Karısı Hamile Olan Erkekler İçin 8 Hayat Kurtaran Tavsiye
Karınızın hamilelik öncesi dönem ile mevcut durumu arasında fiziksel açıdan herhangi bir değişiklik olup olmadığına yönelik dolaylı doğrudan her türlü sorusunu, imasını ve iddiasını esaslı bir ses tonu ile reddetmek, size yol, su ve daha az elektrik olarak geri dönecektir.
Star'ın Yeni Dizisi Paramparça'nın Akıllara Kazınacak Dizi Müziği
Yeni sezonun favori çifti Nurgül Yeşilçay ve Erkan Petekkaya olacak!Beyazperdenin ve ekranların iki dev ismi Nurgül Yeşilçay ve Erkan Petekkaya’yı bir araya getiren ve tutkulu bir aşkın konu edildiği dizi yeni sezonda Star’da yayınlanacak. Mütevazi şartlarda hayatını sürdüren Gülseren ve kentin en prestijli restoran zincirinin sahibi Cihan’ın sıradışı fakat olanaksız aşk hikâyeleri sezonun iddialı yapımları arasında yerini alacak. Aliye, Bin Bir Gece, Aşk ve Ceza gibi izlenme rekorları kıran yapımların senaristi Yıldız Tunç’un kaleme aldığı dizinin yönetici yapımcılığını Halil ile Menekşe, Yaprak Dökümü gibi önemli projelerle adını duyuran Özlem Yurtsever üstleniyor. Projenin yönetmen koltuğunda ise Asi, Gönülçelen, Kayıp Şehir, Tatar Ramazan gibi dizilere imza atan ödüllü yönetmen Cevdet Mercan oturuyor.
Yalova Belediye Başkanı: 'Canım Yanarak Ağaçların Kesilmesi Kararını Aldım'
Yalova Belediye Başkanı CHP’li Vefa Salman, köprülü kavşak yapımı için ağaçların kesilmesi nedeniyle yapılan eleştirilere yanıt verdi.Ağaçların kesilmesinden dolayı çok üzgün olduğunu belirten Salman, “Canım yanarak da olsa, içim acıyarak da olsa bu kararı almak zorunda kaldım. O ağaçlar alışveriş merkezi yapılmak için kesilmedi, termik santral yapmak için kesilmedi. Orada insan hayatı söz konusu. Ağaç mı insan hayatı mı dediğiniz zaman, ben bin kere, milyon kere, trilyon kere insan hayatı derim' dedi.Dağıstan’a yaptığı 5 günlük geziden dönen Vefa Salman, makamında düzenlediği basın toplantısında, Tonami Meydanı’nda Karayolları tarafından yapılacak Köprülü Kavşak Projesi için ağaçların kesilmesiyle ilgili tepkileri değerlendirdi. Gezide olduğu için çıkan haberleri çok yakından takip edemediğini belirten Salman, 'Elbetteki ağaçların kesilmesinden dolayı mutlu değilim. Son derece üzgünüm. Bu çok zor bir karardı ve bu kararı almak çok kolay olmadı. Asla kolay olmadığını biliyordum. Canım yanarak da olsa, içim acıyarak da olsa bu kararı almak zorunda kaldım. O ağaçlar alışveriş merkezi yapılmak için kesilmedi, termik santral yapmak için kesilmedi. Belediyeye ya da özel bir şahsa rant sağlamak için o ağaçlar kesilmedi. Orada insan hayatı söz konusu. Birinci öncelik buydu. İkinci öncelikse kamu menfaatiydi. Ağaç mı insan hayatı mı dediğiniz zaman ben bin kere milyon kere trilyon kere insan hayatı derim' dedi.'İNSAN CANINI TERCİH ETMEK DURUMUNDAYIM'Salman, ateşin düştüğü yeri yaktığını bir can gittiğinde insanın içinin her gün nasıl yandığını en iyi bilenlerden biri olduğunu da ifade ederek, şöyle devam etti:'Ağaç kesilir dikilir ama bir insan bir can gidince, yerine yenisini koyma şansınız yok. O kavşak yıllardan beri kaza potansiyellinin en yüksek olduğu noktalardan bir tanesidir. Sadece 3,5 yıllık süreçte bin 68 kişi yaralanıyor, 17 kişi de hayatını kaybediyor. Bir kişi için hiç kimse kusura bakmasın karar aşamasına, yol ayrımına gelindiğinde, insanın lehine milyon tane de trilyon tane de ağacı bir tane insan canını tercih etmek durumundayım, insan olarak, sonra bu kenti yöneten bir yönetici olarak.'Türkiye’de ve Yalova’da ilk defa ağaç kesildi havası yaratılmaya çalışıldığını savunan Salman, “Gerçekten buna da içerledim ve üzüldüm. Kent hafızası kuvvetli insanlardan biri olduğumu düşünüyorum. Geriye dönüp baktığımda 1999 depremi sonrası bu kalıcı konutlar yapılırken binlerce meyve ağacının kesildiğini yakından biliyorum. Tersane bölgesinde tarım alanını sanayi bölgesine çevirdiler. Benim partim bas bas bağırdı sanayi alanına döndürmeyin. Orada kesilen kivi ağaçlarını da unutmadım. İstanbul-Bursa-İzmir otoyolu için 30 kilometre ilerde Gemlik Umurbey altında yüzlerce zeytin ağacı kesildi. Orada kaç tane ağaç kesildiğinden Türkiye ne kadar haberdar' dedi.'ÜZERİMDE SÖZLÜ VE YAZILI BASKIDA BULUNDULAR'Salman, bu sürecin 'ben yaptım oldu' mantığıyla gelişmediğini, iki yıllık bir geçmişi bulunduğunu belirtti. Bu zaman içersinde bütün yazışmaların yapılıp araştırmaların gerçekleştirilmesinden sonra sökülebilecek ağaçların söküldüğünü belirten Salman, '30 santim üzerinde bir ağaca sökecek teknoloji Türkiye’de yok. Karayolları ısrarla valilik kanalıyla, iktidar milletvekili kanalıyla bir an önce yapılması için üzerimde yazılı ve sözlü baskıda bulundular. Ben de buna daha fazla 'dur' diyemezdim. Çünkü burada insan hayatı söz konusu. Devlet Hastanesi orada biliyorsunuz. Kışın günde 50 civarı, yazın 90 civarı ambulans geçiyor. 11 aylık süreçte 18 bin vaka var. Kentin o yanından bu yanına gidecek. O bağıran çağıran arkadaşlara soruyorum. Bir ambulans içinde yakınlarını hastaneye yetiştirmek için o aracı aşağıya inip itmeleri kaç sefer yaşandı. O trafiği açmak için ambulanstan inip de bağırıp çağırmamak için kendilerini ne kadar tutabildiler. Buradan İstanbul’a ambulansla hasta götürürken neredeyse denizin içine girip gemiyi ellerimle itesim geldi.'DOĞAN HER BEBEK İÇİN BİR ÇAM AĞACI'Kimin ne kadar canı yanıyorsa, Yalovalılar da benim canım, benim de canım yanıyor' diyen Salman, ağaç kesilmesinin ilk defa olmadığını, son defa da olmayacağını, burada önemli olan konunun insan hayatı ve kamu menfaati olduğunu söyledi. Salman, şöyle devam etti:'Ağaç dikmeye geldi mi o bağırıp çağıranlardan bazı kanallarda konuşanlardan kaç tanesi kaç tane ağaç dikti. Çok merak ediyorum. Bana sorabilirsiniz 'Ey başkan sen kaç tane diktin' diye. 50 yaşındayım. Yaşımın en az iki katı kadar ağaç diktim. Bu sürecin takipçisi olacağız. Ama amaç adına da geri durmayacağız. Her doğan bebeğin evine Yalova Belediyesi’nden benim adıma bir tane çam ağacı gidecek. Şu anda bin tane çam ağacı hazır vaziyette bekliyor. Her yıl 2 bin tane çam ağacı yeni doğan bebeklere ulaştırılacak. Eğer o aile o çamı dikmiyorsa bizim mahalle evlerimiz kanalıyla İsmetpaşa Mahallesi’ndeki Yalova Belediyesi’nin ağaçlandırma alanına dikilecek. O alanının Yalova Dörtyol Ormanı koyarız.'Salman, CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin ağaç dikme kampanyası başlatmasını takdirle karşıladığını da belirten Salman, “Bunun için de şu anda Yalova belediyesinde 5 yaşında 4 metre boyunda bin tane çınar ağacı mevcut . Onları da vatandaşlarımız talep ederlerse kendilerine de verebiliriz uygun olan yerlere dikerler' dedi.'BIÇAK KEMİĞE DAYANDI'Dörtyol bölgesinde yaşanan sıkıntıyı en çok o bölgede yaşayanların bildiğine de dikkati çeken Salman, “Yalova 13 mahalle, 3'ü orada. 2 lise var. Yoğun bir trafik akışının olduğu bir lokasyon. Ve o kavşakla Yalova’ya bağlantısı tek. Nüfusun yüzde 40’ı orada. Hastaneyi oraya Vefa Salman yapmadı. Adliyeyi de yapmadı. Dolayısıyla kent ile oranın bağlantısı bir tane o bölge. Oraya kavşak yapmaktan başka çare kalmadı. Batçık diye bağırdığı birileri, batçık da olmuyor neden olmuyor. Kimyasal tankerlerin batçıktan geçmesi yasak. Sonuç olarak konu masaya yatırıldı. Bıçak kemiğe dayandı. Karar aşamasına gelindi. Üzülerek canım yana yana, istemeye istemeye mutlu olmasam da ‘kesilecek’ dedim. Bu gizli bir şey değildi ki. Burada iki yerel gazete manşet yaptı 'kesilecek' dedi. Yani ben dün karar verdim yarın kesilecek demedim. Kronolojik bir yazışma sırası var. Hafta hafta ay ay buraya böyle gelindi. Karar aşamasına geldim. İnsan hayatı, can dedim, kamu yararı dedim. Üzülerek belki de içimde yüreğimde kalsın kahrolarak o kararı vermek zorunda kaldım.''KARAYOLLARI YAZA KADAR YETİŞTİRSİN'Ortada bir rant olmadığı veya başka amaca hizmet edecek bir proje olmadığı için rahat olduğunu da kaydeden Salman, “Yoksa böyle bir karar asla ve asla almazdım. Umarım Karayolları en hızlı bir şekilde o projeyi orada gerçekleştirir. Her gecikeceği vakada ambulanslar kaybedilecek hastanda, orada ölecek bir hemşehrimde, hesabını Karayollarından ben soracağım. O zaman çıkıp basına Vefa Salman belediye başkanı nasıl bağırıyor görürler. Karayollarının bundan sonraki görevi şimdiye kadar benden nasıl istiyorlarsa şimdi ben istiyorum, önümüzdeki yaz mevsimine bu projeyi yetiştirmek zorundadır. Bana sakın ola ki mevzuat hazretlerini göstermesinler' dedi.Basın toplantısında soruları da yanıtlayan Salman, “Bu kadar büyük tepki bekliyor muydunuz, sizin partinizden tepki gösterenler oldu. Ak Parti’nin bu süreçte size daha fazla sahip çıktığını görüyoruz' sorusu üzerine de Salman, “Bu konuda tepki elbette olacaktır. Demokratik ölçülerdeki tepkiyi elbette saygıyla karşılarım. Bu kadar büyütülmesinin sebebi siyasidir, olayın o tarafına girmek istemiyorum. Partideki arkadaşlarımın ise bilfiil sahibi olmadan fikir sahibi hatasına düştüklerini düşünüyorum. Keşke gelip bana sorsalardı. Detayı öğrenselerdi. Daha sağlıklı karar verirlerdi. Ben yaptım oldu mantığı ile alınmış bir karar değildir. Benim içimi acıtmıştır. Canımı yakmışımdır. Beni onlardan fazla üzmüştür ama bu iş masa başında bağırmak çağırmakla oturduğun yerde ahkam kesmekle olmuyor. Makamlar karar alma aşamasında son noktadır. Makamda oturan kişi de meşgul ettiği makamın gereğini kendisini oraya getirenlerin canlarını güvenliklerini huzurlarını korumakla mükelleftir. İnsan hayatı ve kamu yararı esastır' dedi.'TEK BAŞIMA YETKİM OLSA BU KARARI ALMAZDIM''Bu ağaçların kesilmesi kararını siz mi verdiniz yoksa daha önceden verilmiş bir kararı mı uyguladınız' soruna da Salman şu yanıtı verdi:“Sayın valimiz, bu konuda gazeteye demeç verdi. Yazılar yazıldı en son 17 Ekim’de il koordinasyon kurulu toplantısında da Yalova Belediye Başkanlığı'nca bu sorunun giderilmesi kararı çıkıyor. Tek başına Yalova Belediyesi'nin aldığı bir karar değildir. Böyle bir karar yetkisi bende olsaydı ben bu kararı almazdım. Açık ve net söyleyeyim.'Ağaç kesiminin Gezi olaylarıyla ilişkilendirilmesi sorusu üzerine de Salman, “Gezi olaylarıyla ilişkilendirilmesinin sebebi siyasi başka bir şey değil. Yoksa gezi olaylarıyla Yalova’daki köprülü kavşağın uzaktan yakından bir alakası yok. Gezi olaylarında tepkilerden sonra can kaybı oldu. Ama burada ben size 3,5 yıllık bilançoyu söyledim toplam kaza sayısı bin 446, bin 68 yaralı 17 tane can gitmiş' dedi.Bölgede 158 ağacın bulunduğunu, bunlardan 18’inin söküldüğünü, diğerlerinin ise kesildiğini ifade eden Salman, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile görüştünüz mü sorusu üzerine de, “Aramış beni ama Dağıstan’da biraz bağlantı sorunu yaşıyor o ülke görüşemedim. Belli bir saatten sonra aramadım. Bu hafta içinde kendisini bilgilendireceğim. Ama tabii arkadaşlar genel başkanımıza burayla ilgili dosyayı gönderdiler. Kendisi buradaki yazışmalardan geçilen aşamalardan bilgi sahibi' dedi.DHA
1 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG  servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
'Meyve Suyu İçmeyin'
'Süpermarket tipi beslenme bağırsaklardaki yararlı bakterileri azaltıyor, doğal beslenmeye önem verilmeli'Türk Gastroenteroloji Derneği(TGD) tarafından düzenlenen Uluslararası katılımlı 31. Ulusal Gastroenteroloji Kongresi, Antalya Belek’te gerçekleştirildi. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Hakan Şentürk, süpermarket tipi beslenmenin bağırsaklardaki bakterileri azalttığına dikkat çekerek, doğal beslenmeye önem verilmesini istedi ve ' meyve suyu içmeyin, meyve yiyin' önerisinde bulundu.'Kafa karıştıran diyetlerden uzak durulması gerek'Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Prof. Dr. Şentürk, sık sık gündeme gelen ve kafa karıştıran diyetlerden uzak durulması önerisinde bulunarak, son zamanlarda sıkça gündeme gelen diyetlerin spekülatif olduğunu belirtti. Prof. Dr. Şentürk, 'Onu yemeyin, bunu yiyin. Bunların sonu gelmez. Acıkınca yiyorsanız, karnınız doyduğu zaman sofradan kalkıyorsanız ve hep hareket halindeyseniz sorun yok ama bunları yapmıyorsanız Karatay ya da başka diyet önerilerinin eline düşeceksiniz” diye konuştu.'Çok lezzetli gıdadan uzak durun'Kilo alımında en büyük etkenin hareketsiz yaşam olduğunu kaydeden Prof. Dr. Şentürk, 'Organizmanın şişmanlığa karşı koruyucu bir önlemi yok. Elini uzattığınız her yerde kalorili gıda bulacağınız yer var. Acıkınca yemiyoruz. Masaya oturduğumuz zamana iyi yiyoruz. Beslenme ile  ilgili sorunu kilolu insanlar yapıyor. Beslenme ilgili çok çeşitli reçeteler, çok spekülatif reçetelerdir. Ekmek yemeyin, zeytinyağı yiyin, tereyağı yemeyin türü benzer spekülasyonların sonunun gelmesi mümkün değil. Günümüzde tereyağı yemek doğru değil. Çünkü günümüzde çok oturuyoruz. Yani aslında bir eski deyim var. ‘Kendinizin doktoru olun.’ Eğer acıkınca yemek yiyorsanız sıkıntı yok, fakat gözünüz doyuncaya kadar yiyorsanız sıkıntı vardır.  İnsanı algılama organları kendisini yanıltabiliyor. Doğal bir sebze ve meyve için bunu söyleyemeyiz tabi ama onun haricinde aldığınız gıda çok lezzetliyse zararlı demektir. Aldığınız gıdanın şekeri, tuzu az derseniz o sağlıklıdır. Çok lezzetli gıdadan uzak durun' şeklinde konuştu.'Ya doğal yiyeceğiz, ya hacmi küçülteceğiz'Gıdalara konulan katkı maddeleriyle ilgili de önemli bir açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şentürk, 'Ben meyve suyu içmem, meyve yerim örneğin. Herkese her şeyin doğalını öneririm, ancak günümüz beslenme sisteminde doğal gıda alabilmek pek mümkün değil. Aldığımız birçok gıdada katkı maddesi var maalesef. Bunlardan kaçamayacağımıza göre hacmini azaltacağız. Çok fazla tüketmeyeceğiz. Örneğin her gün yarım kilo yemek zorunda değiliz. Her şeyi ölçüsüyle tükettiğiniz sürece içinde kanserojen madde bile olsa size çok fazla zararı olmaz' dedi.'Vücudumuzda kilolarca bakteri var'TGD İkinci Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Hakan Şentürk, dünyada toplumsal refah arttıkça gastrointestinal sistem hastalıkların (reflü, irritabl barsak hastalığı) da arttığını, yeme alışkanlıklarının değişmesi, artan stres, kanserojenlerle temasın çoğalmasının irritabl barsak hastalığı gibi fonksiyonel, pankreas, kolon tümörü gibi organik hastalıkların görülme sıklığını arttırdığını söyledi. Prof.Dr. Şentürk, Türkiye'de, dünyada uygulanan tüm minimal endoskopik tedavilerin uygulanabilir hale geldiğini de vurguladı.Barsaklarda kilolarca bakteri bulunduğunu ifade eden Prof.Dr. Şentürk, 'Bunların sayıları ve çeşitliliği vücudumuzdaki hücrelerden kat kat fazla. Artık insan kendi hücreleri ve bağırsaklarında bulunan bakterilerle birlikte bir süper organizma olarak kabul ediliyor ve barsak bakterilerinin vücudumuz  kadar önemli olduğu kabul ediliyor. Bağırsak bakterileri çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişmesinde önemli bir faktör olduğu gibi erişkinde de, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi metabolik olaylarda önemli bir rol oynuyor. Aynı zamanda bağırsak bakterileri, hassas barsak sendromu ve iltihabi barsak hastalıkları gelişiminde de etkili olabiliyor. Süpermarket tipi beslenme sonucunda bağırsak bakterilerinin çeşitliliğinin azalması çeşitli hastalıklara yol açabiliyor' dedi.'Karaciğer yağlanmasının temel nedeni aşırı beslenme ve egzersiz azlığı'Karaciğer dokusu içindeki yağ oranının sağlıklı koşullarda yüzde 5’ten az olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Şentürk, '9-10 kişiden birinde karaciğer yağlanmasını görüyoruz. Bu oran, yağlanmanın derecesine bağlı olarak yüzde 90’lara kadar çıkabilmektedir. Karaciğer yağlanmasının temel nedeni, çoğunlukla, aşırı beslenme ve egzersiz azlığı, seyrek olarak da yüksek derecede alkol alımı ve genetik hastalıklardır. Alınan yağlar ve şeker yakılarak tüketilmedikleri taktirde karaciğerde yağ birikmesine yol açmaktadırlar. Karaciğerde yağ birikmesinin uzun süre devam etmesi, sertleşme ve sonuçta siroz, karaciğer yetersizliği ve kansere yol açabilmektedir. Toplumda karaciğer yağlanma oranı, son zamanlarda, toplumdaki global şişmanlamanın sonucu olarak, yüzde 15’lere kadar yükselmiştir. Karaciğer yağlanması olan hastalarda, şeker hastalığı, damar sertliği, pankreas ve meme kanseri oranı, yağlanma olmayanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir. Karaciğer yağlanması, toplumda en sık rastlanan karaciğer hastalığının ötesinde, en sık rastlanan hastalıklardan birisi haline gelmiştir. Çoğu zaman sessizdir. Bazen halsizlik, yorgunluk, ve karın sağ üst kısmında şişkinlik, dolgunluk gibi bulgular verebilir' diye konuştu.'Hepatit B ve C virüsü bulaşma yollarına dikkat' Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Necati Örmeci ise, Hepatit B-C virüsü (HCV) dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ünü (yaklaşık 170 milyon kişi) hepatit B’nin 400 milyon insanı efekte ettiğini belirtti. Prof. Dr. Örmeci, 'Hastalığın en temel bulaş yolu hasta bireylerin kan ve kan ürünlerinin sağlıklı bireylere verilmesidir. Aile içi bulaş özellikle tıraş bıçaklarının, diş fırçalarının yanlışlıkla kullanımına bağlı olarak ortaya çıkar. İyi dezenfekte edilmeyen cihazların tanı veya tedavi amacıyla insanlarda kullanılması bulaşa yol açabilir. Cinsel yolla bulaş yüzde 1’in altındadır. Bağımlılık yapan ilaçların damardan veya kalçadan kullanımı, vücuda uygulanan dövmeler, eşcinsellik, berberler bulaşı kolaylaştıran faktörler olarak bilinir' ifadelerini kullandı.'Çölyak'ın teşhisi geç oluyor'İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi  Doç. Dr. Emrah Alper de ince bağırsakların gıdaları emen bağırsak kısımlarında vücudun kendi kendine oluşturduğu hasara bağlı olarak gıdaların yeterince emilmemesine 'Çölyak' hastalığı dendiğini belirterek, buğday, yulaf ve arpa içeren gıdaların içindeki gliadın adlı proteinin bağırsakta oluşturduğu alerji olduğunu söyledi. Doç. Dr. Alper, 'Çölyak hastalığı ileri hastaların bağırsaklarında emici yüzeylerde oluşan hasara bağlı olarak emilim kusuru oluştuğunda hastalar kansızdır, belirgin zayıftır, adetleri düzensizdir, geç adet görmeye başlamıştır, bağırsak rahatsızlık hissi mevcuttur. Ancak çölyak hastalarının çoğunda bu kadar ileri düzeyde şikayet olmadığı için teşhis konulamamakta ya da geç aşamada teşhis konulmaktadır. Uzun yıllar kansızlık çeken hastaların bir kısmında aslında çölyak hastalığı nedeniyle oluşan demir emilim eksikliğine bağlı kansızlık mevcuttur. Uzun süredir adet düzensizliği olan kadınların bir kısmında aslında çölyak hastalığı mevcuttur. Büyüme, gelişme geriliği ile beraber yaşından daha geç zamanlarda adet görmeye başlayan ya da adet göremeyen kızlarda mutlaka çölyak hastalığı da akla gelmelidir' dedi.'Buğday ve türevlerinden uzak durmalılar'Çölyak hastalarının hayatları boyunca buğday, arpa, yulaf ve bunlardan üretilen ya da bunlarla temas eden gıdalardan uzak durması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Alper, 'Eğer diyete sıkı uyarsanız şikayetleriniz 1 ayda düzelmeye başlayacaktır. Ancak diyetinizi 1 gün bile bozarsanız tekrar başa dönme riskiniz yüksektir. Ülkemizde artık çölyak hastaları için diyet ürünleri ve gıdalar mevcut. Sağlık Bakanlığı, belediyeler ve çeşitli dernekler bu konuda size gereken yardımı yapabiliyor' şeklinde konuştu.'Akşam yatmadan önce yenilen yemek reflüyü tetikler'Dr. Alper, reflüyü yemek borusunun yanması olarak tanımlayarak, şunları kaydetti: 'Hemen hemen her gün göğüs kafesinizde yanma ve ağrı hissediyorsanız, siz muhtemel reflü (mide asidinin yemek borusuna geri kaçması) hastasısınız. Muhtemelen eskiden beri benzer şikayetleriniz var ve önemsemiyorsunuz. Unutmayın ki mide asidinin yemek borusuna kaçması ve bazen de yemek borusunun alt kısımlarında hasar oluşturması olarak tanımlanan reflü hastalığı yemek borusu kanserine de neden olabiliyor. Sigara kullanmanın, fazla alkol tüketmenin, akşam yatmadan önce yemek yemenin reflüye neden olabildiğini biliyoruz. Hayat standardınızda değişiklikler yaparak, şikayetlerinizde azalma olup olmadığı anlanabilir.''Üç kişiden biri hazımsızlık çekiyor'Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bahçecioğlu da hazımsızlığı, 'Üst karın orta bölgesinde hissedilen, yemeklerden sonra oluşan ve rahatsız edici dolgunluk hissi, erken doygunluk, ağrı ve yanma hissi yakınmaların olmasıdır. 3 kişiden birinde bu yakınma var. Hazımsızlık nedeni çoğunlukla organik ve yapısal bir bozukluğa bağlı olmaz. Çoğu zaman endoskopi dahil yapılan incelemelerde çok ciddi bir patolojik bulguya rastlanmaz. Mideden beyine gelen uyarıların algılamasında ve yönetilmesinde değişiklik olması, psikososyal faktörler ve midedeki helikobakter pylori enfeksiyonu buna neden olur. Müzmin seyredebilir. Hastalığın selim karakterli olduğu hastaya ifade edilmelidir. Özellikle yağlı gıdalar, çok fazla yemek, çok çeşit yemekte yakınmaların artmasına neden olur' diye konuştu. Hazımsızlık karşısında yapılması gerekenleri ise Prof. Dr. Bahçecioğlu şöyle sıraladı:'Yağlı gıdaların tüketimi azaltılmalıdır. Mide asit salgısını inhibe eden ilaçlar, bazı hastalarda düşük doz antidepressan ilaçlar fayda ediyor. Hazımsızlık nadiren daha ciddi hastalıklara bağlı olabilir. İleri yaşlarda birden bire başlayıp ve devam ediyorsa, açıklanmayan kilo kaybı varsa, ilerleyici yutma güçlüğü varsa, demir eksikliğine bağlı kansızlık varsa, kusma varsa, ailede kanser öyküsü varsa mutlaka tetkik edilmelidir.''Karaciğer olimpiyatları Türkiye'de olacak'Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastoenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve 24. Asya Pasifik Karaciğer Kongresi(APASL 2015) Başkanı Prof. Dr. A. Kadir Dökmeci,  12-15 Mart 2015 tarihleri arasında İstanbul’da, HEBIPA-Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirilecek kongrenin Türkiye’de bugüne kadar karaciğer hastalıkları alanında düzenlenen en büyük bilimsel etkinlik olacağını ve bir ‘olimpiyat’ niteliğinde etkinlik olduğunu kaydetti. Asya Pasifik Karaciğer Derneği’nin (APASL) 3,5 milyardan fazla insanı ilgilendirdiğini dile getiren  Prof. Dr. Dökmeci, 'APASL tarihinde ilk defa, Avrupa’ya köprü olan İstanbul gibi bir merkezde kongresinin düzenlenmesi, sadece Asya-Pasifik bölgesine değil, Avrupa, hatta Amerika kıtasına hitap eden bir etkinlik haline gelmesine imkan vermektedir. Kongre düzenleme kurulu ve bilimsel program kurulu da bu doğrultuda, her 3 kıtayı kucaklayan bir program hazırlamıştır' diye konuştu.T24
Reklam
Reklam
"Bilim için Memeler"
‘Tette per la Scienza’ ya da bizim dilimizde 'Bilim için Memeler', duyarlı İtalyan kadınların bilimin ayağına dolanıp duran yaygın mitleri deşifre etmek için kendi memelerini deşifre ettikleri bir resimli blog.Bloğun yaratıcısı Lara Tait, 'Aklın durduğu yerde, memelerin bir şansı olabilir.' mottosuyla yola çıkmış. Fikir, memeleri gerçek olmayan ama bilime atfedilen mitlere dikkat çekmek üzere kullanmak. Bu kıvrımlı İtalyan kadınları, 'Dünya düzdür' ya da 'çocuğunuzu aşılatmak onları hasta edebilir' gibi mitlerin yanlışlığını deşifre ediyorlar.Sizin için bir kaçını tercüme edip fotoğraflarını paylaşıyoruz.
'Uçaklarda Neden Koridor Tarafında Oturmamalıyız' Sorusuna Bilimsel Cevap
Uçak yolculuklarının bitmeyen tartışması “Koridor tarafında oturmak mı daha iyidir, pencere tarafında mı?” konusuna Amerikalı bilim insanları açıklık getirdiler.Genelde sık sık ayağa kalkmak veya uzun bacaklarını koridora uzatmak isteyen yolcular koridor tarafını tercih ederler. Ancak Amerikalı araştırmacılar bunun çok tehlikeli olduğunu iddia ediyorlar.Tuscon’daki Arizona Üniversitesi Mikrobiyoloji bölümünden Charles Gerba, bilim bloğu “io9.com”’a yaptığı açıklamada koridor tarafının yolcular için hastalık rizikosu oluşturduğunu iddia etti. Koridor tarafında oturan yolcuların daha sık koridordan geçmekte olan diğer yolcular tarafından dokunulduğu ve daha fazla bakteri ve mikroba maruz kaldığı belirlendi. Kabindeki hava akımının yukarıdan aşağıya doğru olduğuna dikkati çeken Mikrobiyolog Gerba, temiz hava sirkülasyonun tüm kabine dağılmadığını ve böylece yolcuların yanından oturan diğer yolcunun nefesini de içine çektiğini söyledi.Uçaklardaki “Novovirüs”’ün özellikle koridor bölgesinde yayıldığına dikkati çeken uzman, örnek olarak 2008 yılında Boston’dan Los Angeles’a gitmekte olan uçakta çok sayıda yolcunun aynı anda “Novovirüs” kapmasını gösterdi. Bu yolculukta çok sayıda yolcuda kusma ve ishal belirtileri görülünce kaptan uçağı zorunlu olarak Şikago’ya indirmiş ve yolcular acilen hastanelere götürülmüştü. Amerikan Sağlık Bakanlığı’nın araştırmasında da genelde koridor tarafına oturan yolcuların, hasta yolcuların dokunmasıyla bulaşıcı hastalıklara yakalandıkları saptanmıştı. Gerba, tuvaletlerdeki, koltuklardaki kol dayama yerlerinde, kemerlerde ve koltuk masalarındaki virüs ve bakterilere dikkat edilmesi gerektiğini de belirtti. DHA
Reklam
Beş Kuruşları Yok Ama 80 Günde Devr-i Alem Yaptılar
Fransa’da yaşayan fotoğraf sanatçısı Muammer Yılmaz, Alman arkadaşı Milan Bihlmann ile çıktığı 80 günlük dünya turunu tamamladı.Yılmaz, 9 Eylül’de Paris’ten ‘dünyada hâlâ iyi insanlar olduğunu göstermek için’ çıktığı yolculuğunu yine Paris’te Eyfel Kulesi’nin önünde sonlandırdı. Gidip gördükleri bütün ülkelerdeki insanların kendilerine yardım ettiğini, bu yüzden de çok mutlu olduklarını söyleyen Yılmaz, “İnsanlık bitmemiş, her şey para değil.” ifadelerini kullandı. Avrupa, Asya, Amerika, Afrika ve Avrupa olmak üzere toplam 4 kıta, 19 ülke ve 47 bin kilometre kat ettiklerini belirten Yılmaz, anılarını şöyle özetledi: ‘’Afrika’da bizi evlerine davet ettiler. Amerika’da arabanın anahtarını verdiler, ‘gezin dolaşın, Amerika’nın güzelliğini yaşayın’ dediler. Singapur’da bir aile bizi 5 yıldızlı otele davet etti.” dedi. Yaşadıkları zorluklardan da bahseden gezgin, “Bazen aç kaldık ama iki günü geçmedi.” diye konuştu.. Bihlmann ise tur boyunca en çok yemeğin kendilerine Türkiye’de ikram edildiğini söyledi. Bihlmann, ibadet mekânlarını da ziyaret etme imkânı bulduklarını belirterek, “İslam ile ilgili birçok bilgi edindim. Bu beni gerçekten derinden etkiledi.” dedi.Zaman
Reklam
Deniz Canlılarını İsimlendirirken Çok Hoyrat Davranıldığının 10 Bariz Kanıtı
Deniz fili, deniz atı, deniz kestanesi, deniz ineği, deniz yıldızı, deniz kaplumbağası, vs. Neden deniz canlıları isimlendirilirken onların karada yaşayan benzerlerinin başına 'deniz' kelimesi getirilerek isimlendirilir? Bu kolaycılık neden? Tamam kaplumbağayı falan anlıyorum da, deniz fili, deniz atı, deniz kestanesi falan nedir? Mesela neden hiç kara hamsisi, hava ıstakozu gibi hayvan isimleri yok? Neden deniz canlıları ikinci sınıf muamele görüyor? Bu vurdumduymazlık, bu hoyratlık düpedüz haksızlıktır. Baktın hayvan iri o zaman adı deniz fili olsun, bu mudur bilim? Bu mudur sınıflama? Gerçekten bilim insanları çok ayıp ediyorlar, buna derhal bir son versinler ve deniz canlılarına daha akıllıca isim bulsunlar. Olmuyor mu o zaman kara midyesi, ağaç istavriti gibi isimler de kullansınlar.
Ebola'da Son Üç Günde 1.250'yi Aşkın Ölüm!
Eboladan yaşamını yitirenlerin sayısındaki ani artışının birçok ölüm vakasının kayıtlara geçmemiş olmasından kaynaklandığı sanılıyorBatı Afrika’da yayılmaya devam eden ebola virüsünden ölümlerin sayısı her geçen gün artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, sadece Çarşamba gününden bu yana bin 250’yi aşkın kişi yaşamını yitirdi.WHO tarafından yayınlanan son ebola bilançosunda, çoğunluğu Liberya, Sierra Leone ve Gine’de olmak üzere 16 bin 169 kişinin ebola virüsüne yakalandığı, bu kişilerden 6 bin 928’inin ise yaşamını yitirdiği kaydedildi. WHO, Çarşamba günü açıklanan son verilere göre, bin 250’yi aşkın kişinin daha hayatını kaybettiğine dikkat çekti.WHO tarafından Çarşamba günü açıklanan bir önceki rapora göre, Liberya, Sierra Leone ve Gine’de ebola virüsüne yakalananların sayısı 15 bin 935, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 5 bin 674 olarak verilmişti.Eboladan yaşamını yitirenlerin sayısının iki gün içerisinde ani artışının birçok ölüm vakasının kayıtlara geçmemiş olmasından kaynaklandığı sanılıyor.1976’dan bu yana Afrika’da görülen en ölümcül ebola salgını bu yıl görülüyor. Mart ayında Batı Afrika’da yayılmaya başladığı tespit edilen ebola salgınının ilk kurbanının Gine’de geçtiğimiz Aralık ayında yaşamını yitiren 2 aylık bir bebek olduğu tahmin ediliyor.Ebolanın henüz kesin bir tedavisi bulunmazken, virüsün bulaştığı kişilerin yüzde 50 ila 60 kadarının ölebileceği varsayılıyor. Şimdiye kadar yaşamını yitirenler arasında Batı Afrika’daki salgınla mücadele eden yüzlerce sağlık ve insani yardım görevlisi de bulunuyor.Demokrat Haber
Reklam
Midi Eteklerle Nasıl Ayakkabı Giymeli?
2014-2015 sezonunun trendlerinden biri olan midi etekler hermarka tarafından farklı bir şekilde tasarlanıyor. Deri, desenli, kemerli,kabarık veya dar şekillerde vitrinleri süsleyen ve genellikle cut out bluzlarlaveya bol kazaklarla kombinlenen midi etekleri hangi ayakkabıyla giymeyi tercihediyorsunuz?Biz cizme.co olarak sizlere birkaç kombin önerisi sunmakistiyoruz. Pilili midi eteklerle kalın topuklu deri botlar harika bir uyumiçerisinde olacak. Bol bir kazakla da giydiğiniz eteği ve ayakkabıyı daha şıkgösterme fırsatına sahip olabilirsiniz. Ayrıca bu kombin, basenlerindenrahatsız olanlar için çok kullanışlı. Belinizin inceliğini belli eder vebaseninizdeki fazlalıkları kapatmanıza yardımcı olur.
Kullanmadıklarımızı Değerlendirebileceğimiz 13 Paylaşım Platformu
Kullanmadıklarımızı atıp, sürekli yenisini satın almak ve tükettikçe tüketiyoruz. Veya kullanmasak da kıyamıyoruz, bir köşede unutuyoruz ve tozlanıyorlar. Tüm bunların önüne geçmek, kullanmadıklarımızı ihtiyaç duyanlara ulaştırabilmek için; eşya, kıyafet ve kitap paylaşımına olanak sağlayan bir çok Paylaşım Ekonomisi platformu bulunuyor.
Reklam