Bilic Haberleri

Bilic ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Bilic ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Danla Bilic'ten Yıllar Sonra Gelen Pişmanlık: Ağzının İçindeki Dövmeyi İlk Kez Gösterdi
YouTube'da yayınladığı eğlenceli makyaj videoları, sivri dili ve kendine has mizah anlayışıyla kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşan Danla Bilic, yıllar içinde Türkiye'nin en çok konuşulan sosyal medya fenomenlerinden biri haline geldi. Özel hayatı, estetik operasyonları ve yaptığı samimi açıklamalarla sık sık magazin gündemine gelen Bilic, bu kez takipçilerini hem şaşırtan hem de güldüren bir paylaşımıyla dikkat çekti. Yıllar önce gençlik hevesiyle yaptırdığı ve zaman içinde kendisinin bile unuttuğu ağzının içindeki dövmeyi gösteren ünlü fenomen, kendisiyle dalga geçti.
Ernst-Nouma Karışımı!
Nokta transfer, hatta daha ötesi... Mevkisel açıdan Ernst katkısı, hatta daha fazlasını verebilecek olan Jones, isyankar ve savaşçı ruhuyla da Pascal Nouma’nın daha kurnazı. ALİ ECE - GÜNÜN ANALİZİ Sezonun ikinci yarısına Atiba sağ bekte başladı. Serdar Kurtuluş’un ilk yarıda sağ bekte yarattığı hayal kırıklığından sonra bu kaçınılmaz. Şartlar devre arasında iyi bir sağ beki transfer etmeye yetmeyince Trabzon maçında da görüldüğü gibi Beşiktaş Atiba’nın ön liberoda bıraktığı boşluğu doldurmak zorundaydı. Bu açıdan Jermaine Jones transferi mevkisel olarak nokta atışı. Ama son tahlilde bundan daha da fazlası. Daha çok genç oyunculardan kurulu ve bu yüzden maç içinde fazlasıyla kırılgan hale gelebilen Beşiktaş’ın aynı zamanda yeni model bir Ernst’e, maç içinde hem isyan edecek hem de genç oyunculara liderlik edecek bir kayaya ihtiyacı büyüktü. HEM HAVADA HEM KARADA 1 NUMARA Jones, Schalke’de bu sezon 3’ü Şampiyonlar Ligi’nde olmak üzere 12 maçta ilk 11’de başladı. Sezon başında dizinden ameliyat olmayacağını ve 2014 Dünya Kupası’nda Amerika ilk 11’inde olmayı hedef bellediğini açıkladı. Sezonun ilk yarısında Schalke’nin maç başına en çok hava topu mücadelesi kazanan oyuncusu olan 32 yaşındaki Jones, Werder Bremen ve Stuttgart galibiyetlerinde takımının en başarılı oyuncularından birisiydi. Frankfurt ve Stuttgart maçlarında takımı adına en fazla top çalan oyuncu olan Jones sezonun ilk yarısını 1 gol 1 asistle tamamladı. PAS METRAJI 20 METRE'NİN ÜSTÜNDE Geçen sezon Schalke’nin forvetleri dışında en çok şut atan oyuncusu olan Amerikalı orta saha, 26 anahtar pasla orta sahanın ortasından hücuma en fazla verimli destek sağlayan Schalke futbolcusuydu. Özellikle uzun paslarıyla meşhur olan oyuncunun geçen sezonki pas metrajı ortalaması 20 metrenin üzerinde. Bu sezon maç başına ortalama 3 top çalmayla oynayan Jones geçen sezon da girdiği 2’li mücadelelerin % 81’ini kazanmıştı. KONTROLLÜ, SADECE 1 KIRMIZI GÖRDÜ Bundesliga’da fark yaratan tüm bu özellikleriyle Türkiye Ligi’nde ekstra katkı yapabilecek profilde olan 32 yaşındaki orta saha oyuncusunun sol kolundaki dövme de Beşiktaş taraftarına yabancı değil. “Sadece Tanrı beni yargılayabilir” yazan sol kolundaki dövmenin yanı sıra savaşçı, sert oyununa rağmen sadece 1 doğrudan kırmızı kart görmesi, Jones’un Nouma isyankarlığını oyununa daha akıllıca yansıtan bir karakterde olduğunun önemli bir göstergesi. 3 SAATLİK BİR TOPLANTIDA DOĞDU! Evli ve 5 çocuklu olan Jones, boşanmış bir anne babanın çocuğu olmanın ve Frankfurt’un varoşlarında yetişmiş olmasının etkisiyle gençliğinde gece hayatı ve disiplinsiz yaşam tarzı nedeniyle çok eleştirilmiş bir oyuncuydu. Ta ki Köln’de bir kafede Frankfurt Teknik Direktörü Funkel’le 3 saatlik bir “hayat toplantısı” yapana kadar. Jones’un “Hayatımdaki en önemli toplantıydı” diye nitelendirdiği o günden sonra ise önce ümit milli seviyesinde oynadığı Almanya A milli formasını giymek için oynadı. Ancak sadece hazırlık maçlarında A milli olabilince babasının ülkesi Amerika’yı tercih etti. BEŞİKTAŞ DA ONA KAZANDIRACAK Şimdiki hedefi de 2014 yazında Amerika formasıyla Dünya Kupası’nda oynamak. Yani Jones, Beşiktaş’a ne kadar kazandıracaksa, Beşiktaş da Jones’a kazandıracak. Sezon sonu bonservisi elinde olacak oyuncu Ernst-Melo karışımı bir etki yapabilecek potansiyelde. Jones de hocası Bilic gibi müziğe yatkınlığıyla tanınıyor. Akşam/Ali ECe
Bilic'in Jestine Fenerbahçe'den Karşılık!
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Biliç’in Fenerbahçe maçından sonra yaptığı açıklamalar, sarı lacivertlilerin resmi Twitter hesabından yayınlandı. Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Biliç’in Fenerbahçe maçından sonra yaptığı açıklamalar, sarı lacivertlilerin resmi Twitter hesabından yayınlandı. Biliç’in dev derbi sonrası rakibi için kullandığı övgü dolu açıklamalar sonrasında bir jest de Fenerbahçe cephesinden geldi. Daha önce rakip takım teknik direktörlerinin açıklamalarını paylaşmayan Fenerbahçe resmi Twitter hesabı, Biliç’in açıklamalarını takipçilerine duyurdu.
"Selçuk İnan'ın Fenerbahçe'de Olmasını Çok İsterdim"
Fenerbahçe'nin başarılı oyuncusu Gökhan Gönül, TRT SPOR'da yayınlanan Futbol Ateşi programına önemli açıklamalarda bulundu.Gönül, Galatasaray-Fenerbahçe maçında Galatasaray taraftarları tarafından protesto edilen Selçuk İnan için 'Bizim takımda olmasını çok isterdim' dedi.İNŞALLAH DAHA GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ Geride kalan 2 yılda yaşadığımız sıkıntılardan sonra bu sezon o zorlukların taçlandırılması gerekiyordu. 30 seneye yakın bir zamandır alamadığımız Türkiye Kupasını almıştık artık şampiyon olmamız gerekiyordu. Sezon başında kulüpteki tüm çalışanlar dahil şampiyonluğa inanmıştık. Fikstürümüzde iyi olunca başkanımız sezon öncesi yanımıza gelip şöyle dedi: “2010-2011 sezonun ikinci yarısında 17’de 17 yapmıştınız. Bu fikstürü görünce şimdi de aynı şeyi yapmamanız için hiçbir neden göremiyorum” demişti. Böyle söyledikten sonra bir Konya faciası yaşadık. Ondan sonra takım arasında yeniden bir toplantı yaptık. Başkanımızda geldi “Ben size inanıyorum, hocanızın arkasındayım, sizin arkanızdayım, bu sene şampiyon olmamız lazım” dedi ve orada bir start alındı. Güzel maçlar oldu, son dakika galibiyetleri bizi ekstra motive etti ve sonunda da şampiyonluk geldi. 3 Temmuz sürecinde çok acılar çekmiştik artık hepsini geride bıraktık, inşallah daha güzel günler göreceğiz. SON DAKİKA GALİBİYETLERİNDE ERSUN HOCA'NIN PAYI BÜYÜK Son dakika gollerimize insanlar önce şans dedi ama bu maçların sayısı arttıkça öyle olmadıklarını gördüler. Bu son dakika galibiyetleri takımın her şeyini verdiğinin göstergesiydi. Takımı da zaten hep olumlu yönde etkiledi. Bir sonraki maç mesela skor berabereyken herkes gol arıyordu, yine olabilir inancımız hep vardı. Bu takımın azmini gösteriyordu. Vazgeçmemenin, inanmanın bir zaferiydi. Fenerbahçe’nin fizik olarak çok iyi durumda yorumlarına kesinlikle katılıyorum. Bizde bazı kulüplerde bazı sezonlar zaman zaman 70. Dakikadan sonra düşüş yaşarlar. Biz belki fizik kapasitemizi çok yükseltmedik ama düşmeyi hiç yaşamadık. Bu da şampiyonlukta emeği çok büyük olan Ersun hocamızın başarısıdır diye düşünüyorum. O yüzden son dakika galibiyetlerinde Ersun hocanın da payı büyük. ERSUN HOCA'NIN PROGRAMINA ÇABUK UYUM SAĞLAYAMADIK Aslında Ersun Hocanın çalışma programlarına çabuk uyum sağlayamadık. Aramızdaki toplantılarda Ersun Hoca bize “Ben futbol için, antrenman bilimi için çevrilmesi gereken bir sayfa varsa çevirmişimdir, emin olun. Siz benim dediklerimi yapın sonunda başarı gelecektir” derdi. Hocamızın futbolda bilmediği bir şey yok. Bizim antrenmanlarımızı izleyen biri Ersun Hocanın bize neler kattığını çok rahat görebilir. Ersun hoca gibi futbol konusunda bu kadar başarılı insanları ülkemizde yükseltmemiz gerekiyor. Sonuçta ortadaki başarıda belli. Ben Ersun Hoca ile çalışmaktan çok memnunum. Sezon başında hemen alışamadık çünkü çok ağır antrenmanlar yaptık. İlk 2 hafta neredeyse topa dokunmadık. Fenerbahçe takımının zaten bir yeteneği var. Fiziki olarak yükselmemiz gerekiyordu. Ersun hocada bunu başardı. Ersun hocanın devam etmesiyle ilgili karar verecek insanlar biz değiliz. Başımızda bir yönetim var, başkanımız var. Onların ve hocanın kararı olacak. İnşallah kalır. Fenerbahçe için çok güzel şeyler başardı, şampiyonluğu getirdi. Umarım devam eder. Başkanımız sadece birilerini yükseltmek yada fırça atmak için değil, bende sizin yanınızdayım mesajını vermek için müsait olduğu hemen her zaman Samandıra’ya geldi. Bizi bırakın Türkiye’ye ilk defa gelen yabancı oyuncularımızda Aziz başkan için “O bizim babamız” diyebiliyor. Fenerbahçe’ye hayatlarını adadıklarını gördükleri için Aziz başkanı bu kadar seviyorlar. Tabi ki Can Bartu, Lefter bizim için bir efsane. Onlar zaten her zaman anlatılacak. Ama benim bir oğlum var 2,5 yaşında. İnşallah bir tanesi daha gelecek. Bende onlara Aziz başkanı anlatacağım. Onun ne kadar büyük bir Fenerbahçeli olduğunu, Fenerbahçe adına her şeyini adadığını, her zaman iki lafından birinin Fenerbahçe olduğunu, böyle bir insanın takımında oynamanın gurur verdiğini anlatacağım. Gerçekten çok büyük bir başkan. Sıkıntıları hala devam ediyor inşallah mutlu sonla bitecek bu durum. Geçen sene 10 asist yaptım, 4 gol attım. Bu sene ise sadece 4 asist yaptım. Bunun da en büyük nedeni Caner’in bu seneki performansı. Üzerimdeki yükü büyük ölçüde azalttı. Bu sene durduramıyoruz Caner’i. Değil biz hiçbir takım durduramadı. İnşallah sözleşmesini de yeniler ve bizle beraber olmaya devam eder. DOKTOR BENİ UYUTSUN DAHA İYİ İnsanlar Gökhan neden bu kadar çok sakatlanıyor diye söylüyorlar ama bir ikili mücadelede ayağıma topu uzatmasam, kendimi bu kadar zorlamasam sakatlanmam. Mesela arada kalan bir topa belki profesyonellik gereği ayağını sokmaman lazım ama ben biraz amatör düşünüyorum. Sahanın her yanında elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Benim için en kötü şey kenarda olmak, maçı orada izlemek. Sakat yada cezalıysam doktor beni uyutsun daha iyi. Kenarda izlemeye dayanamıyorum. Benim ağrı eşiğimde biraz yüksek olduğu için başka arkadaşlara oranla ağrılara daha çok dayanıyorum. Sonuçta her şey takım için. EN ÖN PLANA ÇIKAN CANER ERKİN Bu sezon Türkiye liginde ön plana en çok Caner çıktı. Sow, Emenike, Webo ve Kuyt 4’lüsü kimse göz ardı edemez ama Caner en ön plana çıkan isim oldu. BUNLAR TARAFTAR DEĞİL Karabük maçı bizim için bir ders niteliğindeydi. Eskişehir ve Sivas maçlarını kayıpsız geçsek şampiyonluğumuzu belki daha erken ilan edecektik. Ama orada kayıp yaşayınca yeniden bir araya geldik, toparlandık. Trabzon maçı sonrası şampiyonluktan iyice emin olduk. Soyunma odasında herkesin yüzündeki hırsı görünce tamam dedim. Bizi artık kimse yakalayamaz. Rakiplerimizin de o maçtan sonra bizi takip etmeyi bıraktıklarını düşünüyorum. Trabzon maçında yaşananları anlamıyorum. Bir kulübe kızgın olabilirsin. Tepki gösterebilirsin ama sahaya girmeye çalışmak ne demek. İnsen ne yapacaksın. Futbolcuları mı keseceksin, doğrayacak mısın? Ne yapacaksın. Amaç ne? Anlayamıyorum. Volkan’ın elinde gözüken taşı sahaya niye atarsın. Ölmesini mi istiyorsun Volkan’ın. Burada tüm Trabzon taraftarından bahsetmiyorum. Ama bunları yapanları stada sokmayacaksın. Bunlar taraftar değil. Kendi seyircimde aynı şeyi yapsa yorumum aynı olur. 'TÜRKİYE'Yİ TER EDELİM DAHA İYİ' DEDİK Eskişehir ve Sivas kayıplarından sonra Gençlerbirliği maçı öncesi, eğer burada şampiyonluğu verirsek kimseye bakacak yüzümüz olmayacağını, sokağa bile çıkamayacağımızı, Türkiye’yi terk edelim daha iyi dedik. Zaten çıktık Gençlerbirliği’ni mağlup ettik, ardından Trabzon maçı ve artık herkes inandı. Maçların gerginliğinden dem vuruyorsak Beşiktaş maçında da bunun olması lazımdı ama olmadı. Bilic ile yaşadığımız güzel diyalog ortada. Rakip takım futbolcusundan bir terbiyesizlik olmadı, bizden de olmadı. Sonuçta da maç güzel bir şekilde berabere bitti. Ama başka bir takım olsa aynısının olacağını düşünmüyorum. İnsanlar futbolun bir eğlence olduğunu unutmaması lazım. Caner’i Beşiktaş maçında yaptığı centilmenlikten dolayı niye eleştirilim ki. Sahadaki futbolcuların hiçbirinin bilmediği bir kural nedeniyle Caner öyle bir hareket yaptı. Bizde sonra öğrendik karar doğruymuş ama hiçbirimiz bilmiyorduk. Caner doğru davrandı orada. SELÇUK İNAN'IN BİZİM TAKIMDA OLMASINI ÇOK İSTERDİM Önce Akhisar’ın sonrasında Karabük’ün bizi alkışlaması çok güzel. Burada en büyük payı Hamza hocaya vermek lazım. Zaten Türkiye’de herkesin duyduğu bir isim. Kendisine yakışanı yaptı. Bizde böyle bir durumda olsak bizde alkışlarız. Niye yapmayalım. Futbol öyle bir şey ki, kimi zaman sizi vezir kimi zaman sizi rezil eder. Selçuk İnan, Galatasaray’ın bundan önceki 2 şampiyonluğunda bana göre %75 payı olan adam. Bizim maçta ona yapılan protestoyu hak ettiğini hiç düşünmüyorum. Bende ona orada destek olmadım istedim. O da benim gibi duygusal bir insan. Bizim takımda da olmasını çok isterdim. O maçta sadece Selçuk’a destek olmak istedim. CANER'İN PEROFRMANSINA YAKIŞIR BİR GOLDÜ Emre abinin Kasımpaşa’ya attığı gol mükemmeldi. Caner’in Kayserispor’a attığı gol inanılmazdı. Duran bir top değildi. Caner’in sezon performansına yakışır bir goldü. Mehmet Topal’ın Akhisar’a attığı gol çok güzeldi. Belki hepsi aklıma gelmiyor bizim adımıza sezonun en güzel golleri bunlardı. MANCINI DÜRÜST Bİ İNSAN Karabükspor maçında yaptığımız kağıt esprisine bazıları çok fazla alınmışlar. Hala aynı hataları yapmaya devam ediyorlar. Maçtan 2-3 gün önce bize yapılan bir terbiyesizlik vardı. Paylaşılan videoda edilen küfürleri herkes biliyor. Biz en azından böyle bir şey yapmadık. Emre abide Mancini’nin çok iyi bir insan olduğunu daha önce 2 sene çalıştığını. Eğer böyle bir şey yaparsak, insanların ona yorabileceğini, ayıp olabileceğini söyledi. Bizde maçtan sonra gerekli açıklamayı yaparız, onunla alakası olmadığını söyleriz dedik. Mancini de zaten daha önce şampiyonluğu bizim hak ettiğimizi söyleyen, dürüst bir insan. Biz bunu sadece bize yapılan bir terbiyesizliğe cevap vermekti. Küfür etmeden biz espri yapılsa biz kabulleniriz. Mancini ile alakası yoktu bunun. Güzel bir espriydi, insanlarından buna ekran başında güldüklerini düşünüyorum. Küfür, terbiyesizlik olmadığı sürece böyle kaliteli esprilere varım.Maraton
Mircea Lucescu: 'Fenerbahçe’de Çok Büyük Futbolcu Olabilirdim'
Lucescu, Türkiye’de geçirdiği yılları anlatırken, 13 yıldır bir sırrı da aydınlığa kavuşturdu. 2001’de Galatasaray’ın Real Madrid’i konuk ettiği Şampiyonlar Ligi çeyrek final maçının devre arasında Hagi’nin, teknik direktör Lucescu’ya bağırdığı ve oyun taktiğini değiştirdiği, Galatasaray’ın da bu taktikle ilk yarısını 2-0 yedik durumda tamamladığı maçı 3-2 kazandığı iddia edilmişti. Hatta Hagi de bu iddiaları doğrulayan açıklamalar yapmıştı. Ancak Rumen teknik adam, bu iddia ile ilgili ilk kez konuşurken bambaşka bir senaryoyu dile getirdi. Shakhtar Donetsk’te 10 yılı geride bıraktınız. Kazandığınız kupaların sayısını biliyor musunuz? Dokuz lig şampiyonluğu, beş Ukrayna Kupası, beş Süper Kupa, bir Avrupa Ligi... Toplam 19... Biraz fazla değil mi? Biraz fazla mı? Asla “fazla” diye bir şey yoktur. Sadece “çok” diyebiliriz. Bu başarılarla birlikte sizin Türkiye’deki değeriniz de arttı. Galatasaray ve Beşiktaş dönemlerinizde kalitenizden kuşku duyanlar vardı ama şimdi neredeyse herkes sizin muhteşem bir teknik direktör olduğunuzu düşünüyor... İnsanların benim kalitemden neden şüphe duyduklarını anlamıyorum. Galatasaray’la Avrupa Süper Kupası’nı kazandım, ligde şampiyon oldum. Ayrıca Galatasaray’daki ilk sezonumda şampiyonluğu çok zor bir durumda kaybettik. 32’nci haftada evimizdeki Ankaragücü maçında Okan Buruk, 30’uncu dakikada kırmızı kart gördü ve o maçı kaybettik. Biliyorsunuz... Beşiktaş’ta da aynı şekilde... Samsunspor maçında üç oyuncum kırmızı kart gördü. Seyircisiz maç cezası aldık. Bu yüzden şampiyonluğu kaçırdık. Nihayetinde belki daha iyi olabilirdi ama Türkiye’de iyi iş yaptığımı düşünüyorum. Sonra Shakhtar Donetsk’e geldiniz... Burada beni çok iyi bir başkan karşıladı. Hayatını futbola adamış. Aynı zamanda kulübün de sahibi. Türkiye’de bu, çok daha zor. Başkanlar seçimle geliyor ve ortalama iki yıl görevde kalıyor. Bir teknik direktörün uzun süreli sözleşme imzalaması mümkün olmuyor. Çünkü her gelen başkan kendi teknik direktörünü getirmek istiyor. Öyle olunca teknik direktörler sadece bir yıl takımda kalıyor. Bir yılda bir takım inşa edemezsiniz. Kısa vadede kazanmak çok zor. Ancak şansla bir şeyler kazanabilirsiniz. Ben Donetsk’te aradığım her şeyi buldum. Çalışma şartları çok iyi. Başkanın yeni stadı inşa etmesiyle birlikte Avrupa’da da iyi sonuçlar almaya başladık. Donbass Arena dünyanın en güzel stadı. Bunun gibisi yok. Türkler de gurur duymalı çünkü bu stadı inşa eden bir Türk firması (Enka). Shakhtar Donetsk, sadece yönetimsel anlamda değil, sahada da çok başarılı bir 10 yıl geçirdi. Bunun sırrı neydi? Bu 10 yıl içinde takım üç kez değişti. Sadece iki oyuncu sabit kaldı: Dario Srna ve Tomas Hübschman... Bu süreçte çok sayıda genç oyuncu getirdik, onları büyüttük ve büyük takımlara gitmelerine izin verdik. Bu kulüp için de çok iyi çünkü aynı zamanda iyi para kazandık. Henrik Mikhitaryan, Fred, Fernando ve Willian gibi oyuncuların ayrılmalarına üzüldünüz mü? Elbette üzüldüm, çok iyi oyunculardı. Onlarla iyi sonuçlar aldık, kupalar kazandık. Sonra Avrupa’nın büyük takımlarına gittiler. Onlarla çok iyi ilişkiler kurdum çünkü bu kulübe geldiklerinde henüz çok gençlerdi. Gelişmelerine yardım ettiğim için mutluyum. Bu kadar genç ve gelecek vaat eden oyuncuyu Ukrayna’ya gelmeye nasıl ikna ettiniz? Buraya geldiğimde işe bir oyuncu transfer ederek başladık. İtalya’dan o zaman genç bir futbolcu olan Matuzalem’i getirdik. Ondan sonra başarılı oldukça genç Brezilyalı oyuncular gelmek istedi. Avrupa kulüpleri Brezilyalı oyuncuları genellikle 25-26 yaşına geldiklerinde alıyor. Çünkü kalitelerinden emin olmak istiyor. Ama biz yetenekli oyuncuları daha gençken almayı tercih ettik. Tabii onlarla çok sıkı çalıştık. Haliyle ilk bir iki yıl pek bir katkı sağlayamadılar. Sabırla onları hazırladık ve yetiştirdik. Sonra adım adım yetenekleriyle kazanmamıza yardım ettiler. Bu çok güzel bir strateji ama bu stratejiyi, kulüp sahibiyle birlikte hareket ederek hayata geçirebilirsiniz. Tıpkı bizim başkanımız gibi. Çünkü o geleceği düşünebiliyor. Eğer başkanın ömrü iki yılsa protagonist davranmak istiyor, yeni oyuncular alıyor, basında hakkında iyi şeyler yazılsın istiyor. Onun için teknik direktör pek önemli değil. Hemen ilk yıl her şeyi kazanmak istiyor. Bu şekilde geleceğin takımını kurmak çok zor. Türkiye’de savunma takımları kurmakla eleştirildiniz. Ama Shakhtar’da bunun aksini kanıtladınız... Ama Türkiye’de savunma takımı kurduğum doğru değil! Hem Galatasaray’da hem de Beşiktaş’tayken diğer takımlardan daha çok gol attık. Gol averajımız da diğerlerinden daha iyiydi. Burada da durum aynı. Her sene diğer takımlardan daha çok gol atıyoruz. Taktiksel olarak daha farklı oynadığımız doğru ama bu başka mesele. 1985 yılında “Türkleri seviyorum” şeklinde bir demeciniz var. Oysa o zaman henüz Türkiye’de çalışmaya başlamamıştınız. Bu sevginin sebebi neydi? Kimbilir neden seviyordum; hatırlamıyorum (gülüyor). O dönem Dinamo Bükreş’te forma giyiyordum. Türk takımlarına karşı çok maça çıktım. Statlardaki atmosferden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Bugün de aynı şekilde düşünüyorum; böyle taraftarı hiçbir yerde görmedim. Sadece Dortmund taraftarı yarışır. İtalya’da bile böyle atmosfer yok. Belki de bunun için “Türkleri seviyorum” demişimdir. Daha sonra Türkiye’de sokağa çıktığımda hemen herkesin futbolcuları tanıdıklarını, onlara seslendiklerini, selam verdiklerini fark ettim. Bundan çok etkilendim. Türkler çok duygusal insanlar ve ben bunu seviyorum. Türkiye’de olduğum zaman kendimi çok iyi hissediyorum. 1978 yılında futbolculuğunuz sırasında Fenerbahçe ile idmana çıktınız. Ardından “Kulübüm izin verirse Fenerbahçe’ye gelirim” dediniz. Peki neden gelmediniz? Çünkü sosyalist bir yönetim vardı ve o dönem kimse bir yere gidemezdi. Çok gençtim. Evet, Türkiye’ye geldim. Yanımda Ion Nunweiller de vardı. Kulüp izin vermeyince geri döndüm. Nunweiller, Datcu, Sasu gibi oyuncular 30 yaşını geçtiği için onlara izin verdiler. 1970 Meksika Dünya Kupası’na kalma başarısı gösteren oyuncular için bir anlamda ödül gibiydi. O dönem Romen futbolu Türk futbolundan daha iyi durumdaydı. Türk takımları da Romen oyuncuların ve teknik direktörlerinin peşindeydi. O zaman futbolcuyken Fenerbahçe formasını giymek istediniz, öyle mi? Evet, Fenerbahçe’de çok büyük futbolcu olabilirdim. 19-20 yaşlarındaydım. Dinamo Bükreş’le 1. Lig’e çıkmıştık. Oradayken ilk uluslararası maçımı Fenerbahçe’ye karşı oynadım ve gol attım. Datcu Fenerbahçe forması giyiyordu. Aramız çok iyiydi. Daha sonra İtalya’da Pisa’da teknik direktörlük yaparken de Fenerbahçe başkanı beni aradı ve İstanbul’a geldim. Başkanla yemek yedik, kulübü gezdim. İş sadece imzaya kalmıştı ama ama ben İtalya’da kalmaya karar verdim. Fenerbahçe’ye gelmiş olsaydınız sizin için tarih daha farklı yazılır mıydı? Hayat bana daha sonra Galatasaray’ı çalıştırma fırsatı verdi. Sonra Beşiktaş’a gittim ama asla Fenerbahçe’ye gidemedim. Çok garip (gülüyor)... Fenerbahçe forması giyebilirdim, onların teknik direktörü olabilirdim ama ezeli rakiplerinin teknik direktörü oldum. Hayat... Türkiye’de neyi özlüyorsunuz? Türk oyuncularla çalışmak çok kolay. Çünkü sahada her şeylerini veriyorlar. Yürekleriyle oynuyorlar. Tabii taktiksel anlamda ve organizasyon anlamında bazı sıkıntılar var. Ama Türk oyuncular çok hızlı, agresif ve yetenekli. Ben bu tür oyuncularla çalışmayı seviyorum çünkü öğrenmeye çok açıklar. Galatasaray’da da Beşiktaş’ta da bunu yaşadım. Hasan Şaş, Ergün Penbe, Bülent Korkmaz, Emre Belözoğlu, Arif Erdem, Suat Kaya, Tayfur Havutçu, Sergen Yalçın... Sergen hayatımda çalıştığım en iyi oyunculardan biriydi. Tümer’i de çok seviyorum. Çünkü çok zeki bir oyuncuydu. Belki fiziksel olarak diğerleri kadar güçlü değildi ama çok zekiydi. Benim zamanımda çok iyi iş çıkardı. Problem çıkaran oyuncu yok muydu? Hayır yoktu. (Bir süre düşünüyor). Hiç yoktu. Hayatım boyunca hiçbir futbolcuyla sorunum olmadı. Futbolculara onları sevdiğiniz hissini vermelisiniz. Bu çok önemli. Onları eleştirirken ya da onlardan bir şey isterken bile anlayışlı olmanız gerek. Gheorghe Hagi, 2001’de şampiyonlar ligi’nde Real Madrid’e karşı 3-2 kazanılan maçın devre arasında size bağırdığını söyledi. Orada neler yaşandı? O bana bağıramaz, ben ona bağırırım (gülüyor). O sadece cevap vermeye çalıştı. İlk yarıda ondan sahanın her yerinde olmasını istemiştim. Galiba biraz kafası karıştı. İkinci yarı sahada kalmak istemedi. Sonra Jardel de ona uydu ve o da çıkmak istedi. İlk yarıyı 2-0 kaybetmiştik. Utanç vericiydi. Sonra ben bağırmaya başlar başlamaz Jardel ayakkabılarını hemen geri giydi. Onlara “Kazanmadan soyunma odasına dönmeyin” dedim. Tarihin en iyi ikinci yarı performanslarından biriydi. Aslında Pierluigi Collina nizami bir golümüzü yedi. Normalde o maç 4-2 biterdi. Onlarla karşılaşmak bile önemliydi. Kariyeriniz boyunca hakemlerden şikayet ettiniz... Ben genellikle takımlarımı kazanmak için kurarım! Eğer hakemler yanlış karar veriyorlarsa normal olarak eleştiriyorum. Ben hata yaptığımda da herkes beni eleştiriyor. Bu çok normal. Hakemler hata yapıyor ve o hatayla maç kaybediyorsanız sinirleniyorsunuz. Mesela Cem Papila (gülüyor)... Onu hiç unutmuyorum. O maçı kaybetmemiz için her şeyi yaptı. Beş futbolcumuzu oyundan attı ve şampiyonluğu kaybettik. Onun bir hata yaptığını söyleyemem çünkü en az 10 hata yaptı! Çünkü hata yapma niyetiyle maça çıkmıştı. Ama genel olarak hakemlerle bir sıkıntım yok. Sadece kötü niyet gördüğümde onlarla tartışırım. 2001-02 sezonunun başında Galatasaray oldukça güçsüz bir kadroya sahipti... İkinci yıl çok zordu. Çünkü 12 oyuncuyu kaybetmiştik. Hagi, Taffarel, Popescu, Okan, Emre, Ümit Davala... Takımı kiralık futbolcularla yeniden inşa etmek durumundaydım. Çoğu kalitesiz isimlerdi ama hepsi kazanmayı çok istiyordu. Çok profesyonel ve kazanmak isteyen bir takım inşa ettik. Ve başardık. Ligin ilk yarısında Sergen bize çok yardım etti. Daha sonra sakatlandı. Yine de ligin ikinci yarısı bizim için muhteşem geçti. O yıl hak ettiğim maaşı ancak Beşiktaş’ta çalışırken alabildim (gülüyor). Kulüp adına çok zor zamanlardı. Çok sayıda oyuncunun ayrılması da bu yüzdendi. Buna rağmen şampiyon olduk. Şampiyon oldunuz ama sezon sonunda görevinize son verildi. O dönem görev yapan rahmetli Özhan Canaydın yönetimine kırgın mısınız? Hayır kimseye kırgın veya kızgın değilim. Her başkan kendi adamını getirmek ister. Özhan Canaydın, başka bir teknik direktörle çalışmak istedi, el sıkışarak ayrıldık. Bunun için tazminat bile almadım çünkü hak etmediğim bir parayı almak istemedim. Bir an önce çalışmaya başlamak en iyisiydi. Beşiktaş’ta da durum aynıydı. İki yıl daha sözleşmem olmasına rağmen takımdan ayrıldım, o parayı stat inşaatı için harcamalarını rica ettim. Sizce en güçlü özelliğiniz hangisi? İletişim mi, yoksa taktiksel yaklaşımınız mı? Bunun hakkında yorum yapamam. İşin uzmanlara sormanız lazım (gülüyor). Ama dünyada en zor şey, 1 numara olmak, kazanmak... Başarılı olmak, çok fazla çalışmayı gerektiriyor. Çok iyi konsantre olmalısınız. Çok şey bilmelisiniz. Bir günde ortalama kaç saat çalışıyorsunuz... Her zaman... Aklımda her zaman futbol var. 2006 Dünya Kupası şampiyonu İtalya’da teknik direktör Marcelo Lippi’nin teknik asistanlığını yapan Adriano Bacconi, modern analizi sizin keşfettiğinizi söylemişti... Bu doğru mu? Evet doğru... 1990 yılından önce oyuncu-antrenör olduğum dönemde bunu yapmaya başladım. 15-16 yaşlarındaki bir grup çocuğu aldım, onlar adına tüm maçı analiz eden kağıtlar hazırladım. O kağıtta onların sahada ne yaptıkları analiz ediliyordu. Şimdi her şey çok kolay, bilgisayarlar var... Oyuncular kaç kilometre koştuğunu biliyor. İtalya’ya gittikten sonra Adriano Bacconi ile çalışmaya başladım. Tek tek tüm futbolcuların profillerini çıkardık, maçı sentezledik, benim felsefeme göre oyunu yorumladık ve sonra bunları bilgisayara aktardık. O günden bugüne analiz çok ilerledi ama bunu İtalya’da başlatan kişi benim. O zamana kadar antrenörler sadece maçı izliyordu. Tüm Avrupa size saygı duyuyor, pek çok makalde taktiksel yaklaşımlarınız referans gösteriliyor ama Inter’deki kısa maceranız dışında Avrupa’nın en büyük kulüplerini çalıştırma şansı bulamadınız. Neden böyle oldu? Romanya’daki devrimden sonra ülkeyi terk ettim. Sosyalist bir ülkeden geliyordum. O döneme kadar Avrupa futboluyla hiçbir iletişimimiz, ilişkimiz yoktu. Ama 36 yaşıma geldiğimde, Corvinul Hunedoara takımında oyuncu-antrenör oldum. Daha sonra Romanya Milli Takımı’nı çalıştırdığım sırada İtalya Milli Takımı’nı yendik. O dönem İtalya, Dünya Şampiyonu’ydu. Bu şekilde kendimi İtalyanlara gösterme şansı buldum. Ardından beş yıl sonra Romanya’dan ayrılınca Pisa’ya, oradan da Brescia’ya gittim. Anlatmak istediğim; ben diğer hocalar gibi çalışmaya büyük takımlarla başlamadım. Bu yüzden her seferinde iyi bir teknik direktör olduğumu ispatlamam hiç kolay değildi. Brescia’dayken Inter’e daha erken gidebilirdim ama başkan bana izin vermedi. Takımı iki kez Serie A’ya çıkarmıştım. Wembley’de Anglo-Italian Kupası’nı kazandım. Kariyerim boyunca gittiğim her yerde kupa kazandım. Romanya’ya geldiğimde hemen Rapid’le Dimano’nun önüne geçtik ve kupa kazandık. Brescia’dayken Serie A o dönem dünyanın en zor ligiydi. Hatta Serie B daha da zordu! Teknik direktörler için muhteşem bir mücadele alanıydı. Serie A daha çok paralı başkanların yeriydi. Orada en zengin kazanıyordu. Berlusconi gibi... (Gülüyor). Juventus ve Roma da o dönem çok zengindi. Bu yüzden zirveye çıkmam mümkün olmadı. Ardından Galatasaray ve Beşiktaş’a gittim, sonra da Shakhtar Donetsk’e... Buraya gelemeden önce Avrupa’nın batısından pek çok teklifi reddettim. Çünkü burayı bir teknik direktörün çalışabileceği en iyi yer olarak gördüm. Başkanın bana güvenmesi çok önemli, bu sayede çok başarılı oldum. Dynamo Kiev, Metalist gibi takımları geride bırakmak hiç kolay değil. Sizce bir Türk kulübüyle Şampiyonlar Ligi’ni kazanabilir misiniz? Hayır, imkânsız. Şu an için bu imkânsız. Avrupa’nın doğusundan bir takımla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkmak kupayı kazanmaya eş değer. Çünkü bu farklı bir futbol, farklı bir tarih, farklı bir kültür. Onlar çok daha güçlü. Çok daha farklı bir ligde mücadele ediyorlar. Her yıl aynı altı-yedi takımı Şampiyonlar Ligi’nde son turlarda görüyorsunuz. Peki Türkiye’de uzun vadede böyle bir potansiyel yok mu? Sonuçta 70 milyonluk bir ülkeyiz... Hayır hayır. Bunun nüfusla alakası yok. Büyük takımlara bir bakın... Muhteşem bir tanınırlığa sahipler. Çok paraları var. Bir de Türkiye’ye bakın... Sadece üç takım söz konusu. Spor politikasında sıkıntı var. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmanız için Premier Lig, La Liga, Bundesliga gibi bir liginizin olması gerekir. Her zaman onlar kazanıyor. Arada Portekiz de yarışa dahil olabiliyor çünkü onların da ligi ilginç. Aynı zamanda iyi oyuncular yetiştiriyorlar. Yetenekli Brezilyalı futbolcuları liglerine getirebiliyorlar. Onları profesyonel düzeye getiriyorlar ve böylece kazanıyorlar. Bu göründüğü kadar kolay değil. Türkiye’den sizi arayan çok sayıda başkan var mı? Evet ama çok problem değil. Gayet normal. Çünkü ben Türk futbolundan iki büyük takımla başarılı olarak ayrıldım. Çok normal. Diğer taraftan ben Türk futboluyla ilgili daima iyi izlenimlere sahip oldum. Türk futbolcuları sevdim, ben de Balkanlardanım. Balkanlarla Türkler aynı mantaliteye sahip. Bu yüzden arada bir doku benzerliği var ve tarih boyunca Balkan teknik direktörler burada başarılı oldu. Tabii Fatih Terim gibi Türk teknik direktörlerle birlikte... Ben de iyi izlenim bıraktım, takımlarım iyi top oynadı. Bu yüzden Türk takımları tarafından aranmam çok normal. Bununla gurur duyuyorum. Türkiye’de gazeteler mütemadiyen sizin önümüzdeki sezon Galatasaray’ın başına geçeceğinizi yazıyor. Gerçekten öyle mi? Galatasaray’la hâlâ çok iyi ilişkilerim var. Beşiktaş ve Fenerbahçe’yle de öyle. Mesela her yıl Fenerbahçe ile hazırlık maçı oynuyoruz. Bu sene Beşiktaş ve Galatasaray’la oynadık. Ben tüm bu takımlarla iyi ilişkiler kuruyorum. Sadece bu kadar, daha fazlası yok.Roberto Mancini’yle aranız nasıl? Çok iyi arkadaşım. Ben ona saygı duyuyorum, o bana saygı duyuyor. Onu İtalya’daki günlerimden tanıyorum. Ben teknik direktördüm, o oyuncuydu. Sadece onunla değil, Bilic’le de çok iyi iletişimim var. Peki önümüzdeki sezon ne yapacaksınız? Planınız ne? Bu benim problemim! Başkasının değil... Yarın bir maçım var o yüzden şimdi ayrılmam gerekiyor. Daha sonra ne olacağını hep birlikte göreceğiz...Fanatik
Çebi'den Bomba Açıklamalar
Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, TRT Spor'da katıldığı Birebir programında gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu.Transfer politikasından başkan adaylığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yapan Çebi, geçmiş yönetimle ilgili de önemli konulara değindi.Serdal Adalı ile yaşadığı sıkıntıların yanlış anlaşıldığını belirten Çebi, Yıldırım Demirören’in kulübe başkan olduğu dönemde verdiği 100 milyon euro’yu bağışlayıp bağışlamayacağını açıklaması gerektiğini söyledi. İşte Ahmet Nur Çebi’nin çarpıcı sözleri; “Galata’da ve Kartalspor’da yöneticilik yaptım ama Beşiktaş’ta yöneticilik yapmak kadar zor değildi. Sırtıma ağır yük almak alışkanlığımdır. Bırakıp gitmek benim lugatımda yoktur. Ama çok yoruldum. Geldiğimizden bu yana geçirdiğimiz zor zamanlar ortada. Mali anlamda tam 140 dosyayla uğraştık. Geldiğimiz zaman ertesi gün ödenmesi gereken borçlarla karşılaştık. Elimizi cebimize de attık. Beşiktaş’la para ilişkim bende saklıdır. Verdiklerimiz oldu geri kalanları taksitlendirdik. Alacaklı olanlarla anlaşma yoluna gittik. Güleryüz gözterdik biz buradayız dedik. Alacaklıyı kırmayınca bize yardımcı oldular.” “BORÇLAR KONTROL EDİLEBİLİR HALDE” “Şu anda borçlar daha kontrol edilebilir hale geldi. Kaynaklarımızı daha rahat bulabiliyoruz. Günü gelince borçlarımızı ödeyebiliyoruz. Bu bir yoldur zaten her ticaret adamı bu yola başvurur.” “Stadın ihale komisyonu başkanlığını yapıyorum. Basket AŞ’nin başkanlığını yapıyorum. İcra Kurulu Başkanlığı yapıyorum. NErde yangın var oraya koşuyorum. Onlar beni çağırdıkları zaman koşuyorum. Stadı en iyi biçimde yapmak isteğimiz var. Başkan estetiğe önem veriyor. Çatı çelik halatlarla gerilecek bir çatı. Zor bir yapımı var. Ocak sonu Şubat başına kadar imalatının süreceği bilgileri var. Başkan ve ben firmayla iletişim içerisindeyiz. Bakalım neler olacak. Aralık olur ama bir şekilde bitecek. Çatı yapıldıktan sonra zemini yapma süresi var. Önümüzdeki sezon yeni statta oynayamama ihtimalimiz var. Ama pes etmeyeceğiz çaşlışacağız.” “UÇAĞIN BURNUNU HAVAYA KALDIRDIK” “2-3 yıl içerisinde şampiyon oluruz derken bu seneyi de içine kattım. Sürekliliği arzu eden bir yapım var ve bu ifadeyi kullanırken bu durumu kastettim. Başarıda süreklilik önemlidir.” “Beşiktaş’ın forması assan 3. olur diyen eski yöneticiye cevabım onların yıldızlarla doldurduğu sezon ligi 4. bitirdik. Bunu unutmasınlar. Ben taraftardan daha çok başarıyı istiyorum. Geldiğimizde arabayı şarampolde gider halde aldık. Şimdi araba bazen yavaşlıyor bazen hızlanıyor. Şİmdi uçağın burnunu havaya kaldırdık. Yavaş yavaş havalanacağız.” “GELDİĞİMİZ GÜNDEN BU YANA” “Beni tek rahatlatan ve bunaldığımda enerji veren topluluk Beşiktaş taraftarı oldu. Geldiğimiz günden bu yana koşan bi insan oldum. Biri benden yardım isteyince hemen koşuyorum. ” “Önümüzdeki hafta yönetim kurulumuzla çalışmamız var. Seneye nerede ne şekilde oynayacağımıza, kombineleri nasıl ve ne fiyata satacağımızı, yeni statta kombine fiyatları gibi konuları açıklığa kavuşturacağız.” “Transfer komitemizin görevleri var. Ben pek karışmadım transfere. Bu güne kadar Tolga transferi hariç hiçbir transfere katılmadım. Tolga’da hatır gönül olayı vardı. Şu anda transferin bi yerinde yokum. Bana yönetim transferle ilgili görevler verirse uğraşırım ama görüş biildirmem. Ne isterlerse gider yaparım. Pazarlıklarda ben devreye girerim arada. Kontolsüz harcamalardan hoşlanmam. Beşiktaş’ta geçen sene kadroyu fazla şişirdik. Kendi özeleştirimizi yapalım. Keşke 13 adam yerine 4-5 futbolcuyu alabilseydik. Bunları görebilmek de şans.”' “OLCAN İÇİN BAŞKANI ARADIM…” “Ben İbrahim Hacıosmanoğlu’nu aradım, başkan Olcan’ı satmayacağını söyledi. Bunun üzerine benim talepte bulunmam yakışık almaz. Böyle bir şey olursa önceliği önceik hakkınız her zaman bizde var dedi sayın başkan. satacak mı satmayacak mı bilmiyorum. Sattığında bize döner mi bilmiyorum söz verildi.” “Çok daha iyi şartlar olması halinde Gökhan Beşiktaşlı olabilir. Ama kulübünün böyle bir niyeti yok. Satmaya niyeti var. Gökhan burada geçen sene başarılı oldu ve kulüp bunu değerlendirmek isteyecektir” “GELİN ATA BİNMİŞ, YA NASİP DEMİŞ” “Ezeli rakiplere gitse üzülürüm ama o çocuğumuz da profesyonel bir futbolcu. Gelin ata binmiş, ya nasip demiş. Biraz beklemek lazım.” “Diego’yu öğrendiğimi sonradan öğrendim. Bu da bir politikadır. Biz de popülist davranabiliriz imza atabiliriz.” “Quaresma’nın 7 buçuk milyonluk bonservisini hala biz ödüyoruz. Ferrari’nin parasını hala biz ödüyoruz. Her ay 2-3 milyon euro geçmişten borç ödüyoruz.” “FERNANDES’İ BİLİC YOLLAMADI” “Bu sezonun başında bu tarihlerde Fernandes’i almak için bir Rus takımı talip oldu. Önder Özen bey başkana, Bilic’in Fernandes’in bırakılması taraftarı olmadığını söyledi. Buna ihityacımız var dendi. Eksik kalırız dendi. Başkan da teknik kadrosunun talebi doğrultusunda satılmayacağını söyledi.” “Ben pişmanlık duyuyorum keşke başkana baskı yapabilseydim. Belki ikna edebilirdim. Çok iyi değiller ama seneye çok iyi olacaklarını tahmin ediyorum Bilic’in enterasan bir Galatasaray ve Fenerbahçe’nin sadece derbilerde kaybedeceğini söylemiş. Ama onların Anadolu’da maç kaybettiğini görünce şaşkınlığını gizleyememiş. Bilic şimdi ligi tanıdı. Seneye daha iyi olacak. Arkalarında durmazsak başarı gelmez.” RONALDINHO GERÇEKLERİ “İçinde bulunduğum toplantılarda 3 yabancı 2 de yerli alarak kadromuzu güçlendireceğimiz konuşuldu. 4 yabancı 1 yerli de olabilir. Bilic ve Fikret Orman bu konuda temas halindeler. 11 milyon euro ile yola çıktık. 3-5 milyon euro daha yukarı çıkmak zorunda kalabiliriz. Umarım iyi oyuncular transfer edilir de pişman olmayız.” “Ronaldinho konusunu kapatmak istiyorum beni çok yıpratıyor. Benim başarısızlığımmış gibi yansıtılıyor. Kendisi bizde top oynamak istediğini söyledi. Biz de görüşelim dedik. İnanamazsınız yıllık 9 milyon euro ile geldiler. Ben 3 milyon euro civarı olabileceğini söyledim. Buna rağmen görüşmek istediklerini söylediler. Daha sonra bu sezonla ilgili geldiklerinde 5 buçuk milyon euro dediler biz de 4 buçuk milyon euro dedik. 2 buçuk milyonu sponsor tarafından karşılanacaktı. Biz bu teklifi yapınca cevap vermediler. Brezilya Milli Takımı hocasının ordaki takımda kalması için biraz torpil yaptığını söylediler özür dilediler. Basının inanılmaz derecede üzerimize çok geldiler.” DEMBA BA, ETO’O, DANY… “Dany’de bizim çalışanlarımız hata yaptı, biz de üzerimize almak zorundayız. Dany hiçbir şekilde Beşiktaş’a alınmamalıydı.” “Demba Ba’yı gazetelerde okuyorum. Eto’o'yu da gazetede okudum. Gazetede okuduğum geçmediği anlamına gelmez. ” “Serdal Adalı ile hiçbir sorunum yok. Serdal Adalı ile polemiğe girmek istemiyorum. Belki ona yardımcı olacağımız çalışmalar olacaktır. Bu ifadeleri sonradan öğrendim. Yıldız futbolcuların neden oynatılamadığı konusunda bir ifadede bulunmak istedim. Yanlış anlaşıldı. Bir yönetici ile bir futbolcunun arası profesyonel ilişkiden başka bir şey olamaz. Kontratta yazılı olan parayı ödemezsen futbolcunun seninle ilişkisi profesyonel. Hatır yok. Yöneticiler futbolcularla geziyorlar. Dışarıda disiplinli olan topçu buraya gelince 3-5 ay sonra top oynamıyorlar. Yönetici ile futbolcu arasında profesyonel bir ilişki olmak zorunda. Benim söylediğime karşılık verilecek cevaplar bunlar değil. O yanlış anladığı için üzüldüm. 4 buçuk milyon euro’ya 5 dakika top oynamış adam getirmedim ben.” “DEMİRÖREN ARTIK AÇIKLAMALI” “3-4 sene önce muhalefet yapan adamlara başkanlık koltuğu altın tepside sunuldu. Şimdi müsaade edin destek olun bize. Şimdi düzlüğe çıkınca mı böyle oldu. Her Beşiktaşlı Beşiktaş’a başkan olmak ister. Ben bunu dediğimden beri yapılan saldırıların haddi hesabı yok. ” “Bizi ona layık görmeyenler var. Ben kendimi layık görüyorum. Gerekiyorsa gerektiğinde başkan adayı da olurum. Seçilirim veya seçilmem.” “Yıldırım Demirören’in ailesi yıllardır Beşiktaş’a katkıda bulundu. Herkes sadece Yıldırım Demirören suçluymuş gibi ifadelerde bulunuyor. Yıldırım bey yalnız değildi. Yöneticiler de vardı. Varsa bir sıkıntı herkesin ismi zikredilmeli. Burada bir kusur var. 100 milyon TL’yi kulübe ödemiş bir Beşiktaş eski başkanından bahsediyoruz. Onun bağışı gündeme geliyor. Ben kesinlikle Yıldırım bey bağış yapmalı demem. Bence Yıldırım bey bu bağışı yapıp yapmayacağını açıklaması gerek. Bağışlarsa kulüp kendi imkanları düzeldiğinde bu parayı ödemekle mükelleftir.” “E-BİLET OLAYINA TARAFTARIM…” “Hep paralı yöneticiler dönemi ne kadar devam edecek bu futbol dünyasında. Bunların faturasını hep bu kulüpler mi yönetecek? Ben sabahın 9′unda gelip çalışıyorum. Ben paramla anılmak istemiyorum. Parası olmayan ama vizyonu olan kongre üyelerini buradan uzak tutuyorsunuz.” “E-Bilet olayına benim taraftarım sıcak bakmıyor. Ama onlar olmadan Beşiktaş hiçbir şey olmuyor. Bu yasalara karşı bir direnç gösteremeyiz.” “Bilet işiyle ilgili yasayı okuduğunuz zaman her kişinin PassoLig almak zorunda. Onlar gibi düşünebiliriz ama davranamayız. Onlardan rica ediyorum. Önümüzdeki günlerde yeni statla ilgili kombine bilet satışına çıkacağız. Lütfen gelsinler. Bu stat sizin. Lütfen gelsinler Beşiktaş’ın stadının yapımı için kombinelerini alsınlar. Taraftarımız bizden uzak kaldı. Seneye Olimpiyat’ta oynayabiliriz. Bir yıl sonra bittiği zaman geçerli olmak üzere yeni yapılan stadın kombinelerini satacağız. ” “Biz artık kimsenin kapısını çalmayız. Ben yönetici olarak kapılarını çalmam. Acı çekeceğiz. Yeni yuvamızı bekleyeceğiz. Acı ama gerçek. Kasımpaşa Stadı olma ihtimalini sıfır görüyorum. Gereken saygınlığı bazı yöneticilerden görmedik. ”AMK Spor
Önder Özen'den Açıklamalar
Beşiktaş Futbol Genel Direktörü Zafer Önder Özen gündeme ilişkin açıklamalar yaptı.Beşiktaş Futbol Genel Direktörü Zafer Önder Özen, TRT Spor'da Futbol Keyfi programında açıklamalar yaptı. Transferler konusunda önemli açıklamalarda bulunan Özen, Gökhan Töre, Olcan Adın, Motta ve diğer transferlerle ilgili bilgi verdi. Manuel Lanzini ile de ilgilendiklerini söyleyen Özen merak edilen tüm konulara açıklık getirdi. İşte Önder Özen'in açıklamaları 'Zor bir sezonu tamamladık. Yaşadığımız zorkuklar arasında diğer kulüplerin yaşadığı tipte zorluklardan ziyade farklı sorunlar da vardı. Biz futbolun seyirci tarafından faydalanamadık. BEtona top oynadık. Bazen büyük kulüpler taraftarla maçlarını kazanır. Rakipler İstanbul'a 1 puan için gelirler. Taraftar olmayınca sizi itici güç de arkanızda olmaz. Bunlar biz göreve geldiğimizde bilinen şeylerdi. Bundan kaçış da yoktu. 'GÜNAHIYLA SEVABIYLA BİR SEZON BİTTİ' 'Kulüp 110 yıllık tarihinin en zor kararını verdi ve stad için inşaat başladı. Çok zor durumlardan geçerek stada kazma vuruldu. Bizim de bu sorunumuz bitecek elbet ve rahata ereceğiz. Baktığımızda Galatasaray ve Fenerbahçe'nin statları 50-55 bin kişilik, kalabalık seyirciye oynayan takımlar. Gelirleri de bu şekilde artıyor. Slaven Bilic, İnönü'de oynasaydık arkasına taraftarı alarak rakibe büüyk baskı uygulayabilirdi. Kadıköy'de ve TT Arena'da olan budur. Eskişehir ve Bursa bile zaman zaman bu baskıyı kurabiliyor. Günahıyla sevabıyla bir takım dersleri alarak sezonu bitirdik' 'BETONA OYNAMAK ZORUNDA KALDIK' 'Seyircimize de bir kelime etmek isterim ama. İlk maç ribünde 56 bin kişi vardı. Tromso maçında 66 bin kişi geldi. Galatasaray maçında 80 bin kişiye oynadık. Bu maçta gelen cezalardan sonra betona oynamak zorunda kaldık. Kasımpaşa'da 3-4 bin kişiye oynadığımız maçlar oldu. Bir şekilde iç saha maçlarını oynayamadık. Dışarda lig ikincisiydik ancak içerde yetersiz kaldık. Gol ve pozisyon adedimiz yetersiz. 'FENERBAHÇE MAÇINDA BENDEN BAŞKA KAHROLAN GÖRMEDİM' 'Ligin en az gol yiyen ve pozisyon veren takımı olduk. Bunlar bardağın dolu tarafı. Boş tarafına bakınca bazı oyuncularımızın ellerinden geleni vermemiş olmalarını söyleyebiliriz. Bunun arkasından Fenerbahçe maçı sonunda seyircimizin alkışlamasını ben anlamadım. Derbide puan kaybedip alkışlayan taraftar olmaz. Sanırım o gece kahrolan bir tek ben varım. Onun dışında stat bittikten sonra derbiler ve avrupa maçları dahil takımımız sert bir trbinün haliyle derbilerde üstünlük sağlayabileceğiz. Beşiktaş bu üstünlüğü yakalayabilir.' 'PTT 1. LİG'DE BİR KULÜPLE ANLAŞTIK' 'A Takım ve A2 arasındaki mesafe çok yüksek. Sadece bizde değil her takımda bu fark çok yüksek. Bu farkı, aradaki basamak farkını Dikilitaş Kulübü'yle bir anlaşma yaparak aştık. Kümede tutup bir ayağımızı oraya atacağız. İkinci kulüp PTT 1. Lig'de, ismini veremem ama anlaşma sağlandı' PİLOT KULÜP PLANLARI 'Avrupa'daki kulübe, Rooselare'ye 4 oyuncu göndereceğiz. Yıllık maaliyeti 1 milyon olan. Yanında bir antrenör ve yönetici gidecek. Son olarak Brezilya'ya gidince bir 3. Lig kulübüyle anlaştık. Avrupalıların daha fazla yaşadığı bir bölgede olan bir kulüp. Bu kulübe de oradan seçtiğimiz 4 oyuncuyu koyacağız. Oradaki kulüpten yetiştirip o oyuncuları almamız daha kolay olacak' '550 BİN AVROLUK LABORATUVAR YAPIYORUZ' 'Laboratuvar yerimizin bütün izinlerini bekliyoruz. Her birinin bir maliyeti var. Bu konu 5 bin avro. Yüksek irtifa odasıyla birlikte, -110 dereceye kadar soğuk hava üretebilen bir soğuk hava odası ve bununla birlikte performans ölçüm aletleri toplam 550 bin avro bir maliyeti var. Bunları tamamlayınca büyük bir iş yapmış olacağız' 'MUSA MUHAMMED'İ BEKLİYORUZ' 'Musa Muhammed konusunda fazla konuşmak istemiyorum. Kendi milli takımında U18'de önemli işler yaptı. U20'de de kaptanlığa yükseldi Biz yaşı henüz tutmadığı için bekleyeceğiz. 31 Ekim'den sonra kontratımızı imzalayacağız. Şu an oyuncuya hamilik yapıyoruz ama 31 Ekim'den sonra oyuncu bizimdir. Barcelona'nın düştüğü hataya düşmeyeceğiz' 'SAMBADE YÜZÜNDEN TESİSLER TÜRBE GİBİ OLDU' 'Sambade yalnız bir kaleci antrenörü değil buna ek olarak her hareketi teknik anlamda basamaklayarak yaptırıyor. Marsilya'dan ciddi bir teklif almdı ancak vermedik. Tesis türbe gibi oldu dünyanın her yerinden antrenörler geliyor Sambade'yi izleyebilmek için. Aynısı forvetler için olabilir mi? Çok akıllıca. Vuruşu teknik açıdan adımlayabilecek bir antrenör olabilir. Hareketleri ve vuruşları sınıflayabilme ve uygulayabilme yapabilen arkadaşlarımızla çalışmayı çok isterim. Feyyaz Uçar bu konuda Türkiye'nin en iyisi. Alıp, dönüp vuruşlarını çok çok iyi yapıyor. İlhan Mansız aynı şekilde. Ben bu konunun üzerinde çok fazla duruyorum. Bir dünya kupası karakteri. Dünya tanıyor. Genç oyuncular tarafından idol olarak algılanabilecek bir spor figürü. Takıma katılmasını isterim ancak bunlar için zaman gerekiyor. Hepsi olacaktır' 'LABORATUVAR VE ATLETİK OLUŞUMLAR İÇİN İKNA EDİCİ OLDUM' 'İlk gün 5 konudan bahsettim. Bu alanlarda yürüyebiliyorsak ve kulüp bu fırsatı bana verebiliyorsa. Ben de bu fırsatı değerlendirebiliyorsam. O zaman bu yol yürümeye değer. Eğer oluşturramıyorsam bu kulübü ikna edemiyorum anlamına gelir. Ne zaman ikna edemezsiniz? Karşınızdakini ikna edecek heyecan ve bilgiyi ortaya koymadığınızda başkan ve yöneticileri ikna edemezsiniz. Ben laboratuvar ve atletic oluşumlar için ikna edici oldum. Bize yol verdiler ve başarılı oldum. Bu konuları bitti ama bir içine girelim bakalım duruma. Bunu henüz görmedim. Bizim futbol yatırımları departmanımız burayı yönetebilir mi? Proje sağlıklı yürüyecek mi? Göreceğiz' 'ANTRENÖRLÜK BENİM HEVESİM DEĞİL, MESLEĞİM' 'Ben koltuğa yapışacak birisi değilim. O konuda kimsenin şüphesi olmasın. Ben baskıdan etkilenmem. Benim üzerimde olan baskı bana yeter zaten. Çevreden gelecek baskı türleri beni etkilemez. Benim kendime kurduğum baskı benim koltuğa yapışmamamı sağlıyor zaten. Ömrüm uzun olursa sahaya dönerim. Geçenlerde bir büyüğümüz bana soru sorarken antrenörlük hevesimden bahsetti. Bu benim hevesim değil mesleğim. Altını tekar çiziyorum. Bu konu Beşiktaş'ta olmayacak. Tekrar tekrar söylüyorum. Beşiktaş'ın antrenörü herkesin bu meslekte güveninş kazanmış, bir şey kazanmasa da ortaya koyduğu değerler olmuş. Yaptığı kontratlar da bunun için bir kriter. Çalışacağım kategori Beşiktaş değil. Tevazu içinde bunu cevapladım' İSTİFAYI DÜŞÜNÜYOR MU? 'Bunlar son derece doğal. Bazen yorulursunuz, kendinizi çıkmazda hissedebilirsiniz. Beşiktaş 3-5 kişiyi ilgilendiren bir kulüp değil. Devasa bir ülke kadar büyüklüğe sahip bir kulüp. Milyonlarca insan top çizgiyi geçti mi geçmedi mi bununla ilgileniyor. İşini 40 yıldır yapan insanlar bile istifayı düşünmüştür. Neye ne zaman reaksiyon vereceğimizi bazen bilemediğimiz bir pozisyon. Örneği yok.' 'MOLEDO'DA MUTABIKIZ' 'Dany'de pişman olacağım bir şey olduğunu zannetmiyorum. Bu konudaki tepkileri yedim. Göğüsleyeceğiz bunları. Dieal stoper iklisi zamanla oluşacaktır. Çok arzu ettiğim oyuncuları scout ekibiyle paylaşıyorum. Mutabık olduğumuz bir isim Moledo.' 'YALÇIN İLE GÖRÜŞMEDİK' 'Yalçın Ayhan ile henüz bir temasımız veya imzalanmış bir kontrat yok. Bunu ilk defa sizden duydum ve şaşırdım. Süper Lig'de kontratı bitmiş olan 4-5 stoper var. Her biri gündemde olur. Scout ekibi bakar, Slaven Bilic bakar ve düşünülür. Sivok ve Escude ligde başlamıştı. Köprünün altından çok sular geçti ve en son Jermain Jones ve Ersan Gülüm oynadı. Bu arada biz de en az gol yiyen takım olduk. Takım savunması diye bir durum var. Bu konuda iyiyiz. Şu anda Ersan dışında bir yerli stopere daha ihtiyacımız var. Aralarından bir tanesi kontratı bitmiş oyuncular olacak. Yalçın'ı değerlendireceğiz.' 'Sezer benim kalitemi tartışamaz demiş. Ben hiç bir oyuncunun kalitesini tartışmam. Büyük takımlara gelmiş oyuncuların kaliteleri tartışılmaz. Tartıştığım nereden çıktı ona şaşırdım. Onun hakkında ben karar veririm. Takımdaki bütün oyuncular hakkında ben karar veririm. Sezer klas bir oyuncu, teknik anlamda üst düzeye yakın, saha içinde bir çok şeyi yapabilecek yetenekte oyuncuyum.' 'GÖKHAN TÖRE TRANSFERİ ZOR' 'Gökhan Töre değerinde bir oyuncuyu herkes ister. Biz de ona fırsat verdik. Kulübü kolay da bırakmak istemiyor. Oyuncunun bir değeri var. Yurt dışına transferi de söz konusu. Kulübü yurtdışındaki teklif yerine bizimkini değerlendirirse Gökhan bizimle devam eder. 7 ay önce sayın başkan beni arayıp böyle bir şey duyduk aslı olabilir mi diye sordu. Ben de akşam 10 gibi idari mesanjeri arayıp direkt evine gittim. Evine gittiğim ilk oyuncudur. Evde kendisi ile konuştuk. Bana detaylarıyla anlattı. Gökhan Töre'nin hatalar yapma potansiyeli olmakla birlikte özü sözü bir bir insandır. Konunun aslını bana anlattı. Almanya tarafıyla ilgili de bir araştırma yaptım ve Gökhan'ın söyledikleriyle paralel çıktı. İtalya'dan teklif var ve hocası da takımdan göndermek istemiyor. Zor bir transfer.' 'OLCAN İÇİN TRABZON'LA GÖRÜŞMEDİK' 'Olcan Adın ile çalıştım. Çok sevdiğim ve değer verdiğim bir oyuncu. Ligde fark yaratan 3-4 yerli oyuncudan biridir. Bu tür oyuncu ile bütün kulüpler... Olcan ile görüşmedik kontratı çok değerli. Trabzon ile görüşmeden bunları konuşmak doğru değil.' 'Motta'nın kendisi ile anlaşma oldu. Kulübü de bugün yarın daha net bir cevap verecek. Sağ bek ve sol bekte ikişer oyuncuya ihtiyacımız olacak. Sağ bekte bir oyuncuya ihtiyacımız olacak. Muhammed'i kiralık olarak göndereceğiz. Lanzini de kaliteli bir oyuncu. Değerli bir oyuncu. Stat konusu önümüzdeki günlerde tartışılacak, biz de önümüzdeki günlerde fikrimizi aktaracağız.' 'İlk yarıda tüm maçlarımızı deplasmanda oynama fikrine ben evet derim. Bunu mantıklı bulurum. Stadımız 2. yarıya yetişirse. Çatısı zor bir çatı. Daha değişik bir teknoloji. Biraz zaman gerektiriyor anladığım kadarıyla.' 'Dünya Kupası'nda ev sahibi takımlar her zaman favoridir. İyi bir takımları da var. Arka 6 oyuncu turnuvayı domine edebilir. Hulk Rusya'da uçtu son dönemlerde. Arjantin de favori. Almanya da favoridir. Ama Belçika da yarı final oynarsa şaşırmam. Ülke hazır görünmüyor. Organizasyonda çalışacak bir arkadaşla konuştum, turnuva başladığında yüzde 70 hazır olacak diye duydum.'Sporx
İlhan Mansız Geri Dönüyor!
Geçen sezon saha dışında oyuncuların karıştığı olaylarla sık sık gündeme gelen Beşiktaş, bu sorunu çözmek için düğmeye bastı.Siyah-Beyazlı Yönetim’in, genç ağırlıklı kadroya büyüklük etmesi için takımın eski efsaneleri İlhan Mansız ve İbrahim Üzülmez’e yeni dönemde görev vermek istediği bildirildi. Teknik direktör Slaven Bilic’in olumsuz bakmasına rağmen planını yürürlüğü koyan Başkan Fikret Orman’ın; İlhan Mansız’ı idari menajer, İbrahim Üzülmez’i de yardımcı antrenör olarak görevlendirmek istediği iddia edildi.(Fanatik)
Beşiktaş Yeni Formalarını Tanıttı
Beşiktaş Futbol Takımı'nın 2014-15 sezonunda giyeceği formaların tanıtımı yapıldı. Siyah-beyazlı takımın 5 yıl süreli göğüs sponsorluğunu üstlenen Vodafone Türkiye, Vodafone logolu yeni forma tanıtımını, takımın kamp yaptığı İngiltere'nin Leeds şehrinde düzenlediği basın toplantısıyla gerçekleştirdi. Tanıtım toplantısına, Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, iletişimden sorumlu yönetim kurulu üyesi ve kulüp basın sözcüsü Metin Albayrak, Futbol A Takımı'ndan sorumlu yönetim kurulu üyesi Mete Vardar, siyah-beyazlı takımın teknik direktörü Slaven Bilic, futbolcular, Vodafone Türkiye üst yöneticisi (CEO) Gökhan Öğüt, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk katıldı. Vodafone Türkiye ile Beşiktaş'ın sponsorluk ortaklığı kapsamında 5 yıl süreli forma sponsorluğunun değeri 29 milyon dolar olarak açıklandı. Vodafone logosu, 2014-15 futbol sezonunda Beşiktaş formalarındaki yerini alacak. Takımın, yeni formalarını ilk kez 29 Temmuz'da Feyenoord ile Hollanda'da oynanacak Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu maçında giyeceği bildirildi. Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, Vodafone'un, Türkiye'nin en köklü ve güçlü kulübü Beşiktaş ailesinin bir parçası olmasından gurur duyduklarını vurgulayarak, şunları söyledi: 'Beşiktaş ailesi olarak, Türkiye'nin en büyük markalarıyla gerçekleştirdiğimiz sponsorluk çalışmaları sayesinde 2014-15 sezonuna daha da güçlü başlayacağız. Vodafone'un global marka gücünü yanımıza alarak, Beşiktaş ruhunu teknoloji ile buluşturacağımız ‘Vodafone Arena’ stadı ile başlayan işbirliğimiz, 5 yıl süreyle formalarımızda göğüs sponsorluğuyla devam edecek. Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak, hem alt yapımıza hem de A takımımıza yatırım yaparak, taraftarımıza yakışır iş birliklerine imza atarak, Beşiktaş'ı her zaman daha ileriye taşıyoruz. Siyah-beyaz renklere gönül veren taraftarımız, yeni sezon formalara artık mevcut satış kanallarının dışında Vodafone Cep Merkezlerinden de ulaşabilecek. Ayrıca Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya ve Avrupa'nın pek çok ülkesinde adidas mağazalarında ve online satış sitesinde, Türkiye ile eş zamanlı forma satışı gerçekleşecek. Bizim gibi büyük hedeflerin, başarının peşinde koşan, çıtayı en yukarıda tutan bir marka ile bu yolda yürümekten gurur duyuyoruz. Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak bundan sonra Vodafone ile genişleyen ailemizin gücüne güç katmaya devam edeceğiz.' Forma sponsorluğu kapsamında Vodafone Türkiye ile Beşiktaş Kulübü işbirliğinin yeni bir döneme girdiğini belirten Vodafone Türkiye üst yöneticisi (CEO) Gökhan Öğüt ise şöyle konuştu: “Türkiye'nin ilk akıllı stadyumu olarak yapımı süren Vodafone Arena'nın ardından Beşiktaşlı oyuncuların yeni sezonda giyeceği Vodafone logolu formalarla Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne olan desteğimizi sürdürüyoruz. Vodafone logolu yeni formalarıyla, Beşiktaş'ın uluslararası arenada da yeni bir döneme girdiğine inanıyoruz. Vodafone'un global marka gücünü Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün örnek gösterilen taraftar ruhuyla birleştiriyoruz. Son derece önemli bulduğumuz diğer bir çalışmamız ise Beşiktaş formalarının artık Türkiye çapında 1.200'den fazla Vodafone Cep Merkezinden temin edilebilecek olması. Böylece, Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün resmi satış noktaları Kartal Yuvaları'ndan ve adidas mağazalarından yapılan forma satışlarına, Türkiye'nin dört bir yanına yayılmış olan Vodafone Cep Merkezleri aracılığıyla destek olacağız. Vodafone Türkiye olarak, ülkemizde sporcu yetişmesine ve altyapının zenginleşmesine katkıda bulunmak hedefiyle çalışıyoruz. Bu kapsamda, Beşiktaş Jimnastik Kulübü ile olan işbirliğimizi, başladığımız günden bu yana 'gönül birliği' olarak adlandırıyoruz. Bu gönül birliğinin, her şeyden önce Türk sporunun ve spor ekonomisinin gelişimine, daha sonra da Vodafone markasına büyük değer katacağına inanıyoruz.' Tanıtımda, Vodafone tarafından yeni sezon formalarının tanıtımı için çekilen ve futbol takımı malzeme sorumlularından Süreyya Soner'in de rol aldığı reklam filmi konuklara izletildi. Fikret Orman, Gökhan Öğüt, Ender Buruk ve Süreyya Soner, daha sonra yeni sezon formalarını takdim etti. Beşiktaş'ın yeni sezon formaları, Vodafone Cep Merkezlerinde de sipariş verilecek. Beşiktaş Kulübü'nün resmi satış noktaları Kartal Yuvaları ve adidas mağazalarından yapılan forma satışlarına, Türkiye'nin dört bir yanına yayılmış olan 1.200'den fazla Vodafone Cep Merkezi aracılığıyla destek olunacağı belirtildi. Beşiktaş Kulübü ile sponsorluk anlaşmasına imza atan Vodafone Türkiye, yapımı devam eden 15 yıl süreli Vodafone Arena isim sponsorluğunun yanı sıra 2014-15 futbol sezonundan başlayarak 5 yıl süreyle futbol takımının ana sponsorluğunu da üstleniyor.Goal.com