İztuzu'ndaki Tahliye Kararı Durduruldu
Muğla’nın Dalyan ilçesinde caretta carettalarıyla meşhur İztuzu Plajı’nda, tesislerin özel bir şirkete devri için yapılacak tahliye, ek sürenin dolmasına iki gün kala Muğla 2. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu.‘Yeni bir karar verilinceye kadar ‘yürütme durduruldu’Ortaca Belediyesi’nin Muğla Valiliği aleyhine açtığı davanın 27 Kasım’da görülen duruşmasında, dava konusu işlemin ‘yürütmesinin durdurulmasına’ karar verildi. Bu kararla İztuzu’nun devri için tahliyesi şimdilik durdurulmuş oldu. Yürütmenin durdurulması kararı, plajdaki mevcut tesinin ‘ ticari faaliyetinin sürmemesinden telafisi güç zarar doğabilecek olması ‘ gerekçesiyle. Karar, davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar geçerli…Haziran ayında özel şirkete verilmiştiİztuzu Plajı, geçen haziranda Valilik bünyesindeki İngiliz ortaklı DALÇEV adlı özel şirkete verilmişti. Bunun üzerine İztuzu Kumsalını Kurtarma Platformu (İKUP), kamuoyunun bilgilendirilmediğini, ihalesiz kiralanma yapıldığını ve Ortaca Belediyesi’nin taleplerinin yok sayıldığını öne sürerek imza kampanyası başlattı.Ortaca Belediyesi, İztuzu’nun işletmesinin kendilerine verilmesi ve ihalenin iptali için Ortaca Kaymakamlığı’na Muğla İdare Mahkemesi’nde iki ayrı dava açtı. Mahkeme, 23 Haziran’da oybirliğiyle dava konusu ihalenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Aynı mahkeme itirazlar üzerine aldığı ikinci bir kararla, durdurma kararını 29 Eylül’de kaldırdı.Ek süre talebi kabul edilmiştiMahkemenin bu kararı üzerine işletme hakkını elinde bulunan Valilik, 6 Kasım’da Kaymakamlığa İztuzu’nun boşaltılması için bir yazı gönderdi. Tahliye kararı, 20 Kasım günü insan zinciri oluşturularak protesto edilmiş, CHP’li Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik’in tesislerdeki demirbaşların envanterinin çıkartılması için istediği ek süre talebi kabul edilip, tahliye işlemi 10 gün ertelenmişti.Diken
11 Ayda 3000 Fotoğraf Çekerek Motor Tamiri Yapmak
Satın aldığı motoru temizlemek isteyen adam kollarını sıvar ve motoru sökmeye başlar. Ancak geri monte edilmesi sırasında çok sıkıntı yaşayacağını bildiği için her parçanın fotoğrafını çekip öyle söker ki birleştirmede kendisine yardımcı olsun. Sonuç olarak temizlediği motoru birleştiren adam daha sonrasında bu fotoğrafları birleştirerek bu videoyu oluşturur. İzliyoruz...
Reklam
Reklam
1 - 7  Aralık  2014 Haftalık Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
29 Kasım 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG  servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
10 Fotoğrafla Rap Kliplerinde Bile Göremeyeceğiniz Chevrolet Impala
Modifiye anlayışında farklı bir tarza sahip olmak ve standartların dışına çıkmak herkesin yapacağı bir iş değildir. Hele ki böyle bir farkı klasik olmuş bir Chevrolet İmpala üzerinde yapmak cesaret ister. Los Angeles Sokak sitili olan Low rider tarzında önemli olan otomobili ne kadar yere yaklaştırabildiğinizdir. Bu arada araba Amerika değil, Japonya sokaklarında boy gösteriyor.
Reklam
Neden Esneriz?
Esnemek 2000 yıldır bilim insanlarının kafasını kurcalayan bir mesele. Bu konudaki yeni bir teori, tartışmalara son verebilecek mi?Yorgunluk, sıkılma ya da bir başkasını esnerken görmek esneme nedenleri arasında sayılıyor. Peki, esneme vücudumuzda nasıl bir işlev görüyor?Bu konudaki araştırmalarıyla bilinen Maryland Üniversitesi’nden psikolog Robert Provine 1980’lerde çalışmalarına ilk başladığında esnemeyi “hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz en yaygın insan davranışı” olarak tarif ediyordu. Aradan geçen 30 yılda belki bir yanıta daha çok yaklaştık; ama uzmanlar arasındaki görüş ayrılığı devam ediyor.Esnemeyle ilgili ilk araştırmayı 2500 yıl önce Yunan doktor Hipokrat yapmış ve esnemenin özellikle ateşli bir hastalık sırasında vücuttaki kötü havayı temizlemeye yardımcı olduğu sonucuna varmıştı. Bu görüş 19. yüzyıla kadar hakimiyetini korudu. Bu yüzyılda artık bilim insanları esnemenin nefes almaya yardımcı olduğu, vücuttan karbondioksitin atılıp kana daha çok oksijen girmesini sağladığına inanıyordu. Provine ise gönüllü deneklerine çeşitli gaz karışımları soluttuğunda bir değişiklik görmedi.Birçok teori daha çok esnemenin ilginç olan bulaşıcı özelliği üzerinde duruyordu. Provine, “Karşılarında biri esnediğinde insanların yüzde 50’sinin de esneyerek karşılık verdiğini” belirtiyor. “Öyle bulaşıcı ki birinin esnediğini görmek, duymak, hatta sadece bu konuda okumak bile esneme eylemini tetiklemeye yetiyor,” diyor.Bu özelliğinden dolayı bazı uzmanlar esnemenin ilkel bir iletişim biçimi olup olmadığını merak etmeye başladı. Eğer öyle ise esneyerek ne anlatılmak isteniyordu? Genellikle yorgun olduğumuzda esnediğimiz için bazıları bu yolla herkesin biyolojik saatini aynı ayara getirme işlevi görüyor olabileceğini iddia etti. Bern Üniversitesi’nden Christian Hess de bu fikirde: “Esnemenin bir sosyal grubun davranışlarını eşzamanlı kılma, örneğin herkesin aynı zamanda uyumasını sağlama gibi bir sinyal işlevi olabilir,” diyor. Böylece ertesi gün grup üyeleri çok daha verimli çalışabilir.Fakat stresli olduğumuz zaman da esneriz. Atletler yarış öncesi, müzisyenler konser öncesi bol bol esner. Bu nedenle Provine da dahil olmak üzere birçok uzman esnemenin beyni canlandırıcı bir işlevi olduğuna, uyku çöktüğünde uyanıklığı, dikkat dağıldığında yeniden toplanmasını sağladığına inanıyor. Grup içinde yayılmasıyla da herkeste aynı dikkat seviyesinin gelişmesi, böylece örneğin herhangi bir tehlikeye karşı daha uyanık hale gelmeleri mümkün oluyor. Fransız araştırmacı Olivier Walusiski ise beyin etrafında omurilik sıvısının pompalanması yoluyla sinir hücrelerinin daha aktif hale geldiği görüşünde.Yakın zamanda ise bütün bu fikir ayrılıkları ve kafa karışıklığına son verme umuduyla New York Üniversitesi’nden Andrew Gallup yeni bir teori geliştirdi. Gallup’a göre esneme yoluyla aslında beynimizi aşırı ısınmaktan koruyoruz. Çenenin şiddetle açılması kanın kafatasında dolaşımını sağlayarak aşırı ısıyı dağıtıyor, esneme sırasında alınan derin nefesle sinüs boşluklarına dolan hava ise beyni serinletiyor.Gallup bu teoriyi sınamak için insanları farklı sıcaklıklarda esnerken inceledi. Normal koşullarda insanların yüzde 48’i esnemiş, fakat deneklerden kafalarına soğuk bir bez bastırmaları istendiğinde bu oran yüzde 9’a düşmüştü. Daha etkili olan şey ise burundan solumaktı. Bu yolla beyin soğuyor, esneme isteği ortadan kalkıyordu.Bu teoriyi destekleyen bir gelişme oldu. Gallup araştırmalarını yayımladıktan kısa bir süre sonra, bazen bir saat süreyle esneme krizine giren iki kadın ona başvurmuştu. Kadınlardan biri çare olarak kendisini soğuk su dolu küvete attığını söylüyordu. Gallup onlardan, esneme krizi gelmeden önce ve sonra ağızlarına bir termometre koyup vücut ısılarını ölçmelerini istedi. Ölçümler, esnemeden önce vücut ısısında az bir yükselme olduğunu ve ısı tekrar 37 dereceye düşünceye kadar esnemenin devam ettiğini gösterdi.Vücut ısımız uykudan önce ve sonra biraz yükselir. Bu durum o anlarda neden esnediğimizin açıklaması olabilir. Beyni biraz serinletmek dikkatimizi daha fazla yoğunlaştırmamızı sağlayabilir. Sıkılıp dikkatimiz dağıldığında bu nedenle esniyor olabiliriz.Fakat Gallup’un teorisi bu konuda araştırma yapan herkesi tatmin etmedi. Bazıları onun yeterli deneysel veri sunmadığını, bazıları doğrudan insan beyninin ısısını ölçmediğini iddia ediyor. Provine ise bu teoriye daha olumlu bakanlardan.Fakat Gallup’un teorisi bazı şeyleri açıklasa da hala yanıtlanmayı bekleyen başka sorular da var. Örneğin anne karnındaki fetüs neden esniyor olabilir? Provine bebeklerde esnemenin yetişkinlerden daha önemli rol oynadığına, akciğerlerinin gelişimine yardımcı olduğuna inanıyor.Provine ayrıca esnemenin hapşırma ve seks ile de paralellikler gösterdiğini, her birinin bir tırmanma ve sonunda rahatlama durumu içerdiğini, bir kere başlandı mı sonuna vardırma güdüsü taşıdığını ve bunlar arasında sinir hücrelerinin işleyişi bakımından ortak bir yan olabileceğini belirtiyor.Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future ’da okuyabilirsiniz.Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz .
Sosyal Deney: "Üçlü Yapalım mı?"
Bu günlerde, 'viral video' yaratmak için bir iki seksi kız ve 15 metre uzaktan kayıt yapan bir kamera yetiyor. Başlığı da sosyal deney atarsanız bir milyon 'tık' garantilenmiş oluyor.Yukardaki teorimizi bu videodaki seksi ikizler kanıtlamış oluyorlar. Karşılaştıkları insanlara hemen yakınlardaki evlerinde üçlü yapmak ister misiniz diye soruyorlar. Çok basit değil mi? Aslında hemen her hafta bir türevi çıkan bu tarz videolar sıkıcı olmaya başlasa da özellikle burada görülen tepkiler oldukça etkileyici. Bazı adamlar kızlarımıza güzel güzel tek eşli olmanın fiziksel değil ama duygusal sağladığı tatminden bahsederken bir kısmı da teklifi kabul ediyor.
Hüzünlü Şarkıları Neden Severiz?
Müzik listelerine baktığımızda çoğunlukla melankolik şarkılar görürüz. Bu, hüzünlü şarkılara meyilli olduğumuzu mu gösteriyor?Pharrel Williams’ın Happy şarkısı bu yıl listeleri sarstı; 23 ülkede liste başı oldu. Fakat böyle hafif, akılda kalıcı, görünüşte ‘derin’ anlamlar taşımayan türden şarkıların bu kadar beğeni toplaması sık rastlanan bir durum değil.Tüm zamanların en çok satan dokuz şarkısına baktığımızda melankoli yüklü olduğunu görürüz. Bing Crosby’den White Christmas , Elton John’dan Candle in the Wind , Whitney Houston’dan I Will Always Love You , Celine Dion’dan My Heart Will Go On ... Elton John’un dediği gibi hüzünlü şarkılar sadece çok şey anlatmakla kalmıyor, çok da iyi satıyor.Peki dinleyiciler gerçekten de melankolik müzikleri mi seviyor? Yıllar sonra 2014’ün en önemli şarkıları ne olmuş diye dönüp baktığımızda Williams’ın Happy şarkısı parıltısını kaybetmiş mi olacak?Müzik listeleri kalbimize dokunan şarkıları sevdiğimizi gösteriyor. Cinsiyet ve kuşak ayrımlarını aşarak Happy kadar bizleri etkileyen en son film müziği de Adele’in 2010’daki Rolling in the Deep şarkısı olmuştu. Happy’nin ise bir ağırlığı yoktu; şarkı sözleri basitti, el çırpılarak eşlik edilecek türdendi.Bizde gülümseme duygusu yaratan şarkılar, sanki uzun ömürlü değillermiş izlenimi yaratıyor. Williams’ın şarkısından daha önce listelere girmiş olan en son neşeli şarkı Bobby McFerrin’in Don’t Worry Be Happy adlı şarkısıydı. 1988’de ABD’de liste başı olmuş, üç Grammy ödülü almıştı. Ama zamanla eski ve yapmacık bir hava kazandı. Acaba Happy şarkısını da aynı son mu bekliyor?Zevk veren acıPsikolojinin Sınırları (Frontiers in Psychology) adlı yayın organında geçen yıl yayımlanan bir araştırma durumun böyle olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar hüzünlü müziğin insanda ters etki yarattığını, insanın kendisini daha iyi hissetmesini sağladığını ortaya koydu.Hüzünlü şarkılar dinleyicinin şarkı sözlerinde ve minör melodilerde ifade edilen duyguları dolaylı olarak tecrübe etmesini sağlıyor. Hüzün doğrudan dinleyicinin tecrübesini yansıtmayabilir; ama beynimizde tetiklediği kimyasallarla gözyaşı, artan kalp atışları gibi etkiler yaratarak boşalmamızı sağlıyor. Yani kötü bir duygu yaratmıyor. İnsanlar bu nedenle hüzünlü şarkıları dinliyor, şarkıcılar bu nedenle bu şarkıları söylüyor. Yoksa blues , gospel ve country gibi zorlukları ve hüznü anlatan müzik türleri on yıllarca nasıl var olabilirdi.Histen öte bir şeyPeki dinleyici gerçekten de hüzünle mi bağlantı kuruyor yoksa daha karmaşık bir durum mu söz konusu? McGill Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, ister hüzünlü ister mutlu olsun, duygusal yoğunluğu olan müziklerin, tıpkı yemek, seks ve uyuşturucular gibi, beyindeki haz merkezini uyardığını ortaya koydu. Müziğin zekice düzenlenmiş inişli çıkışlı ritmik yapısı, gerilim yaratan ve gevşeme sağlayan melodisi derin duygular yaratıyor, dinleyici daha çok bu duygusal karmaşıklığa tepki veriyor.Williams’ın şarkı sözleri basit olabilir; ama o, tatmin edici melodik, armonik ve ritmik yenilikler üzerinde Happy şarkısını inşa etmeyi başarıyor. Happy ayrıca bir bakıma bir başka mutlu duygular yaratan usta şarkıcı Stevie Wonder’i güncelliyor sanki. Wonder da on yıllar boyunca şarkılarıyla kendimizi iyi hissetmemizi sağlamıştı.Tüm bunlar belki de uzun yıllar sonra yeniden neşeli şarkıların zamanının geldiğine işaret ediyor.BBC
Reklam
Kronik Olarak Mutsuz Olan İnsanların 7 Belirgin Özelliği
etiket
Çevremde gözlemlediğim kadarıyla, kronik olarak mutsuz olan insanların hemen hemen hepsinde bulunan 7 özellik dikkat çekiyor. California Üniversitesi araştırmacılarından Sonja Lyubomirsky'a göre: 'Eğer gerçekten istersek, mutlu olmak için gerekli olan gücü kendi içimizde bulabiliriz.'Eğer bu doğruysa, hepimiz için bir umut var demektir. Bu gezegende yaşayan ve gerçekten de mutlu olmayı başarabilen milyonlarca insan var. Bu da demek oluyor ki, herkesin mutlu olma şansı var bu dünyada. Bu içerikte sizler için derlediğin kronik olarak mutsuz olan insanlara dair özellikleri okumadan önce, izin verin size bir sır vereyim: Hepimizin kötü günleri, hatta haftaları oluyor. Ruh halimiz inişlerle ve çıkışlarla dolu, bunu kimse inkar edemez. Fakat 'mutlu' bir insan ile 'mutsuz' bir insan arasındaki en belirgin fark, ne sıklıkta ve ne kadar süreyle bu evrenin mutlu tarafında kalabildikleridir. Yani özetle, mutsuzluğu asla inkar etmemelisiniz ve onun da bu dünyanın bir gerçeği olduğunu kabul etmelisiniz.İşte kronik olarak mutsuz olan insanların 7 belirgin özelliği;
Reklam
28 Kasım 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam