Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 130 Sayfalık Ekonomi Brifingi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz eleştirilerine hedef olan Başbakan Yardımcısı Babacan ve MB Başkanı Başçı, Erdoğan'a brifing verdi. Başçı, 130 sayfalık sunum yaptı. Erdoğan sunumu danışmanlarıyla dinledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın faiz politikası konusunda sert eleştirilerine hedef olan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, son haftalarda dolardaki hızlı yükselişin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda. Başçı, faiz tartışmalarında kendisini destekleyen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile birlikte Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na geldi. 16.45'te planlanan görüşme 1 saat 15 dakika gecikme ile saat 18.00'de başladı. Cumhurbaşkanlığı görüşmeyle ilgili herhangi bir fotoğraf ya da görüntü paylaşmadı. Görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi konusundaki Başdanışmanları Yiğit Bulut ve Cemil Ertem'in de hazır bulunduğu daha sonra yapılan açıklamadan anlaşıldı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı saat 20.00 sıralarında Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan ayrılırken, Erdoğan'ın Babacan ile görüşmesi devam etti. Babacan da yarım saat sonra Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı.Görüşmenin bitiminden kısa bir süre sonra, Merkez Bankası internet sitesine Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yapılan 130 sayfalık sunum koyuldu.
Başbakan Yardımcısı Akdoğan: 'Nevruz Süreçte Önemli Bir Kilometre Taşı Olacak'
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, çözüm sürecine ilişkin, 'Nevruz, süreçte önemli kilometre taşı olacaktır. Çatışmayı demokrasi ateşinde yakacağız' dedi.ANKARABaşbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde, Doğu Anadolu Bölgesi oda ve borsa başkanlarına hitap etti.Oda başkanlarının reel sektörün içerisinden geldiğini ve ekonomik istikrarın önemini çok iyi bildiklerini belirten Akdoğan, ekonomik istikrarın, demokratik istikrarla birlikte sürebileceğini, her ikisinin temelinin huzur ve güven, temel hakların yaşanabildiği güvenlik zemini olduğunu söyledi.Akdoğan, güvenlik ve huzur olmadan büyüme, ekonomik kalkınma, demokratik gelişme olamayacağını dile getirerek, bu açıdan çözüm sürecinin büyük önem taşıdığını vurguladı.Çözüm sürecinde önemli bir aşamaya gelindiğini ifade eden Akdoğan, şöyle konuştu:'HDP heyetiyle birlikte yaptığımız açıklamada yapılan silah bırakma vurgusu tarihi önemdedir. Öncelikle şunu kabullenmek durumundayız, her türlü sorunun konuşulma, tartışılma, çözülme zemini siyasettir. Demokrasimiz bugün her türlü sorunu çözebilecek imkan ve kabiliyete ulaşmıştır. Bunu daha da geliştirmek bizlerin elindedir. Demokrasiye inanmak her şeyin temelidir. Karanlık, ışığın olmama halidir. Işık varsa karanlık yoktur. Demokrasi, karanlığı ortadan kaldıran ışıktır. Demokrasi varsa silaha yer yoktur. Silah varsa demokrasiye inanç yoktur. Nevruz bu süreçte önemli bir kilometre taşı olacaktır diye düşünüyorum. Nevruz'da inşallah tüm çatışmayı, şiddeti, silahı demokrasi ateşinde yakacağız ve hep birlikte demokrasi ateşinin üzerinden atlayacağız.'Başbakan Yardımcısı Akdoğan, 44 bin insanın hayatını kaybettiği bu sorunun el birliğiyle çözülmesi gerektiğini belirterek, bu noktada herkese büyük sorumluluk düştüğünü söyledi.Sivil toplum örgütlerinin sürecin önemli bir paydaşı ve muhatabı olduğunu ifade eden Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Hiçbir konuyu konuşmaktan, tartışmaktan çekinmemek durumundayız. En aykırı görüşler, hiç kabul etmediğimiz düşünceler bile demokrasi zemininde özgürce konuşulabilir. Bu yüzden demokrasi bir tahammül rejimidir. Çözüm sürecinde milletten kaçırılan hiçbir şey yoktur ve olmayacaktır. Bu süreci milletin rızası ve desteğiyle sürdürüyoruz. Köklü adımlar zaten Meclis'in iradesiyle hayata geçirilebilir. Yani Meclis'ten de bir şey kaçırılamaz. Herkes o noktada müsterih olmalıdır. Yeni anayasa kronik sorunlarımızın çözümünde önemli bir fırsat ve zemin olacaktır. Bu meseleyi seçime kurban etmeden, kısır çekişmelere, siyasi polemiklere boğmadan götürmek durumundayız.''Çözüm, kaybedeni olmayan bir süreçtir'Yalçın Akdoğan, 'AK Parti iktidarı olarak her zaman söylediğimiz, 'Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız' ifadesidir. Çözüm, kaybedeni olmayan bir süreçtir. Sorunlardır herkesin kaybetmesine sebep olan' değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'de hiçbir zaman etnik temelde bir çatışmanın olmadığını vurgulayan Akdoğan, şöyle devam etti:'Türk, Kürt kardeşliği binlerce yılı aşan bir tarihi geçmişe sahiptir. Geçmişte yaşanan sorunlar, toplumsal birliğimizi, bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi sarsamamıştır. Bu önemli bir zenginliktir. Bunu hep birlikte geliştirmek, güçlendirmek, pekiştirmek durumundayız. AK Parti olarak paradigmayı değiştirdik. Sorunların üzerine kararlılıkla gittik. Ancak büyük sorunlar, zihniyet devrimi gerçekleşmeden çözülemiyor. Bu noktada herkesin olumlu yönde bir değişim geçirmesi gerekiyor.'Sorunun sosyo ekonomik boyutunun küçümsenemeyeceğine dikkati çeken Akdoğan, 'Aslında sorunu besleyen, büyüten asıl sebeplerden biri de sosyo ekonomik boyuttur. Elbette siyasi boyutu önemlidir sorunun. Yani inkar, ret, asimilasyon politikaları ve bunlara son verilmiş olması. İnsana saygı, hem siyasi hem ekonomik ayrımcılığın tasfiyesiyle mümkündür' dedi.Akdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bu amaçla, bugüne kadar 166 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:'2002'de bu bölgelerimizin, yatırımlardan aldığı pay yüzde 7'ydi. 2014'te bu, yüzde 15'e çıktı. Sayın Başbakanımızın açıkladığı yeni GAP Eylem Planı, 27 milyar liralık bir yatırımı öngörmektedir. Buna 'Barış Projesi' de diyebiliriz. Hükümet olarak, çok yönlü ve çok boyutlu olarak meselenin üzerine gidiyoruz. İyi niyet ve samimiyetle nihai çözüme ulaşmak için gayret gösteriyoruz.Şunu da vurgulamak durumundayım. Bu sürecin sahibi, AK Parti iktidarıdır. AK Parti ne kadar güç kazanırsa süreç o kadar hızlı yol alır, yeni anayasa yapımı o kadar kolay olur. Bu yüzden diğer partilerin ne olduğundan daha önemli olan, sürecin lokomotifi olan AK Parti'nin ne kadar güçlü bir şekilde var olduğudur. Bunu da herkesin iyi anlaması gerektiğini düşünüyorum.'Bölgedeki bütün kanaat önderlerinin, sivil toplum örgütlerinin, süreçte oynayacakları rolün büyük önem taşıdığını kaydeden Akdoğan, 'Elbirliğiyle demokrasiyi büyüttükçe sorunlarımızın küçüldüğünü göreceğiz' ifadesini kullandı.Yalçın Akdoğan, bugün Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında, Çözüm Süreci konulu toplantıya katılacağını anımsatarak, 'Burada bölgelerden gelen arkadaşlarımızın aktaracağı hususları, vereceği raporları da aynı zamanda bu Çözüm Süreci toplantısına da taşıma imkanımız olacak' diye konuştu.'Yatırım, istihdam ve ihracat daha çok konuşulmaya başladı'TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da Türkiye'de geçen yılın sonbaharında kirli bir oyun tertip edilmeye çalışıldığını, Doğu ve Güneydoğu'daki oda ve borsa başkanlarının aklıselimle hareket ederek, milletin arasına nifak sokulmasına izin vermediğini söyledi.Hisarcıklıoğlu, son birkaç yıldır huzur ortamı kuvvetlendikçe Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yatırım, istihdam ve ihracatın daha çok konuşulmaya başlandığının altını çizerek, gelecekle ilgili umutlar ve hayallerin yeşerdiğini ifade etti.Huzur ve ticaretin birbirinden ayrılmayan bir bütün olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, 'Şunu iyi bilmeliyiz ki içinde bulunduğumuz coğrafyanın istikrarı da Türkiye'nin daha güçlü, daha zengin, daha istikrarlı olmasına bağlı. Bu milletin geleceğini düşünen, çocuğu için daha müreffeh gelecek isteyen herkesin en önemli önceliği huzur olmak zorunda. Türkiye'nin birliği ve kardeşliğini her türlü çatışmadan uzak tutmak hepimizin görevi' değerlendirmesinde bulundu.Toplantı, basına kapalı devam etti.Muhabir: Ferdi Türkten-Hüseyin Gazi KaykıAA
Dalan: 'Ergenekon Sürecini 30 Yıl Önceden Gördüm'
12 Nisan 2010’da alınan yakalama kararının geçen ay kaldırılmasının ardından yurda dönen Ergenekon Davası’nın sanığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı, eski milletvekili Bedrettin Dalan, yurtdışında bulunuşuyla ilgili olarak, 'şeytani bir kumpastı. Bu kumpasın mağduru olmamak için yurt dışına çıktım' dedi. Dalan, ' Ben bu süreci 20-30 yıl önceden görüyordum’ dediniz. Bunu herhangi devletin kişi yada kurumlarıyla organlarıyla paylaştınız mı?’ sorusuna da 'Gerekli olan bütün organlara söyledim. Hiç kimse bana inanmadı. Şunu söyleyeyim karım dahi inanmadı' yanıtını verdi.Dalan, 'Devlet erkanından sizi arayan oldu mu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakanlığı döneminde Ergenekon süreci için 'Ben bu sürecin savcısıyım' ifadesini kullanmıştı. Bu 7 yıllık süreçte siyasetin müdahalesiyle karşılaştınız mı?' sorusu üzerine şöyle dedi:'Siyasetin müdahalesiyle hiç karşılaşmadım. Sadece hukuk çetesinin birebir düşmanlığı ile karşılaştım. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer bu durumu görmediyse görmeyebilir. Biraz evvel de söyledim. 25 yıl önce karıma anlattım karım bana kahkaha ile güldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın da o günlerde bunu görmemesi son derece doğal. Ama bunu gördükten sonra eğer yoluna devam etseydi, kınardım. Mademki, hatadan döndü ve şu anda o istikamette, kutluyorum. Allah kuvvet versin diyorum' dedi.KANAT TAKTIM UÇUYORUMBedrettin Dalan, kurucusu olduğu Yeditepe Üniversitesi’nin Rektörlük Binasında basın toplantısı düzenledi. Dalan daha sonra yaptığı konuşmada, 7 yıl aradan sonra ülkesine yeniden döndüğü  için büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, şunları söyledi:'Bahtiyarlık duyuyorum demek dahi çok hafif bir kelime. Kanat taktım uçuyorum. Gerçek bu. Bir zamanlar ülkemden bir hafta bile dışarıda kaldığım zaman aşırı derecede özler, ilk uçakla gece yarısı olsa dahi ilk uçakla dönerdim. Ancak bu sefer 7 yıla yakın bir zaman yurt dışında kalmak zorunda kaldım. Birçok yazar, çizer kendine göre ’Ergenekon Davasının firari sanığı’ dedi bana. Hayatımda hiçbir şeyden firar etmedim. Hayatımda hiçbir tehlikeden kaçıp kurtulmayı denemedim. Ancak bu seferki tehlike değil, bu seferki doğrudan doğruya sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi kumpas. Yani hukuki gayelerine alet eden, kendini hukuk adamı zanneden bir takım kişilerin kurduğu şeytani bir kumpastı. Bu kumpasın mağduru olmamak için yurt dışına çıktım. Sizi temin ederim ki, yurt dışına çıkarken, bana bu kumpası kuran üst seviyedeki, üst aklın dışında ne polisler, ne savcılar ne de hakimler, kumpasın tetikçileri olan kişiler benim tutuklanacağımı bilmiyorlardı. Ama ben çok çok evvelden şunu çok rahatlıkla söylüyorum. 20 yıl evvelden bu işlerin bana doğru geleceğini biliyordum. Onun için yurt dışına çıkışım herhangi bir devlet görevlisinin beni uyarması ile değil, içinde yaşadığım son 30 yılın macerasının bana verdiği akılla yurt dışına çıktım. Onun için bir memlekette akıl, vicdan, hukuk varsa bana hiç kimse ama hiç kimse bana f’irari sanık’ diyemez. Sanık olmamız için doğru düzgün bir iddianame ve doğru düzgün çalışan çalışan bir hukuk kanalı gerekirdi. Maalesef bu kumpas davalarının hiçbirisinde ne akıl, ne vicdan,  ne hukuk hiçbir şeyden bahsetmek mümkün değildi. 'ADALETE GÜVEN YÜZDE 20’LERE İNMİŞSE...Dalan sözlerine şöyle devam etti: 'Bu söyledikleri şu anda ben söylüyorum ama devletin resmi savcısı da bunu 15 gün önce Bakırköy’de söyledi. Resmi savcı. Şimdi kendini haksız hukuksuz bir tehlikeden bir komplodan, bir kumpastan korumak için gayret sarf eden insana ’firari’ demenin hangi akla vicdana hizmet ettiğini anlamak mümkün değil. Bugün bile bazı gazeteler 'Ergenekon davasının firari sanığı’ demiş. Ama şunu söyleyelim ki, firari durumda olanlar, bundan sonra başkaları olacak, olmaya da başladı. Çünkü onlar da bu komplonun belirli kademedeki elemanlarıydılar. 'Herkes kendi kazdığı kuyuya düşer’ diye bir atasözü vardır. Kumpası kuranlar kendi kazdıkları kuyuya düşmeye bir bir başladılar. Düşmeye de devam edecekler. Çünkü adalet yavaş yürür ama mutlaka ve mutlaka yerini bulur. Yedi yıl gecikmeyle de  adaletin yavaş yavaş yerine gelmesini görmekten son derece mutluluk duyuyorum. Bu mutluluk kendi şahsıma ait bir kumpas değil. Çünkü emin olun ki, bu kumpas Bedrettin Dalan’a kurulmadı. Ben sadece bir insanım. Bu kumpas, bu komplo, Türkiye Cumhuriyeti  devletine, milletine, adaletine kurulmuş bir ağır bir komplodur, ağır bir darbedir. Bu darbeden nasıl çıkacağımızın yolu aranıp bulunması gerekir. 15 gün önce yeni seçilen Yargıtay Başkanı’nın aynen söylediği şudur, ’dibe vuran Türk adalet sistemini imajını kalkındırmak birinci görevimizdir’  ki kamuoyu araştırmalarında bu yüzde 20’lere inmiş durumda. Bir vatandaş olarak halkın inanırlığı bakımından adalete güveni yüzde 20’lere inmişse o ülkede yaşamak hakimler için dahi zordur.Ben bunun utancını yurt dışında çok yaşadım. Almanya’da hangi hakime, hangi savcıya, hangi hukukçuya aleyhimde yazılmış iddianame denilen şeyi Almanca ve İngilizce’ye çevirttim, gösterdiysem, hepsi gülüp geçtiler. Alay ettiler. O alay etme emin olun ki, içime kurşun gibi çöktü. Ne olsa benim ülkemin adaleti. Benim ülkemin hakimleri, benim ülkemin savcıları, böyle olmamalıydı. Sadece ülkemin hasretiyle değil 7 yıl bu utançla da yaşadım arkadaşlar. Eğer iddianamenin içinde tek bir satırlık suç unsuru olsaydı, Dünya’nın en büyük hukuk devleti ABD veya Almanya beni ’misafir’ statüsünde oralarda tutmazdı.'EKONOMİ HUKUK YARATMAZ AMA HUKUK EKONOMİ YARATIRHukukun olmadığı yerde yaşamın olmayacağını ifade eden Dalan, şunları söyledi:' Hukuk olmayan ülkede yaşam olmaz. Her şey hukuktur, adalettir. Hukuk ve  adaletin olmadığı ülkede sadece mutluluk değil refah da  olmaz. Bir örnek vereyim; Almanya’da hukuk düzenine Alman vatandaşlarının inancı yüzde 20 seviyelerine düşsün. Yemin ediyorum, Almanya’nın ekonomik durumu, Türkiye’nin ekonomik durumunun altına 3 ayda düşer. Ama bugün Almanya Avrupa’nın lider ülkesi ise ekonomide lider hukuku sayesinde ayakta kalıyor o ekonomi.  İnşallah bu sözlerim yerini bulur, medyada zamanla hukuğa ayırdığı sayfalarını çoğaltır, gazeteler, televizyonlar… Bunu TC Devleti 'hukuka geçişi'  yakalayamazsa  ne dünyada itibarımız olur ne içerde huzurumuz olur ne de  gerçek anlamda zenginliği bulabiliriz.  'DEVLETİN MİSAFİRİ STATÜSÜNÜ TANIYAN ALMAN DEVLETİNE ŞÜKRANLARIMI  SUNUYORUMYurt dışında geçirdiği yedi yılın çok zorlu geçtiğini söyleyen Dalan, şöyle devam etti:'Ama bu zorlukları kolaylaştıran gerek yurt dışındaki Türkler, inanılmaz bir şekilde bana ülkemin hasretini azaltan yardımlarda bulundular. Özellikle Almanya’daki yaşadığım bölgedeki Türkler. Onun dışında çok yakın arkadaşlarımın bile selam vermekten, telefon etmekten kaçındıkları zamanlarda çok uzaktan tanıdığım ve gerçek dost olduklarını öğrendiğim dostlarıma arkadaşlarıma buradan çok teşekkür ediyorum. Yedi yıl boyunca gerek üniversiteyi gerekse okulları dimdik ayakta tutan yokluğumda benden de iyi yöneten bütün yönetici arkadaşlarıma ve bize güvenen bütün kardeşlerime evlatlarıma gerçekten samimiyetle teşekkür ediyorum. Son teşekkürüm de, bana Almanya’da sığınmacı statüsü değil,  devletin misafiri statüsünü tanıyan Alman devletine ve Alman hukuk sistemine buradan gerçekten şükranlarımı sunuyorum. 'UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ ALMANYA’DA SADECE 6 AYDIRUzun tutukluluk süresi ile ilgili de konuşan Dalan, 'Almanya’da tutukluluk süresi sadece 6 aydır. Gerekli görüldüğü takdirde bir yıla kadar uzatılabilir. Ancak uzatma kararını davayı gören mahkeme değil başka bir mahkeme gerekçelerini de inceleyerek karar verebilir. AB gireceğiz, AB oturduğu temel kavramlar ne kadar zengin olduğunuz değil ne kadar hukuk devleti olduğunuza bağlıdır. Şu kumpas davaları derdinden Türkiye,  belasından kurtulsun. Türkiye hukuk devletine hızla gitsin, sizi temin ediyorum AB girmemiz çok çok daha kolaylaşacaktır. Zengin olursak AB’ye girmeyiz, hukuk devleti olursak, hukuk toplumu olursak kendiliğinden gireceğimize garanti gözüyle size söz verebilirim.' dedi.KARIM DAHİ İNANMADIBedrettin Dalan, yaklaşık 20 dakika süren konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.  Dalan,  'Ben bu süreci 20-30 yıl önceden görüyordum’ dediniz. Bunu herhangi devletin kişi yada kurumlarıyla organlarıyla paylaştınız mı?’  sorusuna, 'Gerekli olan bütün organlara söyledim. Hiç kimse bana inanmadı. Şunu söyleyeyim karım dahi inanmadı.  Türkiye’deki bu süreçle ilgili 1986 yıllarıydı galiba Güneri Cıvaoğlu’na bir ABD’li subay, Suudi Arabistan’da bir harita göstermişti hatırlar mısınız? Bu süreç o süreçtir. O sürecin detaylarını rahmetli Turgut Özal’a çok yakın olduğum için fazlasıyla öğrendim. Gözüm patladı, yüreğim sıkıldı. Başta karıma açtım, ilgili bütün kişi ve kurumlarına anlattım. Hiç birisi inanmadı. ‘Türkiye’de böyle şey olmaz’ dediler. Türkiye’nin geldiği noktayı görüyorsunuz. Bu bir hikaye değil bu bir büyük evrensel bir proje. Onun da mağdurları arasına girdik.  Mağdur olduk açık söyleyeyim. Bu mağduriyetten dolayı pişmansın?  Hayır değilim. Yapman gerekeni, uyarı görevini yaptım. Benden bu kadar. Gerisi de devletimize, milletime ait bir hadisedir.' diye cevapladı.SAVCILIK ÇAĞIRIRSA KUMPASIN BÜTÜN DETAYLARINI ANLATIRIMDalan, 'Kumpas iddiasıyla ilgili soruşturma yürütülüyor. Bu kapsamda savcılığa gidip şikayette bulunacak mısınız?' şeklindeki soruya, 'Şu anda avukatım bu konuda şikayette bulundu. Eğer savcılık çağırırsa çok detaylı olarak bu kumpasın bütün detaylarını anlatırım. Dalan,  'Söylediğiniz kumpas ve büyük proje iddialarını biraz açabilir misiniz?' sorusuna, 'Onu Güneri Cıvaoğlu’na sorun kendisi gazeteci. Burada şey yaparsak çok uzun sürer. Ben siyaset yapmak istemiyorum. Güncel siyasetin tamamen dışındayım. Onu da söyleyeyim. Kesinlikle herhangi bir şekilde siyasete girme gibi bir niyetim yok. Benden hiç kimse çekinmesin. Bedrettin Dalan görevini yapmıştır, mağduriyetini de çekmiştir. Ne demişti Tuncay Güney, Kanada’dan 'Bu bir senaryoydu. Bu senaryo da herkes rolünü oynadı. Senaryo bitti. The End’ senaryo bitmiş olmasaydı bende burada belki hala olamazdım.' dedi.AĞLATMA BENİ...Dalan, 'Kırgınlığınız var mı?' sorusuna, 'Kırgınlığım olmaz mı. Yedi yıl müddetçe ciğerim dağlandı her gün. Her gün giden uçaklar İstanbul’a doğru gidiyordu (Gözleri doldu) Ağlatma beni şimdi. ' dedi.O KİTAPTA HEPSİ YAZILIDalan, 'Türkiye’de İrtica ve Cemaat Kuşatmasında Eğitim adlı kitap bir yazmıştınız. 20 yıl önce görmüştüm, demiştiniz. Söyledikleriniz şu an size neyi hatırlatıyor? sorusuna şu yanıtı verdi: 'Evet o kitapta bu olacakların hepsi yazılı. İsim vermeden yazılı. Noktası elifine kadar yazılı. Bir kitap daha yazmıştım. 'Türkiye’ye uzanan eller’ onda da yazılı hepsi. Tarihten ders alınırsa tarih tekerrür etmez. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı yıkan bütün enstrümanlar bugün yine Türkiye’nin önüne kondu. Ben çok akıllı olduğum için değil, çok okudum, analiz yaptım, mühendis kafasıyla karşılaştırmalar yaptım önümüzde duruyor. Devletçe, milletçe, hükümetçe çok uyanık olmamız lazım. İçimizdeki kavgaları minimuma indirip bu uluslararası komplo ile nasıl baş ederiz takkemizi önümüze alıp düşünmemiz lazım.YETİŞTİRDİĞİM GENÇLERİ DEVLETİN İÇİNE YERLEŞTİRSEYDİM KOMPLONUN BAŞI OLURDUMDalan, 'Kumpas bozulması için atılması gereken adımları yeterli buluyormusunuz' şeklindeki bir soru üzerine de şöyle dedi: 'Bulmuyorum.  Çünkü daha tutarlı, daha hızlı, daha güvenilir yollar var. Bakın o zaman TC devleti nasıl kumpasa tabi olurmuş, darbe hükümete karşı devlete karşı nasıl yapılırmış çok daha net daha konabilir. Milletin kafası şu an çok karışık. Kimisi haklı kimisi haksız, diyor. Eğer Bedrettin Dalan olarak,  bugüne kadar 100 binin üstünde genç yetiştirdim. Bu yetiştirdiğim gençleri herhangi bir şekilde, akıllı gençlerde yetiştirdim. Dünya’nın her yerinde başarılı çocuklarım var. Planlı bir şekilde devletin askeriyesine, polisine, dışişleri bakanlığına, adliyesine yerleştirip şematik olarak bunları direk Dalan’a bağlı hale getirseydim ben komplonun başı olurdum. Hayatımda hiç öyle bir şey yapmadım. Sadece bireyleri yetiştirip ülkemin, insanlığın hizmetine attım. Beni bu konuda kimse suçlayamaz.' dedi.CUMHURBAŞKANIMIZIN DA O GÜNLERDE BUNU GÖRMEMESİ SON DERECE DOĞALDalan, 'Devlet erkanından sizi arayan oldu mu?' ve 'En çok neyi özlediniz' sorularına,  'Hayır olmadı. Ama çok kişi aradı. Devletten değil ama hükümeti yakın çevrelerden de oldu. En çok vatanını özledim. Sevgilisini özleyen insan kaşını mı özler, gözünü mü özler, saçını mı özler? Bir bütün olarak vatanımı özledim' yanıtını verdi.ALLAH KUVVET VERSİNDalan  'Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Ergenekon süreci için 'Ben bu sürecin savcısıyım’ ifadesini kullanmıştı. Bu 7 yıllık süreçte siyasetin müdahalesiyle karşılaştınız mı?' sorusuna ise, 'Siyasetin müdahalesiyle hiç karşılaşmadım. Sadece hukuk çetesinin birebir düşmanlığı ile karşılaştım. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer bu durumu görmediyse görmeyebilir. Biraz evvel de söyledim. 25 yıl önce karıma anlattım karım bana kahkaha ile güldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın da o günlerde bunu görmemesi son derece doğal. Ama bunu gördükten sonra eğer yoluna devam etseydi, kınardım. Mademki, hatadan döndü ve şu anda o istikamette, kutluyorum. Allah kuvvet versin diyorum' dedi.DHA
Sanayiye Destek Paketi Geliyor
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz hükümetin sanayicilere yönelik yeni bir destek paketi konusunda çalışmalar yaptığını açıkladı. Yılmaz, “İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz' dedi.Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ekonomi yönetimi arasındaki toplantıda sanayiye yönelik bir paket kararı alındığını açıkladı. Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Yılmaz, paketi Başbakan Davutoğlu’nun açıklayacağını söyledi:“Nitekim dün yaptığımız toplantının (Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığındaki toplantı) sonuçlarından biri de bu oldu. Özellikle sanayicilerimize dönük olarak yeni bir destekleme paketi konusunda çalışmalar yapıyoruz. İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz.”“İmalat sanayiine özel önem veriyoruz”Cevdet Yılmaz buradaki paketin istihdamı ve üretimi artırmaya yönelik olacağını kaydederek, imalat sanayiine özel bir önemle yaklaştıklarını ifade etti:“Dünyada da insanlar hizmet sektörlerine kaymaya başladılar. İmalat sanayiinde çalışmayı arzu edenlerde dünyadakine benzer bir şekilde düşüş görüyoruz. Bunu tersine çevirmeye, sanayide çalışmaya teşvik etmeye, istihdam yoğun yatırımları desteklemeye dönük bir çalışma devam ediyor. Başbakanımız önümüzdeki günlerde bunu açıklayacak. Kalkınma ajanslarımız kanalıyla her bir bölgedeki sanayinin artı ve eksilerine bakıp nasıl dönüşüm sağlayabileceğimize bakıyoruz. Her bir bölgemize özgü sanayi politikamızı sağlıklı bir şekilde sürdürüyoruz.'“Yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istiyoruz”Özellikle kredi kullanan yatırımcının maliyetlerini düşürmek için hassas davrandıklarını anlatan Yılmaz yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istediklerini anlattı:'Güven ve istikrar ortamını daha da pekiştirerek kurumsal anlamda alınması gereken tedbirler neyse onları da alarak, finans enstrümanlarını da çeşitlendirerek, bizim, yatırımcının maliyetlerini düşürmemiz gerekiyor. Bu sadece Merkez Bankası'nın faiz politikaları değil onu da aşan boyutlar var. Örneğin katılım bankacılığını geliştirmemiz, İstanbul Finans Merkezi çerçevesinde enstrümanlarımızı daha da artırmamız, bankacılık sistemindeki gereksiz maliyetleri olabildiğince hafifletmemiz, yeni bazı finansal mekanizmalar geliştirerek yatırımları desteklememiz gerek.”“2015’te yüzde 4 büyüme hedefi yakalanır”Cevdet Yılmaz bu ay açıklanması planlanan 2014 büyüme rakamının, Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenenden çok büyük bir farklılık göstermeyeceğini ifade etti:'Çok büyük oranda istihdam sağladığımız halde işgücüne katılım oranı çok fazla arttığı için bir miktar artış oldu ancak yine tek haneli bir işsizliğimiz var. Bu veri bu ortamda son derece sevindirici. Enflasyonda da sevindirici bir rakam gördük. 2014 yılı büyüme rakamının da 3 civarında çıkacağını bekliyoruz. Bir miktar aşağı yukarı olabilir. Bu yılın ilk çeyreğinde mevsimsel etkiler ve baz etkisinden dolayı biraz daha düşük geçebilir. 2015'in ikinci çeyreğinden başlayarak büyümemizin daha da ivmelenmesi bekliyoruz. Yıl sonu itibariyle de yüzde 4 hedefini yakalayacağımızı düşünüyorum. Petrol fiyatlarındaki düşüşün de buna yardımcı olacağını öngörüyoruz. Bakanlık olarak yaptığımız analizde düşük petrol fiyatından yarım puana yakın bir büyüme etkisi bekliyoruz.”Kaynak: Anadolu Ajansı
Tüm Yönleriyle "Osmanlı Bakiyesi"
Siyasi gündemimizin hala önemli konularından biri 'Osmanlı Bakiyesi.' Neredeyse 'mitolojik' denilebilecek hakim anlatıya göre Osmanlı dünyanın en büyük, en zengin, bilimde ve fende en ileride olan imparatorluklarından biriydi ancak bir takım iç ve dış mihrakların komplosu ile savaşa sürüklenerek varlığını kaybetti. Gerçekse elbette bu anlatıdan uzak. 1923 yılında Osmanlı'dan Türkiye'ye kalan miras aşağı yukarı şu şekildeydi.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a  2 saatlik brifing verdi. Toplantı esnasında Erdoğan'a 130 sayfalık sunum yapıldı.Merkez Bankası Başkanı Başçı, 'Reformlar, geleceğe ilişkin güveni ve istikrarı artıracak. Faizleri düşürmek için güven artırıcı adımlar atılmalı. Faizleri düşürmek için kamu borç yükü hafifletilmeli' dedi.
Reklam
Mumyaların Gizemini Çözen Yeni Teknoloji
Londra’daki Britanya Müzesi (British Museum), kullandığı son teknolojiyle mumyalara ve Antik Mısır’da yaşayan insanların yaşamına ışık tutuyor.Biritish Museum’daki Antik Hayatlar, Yeni Keşifler adlı sergi eski Mısır’da yaşamın nasıl olduğuna dair ipuçları veriyor. Serginin küratörleri John H Taylor ile Daniel Antoine sekiz mumya üzerinde kullanılan son teknoloji ile antik dönem Mısır'a ve Nil nehri kıyısında yaşama ve ölüme ışık tutmayı amaçladı. “Bu mumyaları birer birey olarak daha yakından tanımak gerekiyordu,” diyor Taylor.Modern insan için eski Mısırlıların heykel ve tabutları resmi görünebilir. Küratörler bu nedenle maskenin arkasına geçip gerçek Mısırlıların yaşamını keşfetmek istemiş. Fakat tabutun ardını görmek hiç de kolay olmamış.19. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran ‘Mısır merakı’ yüzünden mumyaların sargıları özensiz bir şekilde açılmış, bu ise büyük zararlar vermişti. Bu nedenle Britanya Müzesi mumyaları açmama kararı almıştı. Fakat bunu yapmadan içeride ne olduğu konusunda arkeologların fikir edinmesi nasıl mümkün olacaktı?
ASELSAN Ölümleri ve Faiz Lobisinin Araştırılması Önerileri AKP'nin Oylarıyla Reddedildi
ASELSAN mühendislerinin şüpheli şekilde ölmesi, Meclis'te tartışma konusu oldu. MHP, mühendislerin ölüm sebeplerinin araştırılması için komisyon kurulmasını önerdi. CHP de ‘hükûmet temsilcilerinin faiz lobisine yönelik iddialarının araştırılarak gereken önlemlerin belirlenmesi' amacıyla Meclis araştırma önergesi verdi. Her iki öneri de AKP oylarıyla reddedildi.  MHP'li milletvekili Alim Işık konuyla ilgili yaptığı konuşmada 'F16 uçaklarının düşmanı tanıma amaçlı elektronik sistemlerini geliştirip tasarlayan mühendisler arkası arkasına neden intihar ediyor, neden ölüyor veya öldürüyor, bunun arkasında kim var? Hepsinin ortak noktalarından birisi uçak tanıma sistemlerini millîleştirdikten sonra benzer bir başarıyı ABD ve İsrail güdümlü elektronik sistemlerin kontrol dışı bırakılması konusunda göstermelerine az bir zaman kalmışken ölümle hayatlarına son verilmesi' dedi.MHP’nin araştırma komisyonu önerisine CHP de destek verdi.CHP’li Erdal Aksünger de 'Hüseyin Başbilen, Evrim Yançeken bunların ölümlerindeki kamera kayıtları yok, hepsi yok edilmiş. Neden yok edildiğini araştırmak lazım. Bunların çoğu psikolojik tedavi de görmüşler ama neden görmüşler? Dört ay öncesinden bazı baskılar varmış. Görevlerinden özellikle ayrılmaları konusunda' diyerek ölümlerle ilgili şüphelere dikkat çekti.
Reklam
34. İstanbul Film Festivali Programı Açıklandı!
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından on birinci kez AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 34. İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Dünya sinemasının yeni örneklerinden ödüllü filmlere, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklerine, yeni keşiflerden başyapıtlara, yönetmen ve oyuncuların katılımıyla yapılacak söyleşilerden partilere, şehrin gözü iki hafta boyunca festivalde olacak.Gösterdiği filmlerin çeşitliliği ve niteliğiyle 34 yıldır önder konumunu koruyan İstanbul Film Festivali’ne sayılı günler kaldı. İstanbul Film Festivali bu yıl 4-19 Nisan tarihleri arasında, sinemaseverlere 2014 ve 2015 yıllarının en yenilerinden klasik başyapıtlara, usta yönetmenlerin son filmlerinden yaratıcılığın sınırlarını zorlayan keşiflere yine çok zengin bir program sunacak. Festival, 20’nin üzerinde bölümde 62 ülkeden 222 yönetmenin 204 filminin yanı sıra ücretsiz olarak gerçekleştirilecek usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmalarını, sinema dersleri ile özel etkinlikleri izleyicilerle buluşturacak.
Başbakanlık'tan Merkez Bankası'na Destek
Başbakanlık'ta düzenlenen ekonomi zirvesinin ardından Merkez Bankası'na destek açıklaması geldi. Açıklamada, 'Merkez Bankamız 2002 yılından beri, başta 2009 yılındaki küresel kriz olmak üzere, birçok kez bu tip uluslararası dalgalanmalara karşı aldığı tedbirlerle başarılı sınavlar vermiş ve kapasitesini uluslararası piyasalarda kanıtlamıştır' denildi.Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yapılan Ekonomi Değerlendirme Toplantısı'nın ardından Başbakanlık'tan yazılı açıklama geldi. Açıklamada, 'Merkez Bankamız, yasasında belirlenen çerçevede araç bağımsızlığına sahiptir. Merkez Bankamız 2002 yılından beri, başta 2009 yılındaki küresel kriz olmak üzere, birçok kez bu tip uluslararası dalgalanmalara karşı aldığı tedbirlerle başarılı sınavlar vermiş ve kapasitesini uluslararası piyasalarda kanıtlamıştır' denildi.Açıklamada, ayrıca, 'On iki yılı aşkın bir süredir hükümetlerimizle Merkez Bankamız arasında yakın bir iletişim ve istişare mevcut olmuştur. Bugün de Merkez Bankamız para politikaları hedefi doğrultusunda gereken zamanda gereken tedbirleri almaktadır' ifadelerine yer verildi.'Enflasyon ve cari işlemler açığı olumlu gerçekleşecek''Türkiye ekonomisinin temellerinin oldukça güçlü olduğu ve 2014 yılı Ekim ayında açıkladığımız Orta Vadeli Programımızın temel öncelikleri olan enflasyon ve cari işlemler açığının, petrol fiyatlarındaki gerilemenin de etkisiyle, öngörülenden daha olumlu gerçekleşeceği konusunda görüş birliği oluşmuştur' denilen açıklamada 'Orta Vadeli Program'da öngörülen mali disiplinin kararlılıkla korunacağı vurgulanmıştır' ifadesi yer aldı.
Babacan ve Başçı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Brifing Verecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Başçı'dan son ekonomik gelişmelere ilişkin brifing alacak.Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saat 16.45'te Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'yı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul edecek.Babacan ve Başçı'nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a son ekonomik gelişmelere ilişkin bilgi sunması bekleniyor.Başbakan Ahmet Davutoğlu da Babacan ve Başçı ile Başbakanlık Merkez Bina'da, 8 saat 20 dakika süren, Ekonomi Değerlendirme Toplantısında bir araya geldi.AA
Reklam
Galatasaray Daikin Yarı Finalde
Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı, CEV Kupası çeyrek final rövanş maçında, Rusya temsilcisi Omichka'yı altın sette 15-12 yenerek yarı finale yükseldi.Karşılaşmada Galatasaray Daikin, rakibini dört set sonunda ekibini 3-1 mağlup etti. İlk maçı Rusya temsilcisi 3-0 kazandığı için maç altın sete uzadı. Altın seti 15-12 kazanan Galatasaray kupada yarı finale yükseldi.Burhan Felek Voleybol Salonu'nda oynanan karşılaşmada ilk seti sarı-kırmızılılar 25-13 kazandı. Büyük çekişmeye sahne olan ikinci setten Galatasaray 25-27 mağlup ayrıldı. Üçüncü sette ise yine büyük çekişme vardı.Galatasaray Daikin bu sette rakibine 25-23'lük üstünlük kurarak karşılaşmada 2-1 üstünlüğü yakaladı. Son sette ise oyuna hakim olan Galatasaray 25-15'lik sonuçla maçı altın sete götürdü.Altın setten 15-12 galip ayrılan Galatasaray Daikin, CEV Cup'ta adını son dört takım arasına yazdırdı.Fotomaç
Borsa 5 Ayın En Düşük Kapanışını Yaptı
BIST 100 yüzde 3'ün üzerinde kayıpla günü 5 ayın en düşük seviyesinden tamamladı.Borsa İstanbul 100 Endeksi (BIST 100) dünkü kapanışa göre yüzde 3,31 gerileyerek, günü 77,977.50 puandan tamamladı. BIST 100 böylece 10 Ekim 2014'ten bu yana en düşük kapanışı yapmış oldu.BIST 100'de  toplam işlem hacmi 4,8 milyar lira olarak gerçekleşti. Gün sonunda bankacılık endeksi yüzde 4,57, holding endeksi yüzde 2,61 düşüş kaydetti. Tüm sektör endekslerinin değer kaybettiği günün en fazla kaybettiren sektörü ise yüzde 5,58 ile 'madencilik' oldu.Güne yükselişle başlayan BIST 100 endeksi, 81.000 puanın üzerini test ettikten sonra, küresel piyasalarda dolar talebinin artması ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) zorunlu karşılıklar ile ilgili yaptığı düzenlemenin ardından banka paylarında etkili olan satışlarla düşüşe geçti. Günün ikinci yarısında banka paylarında yüzde 6'lara yaklaşan kayıplarla düşüşü ivme kazanan endeks, 11 Kasım 2014 tarihinden bu yana gördüğü en düşük seviye olan 77.977,48 puandan kapandı.TCMB, rezerv opsiyonu katsayılarının değiştirilmesi yoluyla 13 Mart Cuma günü sisteme yaklaşık 1,5 milyar dolar tutarında döviz likiditesi sağlanacağını ve çekirdek yükümlülükler dışındaki kısa vadeli yabancı para yükümlülükler için zorunlu karşılık oranlarında yapılacak ölçülü artışlar yoluyla 27 Mart Cuma günü TCMB rezervlerine yaklaşık 1,3 milyar dolar tutarında döviz ilave edileceğini bildirdi. TCMB bu yolla bankacılık sistemine döviz ihtiyaçları için likidite sağlanması ve uzun vadeli borçlanmanın teşvik edilmesinin amaçlandığını ifade etti.Analistler, küresel piyasalarda artan volatilitenin etkisiyle BIST 100 endeksinin döviz kurlarına duyarlı bir seyir izlediğini belirterek, dolar/TL'nin 2,60'ın üzerinde kalması durumunda tepki alımlarının sınırlı kalabileceğini tahmin ediyor. Yarın yurtiçinde cari açık verisinin takip edileceğini ifade eden analistler, endeksin 78.000 puanın altında kalması durumunda 77.000 ve 76.300 seviyelerinin gündeme gelebileceğini, olası toparlanmalarda ise 80.000 seviyesinin direnç konumuna gelebileceğini kaydediyor.AA
3 Milyon Kişi Kredi Borcu Yüzünden Takipte
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi, 2009 Ocak – 2015 Ocak döneminde bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ yasal takipte olan kişi sayısının 2,95 milyon olduğunu açıkladı. Bu rakam Aralık ayına göre yüzde 1,1 oranında 33 bin civarında arttı.Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi; aylık, yıllık ve tüm dönem verilerini kişi bazında tekilleştirme yaparak, Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı Ocak Ayı Raporu’nu yayınlandı. Rapora göre, bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ takipte olan kişi sayısı Ocak ayı itibariyle 33 bin arttı.Bu verilere göre, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 artarak 66 bine yükseldi. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe giren kişi sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 109 bine yükseldi. Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş toplam kişi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarak, 2015 yılının Ocak ayında 149 bine yükseldi.2009 Ocak – 2015 Ocak döneminde, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ takipte olan kişi sayısı, bir önceki aya göre yüzde 1,2 artarak 1,9 milyon kişiye yükseldi. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ takipte olan kişi sayısı ise bir önceki aya göre yüzde 1,4 artarak 2,04 milyon kişi oldu.Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hala yasal takipte olan kişilerin bir kez sayılması sonrası durum şöyle:2009-2014 Aralık 2009-2015 Ocak Değişme (%)Bireysel Krediveya Kredi Kartları* 2,91 2,95 1,1(*) Milyon kişiCihan
Reklam
Kalıcı Zayıflama ve Güçlü Kaslar İçin 5 Altın Kural
Sağlıklı ve kalıcı zayıflama ile kas geliştirme konusunda yıllardır yapılan araştırmalar ve çeşitli yöntemler olmazsa olmaz şu beş kuralı ön plana çıkarttı:Kas yapısını derinden güçlendirmekGüçlü kas dokusu ile kas dokusu çevresindeki yağ yakımını hızlandırmakKas liflerini artırmakMetobolizmayı hızlandırmakKan dolaşımını hızlandırmakEstetik Plastik Rekonstruktif Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflama, güçlü ve estetik vücut yapısı için bu olmazsa olmaz 5 maddenin şart olduğunu belirtiyor ve ekliyor:Klasik fitness antrenmanları tüm kas gruplarını çalıştırmak ve derinlemesine güçlendirmek anlamında maalesef çok yeterli olamıyor. Spor teknolojisinin geldiği son nokta olan ve Avrupa ve Amerika’da kullanımı hızla yaygınlaşan EMS teknolojisi ile vücudumuzdaki 36000 kas lifini aynı anda çalıştırabiliyoruz. Kas aktivitesinin artması çevre dokulardaki yağ yıkımını hızlandırarak kasların gelişmesine ve yağsız bir beden tipine sahip olmayı kolaylaştırıyor.Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflamanın temelinde güçlü kas yapısı olduğunu vurguluyor ve beş altın kuralın EMS teknolojisinde birleştiğini ve bu teknolojinin Avrupa Amerika gibi gelişmiş ülkelerden sonra Türkiye’ye de geldiğini müjdeliyor. Ancak EMS teknolojisini kullanırken medikal onaylı cihazlar ve sertifikalı kişisel antrenörler eşliğinde ve hijyenik ortamlarda antrenman yapılmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu konuda Türkiye’de ilk defa Amerikan Sağlık Bakanlığı onaylı ileri teknolojik cihazlarla, sertifikalı antrenörler eşliğinde, hijyenik stüdyolarda faaliyet gösteren GOMAX gibi dünya markalarının tercih edilmesinin önemini vurguluyor.Dünya çapında kendini kanıtlamış ve EMS teknolojisinde medikal onaylı cihazlarla faaliyet gösteren GOMAX firmasının (www.gomaxturkiye.com) Alman sahibi Krisztina Burmeister, Nurnberg Üniversitesi’nde ve diğer akademik çalışmalar sonucunda, EMS antrenmanlarının vücut kompozisyonu üzerinde oldukça olumlu etkileri olduğunun kanıtlandığını ve yağ kitlesini azaltırken kas hacmini artırdığı gözlemlendiğini, ayrıca metabolizma hızında ve kan dolaşımının hızında artırıcı bir etkisi olduğunu anlatıyor. Bu teknolojiyi en üst seviyedeki aletlerle Türk halkı ile buluşturmaktan mutlu olduklarını belirtiyor.
Davutoğlu: 'Hakan Fidan Konusunda Görüş Ayrılığı Yok'
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Başbakan Davutoğlu, ekonomik durumla ilgili eleştirilere yönelik 'eğer siz kriz akbabasıysanız, biz Anadolu’nun aslanlarıyız, size ekmek yedirmeyiz' dedi.Davutoğlu, yarın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile görüşeceğini söyledi. Ayrıca Davutoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 'AK Parti Grup Başkanvekilleri, 228 milletvekilimizle birlikle parti kapatılmasını imkansızlaştıracak bir anayasa değişikliği kanun teklifini Meclisimize sunmuştur' diyerek, 'CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, son bir hafta içinde vehimlerden hareketle CHP'ye karşı bir parti kapatma davası açılacağını ve AK Parti'nin bunu destekleyeceğini ifade etti. O vehimlerle uğraşırken biz vizyonla uğraşıyoruz, demokrasi hedefinde yürüyoruz. İşte hodri meydan. Eğer gerçekten parti kapatılmasına karşıysalar işte gün bugündür' şeklinde konuştu.Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:Merkez Bankası Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecekBugün öğleden sonra Genişletilmiş Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nu (EKK) topluyoruz. Bütün bakanlarımızın, kurumlarımızın işbirliği içinde bu küresel kriz ortamında alacağımız tedbirleri bir kez daha gözden geçireceğiz. Dün Bakanlar Kurulu'nda da bu konuları ele aldık. Sayın Cumhurbaşkanımız da yarın Merkez Bankası Başkanımızdan brifing alacak.Küresel ekonominin kriz ortamında süreç yönetimini yaptık her türlü tedbiri alır ve yaparız. Nitekim Merkez Bankası başkanı alınan kararlar doğrultusunda dolarda ve avroda Türkiye'de kurda bir istikrar eğilimi ortaya çıktı.Krizi bir taraftan yönetilirken bu tamamen dış kaynaklı bir dalgalanmanın Türkiye'ye yansımasıdır. Yapısal dönüşüm faliyetlerine ağırlık veriyoruz. Ekonominin ikinci hamle döneminde atılacak adımları sizlere aktarmıştık. Dış toplantılarda bu yapısal dönüşüm programını anlattık. Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisin artarak devam ettiğini görmek sevindirici.GAP bölgesi yatırımları bizden önce yüzde beşti şimdi yüzde 10'a çıkarıldı ve bölgedki bütün illere havalimanı yapıldı. Yeni teşvik sistemi ile 18,6 milyar dolarlık yatırım düzenlendi. Bölgede sulamaya açılan alan 424 bin hektara ulaşıldı. İstihdam 500 bin kişiye ulaşıldı ana sulama kanallarının yüzde 92'si bitirildi. İkinci eylem planın 26,7 milyon lira yatırım yapılacak. GAP'ın başarısı sadece Türkiye değil Ortadoğu'nun kaderini değiştirecek bir yatırımdır.Dün Bakanlar Kurulu toplantısında Hava Kuvvetleri Komutanı bilgi verdi bu konuda alınacak bütün tedbirler alınacak. Bir kısmı planma çerçvesinde envanterden çıkarılacak.AK Parti Grup Başkanvekilleri, 228 milletvekilimizle birlikle parti kapatılmasını imkansızlaştıracak bir anayasa değişikliği kanun teklifini Meclisimize sunmuştur. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, son bir hafta içinde vehimlerden hareketle CHP'ye karşı bir parti kapatma davası açılacağını ve AK Parti'nin bunu destekleyeceğini ifade etti. O vehimlerle uğraşırken biz vizyonla uğraşıyoruz, demokrasi hedefinde yürüyoruz. İşte hodri meydan. Eğer gerçekten parti kapatılmasına karşıysalar işte gün bugündür.Bundan iki hafta önce Şah Fırat Operasyonu ile Türkiye'nin gücünü gösterdik şimdi herkesi demokrasi sınavına sokuyoruz buyrun gelin. Kılıçdaroğlu böyle derde Demirtaş durur mu? AK Parti'yi demokrasi ile tehdit ediyoruz diyor iki kelime var birbirne yakışmayan o da tehdit ve demokrasidir. İşte başka bir karga daha. Diyarbakır sokaklarında demokrasiyi siz katlettiniz. Demokrasinin bu ülkedeki hamisi AK Parti'dir. Süreci hızlandıracağız ve göreceğiz takke düşüp kel görünecek. Herkesin demokrasi sınavında ne not alacağını göreceğiz.Deniz Gezmiş ve Necmettin Erbakan'ı andıBugün 10 Mart iki demokrasi acı hatırasını bir kez daha hatırlatıyorum 10 Mart Deniz Gezmiş ve arkadaşları oylamaı yapıldı ve yine bir 10 Mart'ta rahmetli Necmettin Erbakan bir yıl hapse mahkum edildi.Kriz akbabaları çıktıBu sefer de kriz akbabaları çıktı. Kılıçdaroğlu'nun ekonomiden bahsetme sebebi bu, şimdi ümidi bu. Kendisinin heybesinde hiçbir şey olmadığı için 'önümüzdeki aylarda dünyada bir kriz olur, bu kriz Türkiye'ye yansırsa bana bir ekmek düşer' diye düşünüyor. Eğer siz kriz akbabasıysanız, biz Anadolu'nun aslanlarıyız, size ekmek yedirmeyiz.Geçtiğimiz hafta dünyadaki küresel ekonomideki dalgalanmayı görerek bit yurt dışı ziyaretinde bulundum ve çeşitli toplantılar gerçekleştirdik yabancı yatırımcıları ülkemize davet ettik. Ülkemizdeki bazı çevreler kriz çığırtkanlığı yaptı. Türkiye'nin ekonmik göstergeleri diğer dünya ekonomilerinden daha iyi durumda. 2014 yılında bütçe açığımız yüzde 0,7 idi. Kamu borçlerı 2002'de yüzde 74 şimdi ise yüzde 33. Kılıçdaoğlu ekonomide ne yapacaksınız denildiğinde dört yıl verinde görün diyor bu halk meçhüle dört dakika vermez. Biz yerinde duran bir iktidar değiliz Türkiye ve yerkürenin her yerinde dolaşırız. 1 milyarın üzerindeki ürün sayısını dokuzdan 33'e çıkardık.İnşallah önümüzdeki dönem istihdamı artırıcı tedbirleri de alacağız. Enflasyon Kasım ayından beri düşüyor. Biz hükümet programını okuduğumuzda yüze 9 olan faiz yüzde 7'ye geriledi. Ekonomi sağlam ellerdedir.Çözüm süreci için annelere seslendiKadına yönelik şiddete yönelik ulusal eylem planı ve Kadınlar Günü'nü kutluyorum. Kadınlarımız söz konusu olduğunda onların sosyal hayat içinde en iyi şekilde yer almaları konusunda gereken önlemleri aldık. Çözüm süreci artık milletimize mal olmuş bir süreçtir ve kim ne provokasyonu yaparsa yapsın milletimiz bu sürece sahip çıktığını her zaman göstermiştir. Herkesten önce de çözüm süreci doğulu batılı, kuzeyli güneyli annelere emanettir. Kadınlarımız bu sürece sahip çıktıkça önümüz ve istikbalimiz, gençlerimizin hayatı da teminat altına alınmış olacaktır.Medyaya öz eleştiri çağrısıMedya cinayetler konusunda çok detaylı fotoğraflar kullanıyor toplumda herkesin sağlıklı olduğunu düşünemeyiz. En namert kişi kadına el kaldıran kişidir. Medyamızı bir öz eleştiriye davet ediyorum.
Reklam
Nükleer Enerji Gözden Düşüyor
Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden neredeyse dört yıl geçti. Facia, dünya çapında nükleer enerjiye bakışı önemli ölçüde etkiledi.“Fukuşima faciası nükleer enerji konusunda küresel bir kilometre taşı.” Çevre örgütü Greenpeace tarafından facianın dördüncü yıl dönümü öncesinde açıklanan bir rapora göre, nükleer enerji sektörünün ekonomik ağırlığı ve önemi giderek azalıyor. Dünya çapındaki nükleer santrallerde üretilen elektrik miktarının 2011’de yüzde 4, 2012’de de yüzde 7 gerilediğine dikkat çekilen raporda, özellikle Japonya’daki tüm santrallerin kapatılmasının etkili olduğu, ancak buna ek olarak Almanya, Fransa, Finlandiya, Güney Kore ve ABD’nin de aralarında bulunduğu toplam 16 ülkede söz konusu miktarda azalma kaydedildiği belirtiliyor.Nükleer santrallerin faturası kabarıyorGreenpeace, birçok ülkenin Fukuşima sonrasında nükleer enerjiye geçiş planlarından vazgeçtiğini veya bu planları ertelediğini hatırlatıyor. Raporda ayrıca güvenlik konusundaki yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması nedeniyle, santrallerin işletmesinin de giderek daha pahalı bir hal aldığı vurgulanıyor.'Yenilenebilir enerji ciddi rakip'Her yıl açıklanan Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu'nun hazırlanmasına da öncülük eden bağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider ise küresel trendleri şöyle özetliyor: “Nükleer santrallerden gelen elektriğin üretim masrafları son yıllarda önemli ölçüde arttı. Bu önemli bir gelişme, zira başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere tüm diğer teknolojilerin masrafları azalıyor. Yenilenebilir enerji ciddi bir rakip, ayrıca Avrupa’da elektrik tüketimi de geriliyor.”Finansmanı zor1997'de 'alternatif Nobel' olarak bilinen Doğru Yaşam Ödülü'ne layık görülen enerji analisti Mycle Schneider, 1970’li yıllarda altın bir geleceği olduğuna inanılan nükleer santrallerin, günümüzde finansmanının bile zorlaştığına dikkat çekiyor. “Bugün nükleer santrallerin finansmanını üstlenen tek bir büyük ticari banka bile kalmadı. Tüm kredi derecelendirme kuruluşları yeni bir nükleer santrale yatırıma olumsuz not veriyor.” diyen Schneider, buna karşılık, Siemens örneğinde olduğu gibi nükleer enerjiye vedanın da, bu kuruluşlardan olumlu not kazandırdığını hatırlatıyor. Nükleer santral inşaatlarının sayısının ise çok az olduğunu ve sadece belli sayıda inşaat şirketinin ayakta kalmayı başarabildiğini belirten enerji analisti, son olarak, kendini dünyanın bir numarası olarak lanse eden Fransız Areva şirketinin kredi notunun 2014 sonunda ıskarta seviyesine indirildiğine dikkat çekiyor. Rus Atomenergoprom şirketinin notunun da, birkaç gün önce aynı şekilde ıskarta seviyesine çekildiğini kaydeden Schneider, “Yani özetle finans dünyası, hangi ülkeden olursa olsun, nükleer enerji şirketlerine kötü not veriyor.” tespitinde bulunuyor.“ Tam bir devrimin ortasındayız”30 yılı aşkın süredir nükleer enerji alanındaki gelişmeleri izleyen Schneider, gelecek yılların enerji sektöründe ne gibi değişikliklere gebe olduğu sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “Tam bir devrimin ortasındayız. Deutsche Bank ya da İsviçre'nin en büyük bankası olan UBS'in en yeni analizleri gayet ilginç. UBS, binanın çatısına konacak bir güneş enerjisi sisteminin ve elektrikli bir taşıtın 2020 yılında birçok insan için karlı olacağını hesaplamış. Bu tür gelişmeler tüm enerji sistemini baştan aşağı değiştirecektir. Deutsche Bank'ın tahminlerine göre ise, tüketicilerin güneş enerjisi ile kendi ürettikleri elektrik birçok ülkede şimdiden şebekeden gelen elektrikten daha hesaplı. Bu da, geleceğin enerji piyasasında geçerli olacak kuralların günümüzdekiler ile yakından uzaktan alakası olmayacağı anlamına geliyor.”Nükleer enerji sektörünün geleceğiBağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider, tüm bu gelişmelerin nükleer enerji sektörü için ne anlama geleceğini tek bir kelimeyle özetliyor, 'felaket!”.Deutsche Welle Türkçe | Gero Rueter
‘Milli İstihbarat Teşkilatı İktidar Partisinin Arka Bahçesi Olamaz’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.Kılıçdaroğlu, 'Birisi telefon ediyor MİT müsteşarına, ayrıl seni vekil yapacağım diyor. İstifa ediyor eğilim yoklamasına gidiyor. Ardından baskı kuruluyor ve ben görevime döneceğim diyor. Orası senin babanın çiftliği mi? MİT milli olmak zorundadır. Milli İstihbarat Teşkilatı iktidar partisinin arka bahçesi olamaz. O nedenle Hakan Fidan'ın geriye dönüşü doğru değildir. Herkes bunu böyle bilsin.' dedi.Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:Dünya kadınlar gününde bir sendikacı Aksaray'daki şahsı davet etmiş orada konuşma yapıyor. Sen nasıl kadın-erkek eşitliğine inanmayan birini davet edersin kadınlar gününde. Zorla davet ettirildi diyor. Boyun eğmeyeceksin ey sendikacı, zorla davet etmeyeceksin.KADINA ŞİDDET YÜZDE 1400 ARTTIKadına şiddet yüzde 1400 arttı. Şimdi kalkmışlar kadın haklarından bahsediyorlar. Bunların dünyası yalan üzerine inşa edilmiş.  Kabataş'ta bir kadın var. Başörtülü... Seksen 100 erkek kadına saldırmış. Çocuğu havaya atmış. Kadın üzerinden topluma kin ve nefreti aşılıyorlar. Bizim toplumumuzu biz gayet iyi biliriz. Kadına saygılıdır. Hele hele 80-100 erkek bir kadına saldıracak etraftaki yüzlerce kişi hiç sesini çıkarmayacak. Bir tek fotoğraf olmayacak. Bunların hayatı ve söylemleri yalan üzerine inşa edilmiştir.En büyük yalancı da kaçak sarayda oturmaktadır.  Bu iddia ortaya atıldıktan sonra, ciddi bir iddia, başbakan söylüyor, görüntüler var cuma günü seyrettireceğiz diyor. Grupta açıklanacak dedi. Şu kürsüden dedim ki eğer bir kadına seksen yüz kişi birden saldırıyorsa onu yapanlar asla insan değildir. Aslında hayvan da değil. Çünkü hayvan da bunu yapmaz. Eleştirdim. Arkadan dönemin başbakanı talimat verdi. Bu olayı soruşturun.BÖYLE BİR OLAY YOKCumhuriyet çok önemli gazetecilik yaptı. İstanbul asayiş şube müdürlüğü istihbarat şube müdürlüğü güven timleri şube müdürlüğü araştırıyor. Beşiktaş ve Beyoğlu ilçe emniyet müdürlükleri araştırıyor. TEM şube müdürlüğü araştırıyor. Güvenlik şube müdürlüğü araştırıyor. Olay yeri inceleme araştırıyor. Organize Suçlarla Mücadele Şubesi araştırıyor. Hepsinin ortak görüşü 'böyle bir olay yok'. Ama utanmadan ama sıkılmadan hala bunu dile getiriyorlar. Çünkü onlarda ar damarı yok.BU NASIL BİR HÜKÜMET Kİ SEKSEN KİŞİNİN BİR KADINA SALDIRDIĞI DÜZENDE FAİLLERİ YAKALAYAMIYOR?AKP'ye oy veren vatandaşlarımdan bazıları buna inanabilir. O zaman şunu düşünün. Bu nasıl bir hükümettir ki seksen kişinin bir kadına saldırdığı bir düzende bir vapur iskelesinde failleri yakalayamıyor. Bu kadar beceriksiz bir hükümet olabilir mi? Sen kalkarsın her türlü araştırmayı yaparsın ve ortada bir şey yok. Olamaz da zaten. Böyle bir şey olamaz.HAVUZ YAZARLARI, SİZDE VİCDAN AHLAK NAMUS DİN İMAN VE KİTAP VAR MI?Havuz medyasının köşe yazarları var. Köşe satıcıları. Aynı başlıkla yazı yazıyorlar. Hala bunu savunuyorlar. Yahu siz gazeteci misiniz? Yoksa yalancıların temsilcileri misiniz? Sizde vicdan ahlak namus din iman ve kitap var mı? Bu kadar yalan olmaz. Onlardan istiyorum. Aziz Nesin'in Fil Hamdi diye bir öyküsü var. Ona göre davransalardı belki bulabilirlerdi.TÜRKİYE'NİN ARTIK BU PARTİDEN KURTULMA VAKTİ GELDİO nedenle dünya kadınlar günü. Bizim kadınlarımız bizim kardeşlerimiz hiç meraklanmayın. Sizin mücadelenizin her zaman yanında olacağız.  Artık bu partiden kurtulma zamanı gelmiştir. Artık bu partiden Türkiye'nin kurtulması vakti gelmiştir. Türkiye'nin vicdanı bu partiyi kabul etmiyor.KENDİLERİNE KAÇAK SARAY YAPTIRACAKLARINA, ŞANLIURFA'YA HASTANE YAPSALARDIBütün dünyada bebek ölümleri düşerken bunlar sözde sağlıkta dönüşüm yaptılar bebek ölümleri arttı. Eğer kendilerine kaçaksaray yaptıracaklarına Şanlıurfa'ya hastane yapsalardı bu tablolar oluşmayacaktı.Şanlıurfa’ya gittim, 6 metrelik odada 9 çocuk yatıyor. Yanında da anneleri. O tabloyu oluşturan iktidarın adı AKP hükümetidir. Ne adaleti vardır, ne kalkınması. Neymiş sağlıkta devrim yapacakmış.AYAKKABI KUTULARINDA DEVRİM YAPTI ONLARAyakkabı kutularında devrim yaptı onlar. Kul hakkı nasıl yenir orada devrim yaptı bunlar. Biz bunların hepsini biliyoruz. Bu gerçekleri herkesin bilmesini istiyoruz. Artık bu partiden Türkiye’nin kurtulma zamanı gelmiştir. Türkiye’nin vicdanı AKP’yi kabul etmiyor artık.Ne zaman sağlıkta bir derdin olsa elini cebine atıyorsun. Alo 182 arıyorsun para kesiliyor, doktora gidiyorsun kesiliyor, ilaç alıyorsun kesiliyor. Ayakkabı kutularında kesilmiyor, orada istifleniyor.Cumhuriyet ekonomi için de çok önemli. 1923'te hemen Cumhuriyeti ilan ettik ardından da devrimlere başladık. İzmir İktisat Kongresi toplandı. 1925 ve 26'da iki şeker fabrikamızı açtık. Aramızda şeker işçileri de var. Devasa Osmanlı şeker bile üretemiyordu. Tamamını dışardan alıyordu. Eğitime önem vermiyordu. Osmanlı hayranlarına söylüyorum. Matbaa 1439 yılında icat edildi. Osmanlı'ya gelişi 1726... 287 yıl sonra gelmiş.CHP'nin iktidarında hiçbir şeker fabrikası özelleştirilmeyecek. Açık ve net söylüyorum. Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık diyordu ya. Milliyetçilik senin ülkende çiftçi ekecek fabrikanda işlenecek işçi çalışacak gelir elde edilecek her evde huzur ve barış olacak. Yapabilir misin bunu? Yapamazsın... Kim yapar? CHP yapar.HAKAN FİDAN'IN GERİ DÖNÜŞÜ DOĞRU DEĞİLAKP'nin ürettiği bütün politikalar çökmüştür. AKP artık Türkiye'yi yönetemiyor. Yönetme aczi içine düşmüştür. Kendi içinde kavgalıdır.  Birisi telefon ediyor MİT müsteşarına ayrıl seni vekil yapacağım diyor. İstifa ediyor eğilim yoklamasına gidiyor. Ardından baskı kuruluyor ve ben görevime döneceğim diyor. Orası senin babanın çiftliği mi? MİT milli olmak zorundadır. İktidar partisinin arka bahçesi Milli İstihbarat olamaz. O nedenle Hakan Fidan'ın geriye dönüşü doğru değildir. Herkes bunu böyle bilsin.VESAYET ALTINDA BİR BAŞBAKAN VARHükümet vesayet altındadır. Vesayet altında bir başbakan vardır. Bu başbakanın iradesi kocaman bir sıfırdır. Bir kişiyi bile istifa ettirip seni milletvekili yapacağım diyor ertesi gün fırça yiyor gerisin geri gönderiyor. Bu mudur başbakanlık. Sıfır.. Etkisi sıfır olan. Etkisiz eleman bir başbakan vardır. En çapsız dışişleri bakanıydı. Şimdi ise en çapsız başbakandır. Ekonomide biz kriz bekliyormuşuz. Biz kriz lafını özellikle ağzımıza almamaya dikkat ediyoruz. Davutoğlu ekonomiden anlamaz. O konuşur ardından abisi konuşur. Sen abin akrabaların bütün yandaşların çıkın karşıma namusluysanız. Efendi bize meydan okuyormuş. Meydan okuyorsan adam gibi çıkarsın karşıma. Kaçak güreşmek benim kitabımda yoktur. Adam gibi mücadele ederim. Şunu da söyleyim. Abisinin ailesini de alabilir yanına. Arkalarına istiyorlarsa ayakkabı kutularını kasaları hatta dört bakanı da alabilir. Birer de saat takarlar. 700 bin liralık. Dolar bolken ülkeyi yönetmek kolaydı.DELİ SAÇMASI İFTİRASayın Umut Oran'a yönelik yapılan iftira... Bunların bir havuz medyası var. Başındaki adam da devlet işleriyle ilgileniyor, havuz işleriyle ilgileniyor. Efendim sayın Cumhurbaşkanı'nın kızına suikast düzenlenecekmiş. Deli saçması iftira. Ne yaptık? Her yere başvurduk. Efendim CHP isviçre bankalarından para alıyormuş. CHP TDK üzerinden para alıyormuş: Ben de gır gır olsun diye banka hesap numaralarını istedim. Hayatımda duyduğum en deli saçma şey. Umut Oran gitti ne yaptı? Gitti başvurdu. İspatlamazsanız adam değilsiniz namertsiniz dedik. Umut Oran da başvurdu.BÜTÜN HAVUZ MEDYASI ÇETEDİRTwitter'dan cevap geldi böyle bir yazışma yok diyorlar. O gelen yazıyı bize verin diyorlar. Sen başvur sen de iste. Yalan üzerine inşa edilmiş. Ne kadar büyük yalan söylerse o kadar itibarlarının artacağını zannediyorlar. Yalancılıkla müslümanlığı hiç yan yana düşünmedim. Ama bunların Müslümanlığı da yalancılık üzerine kurulu. Çete oluşturarak suç işliyorlar. Bir gazete değil bütün havuz medyası çetedir. Bunun takibini yapacağız. CHP nasıl demokrasi diyorlar. Nasıl dava açar hakkımızda. Sen iftira atacaksın biz de susacak mıyız? Hakkımı sonuna kadar arayacağım ve bunun hesabını soracağım size.DEMOKRASİDEN YANAYSAN SEÇİM BARAJINI KALDIRALIMCHP ile ilgili kumpaslardan biri de kapatmanın yollarını arıyorlar. Davutoğlu veriyoruz önergeyi siyasi partilerin kapatılmasını tarihe gömelim diyor. Biz de dedik ki herhalde parti kapatmaları tamamen bitirecek. Temelli sözcüğünü çıkarmışlar. Araya TBMM'yi koymuşlar. Yine partileri kapatma var. Ben Davutoğlu'na adam gibi bir öneri sunuyorum. Sen darbelere karşı mısın? Partilerin kapatılmasına yol açan seçim barajıdır. Sen eğer demokrasiden yanaysan, gel yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. Bununla ilgili anayasa değişikliği yapalım. Sözüm söz, sözüm namus sözüdür.  Gelir mi? Gelmez efendim gelmez. Ama şu olabilir. Vesayet altında biliyorsunuz iradesi yok. Büyük ihtimalle koşarak abisine gidecek. Abi ne diyorsun?BU ÜLKENİN 77 MİLYON YURTTAŞI FİŞLENDİ Mİ FİŞLENMEDİ Mİ?Buradan Davutoğlu'na soruyorum. Davutoğlu'nu ilk gördüğünüz yerde sorun. Bu ülkenin 77 milyon yurttaşı fişlendi mi fişlenmedi mi? Fişlendi diyorsa ikinci soruyu sorun. Bunun demokrasiyle bağdaşır yönünü anlatın. Fişlenmedi diyorsa önümüzdeki salıyı bekleyin...Ajanslar
FT: Döviz Artışında Erdoğan'ın 'Kibri' Suçlanıyor
Financial Times gazetesinde bugün Türkiye'yle ilgili 'Dövizdeki artış nedeniyle karşıtları Erdoğan'ın 'kibrini' suçluyor' başlıklı bir yazı yer alıyor.Yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gücün merkezileşmesi yönünde hareket ettiği ve ekonomideki geleneksel düşünce yapısını kırmaya çalıştığı belirtiliyor.Daniel Dombey imzalı analizde şu ifadelere yer veriliyor:'Türk lirası dolar karşısında düşmeye devam ettikçe, Cumhurbaşkanı Erdoğan suçun kimde olduğu konusunda netti.Haftasonu Gaziantep'te konuşan cumhurbaşkanı, 'Bana diyorlar ki, merkez bankasına çok yükleniyorsun. Merkez bankası gelsin de çözsün bu sorunu... Ben mi çözeceğim?' demişti.Ancak çoğu analist ve uzman, liranın dolar karşısında bu yıl yüzde 10 değer kaybetmesinde Erdoğan'ın rolü olduğunu söylüyor.Türk liderin gücü cumhurbaşkanlığında merkezileştirmek istemesi ve çeşitli alanlarda geleneksel düşünceleri kırması gibi çeşitli adımlarının iç politikadan ekonomiye kadar farklı alanları etkilediği belirtiliyor.'200 milyar dolar dış finansman gerekiyor'Princeton Üniversitesi İleri Çalışmalar Enstitüsü'nden ekonomist Dani Rodrik, 'Erdoğan'ın gücü arttıkça, kibri de arttı. Şu anda etrafında ekonomide ne olup bittiğiyle ilgili gerçeği konuşabilecek ve Erdoğan'ın ekonomik teorisinin işe yaramadığını ileri sürebilecek çok az kişi kaldı' diyor.Erdoğan'ın sorgulanan ekonomik teorilerinden biri ise, standart ekonomi anlayışının aksine, yüksek faizin enflasyon yarattığı yönünde ısrar etmesi.Çoğu yatırımcı, Türkiye ekonomisini kırılgan görüyor çünkü aşırı gevşek para politikası nedeniyle kısa süreli yatırımlar gelişmiş marketlerden dışa akıyor.Geçen ay 7.55 olan enflasyon, merkez bankasının hedeflediği yüzde 5'i geçmiş durumda. Türkiye'nin büyümesi de on yıl önce yüzde 9'lardayken, bugün yüzde 3'lere geriledi.Kısmen petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak ülkenin cari hesap açığı küçüldü. Ancak cari hesap açığı gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 5 üzerinde seyrediyor ve nispeten kısa vadeli yatırımlar tarafından finanse ediliyor.Artan şirket ve banka döviz borçları birlikte ele alındığında, Türkiye'nin yıllık en az 200 milyar dolar dış finansmana ihtiyacı olduğu görülüyor.Bu rakam, merkez bankasının yabancı rezervlerini 38 milyar dolara indiriyor.'Lira yükselişe geçti'Dani Rodrik, 'Türkiye dış yükümlülükleri ve merkez bankasının üzerindeki faizi artırmama baskısı nedeniyle, rezerv eksikliğiyle sıkışmış durumda. Türkiye'nin büyümesi her zaman önemli derece kısa vadeli yatırım girişine bağlıydı... Tüm bu siyasi atışmalar da durumu kötüleştiriyor, Türkiye'nin yabancı yatırımı çekmesini zorlaştırıyor' diyor.Türkiyeli yetkililer, döviz üzerindeki baskıya yanıt vermeye çalışıyor. ABD'den dönen Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başçı ve diğer üst düzey ekonomi yetkilileriyle görüştü. Erdoğan, 'faiz lobisinin Türkiye'ye karşı komplo kurduğunu' yinelese de, retoriğini yumuşattı.Dün merkez bankasının dolar ve euro mevduat faizini düşürmesiyle, lira yükselişe geçti.Akşamüstü itibariyle dolar hala 2.60 Türk lirasıydı.Ancak felsefi ayrım sürüyor. Bir yanda Erdoğan, yatırımı düşük faiz üzerinden çekmeye çalışıyor ve ekonominin motorunu inşaat sektörü olarak görüyor. Öte yandan ise Davutoğlu'nun etrafında toplanan bürokratlar, ülkenin yapısal değişimlere ihtiyacı olduğunu savunuyor.Ancak şimdiye kadar dokuz seçimi kazanan ve başarılı olan Erdoğan.Ama Erdoğan'ın etkisi asıl oalrak 17 Mart'ta, merkez bankasının bir sonraki faiz kararı vereceği tarihte belli olacak.'BBC Türkçe
Fransa'nın 'Survivor'ında Korkunç Kaza: 10 Ölü
Arjantin'de, Fransa yapımı reality show 'Dropped'un ekibini taşıyan iki helikopterin çekim esnasında çarpışması sonucu 10 kişi hayatını kaybetti. Paris, ölenler arasında 3 ünlü sporcu olduğunu doğruladı.Yerel yetkililerin açıklamalarına göre, Buenos Aires'in bin 170 kilometre kuzeybatısında Villa Castelli bölgesinde meydana gelen kazada helikopterlerde bulunan 10 kişiden kurtulan olmadı.
Reklam