Uluslararası Boğaziçi Film Festivali Başladı
İkinci kez düzenlenen Uluslararası Boğaziçi Film Festivali başladı. Festivalde 102 ülkeden filmler gösterilecek. 100 yılını geride bırakan Türk sineması'na da özel yer ayrılacak.Boğaziçi Film Festivali, bu yıl 2. kez kapılarını açtı. Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen festivale 102 ülkeden 3 bin 682 film başvurusu yapıldı.Festivalin açılış töreni, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapıldı. Açılışa Meltem Cumbul, Janset, Belçim Bilgin ve Cansu Tosun'un da aralarında bulunduğu çok sayıda genç oyuncu ve yönetmen katıldı.Festivalde, konuk ülke Polonya'dan ve Asya filmlerinden de seçkiler yer alacak. 100 yılını geride bırakan Türk sineması da festivalde önemli bir yer alıyor. Festival 28 Kasım'a kadar devam edecek.Demokrat Haber
Zamanın ve Boyutun Ötesinde: Interstellar
Şimdiye kadar yaşadığınız tüm duyguları bir kenara bırakın. Christopher Nolan bizi hiçliğin ve yoksunluğun olduğu bir boyutta yalnız bırakıyor. Geceleri gökyüzüne baktığınızda gözlerinizde parlayan o güzelliğin zamanın geçmişinde gerçekleştiğini kabullenmek çok zor olmasa gerek.
Hangi Diziye Başlasam Diyenlere 20 Yabancı Dizi Önerisi
Eğer izlediğiniz tüm dizilerin tüm bölümlerini bitirdiyseniz ve başlayacak dizi arıyorsanız doğru yerdesiniz! Sizin için popüler ve çok izlenen 20 tane yabancı diziyi sıraladık. İyi eğlenceler...NOT: Bu listedeki dizilerin hepsini biliyor olabilirsiniz ve daha farklı diziler de görmek istiyor olabilirsiniz. Ama şimdilik bu kadar. Tavsiyelerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.
Fragmanı Kendisinden Daha Güzel Olan 10 Film
Seyircide büyük beklenti yaratan, adeta gün saydıran, ''En İyi Fragman'' dalında Oscar dağıtılsa kafadan aday olabilecek kadar güzel fragmanlara sahip ancak gösterime girdikten sonra seyircide hayal kırıklığı yaratan 10 filmi içeren 'subjektif' bir liste.
Reklam
İsminden Bir Harf Çıkarıldığı Zaman Tamamen Değişen 23 Film
Yazar ve çizer Austin Light, geçtiğimiz günlerde kendi çizimlerinden oluşan eğlenceli çizim taslaklarını yayınladı. Taslakların içeriği ise, ünlü filmlerin isimlerinden bir harfi düşürerek, yeni ve kısa bir senaryo oluşturarak ona uygun çizimlerdi. Bu fikir reddit'de, 'bir film seç, bir harfini at ve kısa bir özetini yap' şeklinde yankı buldu.Kısa süreli olarak düşünülen bu proje popüler hale gelince Light işi bir adım öteye taşıdı ve filmlerden sahneleri çizerek hayalindeki sahneyi yarattı.
Efsane Müzikleriyle 10 Coen Kardeşler Filmi
Kült yönetmen karakterlerden bahsedildiğinde unutulmaması gereken isimlerden biri de şüphesiz Coen Kardeşler olur. The Big Lebowski'den No Country for Old Man'e kadar efsane 10 soundtrack sizler için derlendi.
Reklam
Hangi Kafayla Çekildiği Meçhul, Mide Bulandıran 22 Sapkın Film (+25)
Bu filmlerin ortak yanları 'gore splatter' tarzı çekilmiş olmaları. Kimisinde sembolik izler varken kimileri bu amaçta olmayıp sadece işkence sahnelerini vurguluyorlar. Bazıları var ki gerçek görüntülere dayanıp dayanmadığı bile meçhul. Her bünyenin kaldıramayacağı türden filmler.Bu kategoriye giren bazı filmler de burada:Sağlam Psikolojiyle Bile İzlemesi Zor 20 Rahatsız Edici FilmÖzetler IMDb, beyazperde ve TA alıntısıdır.
Reklam
Latin Sinemasından En İzlenesi 50 Nadide Eser
Brezilya'nın 1960'lı yıllarda başlayan ve 80'li yıllarda giderek tırmanan ve halen dünyanın en tehlikeli yerlerinden birisini oluşturmasının hikayesidir.Bu şehrin hikayesini anlatabilmek için şehirde yaşayan birçok insanın hayatları, bu karakterlerden biri olan Buscape'in gözünden anlatılmaktadır. Küçük, fakir ve zenci bir çocuk olan Buscape hem çok sağlıksızdır hem de çok korkmuştur. Hem diğerleri gibi suçlu biri haline gelmekten korkmakta hem de az maaşlı bir işle yetinemeyecek kadar da akıllı olduğunu bilmektedir. Oldukça vahşi bir ortamda yetişen bu çocuğa talih hiç gülmemiştir ancak gerçekleri başka bir gözle görebileceğinin farkına varmıştır.http://www.imdb.com/title/tt0317248/
'Wild' Yılın En Feminist Filmi Seçildi
Kadınların sinema sektöründeki varlığına dikkat çekmek için yapılan Bechdel Testi’nden, Oscarlı oyuncu Reese Witherspoon ’nun rol aldığı Wild filmi geçti. Bu yılın ‘En Feminist’ filmi seçilen Wilde, cesur bir kadının ABD’yi baştan başa kat eden yolculuğu anlatılıyor.Britanya’da düzenlenen Bath Film Festivali’nde yılın feminist filmleri belli oldu. Toplam 42 filmin Bechdel testine tabi tutulduğu festivalde, 17 film geçer not almayı başardı. Bechdel testi, ABD’li karikatürist Alison Bechdel tarafından 1985’te bir sinema filmine sorduğu şu sorularla hayata geçti: Bir filmde en az iki kadın karakter bulunuyor mu? Bu kadınlar, erkekler dışında farklı konularda diyalog kuruyor mu? Buna göre, Reese Witherspoon’nun başrolünde yer aldığı Wild filmi, festivalin en feminist filmi seçildi.The Guardian’da yer alan habere göre, Cherly Strayed tarafından kaleme alınan ve yazarın kendi yaşam öyküsünden kesitler sunan Wild’da, Strayed’in sancılı bir boşanma ve annesinin ölümü üzerine ABD’nin batısına doğru yürüyerek kat ettiği içsel bir yolculuk anlatılıyor.Bath Film Festivali yöneticisi Holly Tarquini, başrolünde Oscarlı oyuncu Sandra Bullock’un yer aldığı The Gravity/ Yerçekimi filminin Bechdel kriterlerine yanıt veremediğini, bu yüzden filmin festivalden elendiğini açıkladı. Tarquini, “Sandra Bullock’un güçlü bir kadın karakterine hayat verdiği The Gravity/ Yerçekimi filminde tek kadın olmasından ötürü geçer not alamadı” dedi.T24
George Lucas’tan Animasyon Filmi Geliyor
Star Wars serisinin yaratıcısı olarak bilinen, kurduğu LucasFilm ile aynı zamanda Indiana Jones gibi efsaneye de imza atan George Lucas, sahalara geri dönüyor.LucasFilm’in Disney’e satılmasından sonra ses seda çıkmayan George Lucas, bir süredir üzerinde çalıştığı animasyon projesini ortaya çıkardı. Strange Magic isimli animasyon filmi, Lucas’ın kendisi tarafından yazıldı. Lucas, aynı zamanda filmin yürütücü yapımcılığını da yapıyor.Daha önce Pixar’da kısa filmler ve bir uzun metraj animasyon filminde yönetmenlik yapan Gary Rydstorm tarafından yönetilen film, 2015 yılında vizyona girecek. Animasyon formatındaki Strange Magic; goblinler, elfler, perilerin bulunduğu bir dünyada yaşanan hikayeyi müzikal formatta anlatacak.Süperkarga
Reklam
James Bond’un Kötüsü Christoph Waltz Oldu
James Bond’un henüz adı belli olmayan 24. filmi ile ilgili son 1-2 aydır önemli bilgiler ortaya çıktı. Bu haberlerin hepsini sizlere sıca sıcağına aktardık. Genel bütün haberleri bir araya toplamak gerekirse şu ana kadar bildiklerimiz şu şekilde; Sam Mendes yönetmen olarak, Daniel Craig Bond olarak, Ralph Fienner M olarak, Ben Whishaw Q rolüyle, Naomi Harris de aynı karakterle ekibe geri dönüyor.Yeni katılanlar ise Guardians of the Galaxy’nin yıldızı Dave Bautista ile yeni Bond kızı Lea Seydoux’ydu. Bunlara önemli bir isim daha eklendi. İki Tarantino filmiyle iki Oscar sahibi olan Christoph Waltz, James Bond filminin kötü karakteri olarak anlaştı.Eski tüm Bond filmlerini incelediğimizde Waltz’un mükemmel bir kötü adam karakteri olacağını tahmin edebiliriz. Muhteşem bir karakter oyuncusu olan Christoph Waltz, yaşlanmış olarak yansıtılan yeni Bond’a karşı bir hayli kök söktürecek diyebiliriz.24. James Bond filminin henüz adı belli olmasa da Meksika, Avusturya, Fas, İtalya ve Londra’da geçeceğini belirtelim. İngiltere vizyon tarihi 2015 Ekim, diğer ülkeler içinse 2015 Kasım olarak gözükse de 2016′ya erteleneceğini söyleyen birkaç haber kaynağı bulunuyor. Gelişmeler oldukça aktaracağız.Süper Karga
Türk Sineması 100. Yaşını Kutluyor
Türk sineması, ilk Türk filmi kabul edilen 'Ayastefanos Abidesinin Yıkılışı'nın bugün 100'üncü yaşını kutluyor.Osmanlı coğrafyasının beyaz perdeyle tanışmasından tiyatro kökenli ilk dönem filmlere, 'Fransız kızlar' için uygulanan ilk sansürden bir döneme damga vuran Muhsin Ertuğrul'a ve Yeşilçam'dan milenyumla yeniden ivme kazanan yerli filmlere Türk sineması, dünyanın en eski ulusal sinemaları arasında yer alıyor.İstanbul Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Çelikcan, araştırmacı ve yazarlar tarafından başlangıç alındığı tarih dolayısıyla zaman zaman tartışmaların odağı olan Türk sinemasına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Sinemanın bu topraklardaki geçmişinin çok daha eskilere dayandığını belirten Çelikcan, 'Bu yıl 100. yaşını kutladığımız sinemamızın geçmişi, İstanbul'da ilk film gösteriminin yapıldığı 1896'ya kadar uzanıyor. O yıl, Beyoğlu'nda başlayan sinema gösterimlerinin ardından geleneksel temaşa sanatının sergilendiği alanlarda film gösterimlerinin yapılmasıyla sinema seyircisi oluşuyor. Dünya sinemasının başlangıcının da Lumiere Kardeşlerin 1895'te Paris'te ilk filmlerinin seyirciyle buluşmasıyla başlatıldığı göz önüne alındığında, aslında Türk sinemasının başlangıcını da 1896 almak daha uygun olur' diye konuştu.Çelikcan, 1914'e gelene kadar Avrupalı sinemacıların Osmanlı coğrafyasına ilgisi dolayısıyla yüzyılın başından itibaren çeşitli çalışmalar yapıldığını, film çekim ve gösterimine ilişkin ilk yasal düzenlemenin hazırlandığını ve Osmanlı tebaasından Makedon asıllı Manaki Kardeşlerce 1911 yılında da belgesel filmler çekildiğini anlattı.Çelikcan, Osmanlı ordusunda görevli Fuat Uzkınay'ın 1914'teki çektiği ve günümüze ulaşan hiçbir kopyasının bulunmadığı filmin, dönemin koşulları dolayısıyla Türk sinemasının başlangıcı olarak referans alındığını söyledi.Beyaz perdeye ilk yansıma Yıldız Sarayı'ndaÖte yandan, AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgilere göre, Türk sinemasının bir asrı ise şöyle:Osmanlı Devleti, dünyanın ilk kez Lumiere Kardeşler'in 1895'te çektiği bir trenin gardan hareketini gösteren filme hemen ilgi göstererek, Yıldız Sarayı'ndaki ilk gösterimle bu topraklar 'büyülü dünya' ile tanıştı. Türk sinemasının ilk adımı ise 1.Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay'ın yönetmenliğinde 14 Kasım 1914'te propaganda amaçlı çekilen 'Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı' belgeseliyle atıldı. Ardından, Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle 1915'te Merkez Ordu Sinema Dairesinin (MOSD) kurulmasıyla hem Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgeselleri hem de birkaç öykülü film denemeleri yapıldı.Türk sinemasında ilk sansür 'Fransız kızları' için yapıldıDönemin sevilen tiyatro oyunu Leblebici Horhor ile 'Himmet Ağanın İzdivacı', 1916'da çekilmeye başlamasına rağmen savaş koşullarında vaktinde tamamlanamadı. Dolayısıyla Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü film, İstanbul'un işgaliyle MOSD'un sinemayla ilgili tüm malzemelerinin devredildiği Müdafaa-i Milliye Cemiyetinin Sedat Simavi'ye ısmarladığı 'Pençe' ve 'Casus' filmleri oldu. Türk sinemasında sansür ilk kez, İstanbul'un İtilaf devletlerinin işgali altında bulunduğu 1919'da çekilen 'Mürebbiye' filmine uygulandı. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın aynı adlı eserinden Fuat Uzkınay'ın yapımcılığında beyaz perdeye aktarılan sessiz film, Fransız kadınları kötü gösterdiği gerekçesiyle yasaklanmasına rağmen gizlice gösterildi.Türk sineması ilk komedi film serisine ise 1921'de gösterilen 'Bican Efendi' ile kavuştu.Sinemada 'tek adam' dönemiİlk özel yapımevi Kemal Film'in kuruluşuyla Türk sinemasında yeni bir dönem başladı. Muhsin Ertuğrul, yurt dışında edindiği sinema tecrübesiyle uzun yıllar 'tek adam' olarak pek çok ilki hayata geçirdi. 'İstanbul'da Bir Facia-i Aşk' filmiyle Türk sinemasına adım atan Ertuğrul, aleyhlerinde çekildiği düşüncesiyle film setinin Bektaşilerce basıldığı 'Boğaziçi Esrarı', ilk kez Türk kadınlarının rol aldığı 'Ateşten Gömlek', ilk ortak yapım (Türk-Mısır-Yunan) 'İstanbul Sokaklarında' filmlerinin de aralarında olduğu yapımlara imza attı.Türk sineması ilk uluslararası ödülünü, Ertuğrul'un 1934'te ikinci kez perdeye uyarladığı 'Leblebici Horhor Ağa'nın Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği'nde 'onur diploması'na layık görülmesiyle aldı.2. Dünya Savaşı'nın olumsuz etkisiyle 1939-1945 yıllarında çok az sayıda filmin üretildiği Türk sinemasının yerini yabancı filmlerin doldururken, 'Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nce 1948 yılında ilk kez düzenlenen yarışma sektöre canlılık getirdi.Sinemamızın 'altın çağı'Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk sineması büyük bir atılım yaptı. Sinemacı Ömer Lütfi Akad'ın 1949 yılında çektiği 'Vurun Kahpeye', sektörü yeniden şekillendirdi. Tarihi filmler, roman uyarlamaları, şehir hikayelerinin de ağırlık kazandığı 50'li yıllarda bir sinema dili oluşturulmaya başlandı. Yönetmen Akad'ın parladığı bul yıllarda, Türk sinemasının da yıldızları yükselerek Ayhan Işık, Belgin Doruk, Zeki Müren, Fikret Hakan gibi isimlere kavuştu.Film üretim verimliliğinin en üst noktaya çıktığı 1960'lı yıllarda ise sinema ulusal bir kimliğe büründü. Yapım, üretim ve dağıtım gücü bakımından 'altın çağ' kabul edilen bu dönemde, 1963'ten itibaren renkli filmler ağırlık kazandı. Türk sineması, 1966 yılında 241 film üreterek dünya uzun metraj film üretimi sıralamasında 4'üncü oldu. Memduh Ün, Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Ertem Eğilmez, Halit Refiğ gibi yönetmenlerin yanı sıra Cüneyt Arkın, Hülya Koçyiğit, Kartal Tibet, Yılmaz Güney, Fatma Girik, Türkan Şoray gibi oyuncular da sinema dünyasına adım attı.İlk 'Altın Portakal' ve 'Altın Ayı' ödülleriTürk sineması uluslararası ilk büyük zaferine, 1964'te Berlin Film Şenliği'nde 'Altın Ayı'yı kazanan Metin Erksan'ın 'Susuz Yaz' filmiyle ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca bu yaz gerçekleştirilen 'En İyi 100 Film' anketinde halkın oymasıyla da birinci seçilen Susuz Yaz, Türk sinemasının en iyi filmi olarak yüzyıla damga vurdu. Aynı yıl Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ve Antalya Belediyesinin ortak girişimleriyle I. Antalya Film Festivali (Altın Portakal) düzenlendi.1965'ten itibaren, bir filmin 5-6 günde tamamlandığı, iç içe filmler çevrildiği 'hızlı' film furyası başladı. Günlük gazetelerde ve dergilerde yayınlanan çizgi romanlarla fotoromanların beyaz perdeye de yansıtılmasıyla başlayan avantür filmler modasıyla başta Killing olmak üzere Baytekin, Fantoma, Mandrake, Uçan Adam gibi filmler çekildi.Beyazperdede farklı türlerTelevizyonun evlere girmesinin sinemadan uzaklaşıldığı 1970'li yıllarda, bu zamana kadar çekilen melodramlar, komediler, sosyal içerikli dramlarla halkın içine giren, Ortadoğu ve Balkan ülkelerinde de izlenir hale gelen Türk sinemasının, çeşitli furyaların etkisiyle kalitesi düştü, sektör daralma sürecine girdi. Türkiye ve dünyadaki olayların etkisiyle 70'ler hem arabesk hem Almanya'ya işçi göçü dolayısıyla gurbet hem 'Karaoğlan', 'Malkoçoğlu', 'Tarkan'lı, 'Çeko', 'Zorro', 'Killing', 'Tom Miks', 'Süperman'li fantastik, avantür hem de erotik filmlerin çekildiği dönem oldu.Öte yandan, Atıf Yılmaz'ın 'Selvi Boylum Al Yazmalım', 'Kibar Feyzo', Lütfi Akad'ın 'Gelin', 'Düğün' ve 'Diyet' üçlemesi, Metin Erksan'ın 'Sensiz Yaşayamam', Erden Kıral'ın 'Kanal', Ali Özgentürk'ün 'Hazal', Yılmaz Güney'in 'Umut', 'Arkadaş' filmleri dönemin dikkat çeken yapımları arasında yer aldı.Türk sinemasında Ertem Göreç'in 'Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'iyle ilk kez masal uyarlaması filmler görücüye çıkarken, Türker İnanoğlu'nun canlandırdığı 'Yumurcak', Menderes Utku'nun 'Afacan' filmleri de sinemada 'çocuk kahramanlar' ortaya çıkardı. Bu dönem ayrıca Şule Yüksel Şenler'in Huzur Sokağı romanından uyarlanan 'Birleşen Yollar'ın beğenilmesiyle din temalı filmler de bir biri ardına beyaz perdeye yansıdı.Sinemaya 'darbe' etkisiTürk sineması, 1980 darbesinin etkisiyle dönüşüm yaşarken, filmlerin başrol oyuncusu yerine yönetmeniyle anılmaya başlamasıyla 'Yeşilçam' dönemi sona erdi. Bunun yanı sıra 1980'lerin başlarında 70 civarında film üretilirken 1984'ten itibaren yıllık 100 filmin üzerine çıkıldı ve sanat filmlerine ağırlık verildi.Film festivallerinin kendi seyirci kitlesini oluşturmaya başladığı bu dönemde, Türk sineması Cannes Film Festivali'nin büyük ödülü 'Altın Palmiye'ye, ilk kez Şerif Gören ve Yılmaz Güney'in 'Yol' filmiyle 1982'de sahip oldu.1990'lar 'Eşkıya' ile canlandıTürk sinemasının krize girdiği 1990'lı yıllarda film üretimi sayısı yılda 10'a kadar düştü. Sinemaların kapandığı, televizyon kanallarının çeşitlendiği, VCD-DVD'lerle alternatif izleme alanlarının ortaya çıktığı dönemde Türk sineması kimlik arayışına girdi.Yönetmenlerin daha gerçekçi ve yaşamın içinden küçük öykülerin anlatıldığı yapımlara yöneldiği bu dönemde televizyon kanallarının desteğiyle de pek çok film üretildi.Yavuz Turgul'un 1996'da çektiği 'Eşkiya' filmi 90'ların en önemli yapımı olurken, Türk sinemasının yeniden zirveye çıkması için gereken ivmeyi sağladı.Sinan Çetin'in 'Berlin in Berlin', Ömer Vargı'nın 'Her Şey Çok Güzel Olacak', Mustafa Altıoklar'ın 'Ağır Roman', Derviş Zam'in 'Tabutta Rövaşata', Reha Erdem'in 'Kaç Para Kaç', Tomris Giritlioğlu'nun 'Salkım Hanımın Taneleri' dönemin dikkat çeken yapımları arasında yer aldı.Milenyumun bereketiTürk sineması tırmanışa geçtiği 2000'li yıllarda ilk önemli başarısını, Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filminin 2003'te Cannes Film Festivali'nde 'Jüri Büyük Ödülü'nü kazanmasıyla yakaladı.Özellikle 2005'ten itibaren film üretim sayısında artışın yanı sıra yerli film seyircisi de sinemaları doldurdu. Rekorların kırıldığı bu yıllarda, Türk sineması bugüne kadarki en büyük gişesine ise 7 milyonu aşkın kişinin izlediği 'Recep İvedik 4' filmiyle ulaştı.2005 yılında 30 milyona yaklaşan sinema seyircisi sayısı geçen yıl 50 milyonu geçti. Vizyon gelirinin 505 milyonu aştığı sektörün toplam büyüklüğü ise 2 milyar lirayı aştı.Sektör, 2013 yılı itibariyle 620 sinema binası, 2 bin 170 sinema perdesi ve 271 bin 250 sinema koltuğuyla sinemaseverlere hizmet veriyor.Tuğba Özgür Durmaz | AA
Reklam
'Sinemanın 100. Yılı Kutlamasına Bir Daveti Çok Gördüler'
Halit Akçatepe'ye Yüzyıllık Vefasızlık! Bugün 14 Kasım. Türk Sinemasının 100. yıldönümü. Ancak yapılan kutlamalarda öyle bir vefasızlık yaşandı ki Türk sinema seyircisinin ve Yeşilçam'a gönülverenlerin gözleri yaşardı. Hababam Sınıfı'nın unutulmaz karakteri Güdük Necmi'yi (gerçekte bu karakter Rıfat Ilgaz'ın ta kendisidir) canlandıran Halit Akçatepe kutlamalara çağrılmadı. Türk sinemasının 100. yılında hiçbir etkinliğe davet edilmeyen 'Güdük Necmi' isyan etti. Halit Akçatepe'den yüzyıllık vefasızlığa sitemini “Sinemanın 100. Yılı kutlanıyor. Ama bizlere kuru bir daveti bile çok gördüler” sözleriyle dile getirdi. Odatv'den Murat Sökdü'ye konuşan Halit Akçatepe, “70 Yıldır sinemanın içindeyim.' diyen Akçatepe, 'Neden halen bizim filmler izlenme rekorları kırıyor, şimdilerde ise yeni film ve diziler ne yapıyor düşünmek gerek. Ben 5 yaşından bu yana yani toplamda 70 yıldır sinemanın içindeyim. Türk sinemasının 100. Yol etkinliklerinde bizlere bir davet bile gelmedi.' Diyen Akçatepe şöyle devam etti: 'Ne Altın Portakal ne de Adana koza film festivali bizlere unutanlara şunu hatırlatmak istiyorum. Bizler Kemal Sunal, Tarık Akan, Ferdi Merter Fosforoğlu halkın gönüllerinde taht kurduğumuza inanıyorum. Bizlerde de halkımızın ayrı bir yeri var. Ama kuru bir daveti bile esirgeyenlere çok kırgınım. Sinema festivalleri her yerde kutlanıyor bizler yola Ferdi Merter Fosforoglu beraber başladık 5 yaşından beri beraber büyüdük ama bizler unutulduk.' dedi.HALİT AKÇATEPE KİMDİR?5 yaşında sinemayla tanışan usta aktör Halit Akçatepe 124 filmde oynadı. 4 senaryo ve 1 yönetmenlik ekibinde yer alan ünlü sanatçı sinemanın 100. Yılında unutulmuş olmalarından ötürü çok kırgın olan Halit Akçetepeyi tanıyalım. 1 Ocak 1938'de Ünye'de doğan Akçatepe, ilkokulu Refik Halit Karay Mektebi'nde okur. Babası Sıtkı Bey'dir. Konservatuar eğitimi hiç almamıştır (kendisi konservatuar eğitimiyle uzaktan yakından bir alakası olmadığını belirtmiştir). Zamanın film yönetmenlerinden birinin, babasına 'bize bir çocuk oyuncu lazım' dediği zaman, babası tülüatçı Sıtkı Bey oğlu Halit'i oynatmıştır. İlk filmini 1943'te 5 yaşındayken çekti. Daha sonra ilkokul sıralarında ders görmeye başladı. Saint Benoit Fransız Lisesi'nden mezun oldu. 1959'da Rasattepe'de 1,5 yıl askerlik görevini yaptı. 1972'te Tatlı Dillim filmiyle şöhreti yakaladı. 1963'te Yasak, Gündoğarken, Semaya baktım Seni Gördüm filmlerini çekti. 1975'te Hababam Sınıfı adlı filmindeki Güdük Necmi tiplemesiyle Türk sinemasına adını yazdırmıştır.Usta oyuncunun babası Sıtkı Akçatepe ve annesi Leman Akçatepe de Türk Sineması'nda birçok yapımda rol almış oyunculardır. Özellikle babası Sıtkı Akçatepe, Hababam Sınıfı film serisinde oynadığı Paşa Nuri tiplemesiyle tanınmaktadır. Babası Sıtkı Akçatepe annesi tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devri Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın torunudur.HaberAksiyon
8 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta dram, gerilim, komedi ve animasyon türünde 5'i yerli 8 film vizyona girecek.'Gece'Nurgül Yeşilcay, Mert Fırat, Vildan Atasever, İlyas Salman, Ayça Damgacı, Hakan Yufkacıgil, Hakan Karahan ile Nur Sürer’in oynadığı 'Gece' izleyici ile buluşacak.Yönetmen Erden Kıral imzası taşıyan film, İzmir'e yerleşen 4 çocuklu bir ailenin dramına odaklanıyor.'Annemin Şarkısı'Erol Mintaş'ın yönettiği ve Feyyaz Duman, Zübeyde Ronahi, Nesrin Cavadzade ile Aziz Çapkurt'un oynadığı 'Annemin Şarkısı', haftanın bir başka yerli yapımı.Mintaş'ın ilk uzun metraj filminde; zorunlu göçten sonra Tarlabaşı kentsel dönüşüm projesiyle beraber ikinci bir göçe zorlanan, hafızalarındaki şarkının peşine düşmüş bir anne ile oğlunun hikayesi anlatılıyor.'Gizli Yüzler'Yönetmen koltuğunda Sümeya Kökten'in oturduğu ve Gülseven Yılmaz, Oğuz Galeli, Yeşim Ceren Bozoğlu ile Meriç Benlioğlu'nun oynadığı 'Gizli Yüzler', gerilim meraklılarının ilgisini çekmeye aday.Filmde, bir kadının hayatını yeniden kurmaya çalışırken bir yandan paranormal olaylar ve kabusları; öte yandan eski hayatına ait tek ve en değerli varlığı olan kızını geri almak için girdiği zorlu mücadele beyaz perdeye yansıtılıyor.'Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu'Serkan Zelzele'nin yönettiği 'Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu', haftanın yerli animasyon filmi.Seslendirmelerini Haluk Bilginer, Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in yaptığı filmin konusu özetle şöyle:'Ölümsüzlük Suyu'nun peşinde olan Evliya Çelebi, 17. yüzyılda Nil nehri kıyısında aradığını bulur, ancak kötü kraliçe, onun bu mutluluğu uzun uzadıya yaşamasına izin vermez ve Evliya Çelebi uzun bir uykuya dalar. Uyandığında ise kendisini iki kıtanın kesiştiği İstanbul'da bulur. Günümüz İstanbulu'nda uyanan Evliya Çelebi'ye hikayede akıllı ve zeki on yaşındaki Can arkadaşlık eder.''Deliha'Gupse Özay'ın senaryosunu yazıp oynadığı 'Deliha' adlı komedi türündeki filmi, yönetmen Hakan Algül yönetti.Özay'ın yanı sıra Derya Alabora, Esin Eden ve Cihan Ercan'ın oynadığı filmde, biraz deli ve tez canlı bir kadının aşkı bulmaya çalışırken başından geçen komik olaylar anlatılıyor.'Kanunun Ötesinde'Liam Neeson, Matt Scudder, Danny Ortiz ile Bar Owner'ın oynadığı 'Kanunun Ötesinde' filminin yönetmenliğini Scott Frank yaptı.Konusu Lawrence Block'’un en çok satanlar listesindeki roman serisinden uyarlanan 'Kanunun Ötesinde' filminin başrolündeki Liam Neeson, yasa dışı yollardan, lisanssız şekilde özel dedektiflik yapan eski polis memurunu canlandırıyor.Daha önce 'Taken', 'Takip: İstanbul' ve 'Kimliksiz' gibi yer alan Neeson, son filminde hayat verdiği 'Matt Scudder' karakteri ile New York'un arka sokaklarında iki katili tekrar cinayet işlemeden durdurmanın mücadelesini verecek.'Dönüş'Avustralyalı yazar Tim Winton'un aynı adlı antolojik kitabından uyarlanan, her öykünün farklı bir yönetmen tarafından çekildiği 'Dönüş', haftanın merakla beklenen yapımlarındanMia Wasikowska, Warwick Thornton, Stephen Page, Robert Connolly, Tony Ayres, Claire McCarthy, Stephen Page, Simon Stone ile David Wenham'nin yönettiği filmin oyuncu kadrosunda; Cate Blanchett, Hugo Weaving, Miranda Otto, Rose Byrne, Richard Roxburgh, Matt Nable, Mirrah Foulkes, Callan Mulvey, Harrison Gilbertson ile Dan Wyllie yer alıyor.'Salak ile Avanak Geri Dönüyor'Bobby Farrelly ile Peter Farrelly'nin yönettiği ve Jim Carrey, Jeff Daniels, Laurie Holden ile Rob Riggle'ın oynadığı 'Salak ile Avanak Geri Dönüyor', haftanın yabancı komedi filmi.Jim Carrey ve Jeff Daniels, yeni filmlerinde artık imzaları haline gelen Lloyd Christmas ve Harry Dunne rollerini tekrarladı.İlk filmin yönetmeni olan Farrelly kardeşler; bu filmde, Lloyd ve Harry'yi, Harry’nin tanımadığı çocuğunu bulmak üzere bir yolculuğa çıkarıyor.AA
Vietnam Savaşı Filmlerinden Ünlü 10 Soundtrack
Amerika'da bir neslin yaşamındaki kırılma noktası olan Vietnam Savaşı, hem filmleri hem de müzikleriyle kendi tarzını yarattı. Vietnam Savaşı filmlerinden ünlü 10 soundtrack sizler için derlendi.
Reklam