Apple, Beats'i Nasıl Satın Aldı?
Beats’in kurucularından biri olan Jimmy Iovine, yapılan röportajda Apple’ın Beats’i satın almadan önce neler yaşandığı konusunda ilginç açıklamalarda bulundu.GQ‘da yayınlanan röportajda Apple ile yaptığı görüşmelere değinen Iovine, Apple’ı kastederek, “Onlara bu şirketi satın almalısınız dedim. Kimse için çalışmak istemiyorum. Apple ile çalışmak istiyorum. Buraya, Steve’in şirketine gelmek istiyorum. Sizi tanıyorum, yapabileceklerinizi biliyorum. Popüler kültürü iyi tanıdığınızı biliyorum. Şu anda şirketinizde müzik konusunda bir boşluk var. Bunu doldurmama izin verin.” şeklinde konuştuğunu ve bu görüşmelerden 2 yıl sonra Apple’ın satın alımı gerçekleştirdiğini belirtiyor.Iovine’in söylediklerine bakılırsa satın alım süreci çok da hızlı gerçekleşmemiş ve uzun süren görüşmeler yapmak gerekmiş. Apple’ın uzun süredir böylesine büyük bir alım yapmadığı düşünüldüğünde görüşmelerin zorlu geçtiğini anlamak zor değil. Bilindiği üzere Şirket tarihindeki en büyük satın alımı olarak tarihteki yerini alan Beats, 3 milyar dolara Apple’ın bünyesine katılmıştı.LOG
Rolden Role Yeşilçam'da Cüneyt Arkın
Cüneyt Arkın, asıl adı Fahrettin Cüreklibatır, (d. 8 Eylül 1937; Karaçay, Odunpazarı, Eskişehir), Türk oyuncu. Sinemada canlandırdığı Malkoçoğlu karakteri kendisine lakap olarak atfedilmiştir.
Kalp Acısı Öldürür mü?
Aşırı stres ve üzüntü gibi duygu yoğunluğunun ölüme yol açabileceği söyleniyor. Bu olgunun tıp literatürüne girmesi neden bu kadar uzun sürdü?1986’da 44 yaşındaki bir kadın Massachusetts Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün boyunca bir şeyi yoktu; ama akşamüstü göğsünden sol koluna doğru yayılan yoğun bir ağrı hissetti. Bu kalp krizinin temel belirtilerinden biriydi; ama kadının ne herhangi bir kalp ve damar hastalığı, ne de kalbinin etrafındaki atardamarlarda pıhtı oluşması vardı.Dışarıdan kalp krizi gibi görünen şey aslında değildi. Bu olağandışı vakayı New England Tıp Dergisi ’nde kaleme alan doktor Thomas Ryan ve John Fallon, kalp kaslarındaki bu arızanın kaynağını fizyolojik değil duygusal nedenlere bağlıyordu. Kadın, hastalanmadan birkaç saat önce 17 yaşındaki oğlunun intihar haberini almıştı.Doktorlar yıllar boyunca psikoloji ile fizyoloji arasında bir bağ olduğu fikrini küçümsedi. Duyguların kalpte fiziksel izler bıraktığı düşüncesine prim vermediler. Gerçek kalp doktorları, kardiyologlar gözleriyle gördükleri gerçek sorunlar üzerinde yoğunlaşırdı: damar sertliği, damar tıkayan kan pıhtıları, parçalanmış atardamarlar gibi. Duygusallık ve hassaslık psikiyatristler içindi.Buna rağmen aşırı yoğun duyguların kalbi etkilediği düşüncesi onyıllar öncesine dayanıyor; fakat insanlardaki bir etkilenme değil söz konusu olan. Yabanıl hayat biyologları ve veterinerler aşırı duyguların vücut fizyolojisinde büyük sorunlara yol açtığını fark etmişti.20. yüzyıl ortalarına gelindiğinde, herhangi bir hayvanın ani hayati tehlike korkusu geçirdiğinde ilginç bir olayın ortaya çıktığını gözlediler. Bir hayvan yırıtıcı bir hayvanın pençesine düştüğünde kanındaki adrenalin miktarı öyle çok artıyordu ki neredeyse kanı zehirleyip, kalp de dahil hayvanın kaslarında hasara yol açıyordu. Buna “yakalanma miyopatisi/kas hastalığı” adı veriliyordu.Bu etki 1974’te veterinerler arasında artık öyle iyi biliniyordu ki Nature dergisine yazılan bir makalede konuyu açıklamaya gerek duymadan bu sorunu önlemek için alınabilecek önlemler tartışılıyordu. Hayvanların bilimsel araştırmalarda kullanılmak üzere yakalanması bu sonuca yol açıyor, bu yüzden genelde ölümle sonuçlanıyordu.Yani Massachusetts’teki hastanede doktorlar kadının kalp sorununu şaşkınlıkla karşılıyorken veterinerler birçok hayvanda stressten kaynaklı kardiyomiyopati olgusunu biliyordu.1990’lara gelindiğinde artık insanlarda da birçok vaka araştırması yapılmış, aşırı psikolojik stresin neden olduğu fizyolojik sorunlar yavaş yavaş tanınmaya başlanmıştı.1995’te üç araştırmacı doktor, İsraillilerin 18 Ocak 1991 tarihinde önceki ve sonraki iki ayda olduğundan çok daha fazla kalple ilintili bir sorun nedeniyle ölmüş olduklarını fark etti. Bu, Körfez Savaşı’nın başladığı tarihti. Irak’tan İsrail’e 18 adet füze atılmıştı. Fakat ölümlerin nedeni yaralanma değil, kalp-damar bağlantılı ölümlerdi ve çoğu hastanedeki tedavi dışı insanlarda meydana gelmişti.Araştırmacılar Amerikan Tıp Derneği Dergisi ’ne yazdıkları makalede sorunu hayati tehlike arz eden bir durum algısına bağlıyordu. İsrail hükümeti kimyasal saldırıya karşı vatandaşlarını uyarmış, her eve gaz maskeleri ve acil müdahale malzemeleri dağıtılmıştı. Herkes endişe içindeydi ve bu ölüm korkusu bazılarına fazla geliyordu.1996’da ise başka bir araştırma ekibi 17 Ocak 1994 tarihinde Los Angeles’ta meydana gelen ani kalp durması vakalarını inceledi. O tarihte bu bölgede daha önce görülmemiş büyüklükte, 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştu. New England Tıp Dergisi’nde aktardıkları araştırma sonuçlarına göre o gün kardiyovasküler nedenli ölümlerde büyük bir artış kaydedilmişti. Ölenlerin çoğunun daha önce tümüyle sağlıklı olduğu söylenemez tabii ki.Stres kaynaklı kardiyomiyopati (kalp kasları hastalığı) ancak 2005’te tıp literatürüne girebildi. Bazı doktorlar buna Japonca adıyla ‘takatsubo’ ya da ‘acılı yürek sendromu’ da diyor.Yani bize fizyolojik olarak zarar veren şey doğrudan üzüntü ya da reddedilme duygusu değil, bu duyguların yol açtığı fizyolojik tepkilerdir. Bugün zihnimizin ve duygularımızın fiziksel olarak bedenlerimiz üzerinde doğrudan etkisi olduğu, bazen bu etkilerin felaketle sonuçlanabildiği konusunda pek şüphe yok.Fakat ne yazık ki veterinerlerin ve yabanıl hayat biyologlarının onyıllar önce farkında olduğu bir olgu daha birkaç yıl önce doktorlar tarafından kabul görüp tıp literatürüne girdi. Bu bize aslında hayvanlarla ortak özelliklerimizin ilk bakışta göründüğünden çok daha fazla olduğunu da gösteriyor.Jason G Goldman | BBC Future
YotaPhone 2 Satışa Çıkıyor
Yota’nın arka yüzü e-kağıt ile kaplı ikinci akıllı telefonu YotaPhone 2, 3 Aralık tarihi itibariyle Birleşik Krallık’ta satışa sunuluyor. Bakalım cihaz kullanıcılarına neler sunuyor.Rus üretici Yota tarafından hayata geçirilen ve tamamen Rus malı olarak tanıtılan akıllı telefon YotaPhone ikinci akıllı telefonu ile geri dönüyor.Her iki yüzünde de ekran barındıran cihaz hem e-kağıt desteği sunuyor hem de bildirimler ve uygulamalar için çok daha geniş bir kullanım alanı sunuyor.İlk YotaPhone'un devamı niteliğindeki cihaz, ilk defa yılın başında düzenlenen Mobil Dünya Kongresi'nde ortaya çıkmıştı. E-kağıt kaplı arka yüz ikinci ekran görevi görürken, bu ekran standart ekranlara kıyasla daha az güç tüketiyor ve bu sayede bildirimlere erişim konusunda daha verimli bir yol işlevi görüyor.Ancak ilk telefon biraz hayal kırıklığı yaratmış ve bazı sorunlarla piyasaya sunulmuştu. Firma görünen o ki yeni modeli YotaPhone 2 ile tertemiz bir sayfa açma niyetinde.Akıllı telefon ilk sürümüne kıyasla çok daha güçlü bir donanıma, daha başarılı ve şık bir tasarıma sahip. Bunun yanı sıra yazılımsal olarak da güçlendirilen cihazın tanıtımını ise Rus lider Vladimir Putin tarafından yapılmıştı.Rus GSM operatörü Yota tarafından geliştirilen bu cihazın piyasaya çıkış tarihi olarak ise uzun bir gecikmenin ardından 3 Aralık olarak belirlendi.YotaPhone 2'nin sahip olduğu iki ekrandan ön tarafta bulunanı 5 inç büyüklüğünde ve 1080p çözünürlüğünde AMOLED bir ekran. İkincisi ise YotaPhone'u özel kılan 4,7 inç büyüklüğünde e-kağıt teknolojisini kullanan ekran.Teknik özellik olarak da oldukça memnun edici bir cihaz olan YotaPhone 2, Qualcomm'un Snapdragon 800 işlemcisini kullanıyor. Android 4.4 KitKat ile çalışan cihazda 2 GB RAM, 32 GB dahili hafıza ve 2500 mAh kapasiteli pil bulunuyor. Kamera tarafında ise 8 megapiksel arka ve 2,1 megapiksel çözünürlüğünde kameralar tercih edilmiş. ShiftDelete.Net
Reklam
Cahiers Du Cinema'nın '2014'ün En İyi Filmleri' Listesine Bir Bakış
Yılın sonuna geldik, liste çılgınlığı başladı. Sight and Sound’un ardından Cahiers du Cinéma da 2014’in en iyilerini seçtikleri on filmlik listesini yayınladı. Her sene olduğu gibi yine –görece- şaşırtıcı filmleri listelerine almışlar. Biz de listedeki bu filmleri masaya yatırmaya, az çok onlara yakından bakmaya karar verdik.Listenin ilk sırasında henüz bir film olarak da Fransa da bile dağıtıma çıkmamış, Hors de Satan, Hadewijch, Twentynine Palms ve İstanbul Film Festivali’nden ödülle dönmüş Camille Claudel, 1915 gibi filmleriyle tanıdığımız, Fransız sinemasının filmlerini merakla beklediğimiz önemli yönetmenlerinden Bruno Dumont’un dört bölümlük televizyon dizisi P’tit Quinquin yer alıyor. Dizi daha önce Cannes’da uzun bir film olarak gösterilmişti. Diziyi izleyenlerin listenin başında olmasının şaşırtıcı olmadığını, iyi bir dizi olduğunu ama henüz bildiğimiz üzere film olarak dağıtıma çıkmamış bir yapım olmasının ise ilginç olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar son zamanlarda bazı dizilerinin bir sinema eseri olarak değerlendirilmesi durumuna da alışmıştık. Örneğin, Bernardo Bertolucci, Breaking Bad’i göstererek televizyonda yapılan işlere dikkat çekmişti. Tabii ki bu durum yeni değil. Lynch’in Twin Peaks’ini, Trier’in Riget’ini (The Kingdom) de hatırlıyoruz. Yakın zamanda bazı eleştirmenlerce Jane Campion filmografisindeki en iyi iş olarak değerlendirilen Top of The Lake’i de yine anabiliriz. Bu durumda son zamanlarda televizyonun ‘reality’ şovların ötesine sinemayı belki de tamamen kopyalayarak geçirdiği evrim oldukça dikkat çekici, bu yüzden listenin başında başarılı bir yönetmenin elinden çıkma P’tit QuinQuin olması da bu açıdan çok da şaşırtıcı olmamalı diye düşünüyoruz.Listenin ikinici filmi Sight and Sound’un da yine ikinci sırasında yer alan Jean Luc Godard’ın 3D sinemasal şiiri Audieu au Langage. Bu sene Cannes Film Festivali’nde de Xavier Dolan’ın Mommy’si ile Jüri Özel ödülü paylaşan film, Godard’ın hala neden film çekmesi gerektiğinin kanıtı. Godard’ın Cannes Film Festivali’ne katılmayacağını açıklayıp, festival ekibi için yayınladığı görsel mektubu bile televizyonun sinemaya dönüşürken, sinemanın limitlerini her zaman zorlayarak nasıl bir ifadeye, bir şiire, görsel bir oyuna dönüşebileceğinin de diğer bir kanıtı.
Çok Terleyen İnsanların İyi Bildiği 19 Durum
Terlemek, her zaman terlemek büyük sıkıntı. Arkadaş buluşmasına giderken, toplantıya, iş görüşmesine giderken, merdiven çıkarken, otobüse yetişirken, hayatın her anında terlemek hem sizin hem de çevrenizdekiler için rahatsız edici olabilir. İşte çok terleyen insanlarla empati yapabilmeniz için onların hayatlarından kısa bir kesit.
Reklam
'Türkiye İnternet Özgürlüğünde Uganda'nın Gerisine Düştü'
Türkiye internet özgürlüğünde 5 yıl içerisinde 13 puan düştü.Türkiye, basın özgürlüğünden sonra internet özgürlüğünde de küme düştü. Freedom House’un yayınladığı internet özgürlüğü ile ilgili raporda, Türkiye, 2013’e göre 6 puan daha kaybetti. Uganda, Angola, Tunus, Singapur, Endonezya, Zambiya, Fas, Ürdün, Libya Bangladeş, Ruanda’nın bile gerisinde kaldı. İnternete yönelik 9 kısıtlamanın 7’si ise Türkiye’de uygulanıyor.Cumhuriyet gazetesinden Duygu Güvenç’in haberine göre, Türkiye, Youtube ve Twitter yasakları, internete getirilen takip ve düzenlemelerle geçtiğimiz yıl 49 puanda yer aldığı listede 6 puan kaybetti ve 55 puan ile geriye düştü.Freedom House’un 65 ülkedeki yasal düzenlemeleri ve kısıtlamaları temel alarak hazırladığı ve bugün açıklanacak raporda, Türkiye internet alanında ‘kısmen özgür’ ülkeler arasında yer aldı. Bunun temel nedenini ise ülkeler tarafından 9 başlıkta uygulanan kısıtlamalar oluşturdu. Bu alanda en kötü sicile sahip ülkeler arasında 8 ile Çin ve Venezüella yer alırken, Türkiye de 7 alanda getirdiği kısıtlamalarla dikkat çekti. Türkiye, sosyal medyanın ve siyasi, sosyal, dini içerikli yazıların bloklanması, yeni yasa ve yönetmeliklerin uygulanması, internet gazetecileri ve bloggerların gözaltına alınması, fiziksel olarak hücum edilmesi, hükümete yönelik eleştirelere karşı saldırı düzenlenmesi alanlarında 7 eksi puan alırken Etiyopya, Vietnam, Suudi Arabistan, Rusya, Azerbaycan ile aynı seviyede oldu. Aynı incelemede Zambiya, Fas, Kamboçya, Lübnan, Ürdün, Libya ve hatta Sudan gibi ülkelerin Türkiye’den daha az kısıtlama ve düzenlemelere başvurduğu gözlenirken, İzlanda, Estonya, Kanada, Almanya, ABD, Japonya, İngiltere, Arjantin ise 0 puan alarak internette en büyük özgürlüğü sağlayan ülkeler arasında yer aldı.‘Yolsuzluk skandalı interneti blokladı’Mayıs 2013 ile Mayıs 2014 arasının değerlendirildiği raporda, mahkeme kararı olmadan hükümet tarafından engellenen sitelerde de Türkiye’nin yeri dikkat çekti. Bu anlamda Türkiye’deki hukuksuzluğa da raporda yer verildi. Türkiye, Tayland, Rusya, Kazakistan ve İtalya’da mahkeme kararı olmadan ve şeffaflıktan uzak bir şekilde içeriğin bloklandığına işaret edilen raporda, yolsuzluk skandalıyla ilgili ses kayıtlarının Youtube ve SoundCloud’a düşmesinin ardından kısıtlamaya gidildiğine işaret edildi. Freedom House’a göre Türkiye, internet özgürlüğünde son 5 yıl içerisinde 13 puan geri düştü.Raporda ülkeler internet özgürlüğü alanında 3 gruba ayrılırken en özgür ülkelerden, en yasaklayıcı ülkeye göre sıralanışları ise şöyle:İnternetin özgür olduğu ülkeler: İzlanda, Estonya, Kanada, Avusturalya, Almanya, ABD, Fransa, İtalya, Japonya, Macaristan, İngiltere, Gürcistan, Güney Afrika, Arjantin, Filipinler, Ermenistan, Kenya, Brezilya ve Kolombiyaİnternetin kısmen özgür olduğu ülkeler: Nijerya, Güney Kore, Ukrayna, Kırgızistan, Uganda, Ekvador, Angola, Meksika, Tunus, Singapur, Hindistan, Endonezya, Malavi, Malezya, Zambiya, Fas, Kamboçya, Lübnan, Ürdün, Libya, Bangladeş, Ruanda, Azerbaycan, Türkiye, Zimbabve, Venezüella, Sri Lanka, Mısır, Kazakistan, Myanmar, Rusyaİnternetin özgür olmadığı ülkeler: Belarus, Tayland, Sudan, Gambiya, BAE, Pakistan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Vietnam, Özbekistan, Ethiopya, Küba, Çin, Suriye, İranT24
Google'dan Yeni CAPTCHA
İnternetteki bir kullanıcının insan olduğunu ispatlamaya yönelik geliştirilen CAPTCHA testinin yeni sürümü olan RECAPTCHA kullanıma sunuldu.Bir kullanıcının gerçekten insan mı yoksa bot mu olduğunu ortaya çıkamak için kullanılan en kolay yöntemlerden biri olan CAPTCHA yenilendi. Google'ın geliştirdiği yeni RECAPTCHA çözümü botlarla insanları ayırmak için daha gelişmiş yöntemler kullanıyor.Bugüne kadar sadece şekli değiştirilmiş kelimelerin yazılması mantığı ile çalışan güvenlik sisteminin yeni sürümü bazı ek özellikler de içeriyor. RECAPTCHA'da Google'ın geliştirdiği analiz teknolojisi kullanılıyor. Ayrıca bu teknolojinin yeterli olmadığı durumlarla kullanıcının sesi ile de sistem kontrol edilebiliyor. Yani ses seçeneği de güvenlik sistemine eklendi. Sesin taklit edilmesi zor olduğu için ek bir güvenlik sağlanmış oluyor.Yeni sistemde botlarla insanları ayırmayı hedefleyen Google, yeni servisi kullanıma sundu. İsteyen internet sitesi sahipleri yeni güvenlik sistemini kendi sitelerine entegre edebilecekler. Yeni servisle ilgili bilgiler Google'ın resmi internet sitesinde yer alıyor.Kaynak: Google
Reklam
Gangnam Style YouTube'u Bozmuş
Güney Koreli sanatçı PSY'ın izlenme rekorları kıran Gangnam Style klibi YouTube'un izlenme sayısını gösteren sayacını bozdu. YouTube ölçüm için yeni bir sayaç kullanıma sundu.Yaklaşık 2 yıl önce 2012 yılında yayınlanan Güney Koreli PSY'ın Gangnam Style şarkısı izlenme rekorları kırmış ve müzisyenin dünya çapında tanınmasını sağlamıştı. 2012 yılının sonuna doğru YouTube'da 1 milyar kez izlenen şarkı, bu yılın yaz aylarında ise 2 milyar kez izlenme barajını aşmıştı.PSY'ın popüler şarkısının izlenme rakamlarının bu kadar yüksek olması YouTube'un izlenme sayısını gösteren sayacın bozulmasına neden oldu. Gangnam Style parçası 2 milyar 147 milyon 483 bin 647 kez izlendikten sonra sayaç arızalandı. Arızanın sebebi ise YouTube'da izlenme sayısı limiti olarak bu rakamın belirlenmesi. Sorunun temelinde ise 32 bit destekli sayaç bu rakamdan daha üstünü göstermemesi yatıyor.Soruna müdahale eden YouTube'un sahibi Google, eski sayacın yerine yenisinin kullanıma sunulduğunu açıkladı. Yeni sayaç daha büyük rakamları da gösterebilecek şekilde dizayn edildi. Bugüne kadar hiçbir video bu rakamın üstüne çıkmadığı için sorun yaşanmamıştı.Al Jazeera Turk
'Kara Cuma'nın Kazananı Apple Oldu
Özellikle Amerika’da perakende ve online alışverişlerin tavan yaptığı Black Friday günü, her yıl olduğu gibi yine “bereketli” bir sezonu geride bıraktı. Analiz firması Custora da Amerikalıların “kutsal alışveriş günü”nün nabzını tuttu ve bakın ortaya nasıl bir sonuç çıktı.Custora’nın Black Friday günü en çok hangi mobil platformdan alışveriş yapıldığını araştıran raporu, Apple’ın büyük bir farkla Android’i geride bıraktığını gösteriyor. Kullanıcıların yüzde 78′i online alışverişlerde iOS platformunu kullanırken, yüzde 21,6′lık bir kesim Android’li cihazlarından satın alma gerçekleştirdi. Apple’ın uzun süredir pazarı domine ettiği bilinen bir gerçek fakat Android’in geçen yıllara oranla yaptığı artış gözlerden kaçmadı.Amerika’da bu yıl gerçekleştirilen genel online alışverişler de artış göstermiş oldu. Geçtiğimiz yılın Black Friday günü yapılan alışverişlerin yüzde 15′i mobil cihazlardan gerçekleştirilirken, bu yıl bu oran yüzde 22 olarak kaydedildi.Öte yandan Custora’nın raporu, her geçen yıl internet reklamcılığının seyrinin de bir hayli değiştiğini gösteriyor. Önceleri Google reklamları ve arama sonuçları yoluyla gerçekleştirilen reklamların yerini bu sezon e-posta yoluyla gerçekleştirilen reklamlar aldı. Sanılanın aksine Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya araçları, bu alanda firmalar tarafından fazla rağbet görmedi.LOG
Reklam
Sabit Diskten Yapılma Sıra Dışı Kol Saati
“Sabit diskten kol saati olur mu?” diye sorulsa sanıyoruz ki birçoğumuz şüphe etmeden “Hayır” cevabını veririz. Ta ki bu girişimi görene dek.Gerek boyutları gerek sundukları üstün kapasitelerden ötürü günümüzde yaygın şekilde kullanılan USB bellek gibi harici depolama cihazları CD, DVD ve disketlerin yanı sıra sabit disklerin de modasının geçmesine neden oldu. Ancak sürücüleri kol saatine dönüştüren bu sıra dışı proje, durumu tersine çevirmeyi başarıyor.Fransız Jean Jérôme, Indiegogo sayfasında yaptığı açıklamada geçtiğimiz sene eylül ayında bir saat forumunda şaka amaçlı hazırlanmış yukarıdaki görsele denk geldiğini ve “Neden olmasın?” düşüncesiyle projeyi başlattığını belirtiyor. Bunun için 1990′lı yıllarda HP’nin 20 megabayt kapasiteli modeliyle hayatımıza giren yaklaşık 1 inç boyutundaki mikro sürücüleri satın alarak iç aksamını yeniden düzenleyen Jérôme, HDDWatch ile hayali gerçeğe dönüştürdüğünü ifade ediyor. Saatin sıradan bir saatten farklı olmadığının altını çizen tasarımcı, sanılanın aksine içerisine veri depolanamayacağını ve akıllı saatlerle karıştırılmaması gerektiğinin altını özellikle çiziyor. 18 mm genişliğindeki devre kartı baskılı kayışıyla tam anlamıyla teknoloji severlere hitap eden ve şu sıralar 10 bin euro fona yaklaşan HDDWatch’un 120 dolar fiyat etiketiyle satışa sunulması bekleniyor. Jean Jérôme, sıradaki hedefinin ise daha küçük ölçeklerde ve daha fazla mekanik aksam içeren model geliştirmek olduğunu söylüyor.LOG
Samsung Bugüne Kadarki En İnce Akıllı Telefonunu Piyasaya Sürmeye Hazırlanıyor
Çin kaynaklı sızıntılar, Samsung’un tamamen metalle kaplı telefonlar üretme arzusunun devam ettiğini gösteriyor. Şirket geçtiğimiz aylarda piyasaya sürdüğü Galaxy Alpha ile başladığı metal yolculuğuna ince kasalı bir orta sınıf telefonla devam etmeye hazırlanıyor. Samsung Galaxy Alpha’ya göre daha mütevazı özellikler barındıracağı söylenen cihaz, Samsung Galaxy A7 adını taşıyor.Samsung’un Galaxy A5 ve A3 telefonlarının gelişmiş versiyonu olacağı söylenen Galaxy A7, 6.3 mm.’lik kasasıyla Samsung’un bugüne kadar piyasaya sürdüğü en ince akıllı telefon olacak. 1080p ekran, 64-bit Qualcomm Snapdragon 615 işlemci, 2 GB RAM, 16 GB dahili hafıza, 13 megapiksel arka kamera ve 5 megapiksel ön kamera cihazın diğer özellikleri arasında sayılıyor. Çin’de piyasaya sürülmesine kesin gözüyle bakılan Samsung Galaxy A7’nin diğer bölgelerdeki akıbeti henüz belirsizliğini koruyor.Teknoblog
Reklam
2 Bin Karakter ile WhatsApp Çöküyor
Henüz 17 yaşındaki Indrajeet Bhuyan ve Saurav Kor isimli güvenlik araştırmacıları WhatsApp’ı çökerten bir açık buldular.Hintli iki güvenlik araştırmacısının bulduğu güvenlik açığı WhatsApp’tan gönderilen uzun karakterli bir mesajın uygulamayı çökerttiği bildirildi. 2000 karakter boyutundaki bir mesaj uygulamanın çökmesine neden olduğu görüldü. WhatsApp’taki bu güvenlik açığı Android ve iOS sürümlerini etkiliyor. Ancak Windows 8.1 üzerinde bir etkisi yok.Bilindiği gibi WhatsApp herkes tarafından sevilen bir mesajlaşma uygulaması. Facebook’un biraz gerisinde kalsa da uygulama son zamanlarda veri güvenliğini sağlamak için uçtan uca şifrelemeyi de duyurdu. WhatsApp’taki açıkla ilgili firmadan henüz bir resmi açıklama yapılmadı.Milliyet
David Guetta’dan Yeni Albüm: 'Listen'
David Guetta 5 yıllık bir aranın ardından 6. stüdyo albümü “Listen“i piyasaya sürdü. 3 sene boyunca albüm kaydı için çalışan Dj, yeni albümünde Nikki Minaj ve Sia gibi isimlerle çalıştı.Fransız müzisyen albümünden gurur duyduğunu aktardı:“Bir önceki albümüm “Nothing But The Beat” adını taşıyordu. Albüm dans ritmleriyle doluydu, seksi olmak ve parti vermekle alakalıydı. Ama yeni albüm daha derin hisler barındırıyor. Elbette bu albüm de sizi dansa davet ediyor. Sonuçta ben bir Disc Jokey’im ve olumlu düşünen bir insanım. Son yıllarda hayatımın iniş çıkışları oldu ve yaşadıklarım albümüme yansıdı.”DJ Guetta yeni albümünde müzik dünyasının yükselen değeri Sam Martin’e de yer verdi. Martin, “Dangerous” ve“Lovers On The Sun,” isimli iki parçada David Guetta’ya eşlik edecek.Dj Guetta konuyu şu sözlerle açıkladı:“Ben her zaman yetenekli kişilere kapılarımı ardına kadar açmışımdır. “Dangerous” parçasında Sam Martin ile yaşadığımız tecrübenin aynısını “Titanium” parçasında Sia ile yaşamıştık. Albümümde bir dolu yıldız isim var ama “Dangerous” parçası da çok özel, bunu da kullanmak istiyorum diye düşündüm ve bu parçanın kendini anlatmasını istedim.”Guetta yeni albümünde şarkı yazımında da değişikliğe gittiğini belirtiyor. Ünlü Dj “Listen“albümünde ritm odaklı hareket etmeyip, piyano ve gitara ağırlık verdi.Euronews
Mars'ta Geçmişte Yaşam Olduğu İhtimali Güçlendi
Mars’tan gelen meteor üzerinde yapılan incelemeler, Mars’ta geçmişte hayat olabileceğine ihtimalini güçlendiriyor.EPFL’den ve uluslararası bilim insanlarından oluşan bir araştırma ekibi 18 Temmuz 2011’de birçok insanın gözleri önünde Fas’da bir çöle düşmüş olan meteorda yaptıkları incelemelerde yaşam izine rastladılar.Araştırmacılar, Journal Meteoritics and Planetary Sciences adlı dergide yayınladıkları araştırmalarında, Mars’ta yaşamın varlığının çok daha olası olduğunu belirttiler. Lozan Politeknik Üniversitesi (EPFL) Dünya ve Uzay Bilimleri Laboratuvarı’nın Philippe Gilet, “Şu an daha açıklayıcı bir teori yok” dedi. Tissint adı verilen meteordaki organik karbon kalıntılarını inceleyen ekip bu kalıntıların büyük olasılıkla biyolojik kaynaklı olduklarını söyledi. Alman, Çinli ve Japon araştırmacıları da kapsayan ekip, kayanın içindeki çatlaklara, meteor henüz Mars’da bir kaya parçası iken organik madde açısından zengin sıvının sızdığını düşünüyorlar.
Reklam