onedio
8 Yeni Film Vizyonda
Bu hafta 6 yabancı ve 2 yerli film vizyona girecek. 'Kendime İyi Bak' ve 'Hayat Sana Güzel' adlı Türk filmleri, sinemaseverlerle buluşacak. Kendime İyi Bak Serhan Arslan ile Ruhi Yapıcı'nın yazıp yönettiği ilk filmleri 'Kendime İyi Bak'ın başrollerini, Aslı Tandoğan, Çağdaş Onur Öztürk ve Begüm Birgören paylaştı. Aşkın farklı hallerini, iki kadın ve bir erkeğin etrafında, incelikle ve akılalmaz bir fedakarlıkla ören filmin çekimleri, İstanbul ve Polonezköy'de gerçekleştirildi. 'Hayat Sana Güzel' Yapımcılığını Türker İnanoğlu'nun, yönetmenliğini Murat Şeker'in yaptığı 'Hayat Sana Güzel'in senaryosunu Gül Abus yazdı. Başrollerini Şevket Çoruh, Hande Katipoğlu, Tuba Ünsal, Timur Acar ve Dilberay'ın paylaştığı filmin konusu özetle şöyle: 'İstanbul'un büyük inşaat şirketlerinden birisinin sahibi olan Azmi, Güneydoğu Anadolulu toprak ağası çok zengin bir ailenin oğludur. Güzel eşi ve oğluyla yolunda giden, mutlu bir evliliğe sahiptir. Azmi'nin baş edemediği kabusu, ölüm korkusudur. Tahlillerinin sonucunu öğrenmek için gittiği hastanede, iki aylık ömrü kaldığını öğrenen Azmi, büyük bir şok geçirir. Kendisine cennet kapılarını açmak için hazırlıklar yapmaya başlar.' 'Rio-2' Dünya çapında izlenme rekorları kıran 'Ice Age', 'Ice Age: Dinozorların Şafağı' ve 'Ice Age: Kıtalar Ayrılıyor' filmlerinin yönetmeni Carlos Saldanha'nın son filmi 'Rio-2' vizyona girecek. Saldanha, doğduğu şehir Rio'yu bir bir kuşun hayat hikayesiyle beyaz perdeye taşıdığı filmin senaryosunu, Don Rhymer ile yazdı. Filmin müziği Brezilyalı besteci John Powell ve Brezilyalı efsane müzisyen ve filmin müzik yapımcısı Sergio Mendes'in rehberliğindeki ekiple oluşturuldu. Devam filmi Rio'nun konusu özetle şöyle: 'Mavili ve Harika, aileleriyle şehirde evcilleştirilmiş bir yaşam sürer. Çocuklarından Bia, gagasını kitabın içinden çıkarmayan, olayları ve figürleri beyninde çalkalamayı seven bir çocuktur. Tiago ise genç ve maceraya her zaman hazır biridir. Carla, koruyucu ailesi ile arasında ufak bir mesafe bırakan ve müzik ile ilgili yeteneğini göz önüne çıkartmaya çalışan bir çocuktur.' 'Joe' 'George Washington' ile New York Film Critics Circle'da 'En İyi İlk Film' ve Toronto Film Festivali'nde 'Keşif Ödülü', 'Yolların Prensi' ile 2013 Berlin Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen Ödülü' kazanan yönetmen David Gordon Green'in son filmi 'Joe', sinemaseverlerle buluşacak. Uluslararası festivallerden tam not alan filmde, Oscar ödüllü oyuncu Nicolas Cage'e, Tye Sheridan, Adriene Mishler, Heather Kafka ve Ronnie Gene Blevins eşlik etti. Filmin konusu özetle şöyle: 'Joe, Gary Jones ve sefalet içindeki babasını, bir kereste şirketindeki ağaç zehirleme ekibine alır. Joe, Gary'de farklı bir şeyler olduğunu hisseder. Gary, hayatında bir gün bile okula gitmemiştir ama yine de ailesine bakmak, babası sinirlendiğinde kız kardeşini korumak ve daha iyi bir gelecek umuduna tutunmak zorundadır. Joe ve Gary, aralarında sıra dışı bir bağ geliştirirler. Gary, üstesinden gelemeyeceği güçlükte bir tehlikeyle karşı karşıya geldiğinde, Joe'dan yardım ister.' 'Hayaletli Ev' Vincenzo Natali'nin yönettiği ve Abigail Breslin, Samantha Weinstein, Stephen McHattie ile David Hewlett'in oynadığı 'Hayaletli Ev/Haunter', vizyona girecek. Haftanın korku ve gerilim yüklü filminde, genç yaşta hayatını kaybeden Lisa'nın öyküsü beyaz perdeye gelecek. 'Kaptan Amerika: Kış Askeri' Konusu ilk kez 1941'de yayınlanan ve popülerliğini hiçbir zaman kaybetmeyen Marvel çizgi romanlarına dayanan 'Kaptan Amerika: Kış Askeri/Captain America: The Winter Soldier'ın yapımcılığını Kevin Feige, yönetmenliğini ise Anthony ve Joe Russo üstlendi. Senaryosu Christopher Markus ve Stephen McFeely'in yazdığı filmin oyuncu kadrosunda, Chris Evans, Scarlett Johansson, Sebastian Stan, Anthony Mackie, Cobie Smulders, Frank Grillo, Emily Van Camp, Hayley Atwell ile 'Alexander Pierce' rolünde Robert Redford ve 'Nick Fury' rolünde Samuel L. Jackson yer aldı. Filmin konusu özetle şöyle: 'S.H.I.E.L.D. üyesi bir arkadaşı saldırıya uğrayınca Steve, dünyayı tehlikeye atan bir entrika ağının içine çekilir. Kara Dul (Black Widow) ile güçlerini birleştiren Kaptan Amerika, kendisini susturmak için gönderilen profesyonel katillerle savaşırken, bir yandan da giderek genişleyen bir komployu ortaya çıkarmak için çabalamaktadır. Bu kötü niyetli oyunun foyası meydana çıkınca, Kaptan Amerika ve Kara Dul, yeni arkadaşları Falcon'dan yardım ister. Fakat kısa süre sonra kendilerini hiç beklenmedik ve zorlu bir düşmanla; 'Kış Askeri' ile karşı karşıya bulurlar.' 'Hızlı ve Korkusuz' Yönetmen Mukunda Michael Dewil'in son filmi 'Hızlı ve Korkusuz'un yapımcılığını, Ryan Haidarian ve Peter Safran üstlendi. Filmde, geçen yıl hayatını kaybeden Paul Walker ile Naima McLean, Gys de Villiers, Leyla Haidarian rol aldı. Filmin konusu özetle şöyle: 'Michael, son 5 yıl içinde hiç görmediği karısını görebilmek için tahliye koşullarını hiçe sayan bir eski suçludur. Havaalanından kiralığı araç, son dakika yaşanan bir elektrik kesintisi ile karışmıştır. Araçtan kendisine ait olmayan bir telefon sesi duyar. Muhtemelen daha önceki müşterilerden kalmış bir telefon. Sıkışan trafikte ise araba koltuğunun altında uğursuz görünümüyle bir silah saklı olduğunu fark eder. Telefon çalar... 'Mesajı aldın' der bir ses ve telefon kapanır. Beklenmeyen bir olayın içinde yanlış arabanın sürücü koltuğunda yanlış bir adamdır artık.' 'Büyük Budapeşte Oteli' Yönetmen Wes Anderson'ın 'bu zamana kadar yaptığım filmlerin tamamının ruhunun buluştuğu bir yapım oldu' sözleriyle ifade ettiği 'Büyük Budapeşte Oteli/The Grand Budapest Hotel' vizyona girecek. Ralph Fiennes, F. Murray Abraham, Mathieu Amalric ile Adrien Brody'nin oynadığı film, iki savaş arasındaki dönemde ünlü bir Avrupa otelinde kapı görevlisi olarak çalışan Gustave H. ile lobi görevlisi Mustafa'nın arkadaşlık hikayesini anlatıyor. Muhabir: Sibel Kurtoğlu | AA
Beş Sinema Zincirine 'Film' Cezası!
Rusya’nın üçüncü en büyük şehri Novosibirsk’de beş sinema zinciri, Martin Scorsese’nin son filmi 'The Wolf of Wall Street' filmini gösterdiği için 68 bin Euro’luk para cezasına çarptırıldı. The Moscow Times gazetesinin haberine göre, bölgedeki narkotik birimine gelen şikayet sonucu ceza kararı çıktığı belirtildi. Medyatava
Kubrick: Bir Sinema efsanesi(En iyi filmler içerir)
Stanley Kubrick! Sinemanın ego duvarı, kadrajların kaptanı. Görüntü yönetmenlerinin erotik rüyası,  kameranın başına gelebilecek en iyi şeylerden biri. Kendisiyle çalışan herkesi çıldırtacak kadar gıcık, ama seyirciyi kendine hayranı bırakacak kadar zeki bir prens.Daha gençken kararlı bir şekilde söylemiş olduğu sözler bugün bizi mest eden onlarca eserin çıkmasını sağlamıştır. Yaşadığı döneme kadar yapılmış hemen hemen tüm filmleri izleyen fotoğrafçı Kubrick'in ağzından dökülen şu büyülü sözler; ''Ben bu filmlerden daha iyisini çekerim'' sinemanın kalıplarını değiştirecek bir dizi atılımın miladın başlangıcı sayılabilir. Tıpkı, Tarantino ve David Lynch gibi sinema okulu mezunu Stanley Reis, sinema severleri görsel şölene çekmek için okul sıralarında bilet satmaya ihtiyaç duymamış.Küçük bir egosantirik müstesna ile doyumsuz biyografik spoiler'larımıza son verip, filmlerimize geçelim.''Steven Spielberg ölüyor ve cennete gidiyor. Ancak incili kapıdan içeri girmesi engelleniyor. Çünkü tanrı yönetmenleri Sevmiyor. Aynı anda içeriye bisikletiyle, üzerinde yırtık bakımsız eşofmanları ve jimnastik ayakkabılarıyla birisi giriyor. Spielberg: 'İyi de bu Kubrick degil mi?' diye soruyor. Hayır diyor aziz: Tanrı o, ama kendisini Stanley Kubrick sanıyor.PS: Soyadını 'Küubrik' olarak değil, 'Kuubrik'' olarak okumalısınız. Çünkü kendisi öyle diyor. (Spoiler vermeden duramayacağız.)PPS: Bu sunumda yönetmenin 64'ten sonra çekmiş olduğu filmler incelenmiştir. Öncesi neden yok diye soracak arkadaşlar, yönetmenin erken dönem sinemasıyla ilgili cahil olduğumuzu düşünüp derin bir gaflet içine düşmesinler lütfen. Sadece sizleri sıkmamak için. Yoksa Kubrick ile ilgili olarak, torunlarından daha çok konuşur ve ondan bahsederdik. Kam on.
Hollywood'da Irkçılık Çizgi Filmlere Kayıyor
'Çılgın Hırsız 2 / Despicable Me 2' filminin kötü karakteri El Macho, Meksikalı kötü adam stereotipinin tüm özelliklerine sahip. Hollywood filmlerinde farklı etnik kökenlerden gelen karakterler daha sık ve olumlu şekilde yansıtılırken, animasyon dünyasının daha çok yolu var Guardian gazetesinde Steve Rose imzasıyla yayımlanan bir haberde, ırkçılığın Hollywood çizgi filmlerinde kendisine sağlam bir yer bulduğu öne sürüldü. Siyahi yönetmen Steve McQueen'in çektiği '12 Yıllık Esaret' filminin ve Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron'un 2014 Oscarları'ndan ödülle ayrılması, Hollywood'un ırkçılığının kırılmaya başladığına dair bir işaret olarak görülmüştü. Ancak Rose'a göre ırkçı yaklaşım ortadan kalkmak yerine animasyon film dünyasına doğru ilerledi. Rose, kötü karakterlerin ağırlıklı olarak Meksikalılardan oluştuğu, geçen senenin gişe şampiyonlarından 'Çılgın Hırsız 2 / Despicable Me 2' filminin kötü adamı El Macho, bazı filmlerde sadece beyaz karakterlere yer verilen Oscar ödüllü 'Karlar Ülkesi / Frozen' göz önüne alındığında Hollywood'da ırk stereotiplerinin animasyon filmler üzerinden tüm gücüyle devam etmekte olduğunu ifade ediyor.Milliyet Sanat
Reklam
Terkedilmiş Star Wars Setinden İlginç Görüntüler
2010 yılında fotoğrafçı Ra di Martino, Tunus'taki terk edilmiş Star Wars film setine gitmiş orayı fotoğrfalamış. Buradaki set 1976'daki film için kullanılmıştı. Fotoğrafçının bu fotoğraf serisi 'No More Stars' başlığıyla anılıyor. Martino bu setlerin kullanımdan sonra terk edildiğini ve kimsenin zaten gitmediği bir yerde yerel yetkilileri rahatsız etmediğini belirtiyor. Bunca yıl sonra bu terk edilmiş film setleri eskiden kalma birer tarihi kalıntı gibi görünüyor. Sıcak ve kum setin bir kısmına tabi zarar vermiş. Bir grup Star Wars hayranı 2012'de bir kampanya başlatarak bu setlerin onarılması için para toplamışlar. Ra di Martino'nun portföyü için bkz. radimartino.com ve radimartino.tumblr.com
Reklam
Üniversitede Nymphomaniac'la Sansürü 'Sıfırlıyorlar'
Lars von Trier'in Türkiye’de sinemalarda gösterimi yasaklanan filmi “Nymphomaniac” “sansürü sıfırladık” diyen üniversitelilerce perdeye taşınıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sinema Topluluğu (ODTÜ SİTop) , Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (bü(s)k), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Sinema Topluluğu , İstanbul Üniversitesi (İÜ) Diş Sinema ’nın düzenlediği gösterimler bugün ve yarın kampüslerde gerçekleşecek. Dört üniversiteden dört öğrenci kulübünün açıklamasında şu ifadeler yer alıyor. 'Bir demokrasi trolü olan 'uzun adam'ın her söylemini eyleme dönüştüren devlet bürokrasisiyle karşı karşıyayız. 'BÜ(S)K, ODTÜ SiTop, İTÜ Taşkışla Sinema ve İstanbul Üniversitesi Diş Sinema olarak yasaklara ve antidemokratik uygulamalara karşı, gösterimi yasaklanan NYMPHOMANIAC filmini eşzamanlı perdeye taşıyarak 'sansürü sıfırlıyoruz. 'Sokakta katil, evinde hırsız hükümet; sinema öldürüp avm yapıyor, fonlarımızı çalıp muhafazakar sanat üretimini dayatıyor. 'Tüm antidemokratik, baskıcı, otoriter uygulamalar karşısında filmsever herkesi sinemalarına, üretimlerine, özgürlüklerine, söz söyleme haklarına; hayatlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.' 14 Mart Cuma günü vizyona girmesi beklenen “Nymphomaniac” filminin Türkiye çapında sinemalarda gösterilmesi 3 Mart’ta yasaklandı. Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Alt Kurulu, filmi izledikten sonra herhangi bir değerlendirmede bulunmadan kararı Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’na bıraktı. Üst Kurul iki üyenin itirazlarına karşın filmin sinemalarda gösterilmemesine karar verdi. !f İstanbul Film Festivali'nde Lars von Trier tarafından sansürlenmiş versiyonuyla gösterilen film İstanbul Film Festivali bünyesinde izleyiciyle buluşuyor. 'Nymphomaniac', 50'li yaşlarının başındaki bir kadının çocukluğundan itibaren ilişkilerini anlatıyor. Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Jamie Bell, Uma Thurman, Willem Dafoe gibi oyuncuların rol aldığı film, geçen ay Berlin Film Festivali'nde sansürsüz olarak gösterilmiş ve eleştirmenlerden övgüler almıştı. Gösterimler:ODTÜ, Pazartesi/Salı, 19:00, Fizik U-3 AmfisiBoğaziçi Üniversitesi, Salı 17:30, İbrahim Bodur SalonuİTÜ, Salı 19:00, Taşkışla Salon 213İÜ, Çarşamba 16:30, Prof. Dr. Altan Gülhan Salonu Bianet
'Nuh: Büyük Tufan' İçin Türkiye'den İlk İtiraz Geldi
Avukat Yusuf Erikel, ''Nuh: Büyük Tufan'' filminin gösterilmesinden önce, ''filmin, senaristin kurgusu olduğu ve Kuran-ı Kerim'de bahsedilen Hz. Nuh ile alakası olmadığına'' ilişkin bir metnin yayımlanması için İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine başvurdu.Başvuruda, Türkiye'deki sinemalarda yayınlanan, DVD kopyaları da piyasaya sürülecek olan filmin 'Allah'ın peygamberi Hz. Nuh'un şahsiyetini rencide ettiği ve inançlara aykırı olduğu' ifade edildi ve bu nedenlerle filmin gösteriminden önce şu metnin yayımlanmasına karar verilmesi istendi: 'Saygıdeğer izleyiciler, seyretmekte olduğunuz bu film, tamamıyla filmin senaristinin kendi kurgusu olup, bu filmdeki Hz. Nuh karakterinin ve anlatılan olayların İslam inancıyla, Kuran-ı Kerim'de bahsedilen Büyük Peygamber Hz. Nuh ile alakası yoktur. Hz. Nuh, Kuran'da övülen büyük bir peygamber olup, İslam inancına göre peygamberler günah işlemekten münezzehtir. Saygılarımızla siz sayın izleyicilere duyurulur.' İhtiyati tedbir talebinde 'karşı taraf' Kültür ve Turizm Bakanlığı ile filmin yayın hakkı sahibi şirket olarak gösterilirken, mahkemeden, kararın bir nüshasının bakanlık, bakanlığın il müdürlükleri ve RTÜK'e gönderilmesi de talep edildi. Avukat Erikel, dilekçesinin sonunda, 'Davacı, talepte bulunan, Hz. Nuh'un sonraki kuşaktan torunu olan, inanan mümin' ifadesine yer verdi.Film daha önce Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya’da yasaklanmıştı.AA
Reklam
25 Farklı Dilde 'Let it Go'
'Frozen' film müziğine her geçen gün yeni bir versiyon daha ekleniyor. 25 farklı ülkenin sanatçıları bir araya gelerek 'Let it Go' parçasını 25 farklı dilde seslendirdiler.
Kemerlerinizi Bağlayın
İtalya’da yaşayan ünlü yönetmen Ferzan Özpetek yine seyirciyi derinden etkileyecek tutkulu ama bir o kadar da dramatik bir aşk hikayesi yarattı.Ülkemizde 14 Mart’ta vizyona giren yeni filmi “Kemerlerinizi Bağlayın/ Allacciate le Cinture” ünlü yönetmenin son filmlerine göre pek neşeli bir film sayılmaz. Filmi izlemeye başladığınızda kendinizi çok derin bir aşk hikayesinin içinde bulacağınızı zannedip bir anda kanser hastalığının korkunç etkileriyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Ferzan Özpetek bu sefer, izleyicinin eğlenceli, bol kahkahalı ve kalabalık İtalyan ailelerinin gürültülü akşam yemekleriyle geçen senaryo beklentilerinin tam tersi ile karşımızda. İzleyicinin hayata ve kansere isyan edip hüngür hüngür ağlamasına sebep olabilecek kadar dramatik bir senaryo yazmış Özpetek, ünlü senarist Gianni Romoli ile birlikte. Film, iki kişinin aşkından çok, Kessia Smutniak’ın canlandırdığı Elena karakterinin yıllar boyu geçirdiği değişimi ve olgunlaşmasını ele alıyor. Diğer başrol oyuncusu yani esas adamımız Antonio (Francesco Arca) ise diğer oyunculara kıyasla biraz sönük kalıyor. Kendisinin ilk sinema deneyimi olmasına rağmen filmin bir kısmında canlandırdığı 13 yıl sonraki Antonio için 12 kilo alması yine de takdir edilemeyecek bir durum değil. Film, Elena ve Antonio’nun çekişmeli ama bir o kadar da tutkuyla anlatılan aşkıyla başlayıp bir anda 13 yıl sonrasına geçiliyor. Bu tip geçişler her zaman izleyicinin dikkatini çekmiş ve filmi sıradan bir romantik- komedi havasından çıkartıp daha heyecanlı bir aşk filmine dönüştürmüştür. Ancak Ferzan Özpetek bunu bir çok karakteri tanıtmadan ve bazı olayların ucunu açık bırakarak yapmış. E haliyle bu durum izleyicinin kafasında tam Elena ve Antonio’nun tutkulu aşkıyla oluşmuş kalplerin soru işaretlerine dönüşmesine neden oluyor. Çünkü filmin devamında gördüğümüz çift hiç de birbirine inanılmaz derecede aşık ve tutkulu bir çift değil. Ta ki Elena’nın tedavisi sırasında Antonio ile arasında geçen olaylara tanık olana kadar. Gelelim filmde bizlere tanıdık gelen ve Ferzan Özpetek filmlerinde her zaman olan detaylara. İlk olarak filmdeki aile bireyleri çok sempatik ve aralarında sürekli bir didişme durumu olsa da birbirlerine son derece bağlılar. Bunları Elena’nın ailesi için söylüyoruz çünkü esas erkek Antonio’nun ailesi anlatılmıyor filmde. Bir başka güzellik ise tabi ki müzikler. Ferzan Özpetek her zamanki gibi müzik seçimleri ile izleyiciyi senaryonun içine çekmeyi çok iyi başarıyor. Diğer filmlerinde genelde Sezen Aksu parçalarına yer veren yönetmen bu defa Aynur Doğan’ın seslendirdiği kürtçe “Bexo” parçası ile izleyiciye bambaşka bir müzik keyfi sunuyor. Filmde Özpetek’in diğer filmlerinden tanıdığımız yüzler de var Paola Minaccioni (Egle) ve Elena Sofia Ricci ( Dora) gibi. Filmin en çok güldüren karakterleri diyebiliriz onlar için. Filmde çok kısa yer verilen Elena’nın en yakın gay arkadaşı Fabio (Flippo Scicchitono) filme yakışıyor ve rahat tavırlarıyla izleyiciyi etkiliyor. Filme yüzeysel bir şekilde baktığınızda bir aşk filminde dikkat çekebilecek çoğu unsur var; yasak aşk, tutku, aldatma, sadakatsizlik ve dram. Ancak tüm bunlar bir arada kullanılmak istenirken izleyicinin kafasında nasıl, neden, ne oldu gibi sorular oluşuyor. Kimi izleyiciye göre filmi iyi yapan şey bu soru işaretlerinin oluşması aslında ama kimine göre de filmde ‘tamamlanmamış’ duygusu yaratıyor. Tüm bu tartışmalar izleyicinin film hakkında konuşmasını sağladığı için aslında senarist ve yönetmenin kıvrak zekasına hayran kalmamak elde değil. Ferzan Özpetek’in 10. filmi Kemerlerinizi Bağlayın’ı olumlu ve olumsuz yanlarıyla ele aldık. Eğer İtalyan sineması sizin de ilginizi çekiyorsa izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle meme kanserine ilgi çekmek açısından son derece önemli. İstanbul Bilgi Üniversitesi iletişim Fakültesi öğrencisi Selin Tunca’nın yazısı zete’nin genç dergisi Üniverzete‘den alınmıştırZete
Russell Crowe’un Filmi Bir Ülkede Daha Yasaklandı!
Russell Crowe’un başrolünde oynadığı, ‘Nuh: Büyük Tufan’ filmi, İslami gerekçelerle Malezya’da da yasaklandı. Malezya Film Sansür Kurulu Başkanı Abdül Halim Abdül Hamid, kararın iki hafta önce alındığını söyleyerek “Bir peygamberin yüzünün gösterilmesi İslam’da yasaktır. Eğer film Malezya’da gösterilseydi çok fazla tepkiye yol açabilirdi” dedi. Film, daha önce Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri’nde de yasaklanmıştı. Mısır’daki El Ezher Üniversitesi de filmin yasaklanması yönünde fetva vermişti. Turkhishny
Reklam
Reklam
Bu Hafta 10 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 6'sı yabancı 10 film vizyona girecek. Haftanın merakla beklenen filmi 'Nuh: Büyük Tufan/Noah', bugün seyirciyle buluştu.Nuh: Büyük TufanHaftanın merakla beklenen filmi 'Nuh: Büyük Tufan/Noah', bugün seyirciyle buluştu. Cesaret, fedakarlık, umut ve kurtuluşun ilham veren hikayesini anlatan filmi, 1998 yılında çektiği 'Pi' filmiyle Sundance Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazanan Darren Aronofsky yönetti. Hz. Nuh'u, 'Gladyatör' filmindeki performansıyla 'En İyi Erkek Oyuncu' Oscar'ı kazanan Rossel Crowe'un canlandırdığı filmde, Emma Watson, Logan Lerman ile Jennifer Connely kamera karşısına geçti. Kutsal kitaplarda da geçen Nuh tufanını konu alan film, 130 milyon dolarlık bütçeyle çekildi. 'Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol' Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela'nın yaşamını konu alan 'Mandela: Özgürlüğe Giden Yol' filmi, haftanın merakla beklenen yapımlarından... Hayatını ayrımcılığa karşı mücadeleye adayan ve 2013 yılının Aralık ayında hayatını kaybeden Mandela'nın, siyaseti bıraktıktan sonra kaleme aldığı otobiyografisinden beyazperdeye aktarılan film, Güney Afrikalı liderin tüm hayat hikayesini anlatan ilk film olma özelliğini taşıyor. Yönetmenliğini Justin Chadwick'in üstlendiği filmde, Mandela'yı 'Pasifik Savaşı', 'Prometheus' ve 'Thor' gibi filmlerde rol alan İngiliz oyuncu İdris Elba, Mandela'nın eşi Winnie Madikizela Mandela'yı ise 'Karayip Korsanları' ve 'Skyfall' ile dikkati çeken Naomie Harris canlandırdı. Filmde, Nelson Mandela'nın küçük yaşta çobanlık yaptığı Transkei köyündeki çocukluk yıllarından, Güney Afrika'nın demokrasiyle seçilmiş ilk başkanı olduğu döneme kadar olan etkileyici hayat hikayesi anlatılıyor. 'Çocuk Büyütme Rehberi' Meksika Acapulco'da çekilen 'Çocuk Büyütme Rehberi', oyuncu Eugenio Derbez'in yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metrajlı filmi. Bir baba-kız hikayesini beyazperdeye taşıyan filmde, Derbez aynı zamanda 'Valentine' adlı bir babayı canlandırıyor. Filmde, Derbez'e Loreto Peralta, Jessica Lindsay, Daniel Raymont eşlik ediyor. Sanat yönetmenliğinde 'Robin Hood', 'Blood Diamond', 'Wrath of Titans' gibi önemli yapımlardan hatırlanan Jordan Crock'ın yaptığı filmin müzik tasarımında ise Bafta, Goya, Ariel ödüllü Martin Hernandez bulunuyor. 'Baskın-2' Devam filmi 'Baskın-2/The Raid 2: Berandal'i de ilk filmde olduğu için Gareth Huv Evans yönetti. Iko Uwais, Arifin Putra, Oka Antara ile Tio Pakusadewo'nun oynadığı filmin konusu özetle şöyle: 'Tahmin ettiğinden çok daha zorlu olan baskın operasyonuyla çeteyi çökerten Rama, yeraltı dünyasının çok daha büyük isimlerinin dikkatini çeker. Ailesi tehlike altındadır, karısını ve yeni doğmuş bebeğini korumanın tek bir yolu vardır. Yeraltı dünyasına casus olarak girecek ve yozlaşmış sistemin çürük halkalarını oluşturan en tepedeki politikacı ve polisleri açığa çıkarmak için aralarına sızacaktır. Rama bu gizli görev için çete liderinin oğlunun ekibine girebilmelidir.' 'Kan Kokusu' Yönetmen Jim Mickle imzası taşıyan ve 2010 yılında olay yaratan 'Meksika' filminin yeniden çevrimi olan 'Kan Kokusu/We Are What We Are' adlı filmin başrollerinde, Bill Sage, Ambyr Childers, Julia Garner ve Kelly McGillis rol aldı. Senaryosunu Jorge Michel, Jim Mickle ve Nick Damici'nin yazdığı filmin konusu özetle şöyle: 'Parkers ailesi, babaları Frank'in katı kurallarıyla herkesten uzak, münzevi bir hayat sürmektedir. Annelerinin beklenmeyen ölümünün ardından Iris ve Rose, küçük kardeşleri Rory'ye göz kulak olmanın yanı sıra geçmişe ait ürkütücü bir sırrın yeni yüklenicileri olacaklardır. Fırtına nedeniyle taşan nehir ailenin sakladığı vahşi sırrın ipuçlarını ortaya çıkarınca, evlerinin kapısı yıllarca uzak durdukları kasabalı tarafından çalınmaya başlanacaktır.' 'Büyüler Evi: Sihirbaz Kedi' 'Sammy'nin Maceraları' ve 'Sammy 2'den sonra uzun metrajlı bir film için fikir arayışı içerisine giren yapımcı ve yönetmen Ben Stassen, 10 yıl kadar önce yapılan 12 dakikalık filmin süresini uzatarak, beyazperdeye taşıdı. Tolga Çevik, Altan Erkekli, Volkan Severcan ile Berna Diribaş'ın seslendirdiği animasyon animasyon filmde, terk edilmiş yavru kedicik Şimşek'in, fırtınadan barınacak bir yer ararken, 'Şöhretli Lawrence' olarak da bilinen emekli sihirbaz Lawrence'a ait gizemli malikaneye gizlice girmesinin ardından yaşananlar anlatılıyor. Film, 3 boyutlu olarak da vizyona girecek. 'Meleklerin Mucizesi' Yönetmen Biray Dalkıran imzası taşıyan 'Meleklerin Mucizesi'nin senaryosunu yapımcı Nur Türkşen, Zeynep Uzma ile birlikte kaleme aldı. Hakan Türkşen, Gaye Gürsel, Cem Kılıç, Altan Erkekli, Ayşen Gruda, Dilek Serbest, Murat Parasayar ve Yıldız Asyalı'nın rol aldığı filmde, geçmişin izlerinden kurtulamayan ve kendini affedemeyen Hakan'ın mucizelerle dolu hayatının hikayesi aktarılacak. 'Bırakmak İstiyorum' Sigarayı bıraktırmak amacıyla çekilen 'Bırakmak İstiyorum' filminin yönetmenliğini Yücel Yolcu yaptı. Sigarayı bıraktırma terapisti Emre Üstünuçar'ın 10 yıllık tecrübeleri ışığında sigara bağımlılığına ayna tutan filmin yapımcılığını İpek Sorak üstlendi. 'Mandra Filozofu' Müfit Can Saçıntı'nın yönettiği ve Müfit Can Saçıntı, Rasim Öztekin, Ayda Aksel ile Eser Eyüboğlu'nun oynadığı 'Mandıra Filozofu', haftanın yerli yapımlarından... Yapımcılığını üstlenen Birol Güven'in senaryosunu da kaleme aldığı filmin müziklerini Aydın Sarman ve Burcu Güven yaptı. Çekimleri doğal güzellikleriyle dünya çapında ünlenen Bodrum'un Çökertme Köyü'nde gerçekleştirilen 'Mandra Filozofu' adlı filmde, Robinson Crouse hayatı yaşayan felsefe bölümü mezunu Mustafa Ali'nin bir zengin iş adamı ile karşılaşması ve köydeki aile içi çekişmeler eğlenceli bir dil ile anlatılıyor. 'Aşk Oyunu' Yönetmen Umut Yüksel'in senaryosunu Ezgi Yüksel ile birlikte yazdığı 'Aşk Oyunu' adlı filmde, Kemal Uçar, Pınar Göktaş, Lemi Filozof, Ebru Öztürk, Suzan Kardeş, Ali İhsan Varol ve Dilşah Demir'in rol aldı. Galatasaraylı bir karakterin başından geçenlerin anlatıldığı filmin çekimleri, 3 haftada İstanbul ve Bolu'da tamamlandı.AA
Film Müzikleri Zirvede Yarışıyor
2014 yılının geride bıraktığımız ilk çeyreğinde, müzikten genel olarak bahsedecek olsaydık, “Happy” kelimesini birçok kez kullanıyor olurduk. Aralık ayından bu yana dünyada en çok satan şarkı olan ve bu tahtından bir süre daha kalkmayacak gibi görünen Pharrell Williams şarkısı, aslında “Despicable Me 2 (Çılgın Hırsız 2)” filminin soundtrack şarkılarından biri. Filmin çıkışından uzun bir süre sonra popüler hale gelen şarkı daha sonra Pharrell’in yeni albümü “G I R L”ün çıkış parçası olma görevini de üstlendi. Aynı zamanda 86. Akademi Ödülleri’nde ‘en iyi orijinal film müziği’ ödülüne aday gösterilen şarkı, bu ödülü “Frozen (Karlar Ülkesi)” filminin şarkısı olan “Let It Go”ya kaptırmıştı. “Frozen” filminin başrolünü üstlenen ünlü tiyatro sanatçısı Idina Menzel tarafından seslendirilen “Let It Go” ise özellikle küçükler tarafından en çok sevilen şarkı haline gelirken, radyolarda ve dünya listelerinde de hızla yükselmeye devam ediyor. “Let It Go”nun yazarları Kristen Anderson-Lopez ve Robert Lopez çiftine Oscar ödülü kazandıran şarkıyı yazarken ise kendi kızlarından esinlendiklerini dile getirmişlerdi. Lopez çiftinin özel isteğiyle, şarkının daha fazla dinleyiciye ulaşması ve sanatçının geçmişte yaşadığı mücadelelere çağrışım yaptığı için, eski Disney’li ünlü sanatçı Demi Lovato da şarkıyı kaydetti. Şarkının içinde bulunduğu “Frozen” filminin soundtrack albümü ise son yılların en çok satan soundtrack albümlerinden biri oldu. U2’nun“Mandela” filmi için seslendirdiği “Ordinary Love” şarkısı ise gruba Oscar’ı kazandıramasa bile, bu yılın ödül sezonunda Altın Küre’yi evlerine götürdü. Son yıllarda kitap serilerinden çevrilen filmlerin popülerleşmesiyle beraber, bu film serilerinin soundtrack albümlerinde ‘filmden esinlenen şarkılar’ın olduğu yeni albümler çıkarmak da moda oldu. Filmde bulunmayan, ama filmden esinlenen şarkılar trendini “Twilight (Alacakaranlık)” serisi başlattı, sonrasında “Hunger Games (Açlık Oyunları)” serisi devam ettirdi. Taylor Swift’ten Maroon 5’a kadar birçok sanatçının orijinal şarkılar hazırladığı ilk “Hunger Games” filminin albümünden sonra, ikinci filmin albümünde ise Coldplay, Sia, Lorde, Ellie Goulding, The Lumineers, Imagine Dragons ve Christina Aguilera’ya kadar birçok sanatçının yeni şarkılarını duyuyoruz. Gerçekten de filmi anımsatan şarkılara sahip olan bu albümler ciddi satış rakamlarına ulaştı. İlk filmden single olarak piyasaya sürülen Taylor Swift şarkıları “Safe & Sound” ve “Eyes Open”, ikinci filmden ise Coldplay’ın “Atlas” şarkısı birçok ülkede listelere üst sıralardan girmeyi başardı. The Civil Wars’ın arka vokallerde bulunduğu ve klibiyle de büyüleyen “Safe & Sound”, 2013 yılında Taylor Swift’e Grammy ödülü kazandırıp, Altın Küre adaylığı getirmişti. “Atlas” ise bu yılın törenlerinde Coldplay’e de Altın Küre ve Grammy adaylıkları getirdi. Film müzikleri piyasasında en yenilikçi gelişme ise şüphesiz ülkemizde “Uyumsuz” adıyla 24 Mart’ta sinemalarda yerini alacak olan “Divergent” filminin müziklerinde yer alıyor. “Twilight” ve “Hunger Games” serilerini de sinemaya taşıyan Summit Entertainment ve Lionsgate stüdyoları tarafından sinemaya uyarlanan “Divergent” serisine tıpkı az önce bahsi geçen filmler gibi ‘filmden esinlenen şarkılar’ın oluşturduğu bir soundtrack albümü eşlik ediyor. Amerika’da bu hafta piyasaya sürülen albümde eski-yeni 4 Ellie Goulding şarkısının yanı sıra, Zedd, Skrillex, Woodkid, A$AP Rocky ve Snow Patrol gibi birçok sanatçı yer alıyor. Bu albümün yanı sıra, haftaya, filmde çalan fon müziklerinin bulunduğu bir albüm daha piyasaya sürülecek. Junkie XL ve birçok ünlü filmin müziklerinin bestecisi Hans Zimmer tarafından orkestralanan fon müziklerinde olağan dışı olan ise, son zamanlarda büyük üne kavuşan sanatçı Ellie Goulding’in filmin arka fon sesi olacak olması. Yani filmdeki ruh haline göre Ellie Goulding’in büyüleyici sesini, iniş ve çıkışlarda duyuyor olacağız. Filmin single olarak sunulan, Goulding’in seslendirdiği orijinal şarkısı “Beating Heart”ın müzik videosunun tanıtımında, sanatçının filmin başrolündeki aktörlerle verdiği bir röportajda, Hans Zimmer’ın ünlü orkestrasıyla beraber filmi izleyip, izlerken de kendi hislerine göre sesinin orkestra eşliğinde kaydedildiğini açıklamıştı. Zete
Reklam