'Faiz ve Kurda Tedbire Gerek Yok'
Daha önce Merkez Bankası'nın faiz politikasını eleştiren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, bu kez Merkez Bankası'nın ne yapması gerektiğini söylenmenin doğru olmadığını söyledi. Zeybekci'ye göre kurda ve faizde tedbire gerek yok.Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, doların küresel olarak yükselişe geçtiğini bunun Türk Lirası'nın değer kaybettiği anlamına gelmediğini kaydetti. Zeybekçi'ye göre faiz ve kura ilişkin şu anda bir tedbir alınmasına gerek yok. Zeybekci, Merkez Bankası'na neyi doğru yapması gerektiğini söylemenin de olmadığını vurguladı.Ankara'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zeybekci, Merkez Bankası'nın yüksek faiz artırımına gittiği geçen yıldan sonra iki kez faiz indirimi için yeri olduğunu, ancak bunun şu anda faiz indirmesi gerektiği anlamına gelmediğini ifade etti.Zeybekci, euro/dolar paritesinin 1,36'dan 1,1'e indiğini bunun son iki ayda ihracatta 1,8 milyar dolar kayba neden olduğunu vurguladı.Zeybekci daha önce Merkez Bankası'nın faiz kararlarını sert bir şekilde eleştirmişti. 24 Şubat'taki faiz kararının ardından konuşan Zeybekci, faiz kararında korkak davranıldığını söylemişti:'Ondan sonraki dönemde ise nedense gösterge faiziyle yetinmeye çalıştık. Bir cisim düşünün ki üç tarafından bir yere tutturulmuş. Siz birini düşürüyorsunuz ama diğer iki taraf sabit. O düşmez, baştan savma sayılır. İlk defa üçünü birden aşağı çektiğiniz zaman artık 'ben ciddiyim' diyorsunuz. Faiz indiriminde o kadar korkak davrandık, o kadar gereksiz şekilde bu ülkenin ekonomisinin bu maliyete katlanmasına sebep olduk ki geç kaldık.Tüccar olarak bankaya gittiğiniz zaman yüzde 12-13 civarında faiz ödüyorsanız, enflasyon da yüzde 5'ler seviyesinde bekleniyorsa, arada net yüzde 7'lik bir maliyet varsa bu katlanılabilir değildir. Politika faizi için yüzde 6'lar seviyesinin makul.'Kaynak: Al Jazeera
Merkez'den Yeni Adım
Merkez Bankası, bankacılık sistemine döviz ihtiyaçları için likidite sağlayacağını açıkladı.Merkez Bankası'ndan zirvede dolaşan dolara karşı bir hamle daha geldi. Merkez Bankası, rezerv opsiyonu katsayılarının değiştirilmesi yoluyla 13 Mart'ta sisteme yaklaşık 1,5 milyar dolar tutarında döviz likiditesi sağlanacağınu açıkladı.TCMB'den yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:'Rezerv opsiyonu katsayılarının değiştirilmesi yoluyla 13 Mart 2015 tarihinde sisteme yaklaşık 1,5 milyar ABD doları tutarında döviz likiditesi sağlanacaktır.Çekirdek yükümlülükler dışındaki kısa vadeli yabancı para yükümlülükler için zorunlu karşılık oranlarında yapılacak ölçülü artışlar yoluyla 27 Mart 2015 tarihinde Merkez Bankası rezervlerine yaklaşık 1,3 milyar ABD doları tutarında döviz ilave edilecektir.  Bu yolla bankacılık sistemine döviz ihtiyaçları için likidite sağlanması ve uzun vadeli borçlanmanın teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.'Dünya
Apple Watch’taki İlk Üçüncü Parti Uygulamalar
Apple Watch dün resmi olarak tanıtıldı ve ön sipariş tarihi de 10 Nisan’a işaret edildi. Üç ana modelde, farklı kayış modelleriyle birlikte pek çok farklı varyasyonda gelecek olan Apple Watch modelleri büyük bir uygulama ekosistemi de yaratmaya şimdiden aday gözüküyor.Artık iOS platformuna uygulama geliştiren pek çok şirket Apple Watch için uygulamalarını bir an önce tamamlamak ve uygulama mağazasına eklemek üzere çalışmaya devam edecek. Apple Watch dün gece gelen iOS 8.2 güncellemesiyle birlikte artık silinemez bir şekilde iPhone’larımızın içine girdi. Apple’ın kendi uygulamalarına elbette aşinayız, bu uygulamalar aracılığıyla Watch akıllı saatler gelen SMS’leri okuyabilecek, aramaları cevaplayabilecek, e-postalarını kontrol edebilecek, takvim, harita, borsa takibi, hava durumu gibi uygulamalara erişecek, ayrıca Passbook ya da Siri gibi Apple uygulamalarını kullanabiliyor halde.Ancak tüm bunlardan daha önemlisi Apple’ın işbirliği yaptığı ve Apple Watch’un ilk üçüncü parti uygulamalarını geliştiren şirketler daha dikkat çekiciydi. Apple, etkinlikte Watch’un piyasaya çıkışıyla birlikte indirilebilir olacak bazı uygulamalarla ilgili bilgi verdi. Listede yer alan tüm uygulamalara Apple’ın web sitesinden erişebileceğiniz gibi, hemen aşağıda ön plana çıkarılan ve etkinlikte gösterilen uygulamaların listesine ve nasıl göründüklerine hemen aşağıdan göz atabilirsiniz.
Hayal Kırıklığı Yaratmada Çığır Açan 16 Turistik Mekan
Dünyada gidilmesi gereken yerleri yazıp duruyoruz. Ama ya gidilmemesi gereken yerler?Bir paylaşım platformu olan Reddit, kullanıcılarına, ziyaret ettiklerinde kendilerini en fazla hayal kırıklığına uğratan yerleri ve sebeplerini sordu. İşte o 16 gezi seçeneği,
54 Milyon Tüketici Açlık Sınırında
Dünya Tüketici Hakları Günü dolayısıyla açıklama yapan Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar, son bir yıllık gıda enflasyonunun rekor düzeyde olduğunu belirtti.Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, 68 temel gıda maddesinde tüketicilerin satın alma gücünün düştüğünü ifade ederek, ''TÜİK rakamlarına göre 14 milyon, TÜRK-İŞ rakamlarına göre ise 54 milyon dolayında tüketici açlık sınırında yaşamaktadır. Tüketiciler, gıda harcamalarından kesip diğer zorunlu giderlere harcama yapmak zorunda kaldıkları için beslenemeyip hastalanmaktadırlar. 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü yaklaşırken sağlıklı ve yeterli gıdaya erişim sorunu her geçen gün artmaktadır” diye konuştu.‘SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİM HAKTIR'Çakar, AKP Hükümetine, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ve diğer tüm yetkililere şu çağrıda bulundu:“Sağlıklı ve Yeterli Gıdaya Erişim’ evrensel bir tüketici hakkıdır. Tüketicilerin bu hakkına saygılı olunuz ve gereğini yerine getiriniz. Belli bir azınlık ile emperyalist gıda ve tarım tekellerinin lehine olan, ancak halkımızın ve ülkemizin aleyhinde olan yanlış gıda ve tarım politikalarını terk ediniz. Azınlığın çıkarları uğruna halkımızı açlık sınırının altında bırakmaya ve sağlıksız gıda tüketmek zorunda bırakmaya hakkınız yoktur. Halkımızın ve ülkemizin yararına olan doğru ve sağlıklı gıda ve tarım politikalarını bir an önce uygulamaya koyunuz.”BirGün
Reklam
'Dolardaki Yükseliş Tarımda Maliyetleri Artırıyor'
Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, dolar kurundaki artışın tarım sektöründe maliyetleri belirgin bir biçimde artırdığına dikkat çekti. Yetkin, tarımda elektrik dışında tüm girdilerin ithal olduğunu ifade ederek, maliyet artışına bağlı olarak fiyatların daha da yükseleceğini vurguladı.İbrahim Yetkin, dolardaki yükselişin tarımda maliyetleri doğrudan yukarıya çektiğine işaret ederek, “Tarım maliyetinde girdilere bakacak olursak; gübrenin ham maddesi ithal ediliyor, tohum kullanımında dışa bağımlıyız, ilaçta ve yakıtta dışa bağımlıyız. Elektrik dışında tarımın ham maddesi dışarıdan sağlanıyor. Bu da maliyetleri artırıyor. Türkiye’de girdilerin yüzde 80-85’i ithal” dedi.
Türkiye En Çok Silah İthal Eden Ülkeler Arasında 9. Sırada
Araştırma şirketi IHS, 2014 yılı savunma ticareti rakamlarını açıkladı. Şirketin rakamlarına göre, 2014 yılında dünya genelinde ülkeler savunma ticaretine bir önceki yıla göre yüzde 13 artışla 64,4 trilyon dolar harcadı2013 yılında savunma ticaretine harcanan para 56,8 trilyon dolardı. IHS uzmanları, savunmaya harcanan paranın artmasında Ortadoğu ve Asya - Pasifik bölgesindeki çatışmaların etkisi olduğunu söyledi.
Reklam
Merkez Bankası’ndan Dövize Faiz Müdahalesi
Merkez Bankası bir hafta vadeli döviz depo faiz oranlarını dolar ve Euro için düşürdü.Merkez Bankası bir hafta vadeli döviz depo faiz oranlarında değişikliğe gitti.Merkez Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamada, “Küresel faiz oranlarındaki gelişmeler doğrultusunda bankaların TCMB’den alabilecekleri bir hafta vadeli döviz depolarının faiz oranları 10 Mart 2015 tarihinden itibaren ABD Doları için yüzde 7,5’ten yüzde 4,5’e, Euro için yüzde 6,5’ten yüzde 2,5’e indirilmesine karar verilmiştir” denildi.Açıklama sonrasında 2,62 seviyesinde hareket eden dolar kuru, 2,60 TL seviyelerine geriledi.Dünya
Kadına Şiddet: İngiltere Nasıl Mücadele Ediyor?
2009 yılı Şubat ayında, İngiltere'nin Manchester kentinde 36 yaşındaki Clare Wood isimli bir çocuk annesi kadın, evinde ölü bulundu, boğulmuş ve yakılmıştı.Öldürülmesinden önceki aylarda, defalarca polise başvurmuş ve eski erkek arkadaşı George Appleton'un kendisini taciz ettiğini, tecavüz etmeye kalkıştığını ve ölümle tehdit ettiğini bildirmişti.Appleton, 2002 yılında başka bir kadını taciz ettiği için üç yıl hapse mahkum olmuş, bir yıl öncesinde ise eski bir kız arkadaşına yaklaşmama emrini ihlal ettiği için altı ay hapis cezası almıştı.Clare Wood ise bunlardan habersizdi. Clare'in vahşice öldürülmesinin ardından olay idari olarak da soruşturuldu ve bu cinayetin polis içerisindeki 'bireysel ve sisteme dair hatalar' nedeniyle engellenemediğini söyledi.Clare'in babası Michael Brown ise, eğer Appleton'un kadına karşı şiddet sabıkalarından haberdar olmuş olsaydı, kızının şimdi hayatta olacağını düşünüyor. Brown kızının ölümünün ardından, kadınların bu bilgiye sahip olabilmesi için bir kampanya başlattı ve geniş destek topladı.Michael Brown'un istediği yasa, Clare Kanunu adıyla geçen sene 8 Mart'ta onaylanarak yürürlüğe girdi.
Hafızalardan Silinmeyen 10 F.Bahçe - G.Saray Maçı
2003 yılının Eylül ayında iki ezeli rakip, Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya.Galatasaray, Kemal ve van Hoojdonk'un gollerine sadece birer dakika sonra Arif ve Hakan Şükür ile cevap veriyordu.Karşılaşmanın 90.dakikasına 2-2'lik eşitlik ile girilirken sarı-kırmızılı ekip korner kullanıyor, Hakan Şükür ile birlikte topa yükselen Fenerbahçe'li Luciano topa eliyle müdahale ediyordu.O an Hakem Muhittin Boşat dışında stattaki herkesten 'penaltı' sesi yükseliyordu.
Reklam
Bir Ayda 56 Bin Esnaf Kepenk İndirdi
Uzun süredir ekonominin geri plana itilmesi sebebiyle piyasalarda yaşanan büyük durgunluk esnafı vurdu. SGK verilerine göre geçen ekimde 2 milyon 924 bin olan Bağ-Kur’lu sayısı kasımda 2 milyon 868 bine geriledi. Faaliyetini sürdürenler ise borç batağında. Her beş esnaftan dördü borcunu ödeyemiyor.Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Benim orta direğim” sözüyle büyük önem verdiği Esnaf, ekonomideki daralmaya yenik düştü. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre sadece geçen kasım ayında 56 bin esnaf, dükkânına kilit vurdu. İşlerdeki durgunluğun yanı sıra fahiş vergi, sigorta primleri ve işyeri kiraları kötü gidişte önemli rol oynuyor. Boşta kalan esnaf, ya maaşlı olarak çalışmaya başlıyor ya da işsizler kervanına katılıyor. Son dönemde kepenk indirenlerden biri de Muhsin Terzi. İstanbul Bahçelievler’deki restoran ve kafesini kapatmak zorunda kalmış. “Müthiş bir iş kaybı var. Piyasalar durgun. Talep yok, insanlar alışveriş yapmıyor. Vatandaş borç batağında, harcayacak parası yok.” diyor. 64 yıldır Bayrampaşa’da üretim yapan Lvnt Tekstil de kriz sebebiyle kapısına kilit vurdu. 95 işçiyi çıkaran şirketin yöneticisi Mehmet Aygün, tekstil sektörünün bitme noktasına geldiğini vurguluyor. Varlığını sürdüren esnaflar da zor günler geçiriyor. 2 milyon 868 bin esnaftan 2 milyon 366 bininin Bağ-Kur prim borcu bulunuyor. Son 10 yılda ise 460 bin esnaf kepenk indirdi.Ekonomik daralmayı en çok hisseden kesimin başında küçük esnaf geliyor. Ayakta kalamayan berber, manav ya da bakkal kepenk indiriyor. Son yıllarda yüz binlerce kişi işyerini kapatarak ya işçi oldu ya da ticari hayattan tamamen çekildi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri incelendiğinde tablo net olarak ortaya çıkıyor. Kurumun verilerine göre sadece bir aylık dönemde Bağ-Kur’lu sayısı 56 bin azaldı. Ekim döneminde 2 milyon 924 bin olan Bağ-Kur’lu sayısı kasım döneminde 2 milyon 868 bine geriledi. Son 10 yıllık dönemde ise 460 bin esnaf kepenk indirdi. Hem nüfus hem de istihdam hayatına giren kişi sayısı hızla artarken, esnaf sayısının azalması dikkat çekiyor.Ekonomide büyüme söylemlerine karşın esnafın kepenk indirmesi, sadece belli meslek kollarıyla ilgili değil. Her işkolunda esnaf sayısı, alışveriş merkezleri karşısında tutunamayarak yok oluyor. Kan kaybının en çok hissedildiği meslek gruplarının başında fotoğraf stüdyoları, marangoz atölyeleri, bakkallar, büfeler, tesisatçılar, ayakkabıcılar ve terziler geliyor. Esnafların kan kaybında, sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği ve vergiler önemli rol oynuyor. Kazandığıyla vergi ve primini ödeyemeyen esnaf, kurtuluşu kepenk indirmekte buluyor.Orta sınıftaki kan kaybının 2008 yılından sonra arttığı görülüyor. Esnaf sayısının dip yaptığı dönem ise ekonomik krizin yaşandığı 2009 yılı. 2010’dan sonra da kan kaybı hız kazandı. Nüfusun artmasına karşılık esnaf sayısının azalmasını yorumlayan uzmanlar, bu kesime yönelik özel tedbirler alınmasının önemine işaret ediyor. Hükümetin 2015 programı incelendiğinde de esnafın kan kaybı net olarak ortaya çıkıyor. Hükümet programında yer alan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2009’da çalışanların yüzde 60’ı maaşlı olarak çalışırken bu oran 2013’te yüzde 64’e yükseldi. Aynı dönemde ‘kendi hesabına çalışan’ olarak ifade edilen esnafların oranı yüzde 20,8’den yüzde 18,7’ye düştü. İşveren sayısı da azaldı. Çalışanların yüzde 5,7’si işveren iken, bu oran yüzde 4,6’ya geriledi. Bu tablo esnaf ve işveren sayısının azaldığını, buna karşılık maaşlı çalışan sayısının arttığını gösteriyor. Orta sınıfı oluşturan esnaf ve küçük işverenin devreden çıkması, gelir uçurumunu artırıyor. Küçük esnafın yok olması, pek çok geleneksel meslek kolunun da tarihe mal olmasına yol açıyor.Küçük esnaf borç batağında400 bin esnaf kepenk indirirken varlıklarını sürdürenler de zor günler geçiriyor. Borcu bulunan esnaf sayısı hızla artıyor. 2 milyon 868 bin esnaftan 2 milyon 366 bininin Bağ-Kur prim borcu bulunuyor. Bu tabloya göre borcu olmayan esnaf sayısı sadece 558 bin. Her beş esnaftan dördü borcunu ödeyemiyor. Borçlu esnaf sayısı 2011’e göre de artış gösterdi. Hayatta kalma mücadelesi veren işletmeler, prim affına da ilgi göstermedi. Bağ-Kur prim borcu bulunan 2 milyon 366 bin esnaftan 1 milyon 61 bini borçlarını yapılandırdı. Geriye 1 milyon 305 bin esnaf affa başvurmadı. Affa başvuranların önemli bir bölümü de taksitlerini ödeyemediği için yapılandırması bozuluyor. Prim affına ilişkin başvuru rakamları, küçük esnafın içinde bulunduğu ekonomik zorluğu bir kere daha ortaya koydu.Yıllardır İstanbul Bahçelievler’de restoran kafe işleten Muhsin Terzi, geçen yazdan itibaren gittikçe kötü bir hal alan süreci durduramayınca işyerlerini kapatmak zorunda kalmış. Reklam ve tanıtım yapmasına rağmen ekonomik darboğazın kendilerini yuttuğunu belirten Terzi, “Vatandaş harcama yapmıyordu. Ciddi manada satışlar azalıyordu. Yazdan başlamak üzere temel tüketim maddelerinde, un, şeker, yağ, peynir, et ve süt ürünlerinde yüzde 30’a varıncaya kadar zam oldu. Bu zamlar maliyetleri artırdı.” diyor. İşyeri kiralarının da çok yüksek olduğunu vurgulayan Muhsin Terzi, kiraların 5-6 bin liraya ulaştığını, iyi yerlerde ise bu rakamın 10-15 bin liraya ulaştığını kaydediyor. Kimsenin asgari ücretle çalışmak istemediğini belirten Terzi’nin en çok şikâyet ettiği konu ise yüksek vergiler: “Bu sene geçmiş dönemlere göre yüzde 30-40 civarında bir kayıpla çalıştık. Büyük firmalar pastadan payını alıyor; olan küçük esnafa oluyor. Devlet bizden yüzde 18 KDV alıyor, satışlara yüzde 10 zam yapsan da bu açığı bile kapatamıyorsun.” 1951 yılından bu yana Bayrampaşa’da üretim ve ihracat yapan Lvnt Tekstil de kapısına kilit vuran işyerleri arasında. Piyasada iş olmadığını vurgulayan İmalat Müdürü Mehmet Aygün, işletmeyi kapattıklarını belirtiyor. Aygün, iş olursa diye 3-5 personel bıraktıklarını, 95 kişiyi işten çıkarmak zorunda kaldıklarını söylüyor.Zaman
Başbakan Davutoğlu Brifing Aldı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, New York temasları ardındanMerkez Bankası Başkanı Başçı, SPK Başkanı Ertaş ve Hazine Müsteşar vekili Dağdaş'tan ayrı ayrı brifing aldı.Başbakanlık: 'Sayın Başbakanımız, New York temaslarını tamamlayıp Ankara’ya dönmesinin hemen ardından Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vahdettin Ertaş ve Hazine Müsteşar Vekili Cavit Dağdaş'ı Başbakanlık Resmi Konut'a çağırarak ayrı ayrı brifing aldı.'Başbakanlık: ' Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, kabulde, Pazartesi günü İsviçre'nin Basel şehrinde yapılacak olan, önde gelen büyük ekonomilerinMerkez Bankası Başkanlarının katılacağı ve son gelişmelerin ele alınacağı Küresel Ekonomi Toplantısı hakkında da bilgi verdi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın da katıldığı brifinglerde ekonomi ile ilgili kurumların önümüzdeki dönem atabileceği adımlar da değerlendirildi.'AA
Reklam
MEB, Robin Hood'u Sakıncalı Buldu
Milli Eğitim’in “değerler eğitimi”ne göre; Alaaddin’in Sihirli Lambası, Pamuk Prenses, Robin Hood, Külkedisi, Sherlock Holmes gibi kitaplar “hırsızları kutsadığı için” sakıncalı.İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün şubat ayında 9. sayısı çıkan İstanbul Eğitim ve Kültür Dergisi’nde, 'Değerler Eğitimi Özel Sayısı'nda Batı’da ortaya çıkan masal ve romanların çocukları edilgenliğe ve hırsızlığa yönelttiği iddia edildi.Türkiye’nin yeni değerlerinin Kuran ve din olduğunun vurgulandığı dergide ‘Batı Edebiyatının Olumsuz Etkileri’ başlıklı bir yazı kaleme alan Tuncel Altınköprü, “Kendi yazınımızla birlikte Batı’nın kimi edebiyat ürünlerini hiç incelemeyip irdelemeden çocuklarımıza sunarken, ne yazık ki onları birtakım tehlikelerin içine atıyoruz” diyor.'KATİLLER KUTSANIYOR'Altınköprü, kült haline gelmiş ve dünyanın her tarafında okutulması için devletlerce teşvik edilen klasikleşen kitaplar için şu ifadeleri kullanıyor: 'Ali Baba ve Kırk Haramiler, Alaeddin’in Sihirli Lambası, Çizmeli Kedi, Sihirli Fasülyeler, Bremen Mızıkacıları, Oduncunun Çocukları, Külkedisi, Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Kibritçi Kız gibi masallarsa fena! Bu masalların aslında hırsızlığı, kapkaççılığı, dolandırıcılığı övdüğünü; kötüleri, hırsızları, katilleri kutsadığını, giyim kuşam düşkünlüğünü körüklediğini; tembelliği, acizliği teşvik ettiğini; onları pasifliğe sürüklediğini, çocuklarımızı bu tür davranışlara özendirdiğini söylersem bana inanır mısınız? …Bütün bu saydığım masalların konuları aslında ortaktır ve hırsızlık masallarıdır. Masal kahramanları, bu serüvenlerde Kırk Haramilerin zenginliklerini, büyücünün sihirli lambasını, devin altın yumurtlayan tavuğunu, sihirbazın ve hırsızların hazinesini çalarlar. Sahipleri peşlerine düştüğünde de, onları acımasızca öldürürler. Sonra da elde ettikleri bu zenginliklerle ömürlerinin sonuna kadar rahat ve mutlu yaşarlar.'ORMANDA BİR SOYGUNCU YAŞANIYORDergide Tuncel Altınköprü imzasıyla yer alan yazıda sadece masallar değil romanlar da akıl almaz ifadelerle itham ediliyor. “Yabancı kökenli masallardaki olumsuz öğeler masallarla sınırlı değil ne yazık ki! Bazı çeviri romanlarla ilgili şu kısa bilgiler sözlerime tercüman olmaya yeter” ifadelerine yer veren yazar, ünlü edebi romanlar için şu ifadeleri kullanıyor:Robin Hood Ormanda yaşayan bir soyguncu ve çetesi… (Televizyonda gördüm, Hırsızlar Prensi diye yüceltilerek isimlendirilmişti.)Arsen Lüpen Kibar hırsız, salon adamı… Polislere asla yakalanmayan gözü pek ve çapkın maceracı…Fantoma Bir türlü başa çıkılmayan suç makinesi… Fantoma ve Müdürü Juve…Killing Ele geçirilemeyen cani…Sherlock Holmes Nikotin ve esrar bağımlısı, anti sosyal efsanevi özel dedektif….'BOMBADAN DAHA TEHLİKELİDİR' ZİHNİYETİn Eğitim Sen 1 No’lu Şube Yöneticisi Barış Uluocak ‘Değerler Eğitimi’ diye cilalanarak okullara yerleştirilmeye çalışılan modelin nasıl ürkütücü bir edebiyat ve sanat düşmanlığı içerdiğini dergi sayesinde tespit ettiklerini söyledi. Uluocak, “Çocuk edebiyatı klasiklerinin ve masalların bile suça teşvik eden unsurlar gibi gösterilmesi nasıl derin bir cehalet taarruzuyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Masalları ve hikâyeleri akıl almaz bir saldırganlıkla itham edenler sanırım ‘bazı kitaplar bombadan daha tehlikelidir’ diyen Erdoğan’ın izinden gidiyorlar” değerlendirmesi yaptı.Serbay Mansuroğlu / BirGün
Ali Kaya Avrupa Şampiyonu
Erkekler 3 bin metrede 7:38.42 ile şampiyona rekoru kıran Ali Kaya, Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda altın madalya kazandı.Daha önce gençlerde de iki Avrupa şampiyonluğu bulunan Kenya asıllı Ali Kaya, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da gelen altınla, Türkiye'ye şampiyona tarihinde altın madalya kazandıran üçüncü sporcu oldu.Erkekler 3 bin metrede ikincilik, 7:44.48'lik derecesiyle Britanyalı Lee Emanuel'e gitti.Norveçli Henrik Ingebrigsten ise 7:45.54 ile bronz madalya kazandı.Al Jazeera
Reklam
Yalnızca Bursalıların Bildiği ve Yaşadığı Şeylere Artı Şeyler
Biz Bursalıların kullandığı bir deyim. heykel'e gitmek bursa halkı arasında heykel'e çıkmak olarak adlandırılır. Kafkasın önünde buluşmadan önce heykele çıkılır.Altıparmak Burçta sinema izledikten sonra, altıparmak'tan hareketle sıra dükkanlar önünden geçerek itfaiyeye varılır, oradan da heykel bölgesine çıkılırdı bir zamanlar. hey gidi günler hey!Sonuç olarak; Bursalı olmayan bilmez,heykele gidilmez heykele çıkılır :)
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dolar Zengini Üretme Çabasındalar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbelerin ekonomik krizlerle geldiğini belirterek, dolardaki yükselişin sebebinin, dolar zengini üretmenin çabası olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep'te kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle biraraya geldi.Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini selamlayarak, şahsına gösterdikleri teveccüh ve destek için teşekkür etti. Erdoğan, toplu açılış ve temel atma töreni vesilesiyle tüm Gaziantepli kardeşleriyle bir arada olduklarını belirterek, 'Eski parayla 4 katrilyon 250 trilyonluk yatırımların resmi açılışını gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı adayı olduğumuzda söz vermiştik. Oturan evrak imzalayan Cumhurbaşkanı olmayacağım. Milletimin layık gördüğü her oyun hakkını vermek, en başta görevimdir şimdi de bu sözümü yerine getiriyorum. Her fırsatta illerimizi ziyaret ediyor, toplu açılış törenleriyle milletimizle kucaklaşıyorum. Bu törenlerle halkımızla bir arada oluyoruz. Sadece ülkemiz değil uluslararası platformda da uluslararası camiayla bir arada oluyorum. En son Suudi Arabistan ziyaretle bu işi çok daha farklı bir noktaya getirdik. Sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle, kanaat önderleriyle, işadamları, bilim adamlarıyla hasret gideriyor, konuşuyoruz. Sıkıntıları dinlemeyi icraatları takip etmeyi sürdüreceğiz. Allah azmimizi kararlılığımızı daim eylesin' dedi.Sivil toplumun, demokrasi, çok seslilik, çoğulculuk olduğunu belirten Erdoğan, 'Aslında siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarının çok daha farklı teşkilatlanmış yapısıdır. Kendisini ifade etmek, fikirlerini duyurmak isteyen herkes rahatlıkla bir sivil toplum kuruluşu kurabilir. Bir derneğe, vakfa üye olabilir. Herhangi bir siyasi partide üye olarak faaliyette bulunabilir. Türkiye bugün sivil toplum kuruluşları bakımından tarihinin en zengin dönemini yaşıyor' dedi.Parti kapatma iddialarıyla ilgili Erdoğan, 'Bir iki parti veya üç parti kendilerinin kapatılmasına yönelik operasyonların olduğundan bahsediyor. Ayıptır. Genel Başkan olduğum dönemde parlamentoda siyasi partilerin kapatılmamasına yönelik anayasa değişikliği yapmak istediğimizde bazıları Meclisi terketti. Bizim içimizden bazıları da ihanet etti. Meclisi terkedip gittiler. O maddeyi geçiremedik. O madde o gün geçmiş olsaydı böyle bir kargaşa olmayacaktı. Bu ifadeyi kullananlar buyursunlar parlamentoda bütün siyasi partiler ortada hemen gelin 3-5 maddelik bir şey siyasi partilerin kapatılmasını ortadan kaldıracak düzenlemeyi yapın bu işi bitirin. İktidar partisi buna karşı çıkmayacaktır. Ama mesele o değil. Burada yine alavere dalavere. Artık bu işlere karnımız tok. Dürüst olmak lazım. Eğer siyasette dürüst değilseniz her zaman kaybetmeye mahkumsunuz. İktidar partisi kapatılmaya karşıdır. Çünkü bunun bedelini ödedik. O partinin ben genel başkanıydım. Birileri ne şekilde propaganda yaparsa yapsın Türkiye tarihinin en özgürlükçü döneminin keyfini çıkarıyor. Medyada, siyasi mecralarda herkes dilediği görüşü rahatlıkla savunabiliyor. Burada ölçü ne, anayasa ve yasalara uygun şekilde yürüteceksiniz. Kimsenin hakkına hukukuna inancına hakaret ve tacizde bulunmayacaksın. Bu şekilde faaliyet gösterdiği halde herhangi bir baskıya maruz kalan birey kurum kuruluş var mı? Varsa hakkını herkesten önce ben savunacağım velev ki bana karşı olsun bana muhalefet ediyor olsun. Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsun, Başbakana hakaret ediyorsun daha ne olacak git batıda yap bakmalım' dedi.Erdoğan, 'Özgürlük adına demokrasi adına taşla sopayla teşebbüs edenler çıkmışlar özgürlükten bahsediyorlar. TBMM’de maske takıyorlar sonra özgürlükten bahsediyorlar. Molotofa özgürlük diye sokakta dolaşanlardan demokrasi olabilir mi? Bıçak doktorun elinde neşter olur hayat kurtarır ama katilin elinde can alır. Güvenlik paketiyle bunları engelleyeceğiz. Ama bir muhalefet, bir karşı çıkma. Sanki ülkede darbe kanunu çıkartılıyor. Dertleri nedir? Bu paket çıkmasın. Demokratik çerçevede tepkini ortaya koyabilirsin ama ülkenin huzurunu bozamazsın. Türkiye büyüdükçe ekonomi de aradığı istikrarı buldukça birileri sokaktan medet umuyor, lütfen dikkat edin! Erbakan Hocamıza, Adnan Menderes’e aynı şeyler uygulandı. Bugün 'Medya özgürlüğü yok' diyenler özgürce yazıyorlar. İşin gerisindeki, oyun başka' diye konuştu.Dolardaki artışla ilgili de konuşan Erdoğan, 'Her darbe önce elini vatandaşın cebine atar. Darbeler ekonomik krizlerle gelir. Memleketin kaynaklarını peşkeş çeker. Bir kitapçık kriziyle bu ülke bir gecede fakirleştirilmiştir. 40 milyon dolar birilerinin cebine girmiştir. Bu üst aklın karşısında dün nasıl dimdik durduysak yine duracağız. Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde kredi geri çağırmalarda kuralların dışına çıktığında bedelini siz ödersiniz. Dolar zenginleri üretmek istiyorlar. Bir taraftan da Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki Merkez Bankası'na çok vuruyorsunuz. Çıksın işte çözsün o çözecek ben mi çözeceğim. STK’lara ve işadamlarına sesleniyorum. Sakın dolar alarak köşeyi dönerim gibi bir yaklaşım içine girmeyin. Duvara çarparsınız. Dere yatağında akar. Biz gereğini önümüzdeki hafta içinde yaparız' dedi.Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Yalova’da asırlık ağaçları kestiler. Nerede o tencere tavacılar. Hiçbiri ortada yok. Bağlı oldukları siyasiler nerede. Şimdi neredesin.Yalova’da neredesin, Sarıyer’de neredesin.Adil olacağız. Çevre düşkünü biziz. Gezi olaylarında ortaya koyduğumuz tavrımızdan sonra amaçlarına ulaşamayınca 17-25 Aralık darbe girişimini yaptılar. Sessiz kalsaydık kontra bir adım atmasaydık Türkiye’deki durum çok farklı olurdu. Gezi’den veya 17-25 Aralık’tan sonuç alsalardı 12 yıllık emek, kazanımlar boşa gidecektir. Bakmayın bize yaptıkları ithamlara. Sıfatları ne olursa olsun faşiste bile rahmet okutacak bir bağnazlığa sahiptir bunlar. Türkiye’nin Pensilvanya’dan emir almadan siyaset yapan siyasetçilere ihtiyacı var. Ben şunu şunu yapacağım deyin Allah aşkına, bir şey deyin yol deyin, alt yapı deyin. İktidara gelmek isteyenler bu işin sırrını öğrenmek istiyorlarsa Gaziantep’e gelsinler, sizlerle konuşsunlar bu bile yeter onlara. Gaziantep Doğu’nun en modern ili oldu. Batının şehirleriyle yarışır hale geldi. Onların böyle bir derdi yok. Onların arkasında Pensilvanya Şer cephesi varsa bizim de milletimiz var. Çözüm sürecinin özellikle Güneydoğu’da kilidi Gaziantep’tir ben buna inanıyorum. STK’ların desteğine güveniyorum'.İHA
Yiğit Bulut: ‘Ben Euro'nun Para Birimi Olduğuna İnanmıyorum’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı Yiğit Bulut, Euro'nun dolardan daha değerli olmaması gerektiğini belirterek, 'Ben Euro'nun para birimi olduğuna inanmıyorum' diye konuştu.Akşam gazetesine değerlendirmeler yapan Yiğit Bulut, “Dünyadaki yeni denge arayışında sosyolojik ve ekonomik tüm alt dinamiklerin doğru analiz edilmesi gerek. Türkiye’de dolar kuruyla ilgili bir hareket var. Ama bu hareketin tamamını içerdeki dinamiklere bağlamak doğru değil.”'Euro, dolardan değerli olamaz'Tarihin her döneminde; yeni dünya denklemi kurulurken bu tip geçişlerin her zaman yaşandığına dikkat çeken Yiğit Bulut’a göre bu denge önümüzdeki birkaç hafta içinde yerine oturacak. Ardından da kurlarda bir dengelenme süreci yaşanacak. Doların euro karşısındaki yükselişinin ister istemez TL’yi de etkilediğini söyleyen Yiğit Bulut, “Bu noktada dünyadaki büyük resmi görmek lazım. Bu resmi gördükten sonra içerideki resmi analiz etmek daha doğru olur”  diye konuştu. Yiğit Bulut, şunları söyledi: “Benim görüşüm 10 yıldır hiç değişmedi. Euro, dolardan daha değerli olabilecek bir para değil. Ben Euro'nun bir para birimi olduğuna da inanmıyorum. Euro'nun neye dayanarak dolardan daha değerli olduğunu ciddi sorgulamak gerekiyor.”'Algı operasyonu yapılıyor'Doların TL karşısındaki yükselişine bakarken dünyadaki genel dolar hareketinin görmezden gelindiğine de dikkat çeken Yiğit Bulut, “İçerde kur hareketini “Sayın Cumhurbaşkanı konuştu, Merkez Bankası’nı sıkıştırdı diyerek bir algı operasyonuna dönüştürmeye çalışanlar var. Aynı şekilde petrolde düşüş olmasına rağmen akaryakıt fiyatlarında indirim olmuyor, zam geliyor gibi bir çok söylemi alt alta yazıp bunu köşelerinde paylaşanlar var. Bunun hepsinin sonucunda topu getirip Sayın Cumhurbaşkanı’nın önüne koymaya çalışıyorlar. Bir kısmı bu saydığım büyük resmi göremediği için bunu yapıyor. Bir kısmı da dünyadaki doğum sancısını görmelerine rağmen bir suçlama malzemesi olarak kullanmaya gayretinde” diye konuştu. 'Türkiye’nin dolar kaygısı yok'Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, yaratılmaya çalışılan algıyla ilgili olarak 'Bu manipülasyon ellerinde patlayacak ve elleri yanacaktır. Çünkü Türkiye'nin böyle bir kaygısı yok, böyle bir sıkıntısı yok. Diledikleri kadar oynasın bir şekilde bu onların elini yakar' diye konuştu.T24
Anime Ustası Hayao Miyazaki'den Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Başyapıt
etiket
Hayao Miyazaki Japonya'nın en büyük animasyon yönetmenlerinden biridir. 50 yılı aşkın bir süredir animasyon dünyasının içindedir ve en yakın çalışma arkadaşı Isao Takahata ile birlikte Studio Ghibli adlı animasyon stüdyosunun kurucusudur. Onun filmlerinde eğlenceli araziler, zorlayıcı karakterler, nefes kesen animasyonlar olağan üstü bir kurgu vardır. Uluslararası bir üne sahiptir.Hayao Miyazaki'nin başarısını kanıtlayacak örnekler(Çeşitli film festivalleri ve ödül törenlerinden yaklaşık 70 ödülü vardır);En iyi animasyon film Oscar'ı 2003Akademi onur ödülü 2014Yılın animasyonu dalında Japon Akademi Ödülü 2014 Wind Rises, 2009 PonyoEn iyi film dalında  Japon Akademi Ödülü 2002 Spirited Away. 1998 Princess MononokeNebula en iyi senaryo ödülü 20007 Howl's Moving CastleVenedik Film Festivali Mimmo Rotella Vakfı Ödülü 2008 PonyoAltın Ayı 2002 Spirited AwayDaha fazlası için: http://www.imdb.com/name/nm0594503/awards
Reklam