Bedelli Askerlik Bekleyenlerin Hayatındaki 12 Gerçek
Bedelli askerlik mevzusu adeta bir sakız.  Uzadıkça uzuyor, uzadıkça uzuyor değil mi sayın okur. Sürekli bir gündem.  E böyle olunca da bu insanlar ve sevenleri daima beklenti içerisinde oluyor. Ben hayatlarındaki gerçeklerin bir kısmını yazdım, bedelli bekleyen arkadaşlar da yorumlara neler yaşadıklarını yazarlarsa çok memnun olurum.
Lorisler Ne Kadar Tatlı Değil mi?
Kanalımıza abone olun: http://goo.gl/cLKJ1XYavaş Loris olarak bilinen bu canlıların soyu tehlike altında. Evcilleştirilmek için dişleri sökülen ve insanlara satılan Lorisler, 'soyu tehlike altında' kategorisinde yer almaktadır. 9 farklı türü bulunduğu düşünülmekte bunlardan 1'inin soyunun tükendiği bilinmektedir.
2 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG  servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam
Ölümünün 126. Yılında Namık Kemal’le hiç ilgisi olmayan 5 Nam-ı Kemal Fıkrası
Namı- Kemal Osmanlıca’da bir fıkra veya kısa hikâye anlatılmaya başlarken kullanılan ve “adamın biri” anlamına gelen bir terimdir. Sonradan bu terim kullanılarak anlatılan fıkraların neredeyse tamamının müstehcen bir karakter alması, ve halk dilinde de, “Nam-ı Kemal” yerine, tamamıyla yanlış ve ses benzerliği dışında hiçbir dayanağı olmayan bir şekilde vatan şairi Namık Kemal’e atfedilmeye başlaması ile bu terim evrim geçirmiş olmaktadır. Bu terim ile özdeşleştirilerek anlatılan ve zamanla hayli zengin bir literatür oluşturmuş olan Namı- Kemal fıkralarının veya, yanlış şekliyle, Namık Kemal fıkralarının, müstehcenliği özellikle fallus abartmalarını zemin almaktadır.
İstanbul'da Kokteyl Tadılası 10 Mekan
İşletmeler birbirleriyle yarışa dursun İstanbul'da iş çıkışı yurt dışında olduğu gibi iş sonrası oturup bir iki yudum kokteyl içerek kritik yapmak gündemden bahsetmek ilerde bir gün mümkün olur mu bilinmez ama meraklısına İstanbul'da bar taburesinde oturup tadılası ve o işletmelerle bütünleşmiş 10 kokteyli sıraladım. (Rastgele bir sıra ile düzenlenmiştir.)
Reklam
İlk Aşamadan Son Aşamaya Anneliğe Giden Yolun 17 Maddede Kitabı
Hamilelik serüveninin müthiş bir yaratıcılıkla betimlendiği Mother Book ajandasında, anne bedenindeki değişimi anlatan her bir sayfa adeta kağıttan bir heykel gibi kurgulanmış.Ajandanın sayfalarını çevirdikçe, 40 haftalık bu süreci sadece görsel değil fiziksel olarak da deneyimliyorsunuz. Katman katman kesilmiş kağıtların ajandanın sağ sayfalarında yarattığı kabartma etkisiyle, anne karnı ve göğüslerinin hafta hafta nasıl belirginleştiğine şahit oluyorsunuz. Ajandanın sol sayfaları ise annenin o haftaki duygularını yazması için ayrılmış.40 haftalık bu mucizevi yolculuk, sadece kağıt kullanarak ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi herhalde… Japon reklam ajansı Dentsu’nun Bell-Net Obstetrics isimli ilaç firması için tasarladığı bu hayranlık uyandırıcı ajanda, geçtiğimiz Haziran ayında düzenlenen Cannes Lions’dan da sağlık kategorisinde büyük ödülle dönmüştü.Tasarladıkları Mother Book için hap gibi bir de tanıtım videosu hazırlayan Japon reklam ajansının diğer işleri için sitesine bakabilirsiniz.
Dünya Nefessiz Kalmak Üzere
Uzmanlar, iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle dünyamızı büyük bir felaketin beklediğini düşünüyor. Atmosferin karbondioksit emme kapasitesinin en geç otuz yıl sonra dolacağı kaydediliyor.Almanlar küresel iklim politikasının işe yarayacağına inanmıyor. Almanların yüzde 69'u iklimdeki ısınmanın iki dereceyle sınırlandırılmasının başarılamayacağı, yüzde 85'i de iklimin korunmasının hayati önemde olduğu görüşünde. Almanya'da yapılan ankete katılanların büyük çoğunluğu, 'Dünya iklim konferansında öncelikle yenilenebilir enerjilerin bütün dünyada teşvik edilmesi ve enerji sarfiyatının azaltılması ele alınmalıdır' diyor.İklim araştırmaları uzmanı Ottmar Edenhofer, karbondioksit vergisi kesilmesinin neden gerekli olduğunu şöyle açıklıyor: “Atmosferin sera gazı depolama kapasitesi daraldığı için karbondioksit vergisine ihtiyacımız var. Atmosferin bin milyar tondan fazla karbondioksit depolaması mümkün değil. Kapasitesi sınırlı olduğu için karbondioksit vergisi uygulanmalı ki, yatırımcı, tüketici ve işletmeci kendine yön tayin edebilsin. Darlık fiyata yansıtılınca yatırımlar da doğru alanlara kaydırılacaktır.”Sera gazı emisyonunun bugünkü düzeyde devam etmesi durumunda atmosferin emiş kapasitesinin en geç otuz yıl sonra dolacağını belirten Alman uzman karbondioksit vergisiyle diğer vergileri düşürme, devlet borçlanmasını azaltma ve altyapı yatırımlarını artırma imkânı yaratılabileceğini belirtiyor. Edenhofer hükümetlerin nasıl ikna edilebileceği sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Örneğin Çin yönetimine, karbondioksit vergisiyle büyük kentlerin havasını temizleyebilirsin, Meksika hükümetine ise, önümüzdeki 20 yılda ihtiyaç duyacağın altyapı yatırımlarına daha fazla kaynak ayırabilirsin, derim.”Karbondioksit vergisiFosil enerji hammaddesinin bol olduğu ve sanayi sektörünün düşük enerji fiyatından yarar sağladığı bir dönemde hükümetlerin karbondioksit vergisi ihdas etmeye ikna olup olmayacağını sorduğumuz iklim araştırmaları uzmanı Ottmar Edenhofer'den şu yanıtı aldık: “Önemli olan idrak edebilmektir. Hayat tarzımızın uzun vadeli sonucunun geri çevrilmesi mümkün olmayan iklim ısınması olacağı ve ısınmanın bütün ülkeleri olumsuz etkileyeceği idrak edilmelidir. Karar verici durumdaki politikacı açısından iklimdeki ısınmanın kısa vadeli yarar sağlaması önemlidir. Pekin'deki hava kirliliği yatırımcıyı kaçıracak raddeye geldiği için Çin yönetimi iklimin korunması gerektiğini idrak etti.”Aynı zamanda Dünya İklim Konseyi üçüncü çalışma grubu başkanı da olan Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü direktör ve baş iktisatçısı Ottmar Edenhofer, Avrupa Birliği ülkelerinin yatırım şartlarını zorlaştıracağı gerekçesiyle karbondioksit vergisinden çekindiği şeklindeki teze karşı da şu görüşleri öne sürüyor: “Karbondioksit vergisinin yaratacağı dezavantaj, bu verginin yatırım yeri kalitesini artırmada kullanılmasıyla telafi edilebilir. Eğitime ve altyapıya daha fazla kaynak ayrılabilir. Herkes altyapının dökülmeye başlamasından şikayetçi. Bu alandaki yatırımlar karbondioksit vergisi ya da emisyon hakkı sertifikalarının açık arttırmaya çıkarılmasıyla finanse edilebilir.”Deutsche Welle
Reklam
Kadınların Ruh Sağlığını Ne Bozuyor?
Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın Ruh Sağlığı Çalışma Birimi Koordinatörü ve Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, kadınların erkeklere göre ruh hastalıklarına daha çok yakalandığını, bunun ana nedenlerinin de kadına yönelik şiddet ve yoksulluk olduğunu bildirdi.Başterzi, cinsiyet olarak bakıldığında dünya genelinde kadınların ruh sağlığının erkeklere oranla daha fazla bozulduğunu, kadınlarda en yaygın görünen ruh hastalıklarının ise depresyon ve anksiyete (kaygı bozukluğu) olduğunu söyledi.Ruhsal hastalıklara çok daha sık yakalanan kadınların yardım aradığını ve yardımı reddetmediğini dile getiren Başterzi, erkeklerin ise sosyal rolleri ve sorumlulukları gibi nedenlerle sağlık sektörüne ulaşmakta biraz daha zorlandıklarını kaydetti.Başterzi, 'Çalışan erkekler, özellikle yoksul çalışan erkekler, bir yerde vardiyalı olarak çalışan erkekler izin almakta ve sağlık kurumlarına gitmekte ciddi zorluk yaşayabiliyor' dedi.Nedeni şiddet ve yoksullukKadınların ruh sağlığının bozulmasının iki temel nedeninin 'kadına yönelik şiddet ve yoksulluk' olduğuna dikkati çeken Başterzi, kadınlarda en sık görünen şiddetin fiziksel şiddet olduğunu, bunun yanında ruhsal ve ekonomik şiddete de uğradıklarını belirtti.Türkiye'de 2007 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma ile kadınların yüzde 37,6'sının aile içinde hayat boyu en az bir defa fiziksel şiddete uğradığının tespit edildiğini bildiren Başterzi, geçen yıl İngiltere'de yapılan bir araştırmada ise ülkedeki kadınların yüzde 44'ünün hayat boyu en az bir defa aile içi şiddete maruz kaldığının ortaya çıktığını söyledi.Başterzi, 'Şiddet ülkemizde de çok yoğun, belki de çok dile getirilmiyor. Çünkü bizim kültürümüzde (kol kırılır yen içinde kalır) diye bir anlayış var. Aile içi şiddetin dile getirilmesi engelleniyor. Dünya genelinde kadınların ruh sağlığı erkeklere oranla daha fazla bozuluyor. Bunun ana nedenleri kadına yönelik şiddet ve yoksulluk' diye konuştu.'Televizyonların biraz kapatılması gerekiyor'Başterzi, ruh sağlığını korumanın en önemli yolunun sosyal etkileşimler olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:'İnsanlar arasındaki etkileşimin ruh sağlığı açısından koruyucu etkisi var. Bu, gerek ev içi gerekse sosyal yaşamla ilişkiler. Son 20-30 yılda özellikle büyük kentlerde yaşayan insanların yalnızlaştığını ve bunun birçok soruna yol açtığını biliyoruz. Hızlanan yaşam şartlarında insanların ilişkilerine baktığımızda evden işe, işten eve giden, eve girdikten sonra televizyonu açan, birbirleriyle konuşmayan insanlarla karşılaşıyoruz. Televizyonların biraz kapatılması gerekiyor. Televizyonları kapatın, insanlarla daha çok iletişim kurun, dertlerinizi paylaşın, insanların dertlerini dinleyin, komşularınızı, akrabalarınızı ziyaret edin. Bütün bunlar ruh sağlığı için çok önemli. Hem ev içinde hem de sokakta insanların bir arada olması, park, meydan gibi kamusal alanlara sahip çıkılması da ruh sağlığı açısından önemli.'Kentlerde ve köylerde sosyal alanların da genellikle erkeklere ait olduğunu dile getiren Başterzi, köy kahvelerinin, şehirlerde spor alanlarının çoğunlukla erkeklerce kullanıldığını, kadınların sosyal alandan çıkarıldığını savundu.İnsanların bireyselleşmesinin yoksulluğu da görünmez kıldığını ifade eden Başterzi, aynı apartmanda yaşayan insanların bile birbirini tanımadığına dikkati çekti. Başterzi, 'Kocaman, büyük binalar başkalarının acılarını görmemizi engelliyor, sosyal bağları kopartıyor. Yatay binalar insan etkileşimini daha çok artırıyor' diye konuştu.Dünyadaki yoksulların yüzde 70'inin kadın ve çocuk olduğunu ifade eden Başterzi, aynı hane içinde bile erkeğin karnının, kadın ve çocuklara göre daha iyi doyduğunu söyledi. Başterzi, yoksulluğunun da ruh sağlığı üzerinde çok önemli olumsuz etkileri bulunduğuna işaret etti.Kişilik bozukluklarıKadınlarda ve erkeklerde görülen kişilik bozuklukları hakkında bilgi veren Başterzi, kadınlarda sıklıkla histrionik (histerik) ve borderline (sınırda), erkeklerde ise antisosyal kişilik bozukluklarının görüldüğünü bildirdi.Kadınlarda görülen kişilik bozukluklarının sosyal yapıyla yakından ilişkisi bulunduğunu belirten Başterzi, 'Histrionik kişilik bozukluğu olan kadınlara baktığımız zaman, toplumda dikkat çekmeyi, ön planda olmayı, bunun için cinsel kimliğini öne çıkarmayı severler. Bunlar aile ve sosyal ilişkilerini etkilediği ve uzun süreli kronik bir şekilde devam ettiği zaman kişilik bozukluğundan söz edebiliriz' dedi.Başterzi, bağımlı kişilik bozukluklarında kadınların bir başkası olmadan karar alamadığını kaydederek, çocukluk çağından itibaren yalnız kalmış, sosyal açıdan içe dönük kişilerde bağımlı kişilik bozukluğunun daha fazla görüldüğünü dile getirdi.Sevgi ve şefkatle yetiştirilen, kendi kararlarını kendisinin alması desteklenen çocuklarda kişiliğin çok daha iyi geliştiğini vurgulayan Başterzi, 'Sevgi ve şefkat gösterilmesi, her şeye evet ya da hayır denilmemesi, gereken yerlerde doğru sınırların çizilmesi, nelerde haklı olduğu ve haklı olmadığı konusunda yol gösterici olması çocuklarda kişilik gelişiminde çok önemli' diye konuştu.
Reklam
Film Dünyasından 14 Karizma İsim
Gerek giyimleri gerek konuşmaları gerek tavırlarıyla aklımıza kazınmış 1 film karakterini derledik. Genelde erkek insanlardan oluşan listemizde 1 kadın, 1kurtadam, 1 Whill, 1 Maia bulunuyor. İyi okumalar. (Liste sırasızdır.)
Rize'ye Gidip Görmeniz Gereken 8 Yer
1) Şimdi öncelikle akşam git kale de bi çay iç manzarası güzeldir, çayı da.2) Şehirin içerisinde ziraat diye bir bahçe var. Botanikten hoşlanıyorsan gidebilirsin.3) Çayelinde (şehre 20 km) lale lokantasına git. kavurması ve kuru fasulyesi muhteşemdir. hayır hüsreve gitme gerek yok lale lokantası daha güzel.4) Zilkale'yi muhakkak gör. hemşin ile çamlı hemşin arasındadır. şehre uzaklığı yaklaşık 50 km dir 5) Ayder değil de fırtına vadisi görülmeye değer.6) Hani o kadar vaktin var mı ayrıca hava güzel olur mu bilmiyorum ama fırtına vadisinin üzerindeki palovit ve elevit yaylaları var. bu yaylalardan yaklaşık bir saatlik yürüme mesafesinde bir göl var. işte orada huzur neymiş görürsün.7) Anzer yaylası da iyi bir seçenek. ama açık söylüyorum bu mevsimde yaylalarda götün donar.8) Şehrin içinde yemek yemek istersen Bekiroğlu lokantasına git. Kime sorsan gösterir. Sormasan da bulursun. Pidesinden yemeden dönme. Hele bir de şanslı isen kalmışsa sabah kahvaltısını da orada yapabilirsen çok şanslısın :)  (kavurmasın da nasıl bir lezzet var bilmiyorum ama sabah 5 te gittiğimizde kalmadı abi bitti demişlerdi )
Reklam
Kitap Kurtları İçin Cennet Gibi Kasaba: Hay-On-Wye
Galler’deki Hay-On-Wye adlı kasaba, dünyadaki en büyük kitap koleksiyonunun bulunduğu yerleşim yeri. Kitap kurtlarının “Cennete mi düştüm?” demelerine sebebiyet verecek güzellikteki bu kasabada, toplam 40 bağımsız kitabevi bulunuyor.  İstiklal Caddesi’ndeki tarihi kitapçıların yerlerini bir bir patso’culara kaptırdığı ülkemizde böyle bir kasabanın hayalini kurmak bile oldukça zor.
Göçmen Kuşlardan Muhteşem Görüntü
Kano ile gezintiye çıkan iki kız göçmen kuşların hareketlerini videoya kaydetme fırsatı bulmuşlar. Görüntüler gerçekten muazzam. İzliyoruz...
Reklam