onedio
Cem Yılmaz'dan +18 Tepkisi!
Başrollerinde Serkan Keskin, Hazal Kaya, Büşra Pekin, Öner Erkan'ın yer aldığı komedi filmi 'İtirazım Var' filmi Cuma günü vizyona girdi. Onur Ünlü'nün senaryosunu yazıp yönettiği 'İtitazım Var' Kültür Bakanlığı tarafından şiddet içerdiği gerekçesiyle 18 yaş altındaki izleyiciye yasaklandı. Filmin yasaklanmasına bir tepki de komedyen Cem Yılmaz'dan geldi. Yılmaz sansüre şu tweet'lerle tepki gösterdi: 'Sinema filmlerine yaş sınırı getiren kurumdan istek yapabiliyomuyuz ? Mesela bana 21 ver 43 ver diyebilirmiyiz ? Ver oradan bana bi 53 ! Onur Ünlü'nün filmi 'İtirazım Var' sinemalarda ...gidin ! 17 iseniz gitmeyin 23 sen bakın çıkın ! 5 yaşındaysanız tek başınıza gidin ! Tv lere seyirci uyarısı...ahlakına uymuyorsa Kemal Sunal filmini yayınlama ! Yayınlarsan bipleme ..Çok akıllıysan kendi filmini yap ! Ok ? BİP TV ! 1999 da gösterimin Dvd sine tekrar bakın yaş sınırı 46 dır ! Öngörü :)'medyatava**https://twitter.com/CMYLMZ/status/457256433470701568****https://twitter.com/CMYLMZ/status/457257576745680896****https://twitter.com/CMYLMZ/status/457262817507540992**
33. İstanbul Film Festivali'nde Altın Lale İçin Yarışan 11 Film
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali’nin 33’üncüsü bu akşam 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenecek ödül töreniyle sona eriyor.İstanbul Film Festivali’nde bu yıl Ulusal ve Uluslararası Yarışmalarda Altın Lale Ödülü’ne layık görülen filmler bu akşam açıklanacak. Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi’nin başkanlığını A Separation / Bir Ayrılık ve The Past / Geçmiş filmleriyle tanınan İranlı Yönetmen Asghar Farhadi üstlendi. İşte uluslararası yarışmada Altın Lale için yarışan  filmler...
'Mandıra Filozofu' İzleyicisi de Her Şeye Karşı!
Müfit Can Saçıntı'nın yönettiği ve Müfit Can Saçıntı, Rasim Öztekin, Ayda Aksel ile Eser Eyüboğlu'nun oynadığı 'Mandıra Filozofu' filmi izleyenlerin aklında farklı farklı soru işaretleri bırakıyor. Kimisi bir an için bile olsa her şeyi bırakıp sakin bir yaşam kurmayı düşünürken, kimisi parayı ve para hırsını sorguluyor. Film çıkışında izleyicilere 'Mandıra Filozofu her şeye karşı, peki siz neye karşısınız?' sorusu sorulunca izleyenlerin çoğunun da her şeye karşı oldukları ortaya çıktı. İşte 'Mandıra Filozofu' seyircisinin karşı oldukları: 'Mandıra Filozofu’nın karşı olduklarına karşı olunabilir. Yeter ki konu iyi işlensin ve biz toplum olarak iyi bilinçlenebilelim. Hep birlikte aynı filozofun karşı olduklarına karşı olabiliriz diye düşünüyorum.' 'Ben para hırsına karşıyım!' 'Fazla para kazanmaya ben de karşıyım!' 'Biz de onun gibi, her şeye karşıyız!' 'Mandıra Filozofu gibi ben de sisteme karşıyım!'Medyatava
İtirazım Var’a Kültür Bakanlığı Tarafından +18 Sansürü
Onur Ünlü’nün yeni filmi İtirazım Var’a Kültür Bakanlığı tarafından +18 sansürü getirildi. Onur Ünlü'nün yarın vizyona girecek yeni filmi İtirazım Var'a Kültür Bakanlığı tarafından + 18 sansürü uygulandı. Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nden Yapımcı U10 Film'e gönderilen kararda, Selman Bulut isimli imamın hayatından bir kesitin anlatıldığı filmin 'şiddet öğeleri içerdiği' belirtiliyor. Karar metninde  'Yönetmeliğin 11. Maddesi gereğince film, çocukların ve gençlerin ruh ve beden sağlığını etkileyici unsurlar, genel ahlak, insan onuru ve şiddet içermesi nedeniyle 18 yaş ve üzeri izleyici kitlesi içindir' deniyor. Filmin yönetmeni ve senaristi Onur Ünlü kararı BirGün'e şöyle değerlendirdi: “Ben üzerime alındım bunu hakaret gibi algıladım. O şu demek; ben bu filmi yapan Onur Ünlü olarak insanlık onurunu ayaklar altına alan bir şey yaptım. Dolayısıyla insanlık onuru denilen şeyin daha altında olduğuma hükmedilmiş oluyor. Bu ağlamak hissi veriyor bana. Ben dünyanın en iyi insanı olmayabilirim ama seviye olarak insanlık onuru seviyesinin altında olduğumu kabul etmek istemem. Bunu bana devletin söylemesi dileyebileceğim son şey olur. Bunu bana herkes söyleyebilir, devlet söyleyemez. Çünkü, devletin ahlaki ortalamasının ne olduğunu biliyoruz.” Bu kararın 'siyasi olmadığını ummak istediğini' belirten Ünlü sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama siyasi bir karar değilse daha tehlikeli; çünkü o zaman ahlaki bir karar... Ve çok basit bir şey geliyor aklıma: Bu ahlaki bir kararsa bu kararı veren insanların ahlakı kim tarafından onaylandı?” Filme gelen sansürün izleyici sayısını olumsuz yönde etkileyeceğini belirten Ünlü seyirciye güvendiğini de sözlerine ekledi: “Ama ben seyirciye de güveniyorum, seyirci yarından itibaren bu filmi izleyecek ve çıktıktan sonra eminim ki şunu soracaki, bu filmin +18'lik nesi var. Ve her zaman olduğu gibi halkın kendi verdiği karar +18'i artı 75'i, 30'u, 50'yi dinlemeyecek ve bu bir işe yaramayacak ve devlet her zaman olduğu gibi komik duruma düşmüş olacak.” birgün
Reklam
Charlie Chaplin 125 Yaşında
'Slapstick' yani vücut dilinin ön planda olduğu, oyuncuların yaptığı hareketlerle izleyiciyi güldüren bir komedi türü olan hareket komedisinin başarılı oyuncularından  Chaplin, sinema dünyasına farklı bir bakış açısı getirmiştir. Filmlerinde politik mesajlarını komedi ile birleştirerek içinde bulunduğu döneme gönderme yapmış ve bu yüzden Amerika'dan sınırdışı edilmişti. Ancak buna rağmen iki kere Oscar Onur Ödülü kazanmış ve 1975 yılında 'Sir' ünvanı almıştır. Onedio
İstanbul'un Çarpık Mimarisini Anlatan Ödüllü Kısa Film
Çocukluğumuzda oynadığımız alanların yerini gökdelenlerin alması sonucu ortaya çıkan ve değişen yaşam biçimini konu edinen, İstanbul 48 Saat Film Projesinde, en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi sinematografi ödüllerini alan Delik/The Hole filmi. (Küfür İçerir)
Reklam
Katil, Maktul ve Dedektif Aynı Sahnede
Onur Ünlü'nün son filmi 'İtirazım Var', bağlama çalan, boksörlük yapmış bir imamın hikâyesini anlatıyor. Selman Bulut adındaki karakter daha ilk sahneden itibaren sizi alıp, peşine takıyor. Senarist ve yönetmen Onur Ünlü’nün yeni filmi ‘İtirazım Var’ 15 Nisan'da İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma kategorisinde gösterilmesinin ardından 18 Nisan Cuma günü vizyona giriyor. Selman Bulut adında boksör, bağlama çalan bir imamın polisiye bir maceranın ortasında kaldığı ‘İtirazım Var’ gerek hikâyesi, gerek ana karakteri, gerekse anlatım dili itibariyle büyük bir film. İmam olarak görev yaptığı camide namaz kılıp, kıldırırken cemaatinden birinin gizemli bir şekilde vurulması ile başlayan hikâyede Selman Bulut, katilin peşine düşüyor. Klasik polisiyelere selam veren sahnelerinin yanında zekice oluşturulmuş polisiye kısmı sürükleyici, sıcak ama yüz göz olmayan, komik ama izleyiciyi hafife almayan bir film. ‘İtirazım Var’ başka bir isimle yıllar önce yazılmış bir senaryosuydu Onur’un. Ben de iki yıl kadar önce okumuş, meraklanmıştım. Selman Bulut, kâğıt üzerinde okurken, büyük laflar eden, sahip olduğu vasıflarla fazla övünen, bir deyişle insanın canını sıkan bir adamdı. Merak ettiğim ise insanın hassasiyetlerini çok iyi bilen Onur Ünlü gibi bir yönetmenin bu ‘ukala’ adamdan yani Selman Bulut’tan nasıl bir kahraman yaratacağıydı. Bu arada Onur bu iki yılda iki film daha yaptı. Biri ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’, diğeri ise ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi.’ İkisi de birbirinden çok farklı filmlerdi. İkisi de çok sevildi. Leyla İle Mecnun ve Ben De Özledim dizilerini çekti televizyon için. ‘Bir Selman Bulut polisiyesi’ Meşguldü yani Onur. Hastalığı ve tedavi süreci bir yandan, yapmak istedikleri ve yapmak zorunda kaldıkları diğer yandan uğraşıp durdu. Sonunda vakit buldu ve bir ay içerisinde çekimlerini tamamladığı ‘İtirazım Var’ı nihayet hazır etti. Geçen hafta izlediğim filmde, daha ilk sahneden itibaren nereye gittiğinizi sorgulamadan Selman Bulut’un peşine takılıyorsunuz. Onunla birlikte katilin de izini sürüyorsunuz haliyle. Belli ki aradan geçen tüm bu zamanda Selman Bulut, Onur’un aklının bir köşesinde dönüp durmuş. Döne döne de bir dervişe, gerçek bir kahramana benzemiş. Serkan Keskin’le birlikte filmin 98 sahnesinin 96’sında olup da insanın yine de daha fazla görmek istediği bir karakter kurmuşlar. Hayatta vicdanlı ve iyi insan olmayı kendine düstur edinmiş, Allah sevgisini didaktik olmadan, aracı unsurları, kurumları, ahlak, çevre, mahalle baskısı gibi etkenleri devre dışı bırakarak yaşayan Selman Bulut, bu sevgi haricindeki her şeyi sorgulanabilir kılmış. Selman Bulut’un bir başka özelliği de katili ararken de kendine ait, sıra dışı yöntemler kullanması. Bu arayışta çoğu zaman komik durumlar ortaya çıksa da, bunlar zorla yapılan şakalar ya da yaratılan komiklikler değil. Ayrıca Onur Ünlü’nün diğer filmlerinden farklı olarak mekân duygusunu çok daha fazla aktaran bir film olmuş bu. ‘İtirazım Var’ 30 farklı mekânda çekilmiş bir İstanbul filmi olarak da düşünülebilir aynı zamanda. Selman Bulut, katili İstanbul’un 30 ayrı yerinde ararken kimi zaman şu an evcil balık alıp satan emekli asker rolündeki Sırrı Süreyya Önder’den, kimi zaman da devasa bir Gustav Klimt heykelinden yardım alabiliyor. Dünyalar arasında Kısacası, bir Onur Ünlü filmiyle daha karşı karşıyayız. Ama bu defa dünya izleyicisine de daha çok hitap edecek, 2010’ların İstanbul’unda geçen, toplumun sosyal yapısından, günün hassasiyetlerine kadar pek çok ayrıntıyı bulabileceğimiz zamansız bir film izleyeceksiniz. Tabii Onur Ünlü sinemasının bazı değişmez unsurlarını da bulacaksınız. Mesela duygularınızla asla oynanmayacak zira bu film izleyicinin daha çok aklı, vicdanı ve kalbiyle meşgul oluyor. Onur Ünlü, İtirazım Var’daki yönetmenlik performansının ötesinde, kendi filmlerini insanları daha fazla ağlatma ya da acıtma deneyleri yaptığı bir laboratuvar gibi kullanmadığı için ayrıca önemli bir yönetmen. Bu yüzden bu büyük filmin yolculuğuna tanıklık etmek gerekiyor. Selman Bulut’un devamı gelecek maceralarının ilkinin bir parçası olmak için ‘İtirazım Var’ şahane bir başlangıç filmi. Zira bu maceralar, bizim bilmediğimiz bir dünya ile bizim bilmediğimiz bir başka dünya arasında yaşanmaya devam edecek. Bedia Ceylan Güzelce|Al Jazeera
Efsane Dizi Bizimkiler'in Oyuncuları Şimdi Ne Yapıyor
Bizimkiler, Türk televizyon tarihinin 1989-2002 yılları arasında 13 yıl boyunca kesintisiz yayınlanan tek yerli dizisidir. Biz 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olanlar bu diziyi çok iyi biliriz. Özellikle pazar akşamlarını çekilir hale getiren en nadir programdı Bizimkiler, hemen arkasından Parliament Cinema Club'unun mükemmel filmleri gelirdi annelerin ütü yapma zamanıydı tam o sırada aile saadeti güzel bir çay partisi yanına kurabiye, poğaça gibi el işleri ile taçlandırılırdı. Dizide herkes kendinden bir şey bulurdu. Tüm karakterler rolüne cuk otururdu ve bu samimiyet bizi 13 yıl ekrana bağlayacak kadar güçlüydü. İşte o efsane dizinin çoğunun aramızdan ayrıldığı efsane oyuncuları.
Serinin Yeni Filminde Penelope Cruz Bond Kızı Olabilir
Bond serisinin 24’üncü filminde Bond kızı olarak Penelope Cruz’un rol alacağı konuşuluyor. Serinin yapımcısı Sony’den sızdırılan bir belgede, Cruz’un filmde rol almasının “neredeyse kesin” olduğunun altı çiziliyor.  İngiliz The Sun gazetesine konuşan kaynaklar, “Bond patronları, Daniel 2006’da 007 olduğundan bu yana Penelope’nin peşinde koşuyor zaten. Ne ki, daha önce imzalanmış kontratlar ve Penelope’nin hamile kalması yüzünden bir türlü uygun zaman bulunamadı. Ama şu aşamada Sony’den kimse bu söylentiyi doğrulamaz” dedi. Daniel Craig’in dördüncü kez James Bond’u canlandıracağı filmi Sam Mendes yönetecek. 23’üncü James Bond filmi Skyfall’da kötü karakteri Penelope Cruz’un eşi Javier Bardem canlandırmıştı.  HP
Reklam
Emma Stone ve Andrew Garfield'den ‘Örümcek Adam 2′
Amazing Spiderman – İnanılmaz Örümcek Adam’ın ikinci bölümü 25 Nisan’da vizyona giriyor. Tobby Maguire’dan boşalan Örümcek Adam kostümünü üzerine geçiren genç aktör Andrew Garfield, serinin ikinci bölümünde kendini bulmuşa benziyor. Rol ve hayat arkadaşı Emma Stone’u yanına alan Andrew Garfield’ın karşısında, kötü adam rolünde Jamie Foxx olacak. Stone ve Garfield, Studio CinéLive’ın sorularını yanıtladı.Andrew Garfield Kendime daha çok güvenip güvenmediğimi bilmiyorum ama daha rahat hissettiğim kesin. Örümcek Adam’ı daha çok sahipleniyorum. Ama dikkatli olmak lazım, özgüven fazlası tehlikeli olabilir. Size söylenenlere kulak tıkayabilir, kibirli ve yetersiz olabilirsiniz. Onun için kendime fazla güvenmek istemiyorum! (gülüyor) Emma Stone Kendimizi daha rahat hissettik. Sağlam bir senaryomuz vardı ve film setinde iyi bir hava yakalamıştık. İşler her zaman böyle gelişmeyebiliyor. Ortak bir sese sahip olup onu korumayı başarmak çok önemli. A.G Bunun böyle olacağını tahmin etmiyordum. Kafayı bir şeye yoruyorsunuz ama sonra olaylar beklendiği gibi gelişmiyor. A.G Gerçek bir kabus bekliyordum! Sonuç olarak öyle olmadı. Bütün bu tepkinin Örümcek Adam karakteriyle ilgili olduğunu, benden kaynaklanan, kişisel bir şey omadığını anladım. Hiçbir zaman şöhret benim önceliğim olmadı. Birinci Örümcek Adam’dan sonra da hayatım değişmedi. A.G Ben sadece onun vücuduyum. Her ne kadar kendimi sonuna kadar versem de, ben bir aktörüm. E.S Sağda solda yazılanları okumayı bırakıp, işinize odaklanmanız gereken bir zaman geliyor. A.G Bilmiyorum, bu zor bir soru. Ayrıca buna cevap vermek bana düşmüyor… Peter Parker’ın tatlı ekşi, umursamaz ve melankolik oluşu hoşuma gidiyor. Kendisiyle ve başına gelenlerle hesaplaşmaya çalışan biri. Böyle bir hayat yaşamak istemiyordu. Örümcek Adam olmak umurunda değil, hatta bu ona acı veriyor. Çok kontrastlı bir kişilik. Ben ona sadece insanlık katıyorum. A.G Peter Parker’ın her zaman sakar ve biraz patavatsız bir yanı oldu, bu onu tiye alabilmemizi sağladı. Ayrıca kendisiyle de dalga geçebilen biri. Örümcek Adam’ın ikinci bölümünde Peter Parker’ın mizah anlayışını biraz geliştirmek istedik. E.S Kesinlikle katılıyorum. Sorunuz bana küçük bir anıyı hatırlattı. New York sokaklarında çekim yapıyorduk ve verdiğimiz küçük bir mola sırasında Andrew, üzerinde Örümcek Adam kıyafetiyle, iki blok arasındaki basket sahasına mahalleli çocuklarla basket oynamaya gitti. Karşılarında bir anda Örümcek Adam’ı gören çocukları düşünün… A.G Canım sadece basketbol oynamak istiyordu… E.S Çocuklardan daha heyecanlıydın! A.G Onlara “Sizinle oynayabilir miyim?” diye sordum, onlar da “Nasıl istersen” dediler. Sanırım bir tek New York’ta insanlar bunu normal karşılıyorlar. E.S Sahneyi dışarıdan izlemek gerçekten çok komikti. E.S Hikayelerin ve karakterlerin çizgi roman kültüründen geldiğini unutmamak lazım. Bunu olabildiğince uygulamaya çalışıyoruz. Sonra, siz de yeni şeyler katıyorsunuz. Böyle bir karakteri geliştirmek için her zaman belli bir özgürlük vardır. Ayrıca kariyerimin başlarında çok doğaçlama yaptım. Bu tecrübem böyle rollerde işime yarıyor. A.G Benim için en önemli olan şey öğrenmekti! Çok iyi ‘hoca’larım oldu! Hepsini teker teker ele alırsanız, branşlarında birer dahi olduklarını görürsünüz. Hepsi birbirinden farklı ve kendi dünyalarına sahipler. Sanırım onları, farkında olmadan arıyordum. Bir film ya da tiyatro olsun, biriyle anlaşın ya da anlaşmayın, bunun pek önemi yoktur. Önemli olan o kişiyle çalışmayı kabul etmenizdeki nedendir. Her tecrübeden yeni şeyler öğrenirsiniz. E.S: Yer aldığım projeler beni gerçekten motive eden projeler, bundan fazlası değil. Kariyerimi önceden belirlediğim stratejiler çerçevesinde ilerletmiyorum. Sadece son yıllarda, daha temkinli olmayı öğrendim diyebilirim. Artık kiramı ödeyebilmek için önüme gelen işi kabul etmek zorunda değilim. Çekimler sırasında herşeyin yoluna gireceği umuduyla kabul ettiğiniz, potansiyele sahip senaryoları kabul etmiyorum. Bu çok nadiren olan bir şey. Ayrıca motivasyona ihtiyacım var. Mesela ‘Friends With Benefits’ filminin senaryosunda beni etkileyen dobra, dürüst, bazen şok edebilecek diyaloglar oldu. Böyle bir senaryoyu hergün okumuyoruz. ZETE
MTV Film Ödülleri Sahiplerini Buldu
'Hunger Games' (Açlık Oyunları) serisinin son filmi 'Catching Fire' (Ateşi Yakalamak), müzik kanalı MTV tarafından düzenlenen film ödüllerinde 'Yılın Filmi' seçildi.MTV Film Ödülleri, Los Angeles'ta düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Kazananlara patlamış mısır şeklindeki ödülleri verildi. 'Açlık Oyunları' filmindeki performansları, Jennifer Lawrence'a 'En İyi Kadın Oyuncu' ve Josh Hutcherson'a da 'En İyi Erkek Oyuncu' ödüllerini kazandırdı. 'En İyi Dövüş' ödülünü 'The Hobbit' serisinin 'The Desolation of Smaug (Smaug'un Çorak Toprakları)' adlı ikinci filminde Orklara karşı büyük mücadele veren Orlando Bloom ve Evangeline Lilly kazandı. Türkiye'de 'Bu Nasıl Aile' adıyla gösterime giren 'We're the Millers' filminin yıldızları Emma Roberts, Jennifer Aniston ve Will Poulter'ın 'En İyi Öpücük' ödülünü paylaştığı gecede, filmin genç oyuncusu Will Poulter'a ayrıca 'En Başarılı Performans Ödülü' verildi. 'The Wolf of Wall Street' (Para Avcısı) filminde oynayan Jonah Hill, geceden 'En İyi Komedi Performansı' ödülü ile ayrılırken filmin başrolündeki Leonardo DiCaprio, MTV tarafından 'En İyi Sahne' ödülüne layık görüldü. 'That Awkward Moment' filminin yıldızı Zac Efron, 'En İyi Üstsüz Performans' ödülünü aldı. 'Divergent' filminde Shailene Woodley'in can verdiği Tris, 'En Sevilen Karakter' ödülüne layık görülürken 'Man of Steel' (Çelik Adam) filminde Shailene Woodley'in oynadığı Clark Kent de 'En İyi Kahraman' ödülünü kazandı. 'En İyi Kötü Karakter' ödülü, 'Oz the Great and Powerful' (Oz Büyücüsü) filminde cadı kardeşlerden birini oynayan Mila Kunis'e, 'Ekranda En İyi Değişim' ödülü de 'Dallars Buyers Club' (Sınırsızlar Kulübü) filmi ile bu yıl En İyi Yardımcı Oyuncu Oscar'ını kazanan Jared Leto'ya verildi. 'World War Z.' (Dünya Savaşı Z.) filminde zombilere karşı yaşam mücadelesi veren Brad Pitt, 'En Korkutucu Performans' ödülüne layık görüldü. 'En İyi İkili' ödülünü ise 'Fast & Furious 6' (Hızlı ve Öfkeli 6) filminin trafik kazasında yaşamını yitiren yıldızı Paul Walker ile Vin Diesel kazandı. MTV ödülleri, izleyicilerin oyları ile belirleniyor.AA
Reklam
Engel-SİZ 8 Film
Otizm, sosyal ve iletişim becerilerini engelleyen bir genel gelişim bozukluğudur. Küçük yaşlarda ortaya çıkar ve otistik çocuklar öğrenme ve algılama bozukluğu çekerler. Her ne kadar bir çokları otistik çocuklara 'aptal, idiot' gözüyle baksalar bile bir çoğu normal zeka seviyesindeyken sadece bunu dışa vurmakta, eyleme geçirmekte güçlük yaşarlar. Bu çocukların yaşamlarına dokunan bazı filmler yapılmıştır.
Düğün Dernek Tahtını Kaptırdı
Recep İvedik 4, en çok izlenen film rekorunu 'Düğün Dernek'ten devraldı. Şubat ayında gösterime giren ve ilk hafta sonu seyirci rekoru kıran 'Recep İvedik 4', 6 milyon 912 bin 803 izleyiciyle en çok izlenen film rekorunu 'Düğün Dernek'ten devraldı. Şahan Gökbakar'ın başrolünü üstlendiği ve kardeşi Togan Gökbakar'ın yönettiği 'Recep İvedik 4', daha önce yayınlanan ilk 3 filmin başarısının üzerine çıktı. AA muhabirinin 'Box Office Türkiye' sitesinden derlediği bilgilere göre, gösterime girdiği 21 Şubat'tan itibaren rekorlar kıran film, ilk hafta sonu 1 milyon 641 bin kişi tarafından izlendi ve ilk hafta sonu izlenme rekorunu ele geçirdi. İkinci hafta sonu 1 milyon 161 bin, üçüncü hafta sonu ise 662 bin kişiyi sinemalara çeken film, ikinci ve üçüncü hafta sonu izlenme rekorunu da kaptırmadı. 7 haftadır sinemalarda izleyicisiyle buluşan film, gösterime girdiği tarihten bugüne kadar 6 milyon 912 bin 803 kişi tarafından izlenerek daha önce en çok izlenen film rekorunu 6 milyon 880 bin 917 izleyiciyle elinde bulunduran 'Düğün Dernek' filminin rekorunu elinden aldı. İlk hafta sonu 17 milyon 530 bin 953 lira hasılat elde eden film, 7 haftada 68 milyon 420 bin 442 liralık hasılatıyla 68 milyon 32 bin 508 lira gişe elde eden 'Düğün Dernek'in gişe rekorunu da elde etmiş oldu. 'Düğün Dernek'in 18 haftada elde ettiği seyirci sayısını 7 haftada egale eden filmin, yıl sonuna kadar 2 milyon izleyici rakamını geçeceği tahmin ediliyor.  AA
Reklam
Pişman Etmez Bu Aşk İnsanı
Sinema tarihinin en etkileyici yönetmenlerinden İstanbul doğumlu Elia Kazan’ın mektupları, kitaplaştırıldı. Kazan’ın mektupları, 22 Nisan’da ABD’de Selected Letters of Elia Kazan adıyla yayımlanacak. Seçki, 2003’te 94 yaşında hayatını kaybeden yönetmenin etraflıca bir portresini çizmese de, 20’nci yüzyılın en büyük yönetmenlerinden birinin zihnine ışık tutması bakımından önem taşıyor. Elia Kazan’ın mektupları, Hollywood’un altın çağında şöhretin doruklarında gezen yıldızlar hakkında yönetmenin görüşlerini de içeriyor. Kazan; Warren Beatty’den Marlon Brando’ya, Paul Newman’dan James Dean’e pek çok isim hakkında düşündüklerini açıkça kaleme almış. Kitapta, yönetmenin eşini Marilyn Monroe’yla aldattığını itiraf ettiği bir mektup da yer alıyor. Kazan, eşi Molly Day Thatcher’a yazdığı mektupta, Hollywood’dan ne denli nefret ettiğini de belirtiyor: “Acı acı, deli gibi nefret ediyorum. Farkında olmadan çürümenin farklı evrelerinde salınan çok çok iyi insanlarla dolu... Ve çok süslü olmasının dışında mezar gibi, kabir gibi, mezar çukuru gibi bir yer.” Marilyn’e yardım ettim hiç de pişman değilim ElIa Kazan, 1955’te eşi Molly Day Thacher’a yazdığı mektubunda, Marilyn Monroe ile ilişki yaşadığını itiraf ediyor. Kazan, mektubunda eşini incittiği için utandığını ama üzgün olmadığını yazıyor: “Utandığım şey hakkında sana yazamamamın nedeni, utanmam. Seni incittiğim için utanıyorum. Öte yandan, suçlu ve aşağılık hissetmek zorunda kaldığım için de içerliyorum. “Hiçbir anlamı yoktu, demek yerinde olabilir. Ama insanî bir tecrübeydi ve eğer senin için bir önemi varsa gayet insanî bir şekilde başladı. Sevgilisi yeni ölmüştü. Adamın ailesi, naaşı görmesine bile izin vermiyordu... Harmon Jones’un setinde tanıştık. Onu gördüğümde gözyaşları içindeydi. Kimsesiz bir çocuk gibi acınası göründüğü için onu yemeğe çıkardım. Bütün akşam hıçkıra hıçkıra ağladı. Onunla ‘ilgilenmiyordum,’ sonraları oldu bu.... Yetenekli, komik, hassas, çaresizdi. Charlie Chaplin’in bütün karakterlerinin vücut bulmuş hâli gibiydi. “Ondan etkilendiğim için hiç utanmıyorum. Onu tanıdığımda bir sokak kedisinden farkı yoktu. Sanırım ona umut verdim. Pazarlandığı gibi, her hareketinden cinsellik akan biri değildi. Öyle biri varsa da, ben bilmiyorum zaten. “Yaşananlar için hiç üzgün değilim. Seni seviyorum ve sana yardım etmek istiyorum. Seni incittiğim için üzgünüm. Gel gör ki, ben de bir insanım. Bir daha olabilir, inkâr edemem. Umarım olmaz, zira daha önce olmaması için çok direndim. Ama bu sefer direnemedim işte. Ona yardım ettim. Eğer dediklerim hoşuna gitmiyorsa ve onurunu korumak adına benden boşanmak istersen, hiç durma. Benden boşanırsan, açıkça söyleyeyim: Yine evlenirim ve çocuk yaparım. Ben bir aile babasıyım ve bu işte çok da iyiyim. Sen ne dersen de, umurumda değil.” Paul Newman, Brando’dan daha erkeksi ElIa Kazan’ın, A Street Car Named Desire/ İhtiras Tramvayı filminde birlikte çalıştığı Marlon Brando’yla yakın bir dostluğu vardı. Ne ki, yönetmenin, aktör hakkındaki şüpheleri de uzun süre devam etti. Kazan, senarist Budd Schulberg’e yazdığı 1953 tarihli mektubunda başrolü Brando’ya vermek konusunda şüpheleri olduğunu yazıyor. “Bu iş için Brando diye tutturmayacağım. Hatta çok yanlış bir seçim olur bence... Eğer Brando’yu alamazsak, benim oyum Paul Newman’dan yana. Bu çocuk, kesinlikle büyük bir film yıldızı olacak. En az Marlon Brando kadar yakışıklı, ayrıca ona kıyasla daha erkeksi.” Brando’nun başrolde olduğu Rıhtımlar Üstünde; En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo da dâhil olmak üzere sekiz dalda Oscar kazanmıştı. Yakışıklısın, daha ne istiyorsun be adam ElIa Kazan’ın 1961 tarihli A Splendor in the Grass/ Aşk Bahçesi filminde Warren Beatty ve Natalie Wood başrolde yer alıyordu. Film sırasında Kazan, adeta Beatty’nin akıl hocası oldu. Ne ki, yönetmen Beatty’ye eleştirilerinde lafını hiç sakınmıyor. Kazan, 1963 tarihli mektubunda Warren Beatty’den “diva gibi hâl tavrına bir ket vurmasını” istiyor: “Sevgili Warren Beatty, arkadaşının sabırsızlığını mazur gör. Ama Maryland’deki herkesin burnundan getirdiğini duyduğumda umutsuzluğa düşüyorum... Her şeyin var: Yakışıklısın, zekisin, yeteneklisin. Ziyan etme bunları.” ElIa Kazan, yazar John Steinbeck’e yolladığı mektubunda East of Eden/ Cennet Yolu romanının beyazperde uyarlaması için uygun başrolü bulmakta yaşadığı zorlukları anlatıyor. Kazan, film için en uygun oyuncunun James Dean olduğunu yazıyor Steinbeck’e: “Şu Jimmy Dean’de karar kılmadan önce pek çok çocuğa baktım. Brando’nun endamı onda yok ama çok daha genç ve çok ilginç bir karakteri var; cesur ve kendine özgü bir tuhaflığı var. Ne olduğunu bilmiyorum ama “gerçek bir sorunu” var. Biraz aylak bir tip ama çok iyi bir oyuncu ve ehveni şer bence.”Taraf
“Seks Kasedi” Geliyor
Romantik komedilerin aranan ismi Cameron Diaz, olay yaratacak bir filmle geliyor. 42 yaşındaki güzel oyuncu Cameron Diaz yeni bir romantik komedi filminde rol aldı. “Seks Kasedi” adlı romantik komedide Cameron Diaz ve Jason Segel rutin ilişkilerini canlandırmak için bir seks kaseti çeken evli bir çifti canlandırıyor.Filmin 2 Eylül’de gösterime girmesi planlanıyor.haber kaynağı: sanattakvimi.info/sinema
Reklam