, senin de görevin var. Bu toplumu değiştirmemiz için sen ne öneriyorsun? Çabala, çalış, kalaşnikof yerine kalem tut. Demokrasi sana kendini savunman için soylu araçları zaten verdi. Kaderini eline al, gücü ele geçir.Bir kalaşnikof satın almak 250 avroya patlar ancak bir kalem taş çatlasın 3 avrodur ve senin cevabın bin kez daha etkili olabilir. Gücü ele geçir ve kuralına göre oyna.Gücü demokratik olarak eline al, tüm kardeşlerine yardım et.Terörizm asla kazanmayacak. Tarih bunu kanıtlamak için var. Ve kurbanların güzel görüntülerinin iki anlamı var. Bugün daha yeni doğmuş binlerce Cabu ve Wolinski var.Gücü eline al ve kimsenin üstünden güçlenmesine izin verme. Eğer bu trajedinin muhtemel zanlıları gerçekten onlarsa, bil ki sen bugünün o iki elikanlı kardeşi değilsin ve biz bunu biliyoruz.Onlar en fazla toplum tarafından terk edilmiş ve onları sonsuza kadar satan bir vaiz tarafından istismar edilmiş iki düşük zekalı olabilir… Radikal vaizler bu işi yapıyor ve senin mutsuzluğunla en ufak iyi bir maksat olmadan oynuyorlar. Dinini kendi menfaatleri için kullanıyorlar. Bu onların işi, onların küçük hesabı.Yarın, kardeşim, daha güçlü, daha bağlı, daha dayanışma içinde olacağız. Sana söz veriyorum. Ama bugün kardeşim, seninle ağlıyorum.Diken ve Le Monde
Bahçeli'den Başbakan Davutoğlu'na 'Paris' Eleştirisi
Davutoğlu'nun Paris'teki yürüyüşüne katılmasını eleştiren Bahçeli 'Bir kaç mehmetçik öldü diye meclis toplanmaz diyen sefil zihniyet, 17 kişi için koştura koştura Fransa'da soluğu almıştır' dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Paris'te Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.'İNSANLIK SUÇUDUR'Hiçbir sebebin bu saldırıyı meşru gösteremeyeceğine dikkat çeken Bahçeli 'Fransa'da meydana gelen terörist saldırılar terörü dünya gündemine taşıdı. Terörizmin lanetli yüzü çok iyi tanınmalıdır. Terör hangi ülkede çıkarsa çıksın bahaneis ne olursa olsun haince niyetini gizleyemeyecektir. İnsanlık dışı bir eğliim aşağılık bir eylemdir. Fransa'da bir mizah dergisine düzenlenen saldırı insanlık suçudur. Ölen 17 kişi herkes tarafından sahiplenilmiştir. İnandığımız şey hiçbir gerekçe ve gaye sivil ve masum insanların hunharca öldürülmesini haklı çıkarmaz. Ama diye başlayan cümlelere sığınmadan bu gerçek kabul edlimelidir' şeklinde konuştu.Başbakan Davutoğlu'nun Paris'teki terör yürüyüşüne katılmasını da eleştiren Bahçeli 'Biz kundaktaki yavrumuzu kaybederken teröristler Paris'te dolaşmaktaydı. Avrupa'da dolaşıyorlardı. Bir kaç mehmetçik öldü diye meclis toplanmaz diyen sefil zihniyet 17 kişi için koştura koştura Fransa'da soluğu almıştır. Orada İsrail'in başbakanı ile aynı safa girmiştir' dedi.Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları;Hırsızdan kaçakçıdan kara paracıdan 17-25 Aralık faillerinden rahatsızlık duyuyorsun MHP vardır hazır beklemktedir. Saraya sekreterya hizmeti veren Başbakan'dan kurtulmak için tek çare Milliyetçi Hareket Partisi'dir.Her devirde işini gören kaymak tabaka dışında hayatından memnun olan yok. Yoksulluk had safhada. Tarih bize sefalet ile toplumsal sakinliğin işsizlik ile birliğin sürekli ters olduğunu göstermiştir. Adaletsizliğin anormallik olduğunu itiraf etmeliyiz. Adalet yok olur veya zaafa uğrarsa şimdiki gibi hak ve eşitlik duygusu silinir.Yoksulluk milletin sırtında bir kamburdur. İşsizlik yetersiz beslenme yetersiz gelir birliğimizi sosyal düzeni kemirmektedir. Türkiye'yi rantiye rüşvet ve yolsuzluk çiftliğine çevirenler bugünkü ağır ekonomik tablonun sorumlularıdır. AKP'ye nüfuz eden kayıt ve ahlak dışı zihniyettir.'HAZİNE SOYGUNCULARI SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR'Demokrasi tökezlerken bireysel hak ve özgürlük alanları daralmaktadır. Türkiye'nin gizlenemeyecek ikili bir yapısı vardır ve bu Türkiye için felaket demektir. Hazine soyguncuları suç işlemeye devam edip yolsuzluk işlemeye devam etmektedir.'VİLLALARDA PARALAR SIFIRLANAMAZKEN...'İtibar bahanesiyle 1 trilyon 370 milyon liraya kaçak saray inşa edilirken 2 buçuk aylık Kübra bebek açlıktan ölmüştür. İsraf denizinde debelenirken Van'ın Gürpınar ilçesinde küçücük Muharrem'in cansız bedeni çuvalda taşınmaktadır. Bir yanda ayakkabı kutularında milyonlar saklayan ahlaksızlar varken bir yanda Ermenek'te ayakkabısız madenci babası vardır. Villalarda paralar sıfırlanamazken vatandaşlar yoksulluğun pençesindedir. Gemisine gemi katan servetine servet katan haramzadelerin varlığı hepimiz için kayıp ve çöküntüdür.'DAVUTOĞLU SARAY KATİBİ'Saray katipliğinden öteye gidemeyen Başbakan Türkiye'nin bu sorunlarını gündeme almalıdır. Başbakan başarısız eksik ve acizdir. Türkiye yoksulluk işgaliyle nefes alamazken Davutoğlu'nun açıkladığı ailenin korunması paketi pansuman tedavidir. Sayıları beş buçuk milyonu aşan işsizin izahı nasıl yapılacaktır? Davutoğlu kime iş bulmuştur? Torpilli yandaşlar, imtiyazlı akrabalar ve partililer haricinde kim iş bulabilmiştir?'AKP'NİN SAĞLIKSIZ BAKANI'Tek kariyerin annelik olması gerektiği AKP'nin sağlıksız bakanı tarafından açıklanan kadınların çalışması mı işsizliği artırmıştır? İşsizliğin müsebbibi sonunda bulunmuş fatura kadınlara çıkarılmıştır. Bu kadınlara hürmetsizlik ve nankörlüktür. Bu bakışa en iyi cevabı Türk kadını sandıkta AKP'ye verecektir.İşsizliğin sebebi AKP'nin dibe oturan ekonomi politikalarıdır. AKP vatandaşları işsiz ve aşsız bırakmıştır.3 ÇOCUĞU TEŞVİK3 çocuğu teşvik etmek maksadıyla vereceği parayı aşama aşama artıran rüşvetçi zihniyete diyeceğimiz o ki hiçbir yavrunun değeri parayla pulla ölçülemez. O çocukların yetişmesi iş bulması ve milletine yararlı olması önemlidir. Davutoğlu'nun seçim hamlesi olan bu basit tedbirlerin kalıcı ve uzun ömürlü sonuç vermesi zordur.KADINLARA DOĞUM PARASIKadınları sadece doğurmayla özdeşleştiren kör bir zihniyettir bu. İşçi memur esnaf çiftçi sanayici itilmiştir. Parti olarak bunu asla kabul etmiyoruz. İktidarımızda hiç kimse aldığı yardımlardan mahrum olmayacak bilakis gerekli seviyelere çıkarılacaktır. Hiç kimse kömüründen yağından tuzundan makarnasından mahrum kalmayacaktır. Kişi başı gelir hak sahiplerine mutlaka ulaştırılacaktır. Hiçbir vatandaşımızı aç açıkta bırakmayacağız. Bzide yalan dolan yok. Bizde sözü çiğnemek kaytarma yoktur. Biz yapacağımızın sözünü değil başaracağımızın garantisini veriyoruz. Neyi hedefliyorsak onu söylüyoruz. Kaynağı nereden bulacağız? Yolsuzluk ve rüşveti keserek devlet hazinesini hırsızın elinden alarak zenginleşmeyi sağlayacağımızı açık açık ilan ediyorum.FRANSA'DAKİ TERÖR SALDIRISIFransa'da meydana gelen terörist saldırılar terörü dünya gündemine taşıdı. Terörizmin lanetli yüzü çok iyi tanınmalıdır. Terör hangi ülkede çıkarsa çıksın bahaneis ne olursa olsun haince niyetini gizleyemeyecektir. İnsanlık dışı bir eğliim aşağılık bir eylemdir. Fransa'da bir mizah dergisine düzenlenen saldırı insanlık suçudur. Ölen 17 kişi herkes tarafından sahiplenilmiştir. İnandığımız şey hiçbir gerekçe ve gaye sivil ve masum insanların hunharca öldürülmesini haklı çıkarmaz. Ama diye başlayan cümlelere sığınmadan bu gerçek kabul edlimelidir. Teröristler katildir ve kan döken insanlık artıklarıdır.'KAN SADECE PARİS'TE AKMADI'Kan sadece Paris'te akmamıştır. Türkiye on yıllardır terörün acı yüzüyle boğuşmaktadır. Ortadoğu teröristlerin üreme bölgesi ve kaos coğrafyasıdır. Komşu ülkelerde hangi taşı kaldırsak altından ya bir kavga ya da anlaşmazlık çıkmaktadır. Böylesi bir iklimde sisli ortamda kimi zaman Selefi kimi zaman bölücü ve farklı nitelikteki terör örgütleri yaşama imkanı bulmuştur. Terör baronu çevreler Türk İslam dünyasına ölüm saçmıştır. Fransa'daki 17 kişiye elbette üzülelim. Aynı duyarlılığı vicdani tutumu Avrupalı lider ve halklardan Kerkük Musul Sana Gazze Mogadişu için talep etmek de en doğal hakkımızdır.'2 BİN Mİ FAZLA, 17 Mİ ÇOK?'8 Ocak'ta Nijerya'nın Baga kasabasında Boko Haram 2 bin kişiyi acımasızca öldürmüştür. 17 kişi için yollara düşen ülke ve kuruluşlardan Nijerya'daki 2 bin kişiyi ağzına alan olmuş mudur? Bu olaya fransız kalanlar Paris'te ne kadar samimidir? Kıyaslamak istemezdim ama 2 bin mi fazla 17 mi çok? Türkmeneli ölüm parantezinde. Ne var ki uluslararası toplum yürümedi.'BİRKAÇ MEHMETÇİK ÖLDÜ DİYE...'PKK'yı PYD'yi El Kaide'y El Nusra'yı kışkırtıp ölüm emri verenler arkalarına yaslanıp masumların ölümünü film gibi izlediler. Fransa'da düne kadar Türk milletine namlu çevirmiş eli kanlıları en üst düzeyde kucakladı. Şimdi bunları unutalım mı? Bir şey olmamış gibi davranarak hepimiz Charlie'yiz mi diyelim? Fransa'nın bir kez yaşadığını Türkiye ve komşuları her gün yaşamaktadır. Kayıpları için taziye isteyenler önce akan kanların iç muhasebesini yapsın. Suudi arabistan'daki intihar eylemini Yemen'deki saldırıyı konuşan olmamıştır. Irak'ta her gün onlarca kişi ölmektedir. Biz kundaktaki yavrumuzu kaybederken teröristler Paris'te dolaşmaktaydı. Avrupa'da dolaşıyorlardı. Bir kaç mehmetçik öldü diye meclis toplanmaz diyen sefil zihniyet 17 kişi için koştura koştura Fransa'da soluğu almıştır. Orada İsrail'in başbakanı ile aynı safa girmiştir.Zihniyete bakınız... Teröristbaşı ile müzakere eden zihniyet teröre karşı yürümektedir. Acaba Başbakan Davutoğlu bu kafa ve vicdan bunalımını nasıl atlatacaktır?'PARİS'TE SİLAHLAR PATLAYINCA MI BİR ŞEY OLUYOR'Başbakan'a günaydın demekten başka diyeceğimiz bir şey yok. Biz yıllardır terörden bahsederken hayal görüyorsunuz büyütüyorsunuz diyen siyaset kirlenmişliği bugün tehdidin büyüklüğünden şikayet etmektedir. Doğu ve Güneydoğu'dan naaş gelirken caniler yol kontrolü yaparken bir şey olmuyor da Paris'te silahlar patlayınca mı bir şey oluyor. 6-7 Ekim'de 50'ye yakın kişi ölürken tehdit olmuyor mu? AVM'lere saldırı planları önemsenmiyor mu? Davutoğlu hangi ülkenin başbakanıdır?İmralı canisine teslim olmak ilkesel bir tutum mudur? Etnik temelli ayrımcılığı teşvik etmek ilkesel midir? Millete ihanet etmek ilkesel midir? 17-25 Erdoğan ilkeden ne anlamaktadır? Rüşvetçileri kurtarmak şüphe oluşmadı diye aklamak ilkeyle nasıl bağdaşacaktır?Sondakika.com
Reklam
Guardian: 'Abbas Osmanlı Sirkinde Ağırlandı'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki resmi karşılama töreni, İngiltere'nin önde gelen gazetesi Guardian'a haber oldu.Gazete, Fransız haber ajansı AFP'den sayfalarına taşıdığı  'Türkiye lideri Abbas'ı 'Osmanlı sirkinde' ağırladı' başlıklı haberinde, Milliyet gazetesi yazarı Kadri Gürsel'in dün attığı 'Osmanlı sirki sarayda' tweet'ine atıfta bulunmuş.
Ballon d'Or 2014'ün Sahibi Cristiano Ronaldo
FIFA Ballon d'Or ödülünde mutlu sona Cristiano Ronaldo ulaştı.Manuel Neuer, Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo'nun aday gösterildiği FIFA Ballon d'Or ödülünü Real Madrid'in Portekizli yıldızı üst üste ikinci kez kazanmayı başardı.
CHP'li Haluk Koç'tan 'Üçüncü VIP Torpil Listesi'
CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, basın toplantısı düzenleyerek Ak Parti döneminde hukuksuz olarak yapıldığını savunduğu atamalarla ilgili belgeleri kamuoyu ile paylaştı.Toplantıda Sultanahmet'teki Turizm Polisi Şube Müdürlüğü'ne düzenlenen ve bir polis memurunun hayatını kaybettiği canlı bombalı saldırısı hakkında konuşan Koç, 'DHKP-C dediler, CHP ile bir şekilde ilişkilendirmeye çalıştılar sonra bir Dağıstanlı, bir radikal terörist Sultanahmet'te bir canlı bomba eylemi gerçekleştirmişti. Bu eylemde şehit olan bir polis memurumuz var. Kenan Kumaş, fizik öğretmeniydi. Torpili olmadığı için atanamamıştı. Bu işin aynı zamanda vebali de büyük' dedi.CHP'li Haluk Koç, düzenlediği basın toplantısında Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS)'na girmeden devlet memurluğuna atandığını iddia ettiği Ak Parti yönetici yakınlarını şu şekilde açıkladı:'AKP'li Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun kuzeni Mehmet Şenbabaoğlu sınavsız olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na Bakanlık Müşaviri olarak atandı.AKP'li Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin ablasının torunu Gülsün Özdemir, Temmuz 2012'de Denizli Valiliği'nde özel kalem müdürü yapılarak açıktan memur olması sağlandı.AKP'li Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin yeğeni Ümit Hamal, Denizli Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp sınavsız ve açıktan memur olması sağlandı.AKP Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın oğlu Alaattin Ünüvar (25 yaşında) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na KPSS vb. herhangi bir sınava girmeksizin Bakanlık Müşaviri olarak atandı.AKP Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin öz yeğeni Bilal Kahveci, Pendik Belediye'sinde işe alındıktan kısa bir süre sonra memur kadrosuyla Karabük İl Bayındırlık Müdürlüğü'ne tayin edildi. Diğer yeğeni Sezgin Kahveci yine Pendik Belediye'sinde işe alındıktan kısa bir süre sonra Karabük Orman İşletme Müdürlüğü'ne atandı. Osman Kahveci'nin oğlu Rıdvan Kahveci, Telekomünikasyon Bakanlığı'nda çalışırken TİB'de Daire Başkanlığına atandı. Osman Kahveci'nin gelini Zeynep Kahveci de TBMM'ye atandı.AKP İstanbul Milletvekili Harun Karaca'nın oğlu Fatih Karaca, önce KPSS'siz olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda Özel Kalem Müdürü olarak atandı. Ardından da kadrosu İstanbul Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü'ne alındı.AKP Ankara Milletvekili Ülker Güzel'in gelini Cemre Güzel, Başbakanlık'ta Basın ve Halkla ilişkiler Müşaviri olarak görevlendirildi ve KPSS'siz olarak memur olması sağlandı.AKP Kilis Milletvekili Hasan Kara'nın yeğeni Bekir Çiftçi, Kilis Valiliği'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp memur olması sağlandı.AKP Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan'ın yeğeninin kocası Güray Oruç, özel sektörde çalışırken KPSS'siz olarak 2014 Mayıs ayında Kocaeli Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü'ne atanarak memur olması sağlandı.AKP Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz'ın eşi Necat Beyaz, Başbakanlık Müşaviri yapıldı.AKP Van Milletvekili Fatih Çiftçi'nin kardeşi Suna Çiftçi, Temmuz 2013 tarihinde Ankara Valiliği'nde Özel Kalem Müdürü olarak memur yapıldı. 1 ay sonra da Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü'nde mühendis olarak çalışmaya başladı.AKP Adana Milletvekili Fatoş Gürkan'ın kocası Erhan Gürkan, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü'nde Bakanlık müşaviri olarak göreve başlatıldı.AKP Zonguldak Milletvekili Ercan Candan'ın kuzeni Esra Aydın, Zonguldak Valiliği'nde Özel Kalem Müdürlüğü'ne atanıp sınavsız olarak memur yapıldı. Nisan 2014'te de TBMM Genel Sekreterliği'nde çalışmaya başladı.AKP Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın eniştesi İbrahim Alakuş, Haziran 2014'te Gaziantep'te Özel Kalem Müdürlüğü görevine getirilerek sınavsız olarak memur olması sağlandı.AKP Erzurum Milletvekili Muhyettin Aksak'ın kızı Kübra Aksak Dönmez, 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Özel Kalem Müdürü olarak çalışmaya başladı.AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş'ın dünürü (lise mezunu) Fevzi Yılmaz, Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atandı.AKP Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi'nin oğlu Ömer Faruk Tanrıverdi, Ocak 2014'te Avrupa Birliği Bakanlığı'nda Özel Kalem Müdürü olarak atanıp, açıktan memur olması sağlandı.AKP Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen'in kuzeni Muhammed Said Güllüoğlu, Şanlıurfa Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp açıktan, sınavsız memur olması sağlandı.AKP İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık'ın damadı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Başbakanlık Müşaviri olarak atandı.AKP Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir'in kuzeni Mustafa Erkin Demir, Kepez Belediye Başkanlığı'na Özel Kalem Müdürü olarak atanıp açıktan memur olması sağlandı.AKP Adıyaman eski Milletvekili ve şimdiki Adıyaman Belediye Başkanı Fehmi Hüsrev Kutlu'nun eniştesi Mahmut Said Kutlu, Adıyaman Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü'ne atandı.AKP Gümüşhane eski Milletvekili Yahya Doğan'ın yeğeni Merve Şirin Başer, 2008 yılında Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nde Basın ve Halkla İlişkiler biriminde 'Müşavirö yapıldı.AKP Bolu eski Milletvekili Yüksel Coşkunyürek'in bacanağı Tahsin Akduman, Bolu İl İdaresi Genel Sekreterliği'ne atandı.AKP Ankara eski Milletvekili İsmail Alptekin'in oğlu Mehmet Fatih Alptekin, TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı Dolmabahçe Sarayı'nda KPSS'siz olarak müşavir yapıldı.AKP Sivas eski Milletvekili Osman Kılıç'ın damadı Yusuf Deliser, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'ne Özel Kalem Müdürü olarak atandı, sonrasında mühendis kadrosuna geçmesi sağlandı.AKP Konya eski Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın oğlu Abdullah Enes Ünaldı, Konya Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'ne Basın Müşaviri olarak atandı.AKP eski İstanbul Milletvekili ve şimdiki Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmek'in erkek kardeşinin kayını Mahmut Bektaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp açıktan memur olması sağlandı.Kadın ve Aile Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın sınıf arkadaşı Hatun Özkümüş, 4 yıl önce emekli oldu. İslam'ın Bakan olmasının ardından sanki devlette memur kalmamış gibi, emeklilikten sonra yeniden görev verilerek, Bakanlıkta daire başkanı yapıldı.Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanı Ramazan Bal'ın kızı Handan (Bal) Ceylan, Eylül ayında Van'ın Saray ilçesinin bir köyüne öğretmen olarak atandı. Önce Van merkeze görevlendirildi. Kobani olaylarının hemen ardından birkaç haftalık rapor aldı. Sonrasında da babasının devreye girmesiyle Ankara Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi'nde göreve başlatıldı. Kasım'dan bu yana da Ankara'da görev yapıyor. Oysa yeni yönetmeliğe göre ilk atanan öğretmenlerin 3 yıl atandığı yerden ayrılmasına imkan tanınmıyor'CHP'li ayrıca Ak Parti'nin 'VİP torpil' ile memuriyete yükseldiğini iddia ettiği isimleri de şöyle sıraladı:'AKP'li TBMM BAŞKANI Cemil Çiçek'in yeğeni Mustafa Çiçek, TÜRKSAT'ta direktör yapıldı. Yeğeninin eşi Yıldız Çiçek de TOKİ'de uzman olarak göreve başlatıldı. Cemil Çiçek'in diğer yeğeni Çiğdem Çiçek ise MEB'de öğretmenken TRT'ye uzman olarak geçiş yaptı.AKP'li kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın eniştesi Muzaffer Çakar, Bingöl Üniversitesi'nde Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi.AKP'li Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun kızının kayını Mustafa Seğer, Orman ve Su İşleri Bakanlığında Müşavir yapıldı.Gümrük Bakanı Nurettin Canikli'nin bacanağı Orhan Öğe, Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na Müsteşar Yardımcısı olarak atandı.AKP'li Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in kardeşi Ramazan Çelik, öğretmen olarak çalışmakta iken Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na müşavir yapıldı.AKP'li Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in yeğeni Ali Fuat Eker, Müşavir kadrosuyla Tarım İl Müdürlüğü'nde görevlendirildi.AKP'li Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in kuzeni Sedat Yenidünya, Bakanlığa bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'ne KPSS'siz olarak Daire Başkanı yapıldı.AKP'li eski Milli Savunma Bakanı ve şimdiki İzmir Milletvekili Mehmet Vecdi Gönül'ün oğlu İbrahim Ömer Gönül, Sermaye Piyasası Kurulu'na müşavir olarak atandı.AKP'li eski Ulaştırma Bakanı ve İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ın eniştesi Mücahit Demirtaş (lise mezunu), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na müsteşar yardımcısı olarak atandı.AKP Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın kardeşi Nevzat Aydın, herhangi bir vazifesi yok iken DHMİ'de müdür oldu. Normal prosedür gereğince bir kişinin bu göreve atanabilmesi için ortalama 20 yıllık bir mesleki birikim gerekiyor.AKP Hatay Milletvekili Adem Yeşildal'ın kayınbiraderi Ahmet Tiryaki, TELEKOM'da sözleşmeli personel iken Hatay Aile ve Sosyal Politikalar'da kadrolu memur yapıldı.AKP Bingöl Milletvekili Abdurrahman Anık'ın (üvey) yeğeni Sadrettin Dinler, Bingöl Valiliği'ne Yazı İşleri Müdürü yapıldı.AKP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Süleyman Hamzaoğlulları'nın kuzeni Feyza Ergün, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nde müşavir olarak göreve başlatıldı.AKP Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık'ın eşi Muharrem Çığlık, eşi Milletvekili olduktan sonra 2008 yılından itibaren Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nde müşavir olarak çalışmaya başladı.AKP Samsun Milletvekili Ahmet Yeni'nin kayını Ömer Altınsoy, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na Spor Genel Müdürü Yardımcısı olarak atandı.AKP Ankara Milletvekili Bülent Gedikli'nin kayını Rıfat Cihan Sevim, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü'ne müşavir olarak atandı.AKP Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet Kastal'ın kuzeni Kadir Kanat, Kalkınma Bakanlığı'na müşavir olarak atandı.AKP Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil'in eniştesi Mümin Kahveci, İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü'ne Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.AKP Tokat Milletvekili Dilek Yüksel'in eşi Uğur Yüksel, Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler birimine müşavir olarak atandı.AKP'li eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın kayını Feyzullah Cihanser Erel, Kemal Unakıtan Bakan olduğu dönemde, Sağlık Bakanlığı'na müsteşar yardımcısı olarak atandı.AKP Ankara eski Milletvekili Remziye Öztoprak'ın kardeşinin baldızı Rahile Doğru, 4 yıllık üniversite mezunu olmadan, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü'nde müşavir yapıldı.AKP Sinop eski Milletvekili Cahit Can'ın damadı Seyfullah Aslantürk, Açıköğretim Fakültesinde İktisat Bölümü okumuş olup, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın danışmanlığını yaptı. Ve kısa bir süre önce Başbakanlık Müşavirliği görevine getirildi.AKP Bingöl eski Milletvekili Feyzi Berdibek'in kardeşi Muhammed Berdibek, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluğu Kurumu'na Uzman olarak atandı.AKP Çorum eski Milletvekili Agah Kafkas'ın yeğeninin kocası Yakup Güzel, Sanayii ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'nde Genel Müdür Yardımcısı olarak görevlendirildi.AKP Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş'ın kuzeni Sinan Göktaş, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) müşavir olarak atandı.AKP Van eski Milletvekili Maliki Ejder Arvas'ın dünürü Raif Kutluk, Kalkınma Bakanlığı'na müşavir olarak atandı.AKP Kilis eski Milletvekili Hasan Kara'nın kayını Lokman Yeğen, Sanayii ve Teknoloji Bakanlığı'na müşavir olarak atandı.Bilal Erdoğan'ın arkadaşı 1981 İstanbul doğumlu Rize kütüğüne bağlı Erkan Kandemir, İnşaat Mühendisliğinden, Sağlık Bakanı Yardımcılığına terfi etti''BU İŞİN AYNI ZAMANDA VEBALİ DE BÜYÜK'İstanbul Sultanahmet'teki Turizm Polisi Şube Müdürlüğü'ne düzenlenen ve polis memuru Kenan Kumaş'ın hayatını kaybettiği canlı bombalı saldırısı ile ilgili konuşan Haluk Koç, 'İstanbul'da biliyorsunuz önce DHKP-C dediler, CHP ile bir şekilde ilişkilendirmeye çalıştılar sonra bir Dağıstanlı, bir radikal terörist Sultanahmet'te bir canlı bomba eylemi gerçekleştirmişti. Bu eylemde şehit olan bir polis memurumuz var, Kenan Kumaş. Bir kere daha Allah'ın rahmeti üzerine olsun diyorum. Biliyorsunuz Kenan Kumaş, fizik öğretmeniydi. Atanamamıştı. Çok uğraşmıştı, atanamamıştı. Torpili olmadığı için atanamamıştı. Şehit oldu. Bu işin aynı zamanda vebali de büyük' ifadelerini kullandı.Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
Reklam
'Saat Tarafımdan Sipariş Edilmiştir'
Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, Soruşturma Komisyonu'na verdiği savunmasında, önergede şahsına yükletilen suçların tamamen gerçek dışı olduğunu ve tarafınca asla işlenmediğini söyledi.Çağlayan, yazılı yaptığı savunmasında şunlara yer ifadelere yer verdi: 'Tüm yasal düzenlemelere rağmen hakkımda toplanan tüm deliller hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olan delillerdir. Çünkü bir bakan hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca soruşturma açılmasına karar verilmedikçe soruşturmaya başlanamayacağı ve dolayısıyla da şüpheli sıfatını alamayacağından iletişiminin denetlenmesi tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izlenmesi mümkün değildir. Tarafımdan resmi belgede sahtecilik suçu işlenmemiştir. Her şeyden önce tarafıma yüklenilen bu fiil ve suçlarda hangi resmi belgeyi sahte düzenlediğim ya da içeriğini tahrip ettiğim veya değiştirdiğim ya da kullandığım hususlar fiil, zaman ve yer gösterilerek belirtilmediği için burada size somut bir savunmada bulunamıyorum. Tüm bunlarla birlikte soruşturma önergesinde benim Gana uçağıyla ilgili adli ve idari soruşturmaları engellendiğim iddia edilmektedir. Ancak konuyla ilgili belgeleri incelediğinizde göreceksiniz ki herhangi bir idari ve adli soruşturmaya engel olmam söz konusu olmamıştır. Tarafımdan rüşvet suçu işlenmemiştir. Türk Ceza Kanunu'nun 252'nci maddesine göre, rüşvet suçunun failinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için kendisine veya bir başkasına menfaat sağlayan bir kamu görevlisi olması gerekmektedir.''TARAFIMDAN KAÇAKÇILIK KANUNU'NA MUHALEFET EDİLMEMİŞTİR''Suç teşkil ettiği iddia olunan işin Ekonomi Bakanı olarak benim görev alanıma giren bir iş olmaması nedeniyle böyle bir fiili de işlemem mümkün değildir. Ayrıca, ortada konuyla ilgili olarak savcılığın talebiyle Halk Bank tarafından yapılan bir teftiş ve soruşturma bulunmaktadır. Halk Bank tarafından aracılık edilen İran'la ilintili dış ticaret işlemlerine ilişkin iddiaların 4 müfettiş tarafından incelendiği bilinmektedir. Halk Bank müfettişleri tarafından yapılan 22 Ocak 2014 tarih ve 11406 görev kodlu raporda sahte belge kullanıldığı komisyon oranlarının banka zararına olacak ve müşteriler lehine düşük tutulduğu, müşteriler arasında ayrımcılık yapılarak bazı müşterilerin iş ve işlemlerinin kasıtlı olarak engellendiği savlarının gerçek dışı olduğu ve yapılan işlemlerin bankacılık mevzuat ve teamüllerine uygun olduğu, bu hususlarda herhangi bir usulsüzlüğe rastlanılmadığı belirtilmiştir. Tarafımdan Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet edilmemiştir. Ben böyle bir iddiayı da kesinlikle huzurlarınızda reddediyorum. Bu konuda altın ticareti hakkındaki mevzuat, teftiş raporu ve kovuşturmaya yer olmadığına dair Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının vermiş olduğu takipsizlik kararı muvacehesinde benim Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet oluşturan herhangi bir fiilim de yoktur. Bu bağlamda, soruşturma önergesinin dayanağını teşkil eden tüm bu iddialar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/120653 ve 2014/42981 sayı üzerinden yürüttüğü iki ayrı soruşturmada ayrıntılı olarak değerlendirilerek sonucunda 'kovuşturmaya yer olmadığına' kararları verilmiştir.''SUÇA KONU SAAT TARAFIMDAN SİPARİŞ EDİLMİŞTİR''Suça konu saat tarafımdan sipariş edilmiştir. Daha evvel de bunu ifade etmiştim biliyorsunuz. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle saati, ismi bilinen, benim tanımadığım Murat Yılmaz getirmiş ancak bedeli, defalarca ifade ettiğim gibi, tarafımdan ödenmiştir. Getirilen saat, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yolcu beraberinde getirilen, ticari amaç taşımayan zatî eşya kapsamında değerlendirilmeyerek tahakkuk ettirilen vergi de tarafımdan ödenmiştir.''BEDELİNİ ÖDEDİĞİM SAAT DIŞINDA, BEDELİNİ ÖDEDİĞİM PİYANO DIŞINDA HİÇBİR HEDİYE ALMADIM''Şirket hisselerini devrettiğim kardeşimin bana yapmış olduğu ödemeyle saatin ödemesini yaptım ve bu da mal bildirimimde çok net bir şekilde görülmektedir. Bedelini ödediğim saat dışında, bedelini ödediğim piyano dışında hiçbir hediye almadım. Rıza Sarraf aleyhine haber yapılmaması için Fatih Karaca ile bir görüşme yapmadım. Piyano konusu da konuşuldu. Bu piyano, tarafımdan satın alınmıştır, bunun bedeli de ödenmiştir ve yine muhatap, savcılık sorgusunda bunun bedelini benden tahsil ettiğini ifade etmiştir, bu mal bildirimimde de gösterilmiştir. Piyanoyu da, yine onu da söyleyeyim: Hanımımın şahsi 47 bin eurosunun 40 bin eurosuyla ödedim.'Fırat Keskinkılıç, DHA
Hollande, Netanyahu'ya 'Gelme' Demiş...
İsrail’de yayın yapan Haaretz gazetesine göre Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Netanyahu’dan Paris’teki yürüyüşe katılmamasını istedi, Netanyahu buna rağmen yürüyüşte yer aldı.Haaretz gazetesinde Barak Ravid imzasıyla yer alan habere göre, Hollande’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jacques Audibert, İsrailli mevkidaşı Yossi Cohen ile temasa geçerek, Hollande’ın Netanyahu’nun yürüyüşe katılmamasını tercih edeceğini iletti.Audibert gerekçe olarak ise, yürüyüşün sadece Fransa halkıyla dayanışma amacıyla yapılmasını ve dikkatlerin İsrail-Filistin meselesi ya da Yahudilerle Müslümanlar arasındaki ilişkiler gibi tartışmalı konulara kaymaması gerektiği gösterdi.Haberi yazan Barak Ravid’e göre, İsrailli yetkililere iletilmese de Fransızların endişe ettiği bir diğer konu da, Netanyahu’nun bu yürüyüşü siyasi amaçları için kullanması ve Fransa Yahudilerine hitaben konuşmalar yapma ihtimaliydi.Haberin kaynağına göre, Netanyahu ilk başta Hollande’ın bu talebine boyun eğmek zorunda kaldı.Gazete, Fransa’nın aynı talebi aynı gerekçelerle Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a da ilettiğini ve Abbas’ın da durumu kabul ettiğini öne sürdü.Netanyahu karar değiştirdiAncak Netanyahu gitmeme kararını siyasi rakipleri olan İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ve Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’in yürüyüşe katılma kararının ardından değiştirdi ve Fransız yetkililere yürüyüşte yer alacağını iletti.Bunun üzerine Fransız yetkililer Mahmud Abbas’ın da yeniden davet edileceğini söyledi.Gazete söz konusu haberi, Hollande ve Netanyahu’nun ofisleri arasındaki görüşme trafiğine hakim olan bir İsrailli yetkiliye dayandırdı.İsrail medyasının bir bölümü, Netanyahu’yu yürüyüşü kendi siyasi çıkarları için kullanmakla suçlamıştı.Uluslararası kamuoyundan bazı kesimler de ifade özgürlüğünün savunulduğu yürüyüşe Netanyahu’nun katılmasını eleştirmişti.Netanyahu Paris'teki saldırıların ardından Avrupalı Yahudilere göç çağrısında bulunmuş ve 'İsrail'e göç etmek isteyen her Yahudi, burada sıcak bir kalp ve açık bir kucakla karşılaşacak. Aynı zamanda sizin de devletiniz olan bu ülkenin sizi de içine almasına yardımcı olacağız' ifadelerini kullanmıştı.Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo'da başlayan ve üç günde, üçü saldırgan 20 kişinin öldüğü saldırılara karşı Pazar günkü Cumhuriyet Yürüyüşü ile birlik mesajı vermişti. Yürüyüşe 50'ye yakın ülkenin liderleri de katılmıştı.Al Jazeera Turk
Reklam
2015 Yılında Hala Bir Açıklama Bekleyen 13 Gizemli Olay
Kaybolan bir uçaktan tutun da Yerküre'nin altında gizlendiği keşfedilen kocaman bir şehre kadar 2014 yılı türlü garipliklerle insanoğlunu şaşırtan bir sene oldu. Geçtiğimiz 12 ay içerisinde birçok olağanüstü olay keşfetsek de, bazıları çözmemiz gereken çok büyük durumların birer parçası olarak hafızalarda kaldı. Peki 2015 yılı, yapılan bu araştırmaların sonuçlanacağı zaman mı olacak? Buyurun, dünyanın yeni yılda çözmeye çalışacağı gizemli olaylara birlikte bakalım.
9 Maddede Osmanlı'da Camilerin Kapatılıp Ezanların Susturulduğu Gün
Şehrin fethinden, bugüne kadar, cuma namazının kılınmadığı, ezan sesinin duyulmadığı bir tek gün olmamıştı. Hatta işgal günlerinde bile böyle bir olay yaşanmamıştı. O gün hariç...Tarih 29 Eylül 1730, günlerden cumaydı. O gün Osmanlı İmparatorluğu tarihinde bir ilk yaşandı. Çünkü camiler kapatıldı ve ezan okunması yasaklandı.. İşte, bu yasağın ilginç öyküsü:
'Esnek Protez' Felci Ortadan Kaldırabilir
Bilim insanları, omuriliğe doğrudan nakledilecek esnek protez sayesinde felcin ortadan kalkabileceğini belirtti.Fransız bilim insanları, bilim-kurgu filmlerini hatırlatan yeni nesil bir protez geliştirdi. Elektrotlarla döşenmiş esnek bir kurdelayı temsil eden protez, felçli farelerin omuriliklerine yerleştirildikten sonra hayvanların yeniden yürümesini sağladı. Protez, omuriliği saran dokuyla beraber hareket edecek kadar yumuşak olması sayesinde hiçbir rahatsızlık vermiyor.İsviçre'nin Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL) üniversitesinde yapılan deneylerde, esnek protez nakledilen fareler birkaç hafta süren eğitimin ardından yardım olmadan yürüyebilmeye başladı.Adını omuriliği çevreleyen dokunun en kalın ve dıştaki katmanı olan Dura materden alan 'e-Dura', yumuşak dokuyu taklit edebildiği için vücut tarafından reddedilmiyor.Protezde yeni dönemScience dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan Profesör Stephanie Lacour, 'e-Dura omurilik veya zar tabakasında uzun süre kalabilir... Protez sayesinde nörolojik travma veya rahatsızlık geçiren, felçli olan hastalara yeni tedavi olanakları sunabiliriz' ifadesini kullandı.Fareler üzerinde geçmişte yapılan deneyler, omuriliğe nakledilen kimyasallar ve elektrotların beynin rolünü üstlendiğini ve sinirleri harekete geçirebildiğini göstermişti. Protez nakledilen fareler, hamster tekerleğine yerleştirildikleri zaman koşmaya başladılar.Yapılan en son araştırmada, bilim insanları vücutla uyum sağlayan ve yeniden yürümeyi otomatik olarak değil, eğitimle öğreten tedaviyi geliştirmeyi başardı. En önemlisi, omurilik ve beyni saran koruyucu katmanlarla uyumlu ilk protez de elde edilmiş oldu.Silikon ve altından yapıldıGeliştirilen protez, canlı dokunun mekanik özelliklerini taklit edebilme yeteneğine sahip. e-Dura aynı zamanda elektrik akımlarıyla sinirleri uyarabiliyor ve hücreleri harekete geçiren hormonların salgılanmasını tetikleyebiliyor.Silikon ve iletken altın şeritlerden üretilen e-Dura, gerilerek esneme özelliğine sahip. Üzerindeki elektrotlar silikon ve platin mikro parçacıklardan üertilen protez, her türlü yöne kırılmadan dönebiliyor.Science yazarı Robert Service, silikon ve metale bağlı esnek sinirlerin bir araya gelmesinin Hollywood'un sayborglarını anımsattığını belirtti. Profesör Lacour ve ekibi, bir sonraki aşamada protezin 'kablosuz' versiyonunu geliştirmek istiyor.Kaynak: Telegraph ve Al Jazeera
Abdürrahim Albayrak: 'O Pozisyondan Sonra 4 Saat Ameliyatta Kaldım'
Hareketlerinin bazı insanlar tarafından yapmacık zannedildiğini ama rol kesmediğini ifade eden G.Saray Başkan Yardımcısı “Chedjou, Mersin İY maçı 2-1 sürerken, basit bir hatayla topu kaptırdı. Allah’tan Hakan golü önledi. Golü yesek orada ölebilirdim” dedi.Abdürrahim Albayrak, Mersin İY maçında yaşadıklarını anlattı. İşte o açıklamalar...3. GOL GELSE ÖLEBİLİRDİM“ÇENEMİ DAĞITTIM. 4 SAAT AMELİYATTA KALDIM. DAMAKLARIMDAN ET ALIP, ÇENE YAPILDI.”Bazı insanlar benim hareketlerimi yapmacık zannediyor. Ama değil. Chedjou, Mersin İY maçı 2-1 devam ederken, çok basit bir hatayla topu kaptırdı. Allah’tan Hakan iki kez zamanında hamleyle golü yememizi önledi. 3. gol gelse ölebilirdim. O an çenemi dağıttım. 4 saat ameliyatta kaldım. Damaklarımdan et alıp çene yaptılar.“CHEDJOU DERBİDE DE BENİ YAKIYORDU!”Maçlarda kendimi tutamıyorum. O pozisyonda dişlerim dağılırken, sesi duyduğumda beynim dağıldı zannettim. Belki yapmamam lazım. Hayatıma mal oluyordu. Allah’a çok şükür o gün dişlerimin hepsi de döküldü ama gam yemedim. Çünkü, Mersin İY maçında galip geldik.Chedjou, Beşiktaş derbisinde de riskli hareketler yaptı. Aynı duyguları yaşadım. Devre arası soyunma odasına indim. İdmanlarda da hep ona takılırım. “Eğer bir daha böyle hata yaparsan öbür dişlerim de dağılır, bunun sorumlusu ikinci kez sen olursun” dedim. Güldü, “Merak etme” dedi. Nitekim, ikinci yarı neyse ki riskli hareket yapmadı. Beşiktaş’ı yendik.“ BENİM REKLAMA İHTİYACIM YOK Kİ”Şu anda benim reklama ihtiyacım yok ki. Yıllar önce bunu söyleseler insanlar inanırdı. Benim yaptığım bazı şeyler, ben biliyorum ki bana zarar veriyor. Hatasız kul olmaz. Tabii ki benim de her insan gibi hatalarım vardır.Eleştiriler olacak. Bu çok doğal. Seviyeli şekilde eleştirenlere asla gücenmem. Ama bazı şeyler, bazı sözler beni üzüyor. Artık gazeteleri de okumuyorum, televizyonları da izlemiyorum. Onlardan da beni mahrum ettiler. Seviyeli eleştirenlere sevgim, saygım sonsuz. Benim ve Galatasaray’ın daha iyi olması için eleştiriyor olabilirler.Albayrak, “Futbolcuların gözünden her şeyi anlarım” dediBaşakşehir’e yenileceğimizi ve Beşiktaş’ı yeneceğimizi gördüm!“Florya’ya seçildikten sonra gittiğimde Başakşehir maçı orada zaten kaybedilmişti. Görüntü netti. Derbiden önce ise kenetlenmiştik. Çok rahattım.”Göreve geldikten sonra Başakşehir maçına eski yönetime saygısızlık etmemek için gitmek istemediğini açıklayan Albayrak, “Duygun Başkan çok ısrar etti ve ‘Florya’ya gidiyorsun. Ben Ünal Aysal ile konuştum’ dedi. Ben de öylece Florya’ya gittim. Orada, Başakşehir maçının kaybedileceğinin farkına vardım. Cenk Ergün’e dedim ki ‘Bu maçı kazanamayız’ Florya’da maç kaybedilmişti. Ben futbolcuların gözünden, hareketlerinden bunu görüyorumdum” diye konuştu.“DERBİDE İÇİM ÇOK RAHATTI”Beşiktaş derbisini kazanacaklarını da yine Florya’da anladığını belirten Albayrak, şunları söyledi: “Malzemeci de dahil hep birlikte tüm takım yemeğe gittik. Futbolcular memnun. Başkan’da idmana geldi, bundan da enerji aldı takım. Beşiktaş derbisini kazanacağımız orada belliydi. İçim rahat derbiyi izledim. O görüntü, ortam bunun aynasıydı.”Albayrak, genç hocanın uzun yıllar görev yapması gerektiğini söylediHAMZA HOCA GELENE KADAR YILDIZLAR AYRILMAK İSTİYORDU“Mayıs’ta seçim var. Ben giderim, kalırım, olurum, olmam. Ancak, Hamza Hamzaoğlu ile devam edilmeli. Çünkü, o bizim Alex Ferguson’umuz olmalı. O gelene kadar bir çok oyuncu ayrılmayı planlıyordu.”Hamza Hamzaoğlu’nun da kendisi gibi tırnaklarıyla kazıya kazıya bulunduğu noktaya geldiğini belirten Albayrak, “Geçen gün eşiyle birlikte ofisime geldi, konuştuk, dertleştik. O geçmişini anlattı, ben de. Birbirimize sarılıp, ikimiz de ağladık. İkimizin de kaderi, çileleri aynı. İkimiz de çok uzun, ince yollardan geçmişiz. Buralara kadar gelmişiz. O göreve gelene kadar birçok yıldız Galatasaray’dan ayrılmak istiyordu. Kulüplerle görüşmeler yapanlar vardı” dedi.“ÖRF VE ADETLERİMİZİ BİLİYOR”Mayıs'ta seçim olduğunu hatırlatan Albayrak, “Ben giderim, olurum, olmam. Ama Hamza Hoca’nın Galatasaray’da uzun yıllar kalması lazım. O, bizim Alex Ferguson’umuz olmalı. Doğrusu bu. Galatasaray’ın içinde yetişen, G.Saray örf ve adetlerini almış o terbiyeden gelen insanlara bu kulübün ihtiyacı var” diye konuştu.Milyon Euro’lar verip getirdiğimiz yabancıyı gönderirken anamız ağlıyorYeni yabancı kuralı, Türk futbolunun gelişmesine katkıda bulunacak. Bu yerli oyuncuların fiyatlarını da aşağı çekecektir. Bana göre doğru bir karar alındı. Bana göre futbolculara verilen hak geri alınmaz. Aksi takdirde performans kaybına sebebiyet verirsin. Ayrıca yabancı teknik adamlar yerine yerlilere şans verilmeli. Milyon eurolar verip yaabancı getiriyoruz, gönderirken anamız ağlıyor!Florya’da bıraktığım aile ortamı yoktuFLORYA’ya tekrar döndüğümde orada bıraktığımız aile ruhunu bulamadım. Birkaç arkadaşımız yemek yerken kimseyi görmemek için tabağın içine girmişti. Selçuk’un doğum günü olduğu için Florya’da pasta kestik. Ama o olaya dahi herkesin katılmadığını gördüm. Başakşehir yenilgisine çok üzüldüm. O gece o maça gitmesem ve o ortamı görmesem bugün belki bu noktada olmayabilirdik. Duygun Başkan iyi ki ısrarla beni maça göndermiş.G.Saray’a hizmet benim için ibadetBen Galatasaray’a hizmet etmenin bir ibadet olduğunu düşünüyorum ve bunu kalpten yapıyorum. Ben her gittiğim yerde G.Saray’ı herkese sevdiriyorum. Ben asla bu kulübe düşman kazandırmam. Ben ne yapıyorsam Galatasaray menfaatleri için yapıyorum. Benim asıl görevim budur. Ben son nefesime kadar G.Saray için çalışacağım. Zaman zaman hatalarım oluyor. Ama ben onda da camianın sabırlı, hoşgörülü olmasını istiyorum. G.Saray camiası bize sahip çıkmalı.Prandelli’ye sahip çıktımBAŞAKŞEHİR maçı sonrasında aslında kafamda Prandelli ile ilgili her şeyi bitirmiştim. Ancak Duygun Başkan haklı olarak “Mali durumu biliyorsun, Prandelli ile gitmeye çalışalım. İkinci bir ödeme yapamayız” dedi. Mecburen Prandelli’ye sahip çıktım. Benim kafamda kaç senedir Hamza Hamzaoğlu vardı. Onun milli takıma geçmesi üzerine Ali Dürüst’e “Fatih hoca çok iyi seçim yapmış ama üzüldüm” dedim.Liseli, lisesiz ayrımına inanmıyorumBiz Galatasaray çatısı altında ayrım yapmadan bir olmalıyız. Şimdi liseliler ile liseli olmayanlar ayrımı çıkartmaya çalışıyorlar. Ben okulluları çok seviyorum. Hepimiz birlik olursak, üstesinden geleceğimiz hiçbir şey yoktur.Saldırmak için hazır bekliyorlardıBeşiktaş maçını kaybedebilirdik. Fark 6 puan olsaydı moraller çok bozulacaktı. Ben biliyorum ki, birçok insan hazır bekliyordu saldırmak için. Eğer kaybetseydik, yönetime bize saldırıp eleştireceklerdi. Ama ben futbolcu kardeşlerime teşekkür ediyorum. Kimseye konuşma fırsatı vermediler.Bazıları kaçarken bazıları kelle koyduMayıs’taki kongreyi konuşmak için şu an erken. İnşallah Dursun Özbek bu göreve soyunur. Mutlu olurum. Dursun Ağabey’e de yakışır. Seçimden önce benim ya da kimin geleceği değil, Galatasaray’ın geleceği önemlidir. Ara dönemde göreve talip olan, Duygun Yarsuvat ve Alp Yalman’ın listesine girenlerin isimleri altın harflerle yazılmalı. Bazıları kaçtı, bazıları kellesini taşın altına koydu.“Hamza hocayı oğullarımdan bile sakladım”Albayrak, hoca konusunda kimseye sır vermediğini belirtip, “İki oğlum da teknik direktör olarak kimin geleceğini sordu, onlara bile isim vermedim. Ne Karaman da ne de başka bir hoca. Biz Hamza hocadan başka kimse ile görüşmedik” dedi.“Kavga ile bir yere varamayız”Abdürrahim Albayrak, Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki çekişmenin bu sene bitmeyeceğini, yarını da olduğunu söyledi. “Kavga ile bir yere varamayız. Deplasman yasağına karşıyım” dedi.eurosport
Reklam