Nelly’den Vücut Geliştirme Tüyoları
Grammy ödüllü rapçi Nelly’e bir kere baktığınızda onun spor salonlarına uzak olmadığını söyleyebilirsiniz. Sahip olduğu kaslar şans eseri oluşmadı, onları düzenli yapılan antrenmanlara borçlu.Nelly’nin antrenmanları çok güzel bir şekilde planlanmış , antrenmandan sonra sahneye çıkıp  şarkı söylemeye ve müzikle ilgili diğer aktiviteleri yapmaya kalacak şekilde koordine edilmiş.  Çok meşgul bir rapçi olan Nelly, hem sporu hem de şovları dengeleyerek mükemmel bir iş yapmış. Onunla beslenmesi ve antrenman programı hakkında konuştuk.Röportaj ve antrenman tüyolarıın devamını okumak için TIKLA
Reklam
Sadece Tasarımcıların Anlayabileceği 15 Şey
Tasarımcı dedin mi duracaksın kardeşim orada bir. Bu ülkede senede yüzbinlerce tasarımcı üniversitelerden mezun olup piyasaya giriyor. Giremeyenlere de Allah sabır veriyor bir şekilde. Bir tasarımcının kolay yetişmediği ülkede elbette tasarımcıların da 'Anlayamazsınız...' diyebileceği şeyler olacaktı, biz de bunları yazacaktık bir gün. İşte o gün bugün arkadaşlar;
Reklam
Kaş-Kekova Artık Koruma Altında
Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün resmi onayıyla, Türkiye’nin denizel yönetim planıyla korunan ilk alanı oldu. Son yıllardaki orfoz, lahoz, fangri gibi balık türlerde düşüş, deniz canlılarının oksijen kaynağı olan deniz çayırlarında azalma ve yasa dışı avcılıkta artışla gündeme gelen Kaş-Kekova koruma planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlandı.  Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) Denizel Yönetim Planı’nda, orman vasfını kaybetmiş arazilerden gelir elde etmek için yürürlüğe giren 2B uygulamasının Kaş için risk yarattığı ifade ediliyor. “Türkiye’de Kaş Bölgesi’nde fazla sayıda 2B arazilerinin yer alması, hak sahiplerinin belirlenmesi ve satış sürecinde Kaş’ta İlçeye yapılacak her türlü yatırımın Kaş-Kekova Deniz Koruma Alanı’nı etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır ve plan kararları bu vizyon ile belirlenmelidir” denildi. Agos'tan Berivan Erbil'in haberine göre, planda ayrıca dalgıçlık faaliyetlerinin bölgede sıkıntı yarattığı belirtiliyor: “Aşırı sayıda dalıcı; balık topluluklarını olumsuz etkileyebilir, tecrübesiz dalıcıların deniz tabanıyla olan kontrolsüz temasları sonucunda algler, deniz bitkileri ve yaşamı deniz dibine bağlı diğer canlılar hasar görebilir. Bu nedenle dalış aktiviteleri sınırlandırılmalı ve dalış noktaları için günlük dalıcı taşıma kapasitesi belirlenmelidir.” 2002’den beri tehdit altında olan bölgede Patara’dan Antalya’ya kadar yaklaşık 210 kilometrelik deniz alanında Denizel Biyolojik Zenginlik Araştırması yapıldı. 2006 yılında Kaş ÖÇKB’sine Kekova da eklenerek, Kaş-Kekova ÖÇKB bakanlık gündemine de alındı. 2009-2013 yılları arasında yürütülen ‘Kaş-Kekova ÖÇKB Denizel Yönetim Planı Hazırlanması ve Uygulanması Projesi’ kapsamında denizel biyolojik çeşitlilik araştırması ve bunu tamamlayıcı oşinografik araştırmalar, tarım, balıkçılık, turizm gibi ekonomik faaliyetleri ve insan kaynaklı etkilerin boyutunu değerlendiren sosyoekonomik çalışmalar yapıldı. Denizel yönetim planı bu araştırmalar ışığında; geçimi denizel kaynakların varlığına bağlı olan dalış kulüpleri, tur tekne sahipleri ve balıkçılarla yapılan toplantılar sonucunda katılımcı bir süreçle hazırlandı. Bu plan, deniz alanına yönelik tüm tehditlere karşı Kaş-Kekova’nın denizel değerlerinin korunmasını önceliklendiriyor. WWF-Türkiye’ye göre plan tek başına yeterli değil. Hazırlanan planın etkili bir şekilde uygulanabilmesi için, resmi yöneticilerle işbirliği içerisinde tüm paydaşların (bölgedeki oteller, dalış kulüpleri vs) söz sahibi olabileceği ve olası risklere anında müdahil olabileceği güçlü bir yerel yönetim biriminin de oluşturulması gerekiyor. Türkiye’de 16 Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi bulunuyor. Bu bölgeler içerisinde 11 tanesinin deniz ve kıyı alanına sahip olması sebebiyle denizel yönetim planı hazırlıkları yapıldı. Özellikle Foça ve Gökova’nın da Kaş-Kekova’dan sonra denizel yönetimle korunan alanlar olabilmeleri için hazırlıklar sürüyor. Türkiye’de yeni bir olgu olan denizel yönetim planı, korunan bir bölgenin denizel alanında faaliyetlerin belirli bir plana dayandırılarak yapılmasını amaçlıyor. Bu kapsamda, denizel kaynaklardan faydalanan herkesin (dalış kulüpleri, balıkçılar ve tur tekneleri gibi) aktiviteleri nasıl ve hangi şartlarda yapacağını tanımlayan yasal bir belge. Plan, beş yıllık bir eylem paketini içeriyor. Denizel biyolojik çeşitliliğin korunması için balıkçılık ve dalış/tekne faaliyetlerinin düzenlenmesi (özellikle tekneler için demirleme yerine şamandıra sisteminin teşviki gibi), deniz kirliliğini önleyici sistemlerin kurulması ve alt yapı çalışmaları, yasa dışı avcılığın denetlenmesi gibi denizel kaynaklara bağlı toplulukları tehdit eden konuların paket çerçevesinde çözüme kavuşturulması amaçlanıyor. Berivan Erbil | Agos
Erkek Kıyafetlerinde Kobalt Mavisi Trendi
Bayanlar için var olan moda beylerin de giyim tarzlarına verdikleri önemle birlikte kendi trendlerini yaratırken hiçbir zaman modası geçmeyecek mavi renk bu sezonda erkeklerin farklı kıyafetlerinde yerini alacak gibi gözüküyor.Erkeklerin kıyafet seçimlerinde geçmişten günümüze modasını sürdürmeyi başaran ve ana renkleri olarak kabul gören mavi bu sezon farklı tonlarıyla koleksiyonlardaki yerini aldı. Erkeklerin özellikle günlük kıyafetlerinde rahatlığı ve kombin alternatifleriyle tercih ettikleri denim kumaşlarla tanıştığımız bu renk yıllar geçtikçe farklı tonlarıyla vazgeçilmez bir hale geldi. Bu sezon bayanların da kıyafetlerinde, çantalarında, ayakkabılarında, aksesuarlarında sıkça göreceğimiz kobalt mavisine beylerinde büyük ilgi göstereceğini düşünüyoruz. Kobalt mavi göz alıcı bir renk olmasıyla birlikte özellikle bayanların dikkatini çekmekten hoşlanan erkeklerin modern kalıplarla kaslı vücutlarında daha bir çekici duracaktır. Bence bu yaza damgasını vuracak olan bu ton düğün hazırlığında olan damat adayları içinde farklı bir alternatif olacaktır. Erkek giyim sektörünün markalaşmış firmalarının kataloglarında farklı kıyafetlerde yer alan bu ton ağırlıklı olarak pantolonlarda penssiz dar ve üste oturan bir çok modelde beylerin tercihi olacaktır.
Onlar Yerli Robinson Crusoe
İstanbul’dan Antalya’nın Alakır Vadisi’ne yerleşen Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu çifti sekiz yıldır televizyon izlemiyor. Onlar yerli Robinson Crusoe... İstanbul'da yaşayan Tuğba Günal (39) ve Birhan Erkutlu (38) isimli iki arkadaş, Antalya’nın Kumluca ilçesi sınırlarındaki Alakır Vadisi’nde gelerek, buldukları araziyi satın alıp sekiz yıl önce buraya yerleştiler. Metropol hayatından sıkılan Günal ve Erkutlu, doğa ile iç içe yaşayabilmek adına dünyayı ve Türkiye gezdiler. Anadolu’nun dört bir köşesini yürüyerek gezen ikili, son olarak geldikleri Antalya'nın Kumluca ilçesi sınırları içinde bulunan Alakar Vadisi’ne yerleşti. HİNDİSTAN’A OTOSTOPLA GİTTİLER Lise öğrenimini görürken birlikte çıktıkları okul gezisinde tanışan Tuğba ile Birhan’ın arkadaşlıkları zamanla ilerledi. Doğaya birlikte gitmeye ve yeni şeyler keşfetmeye başlayan gençler, üniversite öğrenimi de gördüler. Tuğba Marmara İktisat bölümünü bitirdi, Birhan ise Yıldız Teknik’te İnşaat Mühendisliği okudu. 23-24 yaşlarında ailelerinden izin alarak tek başlarına Hindistan’a gittiler. Otobüsle, otostopla, dolaşa dolaşa vardıkları Hindistan’da 1 yıl kalarak orada yaşam mücadelesi verdiler. Birhan, arkadaşı Tuğba ile şehir hayatından uzaklaşıp, doğa ile iç içe bir yaşam kararı aldıklarını şu sözlerle anlatıyor, “Tuğba ile göz göze geldik. Aktivist olarak şehirde de yaşantımızı sürdürüyorduk. Tükettiğimiz kadar yaşayacağımız başka bir dünyayı aramak için yola çıkmaya karar verdik” ELEKTİRİĞİ GÜNEŞTEN, YEMEKLERİNİ TOPRAKTAN SAĞLIYORLAR Alakır Vadisi’ne yerleştikten sonra bölge yerlisi iki kişiyle tanışan Birhan ve Tuğba, onlardan, toprağı sürmesini, ekini biçmesini, keçiyi sağmasını öğrendi. Kendilerine tamamen doğal malzemelerden ev yapan ikili, elektriklerini güneşten, gıdalarını da topraktan sağlayarak yaşamlarını sürdürüyorlar. İki arkadaş evlerini tamamen doğal malzemeyle yapmış. KENTTE EVİNİ KAPATIP KAÇARSIN AMA DOĞADAN KAÇIŞ YOK Birhan, şehir hayatına alışmış bireyler olarak doğa yaşamında başarılı olup olmayacakları konusunda ilk zamanlarda tedirgin olduklarını söyledi. Girdikleri macera dolu hayatın kendilerine güç verdiğini söyleyen Birhan, doğada yaşamanın, insanın kendisi ile yüzleşmesi olduğuna vurgu yaparak, “İnsanlar televizyonlarda savaşta ölen çocukları, kadınları görünce üzülüyorlar ama onları öldüren bombaları tükettiklerimiz sayesinde biz yapıyoruz. Biz bu savaşın içindeyiz, dışında değil. Biz de dürüstçe bunun dışına çıkmak istedik. Bir kaçış değil, bilakis sorunun tam göbeğine gelmek. Ama en temel ihtiyaçlarının sağlıklı biçimde giderebileceğin bir yaşam kurmaya… Bir nevi kendinle yüzleşmek. Kentte evini kapatır kaçarsın ama burada kaçış yok artık. Çünkü ekmeğini topraktan kendin çıkarmak zorundasın” diye konuştu. “8 YILDIR HİÇ TELEVİZYON İZLEMEDİK” İçinde bulundukları duruma artık alıştıklarını söyleyen Birhan, “Sekiz yıldır hiç televizyon izlemedik. Ama İstanbul’da da öyle çok izlemiyorduk. Bir de Survivor varmış, onu da duyduk. Hatta annem bir ara ‘siz buraya katılsanız kesin kazanırsınız’ diyordu. Annem, çevresindekilere ‘benim çocuklar zaten böyle yaşıyor’ diyormuş” dedi. BAĞDAT CADDESİ’NE DÖNMEK Mİ? “ALLAH KORUSUN” Kent hayatının, içinde bulundukları yaşam koşullarına nazaran daha zor olduğunu söyleyen Birhan, “Tekrar Bağdat Caddesi’ne geri dönme fikri mi? Allah korusun. Allah kimseyi yoklukla terbiye etmesin. Benim için, doğrudan yokluğun içine gitmek gibi bir şey bu. Bize ‘ne büyük cesaret burada yaşamak’ diyorlar. Asıl kentte yaşamak büyük cesaret istiyor. İnanılır gibi değil. Otuz tane kilit takmak zorundasın. İnsan kafayı üşütür” şeklinde konuştu. Milliyet
Reklam
Reklam
Kadınların Terketmesi Gereken Alışkanlıklar
Makyajla uyumak Makyajla uyumak pek çok kadını suçlu hissettirse de, mevcut durum suçluluk duygusu dışında cilt için pek çok hasara da sebep olabiliyor. Tıkalı gözenekler ve sivilceler istemiyorsanız yatmadan önce yalnızca birkaç dakikanızı ayırıp makyajınızı çıkartın. Kirli makyaj fırçası kullanmak Makyaj fırçalarınızı gerektiği gibi korumuyorsanız, daha temiz ve iyi durumda olan fırçalar kadar işinizi görmezler. Bilhassa dudak ve göz makyaj fırçaları, düzenli olarak temizlenmediklerinde bakteri ve enfeksiyon riski taşır. Temizliğe karşın eski işlevselliğini yitirmiş fırçalarınız varsa, veda vakti gelmiş demektir. Tırnak yemek Yenmiş, biçimsiz görünen tırnaklar şıklığınızın düşmanı olabilir. Tırnaklarınızdan uzak durabilmek için düzenli olrak maniküre gidin. Eğer kaygı ve endişelerinizden ötürü tırnak yemeye devam ediyorsanız, meditasyon yapmak veya bir profesyonele danışmak size daha fazla yardımcı olabilir. Dudakları yalamak Dudaklarınızı yalamak, tehlikeli bir kısır döngüyü tetikleyebilir! Dudaklarınızdaki kuruluk ve çatlaklar sizi dudaklarınızı yalamaya itse de, daha da kurumuş ve çatlamış dudaklar istemiyorsanız bu alışkanlığınızdan vazgeçin. Dudaklarınızı nemlendirmek için dudak nemlendiricilerinden faydalanabilirsiniz. Güneş kremi kullanmamak Derisi kurumuş ve çatlamış bir ayakkabı yüzeyi gibi cildiniz olsun istemiyorsanız güneşe çıkmadan önce güneş kremi kullanmayı alışkanlık haline getirin. Güneş kremi kullanmak, cildinizin daha uzun süre yumuşak ve kırışıksız kalmasına yardımcı olur. Esmer ya da beyaz tenli hiç fark gözetmeden güneş kremini kullanmayı ihmal etmeyin. Islak saçı taramak Kadınların yaptığı hatalardan bir tanesi de, ıslak saçı taramaktır. Islak saç, kuru saça göre zarar görmeye ve kırılmaya daha meyillidir, bu nedenden sıradan bir saç fırçasıyla saçınızı ıslakken taramak yerine, saçınızı kuruturken seyrek uçlu bir fırçayla tarayın. Sıkı örgü ve atkuyruğu modelleri Traction Alopecia, saç köklerinin çekilmesine bağlı olarak saç dökülmesinin bilimsel adı. Eğer kalıcı veya az zamanlı olarak saçlarınızın dökülmesini istemiyorsanız, saçlarınıza biraz daha nazik davranın.kaynak: stilveyasam.com/güzellik-bakım
Reklam
Doğal Antibiyotikler
Pekçok hastalığın çaresini doğal yollardan karşılamak mümkün. Her ağrıda ilaçlara sarılmak istemiyorsanız, doğanın size sunduğu mucizevi besinlerden yararlanabilirsiniz. Bu sayede hastayken daha hızlı iyileşir; sağlıklıyken ise daha zor hastalanırsınız.Sarımsak Sarımsakta bulunan allisin maddesi sarmısağın doğal bir antibiyotik olmasını sağlar. Sarımsak on binlerce yıldır, bir çok hastalığı iyileştirmekte kullanılır. Gripten, zatüreye; arpacıktan, vebaya pekçok hastalığa iyi gelir. Her türlü bakteriyi, mikrobu ve mantarı vücudunuzdan uzaklaştıran bu besini, bolca tütekmeye dikkat etmelisiniz. Bal Bal, içinde pek çok antibiyotik bulundurur. Özellikle Yeni Zelanda yerlilerinini kullanmış olduğu bir bal olan Manuka balı, dünyanın en değerli balı olarak bilinir. Bal günümüzde hala yara ve yanıklara tedavi amacı ile sürülerek, kişiyi olası enfeksiyonlardan korur. Ayrıca bal yaraların daha hızlı kapanmasını ve iyileşmesini de hızlandırır. Kahvaltıda yiyeceğiniz bir kaşık bal sizi bir çok hastalıktan koruyacaktır. Kekik Kekik, bütün şifalı otlar arasında en sağlıklısı, içinde en fazla antibiyotik barındıranıdır. Kekiği taze ya da kuru olarak tüketebilirsiniz. Yine aynı şekilde kekik yağı da kullanabilirsiniz. Adaçayı Eski çağlardan beri kullanılan en iyi antibiyoktiklerden biri de adaçayıdır. Adaçayının insan vücuduna sağladığı pekçok avantaj vardır. Ağız, diş, kan, eklemler, boğaz, akciğer, mide; her organımızı iyileştirici etkisi olan adaçayı, doğal bir mucize. Gülsuyu Gül suyu hem en eski antibiyotiklerden, hem de en eski doğal kozmetiklerdendir. Yaraların üstünü dezenfekte etmekte de kullanılan gül suyunu kullanarak kendinizi mikroplardan koruyabilirsiniz. Gül suyunu direk cildinize sürerek, cildinize sağlıklı bir bakım uygulayabilirsiniz. Ayrıca dondurma, pasta, ya da çeşitli tatlıların içine katarak da gülsuyunu tüketebilirsiniz. kaynak:724saglik.org
Bu Nedenlerden Sonra Spora Başlayacaksınız
Spor yapmak istiyor fakat bir şekilde başlayamıyorsanız, spora sizi teşvik edecek birçok neden var;Enerjiyi artırır Egzersiz sırasında kalp atışları hızlandığından vücuda daha fazla kan pompalanır, hücrelere ve dokulara giden oksijen artar. Ruh halini iyileştirir Egzersiz vücudun mutluluk hormonu olan endorfin salgısını hızlandırır. Kendinizi mutsuz hissettiğinizde koşu bandında tempolu yürüyün ya da açıkhavada koşuya çıkın. Sağlıklı pH dengesi sağlar Egzersiz yoluyla vücutta artan oksijen, pH seviyesini dengeler. Bunun anlamı, vücudumuz için en sağlıklı “alkali ortamın” sağlanması. Vücuttaki asidik ortamın artması, egzama, eklem romatizması ve üstelik kanser gibi hastalıklara yakalanma riskini arttırır. Sağlıklı kilo vermeyi sağlar Egzersiz, sağlıklı gıda seçimleriyle birlikte kilo vermenin en iyi yoludur. Egzersiz sayesinde metabolizmanız canlanır ve vücudun harcadığı kalori miktarı artar. Kaslar, yağlara göre 50 kat daha fazla enerji yakar; ne kadar sağlıklı kaslı bir yapıya sahipsek o kadar fazla kalori yakarız. Sağlıklı kilo almayı sağlar Bazı insanlar kilo vermek yerine kilo almak için çabalar. Kaslı bir vücut ve sağlıklı bir kiloya ulaşmanın tek yolu egzersiz ve uygun bir diyettir. Ağırlık çalışmaları ve egzersiz, vücudun kas sistemini geliştirir ve daha dinamik hissetmenizi sağlar. Esnekliği artırır Esneme şeklinde yapılan pasif egzersizler veya yoga, vücutta esnekliği sağlar. Vücudun esnek olması sağlamlığın bir adımıdır; bu da ömrü uzatan faktörlerden biridir. Vücudun daha esnek olması kişinin hareket becerisini artırır, onu daha hareketli kılar. Vücut direncini artırır Dayanıklılık antrenmanları enerjiyi artırır ve ilerlemiş yaşın sebep olduğu güç kaybını yavaşlatır. Ağırlık çalışmaları, dayanıklılık egzersizleri ve vücut geliştirme egzersizleri vücut direncini artırmanın en etkili yoludur. Toksinlerden arındırır Düzenli egzersiz, vücudunuzun kendi kendini arındırma ve yenileme faaliyetlerine de pozitif katkıda bulunur. Lenf sistemimiz adale hareketiyle uyumlu çalışır ve hücrelerimizin atıklardan temizlenmesi gibi önemli bir görevi vardır. Egzersizin sağladığı oksijen vücudun kendisini onarma ve yenileme çabasına yardımcı olur. haber kaynağı: 724saglik.org
Dişlerin Ağartılmasında Kullanılan Teknikler
Diş hekimliği, son yıllarda teknolojinin ilerlemesine paralel bir şekilde hızla gelişmektedir. Bu gelişmeler ışığında diş hekiminin değişmez yükümlülüğü olan hastalara acı çektirmeden dental problemlerini çözebilmenin ötesinde estetik ihtiyaçlarını  da karşılayabilmek ön plana çıkmıştır. Modern toplumlarda, bireyler dişlerinin fonksiyonu dışında görünümlerini de önemsemektedirler. Estetiğin öneminin artmasıyla birlikte milyonlarca insan, gerek hekim kontrolünde, gerekse OTC denilen reçetesiz piyasa mamulleri ile ağartma işlemini uygulamışlardır.Ağartma işlemi uygun bir endikasyon  ve dikkatli materyal seçimi ile ucuz ve başarılı bir teknik olması nedeniyle günümüzün  popüler dental işlemleri içine girmiştir. Hem vital hem de devital dişlere uygulanabilmesinden dolayı ağartma işlemi için dental kliniklere başvuran hasta sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Kısaca beyaz ve temiz görünümlü dişlere sahip olma isteği bir kültür özelliği haline gelmiştir.Bu yoğunlaşan talep karşısında üretici firmalar ağartma materyal ve tekniklerini çeşitlendirmişlerdir. Hatta diş hekimleri tarafından uygulanan sistemlerin haricinde market raflarında dahi bulunabilen birçok ağartma sistemi tüketiciyi kendine çekmektedir.. Ancak ağartma bu kadar basit değildir çünkü her şeyden önce endikasyona göre farklı ağartma teknik ve materyallerinin bulunduğu ve bunlarında çok farklı konsantrasyon ve uygulama tekniklerinin olduğu unutulmamalıdır.Ağartma Ne Kadar Etkili ve Güvenilirdir?Ağartma işleminin başarısındaki en önemli faktör, diş renklenmesinin sebebinin  tespitidir. Bir diğer önemli faktör ise bütün diş hekimliği uygulamalarında olduğu gibi hastaya özel durumlara göre uygulanacak teknik ve materyalin seçimidir. Hasta ile anlaşabilme, onun tedavi istek ve beklentileri de başarıyı önemli bir şekilde  etkiler. Tedavi süresi ise renklenmenin derinliği ile doğru orantılıdır.Ağartma Kime Uygulanmaz?    Açık kök ve dentin yüzeyi ile ortodontik tedaviye bağlı geçici hassasiyetler.Çeşitli nedenlerle meydana gelen geniş mine kayıpları.Hassasiyete neden olabilecek geniş pulpalı dişler.Ağız içinde uygun olmayan restorasyonların varlığı.Hamile ve emziren bayanlar:  Birçok diş hekimi, güçlü oksidadif kimyasallar nedeniyle, ağartma işlemine başlamadan önce birkaç ay bekleme önerilir.Peroksit ve lateks alerjisi olanlar.Dişler, dudaklar ve ağız mukozasında hassasiyet: Özellikle uzun süreli kontrolsüz kullanımın en önemli komplikasyon ve kontrendikasyonudur.Memnuniyetsizlik: Hastanın tedaviye olan isteksizliği tedavi başarısını önemli ölçüde etkileyeceği  için tedavi en kısa sürede kesilmelidir.AĞARTMA METODLARICansız Dişlerde Ağartma: Bu tip ağartma işlemi  pulpaya veya kök kanal dolgusuna bağlı oluşan renkleşmiş dişlerde, başarılı bir kök kanal tedavisi sonrasında hastalar tarafından sıklıkla istenen bir işlemdir. Cansız ağartma işleminde %30-35  konsantrasyonda hidrojen peroksit (H2O2, süperoksol) ve sodyum perborat’ın çeşitli hidratları en sık kullanılan materyallerdir. Son zamanlarda daha yüksek H2O2  salınımı nedeniyle sodyum perkarbonat da işlemde kullanılmaya başlanmıştır. Bu materyaller Walking bleach veya Termokatalilik metotlarla uygulanırlar.Canlı Dişlerde Ağartma: Klinikte Ağartma: Isı ve ışıkla reaksiyonu hızlandırılmış %30-35’lik H2O2  içerikli jeller ve Mc Innes tekniği en popüler yöntemlerdir. Oral mukozanın kimyasallar ile yanmasını önlemek için orabase, kompozit koruyucular ve rubber dam mutlaka uygulanmalıdır...haber kaynağı: 724saglik.org/ağız ve diş sağlığı
Reklam