onedio
20. Yüzyılın Okunması Gereken 50 Romanı
Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder. Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır. 1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu. 2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka Dönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar. 3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır. 4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur. 5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır. 6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır. 7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır. 8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder. 9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir. 10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker. 11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır. 12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır. 13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor. 14. Yabancı (1942) – Albert Camus Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır. 15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur. 16. 1984 (1949) – George Orwell 1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır. 1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır. 18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir. 19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır. 20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler. 21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir. 22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir. 23. Gece (1958) – Elie Wiesel Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir. 24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir. 25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır. 26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir. 27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir. 28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır. 29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler. 30. Herzog (1964) – Saul Bellow Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar. 31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir. 32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır. 33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir. 34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır. 35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir. 36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer. 37. The Color Purple (1982) – Alice Walker Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor. 38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar. 39. Watchmen (1986) – Alan Moore Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır. 40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır. 41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin 1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır. 42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır. 43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür. 44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir. 45. Life After God (1994) – Douglas Coupland Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır. 46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar. 47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır 48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır. 49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir. 50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır. Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır. (Onlineaccredittedegrees) | Notosoloji
Türk Ekonomisini Değerlendirmek İçin Kullanabileceğiniz 10 Gıda Ürünü
Ekonomik analizler yapmak, Türk ekonomisinin nereye gittiğini görmek için makro, mikro, vb. ekonomik bilgilere sahip olmanız gerekmez. Ekonomi ile ilgili kararların 'tatlıya bağlanarak' çözüldüğü ülkemizde tabii ki ekonomik değerlendirmeleri de etli ekmeğe, az pilav üstü kuruya, güveçte balığa bakarak yapacağız.
Demba Ba'nın Altın Sezonu
Erciyes maçının yıldızı 1 gol-2 asistle Demba Ba oldu. Senegalli yıldız bu sezonki gol sayısını 24 yaptı, geçmiş sezonlarla arayı açtı.Beşiktaş'ın yıldız golcüsü Demba Ba, Erciyesspor maçının kahramanı oldu. Sivasspor ile geçtiğimiz hafta oynanan maçta suskun kalan Senegalli forvetin gol orucu en fazla 1 hafta sürdü. Erciyesspor'u mağlup eden siyah-beyazlılarda Demba Ba penaltı noktasından 1 gol attı, Olcay ve Motta'ya olmak üzere 2 de asist yaparak galibiyetin mimarı oldu.Demba Ba böylece ligdeki gol sayısını 15'e çıkardı. Avrupa'da 8, kupada 1 golü bulunan 29 yaşındaki oyuncu, bu sezon siyah-beyazlı forma ile toplam gol sayısını 24 yaptı. Chelsea, Newcastle United, West Ham United ve Hoffenheim gibi takımlarda forma giyen Demba Ba, yeni adresinde adeta patlama yaptı.Yıldız futbolcu ulaştığı rakamlarla kariyerinin zirvesine çıktı, en iyi sezonunu Kara Kartal'da yaşadı. Demba Ba sürekli attığı gollerle her hafta rekorunu daha da geliştiriyor.Milliyet, Onur Dinçer
Ankara'da Beşiktaş'tan Gol Yağmuru
Galatasaray'ın puan kaybı sonrasında liderliği tekrar yakalamak için SAİ Kayseri Erciyesspor karşısına çıkan Beşiktaş, bu sezonun en farklı galibiyetini 5-1'le alarak zirvenin yeni sahibi oldu.Spor Toto Süper Lig'de Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'u Ankara'daki Osmanlı Stadı'nda konuk eden Beşiktaş'ta teknik direktör Slaven Bilic, takımını geçen haftaya göre 4 değişiklikle sahaya sürdü. Teknik direktör Bilic, Tolgay Arslan, Mustafa Pektemek ve Motta'ya Kayseri ekibi önünde ilk 11'de şans verdi. Balıkesirspor maçında kırmızı kart gören ve cezası nedeniyle Medicana Sivasspor karşısında oynamayan Pedro Franco ise cezasını tamamladı ve yeniden formasına kavuştu. Bu arada esame listesinde yer alan Serdar Kurtuluş'un yerine, ısınmadan sonra Ersan Gülüm başladı. Kurtuluş'un sol arka adalesinde çekme olduğu öğrenildi.Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor Teknik Direktörü Mehmet Özdilek ise bir önceki lig maçına göre kadroda 4 değişiklik yaptı. Özdilek, ligde geçen hafta oynadıkları Gençlerbirliği maçında ilk 11'de yer alan Necati Ateş ve Sylla'yı yedek kulübesine çekerken, Mehmet Akgün ve Drenthe'ye ise ilk 11'de şans verdi.Karşılaşma iki takım için durağan başladı. Beşiktaş, orta sahada topu tutarak pozisyon bulmaya çalışırken, konuk takım da siyah beyazıların etkili hücum hattına fırsat vermemek için dikkatliydi. 25. dakikada ev sahibi ekip öne geçti. Olcay Şahan'ın pasında topu önüne alan Gökhan Töre'nin uzak mesafeden vuruşunda, Anıl'a çarpan top kaleci Gökhan Değirmenci'nin üstünden filelerle buluştu. 33. dakikada Olcay Şahan'ın Caner'in dışarı çıkması için bıraktığı topu kapması ve ardından düşürülmesiyle Beşiktaş bir de penaltı kazandı. Atışı kullanan Demba Ba, ligdeki 5. penaltı golüyle farkı ikiye çıkardı. İlk yarının son dakikasında Beşiktaş'ı iyice rahatlatan gol geldi. Geçen hafta Atiba'ya asist yapan Necip, bu kez Demba Ba'yı gördü, onun klas pasında farkı 3'e çıkaran isim Olcay oldu. Ankara'daki maçların etkili ismi Olcay bu maçı da boş geçmemiş oldu.İkinci yarıya golle başlayan takım Erciyesspor oldu. 47. dakikada Drenthe, muhteşem bir frikik golüyle farkı ikiye indiren isim oldu. Hollandalı isim, böylece ligdeki 3. golünü de çok klas biçimde atmış oldu. Erciyes bu golden sonra Edinho ile bir kez da direği geçemedi. Ancak 70. dakikadan sonra kontrolü tamamen ele geçiren Beşiktaş, 77. dakikada Mustafa Pektemek ile bir gol daha buldu ve farkı tekrar üçe çıkardı. 79. dakikada sahne sırası Motta'ya geldi. Brezilyalı'nın ceza sahası dışından attığı şut defansa çarptı ve ağlara gitti.Beşiktaş, bu sezonki en farklı galibiyetini 5-1'le alarak hem 54 puanla liderliği ele geçirdi, hem de kritik Brugge ve Fenerbahçe maçları öncesinde moral buldu. Erciyespor ise 20 puan da kaldı.Lig Tv
"Kriz Görüntüsü Oluşturmak İçin Özellikle Çalışıyorlar Ama Nafile"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Kardeşim neyin eksik senin. Bir Kürt olarak sen bu ülkede Cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Bakan çıkardın mı? Çıkardın. Devletin en üst kademelerine yönetici gönderdin mi, gönderiyor musun? Var. Türk Silahlı Kuvvetlerinde var mısın? Var. Ne istiyorsun daha, ne istiyorsun?' dedi.Erdoğan, 'Balıkesir Ekonomi Ödülleri 2015 Töreni'nde konuştu.Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:'Gezi'den 17-25 Aralık darbe teşebbüsüne kadar son yıllarda yaşadığımız tüm hadiselerin gerisinde hep aynı amaç var. Şimdi de dövizle, faizle, manipülasyonla, fısıltıyla, MİT Müsteşarı ile ellerine ne geçerse onunla, aynı yöndeki gayretlerini sürdürüyorlar. Ekonomideki belirsizlik, bir kriz görüntüsü oluşturmak için özellikle çalışıyorlar ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç, bunları başaramazlar. Bundan sonra da başaramayacaklar''Biz ne zaman, nerede, ne yapacağımızı çok iyi biliriz. Dışarıdan birileri köşelerinde bir şeyler yazıyorlar, bunların hiçbirisi bizim aklımıza girmez. Bizim aklımıza bir şey girer, biz ne yaptığımızı, nasıl çalıştığımızı, aldığımız neticelerle ortaya koyuyoruz. Filanca iş adamının, filanca holdingin, filanca üst aklın veya filanca köşe yazarlarının yazdıkları yazılar bizim aramızdaki muhabbeti ortadan kaldırmaz.Bir iş adamı gibi bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Benim derdim, bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen. Bu ülke bu şekilde sıçramaz.Ben diyorum ki bir siyasi partinin kapatılması gibi bir madde gündeme gelse, bunun için söylenmesi gereken, 'bir siyasi partinin kapatılması teklif dahi edilemez' diye bir hükmün oraya gelmesi lazım. Ancak suçu işleyen kimse, onlar bu işin bedelini öder. Kökünden bunun kazınması lazım.'CNN Türk
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Seçime az bir süre kaldı. Liderler çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. AK Parti’den sonra CHP’de de süreç hızlandı. CHP bu ayın sonunda ön seçim yapacak. Ön seçim, CHP’de ciddi bir mobilizasyon yaratmış durumda. MHP ve HDP’de ise henüz büyük bir hareketlilik gözlenmiyor. Önceki gün Mehmet Acet’in İskele Sancak programında seçimi konuştuk. KONSENSUS Araştırma’dan Murat Sarı ve ANAR’ın sahibi İbrahim Uslu vardı. İbrahim Uslu, AK Parti için anketler yapan bir isim. Ancak üç genel, üç yerel, iki referandum ve cumhurbaşkanlığı seçimini bilen bir şirketi var. KONSENSUS ise ANAR’a göre daha bağımsız hareket ediyor. Ancak her iki şirketin araştırmalarında da yakın sonuçlar çıkıyor. Öncelikle muhalefetin iddialı sözlerine rağmen iktidar değişmiyor. AK Parti’nin birinciliği devam ediyor. Hatta CHP ve MHP’nin sayısal toplamı AK Parti’nin oyu kadar etmiyor. Murat Sarı yayında KONSENSUS’un Şubat 2015 araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Sarı, bulduğu sonuçları rakamsal aralık olarak sunmayı tercih ediyor:AK Parti: Yüzde 45-48CHP: Yüzde 25-28MHP: Yüzde 14-17HDP: Yüzde 7-9
Reklam
Putin Nerede? 5 Teori
Rusya'da gündemin birinci maddesi ne rublenin değer kaybetmesi ne de Ukrayna. Rusya tek bir şeyi merak ediyor: 'Putin nerede?'Putin neredeyse 10 gündür ortalıkta gözükmüyor. Bir çok etkinliği, Kazakistan gezisi ve Rus İstihbarat Teşkilatı FSB yöneticileri ile yapacağı toplantılar da iptal edildi. Herkes Putin'in nerede olduğunu bulmaya çalışırken, ortaya çıkan iddialar da gittikçe ilginçleşiyor.
2256 Yılından Geldiğini İddia Edip Borsada Rekor Kazanç Sağlayan Andrew Carlssin
etiket
Hikayenin başlangıcı gayet normal gibi gelebilir, ancak Andrew Carlssin ismindeki bu borsacıyı diğerlerinden farklı kılan, bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde parasını yüz binlerce kat artıracak olmasıyd!2003 yılına gelindiğinde, Calrssin borsadan 350 milyon dolar kazanmıştı. Bu neredeyse imkansıza yakın gibi görünüyordu, ama olmuştu. Peki nasıl?
Reklam
'Doların Yükselmesi O Kadar da Kötü Değil'
Maliye Bakanı, doların yükselişinin olumlu yönleri olduğunu savunarak 'Bu tür kur hareketleri, küresel ölçekte büyümenin yeniden dengelenmesine biraz yardımcı olabilir' dedi.Bursa Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin kapanış konuşmasını yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, doların yükselişinin bazı olumlu yönlerinin olduğunu savunarak, 'Dolar açısından konuşuyorum. Bu o kadar da kötü değil. Küresel ekonomi açısından konuşuyorum. Çünkü bu türden kur hareketleri, bu kadar kısa sürede olması her ne kadar soru işaretleri uyandırıyorsa da küresel ölçekte büyümenin yeniden dengelenmesine biraz yardımcı olabilir' dedi.Küresel döviz piyasalarında olup bitenlerin sürpriz olmadığını vurgulayan Şimşek, 'Küresel döviz piyasalarında olup bitenler çok büyük sürpriz değil. Doların bu kadar hızlı değer kazanması, reel efektif döviz kuru son sekiz ayda yüzde 17 yükseldi. Bu çok dramatik bir yükseliş. Bu yükselişte Amerika'nın iç dinamikleri Amerikan ekonomisinde pozitif gelişmeler etkili olduysa da kısmen dünyanın diğer bazı bölgelerinde Avrupa, Avro bölgesi gibi oradaki olumsuz gelişmelerin etkisi söz konusu' ifadelerini kullandı.'Enerji verimliliğinde gerideyiz'Türkiye'de çok büyük bir sürdürülemez cari açık olduğu görüşünün gerçeği yansıttığını belirten Şimşek şu ifadelere yer verdi:'Diyebilirsiniz ki Türkiye'de çok büyük bir sürdürülemez cari açık var makro bir problem. Doğru. Fakat bu problemin temelinde ne var diye sorarsanız bence mikro düzeydeki sorunlar var. Yani düşük verimlilik, tasarruf düzeyi var. Enerji verimliliğinde oldukça geriyiz.''Dalgalanmalar, kredi notunu etkilemez'Şimşek konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ekonomide yapısal reform vurgusu yaptı. Maliye Bakanı, Siyasi istikrar olmadan bir ülkede reform yapmanın mümkün ama kolay olmadığını belirtirken, 'Sırf piyasalardaki dalgalanmalar nedeniyle kredi notu değişmez. Jepolitik durum değişti mi? IŞİD, geçen yıl bir çok yeri ele geçirdi. Bu sene öyle mi? Geçen seneye göre jeopolotik gerginlerin daha kötü olduğunu düşünmüyorum' dedi.Şimşek'e Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Merkez Bankası arasındaki faiz tartışması da soruldu. Şimşek buna 'Türkiye'deki tartışmalar iç tartışmalardır. Esas politika ve yol haritasında değişiklik yok. Avrupa'da da tartışmalar oluyor' yanıtını verdi.Kredi notu derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'nin notunu değiştirip değiştirmeyeceğine dair bir soruya da 'Kredi notu kuruluşların 3A verdikleri ülkeler 2008'de battı. Düşük not verdikleri Türkiye ise yıldızlaştı. Değerlendirmeyi size bırakıyorum' karşılığını verdi.Şimşek başkanlık sistemiyle ilgili olarak da 'Hiçbir sistem yapısal sorunları çözmeden başarılı olamaz. Hiçbir sistem reformsuz Türkiye’yi birinci lige yükselmez. Yönetimde istikrar ve reformla birinci lige yükselmesi söz konusu olabilir' yorumunu yaptı.DHA - Al Jazeera Turk
Atletizm'de 1 Altın, 1 Gümüş
Atletizmde 15. Avrupa Atmalar Kış Kupası'nda yarışan Türk Milli Takımı iki madalya elde etti.Türkiye Atletizm Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, Portekiz'in Leiria kentinde bugün başlayan organizasyonda yarışan Türk sporculardan Emel Dereli, kadınlar gülle atmada altın, Özkan Baltacı ise erkekler çekiç atmada bronz madalya kazandı.Dereli , üçüncü hakkında yaptığı 17,45'lik atışıyla birinci sırada yer alırken, Baltacı, 69,07'lik derecesiyle 3. oldu.Kupada bugün yarışan diğer milli atletlerden, kadınlar cirit atmada Eda Tuğsuz 54,04'le, erkekler disk atmada da Ercüment Olgundeniz 63,07'lik derecesiyle 6. sırada yer aldı. Kadınlar gülle atmada Dilek Özada, 14,05'lik derecesiyle 16. sırada kaldı.TRTSpor
'Dolardaki Artış Çiftçiyi Zora Soktu'
TZD Genel Başkanı Yetkin, 'Son aylarda dolar fiyatlarındaki artış, tarım ürünlerinin maliyetlerini artırırken, çiftçiyi zora soktu' dedi.Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, son aylarda dolar fiyatlarındaki artışın tarım ürünlerinin maliyetlerini artırırken, çiftçiyi zora soktuğunu ifade etti. Yetkin, yazılı açıklamasında, dolardaki artış öncesi dünya petrol fiyatlarında görülen düşüşün, çiftçiyi umutlandırdığını ancak bunun Türkiye'deki piyasalara çok düşük oranda yansıtıldığını belirtti. Bu yılın ocak ve şubat aylarında görülen dolar fiyatlarındaki artışın, petrol fiyatlarındaki toparlanmayla bir araya gelmesiyle mazot fiyatının hızla 2014 fiyatlarına yaklaştığına işaret eden Yetkin,  şu değerlendirmelerde bulundu: 'Mazotun ülkemizde rafineri çıkış fiyatı 1,9 liradır. Tarım sektöründe yılda 3,3 milyon ton civarında mazot kullanılmaktadır. Verilen mazot desteği, bu rakamın yalnızca yüzde 5'ini karşılamaktadır. Mazottan alınan vergi bu yıl çiftçiye ödenecek olan 10 milyar liralık toplam desteğe yakın bir miktar oluşturmaktadır. Gübre fiyatlarında ise devamlı bir artış vardır. Bu artış dolardaki yükselişle birlikte hızlanmıştır. Bu tablo, kaçınılmaz olarak tarımsal ürünlerin fiyatlarına yansıyacak, üstelik ülkemizde aracı karları çok yüksek olduğu için yansıma muhtemelen girdi maliyetlerinin üstünde olacaktır. Son aylarda dolar fiyatlarındaki artış, tarım ürünlerinin maliyetlerini artırırken, çiftçiyi zora soktu.' Üreticileri zorlayan bir diğer etkenin de tarımsal girdilerdeki yüksek vergi oranı olduğuna dikkati çeken Yetkin, bu rakamların aşağı çekilebileceğini, çiftçinin beklentisinin de bu yönde olduğunu kaydetti.AA
Reklam
Munzur’a Maden Projesi ‘Anadolu Parsı’na Takıldı
Tunceli'de bir şirkete verilen maden ruhsatı parsların o bölgede yaşadığı yönünde verilen rapor üzerine iptal edildi.Radikal'den İdris Emen imzalı habere göre, Tunçpınar Madencilik Tunceli’nin Sin mezrası mevkiinde altın ve bakır maden kurmak için Tunceli Valiliği’nden ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi(ÇED) gerekli değildir’ kararını alınca Mayıs 2014 tarihinde ÇED gerekli değildir kararının iptali istemiyle Elazığ 2. İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Mahkeme bölgede incelemede bulunmak için bir bilirkişi keşfi istedi. Bölgede incelemede bulunan bilirkişi heyeti hazırladığı raporu 31 Aralık 2014 tarihinde mahkemeye sundu.Bilirkişi: Anadolu parsı ve İran parsı olabilirMunzur havzasında 1518 bitki türü saptayan bilirkişi heyeti raporda bu bitki türlerinden 43 tanesinin bölgeye ait endemik türler olduğunu tespit etti. Bölgenin fauna yönünden zengin olduğu belirtilen raporda; kırmızı pullu alabalık, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, ur keklik, kaya kartalı, kurt, boz ayı, kızıl tilki, yabani tavşan, kaya yedi uyuru, vaşak, sansar, porsuk gibi canlıların bölgede yaşam sürdüğü belirtildi. Ayrıca Anadaolu Parsı ile İran Parsı’nın bölgede yaşadığına dair işaretlere de rastlandığı da raporda yer aldı.Raporun sonuç bölümünde projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediği, ‘ÇED gerekli değildir’ biçiminde verilecek bir kararın proje alanı ve çevresindeki flora ve faunanın geri dönüşümsüz şekilde kaybına sebep olabileceği yer aldı.  Raporda yeraltı ve yerüstü sularının kirlenebileceği, dolayısıyla yörede ekolojik dengenin bozulacağı yer aldı. Bilirkişi raporunu dikkate alan Elazığ 2. İdare Mahkemesi ‘ÇED gerekli değildir’ kararını hukuka aykırı bularak yürütmeyi durdurma kararı aldı.‘Emsal bir karar’Yürütmeyi durdurma kararının bölgedeki diğer maden davaları için emsal bir karar taşıdığını söyleyen avukat Barış Yıldırım sözlerine şöyle devam etti:Dersim genelinde 145 madencilik projesi bulunmaktadır. Madencilik şirketleri arama-işletme ruhsatlarına konu toplam rezerv sahaları çok daha yüksek miktarda olmasına rağmen ÇED sürecinden kaçınmak için faaliyet yürütecekleri alanı 25 hektarın altında etap etap beyan etmekteler. 25 hektar ve üstü ruhsat sahasına sahip tüm madencilik projeleri için verilen ÇED gerekli değildir kararlarının geri alınarak ÇED raporu hazırlatılmalı.
'Tüketiciler Son 7 Yılda Bankalara 180 Milyar Faiz Ödedi'
CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün, tüketicilerin artık sadece bankalara çalıştığını belirterek, “Son yedi yılda vatandaşların tüketici kredisi ve kredi kartları için bankalara ödediği toplam faiz miktarı 180,7 milyar liraya ulaştı” dedi.CHP’li Aygün, bankaların verdiği her 100 liralık kredinin 29 lirasını tüketicilerin kullandığını, buna karşılık her 100 liralık faiz gelirinin ise 35 lirasını tüketicilerden aldığını vurguladı. Bu durumun bankaların vatandaşlara, diğer kredi kullananlara göre daha yüksek oranda faiz uygulamasından kaynaklandığını ifade etti.CHP’li Sinan Aygün, bankaların tüketicilerde elde ettiği gelir hakkında yazılı açıklama yaptı.181 MİLYAR LİRA FAİZ“Birçok vatandaş artık neredeyse bankalara çalışır hale geldi” diyen CHP’li Aygün “Son yedi yılda vatandaşların tüketici kredisi ve kredi kartları için bankalara ödediği toplam faiz miktarı 180,7 milyar liraya ulaştı” ifadelerini kullandı.Aygün tüketicilerin faiz ödemelerinin arttığına dikkat çekerek, “Örneğin, 2008 yılında 13,1 milyar lira olan vatandaşın bir yıl içerisinde tüketici kredileri için ödediği faiz 2014 yılında 30,4 milyar liraya, 5,8 milyar lira olan kredi kartları için ödediği faiz de 7 milyar liraya yükseldi” dedi.Maaş ve ücretlerin enflasyon kadar bile artmadığı son yıllarda vatandaşların bankalara ödediği faizin katlanarak büyüdüğünü belirten Aygün, bankaların tüketicilerden aldığı faizin 2008-2014 yılları arasında yüzde 100’e yakın arttığını ifade etti.TÜKETİCİ KREDİSİ FAİZİNE DE ÜST SINIR KONULMALIBankaların kredi kartlarına uyguladığı vergiyi de eleştiren Sinan Aygün şunları söyledi:“Enflasyonun yüzde 7-9 bandına indiği bir dönemde, bankalar hem de devlet eliyle kredi kartlarına yıllık bazda yüzde 24’ün üzerinde faiz uyguluyor. Devlet eliyle diyorum çünkü bankaların kredi kartlarına uygulayabileceği faizin tavanını Merkez Bankası belirliyor. Merkez bankasının yüzde 7-7,5 faiz oranını yüksek bulanlar, konu vatandaş olduğu zaman nedense susuyorlar.Yine bu ortamda bankalar tüketici kredilerine enflasyonun neredeyse üç katına ulaşan yıllık faiz uyguluyorlar. Yaşamak için borca ihtiyacı olan vatandaşlar bankalar karşısında eziliyor. Tüketicilerin hakkını korumak bir kamu hizmetidir ve sorumluluk da devlete ve hükümetlere düşer. Bu nedenle, tüketici kredilerinde de Merkez Bankası veya BDDK ya da benzeri bir kamu otoritesi kredi kartlarında olduğu gibi faiz için üst sınır belirlemelidir. Ancak bu üst sınır da yine kredi kartlarında olduğu gibi tefeci faizi olmamalı gerçekçi olmalıdır.”Hülya Karabağlı / ZETE
Eğitime ve Eğitimcilere Dair 24 Güzide Film
50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni İngilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.''Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.''http://www.imdb.com/title/tt0097165/
Reklam
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
İçişleri Bakanı, İç Güvenlik Paketi'nin 68. maddeden itibaren kalan maddelerinin komisyona geri çekilmesi için önerge verdi. TBMM Başkanvekili Akşener, 63 maddenin İçişleri Komisyonu'na geri verildiğini açıkladı.
Rusya Merkez Bankası Büyümeye Destek İçin Faizi İndirdi
Rusya Merkez Bankası politika faizini 1 puan düşürerek yüzde 15'ten yüzde 14'e çekti.Yapılan açıklamada gerekçe olarak ekonomide beklenenden daha hızlı yavaşlama riskleri gösterildi.Ukrayna krizinden Moskova'yı sorumlu tutan Batı'nın uyguladığı yaptırımların Rusya ekonomisindeki yavaşlamada önemli rol oynadığı yorumu yapılıyor.Rusya Merkez Bankası'nın açıklamasında faiz indiriminin enflasyon beklentilerini bozacak nitelikte olmadığı ifade edildi ve 'Enflasyon riskleri yatıştıkça yılın ilerleyen aylarında daha fazla faiz indirimine hazır olacağız' denildi.Rusya Merkez Bankası 2015 yılında ortalama enflasyonun yüzde 9 seviyesinde olacağını öngörüyor. Ülkede enflasyon şu anda yüzde 17'de.Son faiz indirimi kararının ardından Rus Rublesi, ABD Doları karşısında değer kazandı.
Reklam
Yüzünüz Sizinle İlgili Ne Anlatıyor?
İnsanların görünümüne bakarak yargıya varmanın yanlış olduğu söylenir. Fakat psikologlar yüzün kişiliğin en derin sırlarına açılan birer pencere olduğunu belirtiyor. Hiçbir şeyi dışa vurmadığımızı sansak bile yüzümüz kişiliğimiz, sağlığımız ve zekamızla ilgili bilgiler barındırıyor.İngiltere’deki Northumbria Üniversitesi’nden Carmen Lefevre’ye göre, “Genlerimiz ve hormon seviyesi gibi biyolojik özelliklerimiz büyümemizi etkilediği gibi karakterimizi de şekillendiriyor”.Yüzün kemik yapısını ele alalım. Lefevre, testosteronu yüksek olanların elmacık kemiklerinin daha büyük ve yüzlerinin daha geniş olduğunu ve bu insanların daha iddialı ve bazen de saldırgan bir kişiliğe sahip olabileceğini ifade ediyor.Yüzün şekli ile baskın karakter arasındaki ilişki oldukça yaygın görülebilir. Örneğin kapuçin maymunlarında yüz ne kadar genişse grup içindeki hiyerarşik yer de o kadar yüksektir. Futbolcular arasında da benzer bir durum görülür. 2010 Dünya Kupası’nı inceleyen Amerikalı bir akademisyen, futbolcunun yüzünün genişliği ile uzunluğu arasındaki orana göre faul ve gol sayılarının tahmin edilebileceğini gösterdi. (Bu, iki kulak arasındaki mesafenin, göz ile dudak arasındaki mesafeye oranıdır ve normalde 2’dir.)Yüzümüz sağlığımızın da aynasıdır. Örneğin yüzdeki yağ oranı, ne kadar formda olduğumuza dair vücut kütle endeksi kadar bilgi verir. Yüzü ince olanlarda enfeksiyon daha az ve daha hafif görülür. Bu insanlarda depresyon ve anksiteye de daha az rastlanır.Nasıl olur da yanakların dolgunluk derecesi, hakkımızda bu kadar çok şey anlatır? Glasgow Üniversitesi’nden Benedict Jones bunu, yağın vücuttaki rolü konusunda edinilen yeni bilgilere bağlıyor. Jones, vücutta ne kadar yağ olduğundan ziyade yağın bulunduğu yerin sağlık açısından önemli olduğunu belirtiyor. Yağları kalça kısmında biriken armut vücutlu insanlar, yağları gövde kısmında biriken elma vücutlu insanlara kıyasla daha sağlıklıdır. Hayati organların etrafının yağla kaplanması tehlikelidir. Jones, yanakların dolgunluğunun belki de zararlı bölgelerde biriken yağlara işaret ettiğini, ya da yüzdeki yağların farklı bir nedenle tehlikeli olduğunu söylüyor.Bu belirgin ipuçlarının yanı sıra ten rengi de sağlık durumunuzu dışa vurur. Jones ve Lefevre bunun etnisiteyle ilgili renklere bağlı olmadığını, fakat zor fark edilebilecek ton farklarının yaşam tarzına dair ipuçları verdiğini ifade ediyor. Ten renginiz hafif sarımsı, altın rengi bir tondaysa sağlıklı ve dirençlisiniz demektir. Tene bu rengi veren, turuncu ve kırmızı meyve ve sebzelerde bulunan karotenoid adlı pigmentlerdir. Bunları yeterince tükettiğimizde derinin üst katmanlarında toplanarak sarımsı bir renk oluştururlar. Sağlık göstergesi olarak bu şekilde sergileriz onları; çünkü hastalıklarla savaşmada kullanmamışızdır. Böylesine sağlıklı bir şekilde parıldamak insanın fiziksel çekiciliğini de artırır.Pembe yanaklar ise kan dolaşımının ne kadar iyi olduğunun, aktif bir yaşam tarzının, hatta kadınlar açısından doğurganlığın göstergesidir.Jones bu sırların aslında ortada olduğunu, ancak bizim onları yavaş keşfettiğimizi söylüyor. Dış görünümü inceleyen fizyonomi tarihin bazı dönemlerinde gözden düşmüş. Fakat bugünlerde yeniden itibar kazanıyor. Yani ‘selfie’lerimizde keşfedilmeyi bekleyen başka birçok özellik bulunabilir.İnsanın ne kadar zeki olduğunu tahmin etmeye yarayan fiziksel özellikler henüz net olarak ortaya konmuş olmasa da bu tahminler çoğunlukla tutuyor. Hatta insanların cinsel eğilimleri bile yüze ve davranışlara bakılarak tahmin edilebiliyor. Bu ani yargılara varmanın nasıl mümkün olduğu konusunda ise daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.Kişilik, yaşam tarzı ve dış görünüm arasındaki bağlantı zaman içinde de değişebilir elbette.Kısa bir süre önce yapılan zekice bir deneyin de gösterdiği gibi aslında dış görünüşümüz ten rengi ve kemik yapısından öte bir şeydir. Araştırmacılar deneklerden en sevdikleri giysilerini giyip yüzlerinin fotoğrafını çekmelerini istemiş. Bu kişileri daha önce hiç görmemiş jüri üyelerinin yaptığı değerlendirmede, giysiler fotoğrafta görünmese bile, daha öncekilere kıyasla bu fotoğraflar çok daha cazip bulunmuş. Buradan yola çıkarak araştırmacılar, güzel giysilerle özgüvenleri artan deneklerin bu ifadesinin yüzlerine de yansıdığını ifade ediyor.Kısacası, yüzümüz sadece biyolojimizin ürünü değil. Genlerimizi ve hormonlarımızı değiştirmemiz mümkün değil elbette. Ama kişiliğimizi, özgüvenimizi ve özsaygımızı yüzümüze yansıtarak kendimizle ilgili önemli bilgiler verebiliriz.BBC Türkçe
Merkez Bankası Beklenti Anketi'ne Göre TÜFE Tahmini Yükseldi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Mart 2015 Beklenti Anketi'nde, cari yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 6,98'e yükseldi.TCMB'nin finansal ve reel sektörde karar alıcı ve uzman kişiler ile profesyoneller ve yabancı finansal kuruluşların uzmanları arasından seçilen 71 katılımcıyla gerçekleştirilen 2015 yılı Mart ayı Beklenti Anketiyayımlandı.2015 yılı Mart ayı için tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 0,61 iken, bu anket döneminde yüzde 0,69 oldu. 2015 yılı Nisan ayı TÜFE beklentisi bir önceki anket dönemine göre değişmeyerek yüzde 0,73'te kaldı. 2015 yılı Mayıs ayı TÜFE beklentisi ise yüzde 0,49 olarak gerçekleşti.Cari yıl sonu TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 6,77 iken, bu anket döneminde yüzde 6,98'e yükseldi. 12 ay ve 24 ay sonrası TÜFE beklentileri ise sırasıyla yüzde 6,78 ve yüzde 6,51 oldu.Faiz beklentileriBIST Repo ve Ters-Repo Pazarı'nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 10,02 iken, bu anket döneminde yüzde 9,91'e geriledi. TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 7,99 iken, bu anket döneminde yüzde 7,91'e düştü.2015 yılı Mart ayı anket döneminde, vadesine üç ay ya da üç aya yakın süre kalan devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) yıllık bileşik faiz oranı beklentileri bir önceki anket dönemine göre artarak cari ay, 1, 3, 6, 12 ve 24 ay sonrası için sırasıyla yüzde 8,99, 8,78, 8,63, 8,54, 8,51 ve 8,34 oldu.Vadesine beş yıl ya da beş yıla yakın süre kalan DİBS'lerin 12 ay sonrası ikincil piyasa yıllık bileşik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 7,93 iken, bu anket döneminde yüzde 8,28'e yükseldi.Vadesine on yıl ya da on yıla yakın süre kalan DİBS'lerin 12 ay sonrası ikincil piyasa yıllık bileşik faiz oranı beklentisi ise son iki anket döneminde sırasıyla yüzde 8,02 ve yüzde 8,39 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay ve 3, 6, 12, 24 ay sonrası beklentileri sırasıyla yüzde 7,41, 7,29, 7,37, 7,54 ve 7,46 düzeyinde gerçekleşti.2015 yıl sonu dolar/TL beklentisi bir önceki anket döneminde 2,50 iken, bu anket döneminde 2,61'e yükseldi. 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 2,54 ve 2,65 olarak gerçekleşti.2015 yılı cari işlemler açığı beklentisi, bir önceki anket döneminde 40,3 milyar dolar iken, bu anket döneminde 39,4 milyar dolara geriledi. 2016 yılı cari işlemler açığı beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 44,6 milyar dolar ve 43,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.GSYH 2015 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,5 iken, bu anket döneminde yüzde 3,3'e geriledi. 2016 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket dönemine göre değişmeyerek yüzde 3,8 oldu.Ümit Çevik, AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Yapısal istikrarsızlığın aşılması kapsamlı reformlarla mümkündür. Buna karşılık konjonktürel istikrarsızlık görünüşte sınırlı gibi gözüken bir veya birkaç etmen nedeniyle, kısa vadede iniş ve çıkışların arasının azalması ve öngörme kapasitesinin zayıflamasıdır. Bugün Türkiye'de bu anlamda en önemli konjonktürel istikrarsızlık nedeni, cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dır.Bugün Türkiye’de hem siyasal hem iktisadi olarak en büyük konjonktürel istikrarsızlık nedeni nedir? Soruyu yanıtlamadan önce, konjonktürel istikrarsızlık kavramını açayım. İstikrarsızlığın yapısal nedenleri uzun vadede süreklilik gösterir. Örneğin Türkiye ekonomisinin ara malı ve yatırım malı ithalatına aşırı bağımlı üretim yapısı bir yapısal istikrarsızlık nedenidir. Ya da tasarruf oranının düşük olması. İkisi de büyüme ile cari açığın aynı yönde seyretmesine neden olur. Büyüdükçe cari açık büyür ve büyümenin istikrarını tehdit eder.
Reklam