onedio
Hayatın Bir Zevk Haline Dönüşebileceği, Dünyanın En Yaşanabilir 21 Şehri
Bazı şehirlerde yaşamak şartlarına göre diğerlerine nazaran daha kolay. Global bir danışma firması olan ECA International en yaşanılabilir şehirler için bir liste yapmış. Objektif bir şekilde, yaşam kalitesi, sağlık hizmetleri, barınma, iklim, kamu hizmetleri, sosyal aktivite imkanları, internet hizmeti, altyapı, politik tansiyon gibi önemli faktörleri göz önünde bulundururak liste oluşturulmuş.
Dolar 6 Haftanın Zirvesini Gördü
Dolar, Türk Lirası karşısında 2,38'i aşarak 6 haftanın en yükseğini gördü.Dün, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Enflasyon Raporu'nun açıklanması ile gün içinde 2,3394 seviyesine kadar gerileyen dolar/TL, Başkan Erdem Başçı'nın ocak ayı enflasyonunun yüzde 1'in üzerinde düşüş göstermesi durumunda faiz indirmek için 24 Şubat’taki olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını beklemeyeceklerini açıklamasının ardından yükselişe geçerek 2,3706'yı görmüştü.Bugün bankalararası piyasada güne 2,3656'dan başlayan dolar/TL, TCMB'nin sert faiz indirimi yapabileceği beklentisinin piyasa tarafından güçlü bir şekilde fiyatlanmasıyla son 6 haftanın en yüksek seviyesi olan 2,3832'ye çıktı. Dolar/TL, şu dakikalarda 2,3780'den alıcı bulurken, avro/TL ise dünkü kapanışa göre yüzde 0,36 artışla 2,70'in hemen üzerinde işlem görüyor.Olası faiz indirimi beklentisiyle gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 6,58 ile Haziran 2013'ten bu yana gördüğü en düşük seviyesine geriledi.Analistler, Merkez Bankası'nın faiz indirimi yapacağı beklentisi, Yunanistan'daki ekonomik belirsizlik, Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimin devam etmesi ve Rusya'ya yapılacak yaptırımların artabileceği açıklamalarının gelişen ülke varlıkları ile birlikte değerlendirilen TL üzerinde de baskı yarattığını belirtiyor.Son on gündür Brent petrolün varil fiyatının 46-50 dolar aralığında yatay hareket etmesiyle daha fazla düşmeyeceği beklentilerinin arttığını, bunun da dolar/TL'deki yükselişi desteklediğini aktaran analistler, teknik olarak 2,3730 seviyesinin üzerinde kalınması durumunda 2,39 ve tarihi zirvesi konumunda olan 2,4126 seviyesinin gündeme gelebileceğini öngörüyor.AA
Syriza'nın İlk İcraatı: Özelleştirmeler Durduruldu
Yunan Haber Ajansı ANA-MPA'ya göre Çevre ve Enerji Bakanı Panagiotis Lafazanis, Kamu Enerji Şirketi PPC ve dağıtım şirketi ADMIE'nin özelleştirilmesinin durduralacağını söyledi.Lafazanis 'Yunan halkına yardımcı olmak için elektrik ücretlerini azaltıp, rekabeti artırmaya çalışacağız' dedi.Lafazanis özelleştirmenin durdurulmasının Avrupalı ortaklarıyla sorun yaratıp yaratmayacağı yönündeki soruyaysa, hükümetin sadece kendilerini seçen Yunan halkına karşı sorumlu olduğu yanıtını verdi.Durdurulan bir diğer özelleştirme süreci ise ülkenin en büyük ticari limanı olan Pire Limanı özelleştirmesi oldu.Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan Yunanistan'ın yeni Denizcilik Bakanı Theodoros Dritsas,Selanik Limanı özelleştirmesinin de durdurulduğunu açıkladı.Temerrüt borç alan bir kişinin, kuruluşun ya da ülkenin borçlandığı kişiye verdiği taahhütleri yerine getirememesi durumu olarak tanımlanıyor.Örneğin yatırımcılara tahvil, yani borç senedi satan bir ülke ödemeleri zamanında yapamazsa temerrüde düşmüş oluyor.'Temerrüde düşme' terimi borçlarını geri ödeyemeyecek duruma gelen ülkeler için de kullanılıyor.Bir ülkenin temerrüde düşmesi durumunda tahvil yatırımcıları ödemelerin acilen yapılmasını talep edebiliyor. Bunun dışında ülke uluslararası piyasalardan borçlanamaz hale gelebiliyor. Bunun sonucunda da kamu çalışanlarının maaşlarının ödenememesine kadar varan bir kriz patlak verebiliyor.Yunanistan 2010'da Avrupa Birliği (AB), Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) oluşan troykayla pazarlıkları sonucu kurtarma kredisi karşılığında büyük bütçe kesintilerine gitti ve kamu varlıklarının da özelleştirilmesi süreci başladı.Yunanistan'ın yeni Başbakanı Alexis Tsipras seçilmesinin ardından kabinesine yaptığı ilk konuşmada ülkesinin temerrüde düşmeyeceğini söyledi.Tsipras ülkesinin alacaklılarıyla 240 milyar Euro tutarındaki kurtarma kredisini müzakere edeceğini belirtti.Tsipras, 'Her iki tarafa da zarar verecek bir çatışmaya girmeyeceğiz, ancak boyun eğme politikasına da devam etmeyeceğiz' dedi.AB Yunan hükümetine taahhütlerini yerine getirmesi uyarısında bulunmuştu. Temerrüde düşülmesi Yunanistan’ı Euro’dan çıkmaya zorlayabilir.Tsipras ilk konuşmasını yaparken, Yunan tahvillerinin faizleri rekor düzeylerde arttı. Bu durum yatırımcıların borçların yeniden yapılandırılmasındaki kısa vadeli risklerden duyduğu kaygıyı yansıtıyor.Atina Borsası'nda da yüzde 6,4 değer kaybı oldu.2008’deki küresel mali krizden bu yana ekonomide büyük küçülmeler olurken, işsizlik arttı ve pek çok Yunan yoksullaştı.'Yunanistan'ın onurunu koruyacağını' belirten Tsipras borçların yeniden müzakeresinde 'sürdürülebilir, adil ve her iki tarafın yararına' bir çözüm bulmaya çalışacağını söylerken, ayrıntı vermedi.Tsipras ekonomik canlanma için 'gerçekçi çözümler' vaat etti ve ayrıca yolsuzluk ve vergi kaçakçılığıyla mücadele edeceğini vurguladı.Yeni Yunan hükümetinin Ekonomi Başsözcüsü Euclid Tsakalatos da Yunanistan'ın dev miktarlardaki borcunu tamamen ödemesini beklemenin gerçekçi olmadığını söyledi.BBC Türkçe
"Galatasaray'ın Hisselerini Biri Topluyor"
Galatasaray eski 2. Başkanı Işın Çelebi, genel kurulun, imtiyazlı hisse satışını reddettiğine dikkat çekti, Ünal Aysal dönemindeki planın 3-5 ay sonra yeniden masaya geldiğini belirtti. Çelebi, “Birisi bu hisseleri topluyor” diye konuştu.Galatasaray’da önceki gün gündeme gelen ama kısa süre sonra kulüp tarafından yalanlanan Sportif A.Ş. hisselerinin yüzde 14’üne denk gelen ‘Altın Hisse’nin satımına ilişkin iddia camiada da geniş yankı buldu.Kulüp üyeleri bu duruma bir hayli tepki gösterirken, eylül ayında divan kurulunda oybirliği ile reddedilen ve Ünal Aysal’ın istifasına kadar yol açan sürecin şu anki yönetim tarafından gündeme getirilmesi eleştirildi.Milliyet ’e konuşan eski Maliye Bakanı ve Galatasaray eski 2. Başkanı Işın Çelebi, “Bu Galatasaray’ın namusudur. Galatasaray’ın ruhuna, gelenek ve göreneklerine aykırı bir çalışma. Eylülde reddediliyor ama 3-5 ay sonra yine masaya getiriliyor” dedi.Sportif A.Ş.’de Esas Sözleşme’de değişikliğe gitmeden A tipi hisselerin satılamayacağını belirten Çelebi, “Gerekli izinler ve 60 gün önceden ilan verilmesi şart. Ama bu bile değişiklik için yeterli değil. Genel kurul istemezse olmaz” yorumunu yaptı.A tipi hisselerin satılmasının büyük riskler doğuracağını aktaran Çelebi, “Finans mühendisliği ciddi bir iştir. Aldım-sattım diye olmaz. A Tipi, imtiyazlı hisseler. Bunların elden çıkarılması ile imtiyaz hakkı yitirilebilir. Şu ortamda B veya C hisseleri satılabilir. Şu anki yönetim Ünal Aysal operasyonunu devam ettirmek istiyorlar. Galatasaray’ın hisseleri 400 liradan 19 liranın altına düştü. Fenerbahçe hisseleri ile başa baştı. Ama bugün Galatasaray hisseleri neredeyse 4’e 1 oranında. B hisseleri yüzde 68’den yeni satışla yüzde 55’e düşecek. Ancak birisi bu hisseleri topluyor. Nedense hiç yükselmiyor” diye konuştu.Satıyoruz ama!B grubu hisselerden yüzde 14’ünün satılacağını belirten sarı-kırmızılı bir yönetici, “Altın hisse deniliyor ama Galatasaray’ın elinde altın hisse yok. Ya A grubu ya da B... A grubu hisseleri yüzde 25 oranındadır ve kulübün elindedir. Bu kesinlikle devredilemez. B Grubu ise halka açık hisseler... Şu an yüzde 31.6 halkın elinde. Bu yeni satışla beraber yüzde 45 olacak. Bu rakam bir kişinin elinde toplansa dahi yönetimde temsil edilemiyor. Ayrıca Sportif AŞ’yi zarardan kurtarıp kâr yapması için yapılmış bir operasyon olmayacak” dedi.CNN Türk
Yunanistan'ın Görme Engelli Milletvekili Sağlık Bakanı Oldu
Yunanistan'da radikal sol Syriza'nın seçim zaferinin ardından kabine üyeleri yemin etti.Kendisini 'dengesiz Marksist' olarak tanımlayan ve AB ile kemer sıkma politikaları pazarlığını yürütecek olan Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in yanı sıra kabinede öne çıkan bir diğer isim ise Sağlık Bakanı Panagiotis Korumblis.63 yaşındaki Korumblis ülkenin ilk görme engelli bakanı olarak tarihe geçti.Yunanistan medyasına göre ailesi Osmanlı döneminde Karadeniz kıyılarından Yunanistan'a göçen Pontuslardan olan bakan, görme yeteneğini 10 yaşında İkinci Dünya Savaşı döneminden kalan bir bombanın patlaması sonucunda kaybetmiş. Korumblis daha önce sosyalist parti PASOK'tan vekil olarak görev yapmış.Kabinede 6 kadınGuardian gazetesi ise kabinede toplam 39 kişinin görev yapacağını bunlardan altısının ise kadın olduğunu yazdı.Ülkenin yeni başbakanı Aleksis Tsipras kabinedeki bakan sayısını 19'dan 11'e indirirken, koalisyonun küçük ortağı olan sağ parti Bağımsız Yunanlar'ın lideri Panos Kammenos ise Savunma Bakanı oldu. Kammenos'un partisi de kemer sıkma politikalarına karşı bir siyaset yürütüyor. Ancak göçmenlik gibi konularda oldukça katı bir çizgisi olan partinin ekonomi politikları dışındaki duruşunun koalisyonun geleceği hakkında endişe yaratabileceği düşünülüyor.BBC Türkçe
Reklam
Birgül Ayman Güler CHP'den İstifa Etti
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler partisinden istifa etti. Güler yazılı açıklamasında 'Bugünkü yapı, ideolojisi bakımından milletvekili olduğum CHP değildir. İstifa ettiğim parti CHP değil, politik bakımdan tutarsız bir yapıdır' dedi.Güler, Parti Disiplin Kurulu'nun kendisi hakkındaki kararını beklemeden istifa dilekçesini Meclis Başkanlığı'na sundu. Yazılı bir açıklamayla kararını duyuran İzmir Milletvekili Güler parti yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Güler CHP'nin Anayasa'dan Türk vatandaşlığını kaldırma hedefine destek veridiğini, çözüm sürecinde 'üçüncü göz'e kapı açan yasal düzenlemelere ortak olduğunu savundu. 'Bugünkü yapı, ideolojisi bakımından milletvekili olduğum CHP değildir.' ifadelerini kullanan Güler 'Gerçek dışı soykırım suçlamalarının, yeni CHP yöneticileri tarafından Türkiye’nin kendini ifade etme olanakları bastırılarak desteklendiğini' öne sürdü:Güler 1915 olaylarının 100.yılında 'soykırımla yüzleş' pankartını taşıyan genel merkez yöneticilerinin bu desteği somut şekilde ilan ettiğini öne sürdü, diğer gerekçelerini şöyle sıraladı: 'Laiklik ilkesini sekülerlik haline dönüştürme gayreti, eğitimi geriletip parçalayan saldırılara sözde pedagojik gerekçeli etkisiz muhalefette ve inkarla örtülen ittifaklarda kanıtını bulmuştur. Yeni-chp, ulusal ekonomi anlayışını terk etmiş, ulusal üretken sektörler için değil küresel mali piyasaların faiz çıkarlarını gözeten bir yapı olmuştur. Gelir dağılımında adalet ilkesini terk edip, neo-liberalizmin yoksullukla mücadele politikalarına sıkışmıştır. Devletçilik ilkesi zamanı geçmiş sayılırken, özelleştirme adeta doğal politika olarak kabul edilmiştir. Halkçılık içi boş retorik olarak nitelendirilip bir yana atılmış, planlama ve sosyal devletle kalkınma yerine piyasa dinamikleriyle küresel ekonomiye bağlılık teslimiyeti getirilmiştir.''Yeni CHP, partiyi ve örgütünü tasfiye etme işlevi görüyor'İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler CHP'deki yeni yapının parti programına ve kurucu ilkelerine aykırı olduğunu, yetkili kurullar dışlanarak ortaya çıktığını savundu. Güler, Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkan seçildiği olağanüstü kurultayda 'delegelerin oyunu alamayanların hile ile parti yönetimine sokulduğunu' iddia etti:'Genel başkanlık, yetkili kurulların dışında alınan kararların tek kişilik yürütme makamına dönüşmüştür. Yetkililerin sorumluluğu ve hesap verme zorunluluğu yok edilmiştir. Son Kurultay, kırılma noktasıdır. Kurultay delegesinin onayını alamayan kimselerin Kurultay’a karşı hile yoluyla yönetici koltuklarına oturtulması da başka söze gerek bırakmaz. Hiçbir gerçek neden yokken ilçe – il kongreleriyle Kurultay’ın ertelenmesi, tüzüğe aykırı yönetmelik değişiklikleri yapma cüreti sergilenmesi, değişiklik adı altında Parti’nin Altıok Programı’nı ortadan kaldırma hazırlıkları, disiplin sürecinin tasfiye amacıyla kullanılması, Parti’nin cumhuriyetçi ve halkçı olmayanların istila harekatını tamamlama adımlarıdır.''Halk için değil iktidar için güvence'Güler, CHP'nin halka güven vermediğini, seçmeni ve parti üyelerini umutsuzluğa sürüklediğini savundu. Güler, 'CHP yabancısı bu yapı 2015 seçimlerinde ve sonrasında halkımız ve seçmenimiz için değil, mevcut iktidar için güvencedir.' ifadelerini kullandı. Güler İzmir Bağımsız Milletvekili olarak görevini sürdüreceğini, 2015 seçimlerinde 'Cumhuriyet için büyük birliğin sağlanması, bağımsız Türkiye hedefiyle Mustafa Kemal Atatürk ve Altıok Programı çerçevesinde güçlü bir siyasal seçenek üretilmesi için üzerine düşeni yapacağını' da açıklamasında vurguladı. Güler'le ilgili süreçİzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, 30 Mart seçimlerinde partisinin Cemaat ile ittifak yaptığını öne sürdü, 'İllerde ve ilçelerde Cemaatin çeşitli unsurlarının CHP ile yürüdüğünü hepimiz gördük' dedi. Güler, bu sözleri nedeniyle 'parti suçu oluşturan tutum ve davranışları' gerekçe gösterilerek 'kınama cezası' ile cezalandırılmak üzere, parti tüzüğünün 68'inci maddesi uyarınca Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edildi. Güler, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın başkanlığını yaptığı YDK'ya yazılı savunmasını gönderdi. Güler YDK'nın bu savunmasının ardından vereceği kararı beklemeden partisinden istifa ettiYDK dışında Güler, grup yönetimi tarafından bir yıl süreli geçici olarak gruptan çıkarma istemiyle bu kez Grup Disiplin Kurulu'na sevk edilmişti. Al Jazeera
Senin Mezar Taşında Ne Yazacak?
etiket
Büyük ihtimalle hepimizin mezar taşında, ölüm-doğum tarihi ve Ruhuna Fatiha yazacak! Peki ama başka ne yazacak? Aslında bu test, senin insanlar tarafından nasıl algılandığını ölçüyor!..
Reklam
Celal Kara: 'Bakanların İki Rolü Vardı... Karım Bile Bilmiyordu'
17 Aralık’ın savcısı Celal Kara Cumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar'ın sorularını yanıtladı. Önceki gün 'Yolsuzluk soruşturmasında 1 numara Erdoğan'dı' sözleriyle Türkiye gündemine oturan 17 Aralık operasyonu savcılarından Celal Kara'nın açıklamalarının yer aldığı ikinci bölüm şöyle:  17 Aralık soruşturmasından nasıl haberdar oldunuz?CELAL KARA - Başlangıcında yoktum. 2013 Haziranı’nda tayini çıkan bir savcının yerine getirildiğimde, onun elindeki 300 kadar soruşturma dosyasıyla birlikte bu da bana verildi. O aşamaya kadar kolluk takip ediyordu. Tüm delilleri incelemem, son bir ayda oldu. Detaylar aralıkta netleşti. Aralıkta operasyonu yaptığımda dosya 13 aylıktı. Yani uzun süre o dosyaya ben bakmamışım. Alınan teknik takip kararları vs. bana ait değil.Nasıl başlamış soruşturma?KARA - 2010 sonunda Rıza Sarraf’ın Rusya gümrüğünde parası yakalanmış. Rus yetkililer bizim makamlara bildirmiş. Biz o zamana kadar Sarraf’ı sadece magazin basınından biliyorduk. Yapılan inceleme sonucu “Burada şüpheli bir para hareketi var” denilmiş. Olay yeri İstanbul diye buraya bildirilmiş. 2012 Temmuzu’nda, “Rıza Sarraf, Kapalıçarşı’da döviz şirketleri üzerinden kayıtsız para transferi ve altın ihracatı yapıyor” diye bir ihbar gelmiş. Bu ihbar üzerine polis araştırma yapmış. Yani ben devraldığımda dosya ve teknik takipler epey ilerlemişti.‘Hukukçu, davanın siyasi sonucuyla ilgilenmez’Bunun hassas bir dosya olduğunu ne zaman anladınız?KARA - Bu ithamları kabul etmem söz konusu değil. Hadiseler bizi nereye götürdüyse oraya gittik. Özel olarak şu yöne eğilelim demedik. Ama şunu da soruyorum:İktidarın adının karıştığı bir yolsuzluk soruşturması nasıl yapılmalı ki “darbe” diye nitelendirilmesin? Bunu izah edecek bir hukukçu arıyorum.‘Endişelenmedim diyemem’Dosyanın mahiyetini anlayınca endişelenmediniz mi? Sonuçta iktidar partisinden bakanların çocuklarını takip ediyorsunuz.KARA - Hiç endişelenmedim demek, hayatın gerçekliğiyle bağdaşmaz. Ama “Hayati bir risk doğar mı”dan çok, “İftiraya maruz kalırsam bunu cevaplandırma imkânım yok” diye bir korkum vardı baştan beri... Çamur atsalar cevap veremezdim.Takip bir aşamada deşifre oldu değil mi?KARA - Evet, Barış Güler’in kuryesi, 25 Ekim’de Orient Sokak’ta takibi fark ediyor. O Barış’a, Barış da babasına haber veriyor. Babası da “Acaba kim takip ediyor” diye istihbarata soruyor. Sarraf’ın evinin önüne bir izleme aracı koyuyorlar.Ne yaptınız bu şüphe oluşunca?KARA - “Deşifre edecekler” diye düşünerek 27 Ekim’de teknik takibi durdurduk. Operasyondan bir hafta önce yeniden başlattık. 25 Ekim’de Orient Sokak’ta takibi fark eden Barış Güler’in kuryesi, Barış Güler’e o da babası Muammer Güler’e haber veriyor.‘Karıma bile söylemedim’CELAL KARA - Bir önceki hafta boyunca ben 3-4 kez Emniyet’e gittim. Saatlerce konuştuk. Şimdi hepsi tutuklanmış olan alt kadrolar hazırlıkları yaptı. Bir yandan da “Bu para nasıl geliyor, nerden çıkıyor”; onu çözmeye çalışıyoruz. Operasyona birkaç gün kala, benim sorularım üzerine detaya girilince, sistemi tam çözdük. Onların üzerinde çalıştık. Daha detaylı delil incelemesi yaptık. Sonraki aşamalarda yapılacak işlemleri belirledik. Karşımıza çıkacak engelleri hesaplayarak hazırlık yaptık. Hem 500 küsur sayfalık fezlekeyi hem 309 sayfalık raporu hazırlattım. Bir dirençle karşılaşacağımızı bildiğim için, “Özellikle dokunulmazlıkları bulunanlar hakkında Meclis’e gönderilecek rapor, ilk günden bana gelsin” dedi.Kaç kişi biliyordu operasyonun detaylarını?KARA - Fiziki takibi yapanlar sadece izledikleri kadarını bilir. Dosyanın içeriğini bilmezler. Amirlerinden 2 kişi biliyordu. Operasyonu yürütenler, Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu, Mehmet Akif Üner, Hüseyin Korkmaz, Savaş Akyol; müdüründen polisine kadar tecrübeli, çalışkan ve dürüst insanlardı. Teknikten dinleme yapan 7-8 memur ve soruları hazırlayan 4-5 kişi biliyordu. Benim kâtibim biliyordu. Yani toplasanız 20 kişiyi geçmez.Eşiniz, aileniz biliyor muydu?KARA - Hiçbirine söylemedim. O gün operasyon yapılıp da medyada ismim çıkınca akşam eşim kızdı, anlatmadığım için… Çocuklar da okuldaki arkadaşlarından duymuşlar. “Oooo baba, ünlü olmuşsun” dediler.İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın da bilmiyormuş.KARA - Operasyonu yapan polis şefleri ona söylemiyorlar, çünkü söylerlerse bakana iletmek zorunda kalacağını biliyorlar. Nitekim 17 Aralık’ta kendisi haberdar olduğunda, “Bana iyi ki söylememişsiniz; bilsem, bildirmek zorunda kalırdım” diyor.gün ilk iş olarak birbirlerini arayacaklarını biliyordunuz. O yüzden mi tekrar teknik takibe başladınız?KARA - Bunu bir hafta öncesinden kararlaştırmıştık. Operasyon sırasında özellikle muhabereden çok ciddi delil düşer. Ayrıca şahısların nerde olduğunu belirlemek açısından da önemlidir. Çünkü şahsın nerde olduğunu belirleyemezseniz hem onu hem de aramada elde edeceğiniz birçok delili kaçırırsınız.‘Evlerden para çıkacağını tahmin ediyordum’Evlerde para sayma makinelerinin, kutu içinde paraların çıkacağını biliyor muydunuz?KARA - Hayır. Onlar o günkü aramada ortaya çıktı. Paratrafiğini fiziki ve teknik takipte görüntülemiştik, ama paraları nerde sakladıklarını bilmiyorduk. Yine de bastığımız evlerden külliyetli miktarda para çıkacağını tahmin ediyordum.“Bakan bunu durdurabilir” kaygınız yok muydu?KARA - Sabah erken saatte bir operasyon yaptığınız zaman durdurması biraz zordur. Başladığınız anda operasyonu yapmışsınızdır. Ortasında “Ben operasyonu yaptırmıyorum” demek biraz zordur. Onlar da baskın sırasında bir durum muhakemesi yapıyorlar. Sonra ortaya çıkan veriler öyle gösteriyor. En fazla ertesi gün durdurabilirler, ama biz o sırada aramaları tamamlamış, gözaltıları yapmış, delilleri almış oluruz. Burada asıl karşı operasyonu savcıyı ve müdürleri değiştirerek yapabilirlerdi. Müdür değiştirmek kolaydı; onu yaptılar. Rıza Sarraf ve Halkbankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın tapesinde, sahte belgelerle yolsuzluğa nasıl yol verildiği öğreniliyor.‘Hem ülke, hem banka soyuldu’CELAL KARA - Burada temel hedef Rıza Sarraf… İran’ın ambargo nedeniyle elde edemediği parayı transfer edebilmek için yollar arıyor. Burdakiler de bundan gelir elde edebilmenin yolunu arıyorlar.Bizim TÜPRAŞ ve BOTAŞ zaten İran’a borçlu… “Merkez Bankası’nda stoklanan parayı uluslararası normlara uygun olarak nasıl transfer edebiliriz” diye yol arıyorlar, ama paranın boyutu çok büyük. Önce altın ihracatı deneniyor. Ama “Amerika öğrenirse Halkbank’ın oradaki hesaplarına tedbir gelir” diye kaygılanıyorlar. Bunun üzerine ihracata çeviriyorlar işi...Ambargodaki istisnalar gıda, tıbbi malzeme ve ilaç… Bunların ihracatına izin var. Fakat burda da Sarraf, Türkiye’den ihracat yapmak yerine buradaki şirketleriyle Dubai ile İran arasında yapılacak ithalat ve ihracatın transit tacirliğini yapıyor. Fakat gıda ve ilaç da fazla para tutmuyor. de belirtildiği gibi, azami kapasitesi 5 bin ton olan gemilerle 150 bin ton gıda ihraç edilmiş gibi gösterecek sahte evraklar düzenleniyor. Amaç, bu şekilde ambargoyu delerek, İran’ın bizden alacaklı olduğu parayı transfer etmek...Normalde bu transfer banka üzerinden yapılsa hem ihracatçı, hem ülke hem de banka kazanacakkensahte işlemlerle, altın gibi vergisi olmayan değerler ihraç ederek ülkeye vergi kaybettiriyorlar.Bakanların burda rolü ne?KARA - Bakanların 2 rolü var:Bir: Sarraf’ı bu işte tek tabanca kılmak için başkasının bu işe girmesini engellemek…İki: Mahiyetini bildikleri bu yolsuzluğa sahte belgelerle yol vermek...Zaten bir tapesi var Süleyman Aslan’la Rıza Sarraf’ın…“5 bin tonluk gemiyle 150 bin ton taşımış gibi göstermişsiniz. Bu kadar da göze sokmayın, daha makul şekilde yapın” diyor. Yani faaliyetin yasal olmadığını, belgelerin sahte olduğunu bilmelerine rağmen yol veriyorlar.İran açısından bir kayıp yok. Onlar bu parayı ambargodan kaçırıp ülkelerine transfer edebilmek için yüzde 10’a yakın miktarını feda ediyor. Ve bunu açıklarken “Burda asıl sizin ülkeniz ve bankanız zarara uğradı” diyor. Gerçekten de bankanın kasasına girmesi gereken para, “komisyon” adı altında şahısların cebine rüşvet olarak gidiyor. Uluslararası arenada da ambargoyu delmek için devlet görevlilerinin böyle yakışık almayacak metotlar kullanması da ülkenin itibarını zedeliyor.Rıza Sarraf mı bakanları buluyor, yoksa devlet böyle bir kararı uygulamak için Sarraf’ı mı tercih ediyor?KARA - Bizim elimizde Sarraf’ın Zafer Çağlayan’la nasıl ve kimin aracılığıyla tanıştığına dair bir bilgi yok. Ama bildiğimiz, Sarraf’ı Egemen Bağış’a Zafer Çağlayan götürüyor. Muammer Güler’i ise İstanbul’da “30 yıllık dostum” dediği Berber Yaşar tanıştırıyor. Sarraf, bakanla görüşmesinin ayrıntılarını Berber Yaşar’a aktarırken dinlemeye takılıyor.Sarraf’ın Güler’den beklentisi ne?Ambargo nedeniyle İranlılara bankacılık işlemlerinde kırmızı alarm var. Bundan sıyrılmak için başkaülke vatandaşlığına giriyorlar. Sarraf ve ailesi de TC vatandaşı olmak istiyor. Hem bunun için, hem koruma talepleri için İçişleri Bakanı ile tanışmak çok önemli...İzleme sürecinde devlet katından müdahale olmadı mı?KARA - Olmadı, olamaz da zaten… Soruşturma gizli yürütülüyor. Biz de kollukla uyum içinde çalışıyoruz.Onların işi daha zor… Amirlerine karşı bir operasyon hazırlığındalar sonuçta...KARA - Hem zor, hem kolay... Sığınacakları bir yer var: “Savcının emrini yerine getiriyoruz” derler. Onlar talepte bulunsa bile biz onay vermeden yapmalarına imkân yok. Biz de mahkeme kararı gerektiren konularda mahkeme kararı alarak yapabiliyoruz.Mahkemeden karar çıkartmakta zorluk yaşadınız mı?KARA - Orda hiç sorun çıkmadı. Takip talebinin altını dolduracak delil ve bulgular, talebin altına ekleniyordu. Yani “Fiziki takipte bunu görüntüledik” veya “Teknik takipte bunların da dinlenmesi gerekiyor” diye... Hiçbir talebimiz reddedilmedi. 32 mahkemeden ortalama 2- 3’er karar alsanız, düşünün kaç sefer verilmiş. Bunların bir de uzatmaları var. Herbirinde yeniden incelenmiş. Hiçbirinden ret kararı çıkmamış.Operasyona başladığınızda seçime 3.5 ay kalmıştı. Bunun siyasi tartışma yaratacağı belliydi. Niye o tarihi seçtiniz?CELAL KARA - Hukukçu, soruşturmanın zamanıyla da ilgilenmez. Bizi şartlar o zamanda zorladı:Birincisi bütün deliller toplanmıştı; daha fazla beklememizi gerektiren bir durum yoktu. Takibikestiğimiz tarihle operasyona başlayacağımız gün arasında soruşturmayı tamamlamak için 35- 40 gün gibi bir süremiz vardı.İkincisi, soruşturmadan şüpheleniyorlar, ama bir türlü deşifre edemiyorlardı. Barış Güler, kendisi hakkında soruşturma olup olmadığını birilerine sorduruyordu. İstihbarat şube müdürü, -suç olduğu halde- “Soruşturma var mı” diye hem sözlü, hem yazılı olarak soruyordu. İçişleri Bakanı’nın ciddi girişimleri vardı.Üçüncüsü, biz bu soruşturmayı kollukla yürütüyorduk.İçişleri Bakanı, şüpheleri artınca şube müdürlerini değiştirecekti. Ne varsa onlardan öğrenecekti. Organize ve mali şube müdürleri görevden alınacaklarını 17 Aralık’a birkaç gün kala öğrendiler. “Bizi alacaklarına dair ciddi duyumlar geliyor. Yerimize gelecek isimler bile belli… En fazla birkaç günümüz kaldı. Şimdi yaptık yaptık, yapamazsak bir daha hiçbir zaman yapılamaz” dediler. Operasyonu 2-3 gün farkla kurtarabildik.Yani, “48 saat içinde yaptık yaptık, yoksa kapanır bu dosya” diye mi düşündünüz?KARA - Evet. Nitekim soruşturmadan haberdar olsalar neler yapacakları, sonradan yaptıklarından da görüldü. 2-3 gün daha beklesek, soruşturmayı yürüten şube müdürleri görevden alınmış olacaktı. Yeni gelen polisler, talimatları yerine getirmeyecekti. Her şey deşifre olacaktı. Kaçanlar kaçacaktı. Yapamayacaktık. O yüzden “Hemen yapalım” kararı verdik.Müdürler bana, “Operasyon başladıktan sonraki 12 saat içinde bizi görevden alırlar” demişlerdi. Yanılmışlar. 15 saat sürdü alınmaları…O gece 2 gibi alındılar.Can Dündar | Cumhuriyet
Uzmanlar 2015 Altın Fiyatları için Ne Diyor? Altın için Fırsat Yılı mı?
Yeni yıla yükselişle giren altın fiyatları, son 3 ayın en yüksek seviyelerine çıktı. Bu yükseliş yatırımcılar için fırsat olarak görülüyor ve tekrardan metale olan talep arttı. Altın fiyatları, 1,244 dolar seviyelerine yükselerek uzmanların ve yatırımcıların dikkatini yeniden üzerine çekmeyi başardı. Peki, altında yükseliş devam edecek mi, satış dalgası bekleniyor mu?2015 Ocak ayının ikinci haftasında açıklanan ABD tarım dışı istihdam verilerinin ve aşırı düşen petrol fiyatlarının etkisiyle yatırımcılar güvenli liman altına yöneldi. Altına talebin artmasıyla birlikte fiyatlar son 3 ayın en yüksek seviyelerine yükseldi. Bu durum üzerine uzmanlar altında yükselişin devam edeceğini ve eski performansına kavuşacağı yorumunu yaptılar.Altın fiyatlarında kritik seviyelere gelindiğine dikkat çeken uzmanlar, yukarı yönlü baskının devam ettiğini belirtiyor. 1,244 dolar seviyelerine yükselen altının, bu seviyelerden kar satışı getireceğini ve bu nedenle fiyatların gevşeyebileceğini de belirtiyorlar. Ayrıca Amerikan 10 yıllık tahvillerinin % 1,90 seviyesine gerilemesinin de altının yukarı yönlü hareketini desteklediğine dikkatleri çekiyorlar. Altının düşüş kanalını yukarı yönlü kırması sonucunda kar satışlarına dikkat ederek yatırımcıların altın almak için fırsat yaratabileceğini belirtiyorlar.Altında 1,238 – 1,240 seviyelerinin kritik noktalar olduğu ve bu noktaları kırmasıyla birlikte 1,255 seviyesinin gündeme gelebileceği öngörülüyor. Eğer kar satışları gelirse; 1,232 – 1,224 seviyelerine gevşeyebileceği de dikkatleri çekiyor. Altında bu hareketlilik ise forex piyasasında anlık olarak değerlendirilerek yüksek kar getirebilir. Aynı zamanda altının 1,240 dolar seviyesini yukarı yönlü kırmasıyla birlikte orta vadede fiyatların yukarı yönlü hareketinin desteklenebileceği de öngörüler arasında yer alıyor.Altın Fiyatlarında Satış Dalgası Görülür mü?Altının 1,220 dolar seviyelerinin üzerine yükselmesi ve yukarı yönlü hareketinin devam etmesiyle alım yapmak isteyen yatırımcıların arttığı görülüyor. 1,233 seviyesinin geçilmesi sonrasında da 1,244 direnç seviyesinin test edildiği ve kırılması durumunda 1,255 dolar seviyesinin yeni direnç olacağı öngörülüyor.Altın fiyatlarında yaşanan bu yükseliş ise bir süredir elinde altın bulunan yatırımcılar için satışa neden olabilir. Satış dalgasının gelmesi ile fiyatların şimdiki seviyelerden 1,233 seviyelerine gelmesi muhtemel görülüyor.Uzmanlar 2015 Altın Fiyatları için Ne Diyor?Piyasaların doktor kıyameti olan Marc Faber altın fiyatları için 2015 tahmini yaptı. Yaptığı yorumlar ve tahminler ile piyasaları etkileyen Faber, 2015 yılında altın fiyatlarının % 30 oranında yükselebileceğini söylüyor. Marc Faber, “altının 2015 yılında kademeli olarak yükseleceğine yani % 30 değerleneceğine yönelik iyimserim” dedi.Barclays Plc‘ye göre; altın fiyatları, 2015 yılında ABD faiz artışı ile birlikte, kayıplarını genişletecek ve bu durum sonucunda Asya talebinden dolayı bir sıçrama gerçekleştirecek. Bu sıçramadan yararlanmak isteyen yatırımcılar ise altın almak için fırsat yakalamış olacak. Altın fiyatlarının ons başına 1,130 doların altına düşebileceği tahminleri de bulunuyor. Bu seviyelerin 2015 yılının yeni dip seviyeleri olabileceği söyleniyor. Bu düşüş ise 2015 yılı ve gelecek yılın dip seviyeleri, uzun vadeli yatırımcılara cazip seviyeler sunmuş olacak.Son yılların en kötü performans gösteren yatırım aracı olan altın fiyatları için 2015 yılının bir fırsat yılı olabileceği uzmanlar tarafından ön görülüyor. 2011 yılının Eylül ayında 1,900 dolar seviyesi ile tüm zamanların en yüksek seviyesini kaydeden altın fiyatları, o zamandan bu zamana % 35 oranında değer kaybetti. 2015 yılında % 1,5 oranında değer kaybeden altın, 2013 yılında % 28 oranında değer kaybetmişti. 2015 yılının başından bu güne kadar (15 günlük süreç) % 4,1 oranında değer kazandı. Altında meydana gelen bu yükseliş hareketliliği için petrol fiyatlarının son derece düşmesinin büyük bir etken olduğu belirtiliyor.KAYNAK: www.borsanasiloynanir.co
Bu Kış Sinemaya Gitmeyi Düşünenler İçin 15 Film Önerisi
Ali (Burak Özçivit), Ege'de bir balıkçı kasabasında aile yadigarı restoranı kaybetmemek için büyük bir mücadele vermektedir. Bir gün nereden geldiği, nereye gideceği belli olmayan bir kız gelir kasabaya: Deniz (Fahriye Evcen)Geçmişinden kaçan Deniz ve Ali arasında büyük bir aşk başlar. Kasabanın sakinleri dondurmacı Nebahat, manav Ayhan, balıkçı Yaşar, Saadet ve Yusuf Baba bu büyük aşkın şahididir. Ancak Deniz'in karanlık geçmişi mutlu olmalarının önünde en büyük engeldir.Vizyon tarihi:23 Ocak 2015
Reklam
Maden Mühendislerine İş Müjdesi
TBMM Sanayi Komisyonu Başkanı Mazıcıoğlu, 'Komisyonda kabul edilen Maden Kanunu Tasarısı'ndaki düzenleme ile Türkiye'deki tüm maden mühendisleri iş bulmuş olacak' dedi.TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Halil Mazıcıoğlu, komisyonlarında kabul edilen Maden Kanunu Tasarısı'nda, 'teknik nezaretçi' ile ilgili düzenleme ile Türkiye'deki tüm maden mühendislerinin iş bulmuş olacağını belirterek, 'Maden mühendislerine o kadar ihtiyaç olacak ki inşallah maden mühendisi ithal etmeyi düşünmeyiz' dedi.Mazıcıoğlu, AA muhabirinin, komisyonda kabul edilen Maden Kanunu Tasarısı'na ilişkin sorularını yanıtladı. Tasarının madencilik sektöründe önemli düzenlemeleri içerdiğini vurgulayan Mazıcıoğlu, bunlardan birinin, maden arama ruhsat grubu ile ilgili olduğunu kaydetti. Mazıcıoğlu, aynı jeolojik ortamda birlikte bulunan farklı maden kaynakları gözetilerek ruhsat grubunun 5 kategoride toplandığını ifade etti. Sektörle ilgili tanımların, dünya standartları göz önünde bulundurularak yeniden yapıldığını anlatan Mazıcıoğlu, 'fizibilite dönemi', 'fizibilite raporu' ve 'yetkilendirilmiş tüzel' kişi gibi yeni tanımlar da oluşturulduğunu söyledi.Mazıcıoğlu, söz konusu tanımların sektöre ciddi yenilikler getireceğini, maden işletme uygulama projelerinin tam anlamıyla gerçekçi olacağını, sıradan bir teknik doküman olmaktan çıkarılacağını dile getirdi. Madenciliğin ince bir iş olduğuna, bu işi her önüne gelenin yapmaması gerektiğine dikkati çeken Mazıcıoğlu, 'Bu işi yapacak kişi ekonomik yönden de güçlü olmalı. Bu konuda yeterli güç yoksa şirket evlilikleri olmalı. Çünkü güçlü ekonomiyle madencilik yapılabilir. Yoksa, 'sigortasını yapmayayım, baretini almayayım' ile olmaz. Madencilikte ilkellikten kurtulmamız lazım' diye konuştu.'Mühendis oturduğu yerden proje çizemeyecek'Yetkilendirilmiş tüzel kişilik kavramının, madencilik sektörüne getirilen yeni bir uygulama olduğuna işaret eden Mazıcıoğlu, bu uygulama ile mühendislik, müşavirlik hizmeti verilen yapıların nitelik ve niceliklerinin belirlenmesinin, sundukları hizmetler ile uyumlu kurumsal yapılar haline gelmelerinin sağlanacağını belirtti. Yetkilendirilmiş tüzel kişi ile hedeflenen amacın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na sunulan rapor, proje ve diğer teknik belgelerin gerçeğe ve bilime uyumunun sağlanması olduğunu anlatan Mazıcıoğlu, 'Örneğin Ermenek'te yukarıdaki madenden alttaki madencinin haberi yokmuş. Bu gibi durumlar artık önlenecek. Bu yeni yapı ile aramadan işletmeye kadar olan süreç, bir bütünlük içinde düzenli olarak raporlanacak. Saha uygulamaları rapor ve projelere uyumlu olacak. Yani işin Türkçesi, mühendis oturduğu yerden proje çizmeyecek. Sahada olacak, bakacak, görecek' ifadelerini kullandı.Mazıcıoğlu, mevcut kanunda 805 lira olan arama ruhsat harçlarının, tasarıyla ruhsat büyüklüğüne paralel olarak 1000 ila 5 bin lira arasında, 4 bin 840 lira olan yıllık işletme ruhsat harçlarının da 15 bin lira ila 30 bin ve üzeri bedellere yükseltildiğini belirtti. Bu artışlarının nedenlerinden birinin sektörde çantacılığı bitirmek olduğunu kaydeden Mazıcıoğlu, '805 lira verince arama ruhsat belgesini alabiliyorsunuz. Bu belge sizi madenci yapıyor. Çantacılık da böyle başlıyor. Çantacılık bir meslek değil. Çantacı ruhsatı 1 liraya alıyor 10 liraya satıyor. Ben çantacılık olayını doğru bulmuyorum. Böyle bir şey dünyada da yok. Bu işi gerçek yatırımcı yapmalı ve ekonomik durumu bunu kaldırmalı' dedi.Halil Mazıcıoğlu, tasarıdaki başka bir düzenlemenin de diğer kamu kurumlarından alınması gereken, ancak çeşitli nedenlerle alınamayan izinler nedeniyle iptal konumuna gelen yaklaşık 3 bin civarında ruhsatın iptal edilmemesine yönelik olduğunu kaydetti. Mazıcıoğlu, ruhsat iptalinin zorlaştırılacağını, 20 bin lira 50 bin lira arasında değişen idari para cezası uygulaması getirileceğini ifade etti.'İnşallah maden mühendisi ithal etmeyi düşünmeyiz'Yeni düzenlemelerden birinin de 'teknik nezaretçi' uygulamasının kaldırılması olduğunu belirten Mazıcıoğlu, bu düzenlemenin, komisyonda en fazla üzerinde durulan maddelerden biri olduğunu söyledi. Mazıcıoğlu, şöyle konuştu:'Türkiye'de 60 yıl önce yeterli sayıda maden mühendisi olmaması nedeniyle 'fenni nezaretçi' diye bir sistem kuruldu. Ama şimdi yılda ortalama 800 tane maden mühendisi yetişiyor bu ülkede. 2004 yılında adı 'teknik nezaretçi' olarak değiştirilen bu uygulama kaldırılacak. Teknik nezaretçi 15 günde bir inceleme yapıyordu. Ama yeni uygulama ile maden mühendisi bunu 24 sat aralıklarla yapacak. Örneğin ben maden mühendisiyim, Ankara'da oturuyorum. Ermenek'teki, Soma'daki yeri 15 günde bir kontrol ediyorum. Bu etkili olur mu? Ama mühendisi 24 saat orada bu işi yaşayarak çalışıyorsa bu daha etkili olur. Yeni yetişen ve tecrübeli maden mühendislerimizin istihdamında kolaylık sağlanmış olacak. Bu düzenleme ile Türkiye'deki tüm maden mühendisleri iş bulmuş olacak. Maden mühendislerine o kadar ihtiyaç olacak ki inşallah maden mühendisi ithal etmeyi düşünmeyiz.'Halil Mazıcıoğlu, mevcut teknik nezaretçilerin işsiz kalması gibi bir sorunun söz konusu olmayacağını çünkü Türkiye'de işletme izni alan 9 bin maden işletmesi bulunduğunu, mevcut teknik nezaretçi olarak görev yapan kişi sayısının ise şu anda 2 bin 750 olduğunu söyledi. Mazıcıoğlu, tasarıdaki bütün düzenlemelerin asıl amacının sektörde iş kazalarının önüne geçmek olduğunu belirterek, 'Madenciliğin merdiven altısı olmaz. 'Nasıl olsa devlet görmüyor' zihniyeti olamaz' dedi.AA
“Almanya Suudi Arabistan'a Silah Satışını Durdurdu”
Bild am Sonntag gazetesi, Başbakan Angela Merkel başkanlığındaki güvenlik kurulunun, geçtiğimiz Çarşamba günü, bölgenin mevcut istikrarsız durumu gerekçesiyle, Suudi Arabistan’a Almanya’dan her türlü silah ihracatını durdurma kararı aldığını yazdı.Başbakan Angela Merkel, Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel ve ilgili diğer 7 bakanın katılımıyla alındığı ifade edilen kararla, Suudi Arabistan’ın silah taleplerinin bazıları tamamen iptal edildi, bazıları ise ileri bir tarihe kadar donduruldu.Güvenlik kurulu 2013 yılında aldığı bir kararla, Suudi Arabistan’a 360 milyon euroluk silah satışına onay vermişti.Bu arada, Emnid Araştırma Kuruluşu tarafından Bild am Sonntag gazetesi için yapılan bir araştırmaya göre, Almanların yüzde 60’ı insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ticaret yapmasını istemiyor. Katılımcıların sadece yüzde 29’u Arabistan ile ticaretten yana. Suudi Arabistan’a silah satışına karşı olanların oranı ise yüzde 78. Silah satışını onaylayanların oranı yüzde 17 düzeyinde. DHA
İddiaya Göre Google, Twitter'ı Satın Alıyor
Sosyal medyanın önemli oyuncusu Twitter'in satılacağı iddia ediliyor. Satın almak isteyen ise Google.Sosyal medya devi Twitter'in satılacağı iddiaları, hisselerinin değer kazanmasına neden oldu. İddiayı gündeme getirense, Almanya'nın saygın ekonomi gazetelerinden 'Handelsblatt'.Habere göre, Google'ın Twitter'ı satın alacağı yolundaki iddialar Twitter hissesinin yüzde 3,5 oranında değer kazanmasına yol açtı.Gözlemciler Twitter'ın geçen yılın son çeyreğine ilişkin bilanço rakamlarını açıklayacağı 5 Şubat'ın dönüm noktası olacağına işaret ediyor. Popülersosyal medya platformunun negatif rakamlar açıklaması halinde bunun hissedarların baskısını artıracağı belirtiliyor.40 MİLYAR DOLAR ÖDEYECEKBu durumda Google'ın Twitter'da büyük hissedar olması ihtimal olarak görülüyor. Google'ın Twitter hisseleri için ödeyeceği rakamın 40 milyar dolara kadar tırmanabileceği belirtiliyor.Google'ın Twitter'ı devralacağı yönündeki iddialar 2009 yılında da gündeme gelmişti. O dönemde telaffuz edilen rakam 10 – 20 milyar dolar arasında oynuyordu.Google'ın bu hafta içinde uzay araçlarıyla tanınan SpaceX şirketine ortak olacağı açıklanmıştı. Google, uydu üzerinden internet hizmeti sağlayacak şirkete 1 milyar dolarlık yatırım yapıyor.Cumhuriyet
Reklam
Hangi Quentin Tarantino Filmi Seni Anlatıyor?
Quentin Tarantino filmlerini kimisi sever baş tacı yapar, kimisi sevmez yerden yere vurur. Bu tartışmaları göz ardı ederek sinemaya büyük katkısı bulunan bu önemli yönetmenin hangi filmi seni anlatıyor hiç merak ettin mi?Sonucu öğrenmeye hazırsan, başlayalım.
Sahip Olduğunuz Tek Bir İyi Arkadaşın Yüz Tane Gereksiz Arkadaştan Daha İyi Olduğunun 37 Kanıtı
Belki de bize dayatılan bir düşünceden belki de yalnızca doğamız gereği, çocukluğumuzdan başlayarak her zaman çok arkadaşımız olmasını isteriz ve bunun için birçok şey yaparız. Fakat bir noktaya geldikten sonra, bizim için gerçekten değerli olan bir arkadaşın, 100 sıradan arkadaştan çok daha değerli olduğunu farkederiz.Bu durum genelde lise yıllarında olur çünkü bu dönemde, onlarca arkadaşa sahip olmanın negatif yanlarını farkederiz ve bizim için değerli olan tek kişiyle daha da yakınlaşırız. İlerleyen yıllarda bu yaklaşım sürer ve eğer şanslıysak, her değerli anımızı 'tek arkadaşım' dediğimiz kişi ile paylaşma şansına erişiriz.Bir tek arkadaş sizi asla aldatmaz, arkanızdan konuşmaz ve kendi çıkarları için sizi kullanmaya çalışmaz. Bir arkadaş adeta kendinizle olmaktır ve kendinize dilediğinizi anlatabilmenin özgürlüğünü yaşayabilmektir. Ona sarılır ağlarsınız, sırlarınızı paylaşırsınız, en kötü anlarsınızda ona sığınırsınız ve aslında omuz omuza yürürsünüz. 100 arkadaşa sahip olduğunuzda bu samimiyeti ve gerçek arkadaşlığı asla bulamazsınız çünkü herkes birbirinin arkasından iş çevirir ve birbirinze duyduğunuz çocukca sevgi yok olup gider.İnsanlar hayatlarında anlam arar ve anlamı bulmanın en kolay yolu tek bir insanı karşılıksız ve safça sevebilmektir. Bir arkadaş bize bunu sağlar ve aslında mutlu eder bizi.100 tane 10 kuruşa sahip olmaktansa, 1 tane 10 liralık banknota sahip olmak yeğdir. Neden mi? İşte bazı haklı nedenler;
Reklam
Demirtaş: 'Kral Senin Kralın Olabilir Ama Biz Kralını Tanımayız'
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Konya İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz'in ölümü nedeniyle Türkiye'de 1 günlük yas ilan edilmesine tepki gösterdi. Demirtaş, 'Kusura bakmayın biz yas tutmuyoruz. Bizim yasımız değil. Kral senin kralın olabilir, ama biz kralını tanımayız' dedi.HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile birlikte partisinin 1'nci İl Kongresi'ne katılmak için Konya'ya geldi. Rixos Otel'de yapılan toplantıya katılan Demirtaş, bu ülke yoktan var edilirken Türk'ü, Kürt'ü, Alevisi, Sünnisi birlik ve beraberlik içinde can vererek bu ülkeyi kurup inşaa ettiğini, ancak günümüzde insanların birbirlerini giderek daha başka ötekileştirdiklerini belirtti. Demirtaş, 'Bize kendi anavatanımızda, kendi topraklarımızda köle muamelesi yapılmış. Şimdi geldiğimiz noktada bütün bunları çözelim, bir arada eşitçe, kardeşçe yaşayalım diye bir politika üretiyoruz. Ama birileri ısrarla bize ya tek olacaksınız diyor, ya da ben sizi bu topraklarda yaşatmam diyerek, inkarı dayatarak, sürgünü dayatarak, asimilasyonu dayatarak bir kez daha o hatalı politikalarla bizi karşı karşıya bırakmak istiyor. Ben tekçiliğe karşıyız dediğimde, bölücü müsün diyorlar. Allah aşkına herkes, bunu söyleyen herkes, önce elini vicdanına koysun. Birlik içinde kardeşçe yaşamak mı bölücülüktür. Tekçiliği dayatarak, faşizmi bu halka zorlayarak, dayatarak ırkçılık yapmak mı bölücülüktür? Asıl bizi birbirimize kışkırtan bölücülüktür' diye konuştu.'DEVLET BİZDEN KORKSUN'Demirtaş, 'Artık herkes bu mevcut siyasetteki çürümüşlükten bıktı. Ben de usandım bunlardan, o yüzden siyasete atıldım. Halkına bağıran, çağıran hakaret eden siyasetçiden bıktık artık. Politikada koltuğu sadece kendisi, ailesi için kullanan siyasetçilerden bıktık artık. Devleti babasının malı gibi kullananlardan bıktık artık. Devletten korkmaktan bıktık artık. Devlet bizden korksun istiyoruz. Bunu değiştirmenin yolu önce birbirimizden korkmayı bırakmak lazım. Tanımadığımız şeyden korkarsınız. Aleviyi tanımazsanız, Sünniyi tanımazsanız korkarsınız' diye konuştu.SUUDİ KRALIN ÖLÜMÜ NEDENİYLE YAS İLAN EDİLMESİNE TEPKİSelahattin Demirtaş, Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz'in ölümü nedeniyle Türkiye'de 1 günlük yas ilan edilmesine tepki gösterdi. Demirtaş, şöyle konuştu:'Bugün ulusal yas ilan ettiler. Elbette ki Suudi topraklarında kutsallarımız var. Elbette ki Hz. Peygamber efendimizin emanetleri var. O kutsallar elbette İslam aleminin değeridir. Fakat o kutsal o topraklardadır diye Suudi Kralı da, altın sarayda oturan da kutsal mıdır kardeşim? İsmi Suudi Kralı diye biz de onu kutsal mı sayacağız? Hiç kusura bakma. 30 karısı var. 60 çocuğu var. 20 milyar dolar serveti var. Tuvaleti altından olmazsa yapamıyor beyefendi. Bir de onu kutsal kabul edeceğiz. Hayatında tek bir gün tek bir saniye Müslüman gibi yaşamamışlar bunlar. Adı Suudi Kralı ama tek bir gün Hz. Peygamber gibi yaşamamış. 48 uçakla seyahat yapıyorlar. Bir ülkeden bir ülkeye giderken 48 uçakla gidiyor bunlar. Çocukları, eşleri, arabaları, özel eşyaları gittikleri yere bütün lüksleriyle gidiyor. Allah günahlarını affetsin. Ölmüş diye biz de yas tutacağız ulusal yas. Kusura bakmayın biz yas tutmuyoruz. Bizim yasımız değil. Kral senin kralın olabilir, ama biz kralını tanımayız. Kusura bakmayın. Bu ülkenin 12 milyon taşeron işçisi var. Senin kralın, tek bir günlük akşam yemeğinin masrafı, bin tane taşeron işçisinin bir ayda aldığı maaştır. Sen utanmadan 12 milyon taşeron işçisine, 10 milyon açlık sınırının altında yaşan insana kralımız öldü, ulusal yas tutuyoruz diyeceksin. Hiç sanmıyoruz insanların buna üzüleceğini. Kusura bakma. Allah günahlarını affetsin. Ölünün ardından konuşulmaz ama ulusal yas ilan etmek zorunda değiliz.''ONLAR KRALDAN YANA, BİZ İŞÇİDEN YANAYIZ'Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan ulusal yas ilan edilmesinin sebebiyle ilgili açıklama beklediğini ifade eden Demirtaş, 'Sayın Başbakan, doğrusu merak ediyorum neye dayanarak Suudi Kral öldü diye Türkiye'de 1 gün yas ilan edildi, açıklamanızı bekliyorum. Bu ülkenin ne evlatları öldürüldü burada katledildi sen başsağlığı dilemedin. Sokakta katledilen çocuklar Roboski’de katledilen evlatlar için başınız sağ olsun demedin. Bu hükümetin değerleriyle bizim değerlerimiz uyuşmuyor. Onlar kraldan yanalar. Kraldan daha kralcılar biz işçiden yanayız, çiftçiden yanayız, emekçiden yanayız' diye konuştu.DEMİRTAŞ'IN İSTANBUL ADAYLIĞIKongre sonrası gazetecilerin sorularını cevaplayan Demirtaş, 'İstanbul 1'inci bölgeden aday olacağı, Pervin Buldan 'ın da 3'üncü Bölgeden aday olacağı' şeklinde çıkan iddiaların sorulması üzerine, 'Bunların hiçbiri tartışılmadı. Adaylar başvursun, biz değerlendireceğiz. Kimi nereden aday gösteririz. hangi bölge hangi şehir daha uygun olur. Bunların tamamı kapsamlı çalışma bittikten sonra netleşir. Şu şuradan adaydır demek için çok erken. 1-2 aylık bir çalışma yaptıktan sonra netleşir. Doğulusu batılısı yok herkes her yerden aday olur' dedi.Demirtaş ve beraberindeki milletvekili Hasip Kaplan, Şanlıurfa'ya gitmek için kentten ayrıldı.DHA
Ekonomik Olarak En İyi Performans Gösteren Şehirler Arasında 4 Türk Şehri
Türkiye'den 4 büyük kent, 2014 yılında dünyanın ekonomik olarak en iyi performans gösteren kentleri sıralamasında ilk 10'a girdi.ABD'nin saygın düşünce kuruluşu Brooking Enstitüsü tarafından hazırlanan ve dünya çapında 300 kenti kapsayan rapora göre sırasıyla İzmir, İstanbul, Bursa ve Ankara ilk 10 arasında yer aldı.Macau'nun birinci olduğu sıralamda, İzmir 2., İstanbul 3., Bursa 4. ve Ankara 9. oldu.Türkiye'den dört kentin ilk 10'a girmesini değerlendiren Brooking Enstitüsü araştırma uzmanı Joseph Parilla, 'Dünyada haber manşetlerine bakarsanız, Türkiye'nin haberlerde ekonomik başarısı nedeniyle yer almadığını görürsünüz ama muhtemelen öyle olması gerekirdi. Oldukça sağlam makroekonomik politikalara sahip' dedi.Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:'Ulusal güvenlikle ilgili endişelere rağmen, 2014 Türk metropolitan bölgeleri için fevkalade bir yıl oldu; ticaret ve finansal hizmetler alanında güçlü gelişme gösteren İzmir, İstanbul ve Bursa dünyanın en iyi performans gösteren ilk beş kenti arasında yer aldı.'Kentler büyüme ve istihdam ve ekonomik çıktı sonuçlarına göre sıralandı.Raporda, Türkiye'nin konum olarak Avrupa ile Asya arasında olmasının sağladığı coğrafi avantajların yanı sıra yollar ve diğer alt yapı hizmetlerine yapılan yüklü yatırımların faydasını gördüğü belirtildi.1 Macau, Macau 8%; 4.2%2 Turkey, Izmir 2% 6.6%3 Turkey, Istanbul 2%, 6.5%4 Turkey, Bursa 1.8% 6.4%5 UAE, Dubai 4.5% 4.7%6 China, Kunming 8.1% 2.9%7 China, Hangzhou 7% 3.3%8 China, Xiamen 8.6% 2.6%9 Turkey, Ankara 1.1% 5.7%CNN Türk
Gerçek Bir Kova Burcu Olduğunuzun 17 Kanıtı
etiket
Büyük usta Nazım Hikmet bu dizeleri size yazmış olmasın sevgili Kovalar? Özgürlüğüne düşkün, değişim yanlısı, yaratıcı, dahiliğe yakın derecede zeki ama aynı zamanda da hümanist, sevecen.. İnsanın burç seçerken Kova olası geliyor. Tamam size biraz kendini beğenmiş diyorlar, bağlanma probleminiz de varmış. Öyle aile, akraba, talukat pek takmıyormuşsunuz.  Gelenek, görenekle de alakanız yokmuş. Pardon ama Darwin bacanağıyla tavla oynasa daha mı iyiydi? Ya Ajda Pekkan eltisiyle altın günü yapsa bugün Türkiye olarak Süperstarsız ne yapacaktık?Siz bildiğiniz yoldan şaşmayın, sizin yolunuz yıldızların yolu. Zaten büyük ihtimalle onlardan birinden geldiniz. 
DC Comics Evreninin En Güçlü 50 Karakteri
etiket
1934 yılında National Allied Publications adıyla kurulan Dc Comics, adını kendi serilerinden biri olan ''Detective Comics''in baş harflerinden almaktadır. Dünya çapında bu denli popüler olmasını sağlayan şeylerden biri de ''Warner Bros Entertainment''in alt kuruluşlarından biri olmasıdır. Çizgi romanın tanınması, sevilmesi ve popüler olması konusunda Marvel ile başı çeken Dc Comics, yine çizgi romanların altın çağını yaşadığı yıllarda da zirvedeki isimlerden biri olmuştur.
Reklam