onedio
Irak'ta Ocak Ayında 1375 Ölü
Birleşmiş Milletler, Irak'ta Ocak ayında yaşanan çatışmalar ve şiddet olayları sebebiyle 1375 kişinin öldüğünü duyurdu. Ölenlerin yarısından fazlası ise sivil.Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu'nun açıkmalasına göre, Ocak ayında yaşanan şiddet olaylarında 790 sivil de hayatını kaybetti.Ülkedeki çatışmalarda ve diğer şiddet olaylarda ise IŞİD'le savaşan Irak ordusundan 585 kişi öldü.BM'nin açıklamasına göre ayrıca aynı dönem içerisindeki olaylarda 2 bin 240 kişi de yaralandı. Yaralananlar arasında 771 Irak askerinin yanı sıra 1469 sivil bulunuyor.En fazla sivil kaybın yaşandığı kent Bağdat oldu. Bağdat'ta 256 sivil öldü, 758 sivil yaralandı.2014 en kanlı yıl olmuştuIrak'ta hükümetin açıkladığı rakamlara göre, 2014 yılındaki şiddet olaylarında 15 binden fazla insan hayatını kaybetti. 2014, son yedi yılda en fazla sayıda kişinin öldüğü yıl oldu.15 binden fazla kişinin çatışmalar, intihar saldırıları ve diğer şiddet olayları sonucu hayatını kaybettiği ülkede ayrıca 22 binden fazla insan da yaralandı.2014'ün ilk yarısında büyük oranda intihar saldırılarının yaşandığı Irak'ta Haziran ayında ise Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı örgüt ülkenin en büyük ikinci kenti Musul'u ele geçirdi ve daha sonra güneye doğru ilerleyişini sürdürerek, geniş toprakları kontrol etmeye başladı.IŞİD'in ilerleyişinin ardından ülkede hemen her gün çatışmalar yaşanıyor. Kuzeyde peşmerge güçleri IŞİD'e karşı savaşırken güneydeki Anbar eyaleti ve Samarra'nın kuzeyinde de Irak ordusunun IŞİD'le mücadelesi sürüyor.Güvenlik sorunu ekonomiyi vuruyorABD liderliğindeki koalisyon güçleri 8 Ağustos'tan bu yana havadan IŞİD hedeflerini bombalayarak Irak ordusu ve peşmergeye destek sağlıyor.Çatışmaların yaşandığı bölgelerde milyonlarca kişi evinden olurken birçok kişi de komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.Çatışmaların sürdüğü Irak'ta 2014’ü büyük bir kaos ve istikrarsızlık içinde tamamlarken ülkedeki ekonomi de iki büyük sıkıntıyla boğuşmaya çalışıyor.Bunlardan biri Musul’u ve devamında Irak’ın geniş kesimlerini kontrol altına alan IŞİD’e karşı mücadelenin büyük maliyeti, diğeri ise petrol fiyatlarında yılın ikinci yarısında gerçekleşen dramatik düşüş. Elde ettiği gelirleri büyük oranda petrol ihracatına dayanan Irak'ta hükümetin önceliğinin ülkede güvenliğin ve istikrarın sağlanması için IŞİD'le mücadele olması bekleniyor.Al Jazeera Turk, Reuters
Konyaspor'dan Altın Galibiyet
Spor Toto Süper Lig'in 18. haftasında Torku Konyaspor evinde Eskişehirspor'u ağırladı. Kıran kırana bir mücadeleye sahne olan maçta gülen taraf Hasan Kabze'nin tek golüyle Torku Konyaspor oldu. 19. dakikada Ömer Ali'nin sağ kanattan yaptığı ortaya iyi yükselen Djalma'nın kafa vuruşunda top defansa çarpıp kornere çıktı.29. dakikada Mehmet'in ortasında ceza sahasında topla buluşan Vukovic'in volesinde meşin yuvarlak az farkla auta gitti.35. dakikada Torku Konyaspor gole yaklaştı. Vukovic'in sol kanattan gönderdiği pasla ceza sahasında kaleciyle karşı karşıya kalan Torje'nin vuruşunda meşin yuvarlak yandan dışarı çıktı.42. dakikada ev sahibi ekip aradığı golü buldu. Mehmet'in orta alandan ara pasıyla ceza sahasının sağ çaprazında topla buluşan Hasan Kabze, defans oyuncusunu geçerek, kaleciyle karşı karşıya kaldı. Bu futbolcunun yerden sert şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 1-0İlk yarıda başka gol olmayınca takımlar soyunma odalarına 1-0'lık sonuçla gitti. Maçın 2. yarısında konuk Eskişehirspor gol veya goller bulmak Torku Konyaspor ise skoru ve 3 puanı korumak istiyordu. İki takım da çok önemli pozisyonlar yakalasa da maçta başka gol sesi çıkmadı. Karşılaşmayı Torku Konyaspor 1-0'lık skorla kazanmasını bildi. Bu galibiyetin ardından T.Konyaspor ligdeki puanını 20'ye çıkartırken, Eskişehirspor 17 puanda kaldı. Torku Konyaspor Eskişehirspor'u 1-0 mağlup ederek 5 maç sonra 3 puan aldı.Stat: Konya Büyükşehir Belediyesi Torku ArenaHakemler: Mustafa Kamil Abitoğlu, Bülent Gökçü, Adil SinemTorku Konyaspor: Kaya Tarakçı, Selim Ay, Mehmet Güven, Ömer Ali Şahiner, Ali Çamdalı (Dk. 77 Fuchs), Torje (Dk. 90+1 Volkan Fındıklı), Vukovic, Djalma (Dk. 77 Recep Aydın), Kokalovic, Uğur İnceman, Hasan KabzeEskişehirspor: Boffin, Kamil Ahmet Çörekçi, Sezgin Coşkun, Diego, Kaan Kanak (Dk. 46 Andaç Güleryüz), Causic (Dk. 46 Lawal), Hürriyet Gücer (Dk. 82 Tolga Dabanlı), Nzuzi Toko, Onur Bayramoğlu, Özgür Çek, SissokoGol: Dk. 42 Hasan Kabze (Torku Konyaspor)Sarı kartlar: Dk. 33 Mehmet Güven, Dk. 69 Torje (Torku Konyaspor), Dk. 70 Sissoko (Eskişehirspor)LİG TV
Etkileyici 25 Özel Film
İmdb 6.4  Drama | Mystery | RomanceIbiza'da babası Klaus tarafından yetiştirilen Ana, doğduğu günden bu yana bir mağarada büyütülmüştür. Burada resim sanatına dair çalışmalar yürüten Ana, amatör bir ressam olmuştur. Bir gün adaya gelen Justine isimli bir kadınla tanışması hayatının dönüm noktalarından biri olur. Onsekiz yaşındaki Ana, sanat koleksiyoncusu olan Justine tarafından Madrid'e çağırılır; burada özel bir eğitim alacaktır. Teklifi kabul eden Ana, 18 yıldır ilk kez mağarasından dışarı çıkacaktır. Madrid'e gittiğinde karşılaştığı tecrübeler ise bir hayli sıradışıdır. Kaotik Ana, İspanyol sinemasının en tanınmış yönetmenlerinden Julio Medem'in imzasını taşıyor.
Porno Yıldızı Olmak İçin, Wall Street'teki İşinden Vazgeçen Kadın: Veronica Vain
Olayın kahramanı Veronica Vain. Yani en azından, Twitter'da kendisini böyle tanıtıyor. Veronica, porno yıldızı olmak için, dünyanın en büyük şirketlerin bulunduğu ve adeta ekonominin kalbi konumunda olan Wall Street'teki işini bıraktı. Oldukça cüretkat bir hamle yaptığı için, birçok gazete ve dergi onunla röportaj yaptı. Bu içeriğimizde, BroBible'ın Veronica ile yaptığı bir röportajı sizlerle paylaşacağız.Not: Bu içeriğin okul, iş yeri vb. ortamlarda açılması sakıncalı olabilir.
Reklam
İspanya'da Enver Yıldırım'dan Altın Madalya
İspanya'da düzenlenen Akdeniz Şampiyonası'nda gençler kategorisinde yarışan milli eskrimci Enver Yıldırım, altın madalya kazandı.Eskrim Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, erkekler kılıç branşında mücadele eden Yıldırım, finalde Mısırlı rakibini 15-12 yenerek altın madalyanın sahibi oldu.Şampiyona, yarın gençler kategorisinde yapılacak takım maçlarının ardından sona erecek.Türkiye Eskrim Federasyonu Başkanı Müminhan Bilgin, Türkiye'ye altın madalya sevincini yaşatan milli eskrimci Enver Yıldırım'ı kutladığını belirterek, sporcuların başarılarının devamını diledi.Kaynak: AA
'Avrupa Tarihi Arşivimiz Olmadan Yazılamaz'
Başbakan Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler' dedi.Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan 'Yeni Türkiye Yolunda' adlı ulusa sesleniş konuşmasında, ocak ayının sonuna gelindiğini, eskilerin 'güzel başlangıçtan sonra hep akıbet hayır ola' şeklinde bir tabir kullandığını anımsattı.Ocak ayında 9 şehri ziyaret ettiğini, Avrupa'daki temasları kapsamında 5 ayrı kentte vatandaşlarla kucaklaştığını hatırlatan Davutoğlu, 'Çok zorlu günler sonrasında ne zaman vatandaşlarımızla kucaklaşsam ya da şimdi sizlerle olduğu gibi hitap etme imkanı bulsam yeniden enerjiyle doluyorum. Bu aslında siyasetin, devlet hayatının en önemli prensibi. Enerjiyi halktan alacaksınız ve enerjinizi halk için kullanacaksınız' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, ocak ayında Mersin, Osmaniye, Aydın, Muğla, Tekirdağ, Diyarbakır, Batman, İzmir ve Manisa’da ziyaretlerde bulunduğunu, bunun Türkiye'nin her köşesi, toplumun her kesimi, güzel coğrafyanın her dağı ve tepesiyle, nehriyle buluşmak demek olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aydın’da Menderes Irmağı'nın, Diyarbakır’da Dicle Nehri’nin kenarında vatandaşlarımızla kucaklaştık. Aydın’da efeler karşıladı bizi zeybeklerle, Muğla’da yiğit kardeşlerimizle buluştum. Osmaniye’de yörük obaları büyük bir yörük şenliğinde bizi bir araya getirdi, Mersin’de Akdeniz sahilinde Akdeniz’in sıcaklığıyla kucaklaştık. Nasıl Osmaniye’de yörük obalarının şenliğinde buluşmuşsak, Diyarbakır’da, Batman’da Kürt, Zaza aşiretlerinin güzel zılgıtlarıyla karşılandık her yerde sevinç vardı, coşku vardı, kutluk vardı. Bir tarafta Tekirdağ’da Evlad-ı Fatihan, diğer tarafta Batman’da Evlad-ı Resul. İzmir’de Cumhuriyetimizin yıldız yükselen şehri, Manisa’da Osmanlı’nın şehzadeler şehri. Her biri bize ait, her biri bizden bir şey söylüyor. Ne zaman zorlukla karşılaşsak her biri sanki manen sesleniyor ve 'Biz buradayız' diyor. İşte siyasetin ve devlet sorumluluğunun güzel tarafı bu.'Avrupa’ya gittiğinde de al bayraklarla Avrupalı salonları dolduran gurbetçilerin, Türkiye’nin her yanından aynı kaderi paylaşan kardeşler olarak salonlarda yer aldığını dile getiren Davutoğlu, 'Ortak iki şey vardı bütün bu ziyaretlerde farklı lehçelerde bile olsa aynı yürekten dua ve salonları, meydanları dolduran al bayrağımız' dedi.'Siz uyurken dahi, uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan'Muğla'da Şahidi Türbesi'ni ziyarete giderken yaşadığı bir anıyı paylaşan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Yolun kenarına gelmiş olan 90 yaşlarında bir nine yatalak halde beni beklediğini söyleyerek dualar etmişti. Diyarbakır salonunda ise bu kez yine 90 yaşlarında bir dede Kürtçe değişlerle arkamızdan dualar ediyordu. Biz bu duaları almışken, bu yola çıkmışken işte her ay seslendiğimde arkamızda artık 77 milyonu da aşmış olan bu ayki istatistikle nüfusumuzun gücünü hissediyoruz. İzmir ile Diyarbakır, Tekirdağ ile Batman arasına psikolojik duvar örmeye çalışanlara fırsat vermesin. Al bayrağımızı bir büyük sembol olarak Avrupa’da yüreklerinde ve ellerinde taşıyan gurbetçilerimize güç versin kuvvet versin. O gurbetçilerimiz ki 70’li yıllarda dövize çevrilir mevduatlarla bir yekun içinde sayılıp, çiziliyordu. Şimdi ise arkalarında G-20 Dönem Başkanlığını üstlenen küresel bir gücün, Türkiye’nin varlığını hissediyorlar.'Başbakan Davutoğlu, vatandaşlara bir kez daha seslenmek istediğini belirterek, 'Hiç merak etmeyiniz, arkanızda kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Siz uyurken dahi uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan, size hizmet etmek için gece gündüz çalışan temsilcileriniz var. Bundan emin olunuz, hiçbir ırk, mezhep, din ayrımı gözetmeden bütün vatandaşlarını bağrına basan bir siyaset anlayışı var' ifadelerini kullandı.Bir görevlinin kendisini arayarak, 'Bir yakınınız arıyor' dediğinde 'Benim artık yakınım 77 milyondur, 77 milyon yakınım var ayrıca özel bir yakınım yok' dediğini hatırlatan Başbakan Davutoğlu, bunu yaygınlaştırmak, bir muhabbet tohumu gibi bu topraklara ekmek istediklerini vurguladı.Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyizDavutoğlu, bu ay içinde gayrimüslim vatandaşların dini temsilcileriyle, geçen ay da Alevi cemaatinin entelektüel ve dini öncüleriyle bir araya geldiğini, hep beraber sohbetler ettiklerini anımsatarak, 'Gayrimüslim vatandaşlarımızın dini temsilcilerimizle Diyanet İşleri Başkanımızla birlikte çok güzel bir akşam sofrasında birlikte bu toprakların ortak kültürü üzerine konuştuk. Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Sünni, Alevi, Türk, Kürt, Arap ve her Balkan, Kafkas, Ortadoğu kavmi, lehçesi, dili bizim dilimizdir. Bu topraklar bağrına bastığı insanlara merhamet aşılayan topraklardır. Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyiz' diye konuştu.Yurtdışı seyahatlerine de değinerek Paris’te teröre karşı Fransız halkıyla dayanışma için tertiplenen yürüyüşten bahsetmek istediğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Evet, Türkiye olarak biz her zaman teröre karşı çıktık, terörden en çok muzdarip olmuş bir millet olarak teröre hiçbir yerde, hiçbir gerekçeyle prim vermedik. Paris’te dünya liderleriyle birlikte yürürken aslında Türkiye adına, İslam dünyası adına hiçbir terör faaliyetinin İslam ile özdeştirilemeyeceği gerçeğini haykırmak için oradaydık. Orada Fransa İslam Konseyi temsilcileriyle görüştüğümde şunu söylediler: Sizin buradaki mevcudiyetiniz bize güç verdi. Yarın işlerimize daha bir başımız dik gideceğiz. Ama burada şuna da dikkatinizi çekerim: Paris’te de dünyanın her yerinde de alemlere rahmet olan Hazreti Peygamber'e dönük herhangi bir hakarete hiçbir zaman sessiz kalmadık, kalmayacağız. Fikir özgürlüğü, karşılıklı saygının başladığı yerle başlar. Birbirine saygı duymayan, inançları muhabbetle karşılamayan, inanç farklılıklarından nefret üretmeye çalışan herkese karşı tavrımızda açık ve net olacak.Nitekim Paris’ten, Berlin’e geçtiğimde aynı gün sadece siyasi görüşmeler yapmadım. Ayrıca Berlin merkezinde Mevlana Camii’nde, ki bundan birkaç ay önce bir yatsı namazında yakılan camide, yaptığım açıklamayla oradaki vatandaşlarımızla, Müslüman kardeşlerimizle her ırktan buluştuğumda söylediğim şeyi tekrar söylüyorum, eğer Avrupa bir gün gerçekten barışa ve huzura kavuşacaksa bu ancak ve ancak İslam dininin Avrupa’nın asli unsurunu kabul etmekle gerçekleşebilir.'Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile ikili görüşmeler yaptıklarını, Merkel’in de 'İslam Avrupa’nın otantik asli dinidir' diyerek görüşlerini teyit ettiğini vurgulayan Davutoğlu, kendisinin de teşekkürlerini ilettiğini aktardı.Almanya ile Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Mekanizmasını kurduklarını bildiren Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:'Rusya, Yunanistan ve Irak ile olan mekanizmayı Almanya ile de ihdas ettik. Yine geçtiğimiz ay içinde Almanya’da yaptığım bu görüşmeleri tamamlar mahiyette bu kez Brüksel’e gittim. Brüksel’de biliyorsunuz Avrupa Birliğinde geçtiğimiz yıl içinde bir yönetim değişikliği oldu, aynen Türkiye’de olduğu gibi. Nasıl Sayın Cumhurbaşkanımız halkoylarıyla seçilerek görevine başlamasına müteakip bende Başbakanlığı üstlenmişsem, Avrupa’da da yeni konsey ve komisyon başkanları göreve başlamıştı. Onun için aslında ekim ayında görevi alır almaz yani 62. Hükümeti kurduktan sonra ilk Bakanlar Kurulunda Avrupa Birliği Bakanımıza C ve Avrupa’nın büyük merkezlerine giderek Avrupalı meslektaşlarımızla görüşmek ve Avrupa Birliği perspektifimizi bir kez daha Avrupa’nın kalbinde haykırmak istiyoruz demiştim, nitekim programlar ona göre cereyan etti.Brüksel’de yeni Konsey Başkanı Sayın Tusk ve yeni Komisyon Başkanı Sayın Juncker ile çok faydalı görüşmeler yaptık. Orada yaptığımı görüşmelerde de vurguladım, burada da sizlere hitaben tekrar teyiden söylemek istiyorum, Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler. Biz Asya’da gerdiğimiz yayı, Avrupa istikametinde attığımız okla bütünleştiriyoruz. Afrika’ya doğru gönderdiğimiz selamla, bütün bir Afro-Avrasya Kıtasının merkez ülkesi olarak her yerde al bayrağı dalgalandırmaya ahdetmişiz. Önümüze çıkarılan engelleri irademizle aşarız, önümüze örülen psikolojik duvarlara merhametimizle aşarız. Hiçbir şey bizim bu kararlı tutumumuzu değiştirmemize sebep olmayacaktır.'Davutoğlu, Brüksel’de bütün dosyaları gözden geçirdiklerini, Avrupa'daki vatandaşları en fazla ilgilendiren vize muafiyeti meselesi hakkında da kapsamlı görüşmeler yaptıklarını söyledi.Davutoğlu, 'Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet' ifadesini kullandı.Londra'ya gerçekleştirdiği ziyareti anımsatan Davutoğlu, İngiltere Başbakanı David Cameron ile hem ikili ilişkileri hem de bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını belirtti.Bir gün içinde 10'nu aşkın toplantıda yatırımcılarla, finans kuruluşlarıyla ve uluslararası ekonomi örgütlerinin analistleriyle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, Türkiye'ye yatırım yapan şirketlerle tek tek görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildirdi.'Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde'Davutoğlu, 'Size bir müjde mahiyetinde memnuniyetle ifade etmek isterim ki, dünya ekonomisi krizdeyken bütün bu yatırımcılar için Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde' şeklindeki görüşünü paylaştı.Londra'dan Davos'a geçtiklerini ve burada da siyasi ve ekonomik ağırlıklı görüşmeler yaptıklarını bildiren Davutoğlu, şöyle devam etti:'Davos'ta, G-20 Dönem Başkanlığı vasfıyla bulunduk. G-20 Dönem Başkanlığındaki perspektifimizi anlattık. Bu perspektif içinde Türk ekonomisinin getirdiği büyük potansiyeli ve en az gelişmiş ülkelerle, dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında bir adalet köprüsü olacağımızı ifade ettim. Gerçekten bugün dünyada ekonomik adalete her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Avrupa'da ve dünyanın her yerinde aslında aynı prensibi haykırıyoruz. Türkiye olarak haykırıyorduk, şimdi G-20 Dönem Başkanı olarak haykırmaya devam edeceğiz. Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet.''Adaletin sözcülüğünü yaptık'Davutoğlu, maalesef bugün uluslararası ekonomik krizlerin arkasında adaletsizliğin bulunduğuna işaret ederek, 'Eğer Sahra Güney Afrika'da 650 milyon kişi hala elektrikle tanışmamışken, sadece New York'un elektrik tüketimi Afrika tüketimine yakınsa böyle bir düzen dünyadan ekonomik düzen beklemek çok zor. Eğer mülteciler Suriye'de, Irak'ta büyük bir çaresizlik içinde komşu ülkelere kaçarken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi hala hiç bitmeyen kısır hesaplar içine girmişse uluslararası düzeni kurmak çok zor. Davos'ta bunu haykırdık ve adaletin sözcülüğünü yaptık ikili görüşmeler bağlamında' ifadelerini kullandı.Ürdün Kralı Abdullah, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ile Finlandiya, Malezya, Sırbistan ve Yeni Zelanda başbakanlarıyla ve çok sayıda uluslararası örgüt temsilcisiyle görüşmeler yaptıklarını kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin görüşlerini anlattıklarını aktardı.'Algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdık'Türkiye ile ilgili bazı karanlık çevrenin üretmeye çalıştığı algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdıklarını, haykırmaya da devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin, aydınlık yüzlü insanların, aydınlık geleceğe yürüdüğü ve tarihin derinliğinden, istikbalin aydınlığına yürüyen bir ülke olduğuna dikkat çekti.Davutoğlu, bunun dışında Türkiye'de de ziyaretçiler ağırladıklarını belirterek, dost ve kardeş Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ı misafir ettiklerini anlattı.'AFAD bir Türk mucizesidir'AFAD'ın 5. yılını kutlama merasimine katıldığını anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Merhamet adaletle birlikte gelir. AFAD bir Türk mucizesidir. Çok kısa bir sürede 5 yıl içinde dünyanın en önemli yardım kuruluşlarından biri haline gelmiştir. Tekrar dünyanın her yerinde merhametimizi taşıyan AFAD ve diğer kuruluşlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Ama bir an gözünüzde AFAD töreninde ki bir manzarayı canlandırmanızı rica ediyorum. AFAD'ın salona getirdiği çok sayıda Iraklı, Suriyeli, Yezidili, Sünni, Türkmen, Arap, Kürt çocuklar geldiğinde, hatırlarsınız, kendisini kucaklamak için başımı uzattığım Rua isimli Suriyeli kız, birden alnımdan öpmüştü takdir ifadesi için. Rua'nın annesinin Hama'da bir bombardımanda öldüğünü, kardeşleriyle birlikte babaannesiyle Türkiye'ye sığındığını, babasının orada kaldığını ve hiç haber alamadığını öğrendim. Şimdi hepimiz oturduğumuz salonlarda, yanı başımızdaki evladımıza bakalım. Rua yaşındaki kızlara ya da erkek çocuklara bakalım ve onların sizin o sıcak atmosferdeki tebessümlerinizle, yüzünüzdeki tebessümle beslenen güzel yüzlerine bakalım. İşte o çocuklar ile Rua ve benzerleri arasında hiçbir fark yok. Bizim merhametimiz, bizim şefkatimiz o kadar derin ki kendi evlatlarımızla vatanlarından sökülüp atılan, rejimin ya da terörün baskısıyla yurtlarını, evlerini terk eden o yavrucaklar arasında bir fark görmüyoruz. Biz engin yürekli insanlarız, bütün vatandaşlarıma teşekkür ediyorum her birinize tek tek. Dünyanın en büyük insanlık dersini vererek bir destan yazıyorsunuz. Herkesin unuttuğu insanlık dersini dünyaya veriyorsunuz.''Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuk'Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunu topladığını ifade eden Davutoğlu, Başbakan olarak ilk kez başkanlık yaptığı Kurul'un, Türkiye'nin bütün bilim teknolojiyle ilgili bakanlıklarını, kurumlarını, kuruluşlarını bir araya getiren en geniş platform olduğunu anlattı.Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuklarının altını çizen Davutoğlu, interaktif bir şekilde tek tek sorular sorarak bilgi aldığını aktardı.Davutoğlu, 62. Hükümet'in en temel hedefi olarak bilim ve teknolojide yeni bir hamle dönemini başlatma kararlığını kendileriyle paylaştığını vurgulayarak, 'Ama onlara ev ödevleri de verdim. Artık Ar-Ge çalışmaları ticarileştirme faaliyetleriyle birlikte yürüyecek, artık Türkiye teknoloji tüketen bir ülke değil teknoloji üreten bir ülke olacak' değerlendirmesinde bulundu.'Artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak'Bu çerçevede gururla Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısına katıldığına değinen Davutoğlu, konuyu şöyle değerlendirdi:'Milli Savunma Bakanımızla, Genelkurmay Başkanımızla yine hemen ertesi gün takriben 6 saat süren bir toplantı da Türkiye'nin geleceğini belirleyecek, özgürlüğünü, bağımsızlığını, onurunu koruyacak savunma sanayi projelerini masaya yatırdık. Ve o zaman gururla paylaşmıştım, şimdi tekrar paylaşıyorum, Türkiye'nin ilk milli savaş uçağının ön tasarım kararını aldık. 2023'te inşallah en geç ilk milli savaş uçağımızın prototipi üretilmiş olacak ve semalarımızda artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak. Düşününüz yıllarca ihmal edilmiş on yıllarca, bir başka projeyi de tamamlama kararı aldık, milli piyade tüfeği üretme projesi. Ayrıca birçok önemli kararı başlangıç noktası olarak ele aldık. Uzay teknolojisi ve füze fırlatma sistemiyle ilgili projeleri başlatma kararı aldık. Kendi savunmasını yapamayan, milli savunma sanayisine sahip olmayan ülkelerin bağımsızlık iddiaları sadece sloganda kalır, kağıtta kalır. Bizden önce hibe yardımları alan bir ülkeydi, yani hibe yardımı şu demek: Bir ülke artık benim ülke ismi vermeme gerek yok tahmin edebilirsiniz. Benim şu silahlara ihtiyacım yok sen alabilirsin diyor 30 yıllık, 40 yıllık tankları bize veriyor, biz de onu modernize etmek için başka bir ülkeye gönderiyoruz. Şimdi artık tankı biz yapıyoruz isteyene biz veririz. Savaş uçağını biz yapacağız, semalarımızın özgürlüğünü biz koruyacağız işte büyük Türkiye bu.'Vatandaşlara, 'Hepiniz şöyle oturduğunuz yerde sırtınızı biraz daha gururla bulunduğunuz koltuğa ya da divana yaslayın ve şöyle geniş bir elhamdülillah deyin' şeklinde seslenen Davutoğlu, 'Elhamdülillah ki artık değil namerde, merde dahi muhtaç olmayan ülkelerin vatandaşlarısınız. Bir ülkenin geleceği nasıl savunma sanayiyle teminat altına alınırsa huzuru ve istikrarı da ekonomiyle teminat altına alınır' ifadesini kullandı.'Her hafta en az bir müjde'Davutoğlu, son 2 ay içinde her hafta en az bir müjdeyi bir toplumsal kesimle paylaştığını vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:'Bu müjdelerden biri bu ay içinde ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması eylem projesi, planı içinde çalışan kadınlarımıza, annelerimize süt izni hakkı olan 12 ayın üzerine bu kez biz yarı zamanlı çalışma imkanı yani 8 saat çalışıyorsanız 4 saat çalışacaksınız ama 8 saatin ücretini almaya devam edeceksiniz. İlk çocuk için 2, ikinci çocuk için 4, üç ve daha fazla sayıda çocuk için 6 aylık yarı zamanlı çalışma hakkı tanıyoruz. Sonra eğer derseniz ki hala 'Ben çocuklarımı eğitim çağına kadar yanında durmak çocuklarımın ve onlara bakmak istiyorum' bu sefer de kısmı zamanlı çalışma imkanı vereceğiz, yani çalıştığınız kadar ücret alacaksınız, ama işinizi kaybetmeyeceksiniz. Anneler ve çocuklar artık iş hayatını birini diğerinden ayıran bir badire gibi görmeyecekler. Hayırlı evlatlar diliyoruz, hayırlı nesiller diliyoruz.'Her anneye doğan ilk çocuk için çeyrek, ikinci çocuk için yarım, üçüncü çocuk için tam altın hediye edeceklerini belirten Davutoğlu, 'Hiçbir ayrım gözetmeden devletimizin hediyesi olarak takdim edeceğiz. 90'lı yıllarda, daha önceki yıllarda şöyle düşünüldü: Nüfus ne kadar az olursa külfette o kadar az olur. Şimdi biz tersini söylüyoruz nüfusta çok olsun, bereketimizde çok olsun, kalkınmamız da daha yüksek olsun' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirterek, 'İşte bereketlenen Türkiye'nin, küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar' dedi.Başbakan Davutoğlu, ''çeyiz hesabı'' ile ilgili çalışmaya değinerek, evliliğe hazırlık mahiyetinde, çocukları için çeyiz hesabı açtıran her aileye, 18 yaşına gelen çocuğu için bu hesapta yatan miktarın yüzde 15’ini devletin vereceğini söyledi.Geçen gün inşaat sektörüyle yaptıkları toplantıda sektöre ve halka bir hediye mahiyetinde verdiği müjdeyi de paylaşan Davutoğlu, şunları söyledi:''Bundan sonra ilk ev almak için bir hesap açtıran ve orada para biriktiren herkes, ev almak için peşinat yatırdığı zaman yüzde 15 devlet desteği alacak. Yani 5 yıl süresince para biriktiren ve peşinat için bu parayı kullanacak olan vatandaşımız yüzde 15 de devletten para alacak. Eğer bu 4 ya da 3 yıla inerse bu oran yüzde 12 ve yüzde 10'a inecek. Ama bu yönüyle hem konut talebini artırmayı hem herkesi hani evlenen herkesi gerçek anlamda da bu sefer evlenmeye hem eşle evlenmeye, hem konut içinde ev sahibi olmaya o anlamda evlenmeye hazırlayacağız.''''Sizler sosyal hayatımızın omurga kesimisiniz''Esnaflara seslenen Davutoğlu, ''Geçen ay içinde beni en çok mutlu eden, ama bir esnaf çocuğu olarak da kişisel hatıralarıma götürüp rahmetli babamı anmama vesile olan tören, esnaf kardeşlerimizle bir araya geldiğim törendi. Orada da esnaf kardeşlerimizle bazı müjdeleri paylaştım. Bu müjdelerden birisi yüzde 50 kredi sübvansiyonu yanında, kaybolmaya yüz tutmuş meslekler için ve 3 yıllık ustalıktan sonra yeni iş yeri açan esnaflarımız için faizsiz kredi veriyoruz'' diye konuştu.Hiçbir faiz almadan yeni iş yeri açan 3 yıllık ustalara bu imkanı tanıyacaklarını belirten Davutoğlu, ''Yine 600 milyonluk sübvansiyon faiz sübvansiyonu için ayırdığımız 600 milyonu, 750 milyona çıkarttık. Bu da milyarlarca ek kredi imkanının esnaflarımıza tanınması anlamına geldi'' dedi.Meclis'ten bu ay çıkan ''Perakende Ticaret Yasası''na da değinen Davutoğlu, ''O yasada da esnaflarımız için her bir alışveriş merkezinde, AVM'de en az yüzde 5 kontenjan ayrılması ve bu kontenjanlarda da kiraların 4'te 1 nispetinde yüzde 25 olmasını teminat altına aldık. Esnaf kardeşlerim, sizler sosyal hayatımızın, ahlakımızın omurga kesimisiniz, omurgasısınız. Her birinize helal ve bol rızıklar diliyorum. Biliniz ki artık esnafların Başbakanlık önünde yazar kasa kırdığı dönemler bitti. Sofranız bereketli olsun Ahi Evran öncünüz olsun. Eliniz, kapınız, sofranız herkese açık olsun'' diye konuştu.''Bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız''Yine bu çerçevede tarım sektörüyle, çiftçilerle çok sayıda müjdeyi Tekirdağ'da bir araya geldiği vatandaşlarla görüşmesinde söylediğini anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:''Ayrıca bunları Ankara'da da ifade ettim. Her şeyden önce pirinçte KDV'yi yüzde 8’den yüzde 1'e indiren kararnameyi imzaladık, pirinç üreticilerine müjde olsun. Mazot desteğini yüzde 5, gübre desteğini yüzde 10 arttırıyoruz bütün çiftçilerimize helali hoş olsun. Sertifikalı fidan desteğini yüzde 50 artırıyoruz fidanlarınız bereketli olsun, her bir gümrah olsun. Kırmızı mercimek, nohut, kuru fasulye gibi her evin sofrasını süsleyen o güzel bereketli nimetler içinde prim desteğini yüzde 100 artırıyoruz. Et ve süt ürüten işletmelere hibeleri yüzde 70 artırıyoruz. Artık tarımda her alanda mesela az bilinir ama çok önemlidir tıbbi ıtri bitkilerde de üretiminde de yine dönüm başına desteği 100 liraya çıkartıyoruz ve bu gittikçe yaygınlaşarak tarımda bereketi, ziraatta, toprakta bizim kadim dostumuz olan toprakta, aziz dostumuz olan toprakta Aşık Veysel’in değimiyle bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız.'Toprak gibi denizlerin de bereketli olmasını istediklerini, geçen hafta içinde denizcilik sektörüne önemli iki müjde verdiklerini vurgulayan Davutoğlu, ''Bir taraftan hurda desteği yani ya 28 yaş ortalaması, 28 olan koster filomuzu gençleştirmek için yeni gemi üretimi için destek isteyenlere hurda desteği vereceğiz. Eski gemiye hurdayı çıkarırken yeni gemilerle filolarımızı güçlendireceğiz. İhracata yönelik krediler için kredi garanti fonunu harekete geçiriyoruz. Gördüğünüz gibi hiçbir sektörü ihmal etmiyoruz'' diye konuştu.''KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz''Bu hafta içinde KOBİ'lerle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, KOBİ'lerin işletme sayısı itibarıyla işletmelerin yaklaşık yüzde 99,7'sini, istihdam itibarıyla yüzde 77'sini, katma değer itibarıyla yüzde 55'ini temsil ettiğini ifade etti.KOBİ'ler ayaktaysa, güçlüyse hem şehirlerin hem ülke ekonomisinin büyüdüğünü hem de küresel rekabetin yükseldiğini belirten Davutoğlu, ''KOBİ'lerimizde kriz oldu mu, ülke ekonomisinin toparlanması mümkün değil onun için KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz ve KOBİ'lerimizin eksiklerini tek tek tespit ediyoruz. Gördük ki kurumsallaşmada ve markalaşmada KOBİ'lerimizin desteğe ihtiyacı var. Bu açıkladığım destek paketinde kurumsallaşma ve markalaşmayla ilgili işletme başına 150 bin Türk lirası destek vermeye karar verdik. Toplamda 100 milyon Türk liralık desteği KOBİ'lerimize aktaracağız'' diye konuştu.Davutoğlu, ''Yine işgücü, işbirliği ve işgücü anlamında teknolojik işbirliği ve katma değeri artırmak için eğer KOBİ'lerimiz bir araya gelirse, üç işletme bir araya geldiğinde, onlara 300 bin lira hibe, 1 milyon 200 bin lira da geri ödemeli yani kredili şeklinde destekte bulunacağız'' diyerek, KOBİ'lerin teknolojik altyapısı gelişsin, inovasyon ve Ar-Ge gücü artsın diye verdikleri destekleri, yüzde 50 artırdıklarını, bütün bu desteklerde kadınlara ve engellilere de özel imkanlar getirdiklerini vurguladı.''Küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar''Görüldüğü gibi 1 ay içinde hem Türkiye'nin her yerinde hem Avrupa'da vatandaşlarla kucaklaştıklarını ifade eden Davutoğlu, çok sayıda yurtdışı temas yaptıklarını, içeride yapısal reformlar gerçekleştirdiklerini söyledi.Davutoğlu, şunları ifade etti:''Esnaflara, çalışan kadınlara, annelere, çiftçilere, denizcilere, inşaat sektörüne, ev almak isteyenlere, evlenmek isteyenlere, çocuk sahibi olanlara, KOBİ'lere velhasıl bütün vatandaşlara dönük olarak acaba yeni yıla nasıl güzel haberlerle başlatabiliriz diye büyük bir çaba içinde olduk. Ve bunları yaparken de sakın kimse yanlış bir hesap içine girmesin, bütçe disiplinimizi hiç bozmadık. Türkiye’nin bütçesi şu anda hala Avrupa'nın en güçlü bütçelerinden biridir. Bütçe açığı diye bir sıkıntımız, derdimiz de yok. Hamdolsun cari ticaret açığımızda süratle düşüyor. Son açıklanan rakamlar bu konuda büyük ümitler veriyor.''Ocak ayında istatistiklere göre enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:''İşte bereketlenen Türkiye'nin küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar, değerli vatandaşlarım, ayak sesleri. Bu ayak sesleri, yavaş yavaş önce ülke içinde, sonra çevre bölgelerde, Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da ve dünyanın her yerinde hissedilecek, duyulacak. Bu ayak sesleri, siyasi istikrarın ayak sesleridir, bu ayak sesleri, toplumsal barışın, huzurun ve kardeşliğin ayak sesleridir. Sofranız bereketli, yüreğiniz kavi, zihniniz açık, geleceğiniz parlak olsun. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin, ülkenin geleceğini kaim eylesin. Hayırlı akşamlar diliyorum.''AA
Reklam
'Türkiye'de SYRIZA İktidarını AKP Önledi'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'de SYRIZA benzeri bir hükümetin ortaya çıkmasını AKP'nin önlediğini savundu.TÜMSİAD genel kurulunda konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, '2001’de bize dayatılan IMF Politikaları uygulanmış olsaydı bugün Türkiye’de AK Parti diye bir iktidar olmaz, belki Syriza benzeri bir hükümet Türkiye’de iş başında olurdu' dedi.Kurtulmuş, 'Türkiye’ye 2001 yılında dışarıdan gelen bazı beyler marifetiyle bir ekonomi programı dayatıldı. Sayın Kemal Derviş marifetiyle gelen program. Aynı program bizden 10 yıldan sonra Yunanistan’da Papadopulos, İtalya’da da Monti vasıtasıyla uygulandı. İrlanda'da uygulandı. Bir takım küresel finans beylerinin adamları Yunanistan, İrlanda ve İtalya’da iş başına getirildi. Küresel faiz çevreleri, kurdukları düzenle bu ülkeleri yönetmeye kalktılar ve bu ülkeleri uzun süre yönettiler. İşte bugün Syriza vasıtasıyla Yunanistan’da ortaya çıkan durum, bütün bu neoliberal tezlere karşı Yunan halkının verdiği cevaptır. Sizi temin ederim ki eğer Türkiye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Ak Parti Hükümetleri sosyal politikayı önceleyen, düşük faizleri hedef alan bir politikayı, yatırımı esas alan bir politikayı izlememiş olsaydı, yani 2001’de bize dayatılan IMF Politikaları uygulanmış olsaydı bugün Türkiye’de AK Parti diye bir iktidar olmaz, belki Syriza benzeri bir hükümet Türkiye’de iş başında olurdu” ifadelerini kullandı.İleri Haber
Merkel'den Syriza'ya Ret
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Yunanistan'ın borcunun silinmesinin söz konusu olmadığını söyledi.Ülkesinde yayımlanan Hamburger Abendblatt gazetesine konuşan Merkel, Yunanistan'a borç veren bazı bankaların ve özel kredi kuruluşlarının daha önce ülkenin borcunun bir kısmını sildiklerini hatırlattı.Merkel bununla birlikte Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde kalmasını istediğini belirtti.Yunanistan'ın toplam borcu 315 milyar euro.Bu meblağ da ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nın yüzde 175'ine tekabül ediyor.Yunanistan 2010'da Troyka (Avrupa Birliği-Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu) ile pazarlıkları sonucu 240 milyar euro tutarında kurtarma kredisi almıştı.Ülkenin borçlarının yaklaşık 100 milyar eurosu 2012'de yapılan müzakereler sonucu silinmişti.Mevcut anlaşmada hala, kredi koşullarını yerine getirmesi halinde Yunanistan'a ödenecek 1 milyar 800 milyon euroluk bir meblağ bulunuyor.Yunanistan'ın Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, dün ülkesinin borçlarının geri ödeme koşullarını Troyka ile müzakere etmeyeceğini söylemişti.Ülkede Pazar günü yapılan seçim sonrası Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) ile Bağımsız Yunanlar Partisi'nin (ANEL) kurduğu koalisyon hükümeti, ilk iş olarak Kamu Enerji Şirketi PPC ve dağıtım şirketi ADMIE ile Pire ve Selanik limanlarının özelleştirilmesini durdurmuştu.'Yunanistan'ın yeri Euro Bölgesi'Öte yandan, Avrupa Komisyonu'nun ekonomi ve mali işlerden sorumlu üyesi Pierre Moscovici de Yunanistan'ın yerinin Euro Bölgesi olduğunu söyledi.
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Sıra Türkiye'ye Gelince Herkesin Çevrecilik Damarı Kabarıyor'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bu ülkede faiz ödemesine giden her fazla kuruş, milletin hakkının gaspıdır. Faize gitmeyen kaynak yatırıma dönüşecek' dedi.KIRŞEHİRCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polat Enerji tarafından Kırşehir'in Mucur ilçesi Geycek mevkisinde yapımı tamamlanan Geycek Rüzgar Enerji Santrali (RES) açılış töreninde, santralin Mucur'a, Kırşehir'e, Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi.Geycek RES'in, 285 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildiğini, 150 megawatlık gücüyle Türkiye'nin en büyük enerji santrallerinden biri olacağını belirterek, bu yatırımı Mucur'a ve Türkiye'ye kazandıran Polat Holding'e teşekkür etti.'Her enerji tesisi bizim için altın kıymetinde'Türkiye büyüdükçe, üretimi artıkça, refah seviyesi yükseldikçe enerji talebi ve enerjiye yatırım ihtiyacının arttığına işaret eden Erdoğan, bir ülkenin refah düzeyinin enerji tüketimiyle ilişkili olduğunu, Türkiye'nin de 12 yılda enerji tüketiminin 2 kat arttığını, 2023'te de bu ihtiyacın bugüne göre 2 kat daha artma eğiliminde bulunduğunu söyledi.Türkiye'nin 120 milyar dolarlık yeni enerji yatırımına ihtiyac duyduğunu ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmanın hem stratejik hem de cari açığın azaltılması bakımından hayati önem taşıdığını ifade eden Erdoğan, 'Hangi kaynağa dayanırsa dayansın devreye giren her enerji tesisi bizim için altın kıymetinde' dedi.'Sıra Türkiye'ye gelince herkesin çevrecilik damarı kabarıyor'Erdoğan, doğalgaz ve petrol yerine mümkün olduğu kadar kömüre dayalı termik santraller, HES, rüzgar, güneş ve jeotermal kaynakları ikame etmenin çabası içerisinde bulunduklarını belirterek, şöyle devam etti:'Siz bakmayın Batı'daki çevreci akımların sürekli kömürü, nükleer enerjiyi kötülediklerine. Bugün Almanya, Amerika gibi gelişmiş ülkelerin tamamında birinci sıradaki enerji kaynağının hala kömür olduğunu görürsünüz. Aynı şekilde nükleer enerjiyi en çok kullanan ülkeler de yine gelişmiş ülkelerdir. Çin'de neredeyse her hafta yeni bir kömür santrali devreye alınıyor. Sıra Türkiye'ye gelince herkesin çevrecilik damarı kabarıyor. Aslında burada dert, çevrecilik hassasiyeti sergilemek değil Türkiye'nin gelişmesini, büyümesini, kalkınmasını engellemek. Açık söylüyorum, en büyük çevreci biziz. Son 12 yılda bu alanda ortaya konan performansı hiçbir dönemde, hiçbir iktidar ortaya koyamamıştır. Şu anda ülkemizdeki yenilenebilir enerji kaynaklarının tamamını seferber etmiş durumdayız. Bizden önce böyle bir şey yok denecek noktada. Örneğin RES'lerle Türkiye adeta bizim dönemde tanıştı, ondan önce böyle bir şey yok ve hızla artarak devam ediyor.Türkiye'nin hedeflediğimiz şekilde büyümesini sadece bu kaynaklarla gerçekleştirmesi de mümkün değil. Onun için bunların yanında kömürü de kullanacağız, nükleer enerjiyi de kullanacağız. Onun için hem Kuzey'de hem Güney'de, biliyorsunuz Sinop ve Akkuyu ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Elbette tahrip etmeden, çevreyi bozmadan, çevrenin bize Allah'ın bir emaneti olduğu gerçeğini unutmadan bunu yapacağız. Ne çevreciliğin kalkınmamızı engellemek için bir silah gibi kullanılmasına izin vereceğiz ne de tabiatın felaketi pahasına bir kalkınmacılık anlayışına geçit vereceğiz.''12 yılda 3,5 milyar ağaç ve fidan'Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 12 senede Türkiye genelinde 3,5 milyar ağaç ve fidan dikildiğini, bunların yaklaşık 600 milyonunun yetişmiş ağaç olduğunu anlatarak, süratle ağaç ve fidan dikimine devam edileceğini, dengeli sürdürülebilir bir kalkınma anlayışıyla Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmakta kararlı olduklarını vurguladı.Her alanda olduğu gibi enerji yatırımlarında da özel sektöre öncelik verdiklerine dikkat çeken Erdoğan, özel sektörün kurulu enerji gücündeki payının, 12 yıl önce yüzde 32 iken, bugün yüzde 72'ye ulaştığını, bunun artarak süreceğini kaydetti.Özel sektörü enerji alanında yatırım yapmaya teşvik ettiklerini, edeceklerini, yenilenebilir enerji yatırımları için özendirici tesisler verdiklerini dile getiren Erdoğan, açılışı yapılan Geycek RES'in yenilenebilir enerji yatırımları konusunda önemli ve örnek bir tesis olduğunu söyledi.Geçmişte büyüklerin dereler için 'Su akar, Türk bakar' dediklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Şimdi ne yapıyoruz? Şimdi 'Su akar, Türk yapar' diyoruz. Bir taraftan barajlar bir taraftan HES'lerle hem enerji üretimimizi artırıyoruz, bunun yanında içme suyu, kullanma suyu üretiyoruz. Aksi takdirde durumumuz çok büyük bir felaket olabilirdi. 20 milyon ağaca tekamül eden emisyon azaltımıyla çevre dostu bir tesis olan şu andaki santralin üreteceği enerji sayesinde doğalgaz faturamızdan yılda 40 milyon lira, eski rakamla 40 trilyon lira tasarruf edeceğiz. Bu tesisle jeotermal kaynaklar bakımından zaten zengin olan Kırşehir'in esen rüzgarı da ekonomimize kazandırılmış oluyor' diye konuştu.'Bu RES'lerle bir çevrecilik dersi veriyoruz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, rüzgar enerji tribünlerinin dağlara ayrı bir güzellik, hava kattığını, farklı bir mimari estetik kazandırdığını, 30 yıl önce yurtdışında bunları gördüklerinde 'Acaba bunlar nedir? Bizim ülkemizde neden yok' diye baktıklarını anlatarak, şunları kaydetti:'Bizim ülkedeki siyasi mantalite bu işe çok uzaktı, dertli değillerdi, araştırma yoktu. Bizi evde kömürün kokusuna, külüne vesairine mahkum etmişlerdi. Analarımız, babalarımız neler çekti, ama biz geldik, siyasi hayatımın en etkin dönemlerinde İstanbul gibi bir yerde doğalgazı tüm çevresine yaydım. Türkiyemizde şu anda doğalgazın gitmediği il sayısı artık 8-9 tane kaldı, bunun dışında her yer doğalgazı gördü. Bizim insanca yaşamak hakkımız değil mi? 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları üzerinde bunu sağlamak siyasilerin görevidir. Bu RES'lerle de inanıyorum ki yenilenebilir enerjiden bir çevrecilik dersini veriyoruz.''Amaç, Türkiye'yi faiz lobisine teslim olmaya zorlamaktı'Erdoğan, bu tür tesislerin inşaat ve işletme aşamasında, yapıldıkları bölgeye sağladıkları katkının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.Polat Grubu'nun buna ilave olarak tüm bölgeye hizmet verecek bir spor tesisini de ülkeye kazandırdığını ifade eden Erdoğan, bunun için de kendilerini tebrik etti.Büyüyen, güçlenen Türkiye'nin zorlukları birer birer aşarak hedeflerine doğru kararlılıkla ilerlediğini belirten Erdoğan, 'Elbette bundan rahatsız olanlar var. Türkiye'yi yeniden 70 sente muhtaç oluğumuz o eski günlere götürmek isteyenler var. Bizi o günlere döndürmek için tüm güçleriyle çalışanlar, her fırsatta, biliyorsunuz bunu değerlendirmenin gayreti içerisindeler' diye konuştu.Erdoğan, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünün hedeflerinden birinin de Türkiye'nin ekonomisi olduğuna işaret ederek, 'Ekonominin omurgası olan, lokomotifi olan iş adamlarımızdı. Onlarla birlikte başta Enerji Bakanımız olmak üzere bu alanda görev yapan kamu personeli de hedefler arasında yer alıyordu' değerlendirmesinde bulundu.Buradaki asıl amacı bildiklerini vurgulayan Erdoğan, 'Asıl amaç Türkiye'yi ekonomik olarak çökertmekti, enerji projelerimize darbe vurmaktı. Amaç Türkiye'yi geçmişte defalarca yaptıkları gibi, yeniden faiz lobisine teslim olmaya zorlamaktı. Ülkemizde yaşanan ekonomik krizlere baktığımızda, en belirgin tezahürlerin, akıl almaz düzeylere ulaşan faiz oranları, faiz ödemeleri olduğunu görüyorsunuz' dedi.Türkiye'de, toplanan vergilerin tamamının tek başına faiz ödemelerini karşılayamadığı dönemleri yaşadıklarını dile getiren Erdoğan, ülkeye o günleri bir daha asla yaşatmamaya kararlı olduklarını vurguladı.'Bunların hiçbirine eyvallahımız olmadı, olmayacak'Merkez Bankasının uyguladığı faiz oranları konusundaki itirazlarını her fırsatta, her platformda dile getirdiğini anlatan Erdoğan, şu görüşlerini bildirdi:'Bu ülkede faiz ödemesine giden her fazla kuruş milletin hakkının gasbıdır. Çünkü faize gitmeyen o para, ister kamuda olsun ister özel sektör olsun, nereye gidecek söyleyeyim. Bu kaynak aynen burada olduğu gibi yatırıma dönüşecek, üretime dönüşecek, istihdama dönüşecek. Diyorlar ki; 'Yatırım notumuz zarar görür.' Eğer işimiz Batı'daki derecelendirme kuruluşlarına, ekonomik analiz yapan çevrelere kalsa, bize yağmurlu havada bir bardak su vermezler. Ekonomik potansiyeli bizimle mukayese dahi edilemeyecek ülkeler allanıp pullanırken, Türkiye sürekli riskli gösterildi. Hatta son ekonomik kriz sonrası yerle yeksan olmuş tüm ülkeler hala bizim üzerimizde tutuluyor, bizden daha güçlü gösteriliyor. Hepsi yalan, bizim bunların hiçbirine eyvallahımız olmadı, olmayacak.''Biz bugüne kadar onlara rağmen yatırım çektik, onlara rağmen büyüdük, onlara rağmen güçlendik ama bunu kendi içimizdeki bir takım kurumlarımıza hala anlatamadık' ifadesini kullanan Erdoğan, 'Faiz oranı, enflasyon öngörüsünün neredeyse iki katı. Böyle bir çarpıklık olabilir mi? İnşallah bunların hepsi de düzelecek. Türkiye'de geçtiğimiz 12 yılda pek çok şey nasıl düzeldiyse, nasıl hale yola girdiyse bu mesele de inşallah makul bir çizgiye, milletin ve memleketin hayrına bir yere gelip oturacak' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Aynı şekilde Türkiye'yi siyasi ve ekonomik olarak çökertmek isteyen üst aklın da onun kuklalarının da hevesleri kursaklarında kalmaya devam edecek. Milletin iradesi yerine o veya bu vesayet sisteminin devamını arzu edenlerin, bu yönde gayret gösterenlerin çabaları bugüne kadar sonuç vermedi, bundan sonra da inşallah vermeyecek. Paralel yapı başta olmak üzere demokrasimize, ekonomimize, istikrarımıza kast eden herkese karşı mücadelemiz sonuna kadar sürecek. Milletimizin kendisine hizmet edene, vefası, şükranı ne kadar samimiyse, ihanet edene de tepkisi o kadar şiddetlidir.'Ülkeye ve millete hizmet eden, yatırım yapan, üreten, Türkiye'yi 2023 hedeflerine yaklaştıracak adım atan herkesin daima yanında ve destekçisi olduklarını vurgulayan Erdoğan, nerede bir yatırım varsa, nerede bir hizmet varsa orada bulunmanın kendisi için en büyük mutluluk olduğunu söyledi.'Benim kavgam bu ülkeye ve bu millete düşmanlık edenlerledir'Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:'Az önce Adnan Bey bir şey söyledi, 'Mayıs ayında Soma'da 250 megavatlık yine bir rüzgar santralinin açılışı var' dedi. Buyurun, burada şimdi 150, bunu açıyoruz. Soma'da daha büyüğünü açacağız. Bu, nereden nereye geldiğimizi göstermesi bakımından önemli. Bütün yerlerde taş üstüne kim taş koyarsa bizim orada olmak sorumluluğumuzdur, görevimizdir ve tabii ki bizler de olacağız.Benim kavgam bu ülkeye ve bu millete düşmanlık edenlerledir. Benim öfkem sadece ve sadece ülkesine ve milletine düşmanlık edenlere karşıdır. Bu ülkeye, bu millete hizmet eden herkese gönlüm de kapım da sonuna kadar açıktır.'Polat Grubu'nu ve tüm ortaklarını bu yatırım için tebrik ettiğini belirten Erdoğan, Geycek Rüzgar Enerji Santrali'nin hayırlı olmasını diledi.NotlarKonuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat tarafından, rüzgar tribünü şeklinde bir plaket hediye edildi.Daha sonra Erdoğan, 'Yeni Türkiye'nin yeni enerjisi' diyerek, beraberindekilerle santralin açılış şalterini indirdi. Erdoğan, bu sırada Adnan Polat'ın babası İbrahim Polat'ın da sahneye gelmesini isteyerek, 'İbrahim Bey gelir misin? Evladın unutuyor, ben unutmuyorum' diyerek espri yaptı.Açılış törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Kırşehir Valisi Necati Şentürk, Kırşehir ve çevre illerin bazı milletvekilleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı Mustafa Yılmaz, Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı.Muhabir: Kadir Karakuş, Esra AltınmakasAA
'Vergi Tabana Yayılacak'
Maliye Bakanı Şimşek, Kayıt Dışı Ekonomi ile Mücadele Eylem Planı’nı açıkladı. Planın amacı, vergiyi tabana yayarak kayıt dışılığı azaltmak. Yeni vergi olmayacak. Kayıt dışı istihdam azaltılacak.Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadele Eylem Planı'na ilişkin, 'Buradaki amaç; vergiyi tabana yayarak, kayıtdışılığı azaltarak, ülkemizin, ekonomimizin gelişmesi, kalkınması için daha fazla kaynak sağlamak. Yeni herhangi bir vergi yok. Sadece vergide adaleti sağlamaya, vergiyi tabana yaymaya yönelik bir çerçeve, bir eylem planı' dedi.Şimşek, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, 'Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadele Eylem Planı'nı açıkladı.Kayıtdışı ekonominin, ülkenin gelişmesini engelleyen temel bir yapısal sorun olduğunu belirten Şimşek, kayıtdışı ekonomiyle mücadelenin en az terörle mücadele kadar önemli olduğunu ifade etti.Bu eylem planıyla hiçbir şekilde dar gelirli kesimin, esnafın veya genel anlamda tüm kesimlerin vergi yükünü artıracak bir adım atılmayacağını vurgulayan Şimşek, 'Buradaki amaç; vergiyi tabana yayarak, kayıtdışılığı azaltarak, ülkemizin, ekonomimizin gelişmesi, kalkınması için daha fazla kaynak sağlamak. Dolayısıyla yeni herhangi bir vergi yok. Sadece vergide adaleti sağlamaya, vergiyi tabana yaymaya yönelik bir çerçeve, bir eylem planı' diye konuştu.Kayıtdışılığın, bir anlamda vatandaşların sosyal güvenlik haklarından mahrum kalması anlamına da geldiğini dile getiren Şimşek, çalıştığı halde maaşların düşük gösterilmesinin de kayıtdışılık olduğunu ifade etti. Şimşek, ilerleyen dönemde kayıtdışı istihdamla mücadelenin de çok önemli bir alan olacağını vurguladı.Vergi oranları düştüBuna karşın, mevzuatın basitleştirilmesi anlamında daha yapılacak çok işin olduğunu belirten Şimşek, ilerleyen dönemde bu çalışmaların devam edeceğini söyledi.Vergi oranlarının 2002 yılında çok yüksek olduğunu ve bu oranları AK Parti olarak ciddi anlamda düşürdüklerini anlatan Şimşek, 'Artık, 'gelir vergisi oranları çok yüksek, onun için kayıtdışı kalınıyor' demek, bence makul bir gerekçe değil' diye konuştu. Şimşek, kurum kazançları üzerindeki vergi yükünün OECD ülkeleri arasında en düşük olduğu ülkenin, Türkiye olduğunu ifade etti. Bu dönemde, dolaylı vergi oranlarını da ciddi şekilde düşürdüklerini belirten Şimşek, özellikle KDV oranlarını önemli ölçüde aşağı çektiklerini kaydetti.Vergi tabana yayılacakAmaçlarının, vergiyi tabana yaymak olduğunu ve bunun için kayıtdışılıkla mücadele edeceklerini vurgulayan Şimşek, bu mücadeleyi yaparken gönüllü uyumu arttıracaklarını, vergiye uyum maliyetlerini aşağı çekeceklerini bildirdi. Bunun için de teknolojinin getirdiği imkanları sonuna kadar kullandıklarını aktaran Şimşek, 'Bir anlamda elektronik maliye sistemini oluşturduk. Bugün itibarıyla beyannamelerin yüzde 99'undan fazlası elektronik ortamda alınıyor, ödemelerinizi artık elektronik ortamda yapabiliyorsunuz' dedi.Şimşek, teknolojiyi daha da yaygın şekilde kullanacaklarını belirterek, amaçlarının vergi uyum maliyetlerini aşağıya çekerek, vatandaşın hayatını kolaylaştırmak olduğunu söyledi.Dünya Bankasıyla PWC'nin, 2015 yılında yayımladığı vergi ödemeleri raporunda, vergi ödeme kolaylığı açısından 189 ülkenin incelendiği ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:'Bu çalışmaya göre Türkiye 189 ülke arasında 56. sıraya yükseldi. Daha önceki araştırmada 71. sıradaydık. Demekki bütün bu çalışmalar aslında sonuç verdi ve dünyanın diğer ülkelerine göre biz daha hızlı ve etkin bu işi yapıyoruz ancak bu yeterli değil. Bizim ilk 30'ları, ilk 20'leri hedeflememiz lazım. Dolayısıyla daha yapacağımız çok şey var ama hakikaten çok mesafe katetmiş ve Türkiye bu alanda başarılı olmuştur.'100 çalışandan 36’sı kayıtdışıBakan Şimşek, 2002 yılından bu yana kayıtdışılıkla mücadelede önemli mesafe alındığına işaret ederek, şunları söyledi:'Kayıtdışı ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya oranını 2002'den bu yana 6 puan düşürdük. Son olarak, yüzde 26,5 seviyesindeyiz. Yani kayıtdışı ekonominin milli gelire oranı yüzde 26,5. Nereden geldik, yüzde 32'lerin üzerinden geldik. Yeni eylem planını uygulayarak, 2018 yılı sonunda kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü milli gelire oran olarak yüzde 21,5'e düşürmeyi hedefliyoruz. Ben inanıyorum ki biz daha iyisini yapabileceğiz.Kayıtdışı istihdamda da çok ciddi bir azalma söz konusu. 2002 yılında her 100 çalışandan 52'si kayıtdışıydı, bu çok ciddi bir rakam. Bugün her 100 çalışandan sadece 35-36'sı kayıtdışı. Bu da yüksek bir rakam ama bunu daha aşağı çekmek için bu eylem planını hazırladık. Hedefimiz 2018 yılında yüzde 30'un altını görmektir.'AA, Al Jazeera Turk
Celal Kara: '7 Konuşmada Erdoğan Adı Geçiyor'
17 Aralık operasyonu savcılarından Celal Kara, Cumhuriyet'ten Can Dündar'ın sorularını yanıtladı. Savcı Kara'nın açıklamalarının yer aldığı yazı dizisinde son bölüm yayınlandı. Celal Kara’dan eleştirilere yanıtlar: İşte Erdoğan’ın adının geçtiği konuşmalar...- 5 gün boyunca yayımlanan röportajımıza çok sayıda tebrik, eleştiri, itiraz geldi. Bunların belli başlılarını, başlıklar halinde cevaplamanızı rica edeceğim. En çok üzerinde durulan, ilk gün manşete çıkan, “1 Numara Erdoğan’dı” sözünüz… Önce buna bir açıklık getirelim:CELAL KARA - Soruşturmanın kolluk aşamasında, “dönemin Başbakanı”ndan bahseden bazı telefon görüşmeleri saptandı. Sıralayayım:VARAN 1 Sarraf, Çağlayan’la bir görüşmesinde, “Beyefendiye de bir şeyler yapalım” teklifinde bulunuyor. Çağlayan ise “Beyefendi’ye değil, çevresine yapalım” diyor. Bundan kısa bir süre sonra Sarraf, TÜRGEV’e 500 bin dolar para gönderiyor. Sarraf ile TÜRGEV yöneticisi arasında geçen görüşmeden ise bu yöneticinin gelecek paradan, önceden haberdar olduğu anlaşılıyor. Bu durumda; (kamuoyunda da aynı tabirin sıkça kullanılmasına bakılırsa) bu görüşmedeki “Beyefendi” tabiri ile “Dönemin Başbakanı”nın kastedildiği yönünde haklı kuşkular oluşmuştur. O konuşmanın içeriği de bu kanaati oluşturacak nitelikteydi.VARAN 2 2013 Eylül ayında Rıza Sarraf’la görüşmesinde Süleyman Aslan, Başbakanlıkta toplantı yaptıklarını, yurtdışı firmaların Halk Bankası üzerinden bu işe girmelerinde yasal sorunlar olacağını, ama Sarraf’a verdikleri söze sadık kalacaklarını ve Sarraf yönüyle bir sorun olmayacağını söylüyor. Sarraf ise 3 bakanla yemekte bu konuyu konuştuklarından ve 4 milyar dolar ihracat hedefini tutturmak için Başbakan’a verdiği söz gereği, elinden geleni yapacağından bahsediyor.VARAN 3 2013 Ekim ayında Zafer Çağlayan ile görüşmesinde Aslan, ihracat sisteminde Sarrafdışındaki kişilerin de Sarraf’ın yaptığı işin aynısını yapmak için üzerlerinde baskı kurduklarını söylediğinde, Çağlayan, “Sarraf’a baskı olabilir ama Başbakan’ın talimatı o yönde” diyor. Yine Çağlayan, ihracat rakamlarının negatife kaydığını, 3-4 milyar dolar ihracata ihtiyaç olduğunu; Başbakan’la yaptıkları toplantıda bu baskılardan bahsettiğini, Başbakan’ın ise gevşeme olmadan bu işe devam edilmesi şeklinde talimat verdiğinden bahsediyor.VARAN 4 2013 Mayıs ayında Rıza Sarraf- Egemen Bağış görüşmesinde Sarraf’ın yakınlarının vatandaşlığa alınması talebinden Başbakan’ın da haberdar olduğu, Sarraf’tan karşılıklı olarak övgü ile bahsedildiği ve Bakanlar Kurulu’ndan olumlu karar çıkması için temaslarda bulunulacağı ve bu talebin yerine getirileceğinden bahsediliyor.VARAN 5 2013 Nisan ayında Rıza Sarraf, Abdullah Happani ile görüşmesinde, Çağlayan’ınkendisini Başbakan’la tanıştırdığından, kendisinin Başbakan’dan şahsına bir koruma memuru tahsis edilmesini istediğinden, talebinin bakanların da bulunduğu bir ortamda onaylandığından, konuyu İçişleri Bakanı’nın takip edeceğinden bahsediyor.VARAN 6 2013 Ekim ayında Rıza Sarraf, Egemen Bağış’a, şirketleri ve faaliyetleri aleyhine basında çıkacak bir haberin engellenmesini, Başbakan’dan isteyeceğinden bahsediyor. Ancak konu Başbakan’a yansımadan, Muammer Güler ve Egemen Bağış’ın müdahalesi ile çözülüyor.VARAN 7 2013 Eylül ayında Rıza Sarraf, Abdullah Happani ile görüşmesinde, Süleyman Aslan’ın Başbakan’la görüştüğünden ve Çin üzerinden gelecek parayla altın ihracatı yapma konusunda Başbakan’ın talimatı olduğundan bahsediyor. Aynı dönemde Aslan, Sarraf’a ihracatın İran ile bağlantı kurmadan, farklı bir yöntemle artırılması konusunda Başbakan’ın talimatı olduğundan bahsediyor.Başbakan’dan habersiz mümkün mü?Bu durumda;* Soruşturma sırasında tamamen yasal yöntemlerle tespit edilen ve dosyaya dahil edilen bu telefon görüşmeleri eldeyken,* Sarraf’ın aile fertlerinin istisnai yoldan T.C. vatandaşlığına alınması için Bakanlar Kurulu üyelerinin imzası gerekiyorken,* Sarraf, Başbakan’ın protokolünde, hiçbir resmi sıfatı olmamasına rağmen bakanların yanında fotoğraflanmışken,* Operasyonun ilk günlerinde “Dönemin Başbakanı”, kendisi için “Tanırım, hayırsever bir işadamıdır” demişken,* Sarraf’ın bakanlarla menfaat ilişkisi içinde olduğu ve deşifre edilmesi durumunda hükümetin zor durumda kalacağına ilişkin MİT’e ait bilgi notunun, operasyondan 8 ay önce Başbakan’a sunduğuna dair haberler muhataplarınca yalanlanamamışken,“İlk başlarda Başbakan’ın olaylarla hiçbir ilgisi görünmüyor, ancak sonraki diyaloglara bakılınca, Başbakan’ın bu konulardan haberdar olmaması mümkün değil” değerlendirmeme, olaya tarafsız gözle bakabilen kim itiraz edebilir?Niye basından kaçırıyorlar sanıyorsunuz?- Bunlar fezlekede yazılmadı mı?KARA - Bu tapelerin tamamı 504 sayfalık polis fezlekesi ile bilgi notu olarak hazırladığımız 309 sayfalık raporda var. Siz o fezlekelerin basından bu kadar ısrarla ve kararlılıkla kaçırılmasının sebebinin ne olduğunu sanıyordunuz?Başbakan’ın daha derinlemesine irdelenmesi gerekiyordu- Madem öyle, Meclis’e gönderilen bilgi notunda yer alan bu üç bakanın yanında neden Başbakan’ın adı yoktu?KARA - Bir savcı, soruşturmasında konu edilen suçlarda, dokunulmazlığı olmayan şüpheli şahıslar açısından suçun maddi ve manevi unsurlarına göre delilleri değerlendirir. İcrai hareketlerin tamamlanıp tamamlanmadığını ve kastın olup olmadığını irdelerken delillere bağlı hareket eder.Bakanlar Yüce Divan’a gitseydi Başbakan’ın tablosu da netleşirdi“Dönemin Başbakanı”na gelince…Makam unvanının gıyabında zikredildiği bu tapelerde karşılaşılan şüphenin, yaptığım soruşturma aşamasında daha derinlemesine irdelenmesi gerekiyordu. Bu irdeleme kapsamında maddi gerçek; mevzuat yönüyle ancak yasama dokunulmazlığı olmayan şüphelilerle ilgili o aşamaya kadar elde edilen delillere ilaveten yapacağım başka incelemelerin de sonuçlanmasıyla netleşebilirdi.Başbakan hakkında soruşturma ve herhangi bir suç vasıflandırması yapmak, benim yetkim ve sorumluluğum kapsamının dışındadır. O aşamada yasama dokunulmazlığı olan bakanlar yönüyle de eğer Yüce Divan’da bir yargılama olsaydı, Başbakan açısından o aşamada henüz netleşmemiş olan bu tablo, bakanların yargılanması sırasında daha ileri seviyede netleşebilirdi.- Bu yüzden mi, “bakanlar, yüzde 99 Yüce Divan’a sevk edilmeyecek” öngörüsünde bulundunuz?KARA - Aynen öyle.
Reklam
Liberal Demokrat Parti'nin Seçmenlerine Öğrettiği 11 Önemli Şey
26 Haziran 1994 tarihinde Besim Tibuk başkanlığında kurulan siyasi partidir.Politik görüşü klasik liberalizm, bireysel özgürlük, serbest piyasa ekonomisi ve insan haklarına dayalıdır. Hukuka dayalı, insan hak ve hürriyetlerini birincil koşut kabul eden, yetkileri sınırlandırılmış merkeziyetçi olmayan devleti savunmaktadır. Parti ekonomi politikalarında serbest piyasa ekonomisi ve serbest ticareti, sosyal politikalardaysa sivil liberteryenizm ve kültürel liberalizmi savunma eğilimi göstermektedir.
Uluslararası Projeler Nasıl Gidiyor?
Uluslararası projeler ile hızlı büyüme inşaat firmaları açısından önemli bir stratejik karar. Tüm sektörlerde olduğu gibi inşaat sektöründe de uluslararası projelerde kıyasıya bir rekabet yaşanmakta, açılan ihalelerde en iyi teklif verme ve projeyi zamanında teslim etme gibi unsurların yanı sıra faaliyet gösterilen ülkelerdeki riskler de ön plana çıkmaktadır.Uluslararası arenadaki riskler aslında inşaat firmalarının kendi ülkelerinde karşı karşıya olduklarıyla benzerlik gösterse de ülkeden ülkeye farklılıklar da söz konusu. İnşaat şirketlerinin sürdürdükleri projelerdeki performansları bu risklerin doğru yönetilmesine bağlı. Yapılan çeşitli araştırmalar uluslararası projelerde kayda alınması gereken 18 riskin bulunduğunu gösteriyor. Siyasi istikrar, hukuk ve kanunlar, döviz kuru riski, kültürel farklılıklar, enflasyon, kamusallaştırma, farklı vergi ödemeleri/uygulamaları, dil farklılığı, rüşvet ve yolsuzluk, mücbir sebepler ve sosyal/siyasi karışılıklar risk haritasının önemli ögeleri.Bir ülkenin siyasi istikrarı ile ekonomik performansı arasında doğrudan bağ olduğunu ele alırsak döviz kuru, enflasyon ve ilişkili olarak faiz riskleri en önemli unsurlar.Küresel rekabet açısından Türk inşaat şirketleri dünyada son derece önemli bir yere sahip. Bu durum ENR tarafından her yıl hazırlanan “Dünyanın İlk 250 inşaat Şirketi” raporu ile de her yıl kanıtlanyor.İlk 250 şirketin toplam uluslararası cirosu 544 milyar dolara yakın. İspanya ve Çin’in başa güreştiği bu listedeki Türk şirketlerinin ciro toplamı 20 milyar dolar civarında. Bu büyüklükle Türkiye 9’uncu sırada. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre ise tüm sektörün uluslararası projelerden elde ettiği ciro 32 milyar dolara yakın. Daha da önemlisi tanışıklığın pozitif fayda getirdiğini düşünürsek, dünya ölçeğinde ilk 250’de yer alan Türk şirketlerin sayısı 42 . Bu yönden değerlendirildiğinde müteahhitlik hizmetlerinde Türkiye uluslararası arenada Çin’nden sonra ikinci sırada .Türk inşaat şirketleri son 40 küsür yılda 285 milyar dolar değere sahip 7 bin 500 uluslararası projede rol oynadı. Müteahhitlik hizmetlerinin yanı sıra Türkiye inşaat malzemeleri üretiminde de dünyanın önde gelen ülkeleri arasında. Dört kıtada 103 ülkede proje yürüten Türk inşaat firmalarının etkin olduğu alanlar inşaat malzemeleri üretiminden altyapıya, konut üretiminden fabrika inşaatına ve turizm projelerine kadar uzanıyor.Türk inşaat firmaların gerçekleştirdiği uluslararası projeler açısından Rusya Federasyonu, Türkmenistan ve Irak oldukça önemli pazarlar. Bu ülkelerin ihracat kalemleri, yani ülke gelirlerinin çoğu petrol ve doğal gaza bağlı. Malum, ham petrolün varil fiyatı son bir yılda %50-60 dolar bazında değer yitirmiş vaziyette.MIT Üniversitesi ’nin “Karmaşık Ekonomi Gözlemevi” ülkelerin ekonomik göstergelerini kullanarak bir takım veriler yayınlıyor. Bu veriler ışığında bir ülke ekonomisinin riskleri hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. Buradaki “karmaşık” kelimesine takılmış olabilirsiniz. Bunu çeşitlilik olarak da algılayabilirsiniz. Örnek olarak Türkiye ihracattan sağladığı gelirler anlamında çeşitliliğe sahip. Yani bir ihracat kaleminin kötüye gitmesi, diğer birinin olağanüstü başarılı olmasıyla dengeler altüst olmadan pekala ekonomik krizlerden uzak kalma olasılığına sahip. Buna karşılık ihracatının yüzde 60’ını petrol ve doğal gaz satışlarından sağlayan Rusya Federasyonu’nun bu emtia fiyatlarında yaşanacak çöküntü karşısında yapabileceği pek de bir şey yok.Durum Türk inşaat şirketlerinin ağırlıklı olarak projelerini gerçekleştirdiği diğer ülkeler olan Türkmenistan, Irak ve Katar’da da pek farklı değil. İhracat gelirlerine bakıldığında petrol ve doğal gaz bağımlılığı Türkmenistan’da yüzde 91, Irak’da yüzde 99 ve Katar’da yüzde 95. Bu ülkeler arasında Katar, Dünya Kupası hazırlıkları ve altyapı hizmetleri yatırımlarında kararlığı açısından “risk” olarak görülmeyebilir.Ekonomi Bakanlığı verilerine göre 2010-2013 yıllarını kapsayan dönemde Türk inşaat firmalarının proje geliştirdikleri ilk üç ülke sırasıyla Türkmenistan (yüzde 23), Rusya Federasyonu (yüzde 17) ve Irak (yüzde 12). Üç ülkenin toplam ciro içindeki payı yüzde 52. Projelerin gerçekleştirildiği petrol ve doğal gaz üreticisi ülkelerin toplam içindeki payı ise yüzde 75’in üzerinde. Toplam ciro içerisinde karayolu/tünel inşaatı yüzde 14 ile başta olmakla birlikte ikinci sıradaki konut projeleri yüzde 13 ikinci sırada ve hatırı sayılır bir ağırlığa sahip. Verilerde diğer olarak geçen yüzde 30’luk bölüm ve konut projeleri dışında kalan yüzde 57 havalimanı, spor tesisleri, alışveriş merkezleri, demiryolu, fabrika, petro-kimya tesisi, turizm tesisi, karayolu/tünel projelerini içeriyor.Gerçekleşen proje değerlerine bakıldığı zaman Rusya Federasyonu 2011 ve 2012’deki liderliğini 2013’te Türkmenistan’a kaptırmış vaziyette. Yine de bu ülkenin, 2013 yılında 32 milyar dolara yakın gerçekleşen sektörün uluslararası cirosu içerisindeki payı yüzde 18. Cironun yüzde 61’i, Türkmenistan (yüzde 34), Rusya Federasyonu (yüzde 18) ve Azerbaycan’da (yüzde 9) elde edilmiş. Türk inşaat şirketleri tarafından 47 ülkede 393 proje gerçekleştirilmiş. Türk inşaat şirketlerinin en fazla proje gerçekleştirdiği ilk üç ülke Irak (74), Türkmenistan (60) ve Rusya Federasyonu (51). Projelerin yüzde 70’inden fazlası petrol ve doğal gaz üreticisi ülkelerde.Ekonomi Bakanlığı verileri Türkiye inşaat sektörünün 2014 ilk 6 ay 10 milyar dolar mertebesinde değere sahip 116 proje gerçekleştiğini gösteriyor. Bu dönemde önemli bir değişiklik göze çarpıyor. Proje tutarlarına göre ilk 3 sırada Katar, Cezayir ve Irak göze çarpıyor. Bu üç ülkenin toplam içerisindeki payı yüzde 57. 2014’de Ruble’nin gerilemesi ve ekonomisinin petrol ve doğal gaza bağımlılığı ve buradaki fiyat düşüşleri ile ekonomisi büyük darbe alan Rusya Federasyonu’nun payı ise yüzde 2. Bu dönemde petrol ve doğal gaza bağımlı ekonomiye sahip ülkelerin ciro içindeki payı yüzde 67. Karayolu/köprü/tünel (yüzde 28), demiryolu (yüzde 23) ve konut (yüzde 15) projeleri toplam cironun yüzde 66’sını oluşturuyor.Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi tarafından yapılan açıklamaya göre 2014 sonu itibariyle yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinden sağlanan geli 22,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu durumda, 2014 yılında 2013 senesine göre müteahhitlik hizmet ihracatında Türkiye’nin kaybı 10 milyar dolar ya da yüzde 31 civarında . İlk beş ülke sırasıyla Türkmenistan, Rusya, Cezayir, Katar ve Kazakistan.Yıllar bazında gelinen noktada inşaat sektörünün daha katma değerli uluslararası projeler ürettiği bir gerçek. Zira 1972-2014/6 aralığında ortalam proje değeri 38 milyon dolar. 2013’te üretilen 116 projeden ortalama 80 milyon dolar, 2014’ün ilk 6 ayında üretilen 116 projenin beher değeri ise ortalama 86 milyon dolar.Buna karşılık Türk inşaat sektörü ekonominin dalgalı ve siyasi sorunların yaşandığı coğrafyalarda faaliyet gösteriyor. Irak ve Libya’daki olumsuzluklar, Rusya Federasyonu’nun yaşadığı ekonomik problemler 2014 performansındaki düşüşe neden olmasında kuşkusuz önemli. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında düşüş, faaliyet gösterilen ülkelerde yaşanan kur sorunları ve neticesinde ekonomilerinde yaşanan problemler, yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin toplam cirolarında önemli yer turan Türk inşaat şirketleri tarafından yakından gözlemlemesi ve stratejilerinde özümsenmesi gereken hususlar.İnşaat Sektörü’nün Türkiye’nin can damarı olduğu herkesin bildiği bir gerçek. Öyle ki sektör Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Milli Hasıla’sının yüzde 6’sına karşılık geliyor ve 2 milyon kişiye yakın istihdam sağlıyor. Sektörün ülke ekonomisine doğrudan ya da dolaylı etkisi ele alındığında tarım sektörü hariç payı yüzde 30 civarında. Yine tarım sektörü hariç işgücünün yüzde 10 civarında bir kısmı bu sektörden ekmek parasını kazanıyor. Türkiye İstatistik Enstitüsü’ne göre Türk İnşaat sektörü 2013’te yıllık bazda Gayrisafi Yurtiçi Milli Hasıla’nın 3,1 puan üzerinde yüzde 7,1 büyüdü.Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ’nin açıklamasında yer alan “Müteahhitlik sektörümüz en önemli hizmet ihraç kalemlerimizden biridir. Cari açığın azaltılmasına önemli katkı sağlamaktadır” ibaresini hatırlamakta fayda var. Bu durumda cari açıkta 2014 yılı itibariyle kapatılması gereken 10 milyar dolarlık bir açık oluşmuş durumda. 2015 yılının müteahhitlik hizmeti açısından önde gelen pazarlarından Rusya Federasyonu açısından hiç de iyi gitmeyeceği düşünülürse cari bu açığın artması muhtemel .İnşaat sektörünün diğer sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçı firmalar gibi ekonomisi daha karmaşık yapıya sahip farklı ülkelerde fırsatları kovalayarak pazar riskini yaymaları çok önemli.
Reklam
Ekim Alanı Son 20 Yılda Yüzde 60 Azaldı
Türkiye, bakliyat üretimindeki gerileme ile net ithalatçı konuma düşerken destek primlerinin artırılması ile üretimde artış hedefleniyor. Ekilebilir tarım arazilerinin her geçen gün azaldığı bir ortamda uzun vadede primlerin tek başına yeterli olup olmayacağı ise soru işareti.Türkiye'de bakliyat ürünlerine yönelik üretim son yıllarda ciddi bir gerileme trendinde. TÜİK verilerine göre 1990’larda 630 bin ton olan kırmızı mercimek üretimi, 2013’te 395 bin tona geriledi.216 bin ton olan yeşil mercimek üretimi 22 bin tona gerilerken, aynı dönemde nohut üretimi 860 bin tondan 506 bin tona düştü.Kuru fasulye üretimi ise 210 bin ton seviyelerinden 195 bin tona inerken bakla üretimi de 75 bin tondan 18 bin tona geriledi.Hepimizin bildiği bu rakamların özeti olarak 1990’lı yıllarda 2 milyon ton seviyelerindeki kuru bakliyat üretimi geçen yıl itibariyle 1.1 milyon tonu gördü.Üretim ile paralel şekilde baklagil ekilen tarım arazileri de hızla azalıyor.1990'lı yıllarda 20 milyon dekar olan Türkiye'nin bakliyat ekim alanı 2013 yılında 8 milyon dekara geriledi.
Sebze Fiyatları Uçtu
Ocak ayının sonunda bir çok sebze meyve ürününde fiyatlar tırmandı. Özellikle Antalya ve çevresinde etkili olan yoğun yağış ve sel sera ürünlerinin fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu.Çarliston biberin kilo fiyatı ayın ilk günlerine oranla yüzde 100 artışla 3 liradan 6 liraya çıkarken sivri biberin bir önceki ay 3.5 lira olan kilo fiyatı ise 4.5 liraya çıktı.Dolmalık biber ise en çok artışın yaşandığı sera ürünlerinden biri oldu. Ocak ayının ilk günlerinde 4 lira olan kilogram fiyatı, ayın sonunda yüzde 75 artışla 7 liraya yükseldi.DOMATESTE TABAN FİYAT 4 LİRASofraların ve yemeklerin vazgeçilmezi domateste de tablo değişmedi. Kilogram fiyatı 2.5 ile 4 lira arasında olan domatesin ay sonu fiyatı 4 lira 6 lira arasında değişiyor.Taze fasulyenin kilo fiyatı 9.5 liradan 15 liraya yükselirken patlıcanın kilo fiyatı da 4-7 lira aralığından 6-85 lira aralığına yükseldi.Salatalığın ise fiyatı ayın ilk günlerinde 3.5-7 lira aralığındayken, 4-20 lira aralığına çıkarken, sakız kabağın kilo fiyatı 7 liradan 6.5 liraya geriledi.Kış sebzelerinde ise beyaz lahananın kilo fiyatı ocak ayının başında 1.5 lirayken, ayın sonunda 1 liraya düştü. Havucun kilo fiyatı ise ayın ilk günlerine göre yüzde 25 artışla 2.5 liraya çıktı.Ispanağın kilosu ise 2.5 liradan 4 liraya yükseldi. Karnabaharın fiyatında da artış yaşandı. Ayın ilk günlerinde 3 lira olan kilo fiyatı yüzde 33 artışla 4 lira oldu. Limonda 3.5 liradan 4 liraya yükseldi.SALATA YAPMAK EL YAKIYORBuna karşılık pırasa 3.5 liralık kilo fiyatını korudu. Kuru soğan ise 3.5 liradan 4.5 liraya yükseldi. Göbek salatanın adet fiyatı 2.5 liradan yüzde 80 artışla 4.5 liraya çıkarken kıvırcığın fiyatı yüzde 60 artışla 4 liraya yükseldi.Kırmızı turp ise ayın ilk günlerinde ki 2-3 lira aralığında ki fiyatını korudu. Maydanozun demeti ise 1.5 liradan 1 lira 30 kuruşa gerildi. Taze soğan ise yüzde 50 artışla 2 liradan 3 liraya yükseldi.Armutun fiyatı Ocak ayının ilk günlerinde 6 lirayken ayın sonunda 3.5 liraya gerilerken ayvanın da kilo fiyatı 8 liradan 7 liraya düştü. Elma ise 3.5-6 lira aralığındaki fiyatını, kivi 4 liralık fiyatını, mandalina ise 2.5-6 lira aralığındaki fiyatını korudu.Muzun kilo fiyatı 5.5 liradan 6 liraya yükseldi. Narın kilosu 5 liradan 3 liraya, portakalın kilosu ise 2 liradan 1.5 liraya, zencefilin ise 28 lira olan kilo fiyatı 15 liraya çekildi.DHA
Siyanürlü Madene Direnen Fatsalılara Soruşturma
Ordu’nun Fatsa ilçesinde İngiliz Stratex International şirketinin yapmak istediği siyanürle altın ayrıştırma madenciliğine karşı çıkan Fatsalılara, maden yoluna yürüyüş gerçekleştirdikleri için soruşturma açıldı.Evrensel’in haberine göre, Fatsa Ünye Doğa Koruma Platformu çağrısıyla geçtiğimiz pazar ‘Siyanüre Hayır’ yürüyüşü gerçekleştiren Fatsalılar ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü yasasına muhalefet etmek’ le suçlanıyor.
Yerel Basın'dan, Hacıosmanoğlu'na Uyarı: 'Dur Artık Başkan'
Trabzonspor'da ara transferde kulübün bütçesini zorlayacak bonservis ve yıllık ücretlerin telaffuz edilmesine camiadan sert eleştiri geldi. Yerel basın, Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nu, 'Dur artık Başkan' diyerek uyardıTrabzonspor'da son açıklanan rakamlara göre 300 milyon liraya yaklaşan borca rağmen Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun, 10 milyon euroya varan bonservis bedelleriyle oyuncu almak istemesi camiadan tepki görmeye devam ediyor. Ozan Tufan, Şener Özbayraklı, De Jong, Aytaç Kara gibi isimlere önerilen yüksek transfer ücretleriyle kulübün daha büyük bir borç batağına sürükleneceğini ileri süren yerel basın da camianın bu konudaki tepkilerini dile getirmeye devam ediyor.DUR ARTIK BAŞKANKaradeniz'in Sesi Gazetesi, ''Dur artık başkan! Kulübün borcunu ödenemeyecek rakamlara ulaştırmasına rağmen transfere milyonlar harcamaya devam ettiği gibi gaflarıyla da kulübün itibarına zarar veren Başkan büyük tepki çekiyor' sözlerine yer verdi. İşadamlarından hibe ve borç aldığını açıklayan Başkan Hacıosmanoğlu'na seslenen gazete, ''Hibe ise eyvallah, borç ise yandık vallah! Yönetime çağrımızdır. Kulübe maddi yardımda bulunanları açıklayan, kamuoyu aydınlansın' ifadelerini kullandı.Günebakış Gazetesi de, ''Çılgın teklif. 7.5 milyon euro, Soner, Mustafa ve Zeki.. Yanal istiyor, Başkan Hacıosmanoğlu, Ozan ve Şener için ekonomiyi uçuruma getiriyor' ifadesini kullandı.DE JONG'DA SONA DOĞRUTrabzonspor'da Tolgay Arslan transferinden hayal kırıklığıyla ayrılan Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun, Ozan Tufan konusunda da Bursaspor'la anlaşamaması üzerine rotanın yöneltildiği Milan'ın Hollandalı ön liberosu Nigel De Jong konusunda önemli aşama kaydedildi. Milan'ın yaşadığı maddi zorluklar nedeniyle oyuncularını satma konusunda zorluk çıkarmaması bordo mavilileri bu transfer konusunda ümitlendirirken, 30 yaşındaki De Jong'un 7 milyon euroluk bonservis bedelinde indirime gidilmesi konusunda görüşmelerin menajerler aracılığıyla sürdürüldüğü belirtildi. Trabzonspor'un bu transferle orta saha ve ön liberodaki sıkıntısını halletmeyi amaçladığı vurgulandı.KAYSERİ ERCİYESSPOR KARŞISINDA 11 EKSİKTrabzonspor'da yarın akşam Avni Aker'de saat 10.00'deki Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor karşılaşmasında 11 oyuncu çeşitli nedenlerle forma giyemeyecek. Sarı kart cezalısı Yusuf Erdoğan, sakatlıkları bulunan Mehmet Ekici, Belkalem, Uğur Demirok, Waris, Salih Dursun, Onur ve Deniz Yılmaz'ın yanısıra milli takımlarda bulunan Yatabare, Constant ve Medjani takımdaki yerlerini alamayacak.KAYSERİ ERCİYESSPOR İLE 8'İNCİ RANDEVUTrabzonspor ile Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor yarın 8'inci kez karşı karşıya gelecek. İki takım arasında daha önce yapılan 7 maçın 4'ünü Trabzonspor kazanırken, Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ise 1 kez galip gelebildi. İki maçta ise taraflar beraberliği bozamadı. Bu maçlarda Trabzonspor 12 gol atarken kalesinde 3 gol gördü.AKHİSAR BELEDİYESPOR MAÇININ YERİ DEĞİŞTİTrabzonspor'un Akhisar Belediye ile oynayacağı Ziraat Türkiye Kupası maçının yeri değişti. Trabzonspor'dan yapılan açımlamada, ''Türkiye Futbol Federasyonu tarafından daha önce 03 Şubat 2015 Salı günü Balıkesir Atatürk Stadı'nda saat 18.00'de oynanacağı bildirilen Akhisar Belediyespor-Trabzonspor Ziraat Türkiye Kupası B Grubu maçının yeri değiştirildi. Buna göre müsabaka aynı gün ve saatte Manisa 19 Mayıs Stadı'nda oynanacak' başlıklarını kullanıldı.TRABZONSPOR'DAN TARAFTARINA UYARIBu arada Trabzonspor, yarın yapılacak Suat Alltın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçı öncesi taraftarlara yönelik bir duyuru yaptı. Kulübün internet sitesinde yayınlanan duyuruda, 'TFF ve UEFA talimatları gereği stadyumlarda meşale yakmak, stadyumlara yanıcı, yakıcı maddeler sokmak, sahaya konfeti, su şişesi ve benzeri maddeler atmak, koltuk kırmak, merdiven boşluklarına oturmak ve kötü tezahüratta bulunmak kesinlikle yasaktır. Ayrıca takımımızın daha önce oynadığı müsabakalarda taraftarlarımızın yaktığı meşaleler ve rakip takım veya takımlara yönelik kötü tezahüratları kulübümüzün ciddi oranda ceza ödemesine neden olmuştur. Bu cezalar her tekrarda katlanarak artmakta ve sonuç olarak daha da ağır boyutlar kazanmaktadır. Ayrıca bu cezaların kulübümüze getireceği zararların yanı sıra, sebebiyet verenler de yasa gereği maddi ve manevi çok ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalacaklardır. Tüm taraftarlarımızdan konuya gereken hassasiyeti göstermelerini ve takımımızı maç boyunca centilmence desteklemelerini bekliyoruz' ifadeleri kullanıldı.Haber Türk
Reklam