onedio
Türk Televizyon Tarihinin En Unutulmaz 50 Karakteri
Türk televizyonu kadar dizi, program vs. şeye şahit olan başka bir tek Amerikan televizyonu vardır. Bu kadar işin yol açtığı hengamede aradan sıyrılanlar hep akılda kalıcı olmuştur.Yalnız listeyi hazırladıktan sonra bu yazıyı yazarken dikkat ettim ki Perran Kutman'ın çok emeği geçmiş, tebrik etmek lazım.Fakat çok dizi karakteri var ki bunların tamamını burada paylaşmak imkansız.İşte onlardan bir demet...
Ali Babacan: 'İleri Bir Ekonomi Olmak İçin Hukukun Üstünlüğü Şart'
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ekonomik istikrar için demokrasi ve hukukun üstünlüğünün şart olduğunu söyledi, 'Hukuk yoksa o ülkeden milyarderler çıkabilir ama o ülkede topyekûn bir zenginlikten söz edemezsiniz' dedi. Babacan, doların yükselişiyle ilgili olarak da 'İçimizdeki tartışma bunu biraz arttırdı' yorumunu yaptı.Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde konuştu. Küresel piyasaları değerlendiren Babacan, yükselen döviz kurlarıyla ilgili olarak 'Bizde de kurda dalgalanmalar oldu, içimizdeki tartışma bunu biraz artırdı ama hemen hemen her ülkede piyasa hareketlenmeleri yaşandı' değerlendirmesinde bulndu.Başbakan Yardımcısı, 'Gelişmekte olan ülkelerin gelecek 10 yılki büyüme hızı, geçmiş 10 yıla göre düşecek ama gelişmiş ülkelerin üzerinde olacak' öngörüsünde bulundu. Düşen petrol fiyatlarının dünya ekonomi piyasaları için olumlu olduğunu belirtirken, 'Rusya gibi petrol üreten bazı ülkeler bundan çok olumsuz etkileniyor. Ama bizim gibi petrol ithal eden ülkeler için ise olumludur' dedi:'Türkiye 2002 yılından beri çok önemli bir dönüşüm yaşadı. Bir sosyal, siyasi ve ekonomik bir dönüşüm yaşadı. 2002'nin Türkiye'si ile mukayae edilemeyecek bir ülke. Ekonomik göstergelerimiz çok daha iyi. AB sürecinde yaptığımız reformlar Türkiye'de tabloyu değiştirdi. Her ülke kendi kendisini demokratik olarak tanımlayabilir. Hukuk devleti olma noktasında, her ülke diyebilir ki 'Benim kanunlarım, mahkemlerim var, daha ne istiyorsunuz?' diyebilir. Ama gerçek öyle değil. Mutlaka demokratik hak ve özgürlükler konusunda uluslararası kriterler önemli. Evrensel standartlar... Bir demokrasi çalışıyor mu çalışmıyor mu? Bu noktada önemli reformlar yaptık ama yeterli değil. Yeni anayasa önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddeleri olacaktır. Son derece temiz, kolay anlaşılan, açık, net ve sağlam bir anayasa. Burada tabii evrensel kriterler çok önemli. İyi işleyen normlar var. Kötü işleyen normlar var. Burada en iyinin en iyisini aldığımız, merkezine özgürlüklerin konduğu bir anayasa olması gerekiyor. Eğer yeni bir anayasa yazacak bir parlamento kompozisyonu oluşursa çok önemli olacak. 'İstikrar vurgusu yapan Başbakan Yardımcısı 'İstikrar bir ülke için çok önemli. Çok baskıcı bir rejimle de istikrar sağlanabilir. Oysa biz demokratik bir istikrardan söz ediyoruz. Gücünü demokrasiden alan bir istikrar önümüzdeki dönem için Türkiye için olmazsa olmaz' dedi.'Hukuk yoksa kaos gelir'Babacan yargı reformunun ekonomik kalkınma için şart olduğunu belirtip şunları söyledi:'İleri bir ekonomi olmak için hukukun üstünlüğü şart. Hukuk yoksa o ülke kaosa girebilir. Hukuk yoksa o ülkeden milyarderler çıkabilir ama o ülkede topyekûn bir zenginlikten söz edemezsiniz. Hukukun olmadığı bir ülkede kalkınma olmaz. En önemli reformlardan biri yargı alanında olacak. Adalet Bakanlığımız yeni bir yargı reformu taslağını bizimle paylaştı. İyi bir çalışma. Güzel çözüm yaklaşımları var. Seçimlerden sonra Türkiye'nin şiddetle ihtiyaç duyduğu yargı reformunu gerçekleştirmek. Yargının güven sağlayamadığı bir ülkede genel anlamda bir hukukun üstünlüğünden söz etmek mümkün değil. '17-25 Aralık operasyonları nedeniyle Cemaat'i de isim vermeden eleştiren Babacan, '17 Aralık olaylarının Türkiye'yi en çok yaraladığı nokta, Türkiye'de yargıya güveni yaralaması olmuştur. Bir yapılanmanın Türkiye'yi böylesi bir sıkıntıya sürüklemesi affedilir gibi değil. Yargının Anayasa, yasalar ve yargının hür vicdanıyla hareket etmesi gerekiyor' diye konuştu.Babacan, AK Parti iktidarında ekonomiyi 'güven üzerine inşa ettiklerini' belirtirken 'Güven olursa isithdam oluyor, ekonomi gelişiyor' dedi. ' Güven nasıl oluşuyor?' diye soran Başbakan Yardımcısı şöyle konuştu:'Bir şirket nasıl güvenilir ve itibarlı olur? Aynısı devlet için de geçerli. Söz vereceksiniz ve yapacaksınız. Yapamadığınız şeyin sözünü vermeyeceksiniz. Borcumuz milli gelirimize oranla yüzde 33'e düşmüş. Maliye politikası ayağında çok sağlam bir zemin ve güven var. Türkiye'nin kamu borcuyla ilgili olumsuz bir şey okuyor musunuz? Ben hazinenin borçlanma ihaleleriyle ilgili hiçbir şey görmüyorum. Eskiden ekonomi sayfalarında hazine ihaleleri ciddi bir kaygı kaynağıydı. Yapısal reformlarla ilgili 2018'e kadar 25 tane dönüşüm programı açıklandı. Her birinin takvimi ve sorumlu kuruluşu var. 2018'e kadar olan kalkınma planımız var. Detaylandırıp bunu takvime bağlandık. Bunu hükümetimizin siyasi taahhüdü haline getirdik. Yeter ki bunları uygulayalım. Bir siyasi iktidar için kendini bu kadar bağlamak kolay değil. Pek çok ülke bunu yapamıyor.'Para politikaları ve bu politikalarda Merkez Bankası'nın rolü konusunda ise Babacan şunları söyledi'Para politikaları konusunda öngörülebilirlik üzerinde çalışmamız lazım. Para politikalarımızın sorumlusu Merkez Bankası. Hedefleri Hükümet ve Merkez Bankası birlikte belirliyor. Bu hedefe nasıl ulaşılacağıyla ilgili Merkez Bankası'nın hareket alanı var, bağımsızdır. Bu üçüncü ayağı da daha sağlam bir yapıya kavuşturduğmuzda Türkiye için bir endişe yok. Zor bir dönemden geçsek bile kendi içimizde doğru politikalar uyguladığımız sürece sorun olmaz. Yeter ki her türlü senaryoya hazırlıklı olalım. Diyelim ki önümüzdeki yıl, programımızı yaparken petrol fiyatı 50 dolar 60 dolar. Ama bu 100 dolara da çıkabilir. Euro-Dolar çapraz kuru 1'e iner mi? 0,80 olur mu? Olabilir. Bunların hepsine hazırlıklı olmalıyız.'Kaynak: Al Jazeera
Erdoğan Ekonomi Toplantısını Değerlendirdi: 'Sonunu Tatlıya Bağladık'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Başçı ile ekonomik gelişmeleri değerlendirdiklerini belirterek, 'Sonunu tatlıya bağladık' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader ile ortak basın toplantısı düzenledi, gazetecilerin sorularını yanıtladı.  Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılara ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, şu ana kadar Suriye'den 1 milyon 700 bin, Irak'tan da 300 bin olmak üzere, 2 milyon sığınmacının ülkeye geldiğini, çadır ve konteyner kentlerde yaşadıklarını söyledi.Sığınmacıların, çadır ve konteyner kentler dışında, Türkiye'nin birçok şehrine dağılmış şekilde de yaşadığını belirten Erdoğan, 'Bize tabii ki şu ana kadar bu olayın maliyeti yaklaşık 5,5 milyar doları buldu. Birleşmiş Milletler'den gelen destek nedir diye sorarsanız, bize Birleşmiş Milletler'den şu ana kadar gelen destek 250 milyon dolardır' şeklinde konuştu.Erdoğan, açık kapı politikasıyla komşu ülkelerden gelebilecek sığınmacılara kapıların her zaman açık olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:'Ülkemize sığınmış olan Suriyeli ve Iraklı dostlarımıza acaba burada ne gibi imkanlar oluşturabiliriz, çünkü bunların içinde gayet iyi yetişmiş insanlar da var. Doktor var, mühendis var, avukatı var, öğretmenler var. Birçok insanlar bu gelenlerin içerisinde var. Acaba onlardan nasıl istifade ederiz diye bununla ilgili de çalışmaları sürdürüyoruz. Tabii ki bunlar özellikle de yüksek nitelikli insanlar durumunda. Bu konuyla ilgili çalışmalarımızı hükümetimiz sürdürüyor. Bizler de şu anda yine çadır ve konteyner kentlerde ilave yerler de açmak suretiyle herhangi bir gelişmede bir sıkıntı yaşamayalım diye AFAD ve Kızılay başta olmak üzere bu çalışmalar takip ediliyor. Bu çalışmalar sadece bir kuru barınma değil. Bunun içinde eğitim, sağlık hizmetleri, giyim, bakım, hepsini bunların sürdürüyoruz. Tabii bunu ne kadar kaliteli yaparsanız yapın, bir insanın evindeki bakımını orada sağlamak mümkün değil, fakat bu mücadele bu şekilde devam ediyor.''Tatlıya bağladık'Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile görüşmesine ilişkin soru üzerine, 'Görüş ayrılıklarının olmadığı bir yer söz konusu değil. Tabii ki olur ama biz sonunda bir metin açıkladık. Bu metinde de görüldüğü gibi faiz konusunu özellikle görüştüğümüzü, bunun yanında ekonomik gelişmeleri yerinde değerlendirme, büyümeyle ilgili durumu değerlendirme ve bundan sonraki sürece yönelik olarak da özellikle hassasiyetim hep şudur, yatırımların aksamaması, yatırımların gerilememesi ve bu konuları görüştük' ifadelerini kullandı.Yatırımları teşvik edici tedbirlerin alınması noktasında Merkez Bankasının da işlevinin olacağı düşüncesini paylaştıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:'Ben de yanıma ekonomiyle ilgili başmüşavirlerimizi almak suretiyle, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Bey ve Merkez Bankası Başkanımız olmak üzere değerlendirmeyi yaptık. Sonunu tatlıya bağladık. Temenni ederim ki bundan sonraki süreçte bu vardığımız neticeyi daha sık aralıklarla bir araya gelmek suretiyle sürdürürüz ve açıklarımızı bir an önce kapatır, inşallah gerek kurda, gerek faizde, gerekse özellikle Türkiye'nin yatırımlarında herhangi bir gerileme olmadan kararlı bir şekilde bu süreci sürdürürüz diyorum ve hep birlikte bu konsensüsü sağlayarak, açıklamamızı da biliyorsunuz yaptık ve bu şekilde adımları atmanın kararını aldık.'Sanatçı Erol Büyükburç'un vefatı Soruların yanıtlanmasının ardından Sanatçı Erol Büyükburç'un vefatını hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri paylaştı: 'Bizim pop müziğinde değerli sanatçımız Erol Büyükburç'un bugün evinde ölü olarak bulunduğuna dair haberi aldık. Bundan dolayı hüznümüz var. Kendisine rahmet diliyorum, yakınlarına sabırlar diliyorum. Özellikle de yarınki bir program öncesinde böyle bir şeyin gerçekleşmiş olması düşündürücüdür. Şu anda güvenlik güçlerimizden henüz bu işin neticesini almadık. Nedir, ne değildir... Bu tabii bir adli tıp konusudur. Adli tıp incelemelerini yapacaktır, ondan sonra da bizlere gerekli bilgiler bu konuyla ilgili verilecektir. Tekrar ailesine, yakınlarına sabırlar diliyorum.' AA
Çin'den Otoriter Rejimlere İlham Verecek 10 İş Kolu
Çin Halk Cumhuriyeti pornografik veya gayri ahlaki yayınları tespit ederek yasaklamak için bu alanda ihtisas yapmış hakimler istihdam ediyor. Haftada 700 film izleyen hakimler, bu yayınların pornografik veya gayri ahlaki bir içeriğe sahip olup olmadığını tespit ediyor. Yılda 32 bin dolar maaş alan hakimlerin evli olması zorunlu. (Kaynak: Beijing Today)
Eczacıbaşı Dörtlü Finalde
Temsilcimiz, Volero Zürih'i deplasmanda altın sette enerek Dörtlü Final'e kaldı.Voleybolda Kadınlar DenizBank CEV Şampiyonlar Ligi 6'lı play-off turu rövanş maçında Eczacıbaşı VitrA, deplasmanda İsviçre ekibi Volero Zürih'i altın sette 15-12 yenerek Dörtlü Final'e yükseldi.TRT Spor
Ekonomi Bakanı Zeybekci: 'Aşırı Değerli TL Yapılabilecek En Büyük Hatalardan'
Ekonomi Bakanı Zeybekci, 'Aşırı değerli TL bu ülkenin yapabileceği en büyük hatalardan biridir. 'Aşırı değerli TL olduğu zaman bu ülkede sanayi, üretim yapmak istemez' dedi.İSTANBULEkonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 15. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) Ekonomi Basını Başarı Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, 'Ekonomi basını önemli bir kamu görevi yapıyor. Onun için ben burada bulunan bulunmayan bütün basın mensuplarına şükranlarımı sunuyorum' dedi.Dünya ekonomisinde yaşanan yeniden yapılanmaya dikkat çeken Zeybekci, Türkiye'nin bu alandaki gelişmelere uzak kalma lüksünün bulunmadığını kaydetti.Dünyada artık insanlık tarihi boyunca üretilen bilginin tamamının 3 yılda bir üretildiğini söyleyen Zeybekci, 'Dünyanın siyasi haritası 1930'larda bir daha çizildi. Dünya tek kutuplu bir dönem yaşamaya başladı. Onun için bu değişimlerin olduğu bir dönemde ekonomik anlamda bazı sıkıntıların yaşanması, bazı dalgalanmaların yaşanması son derece normaldir, doğaldır ve kaçınılmazdır' ifadelerini kullandı.'Akıllı bir şekilde süreci yönetmemiz gerekiyor'ABD'nin parasal daralmaya gitmesiyle gelişmekte olan ülkelerin bundan etkilenmesinin normal olduğunu aktaran Zeybekci, 'Biz de dedik ki Türkiye olarak biz de bundan etkileneceğiz ama AB ile toplam dış ticaret hacminin yüzde 40'ını yapan, yani yüzde 36-37 civarında ihracatını sadece AB'ye yapan, yüzde 45 seviyesinde ithalatını AB'den yapan, doğrudan yabancı sermaye girişini yüzde 72 oranında AB'den alan Türkiye'nin, ABD'den etkilendiği negatif etkilenmeden daha fazla pozitif bir şekilde AB'den etkileneceğini o gün söyledik. Onun için AB'yi yakından takip etmemiz gerektiğini söyledik' diye konuştu.Avronun dün akşam itibarıyla 2014 Haziran ayından itibaren dolar karşısında yüzde 28,1 değer kaybettiğini aktaran Zeybekci, Türk lirasının yüzde 23,5 değer kaybettiğini kaydetti.Zeybekci, 'Küresel ölçekte yaşanan bu gelişmeler, Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi değildir. Beklenen, öngörülebilen, hesaplanabilen bir dalgalanma yaşıyoruz. Türkiye de bu dalgalanmaya karşı dünyada doların değer kazanmasını engelleyeceğim diye bir tepki verme durumunda değildir. Akıllı bir şekilde süreci yönetmemiz gerekiyor. Şu anda da öyle yapıyoruz' ifadelerini kullandı.Faiz tartışmalarına ilişkin değerlendirmeler yapan Zeybekci, reel sektörün düşük faiz istemesinin en tabii hakları olduğunu belirterek, 'İnşallah bunun sağlanmasıyla ilgili de bazı şeylerin Türkiye'de biraz daha demek ki oturması lazım' dedi.'Siyasi istikrar sağlamda'Türkiye'de halkın siyasi istikrardan yana bir kaygı taşımadığını aktaran Zeybekci, şunları kaydetti:'Yapılan bir ankette vatandaşların yüzde 80'den fazlası, '7 Haziran seçimlerinde bir iktidar değişimi bekliyor musunuz?' sorusuna 'hayır' demiş. Bu, şu demek; Türkiye'de hiç kimsenin siyasi istikrarla ilgili bir şüphesi yok. Siyasi istikrar sağlamda, sürdürülebilir bir şekilde sağlamda.Ekonomiyle ilgili 2014 yılında cari açığını yüzde 30 daraltan bir Türkiye, dış ticaret açığını yüzde 20 oranında daraltmış olan bir Türkiye, etrafındaki bu yangın yerine rağmen, Ukrayna'sından Rusya'sına kadar Gürcistan'dan İran'daki yaptırımlara kadar ve yüzde 40'ı işgal edilmiş olan en büyük ikinci ihracat pazarımız olan Irak'taki, Suriye'deki yıkıma rağmen, en büyük müteahhitlik pazarımız Libya'nın şu anda 3-4 parçaya bölünmüş olmasına rağmen...AB'nin toplam geçen sene sıfır seviyesinde büyümüş olmasına rağmen, ithalatında AB'nin ortalamada yüzde 1 seviyesinde ithalatını ancak artırabildiği bir ortamda, Türkiye ihracatını yüzde 5,1 oranında artırmış. Bütün bunlara rağmen Türkiye yüzde 3 seviyesinde 2014 yılında büyümüş. Tüm müteahhitleriyle dünyada Çin'den sonra 2. sırada yer almış. Bütçe açığında yüzde 1'in de altına inerek, AB adayı olan bir Türkiye, hemen hemen AB'deki bütün ülkelerden daha iyi bir noktaya gelmiş.''Endişe etmeye gerek yok'Bazılarının bu istikrar ortamından rahatsız olduğunu söyleyen Zeybekci, 'Kriz tellallarına ekmek yok demektir. O kriz tellalları bu ülkede üretime kaynak aktararak üretip, sonunda ürettiğinden helal kar ederek, bundan kar sağlayacak kadar saf değildir. Dışarıda onlar sisteme faizle para vererek, faizin vadesi gelip de o vadede faizini almak gibi bir şaşkınlığı saflığı gösterecek kadar da şaşkın değillerdir. Onlar dünyanın neresinde olursa olsun olağanüstü hal yaratarak o kırılma anlarında farkı almaya kendilerini programlamışlardır. Onlar Türkiye'ye de bunu yapmak istiyorlar. Kriz ortamı… Endişe etmeye gerek yok' diye konuştu.Kurdaki oynaklık nedeniyle vatandaşın cebinden 54 milyar lira para çıktığı söylemlerine cevap veren Zeybekci, şöyle devam etti:'Şunu sormak lazım o zaman, TL değer kazanırken bu vatandaşın cebine para mı girdi? Aşırı değerli TL bu ülkenin yapabileceği en büyük hatalardan biridir. Aşırı değerli TL'den bahsediyorum, değerinde olan TL'den değil. Aşırı değerli TL olduğu zaman bu ülkede sanayi üretim yapmak istemez. İthalat daha kolay hale gelir.Aşırı değerli TL olduğu zaman bu ülkenin insanları bu ülkeye turist gelmektense, artık Marmaris'e gitmek yerine başka ülkelerin turistik şehirlerine gitmeye kalkarlar. Yani üretmediğimiz, hak etmediğimiz, üretim değerini ortaya koymadığımız her şey mutlaka bir gün elimizde patlar.''Merkez Bankamızın bağımsızlığıyla asla tartışmamız olmamıştır'Küresel gelişmelerden kaynaklanan çalkantıların endişeye yol açmaması gerektiğini aktaran Zeybekci, 'Türkiye'de siyasi istikrarla ilgili sakın ola ki kimse başka şeylere heveslenmesin. Bu ülkenin siyaseten lideri bellidir' ifadesini kullandı.Zeybekci ülkeye hizmetkar olmak için yarıştıklarını söyleyerek, 'Hiç kimse başka bir şey aramasın, kendilerinde olan şeyleri bizde görme hevesinde olmasınlar' değerlendirmesini yaptı.Türkiye'deki ekonomik başarılarda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) büyük bir payı bulunduğunu aktaran Zeybekci, 'Merkez Bankamızın hukuken olan bağımsızlığıyla bugüne kadar bizim asla tartışmamız olmamıştır. Sorumluluklarıyla ilgili zaman zaman belki bazı şeyler olmuş olabilir ama milletimizin, reel sektörümüzün taleplerini de hiç kimse kulak ardı etmesin. Etmeyeceğiz de… Biz daha çok üretmek, daha çok istihdam sağlamak için yarışacağız' değerlendirmesini yaptı.Ödül töreninin ardından gündeme ilişkin açıklama yapan Zeybekci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zaman zaman ekonomi yönetiminden bilgi almasının normal olduğunu, bunun önümüzdeki dönemde de devam edeceğini aktardı.Muhabir: Musab TuranAA
Reklam
KKTC'den TFF Açıklaması
KKTC Başbakan Yardımcısı Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş , Türkiye Futbol Federasyonu 'nun (TFF) FIFA'ya yazı yazıp görüş istemesinin normal olduğunu, sorunun Türkiye ile Kıbrıs Türk futbol Federasyonları arasındaki hoşnutsuzluk nedeniyle temas kurulamamasında kaynaklandığını belirtti.KKTC Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, konuyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Serdar Denktaş, TFF'nin FIFA'ya KKTC'de temsilcilik açma konusundaki yazısının, Cumhurbaşkanlığı'nda iki federasyon başkanının katıldığı bir toplantıda, soruna FIFA kuralları çerçevesinde çözüm bulunması talebi üzerine yazıldığını anlattı. Sorunun maddi boyutunun iki ülkenin spor bakanlarının bir araya gelmesiyle çözülebileceğini kaydeden Denktaş, ancak futbolcu hareketlerinin zamanlamasından kaynaklanan sıkıntıların bu yöntemle çözülmesinin mümkün olmadığını belirtti.SON DERECE ÖNEMLİTFF'nin girişiminin Türkiye'de futbol oynamak isteyen sporcular açısından 'son derece olumlu' olduğunu kaydeden Denktaş, öngörülen temsilciliğin görevinin, Türkiye'den gelen transfer teklifleri üzerinde ilgili sporcunun durumunu KTFF'den öğrenmek, TFF'ye bilgi vermek ve futbolcunun bedelinin Türkiye Spor Bakanlığı'na, oradan buradaki spor Bakanlığı'na ve kulübe ödenmesini sağlamak olacağını kaydetti. Denktaş, temsilciliğin açılmaması halinde sorunun bütünsel giderilmesi için yapabileceği bir şeyin kalmayacağını da söyledi.BİREYSEL İLİŞKİLERDE SIKINTI VARTFF'nin üyesi olduğu kurum FIFA'ya yazacağı yazı konusunda KTFF'ye bilgi vermesine gerek olmadığını da kaydeden Denktaş, '(TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu arasında) Kişisel ilişkilerde belli ki bir sıkıntı var. Dolaysıyla o temas kurulmamış. Ancak talep bizden geldi. Giden talep FIFA kuralları nezdinde transfer sorununa çözüm bulun şeklinde...Hataları karşılıklı hoşnutsuzluklarını bu işe yansıtmadır' dedi. Denktaş, bu olayın TFF ile KTFF arasındaki ilişkilerin de düzelmesine neden olabileceğini de belirtti.Denktaş, KKTC'de kurulacak olan temsilcilikle KTFF'nin yetkilerinin devralınacağı yönünde bir algı bulunduğunu, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ifade etti. Serdar Denktaş, 'Çözüm üretmeye çalışırken bambaşka noktalardan hareketle işi çıkmaza sokuyoruz' dedi. Türkiye Spor Bakanı ile görüşme talebine olumlu yanıt geldiğinde KTFF Başkanı Sertoğlu'ndan toplantıya katılmasını istediğini ancak TFF'nin toplantıya katılmayacağı gerekçesiyle önerisini ret ettiğini belirten Denktaş, 'Sözkonusu toplantıya katılmış olsa ve öneri ilk elden birlikte değerlendirilse yaşanan olumsuzluklar bugün yaşanmayacaktı' dedi.SERTOĞLU İLE GÖRÜŞMEDenktaş, KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu ile bugün basın toplantısı öncesinde bir araya geldiğini, görüşmede kulüplerin yaşadığı söz konusu sorunun çözülmesi için girişimin olumlu karşılanması gerektiğini, girişimin hayat bulmaması halinde düzensiz ve zamansız transferlerin ve kulüplerin zarar görmeye devam edeceğini söylediğini kaydetti. Sertoğlu'nun girişimi 'KTFF'nin otoritesine ortak olma' şeklinde algıladığını kaydeden Denktaş, Sertoğlu'nun TFF'nin önerisini ret ettiği yazıyı FIFA'ya gönderdiğini kaydetti. Denktaş, 'Bunu reddetmek sorunun çözümlenmesini istemediğimiz anlamına gelir, başka bir şey değil' dedi. TFF'nin KKTC'de bir temsilcisi olduğunu öğrendiğini de kaydeden Denktaş, yapılacak olanın bu temsilciliğe federasyonda bir oda vermek olacağını ifade etti. Nihai durumun sorulması üzerine Denktaş, KTFF'nin FIFA'ya bir mektup daha yazarak KKTC'de TFF'nin bir temsilcilik açmasının sorun yaratmayacağının belirtilmesiyle çözülebileceğini belirtti. Denktaş, ayrıca TFF'nin FIFA ile bir randevu talebi bulunduğunu, aynı zamanda KTFF'nin de bir talebinin bulunduğunu, iki federasyona eş zamanlı randevu verilmesi halinde konunun orda da görüşülüp çözülebileceğini kaydetti.GENÇLİK VE SPOR ALANINDAKİ ANTLAŞMAKKTC'de bir koordinatörlük kurulmasını öngören Gençlik ve Spor alanında Türkiye ile yapılan anlaşmaya da değinen Denktaş, söz konusu antlaşmanın KKTC bütçesinde yer almayan projelerin hayata geçirilmesi için Türkiye'den ek bütçe aktarılması için olduğunu, proje talebinin KKTC'den kaynağının Türkiye'den geleceğini ancak bu konuda da 'Spor Bakanlığı'nın kaldırılacağı' yönünde algı yaratıldığını belirtti.Denktaş, Türkiye'den yapılacak ek yardımların bütçeye dahil edilmesi halinde kaynağın kontrolünün elden çıkacağını, bu nedenle çalışmayı desteklediklerini ifade etti.TÜRKİYE KARŞITI SÖYLEMLERKKTC'deki televizyon kanallarının ve sosyal medyanın Türkiye'den takip edildiğini kaydeden Denktaş, Türkiye'deki 'Kıbrıslı Türkler bizi sevmez' algısının güçlenmekte olduğunu, bunun Kıbrıslı Türklerin haklarını aramasını zorlaştırdığını ifade etti. Sosyal medyada yazılanlardan dolayı üzülmemenin elde olmadığını ifade eden Denktaş, Kıbrıs Türk tarafının talebi üzerine yapılan TFF'nin girişiminin Kıbrıs Türk halkını 'aşağılamakla' alakası olmadığını belirtti.ÖZÜR TÜRKİYE KARŞITI HER SÖZ İÇİNTürkiye halkından özür dilemesine de değinen Denktaş, özrünün sadece son gelişmeler hakkında değil, Türkiye karşıtı niteliğindeki tüm söylemler için olduğunu söyledi. Türkiye'nin elini çekmesi halinde KKTC'nin çok yalnız kalacağını belirten Denktaş, 'Kıbrıs'ta neler oluyor' sorusunu duymaktan çok üzüldüğünü dile getirdi.DIŞA AÇILIMKKTC'deki futbolcuların dışa açılımı konusunda yöneltilen bir soru karşılığında Denktaş, geçmişte bir Kıbrıslı Türk, bir Kıbrıslı Rum ve bir de FIFA temsilcisinin yer alacağı Birleşik Kıbrıs Futbol Federasyonu kurulması planının geliştirildiğini; bu federasyonun sadece Kıbrıslı Türklerin futbolu için çalışma yapacağını ancak bu önerinin FIFA'ya hiç götürülmediğini kaydetti. Denktaş, 'Bunun üzerinde ısrar edilse kabul edilecekti' dedi. KOP ile bir antlaşma durumunda Kıbrıs Rum takımlarının Kuzey'e geçip yapıp yapmayacağı ve anne babasından biri Türkiyeli veya ikisi Türkiyeli olan futbolcunun maç yapmak için Güney Kıbrıs'a geçmesine izin verilip verilmeyeceği konusunda resmi yanıt istediğini belirten Denktaş, KTFF ile KOP müzakerelerinde FIFA'nın algısının da KTFF'nin KOP'a üye olması şeklinde olduğunu kaydetti.KOPGüney Kıbrıs'taki Futbol Federasyonu (KOP) ile görüşmelere de değinen Denktaş, KOP'a üye olunması halinde üyelik sonrası başa gelebileceklerin de düşünülmesi gerektiğini kaydetti.BAŞBAKAN İLE GÖRÜŞMEBaşbakan Özkan Yorgancıoğlu ile konu ile ilgili farklı görüşte olmalarının hatırlatılması üzerine de Denktaş, Başbakan ile yaptığı görüşmede, girişimin içeriği konusunda bilgi eksikliği bulunduğunu gördüğünü kaydetti. Denktaş, futbol dışındaki branşlar için Türkiye yetkilileriyle bir çalışma başlattıklarını ancak henüz net bir şey söyleyemeyeceğini de ekledi.Sporx
Terry Pratchett, 66 Yaşında Hayatını Kaybetti
Fantastik ve bilimkurgu edebiyatına yön vermiş, bağımsız ve bir o kadar benzersiz çalışmalarıyla okuyucuların kalbini fethetmiş usta yazar Terry Pratchett 66 yaşında hayata gözlerini kapadı.Yazdığı 70’ten fazla kitap ile edebiyat tarihine adını altın harflerle yazdıran Terry Pratchett’ın ölüm haberi birçok medya kanalından doğrulandı. Ünlü yazar uzun süredir Alzheimer hastalığı ile boğuşmaktaydı.Yapılan açıklamalara göre Terry Pratchett doğal sebepler yüzünden 66 yaşında hayatını kaybetti. Pratchett’ın son anlarını ailesiyle beraber geçirdiğini ve mutlu bir şekilde aramızdan ayrıldığı belirtiliyor.2014 yılının yaz ayında Diskdünya serisi için son kitabını yazan Pratchett, Alzheimer ile mücadele etmekten asla vazgeçmemişti. 2008 yılında Şövalyelik (Sir) unvanı bahşedilen Terry Pratchett, arkasında birçok başarılı eser ve gözü yaşlı hayranlar bıraktı.FPRnet
Reklam
Erdoğan-Başçı Görüşmesinin Ardından Dolar Geriliyor
TCMB Başkanı Başçı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme sonrasında dolar/TL 2.59 liranın aşağısını gördü.Bu hafta dalgalı bir seyir izleyen dolar/TL kuru, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı'nın dün bir araya gelmesi ve görüşme sonrasında yapılan açıklamalarla son dönemde oluşan gerginliği hafifletmesiyle bugün 2.59 liranın aşağısına kadar geriledi. TCMB Başkanı Başçı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile yaptığı görüşmede 130 sayfalık bir sunum yaptı. Sunumda piyasa faizlerini düşürmenin yolu olarak 4 madde sıralanırken, bu maddeler arasında istikrar ve güven artırıcı adımlar, mali disiplin, fiyat istikrarına odaklı bir para politikası duruşu yer aldı. Son madde ise 'Bu yolla enflasyon beklentileri ve enflasyon risk primi düşeceğinden piyasa faizleri kademeli olarak düşebilir' oldu.Haftaya 2.60 seviyelerinde başlayan dolar/TL, TCMB'nin döviz depo faizlerini düşürmesi ile 2.59 liranın aşağısını test etti. Ardından Salı günü özellikle euro/dolar paritesinde yaşanan düşüşün gelişen ülke para birimlerinde yarattığı aşağı yönlü baskıyla birlikte tekrar yükselişe geçerek 2.6462 liraya kadar tırmandı fakat 2.6475 düzeyindeki tüm zamanların en yükseğini kıramadı. Dün hükümet kanadından yapılan Merkez Bankası'na yönelik destek açıklamaları ve cari açığın beklenenden iyi gelmesi ile dolar/TL 2.61 liranın aşağısına geriledi. TCMB Başkanı Başçı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dün 130 sayfalık sunum yapması ve görüşmenin yarattığı iyimser hava ile kur bugün gerilemeye devam ederek, 2.59'un aşağısına kadar geriledi. Dolar/TL bugün 2.5848'e kadar gerilemesinin ardından, saat 15:27 itibarıyla yüzde 0.89 aşağıda 2.5902 liradan alıcı buluyor. Euro/dolar paritesi bugün erken saatlerde 1.05'in de aşağısına gerileyerek en düşük 1.0495'i görürken, ardından yükselişe geçti ve aynı dakikalarda yüzde 0.85 yukarıda 1.0621 dolar düzeyinde. Euro/TL yatay seyirle 2.7528 liradan fiyatlanırken, sepet kurise 2.6724'te.Salı günü akşam saatlerinde Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında bir ekonomik konularda değerlendirme toplantısı gerçekleştirilirken, toplantı sonrasında Başbakanlık Basın Merkezi'nin internet sitesinde yer alan açıklamada 'Merkez Bankası'nın, yasasında belirlenen çerçevede araç bağımsızlığına sahip olduğu, 2002 yılından beri, başta 2009'daki küresel kriz olmak üzere, birçok kez uluslararası dalgalanmalara karşı, aldığı tedbirlerle başarılı sınavlar verdiği ve kapasitesini uluslararası piyasalarda kanıtladığı' ifade edildi.Türkiye'nin cari işlemler açığı Ocak ayında 2 milyar dolar, yıllıklandırılmış bazda ise 42.9 milyar dolar oldu. Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin tahminlerine göre, cari açığın Ocak'ta 2.75 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyordu. Cari işlemler açığı Aralık'ta 6.82 milyar dolar olmuştu. Geçtiğimiz hafta önce Standard & Poor's (S&P) tarafından Türk bankacılık sektörüne yönelik değerlendirmeleri ve gelişen ülke para birimlerinin dolar karşısındaki kayıpları ile 2.60'ın üzerine yükselen dolar/TL, ardından Cuma günü ABD'de tarım dışı istihdamın beklentiyi aşması ve böylece Fed'in faiz artırım zamanının yaklaştığı yönündeki spekülasyonların artması üzerine zirve rekorunu 2.6475 lira seviyesine kadar taşımıştı. BloombergHT ve BBC Türkçe
Ünlü Girişimciler Kaç Yaşında Şirketlerini Kurdular?
Başarmak için bir yaş sınırı var mıdır? Cevap evetse bu hangi yaş aralığında olmalı? Funders and Founder’ın derlediği verilere göre başarmak için asla geç değil.Forbes 100’e baktığınızda, şirketler kurulduğunda kurucuların çoğunlukla 35 yaş civarında olduğunu görürsünüz. Ancak Facebook gibi bir devin de Mark Zuckerberg henüz 19 yaşındayken kurulduğunu belirtmekte fayda var. IBM kurulduğunda Charles Flint 61 yaşındaydı. Bank of America kurulduğunda ise Amadeo Giannini 60.Verilere göre en genç kurucu Michael Dell. Dell kuruluğunda kurucusu yalnızca 18 yaşındaydı. Yoğunluğun ise 35 – 45 yaş aralığında dağıldığını görüyoruz.  Bu da bizi şu sonuca götürüyor: Başarmak için asla geç veya asla erken değildir. Dünyanın en büyük şirketleri çok çeşitli yaş gruplarına sahip girişimciler tarafından kurulmuş. Tam listeye aşağıdaki infografiğe tıklayarak erişebilir ve link aracılığıyla büyük halini görüntüleyebilirsiniz.Özellikle 25 yaş krizi ve 35 yaş (orta yaş) krizi döneminde başarılı olmuş insanlara dikkat edin. Başarmak için hiçbir zaman geç olmadığını unutmayın.
Bahçeli: ‘İttifak Düşünmüyoruz’
Milliyetçi Hareket Partisi’nden milletvekili olmak isteyenler için aday adaylığı başvuruları başladı. İlk başvuruyu Genel Başkan Devlet Bahçeli yaptı. Bahçeli seçimde ittifak düşünmediklerini söyledi, 'Aday olmak isteyenlere kapımız açık' dedi. Bahçeli, 25'inci Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleri için adaylık başvurusunda bulundu. Parti Genel Merkezi'nde adaylık başvurusu yapan Bahçeli, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Döviz kurundaki artış hatırlatılarak ekonomik gelişmeler konusunda bir endişe duyup duymadığı sorulan MHP Lideri Bahçeli, 'Türkiye ekonomik yönden bunalım içerisinde. Çıkış yolu itibariyle gösterilen çabalarda ekonomi bilimiyle ters düşen yaklaşımlarla doludur. Cumhurbaşkanı bu gibi konularda biraz uzakta kalıp bürokrasideki yetişmiş uzmanlarımızla meselenin çözümünü başbakana bırakmasında yarar vardır' ifadelerini kullandı. Partilerin kapatılmasını engellemek amacıyla Meclis'e sunulan kanun teklifi için partisinin tutumunun ne olacağı sorulan Bahçeli, 'Kamuoyunu sürekli yanıltma politikası takip ediliyor. Ak Parti'nin kapatılma endişesi Anayasa Mahkemesi'nde görüşülme sırasında gündeme geldiğinde MHP, partilerin kapatılmaması gerektiğini bununla ilgili gerekli değişikliklerin yapılmasından yana olabileceğini ve partileri kapatmak yerine kapatmaya temel olan yasadışı eylemleri kim yapmışsa siyasi parti yöneticilerinden onların yasaklanması veya yargıya ifadelerinin alınması lazım geldiğini ifade etmiştim. Durup dururken parti kapatma meselesi ortaya çıkmıştır. Böyle bir parti kapatma yok. Ceza müessesesi vardır. Varsa partide hata bize gelip cezamızı kessinler ama milleti aldatmasınlar' dedi.'DEĞERLİ ŞAHSİYETLERİN BAŞVURUDA BULUNACAKLARINA İNANMAKTAYIZ'Bahçeli, adaylık için memleketi Osmaniye'yi tercih ettiğini söyleyerek, '7 Haziran 2015 Pazar günü oy verme günü olarak belirlenen 25'inci Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleri için Milliyetçi Hareket Partisi, aday adaylarının başvurularının kabul günü olarak 12 Mart'ı ve kabul gününün son günü olarak da 18 Mart'ı belirlemiştir. MHP'ye çok sayıda değerli şahsiyetlerin aday adayı olmak için başvuruda bulunacaklarına inanmaktayız. Bugün başkanlık divanı üyelerimizle başvurularımızı gerçekleştirmiş olduk. Bu seçimlerin milletimize, MHP'ye ve değerli adaylarımızla birlikte bütün siyasi partilerimize hayırlı olmasını Allah'tan niyaz ediyorum' diye konuştu.'TÜRKİYE EKONOMİK YÖNDEN BUNALIM İÇERİSİNDE' Döviz kurundaki artış hatırlatılarak ekonomik gelişmeler konusunda bir endişe duyup duymadığı sorulan Bahçeli, 'Türkiye ekonomik yönden bunalım içerisinde. Çıkış yolu itibariyle gösterilen çabalarda ekonomi bilimiyle ters düşen yaklaşımlarla doludur. Cumhurbaşkanı bu gibi konularda biraz uzakta kalıp bürokrasideki yetişmiş uzmanlarımızla meselenin çözümünü başbakana bırakmasında yarar vardır' ifadelerini kullandı.'CUMHURBAŞKANI, ADAY OLMASINDA NE MAHSUR GÖRDÜ AÇIKLAMASI LAZIM'Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığı'na tekrar atanmasını nasıl değerlendirdiği sorulan Bahçeli, 'Bu gelgitlerden millet çok usandı. Aday olmasında ne mahsur gördü cumhurbaşkanı, onu açıklaması lazım' diye konuştu. MHP'nin seçimlere yönelik bir hedefinin olup olmadığı sorusu için Bahçeli, 'Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir anket çalışmasında henüz bulunmadık. Hedefimiz tek başına iktidar olmadır. Oylarımızı en çok seviyeye ulaştırmak bu seçimlerdeki hedefimizdir' açıklamasında bulundu.'MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ İTTİFAK DÜŞÜNMEMEKTEDİR'Genel Seçimler için ittifak yapılacağı yönündeki iddialar sorulan Bahçeli, 'Milliyetçi Hareket Partisi ittifak düşünmemektedir. Ancak kapısını herkese açmıştır. Aday olmak isteyen partimizle seçime girmek isteyenler gelir başvurularını yapar' diye yanıt verdi.'PARTİ KAPATMA YOK, CEZA MÜESSESESİ VARDIR'Parti kapatma iddiaları hatırlatılarak partilerin kapatılmasını engellemek amacıyla Meclis'e sunulan kanun teklifini samimi bulup bulmadığı ile partisinin tutumunun ne olacağı sorulan Bahçeli, şunları kaydetti 'Kamuoyunu sürekli yanıltma politikası takip ediliyor. Ak Parti'nin kapatılma endişesi Anayasa Mahkemesi'nde görüşülme sırasında gündeme geldiğinde MHP, partilerin kapatılmaması gerektiğini bununla ilgili gerekli değişikliklerin yapılmasından yana olabileceğini ve partileri kapatmak yerine kapatmaya temel olan yasadışı eylemleri kim yapmışsa siyasi parti yöneticilerinden onların yasaklanması veya yargıya ifadelerinin alınması lazım geldiğini ifade etmiştim. Durup dururken parti kapatma meselesi ortaya çıkmıştır. Böyle bir parti kapatma yok. Ceza müessesesi vardır. Varsa partide hata bizden gelip cezamızı kessinler ama milleti aldatmasınlar.'MHP Lideri Devlet Bahçeli, ayrıca adaylık başvurusu öncesinde beraberindeki partililer ile kurban kestirdi. MHP Genel Merkezi önünde kesilen koç ile birlikte dua okunarak genel merkezde adaylık başvurusu gerçekleştirildi.DHA
Reklam
"Bu Ligden 6 Takım Düşmeli"
Milliyet Gazetesi yazarı Uğur Meleke, bugünkü yazısında Spor Toto Süper Lig'den 6 takımın küme düşmesi gerektiğini ifade ederek; yeni bir sistemin getirilmesi gerektiğini vurguladı.İşte o yazıGalatasaray ve Fenerbahçe ligde son 12 maçta 29’ar puan kazanmışlar. Aynı dönemde Beşiktaş da 28 puanda. İstanbul’un 3 büyüğünün ligin kalanına karşı oynadıkları son 32 maçta 25 galibiyet-5 beraberlik gibi ciddi bir istatistikleri var.Sezonun geneline bakıldığında da rekora yakınlar: 23 hafta sonunda 51-51-50 puanla sıralanıyorlar ve bu ortalama, her birinin sezonu 74’ün üstünde bitirmeleri demek. Son 20 sezondur uygulanan 18 takımlı/3 puanlı sistemde üç İstanbul büyüğünün birden 74 puanı bulmuşluğu yok. Gerçekleşirse, bu ilk olacak.Bu muhtemel rekoru iki farklı enstrümanla gerekçelendirmek mümkün… Birinci ihtimal: Üç büyükler, tarihi kadrolar kurdular. Fenerbahçe 89’un Fenerbahçesi, Galatasaray 2000’in Galatasaray’ı, Beşiktaş 2003’ün Beşiktaş’ı gibi… Şaka yapıyorum tabii ki. Sanırım siz de aynı fikirdesinizdir, bu pek gerçekçi bir yorum olmaz.İkinci seçenekse, benim de inandığım gerekçe: Süper Lig, kötü bir yıl geçiriyor. Türk futbolu sadece milli takımlar ve Avrupa kupaları arenasında değil, lig itibariyle de geriledi. Üç büyükler, muhteşem kadroları olmamasına rağmen çoğu maçı formalarını ortaya koysalar kazanıyorlar. Süper Lig’den 80’lerin Samsunspor’u, 90’ların Sarıyer’i ya da 2000’lerin Sivasspor’u gibi bir takımı bırakın, bunun yarısı bile çıkmıyor. Yani aslında birçok maçta 3 büyükler yenmiyor, Anadolu takımları yeniliyor zaten.Büyük resme bakanlar tabii buna çok fazla şaşırmıyor: Yabancı sınırı, astronomik maaşlar yerlileri rahatlattı, tek hedef artık İstanbul’a kapağı atmak oldu. Yerli futbolcu kalitesini düşüren yerli antrenör kalitesizliğini de pas geçmemek gerek tabii. Ana felsefeleri “yenemiyorsan yenilme” olan, maç önü ve maç sonu açıklamaları “iyi mücadele etmek”ten öteye geçmeyen, yabancı dil bilmeyen, dünyayla iletişimi kopuk yerli antrenör güruhu, Süper Lig’de son yıllarda çok baskın. Her sezon 2-3 yabancı hocadan fazlasını lige sokmuyorlar, bir tür “kapalı ekonomi” oluşturmuş durumdalar. Ama hâlâ televizyona çıkıp “yabancı ayrımcılığı var” manipülasyonunu yapmaktan da geri durmuyorlar.Tabii ki bu mesele bugünden yarına çözülecek bir iş değil… Yabancı sınırının kalkması önemli bir adımdı… Spor kulüpleri yasası rafta. Başkanların sigorta-vergi dışındaki borçlardan da mesul olmaları bir adım olabilir. Antrenörlere pro-lisans için İngilizce zorunluluğu başka bir adım sayılabilir. Bir başka yolsa, çok daha kısa vadede çare olabilecek bir seçenek: Play-out…Yazının Devamı İçin
Gelibolu 'Eşsiz Zafer'in 100. Yılına Hazırlanıyor
'Çanakkale geçilmez' destanının yazıldığı Gelibolu Yarımadası, zaferin 100'üncü yılında gerçekleştirilecek törenlere hazırlanıyor.Türk tarihinin altın sayfalarından biri olan, eşsiz kahramanlıkların, vatan ve millet sevgisinin sembolleştiği, kutsal saydığı değerler için ülkenin her köşesinden gelen gençlerin kanlarını dökerek 'Çanakkale geçilmez' destanını yazdığı Gelibolu Yarımadası'nda, zaferin 100'üncü yılında gerçekleştirilecek törenler için hazırlık yapılıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı Mehmet Gürkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgenin bu yıl 18 Mart ve 24-25 Nisan'da uluslararası ölçekte gerçekleştirilecek törenlere ev sahipliği yapacağını söyledi.Törenlerin, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Kültür ve Turizm, Dışişleri, Milli Savunma, Gençlik ve Spor Bakanlıklarının iş birliğinde yapılacağını anlatan Gürkan, 'Bu yıl çok büyük ve uluslararası katılımla gerçekleştirilecek törenlere 106 ülkeden devlet başkanı, başbakan ve temsilci düzeyinde misafir gelecek. Bu kadar büyük ve uluslararası katılım da 'dünyanın gözlerinin üzerimize çevrilmesi' demektir. Bu kadar dikkatler üzerimizde, Çanakkale'deyken bunun bir şekilde barış zirvesi halinde ele alınması da Dışişleri Bakanlığımız tarafından yönetiliyor' dedi.Gürkan, 18 Mart'ta Çanakkale'de düzenlenecek törenlerin, önceki yıllara göre daha büyük bir ihtişamla geçeceğini vurguladı.Özellikle 18 Mart ve devamındaki haftalarda Çanakkale'de kültür ve sanat etkinliklerini yoğunlaştıracaklarını dile getiren Gürkan, şöyle devam etti:'Konserler, tiyatro gösterileri, paneller ve söyleşiler ile zafer haftamızı ve kutlamalarımızı gerçekleştireceğiz. 24 Nisan'da da birçok kültür sanat grubumuz Çanakkale'de yerlerini alacak. Bu tarihlerde Güzel Sanatlar, Devlet Opera ve Balesi, Tiyatrolar Genel Müdürlükleri, özel kültür ve sanat kurumlarınca hem Çanakkale'de hem de ülkemizin dört bir tarafında etkinlikler düzenlenecek. Bu yıla özgü olarak tiyatro oyunları sahneleniyor, besteler yapılıyor. Gerek senfoni gerek halk müziği ve sanat müziği beste yarışmaları açıldı. Bu çalışmalarla yıl içinde birçok etkinliğe imza atılacak. Kültürel etkinliğin yanı sıra Çanakkale'deki kültürel mirasımızın da bu yıl farklı bir çerçevede ele alınarak savaşın da işlenerek korunması ve ziyarete açılması söz konusu.'Etkinlikler diğer illere de yayılacakMehmet Gürkan, Kilitbahir Kalesi'nde Kültür ve Turizm Bakanlığınca başlatılan restorasyon çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, teşhir ve tanzim işlemlerinin ağustos ayında bitirilerek kalenin yeni yüzüyle ziyaretçilerini karşılayacağını bildirdi.Kabatepe'de bulunan Gelibolu Destanı Tanıtım Merkezi'nde de insan maketlerinin üzerlerinde orijinal giysilerle savaşın ifade edildiği bir sergi hazırlığının sürdüğüne değinen Gürkan, 'Ciddi olarak savaşı anlatacak bu sergi, kültürel malzemelerin sergilenmesi açısından da birçok kişiye yeni açılımlar sağlayacak. Yurt dışından da yabancı temsilcilikler bizimle irtibat halinde. Yeni Zelanda ve Avustralya da bizimle iş birliği içinde. Diğer taraftan 81 ilimizde Çanakkale Zaferi'ni gündeme taşıyacak etkinlikler planlanıyor' diye konuştu.Gürkan, söz konusu etkinliklerle hem halk arasında bir algı yaşanacağını hem de bu yıl savaşların 100'üncü senesi olması dolayısıyla tüm kesimler için bazı etkinlikler düzenleneceğini ifade etti.Programlarla ilgili bilgilendirme için hazırlıklarını tamamladıklarını aktaran Gürkan, şunları kaydetti:'Uluslararası medya 100'üncü yıl nedeniyle alanda programlar, yayınlar yapmak istiyor. Bunları biz de koordine etmeye çalışıyoruz. Bütün ülkeler alanda bir şeyler yapmak istiyor. 100'üncü yıl nedeniyle bütün ülkeler alanda plaket koymak, bir anıt yapmak istiyor. Bunları da büyük öneme haiz olduğu için önemsiyorum. Bunların da alanda yer bulması için uluslararası anlaşmaları da göz önüne alarak değerlendireceğiz. Öte yandan tarihi alanımızdaki anıtlarımızın temizliği için çalışmalara başlıyoruz. Törenlere kadar yetiştirilmesi için çalışmalar başlatıyoruz.'Burak Akay, AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 130 Sayfalık Ekonomi Brifingi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz eleştirilerine hedef olan Başbakan Yardımcısı Babacan ve MB Başkanı Başçı, Erdoğan'a brifing verdi. Başçı, 130 sayfalık sunum yaptı. Erdoğan sunumu danışmanlarıyla dinledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın faiz politikası konusunda sert eleştirilerine hedef olan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, son haftalarda dolardaki hızlı yükselişin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda. Başçı, faiz tartışmalarında kendisini destekleyen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile birlikte Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na geldi. 16.45'te planlanan görüşme 1 saat 15 dakika gecikme ile saat 18.00'de başladı. Cumhurbaşkanlığı görüşmeyle ilgili herhangi bir fotoğraf ya da görüntü paylaşmadı. Görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi konusundaki Başdanışmanları Yiğit Bulut ve Cemil Ertem'in de hazır bulunduğu daha sonra yapılan açıklamadan anlaşıldı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı saat 20.00 sıralarında Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan ayrılırken, Erdoğan'ın Babacan ile görüşmesi devam etti. Babacan da yarım saat sonra Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı.Görüşmenin bitiminden kısa bir süre sonra, Merkez Bankası internet sitesine Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yapılan 130 sayfalık sunum koyuldu.
Reklam
Başbakan Yardımcısı Akdoğan: 'Nevruz Süreçte Önemli Bir Kilometre Taşı Olacak'
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, çözüm sürecine ilişkin, 'Nevruz, süreçte önemli kilometre taşı olacaktır. Çatışmayı demokrasi ateşinde yakacağız' dedi.ANKARABaşbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde, Doğu Anadolu Bölgesi oda ve borsa başkanlarına hitap etti.Oda başkanlarının reel sektörün içerisinden geldiğini ve ekonomik istikrarın önemini çok iyi bildiklerini belirten Akdoğan, ekonomik istikrarın, demokratik istikrarla birlikte sürebileceğini, her ikisinin temelinin huzur ve güven, temel hakların yaşanabildiği güvenlik zemini olduğunu söyledi.Akdoğan, güvenlik ve huzur olmadan büyüme, ekonomik kalkınma, demokratik gelişme olamayacağını dile getirerek, bu açıdan çözüm sürecinin büyük önem taşıdığını vurguladı.Çözüm sürecinde önemli bir aşamaya gelindiğini ifade eden Akdoğan, şöyle konuştu:'HDP heyetiyle birlikte yaptığımız açıklamada yapılan silah bırakma vurgusu tarihi önemdedir. Öncelikle şunu kabullenmek durumundayız, her türlü sorunun konuşulma, tartışılma, çözülme zemini siyasettir. Demokrasimiz bugün her türlü sorunu çözebilecek imkan ve kabiliyete ulaşmıştır. Bunu daha da geliştirmek bizlerin elindedir. Demokrasiye inanmak her şeyin temelidir. Karanlık, ışığın olmama halidir. Işık varsa karanlık yoktur. Demokrasi, karanlığı ortadan kaldıran ışıktır. Demokrasi varsa silaha yer yoktur. Silah varsa demokrasiye inanç yoktur. Nevruz bu süreçte önemli bir kilometre taşı olacaktır diye düşünüyorum. Nevruz'da inşallah tüm çatışmayı, şiddeti, silahı demokrasi ateşinde yakacağız ve hep birlikte demokrasi ateşinin üzerinden atlayacağız.'Başbakan Yardımcısı Akdoğan, 44 bin insanın hayatını kaybettiği bu sorunun el birliğiyle çözülmesi gerektiğini belirterek, bu noktada herkese büyük sorumluluk düştüğünü söyledi.Sivil toplum örgütlerinin sürecin önemli bir paydaşı ve muhatabı olduğunu ifade eden Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Hiçbir konuyu konuşmaktan, tartışmaktan çekinmemek durumundayız. En aykırı görüşler, hiç kabul etmediğimiz düşünceler bile demokrasi zemininde özgürce konuşulabilir. Bu yüzden demokrasi bir tahammül rejimidir. Çözüm sürecinde milletten kaçırılan hiçbir şey yoktur ve olmayacaktır. Bu süreci milletin rızası ve desteğiyle sürdürüyoruz. Köklü adımlar zaten Meclis'in iradesiyle hayata geçirilebilir. Yani Meclis'ten de bir şey kaçırılamaz. Herkes o noktada müsterih olmalıdır. Yeni anayasa kronik sorunlarımızın çözümünde önemli bir fırsat ve zemin olacaktır. Bu meseleyi seçime kurban etmeden, kısır çekişmelere, siyasi polemiklere boğmadan götürmek durumundayız.''Çözüm, kaybedeni olmayan bir süreçtir'Yalçın Akdoğan, 'AK Parti iktidarı olarak her zaman söylediğimiz, 'Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız' ifadesidir. Çözüm, kaybedeni olmayan bir süreçtir. Sorunlardır herkesin kaybetmesine sebep olan' değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'de hiçbir zaman etnik temelde bir çatışmanın olmadığını vurgulayan Akdoğan, şöyle devam etti:'Türk, Kürt kardeşliği binlerce yılı aşan bir tarihi geçmişe sahiptir. Geçmişte yaşanan sorunlar, toplumsal birliğimizi, bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi sarsamamıştır. Bu önemli bir zenginliktir. Bunu hep birlikte geliştirmek, güçlendirmek, pekiştirmek durumundayız. AK Parti olarak paradigmayı değiştirdik. Sorunların üzerine kararlılıkla gittik. Ancak büyük sorunlar, zihniyet devrimi gerçekleşmeden çözülemiyor. Bu noktada herkesin olumlu yönde bir değişim geçirmesi gerekiyor.'Sorunun sosyo ekonomik boyutunun küçümsenemeyeceğine dikkati çeken Akdoğan, 'Aslında sorunu besleyen, büyüten asıl sebeplerden biri de sosyo ekonomik boyuttur. Elbette siyasi boyutu önemlidir sorunun. Yani inkar, ret, asimilasyon politikaları ve bunlara son verilmiş olması. İnsana saygı, hem siyasi hem ekonomik ayrımcılığın tasfiyesiyle mümkündür' dedi.Akdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bu amaçla, bugüne kadar 166 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:'2002'de bu bölgelerimizin, yatırımlardan aldığı pay yüzde 7'ydi. 2014'te bu, yüzde 15'e çıktı. Sayın Başbakanımızın açıkladığı yeni GAP Eylem Planı, 27 milyar liralık bir yatırımı öngörmektedir. Buna 'Barış Projesi' de diyebiliriz. Hükümet olarak, çok yönlü ve çok boyutlu olarak meselenin üzerine gidiyoruz. İyi niyet ve samimiyetle nihai çözüme ulaşmak için gayret gösteriyoruz.Şunu da vurgulamak durumundayım. Bu sürecin sahibi, AK Parti iktidarıdır. AK Parti ne kadar güç kazanırsa süreç o kadar hızlı yol alır, yeni anayasa yapımı o kadar kolay olur. Bu yüzden diğer partilerin ne olduğundan daha önemli olan, sürecin lokomotifi olan AK Parti'nin ne kadar güçlü bir şekilde var olduğudur. Bunu da herkesin iyi anlaması gerektiğini düşünüyorum.'Bölgedeki bütün kanaat önderlerinin, sivil toplum örgütlerinin, süreçte oynayacakları rolün büyük önem taşıdığını kaydeden Akdoğan, 'Elbirliğiyle demokrasiyi büyüttükçe sorunlarımızın küçüldüğünü göreceğiz' ifadesini kullandı.Yalçın Akdoğan, bugün Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında, Çözüm Süreci konulu toplantıya katılacağını anımsatarak, 'Burada bölgelerden gelen arkadaşlarımızın aktaracağı hususları, vereceği raporları da aynı zamanda bu Çözüm Süreci toplantısına da taşıma imkanımız olacak' diye konuştu.'Yatırım, istihdam ve ihracat daha çok konuşulmaya başladı'TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da Türkiye'de geçen yılın sonbaharında kirli bir oyun tertip edilmeye çalışıldığını, Doğu ve Güneydoğu'daki oda ve borsa başkanlarının aklıselimle hareket ederek, milletin arasına nifak sokulmasına izin vermediğini söyledi.Hisarcıklıoğlu, son birkaç yıldır huzur ortamı kuvvetlendikçe Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yatırım, istihdam ve ihracatın daha çok konuşulmaya başlandığının altını çizerek, gelecekle ilgili umutlar ve hayallerin yeşerdiğini ifade etti.Huzur ve ticaretin birbirinden ayrılmayan bir bütün olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, 'Şunu iyi bilmeliyiz ki içinde bulunduğumuz coğrafyanın istikrarı da Türkiye'nin daha güçlü, daha zengin, daha istikrarlı olmasına bağlı. Bu milletin geleceğini düşünen, çocuğu için daha müreffeh gelecek isteyen herkesin en önemli önceliği huzur olmak zorunda. Türkiye'nin birliği ve kardeşliğini her türlü çatışmadan uzak tutmak hepimizin görevi' değerlendirmesinde bulundu.Toplantı, basına kapalı devam etti.Muhabir: Ferdi Türkten-Hüseyin Gazi KaykıAA
Dalan: 'Ergenekon Sürecini 30 Yıl Önceden Gördüm'
12 Nisan 2010’da alınan yakalama kararının geçen ay kaldırılmasının ardından yurda dönen Ergenekon Davası’nın sanığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı, eski milletvekili Bedrettin Dalan, yurtdışında bulunuşuyla ilgili olarak, 'şeytani bir kumpastı. Bu kumpasın mağduru olmamak için yurt dışına çıktım' dedi. Dalan, ' Ben bu süreci 20-30 yıl önceden görüyordum’ dediniz. Bunu herhangi devletin kişi yada kurumlarıyla organlarıyla paylaştınız mı?’ sorusuna da 'Gerekli olan bütün organlara söyledim. Hiç kimse bana inanmadı. Şunu söyleyeyim karım dahi inanmadı' yanıtını verdi.Dalan, 'Devlet erkanından sizi arayan oldu mu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakanlığı döneminde Ergenekon süreci için 'Ben bu sürecin savcısıyım' ifadesini kullanmıştı. Bu 7 yıllık süreçte siyasetin müdahalesiyle karşılaştınız mı?' sorusu üzerine şöyle dedi:'Siyasetin müdahalesiyle hiç karşılaşmadım. Sadece hukuk çetesinin birebir düşmanlığı ile karşılaştım. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer bu durumu görmediyse görmeyebilir. Biraz evvel de söyledim. 25 yıl önce karıma anlattım karım bana kahkaha ile güldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın da o günlerde bunu görmemesi son derece doğal. Ama bunu gördükten sonra eğer yoluna devam etseydi, kınardım. Mademki, hatadan döndü ve şu anda o istikamette, kutluyorum. Allah kuvvet versin diyorum' dedi.KANAT TAKTIM UÇUYORUMBedrettin Dalan, kurucusu olduğu Yeditepe Üniversitesi’nin Rektörlük Binasında basın toplantısı düzenledi. Dalan daha sonra yaptığı konuşmada, 7 yıl aradan sonra ülkesine yeniden döndüğü  için büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, şunları söyledi:'Bahtiyarlık duyuyorum demek dahi çok hafif bir kelime. Kanat taktım uçuyorum. Gerçek bu. Bir zamanlar ülkemden bir hafta bile dışarıda kaldığım zaman aşırı derecede özler, ilk uçakla gece yarısı olsa dahi ilk uçakla dönerdim. Ancak bu sefer 7 yıla yakın bir zaman yurt dışında kalmak zorunda kaldım. Birçok yazar, çizer kendine göre ’Ergenekon Davasının firari sanığı’ dedi bana. Hayatımda hiçbir şeyden firar etmedim. Hayatımda hiçbir tehlikeden kaçıp kurtulmayı denemedim. Ancak bu seferki tehlike değil, bu seferki doğrudan doğruya sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi kumpas. Yani hukuki gayelerine alet eden, kendini hukuk adamı zanneden bir takım kişilerin kurduğu şeytani bir kumpastı. Bu kumpasın mağduru olmamak için yurt dışına çıktım. Sizi temin ederim ki, yurt dışına çıkarken, bana bu kumpası kuran üst seviyedeki, üst aklın dışında ne polisler, ne savcılar ne de hakimler, kumpasın tetikçileri olan kişiler benim tutuklanacağımı bilmiyorlardı. Ama ben çok çok evvelden şunu çok rahatlıkla söylüyorum. 20 yıl evvelden bu işlerin bana doğru geleceğini biliyordum. Onun için yurt dışına çıkışım herhangi bir devlet görevlisinin beni uyarması ile değil, içinde yaşadığım son 30 yılın macerasının bana verdiği akılla yurt dışına çıktım. Onun için bir memlekette akıl, vicdan, hukuk varsa bana hiç kimse ama hiç kimse bana f’irari sanık’ diyemez. Sanık olmamız için doğru düzgün bir iddianame ve doğru düzgün çalışan çalışan bir hukuk kanalı gerekirdi. Maalesef bu kumpas davalarının hiçbirisinde ne akıl, ne vicdan,  ne hukuk hiçbir şeyden bahsetmek mümkün değildi. 'ADALETE GÜVEN YÜZDE 20’LERE İNMİŞSE...Dalan sözlerine şöyle devam etti: 'Bu söyledikleri şu anda ben söylüyorum ama devletin resmi savcısı da bunu 15 gün önce Bakırköy’de söyledi. Resmi savcı. Şimdi kendini haksız hukuksuz bir tehlikeden bir komplodan, bir kumpastan korumak için gayret sarf eden insana ’firari’ demenin hangi akla vicdana hizmet ettiğini anlamak mümkün değil. Bugün bile bazı gazeteler 'Ergenekon davasının firari sanığı’ demiş. Ama şunu söyleyelim ki, firari durumda olanlar, bundan sonra başkaları olacak, olmaya da başladı. Çünkü onlar da bu komplonun belirli kademedeki elemanlarıydılar. 'Herkes kendi kazdığı kuyuya düşer’ diye bir atasözü vardır. Kumpası kuranlar kendi kazdıkları kuyuya düşmeye bir bir başladılar. Düşmeye de devam edecekler. Çünkü adalet yavaş yürür ama mutlaka ve mutlaka yerini bulur. Yedi yıl gecikmeyle de  adaletin yavaş yavaş yerine gelmesini görmekten son derece mutluluk duyuyorum. Bu mutluluk kendi şahsıma ait bir kumpas değil. Çünkü emin olun ki, bu kumpas Bedrettin Dalan’a kurulmadı. Ben sadece bir insanım. Bu kumpas, bu komplo, Türkiye Cumhuriyeti  devletine, milletine, adaletine kurulmuş bir ağır bir komplodur, ağır bir darbedir. Bu darbeden nasıl çıkacağımızın yolu aranıp bulunması gerekir. 15 gün önce yeni seçilen Yargıtay Başkanı’nın aynen söylediği şudur, ’dibe vuran Türk adalet sistemini imajını kalkındırmak birinci görevimizdir’  ki kamuoyu araştırmalarında bu yüzde 20’lere inmiş durumda. Bir vatandaş olarak halkın inanırlığı bakımından adalete güveni yüzde 20’lere inmişse o ülkede yaşamak hakimler için dahi zordur.Ben bunun utancını yurt dışında çok yaşadım. Almanya’da hangi hakime, hangi savcıya, hangi hukukçuya aleyhimde yazılmış iddianame denilen şeyi Almanca ve İngilizce’ye çevirttim, gösterdiysem, hepsi gülüp geçtiler. Alay ettiler. O alay etme emin olun ki, içime kurşun gibi çöktü. Ne olsa benim ülkemin adaleti. Benim ülkemin hakimleri, benim ülkemin savcıları, böyle olmamalıydı. Sadece ülkemin hasretiyle değil 7 yıl bu utançla da yaşadım arkadaşlar. Eğer iddianamenin içinde tek bir satırlık suç unsuru olsaydı, Dünya’nın en büyük hukuk devleti ABD veya Almanya beni ’misafir’ statüsünde oralarda tutmazdı.'EKONOMİ HUKUK YARATMAZ AMA HUKUK EKONOMİ YARATIRHukukun olmadığı yerde yaşamın olmayacağını ifade eden Dalan, şunları söyledi:' Hukuk olmayan ülkede yaşam olmaz. Her şey hukuktur, adalettir. Hukuk ve  adaletin olmadığı ülkede sadece mutluluk değil refah da  olmaz. Bir örnek vereyim; Almanya’da hukuk düzenine Alman vatandaşlarının inancı yüzde 20 seviyelerine düşsün. Yemin ediyorum, Almanya’nın ekonomik durumu, Türkiye’nin ekonomik durumunun altına 3 ayda düşer. Ama bugün Almanya Avrupa’nın lider ülkesi ise ekonomide lider hukuku sayesinde ayakta kalıyor o ekonomi.  İnşallah bu sözlerim yerini bulur, medyada zamanla hukuğa ayırdığı sayfalarını çoğaltır, gazeteler, televizyonlar… Bunu TC Devleti 'hukuka geçişi'  yakalayamazsa  ne dünyada itibarımız olur ne içerde huzurumuz olur ne de  gerçek anlamda zenginliği bulabiliriz.  'DEVLETİN MİSAFİRİ STATÜSÜNÜ TANIYAN ALMAN DEVLETİNE ŞÜKRANLARIMI  SUNUYORUMYurt dışında geçirdiği yedi yılın çok zorlu geçtiğini söyleyen Dalan, şöyle devam etti:'Ama bu zorlukları kolaylaştıran gerek yurt dışındaki Türkler, inanılmaz bir şekilde bana ülkemin hasretini azaltan yardımlarda bulundular. Özellikle Almanya’daki yaşadığım bölgedeki Türkler. Onun dışında çok yakın arkadaşlarımın bile selam vermekten, telefon etmekten kaçındıkları zamanlarda çok uzaktan tanıdığım ve gerçek dost olduklarını öğrendiğim dostlarıma arkadaşlarıma buradan çok teşekkür ediyorum. Yedi yıl boyunca gerek üniversiteyi gerekse okulları dimdik ayakta tutan yokluğumda benden de iyi yöneten bütün yönetici arkadaşlarıma ve bize güvenen bütün kardeşlerime evlatlarıma gerçekten samimiyetle teşekkür ediyorum. Son teşekkürüm de, bana Almanya’da sığınmacı statüsü değil,  devletin misafiri statüsünü tanıyan Alman devletine ve Alman hukuk sistemine buradan gerçekten şükranlarımı sunuyorum. 'UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ ALMANYA’DA SADECE 6 AYDIRUzun tutukluluk süresi ile ilgili de konuşan Dalan, 'Almanya’da tutukluluk süresi sadece 6 aydır. Gerekli görüldüğü takdirde bir yıla kadar uzatılabilir. Ancak uzatma kararını davayı gören mahkeme değil başka bir mahkeme gerekçelerini de inceleyerek karar verebilir. AB gireceğiz, AB oturduğu temel kavramlar ne kadar zengin olduğunuz değil ne kadar hukuk devleti olduğunuza bağlıdır. Şu kumpas davaları derdinden Türkiye,  belasından kurtulsun. Türkiye hukuk devletine hızla gitsin, sizi temin ediyorum AB girmemiz çok çok daha kolaylaşacaktır. Zengin olursak AB’ye girmeyiz, hukuk devleti olursak, hukuk toplumu olursak kendiliğinden gireceğimize garanti gözüyle size söz verebilirim.' dedi.KARIM DAHİ İNANMADIBedrettin Dalan, yaklaşık 20 dakika süren konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.  Dalan,  'Ben bu süreci 20-30 yıl önceden görüyordum’ dediniz. Bunu herhangi devletin kişi yada kurumlarıyla organlarıyla paylaştınız mı?’  sorusuna, 'Gerekli olan bütün organlara söyledim. Hiç kimse bana inanmadı. Şunu söyleyeyim karım dahi inanmadı.  Türkiye’deki bu süreçle ilgili 1986 yıllarıydı galiba Güneri Cıvaoğlu’na bir ABD’li subay, Suudi Arabistan’da bir harita göstermişti hatırlar mısınız? Bu süreç o süreçtir. O sürecin detaylarını rahmetli Turgut Özal’a çok yakın olduğum için fazlasıyla öğrendim. Gözüm patladı, yüreğim sıkıldı. Başta karıma açtım, ilgili bütün kişi ve kurumlarına anlattım. Hiç birisi inanmadı. ‘Türkiye’de böyle şey olmaz’ dediler. Türkiye’nin geldiği noktayı görüyorsunuz. Bu bir hikaye değil bu bir büyük evrensel bir proje. Onun da mağdurları arasına girdik.  Mağdur olduk açık söyleyeyim. Bu mağduriyetten dolayı pişmansın?  Hayır değilim. Yapman gerekeni, uyarı görevini yaptım. Benden bu kadar. Gerisi de devletimize, milletime ait bir hadisedir.' diye cevapladı.SAVCILIK ÇAĞIRIRSA KUMPASIN BÜTÜN DETAYLARINI ANLATIRIMDalan, 'Kumpas iddiasıyla ilgili soruşturma yürütülüyor. Bu kapsamda savcılığa gidip şikayette bulunacak mısınız?' şeklindeki soruya, 'Şu anda avukatım bu konuda şikayette bulundu. Eğer savcılık çağırırsa çok detaylı olarak bu kumpasın bütün detaylarını anlatırım. Dalan,  'Söylediğiniz kumpas ve büyük proje iddialarını biraz açabilir misiniz?' sorusuna, 'Onu Güneri Cıvaoğlu’na sorun kendisi gazeteci. Burada şey yaparsak çok uzun sürer. Ben siyaset yapmak istemiyorum. Güncel siyasetin tamamen dışındayım. Onu da söyleyeyim. Kesinlikle herhangi bir şekilde siyasete girme gibi bir niyetim yok. Benden hiç kimse çekinmesin. Bedrettin Dalan görevini yapmıştır, mağduriyetini de çekmiştir. Ne demişti Tuncay Güney, Kanada’dan 'Bu bir senaryoydu. Bu senaryo da herkes rolünü oynadı. Senaryo bitti. The End’ senaryo bitmiş olmasaydı bende burada belki hala olamazdım.' dedi.AĞLATMA BENİ...Dalan, 'Kırgınlığınız var mı?' sorusuna, 'Kırgınlığım olmaz mı. Yedi yıl müddetçe ciğerim dağlandı her gün. Her gün giden uçaklar İstanbul’a doğru gidiyordu (Gözleri doldu) Ağlatma beni şimdi. ' dedi.O KİTAPTA HEPSİ YAZILIDalan, 'Türkiye’de İrtica ve Cemaat Kuşatmasında Eğitim adlı kitap bir yazmıştınız. 20 yıl önce görmüştüm, demiştiniz. Söyledikleriniz şu an size neyi hatırlatıyor? sorusuna şu yanıtı verdi: 'Evet o kitapta bu olacakların hepsi yazılı. İsim vermeden yazılı. Noktası elifine kadar yazılı. Bir kitap daha yazmıştım. 'Türkiye’ye uzanan eller’ onda da yazılı hepsi. Tarihten ders alınırsa tarih tekerrür etmez. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı yıkan bütün enstrümanlar bugün yine Türkiye’nin önüne kondu. Ben çok akıllı olduğum için değil, çok okudum, analiz yaptım, mühendis kafasıyla karşılaştırmalar yaptım önümüzde duruyor. Devletçe, milletçe, hükümetçe çok uyanık olmamız lazım. İçimizdeki kavgaları minimuma indirip bu uluslararası komplo ile nasıl baş ederiz takkemizi önümüze alıp düşünmemiz lazım.YETİŞTİRDİĞİM GENÇLERİ DEVLETİN İÇİNE YERLEŞTİRSEYDİM KOMPLONUN BAŞI OLURDUMDalan, 'Kumpas bozulması için atılması gereken adımları yeterli buluyormusunuz' şeklindeki bir soru üzerine de şöyle dedi: 'Bulmuyorum.  Çünkü daha tutarlı, daha hızlı, daha güvenilir yollar var. Bakın o zaman TC devleti nasıl kumpasa tabi olurmuş, darbe hükümete karşı devlete karşı nasıl yapılırmış çok daha net daha konabilir. Milletin kafası şu an çok karışık. Kimisi haklı kimisi haksız, diyor. Eğer Bedrettin Dalan olarak,  bugüne kadar 100 binin üstünde genç yetiştirdim. Bu yetiştirdiğim gençleri herhangi bir şekilde, akıllı gençlerde yetiştirdim. Dünya’nın her yerinde başarılı çocuklarım var. Planlı bir şekilde devletin askeriyesine, polisine, dışişleri bakanlığına, adliyesine yerleştirip şematik olarak bunları direk Dalan’a bağlı hale getirseydim ben komplonun başı olurdum. Hayatımda hiç öyle bir şey yapmadım. Sadece bireyleri yetiştirip ülkemin, insanlığın hizmetine attım. Beni bu konuda kimse suçlayamaz.' dedi.CUMHURBAŞKANIMIZIN DA O GÜNLERDE BUNU GÖRMEMESİ SON DERECE DOĞALDalan, 'Devlet erkanından sizi arayan oldu mu?' ve 'En çok neyi özlediniz' sorularına,  'Hayır olmadı. Ama çok kişi aradı. Devletten değil ama hükümeti yakın çevrelerden de oldu. En çok vatanını özledim. Sevgilisini özleyen insan kaşını mı özler, gözünü mü özler, saçını mı özler? Bir bütün olarak vatanımı özledim' yanıtını verdi.ALLAH KUVVET VERSİNDalan  'Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Ergenekon süreci için 'Ben bu sürecin savcısıyım’ ifadesini kullanmıştı. Bu 7 yıllık süreçte siyasetin müdahalesiyle karşılaştınız mı?' sorusuna ise, 'Siyasetin müdahalesiyle hiç karşılaşmadım. Sadece hukuk çetesinin birebir düşmanlığı ile karşılaştım. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer bu durumu görmediyse görmeyebilir. Biraz evvel de söyledim. 25 yıl önce karıma anlattım karım bana kahkaha ile güldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın da o günlerde bunu görmemesi son derece doğal. Ama bunu gördükten sonra eğer yoluna devam etseydi, kınardım. Mademki, hatadan döndü ve şu anda o istikamette, kutluyorum. Allah kuvvet versin diyorum' dedi.DHA
Reklam
Sanayiye Destek Paketi Geliyor
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz hükümetin sanayicilere yönelik yeni bir destek paketi konusunda çalışmalar yaptığını açıkladı. Yılmaz, “İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz' dedi.Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ekonomi yönetimi arasındaki toplantıda sanayiye yönelik bir paket kararı alındığını açıkladı. Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Yılmaz, paketi Başbakan Davutoğlu’nun açıklayacağını söyledi:“Nitekim dün yaptığımız toplantının (Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığındaki toplantı) sonuçlarından biri de bu oldu. Özellikle sanayicilerimize dönük olarak yeni bir destekleme paketi konusunda çalışmalar yapıyoruz. İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz.”“İmalat sanayiine özel önem veriyoruz”Cevdet Yılmaz buradaki paketin istihdamı ve üretimi artırmaya yönelik olacağını kaydederek, imalat sanayiine özel bir önemle yaklaştıklarını ifade etti:“Dünyada da insanlar hizmet sektörlerine kaymaya başladılar. İmalat sanayiinde çalışmayı arzu edenlerde dünyadakine benzer bir şekilde düşüş görüyoruz. Bunu tersine çevirmeye, sanayide çalışmaya teşvik etmeye, istihdam yoğun yatırımları desteklemeye dönük bir çalışma devam ediyor. Başbakanımız önümüzdeki günlerde bunu açıklayacak. Kalkınma ajanslarımız kanalıyla her bir bölgedeki sanayinin artı ve eksilerine bakıp nasıl dönüşüm sağlayabileceğimize bakıyoruz. Her bir bölgemize özgü sanayi politikamızı sağlıklı bir şekilde sürdürüyoruz.'“Yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istiyoruz”Özellikle kredi kullanan yatırımcının maliyetlerini düşürmek için hassas davrandıklarını anlatan Yılmaz yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istediklerini anlattı:'Güven ve istikrar ortamını daha da pekiştirerek kurumsal anlamda alınması gereken tedbirler neyse onları da alarak, finans enstrümanlarını da çeşitlendirerek, bizim, yatırımcının maliyetlerini düşürmemiz gerekiyor. Bu sadece Merkez Bankası'nın faiz politikaları değil onu da aşan boyutlar var. Örneğin katılım bankacılığını geliştirmemiz, İstanbul Finans Merkezi çerçevesinde enstrümanlarımızı daha da artırmamız, bankacılık sistemindeki gereksiz maliyetleri olabildiğince hafifletmemiz, yeni bazı finansal mekanizmalar geliştirerek yatırımları desteklememiz gerek.”“2015’te yüzde 4 büyüme hedefi yakalanır”Cevdet Yılmaz bu ay açıklanması planlanan 2014 büyüme rakamının, Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenenden çok büyük bir farklılık göstermeyeceğini ifade etti:'Çok büyük oranda istihdam sağladığımız halde işgücüne katılım oranı çok fazla arttığı için bir miktar artış oldu ancak yine tek haneli bir işsizliğimiz var. Bu veri bu ortamda son derece sevindirici. Enflasyonda da sevindirici bir rakam gördük. 2014 yılı büyüme rakamının da 3 civarında çıkacağını bekliyoruz. Bir miktar aşağı yukarı olabilir. Bu yılın ilk çeyreğinde mevsimsel etkiler ve baz etkisinden dolayı biraz daha düşük geçebilir. 2015'in ikinci çeyreğinden başlayarak büyümemizin daha da ivmelenmesi bekliyoruz. Yıl sonu itibariyle de yüzde 4 hedefini yakalayacağımızı düşünüyorum. Petrol fiyatlarındaki düşüşün de buna yardımcı olacağını öngörüyoruz. Bakanlık olarak yaptığımız analizde düşük petrol fiyatından yarım puana yakın bir büyüme etkisi bekliyoruz.”Kaynak: Anadolu Ajansı
Tüm Yönleriyle "Osmanlı Bakiyesi"
Siyasi gündemimizin hala önemli konularından biri 'Osmanlı Bakiyesi.' Neredeyse 'mitolojik' denilebilecek hakim anlatıya göre Osmanlı dünyanın en büyük, en zengin, bilimde ve fende en ileride olan imparatorluklarından biriydi ancak bir takım iç ve dış mihrakların komplosu ile savaşa sürüklenerek varlığını kaybetti. Gerçekse elbette bu anlatıdan uzak. 1923 yılında Osmanlı'dan Türkiye'ye kalan miras aşağı yukarı şu şekildeydi.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a  2 saatlik brifing verdi. Toplantı esnasında Erdoğan'a 130 sayfalık sunum yapıldı.Merkez Bankası Başkanı Başçı, 'Reformlar, geleceğe ilişkin güveni ve istikrarı artıracak. Faizleri düşürmek için güven artırıcı adımlar atılmalı. Faizleri düşürmek için kamu borç yükü hafifletilmeli' dedi.
Mumyaların Gizemini Çözen Yeni Teknoloji
Londra’daki Britanya Müzesi (British Museum), kullandığı son teknolojiyle mumyalara ve Antik Mısır’da yaşayan insanların yaşamına ışık tutuyor.Biritish Museum’daki Antik Hayatlar, Yeni Keşifler adlı sergi eski Mısır’da yaşamın nasıl olduğuna dair ipuçları veriyor. Serginin küratörleri John H Taylor ile Daniel Antoine sekiz mumya üzerinde kullanılan son teknoloji ile antik dönem Mısır'a ve Nil nehri kıyısında yaşama ve ölüme ışık tutmayı amaçladı. “Bu mumyaları birer birey olarak daha yakından tanımak gerekiyordu,” diyor Taylor.Modern insan için eski Mısırlıların heykel ve tabutları resmi görünebilir. Küratörler bu nedenle maskenin arkasına geçip gerçek Mısırlıların yaşamını keşfetmek istemiş. Fakat tabutun ardını görmek hiç de kolay olmamış.19. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran ‘Mısır merakı’ yüzünden mumyaların sargıları özensiz bir şekilde açılmış, bu ise büyük zararlar vermişti. Bu nedenle Britanya Müzesi mumyaları açmama kararı almıştı. Fakat bunu yapmadan içeride ne olduğu konusunda arkeologların fikir edinmesi nasıl mümkün olacaktı?
Reklam