1 Lira Bile Harcamadan, Gardırobunuzu Çok Daha Etkili Kullanmanızı Sağlayacak 25 İpucu
Sen de her sabah gardırobunu açıp 'Bugün farklı bir şey mi denesem acaba?' diyenlerden, ama her zamanki risksiz parçalardan birini seçenlerden misin? Yoksa gardırobunu her düzenlediğinde, onca para verdiğin, ama hiç de giymediğin parçalara bakıp üzülenlerden mi?Çoğu denenmiş, bir kısmı da deneneceklerden oluşan bu liste benim çok işime yaradı, umarım yarın o sihirli dolabı açtığında daha farklı bir şey giymeni ve gardırobunu daha efektif kullanmanı sağlayabilirim.İşte hiç para harcamadan, yapacağın kombinlerde farklılıklar yaratmana yardımcı olacak 25 tüyo:
Reklam
Herkeste Biraz Olan Ama Herkesin İnkar Ettiği Duygu: 14 Maddede “Schadenfreude”
Schadenfreude, Almanca bir kelime. Almancada kötü olay, durum anlamına gelen “schade” kelimesiyle, sevinç anlamına gelen “freude” kelimesinin birleşmesinden ortaya çıkar ve kısaca: “başkalarının mutsuzluğundan, başına gelen kötü olaylardan mutlu olma durumu” olarak Türkçeleştirilebilir.Suç ve Ceza romanında Dostoyevski bu ruh halini çok güzel şekilde açıklığa kavuşturmuştur:'Hepsinin halinde, en yakınlarının beklenmedik bir felaketi karşısında bile insanlarda her zaman görülen tuhaf bir sevinç duygusu vardı. En samimi acıma, acısını paylaşma duygularına rağmen, istisnasız olarak hiç kimse, böyle bir duyguya kapılmaktan kendisini alamamıştır.”
Onedio İçerik Standartları
Çok merak edilen bir sorunun cevabıyla karşınızdayız; işte akıllarda kocaman bir soru işareti haline gelen, içeriklerinizin yayına alınıp alınmamasında önemli rolü olan içerik standartlarımız.
Reklam
Davulun Sesi Kuzey’den Hoş Gelir: 17 Maddeyle "Neden Finlandiya’da Yaşamamalıyım"
etiket
Finlandiya’nın eğitim sistemi şöyle güzel, kızları böyle harika, sosyal yaşamları şu şekil renkli, insanları böyle özgür, maaşları kafam kadar, vs. laflarını çok duydunuz. Ve istisnasız hepiniz bu tür içeriklerin altına “beni buraya götürün”, “offf be Finlandiya’da olmak vardır”, “editör nasıl gidiyoruz?”, vb. yorumlar yazdınız. Davulun sesi Finlandiya’dan hoş geliyor arkadaşlar, adım gibi biliyorum ki içinizden buraya giden her on kişiden dokuzu 3 ayı doldurmadan geri kaçmanın yollarını arayacak. Neden mi? İşte şunların yüzünden:
Reklam
17 Çarpıcı Fotoğrafla Büyük Beden Kadınları Photoshopla Zayıflatan Project Harpoon
Kim tarafından belirlendiği moda ve güzellik anlayışının gözünden 'kilolu' kadınları photoshopla zayıflatarak yayınlayan ve bu şekilde kilolu kadınları zayıflamaya motive ettiğini iddia eden Projec Harpoon isimli sayfa, son günlerde sosyal medyanın ana başlıklarından biri. Gelen yüzlerce şikayet sonucu Facebook ve Instagram hesapları kapatılan sayfa büyük bir tartışma yaratmış durumda.
Reklam
Halil Cibran’dan “Aşk” Üzerine Yapılmış 13 Nefes Kesen Tespit
Halil Cibran, Lübnan’da doğmuş ardından Amerika’ya göç etmiş sonra eğitimi için tekrar Lübnan’a dönmüştür. Daha sonra tekrar Amerika’ya giden Cibran eserlerini burada vermiş ve kendi halkından çok batılılar tarafından tanınmış büyük bir şair filozof ve sanatçıdır. Şiirleri 20'den fazla dile çevrilmiş, çizimleri ve tabloları dünyanın en büyük kentlerinde sergilenmiştir.“…sonra, varlıklı bir adam konuştu: ‘bize vermekten bahset.’Ve o cevap verdi:Sahip olduklarınızdan verdiğinizde,Çok az şey vermiş olursunuz;Gerçek veriş, kendinizden vermektir…”
Su Samurundan Bile Öğreneceklerimiz Var: Su Samurunun Verdiği 21 Kıymetli Ders
Doğada hiçbir bitki, hayvan, vs. yoktur ki bize ders vermiyor olsun. Tabii bu dersleri görebilecek göz, bakış ve izan lazım. Elbette ki tüm doğayı takip edip, verdikleri dersleri almaya vaktiniz olmadığını biliyoruz. Fırsat buldukça doğal yaşamı takip ediyor ve çıkarmanız gereken dersleri sizler için derliyoruz. İşte bu adımın yeni bir parçası su samurları ve bizlere verdiği dersler.
Reklam
Metrekareye Düşen Yağmuru Saymazsak 14 Madde ile 'Sel Neden Türkiye’nin Kaderi?'
Her yerde sel oluyor gibi bir söylem kolaya kaçmaktan başka bir şey değil. Her yerde sel olmuyor, olsa bile önlemini almayı bilen insanların yaşadığı yerlerde sel bu kadar can almıyor, bu kadar kayba sebep olmuyor. Bir kere bu baştan kabullenmeyi, kader, kısmet, nasip, vb. kelimelerle başımıza gelen felaketleri açıklamaya çalışmayı bırakmalıyız. Hatta bire adım öte geçip, “nedenini bilmiyorum ama bunu yapan paralel yapıdır” gibi saçmalıklara başvurmayı artık bir kenara koymalıyız. En azından ülkenin başkentinde, 15 milyon nüfuslu en büyük şehrinde insanları dalgıçların kurtarması rezaletine, yüzme bilmeyenlerin yağmur yağarken dışarı çıkmaktan korktuğu şehirler oluşturmaya bir son vermeliyiz. Çok mu zor doğal afetlerle mücadele etmek? Nasıl olsa yılda bir kere oluyor, onda da 3-5 kayıp verir yolumuza devam ederiz mantığı daha ne kadar sürecek? Bu ülke insan hayatının bu kadar ucuz olmadığını öğrenmek için daha kaç felaket yaşamalı?
Reklam