onedio
"Taraftarıma 'Beyaz Yalanlar' Söyledim"
Lig Tv'de yayınlanan Futbol Gündemi programında Şansal Büyüka ve Ömer Güvenç'in sorularını yanıtlayan Fikret Orman'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;Belediye tarafından bir bölümü mühürlenen Vodafone Arena inşaatıyla sözlerine başlayan Fikret Orman, 'Burası zor bir lokasyon. Türkiye'de bizim stadyumumuz dışında 28 stadyum inşaatı daha var ama en çok burası konuşuluyor. Bilgi kirliliği oluyor. Bir sıkıntı var yok diyemem. Sıkıntıda Eski Açık kısmında. Kadir Ağabey ile bir buluşup konuşmamız lazım. Ona da yanlış bilgiler aktarılıyor.' dedi.Bu stadyum yapılacakİlk günden beri söylüyorum, o dönemki Başbakan şimdiki Cumhurbaşkanımız olmasaydı burası olamazdı. Ayrıca zihnimizi tazeleyelim. Gezi olayları oldu buradan inşaattan iş makinaları alındı Başbakanlığa gitmeye kalktılar. Cumhurbaşkanımız bize hep destek verdi. İzah edeceğiz, bu stadyum yapılacak. Bu çatıdan suyun akabilmesi için bir eğim olması lazım. O eğim için tam merkez noktada biraz üstüne çıkıyoruz bize verilen limitin. Ama bir kaç santimlik bir çıkma, 40 santimlik yükselik oluştu. Zaten görüyorsunuz inşaatın çalışması devam ediyor. Seçim nedeniyle çok yoğunlar ama kısa sürede Kadir Ağabeyle görüşüp sıkıntıyı çözeceğiz.
'Onur Haftası Sloganları Ortak Bir İsyandan Doğuyor'
1969 yılında, New York’taki Stonewall Inn adlı barda baskıya ve şiddete dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve dört gün boyunca sokaklarda çatışılmış, eylemler yapmıştı. LGBTİ mücadelenin dönüm noktalarından biri olan bugün dünyanın her yerinde Onur Haftası olarak kutlanıyor. Türkiye'de ise Onur Haftası ilk defa 'Cinsel Özgürlük Haftası' adı altında, 1993 yılında kutlanmak istendi. Ancak valiliğin izin vermemesi ve yurt dışından gelen konukların sınır dışı edilmesi sonucu etkinlikler gerçekleştirilemedi. Geçtiğimiz yıl İstiklal Caddesi'ndeki yürüyüşte 70 bin kişi özgürlük için yürüdü.Kültür- sanat haberleri sitesi Mürekkep Haber bu hafta Onur Haftası organize komitesi aktivistleriyle ile Onur Haftası konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.Türkiye'de düzenlenen Onur Haftası etkinlikleri, çeşitli aşamalardan geçti ve günümüze kadar geldi. Bu süreci bize özetler misiniz?İlk Onur Yürüyüşü, 2003 yılında 40 kişilik “kalabalık” bir grupla gerçekleştiğinde İstiklal Caddesi’ndeki insanlar “Kim bu deliler?” ya da “sapıklar” gözüyle bakmıştı bizlere. Beyoğlu’nda 2 Temmuz 1993’te ‘Cinsel Özgürlük Etkinlikleri’ adı altında yapılması planlanan ilk Onur Yürüyüşü ve üç günlük etkinlik programı, İstanbul Valiliği tarafından ‘‘Örf ve adetlerimize, toplumumuzun değer hükümlerine aykırı’’ olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı. Yürüyüşten önceki gece polis, aktivistlerin kapılarını kırıp evlerini basmış, yürüyüş günü de İstiklal Caddesi’ni ablukaya almıştı. Cadde'de eşcinsel olduğundan şüphelenilenler gözaltına alınmış ve yurt dışından gelen katılımcılar sınır dışı edilmişti. İlk Onur Yürüyüşü ancak on sene sonra 2003’te, yaklaşık 40 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilecekti.Haftanın etkinlikleri de oldukça kısıtlı imkanlarla gerçekleşmişti. Hafta diyoruz lakin birkaç günlük bir etkinlik dizisi idi. İlerleyen yıllarda LGBTİ hareketi büyüyüp geliştikçe Onur Haftası etkinlikleri de hem içerik hem de katılımcılar açısından zenginleşti, kalabalıklaştı. İlkini 40 kişiyle yaptığımız bu yürüyüşün bugün 80 binden fazla insanla gerçekleşiyor olması birçok zorlukla mücadele eden hareketin tüm bu olumsuzluklara rağmen nasıl direnç gösterdiği ve bugünlere geldiğini gösteriyor. Bu süreci kısaca özetlersek; Her yıl artan katılımcı sayısı sonraki yıllardaki etkinliklerin organizasyonuna daha fazla insanın katılması ve hareketin görünürlüğünün artması Onur Haftaları'nın da daha çok duyulmasına ve daha çok insan tarafından sahiplenilmesini sağladı. Elbette ki birçok olumsuzluk yaşandı lakin geldiğimiz noktada bizler bu olumsuzluklara değil, 80 bin kişinin barışçıl bir biçimde yürüdüğü fotoğrafa bakmayı tercih ediyoruz. Peki bu süreç içerisinde ne gibi zorluklarla karşılaşıldı?En sık yaşadığımız etkinliklerimizi yapmak için mekan bulamamaktı sanırım. “Sapıklara yer yok” diyen de oluyordu, “buraya aileler geliyor” diyen de. Birçok mekan bize kapılarını açmak istemiyordu. Yürüyüş öncesi ofisi arayıp tehdit edenler oluyordu. Bu birkaç yıl sürdü sektirmeden. Lakin tehditler telefonda kaldı şükür. Kalabalıklaştıkça o telefonlar da kesildi. Maddi imkansızlıklar nedeniyle de istediğimiz her etkinliği yapamıyorduk. Yurt dışından katılımcı davet edemiyorduk, sanatçıları sahneye çıkartamıyorduk... Medyadaki sorunlu ve hedef gösterici haberler birçok kişinin etkinliklere katılmasını engelliyordu. Bu sene 22- 28 Haziran 2015 tarihleri arasında Onur Haftası gerçekleştirilecek. Bu süre zarfında ne gibi etkinlikler düzenlenecek? Hafta programımız paneller, atölyeler, forumlar, piknik ve partilerden oluşuyor. Paneller kapsamında Türkiye'deki eşcinseller, translar ve seks işçilerinin sorunlarına odaklanan iki araştırmanın sunumu olacak. LGBTİ bireylerin toplumda yaşadıkları sorunları biliyoruz ama bu sorunlar ne düzeyde ve ne gibi çözümler gerekli bu anlamda rapor sunumları çok önemli. Hapisteki LGBTİ'lerin deneyimlerinin aktarılacağı panelde 'özel' hapishaneleri konuşacağız. Türkiye'deki LGBTİ örgütlenmeleri (Kocaeli'nden Mersin'e bu örgütlerin sayısı son yıllarda arttı) bir araya geldiği forum, bu yılın Onur Haftası teması Normal'in konuşulacağı forumlarımız var.  LGBTİ bireyler olarak toplumsal normlara uyum sağlamaya çalışmıyoruz, şöyle ki toplumsal normlar kadın-erkek ikiliğine, tek cinsel yönelime yani heteroseksüelliğe, tek aile biçimine, belirli davranış, giyiniş kalıplarına dayanıyor, bunlar aracılığıyla sınıflı, heteronormativ ataerkil toplum onaylanıyor. Forumumuzda hem bu bağlamda 'normal olmayı' hem de LGBTİ hareket içinde ne gibi normlar hayatımızı şekillendiriyor ya da tek tip eşcinsel ve trans algısı dışında varoluşumuzu ifade edebiliyor muyuz, bunları konuşacağız. Atölyeler arasında, liseli LGBTİ'lerin akran zorbalığını konuşacağı buluşma, lezbiyenler için cinsel sağlık atölyesi, beden atölyesi, ruh sağlığı çalışanlarının buluşacağı atölye, pedagojiye queer yaklaşım, şiddetsizlik, lgbtiqa (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks, queer, aseksüel) bireyler ve cinsel şiddet, sakatlık ve lgbti hareketi, Hiv, işaret dili konulu atölyelerimiz var. Ayrıca Onur Haftası sırasında düzenleyeceğimiz 'Nerdeen Nereye' sergisi kapsamında sergi sanatçıları, seçici kurul ve kuratörlerin katılımıyla bir buluşma gerçekleştireceğiz. 80'lerde 'Lubunya Olmak' tiyatro oyunu, 'Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim' tek kişilik gösterisi ve 'Seni Seviyorum' performansı gerçekleştirilecek. 24 Haziran Çarşamba akşamı Şişli Kent Kültür Merkezi'nde ise bu yılın homofobik, transfobiklerinin ödül olacağı 11. Hormonlu Domates Ödül Gecemiz var. Onur Haftası her yıl olduğu gibi bu yıl da kitlesel Onur Yürüyüşü ile sonlanacak. 28 Haziran Pazar günü 17.00'da hep birlikte Taksim'den Tünel'e şarkılarımız, sloganlarımızla yürüyeceğiz. Onur Haftası kapsamında bir de Onur Yürüyüşü düzenleniyor. Bu yürüyüşe sadece eşcinseller değil aynı zamanda heteroseksüel bireyler de katılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yürüyüşün eşcinsel sorunlarının anlaşılması noktasında bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz? LGBTİ hareket olarak yıllardır yalnızca LGBTİ bireylerin özgürlüğü için mücadele yürütmüyoruz; homofobiye, transfobiye, heteroseksizme, heteronormativiteye, ataerkilliğe, ırkçılığa, militarizme, milliyetçiliğe, sınıf eşitsizliğine yıllardır esaslı eleştiriler yöneltiyoruz. Sınıflı ve eşitsizliğe dayalı bir toplumda herkesi heteroseksüel olarak gören, cinselliği belirli kalıplara sıkıştıran, erkekliğin yüceltildiği, dinsel normları dayatan sistem yalnızca LGBTİ'lerin değil, herkesin sorunu. Özgürlük ve eşitlik talebimize bu nedenle sadece LGBTİ'lere değil, herkese yönelik bir çağrı olarak yöneltiyoruz. Diğer yandan kendimiz dışında ezilen, yaşam hakkı başta olmak üzere hakları baskılanan her birey ve grupla da birlikte söz üretmeye çalışıyoruz, bu nedenle yıl boyunca çeşitli etkinlikler, eylemler ve işbirlikleri yapıyoruz: Gezi direnişi konusunda LGBTİ'lerin aktif bir bileşen olması, translara yönelik şiddete karşı çıkarken polis ve devlet şiddetinin son bulmasına yönelik söz üretmemiz gibi... Dolayısıyla LGBTİ'lerin sorunlarına destek verenlerle birlikte yürümek ve söz üretmek bizim için çok önemli. Özellikle Gezi eylemleri sürecinde eşcinsel bireyler bu eylemleri destekledi. Geçtiğimiz yıl düzenlenen Onur Yürüyüşü'ne ise 70 bin kişilik rekor bir katılım gerçekleşti. Eşcinsellerin Gezi sürecini desteklemesi Onur Yürüyüşü'ne olan ilgiyi arttırmış diyebilir miyiz? Onur Yürüyüşü'ne yıllardır artan bir katılım var. Gezi'den önce de katlanarak artıyordu. Gezi zamanında farklı gruplarının birbirini tanıması etken olmuş olabilir. Gezi direnişinden sonra en yakın tarihli sokağa çıkma Onur Yürüyüşüydü. Ayrıca LGBTİ hareketin diğer sosyal hareketlerle birlikte iş yapması, taleplerine destek bulması, siyasi partiler ve sosyal hareketlerde (Gezi Direnişi'nde LGBT Blok gibi) LGBTİ oluşumlarının söz söylemesi ve görünürlüğünün artması da yürüyüşün kalabalıklaşmasına etken olabilir.Türkiye'deki  Onur Haftası kutlamaları ile dünya genelinde yapılan kutlamalar arasında ne gibi farklar var? Dünya genelinde kutlanan onur haftalarıyla kıyaslayacak olursak, Türkiye’deki haftanın özellikle Batı'daki haftalardan içerik ve söylem açısından ayrıldığını söyleyebiliriz. Batı'daki haftaların birçoğu artık sponsorlarla gerçekleştiriliyor ve içerikleri sadece partilerden oluşuyor. Daha çok bir kutlama havası hakim. Türkiye’de bizim hala bir derdimiz var. Dert ettiğimiz meseleler var ve sadece lokal dertler de değil bunlar. Dünyanın birçok yerinde LGBTİ’lerin yaşadıklarını da kendi derdimiz kabul edip onlar için da bağırıyor, slogan atıyor ve kamuoyuna ulaştırmaya çalışıyoruz bunları. Sermayenin ya da sistemin değil kendi bildiğimizi okuyoruz hala. İstanbul Onur Haftası eğlenceyi politikayla harmanlayarak özellikle Batı'daki haftalardan ayrılıyor.  'Velev ki ibneyiz!', 'Ayşe Fatmayı, Ahmet Mehmedi; birbirlerini sevebilmeli', 'Çürük değil eşcinsel'...Onur yürüyüşü sırasında ortaya renkli görüntüler de çıkıyor. Sanırım bunlardan en eğlencelisi sloganlar. Bu sloganlar nasıl ortaya çıkıyor? Onur Haftası başlamadan önce yürüyüş için alınan toplantılarda, slogan atölyelerinde ya da bazen kendi aramızdaki  toplaşmalarda, partilerde ortaya çıkabiliyor. 'Velev ki ibneyiz' yürüyüş öncesi bir toplantıda bir arkadaşımız tarafından ortaya atılmıştı, herkesi heyecanlandırmıştı bu slogan. 'Nerdesin aşkım?'ı ilk kez bir doğum günü partisinde uyarlayarak kullanmaya başlamıştık. Belirleyici olan hepsinin ortak bir isyandan, coşkudan çıkıp sahiplenilmesi... Bu sene temamıza uygun olarak 'Normalleşmiyoruz - Genel ahlaksız', 'Yoldan çıktım - Böyle iyiyim', 'Direnişin O biçimi - yasak ne ayol!' lolipoplarımızla yürüyüşte olacağız. Eşcinselleri düzeltmeyi, normalleştirmeyi, gizlemeyi, küçük düşürmeyi amaçlayan sözleri alıp güçlendirici bir şekilde kullanmak istedik.Onur Haftası kapsamında bir dizi etkinlik yapılıyor. Bu etkinliklerin finansmanını nasıl sağlıyorsunuz? Ya da şöyle soralım: Bu etkinlikleri kimler destekliyor? Onur Haftası, sabit bir geliri olmayan, her sene sıfırdan yapılan bir organizasyon yapısına sahip olduğu için, destekleyen kurumlar ya da bireysel yardımlar her yıl farklılık gösteriyor. Bütçemizin en önemli kısmını yürüyüşte kullandığımız bayraklar, yerel örgütlerden aramıza katılacak olan aktivistlerin ulaşım masrafları, basılı materyaller oluşturuyor. Masrafları karşılayabilmek için, bu sene geçen senelerden farklı olarak kendimiz bütçe yaratma yoluna gittik. Uluslararası fonlama sitesi İndiegogo'ya '2015 İstanbul LGBTİ Onur Haftasına Destek Ol' adında bir kampanya yükledik. Kampanya kapsamında ihtiyaçlarımızı kalem kalem yazdıp, yapılan bağış karşılığında destekçilerimize küçük hediyeler hazırladık. Ayrıca; LGBTİ hareketinin içinden açık kimlikli arkadaşlarımızın belediye meclis yönetimlerine katılması, belediyelerin Onur Haftası'na destek olmalarını sağladı. Bu sene Şişli Belediye'si ve Beşiktaş Belediye'sinin desteğini alıyoruz. Bahsettiğimiz kaynaklara ek olarak, her sene hafta başlamadan yaptığımız Pre-Pride partileriyle hem eğleniyor hem de kendimize kaynak yaratıyoruz.Peki Türkiye'de eşcinseller ne gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor?Eşcinsel bireylerin yaşadıkları sorunların başında eşcinselliği hala hastalık olarak görülüp yansıtılması (Selma Aliye Kavaf ve hükümet üyelerinin bu yönde açıklamaları mevcut, bazı doktorların ve sözde terapistlerin bunun düzeltilebilecek bir durum olarak yansıtıp 'düzelme terapileri' sunması, ailelerin kişi eşcinsel olarak açıldığında reddetmesi, şiddet uygulaması -ne yazık ki bunun ölümle sonuçlandığını da görüyoruz-, eşcinsel ve trans bireylerin yaşadıkları baskılar sonucu intihar etmesi, kişilerin açık eşcinsel kimlikleriyle iş bulmakta zorlanması ve bunu saklamak zorunda kalmaları ya da işyerinde açıldıklarında işten atılabilmeleri, toplumun eşcinsel bireylere bakışının eşcinselliği kadınlıkla ve erkekliğe ihanetle eşdeğer görmesi nedeniyle ataerkilliğin de etkisiyle sokakta karşılaşılan şiddet ve genel olarak toplumda var olan ön yargılar diyebiliriz. Son olarak Boston Erkek Eşcinsel Korosu'nun Zorlu PSM'de konseri iptal edildi. Eşcinsellerin varlığına bile tahammül edilmediği durumlarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle birçok kişi kimliğini saklamak, ilişkilerini ve hayatını gizli yaşamak zorunda kalıyor. Vahdet gibi gazeteler eşcinselliği 'sapkın' olarak niteleyip her gün nefret dilini körükleyen haberler yapılıyor ve buna müdahele edilemiyor. Bizler dayanışma ağlarımızı ve yollarımızı genişleterek tüm bunlara karşı güçlü durmaya ve yalnız olmadığımızı birbirimize söylemeye devam ediyoruz, bu konuda kamuoyu oluşturma çalışıyoruz, eylemler yapıyoruz.Trans ve interseks bireylerin sorunlarını ise ayrı olarak ele almak gerekiyor. Translık ve intersekslik çok daha görünür olduğu için trans bireyler cinsiyet geçiş sürecini çok daha zor yaşıyor, trans seks işçileri çok sık olarak şiddete maruz kalıyor, öldürülüyor, bu sayının ne yazık ki her gün arttığını görüyoruz. Trans kadın ve erkekler beden geçişi olmak için kısır olmak zorunda, 2 yıl zorunlu terapi görüyorlar. Ayrıca toplumsal normlara uygun şekilde giyinip davranarak mahkemede kendilerini kanıtlamaları gerekiyor. Kısır olma şartının kalkmasını, kişinin kendi beyanıyla kolayca cinsiyet geçişi yapabilmesini istiyoruz. İnterseks bireyler içinse kişinin kendini nasıl hissettiği ve beyanı sorulmadan aile isteğiyle zorla yapılan ameliyatlar söz konusu. Anayasada 'Cinsel yönelim' ve 'cinsiyet kimliği'ne yönelik ayrımcılık yapılamayacağına ilişkin bir düzenleme yapılmasını, böylece yaşam hakkımızın garantiye alınmasını istiyoruz. Ayrıca nefret suçlarına karşı bir yasanın çıkması talebimiz de var. Tabii en önemlisi devlet ve hükümet düzeyinde LGBTİ'lerin yaşam hakkının tanınması ve her türlü şiddet ve baskıya karşı önlem alınması, nefret ve ayrımcılık dilinden vazgeçilmesini istiyoruz.
“Başıma Her Şey Geldi.. Oğluma Laf Atmalar, Eşime Taciz Mesajı..."
Ligin son haftasındaki İstanbul Başakşehir maçının ardından F.Bahçe’deki teknik direktörlük görevinden istifa eden İsmail Kartal suskunluğunu şampiy10 için bozdu. Ersun Yanal’ın ardından yardımcı antrenörlükten teknik direktörlüğe terfi eden Kartal 1 sezon boyunca yaşadıklarını, kendisini istifaya götüren olayları, hayâl kırıklıklarını, karşılanmayan transfer beklentilerini ve gelecekle ilgili planlarını Ali Can’a anlattı:“Devre arası bazı oyuncular istedim. Transferler yapmamız gerektiğini konuştum başkanla, bir rapor da verdim. Bana ‘Ekonomik olarak fazla iyi değiliz. Biraz sıkıntıdayız’ dedi. Bunlar da gerçekleşmedi, olmadı.Erkan Zengin’in olabileceğini söylediler. Ben de ‘Hiç olmazsa bir Erkan Zengin, sağ ön, sol ön, ileriye dönük bir oyuncumuz olabilir’ dedim. İki kulvarda mücadele ediyoruz. Hem kupada hem ligde. O da olmadı.Artı takımda 7-8 tane sözleşmesi biten oyuncularım vardı. O oyuncuların beklentileri vardı. Onlarla ilgili görüşme olmadı. Futbolcunun bu tip durumlarda kafası karışık olur. Geleceğini görmek ister. Kafasındaki kaygılarının bir an önce giderilmesini ister. Daha çok sahiplenir, daha huzurlu ve mutlu olur. Bunlar olsa çok daha iyi olabilirdi ama olmadı.
2014-15 Sezonuna Damga Vuran Olaylar
Galatasaray'ın şampiyonluğu ile sona eren 2014-15 sezonunda birbirinden önemli olaylar yaşandı. İşte saha içinde ve saha dışında bu sezon Türk futboluna damgasını vuran olaylar...
Tosic Resmen Beşiktaş'ta
Beşiktaş'ın yeni transferi Dusko Tosic, BJK TV’ye özel açıklamalarda bulundu.Çok heyecanlı olduğunu ifade eden Sırp futbolcu şunları söyledi:“Havalimanına indiğimden beri heyecanlıyım. Beşiktaş büyük bir kulüp. Ben, Beşiktaş’ı tanıyorum, Beşiktaş beni tanıyor. Takımı şampiyonluğa ulaştırmak için elimden geleni yapacağım. İki sezon sol bek oynadım. Stoperde de oynayabiliyorum. Kendimi sol bek pozisyonunda daha rahat hissediyorum. Beşiktaş’tan Türkiye’deki ilk sezonumda bir teklif almıştım. Şimdi yeniden bir teklif aldım ve amacıma ulaştım. Taraftarların coşkusu bende büyük ilgi uyandırmıştı. Burada olmak benim için büyük gurur. Kızılyıldız’da da coşkulu taraftarların önünde oynamıştım. Beşiktaş’a gelmemde taraftarların coşkusunun büyük önemi var.”Dusko Tosic röportajı Türkçe olarak, “Beşiktaş, çok büyük bir takım. Üç sene bekledim. Umarım iyi oynarım ve bu sene şampiyon oluruz” diyerek tamamladı.Goal
Fenerbahçe ve Beşiktaş PFDK'ya Sevk Edildi
Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Müşavirliği, Spor Toto Süper Lig'den Beşiktaş, Fenerbahçe ve Medicana Sivasspor kulüplerini Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na (PFDK) sevk etti.TFF'den yapılan açıklamaya göre Beşiktaş Kulübü, Gençlerbirliği, Medicana Sivasspor Kulübü ise Trabzonspor maçındaki çirkin ve kötü tezahürat, Fenerbahçe Kulübü de Kasımpaşa maçındaki talimatlara aykırı hareketi nedeniyle kurula gönderildi.PTT 1. Lig kulüplerinden Albimo Alanyaspor ve Adana Demirspor da çeşitli nedenlerle kurula sevk edilen kulüpler arasında yer aldı.Kulüplerin yanı sıra Kardemir Karabüksporlu Samba Sow, Torku Konyasporlu Dimitar Rangelov, Akhisar Belediyesporlu İsmail Konuk, Adana Demirsporlu Hakan Cinemre ile Beykan Şimşek ve kulüp masörü Mehmet Yavuz Demir de tedbirli olarak kurula sevk edildi.AA
Reklam
Nadezhda Grishaeva Beşiktaş'ta
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi takımlarından Beşiktaş, Rus basketbolcu Nadezhda Grishaeva'yı transfer etti.Siyah-beyazlı kulüpten yapılan açıklamaya göre, Rusya'nın Dinamo Kurks takımında forma giyen 1989 doğumlu Grishaeva ile 1 yıllık sözleşme imzalandı.Forvet ve pivot pozisyonlarında görev alabilen 1,95 metre boyundaki Nadezhda Grishaeva, Rusya Milli Takımı kadrosunda yer alıyor.Skorer
Ahmet Nur Çebi'den Casillas Açıklaması
İspanyol medyasında konuşulan Casillas'la Beşiktaş'ın ilgilendiği iddialarına Beşiktaş 2. Başkanı Ahmet Nur Çebi'den açıklama geldi.Beşiktaş Kulübü 2. Başkanı Ahmet Nur Çebi, İspanyol basınındaki, 'Beşiktaş, Real Madrid'in kalecisi Iker Casillas ile ilgileniyor' şeklindeki haberi yalanladı.Radyospor'a konuşan Ahmet Nur Çebi, 'Böyle bir şey yok. Bizim böyle bir arayışımız ya da ilgimiz olmadı. Herhangi bir yaklaşımımızdan türetilen yakıştırmalar değil. Çünkü böyle bir ilgi yok. Tamamen bizden bağımsız ortaya atılmış bir iddia. Casillas ile ilgilenmedik' dedi.Eurosport
Reklam
2014-2015 Sezonunda Havuz Gelirlerinden Hangi Takım Kaç Para Aldı?
2014-15 sezonunu şampiyon olarak tamamlayan Galatasaray, yayın havuzundan 89.6 milyon liralık dev bir gelir elde etti.Galatasaray, sezonu şampiyon olarak tamamlayarak hem dördüncü yıldızı takan ilk takım olma unvanını elde etti hem de kasasını doldurdu. Sarı kırmızılı takım yayın havuzundan 89.6 mikyon liralık gelir elde etti. Lig ikincisi Fenerbahçe ise 84.6 milyon lirayı kasasına koyarken üçüncü Beşiktaş'ın geliri 69.3 milyon lira oldu.İŞTE TAKIM TAKIM YAYIN GELİRİNDEN ALINAN PAYLAR VE MİKTARLARI
"Cankurtaran" Hikmet Karaman
Spor Toto Lig'de kümede kalma yarışı veren takımların umudu haline gelen teknik direktör Hikmet Karaman, ligin 13. haftasında 10 puanla 17. sırada devraldığı Çaykur Rizespor'un ligde kalmasında önemli rol oynayarak umutları boşa çıkarmadı.Tecrübeli teknik adam, ilk olarak 1999-2000 sezonunda Adanaspor'da 'kurtarıcı' olarak göreve başladı.Süper Lig sonuncusu olarak devraldığı Adanaspor'un ligde kalmasında başrol oynayan Karaman, 2000-2001 sezonunda 15 maçta sadece 4 puan alan Kocaelispor'u sezon sonunda ligde tutmayı başardı. Körfez ekibi bir sonraki sezon Karaman ile ligi 11. sırada bitirirken, Beşiktaş'ı 4-0 yenerek Türkiye Kupası'nın sahibi oldu.Karaman, 2004-2005 sezonunda Kayserispor'un başında ligin ikinci yarısında 17 maçta 4 mağlubiyet, 2007-2008 sezonunda ise 9. haftasında hiç galibiyeti bulunmayan, bugünkü adıyla Osmanlıspor'u devralarak sezon sonunda Süper Lig'de kalmasını sağladı.MKE Ankaragücü'nü, 'küme düştü' gözüyle bakıldığı 2009-2010 sezonunun son 9 haftasında, 5 galibiyetle ligde tutan Karaman, 2010-2011 sezonunun 5. haftasında hiç puansız devraldığı Manisaspor'u sezon sonunda ilk 10 takım arasına taşıdı.Gaziantepspor'u lig 16'ncısı olarak devraldığı 2011-2012 sezonunda kümede bırakan Karaman, 2012-2013 sezonunun 20. haftasına kadar görev aldığı Gaziantepspor'dan ayrılarak 21. haftada Bursaspor'u 7. sırada devraldı. Tecrübeli teknik adam 'Timsahlar'ın lig sonunda 4. sırada yer alarak Avrupa Kupası'na katılmasına katkı verdi.Geçen sezon Süper Lig'in 16. haftasında SAİ Kayseri Erciyesspor'un umudu olan Karaman, 'küme düştü' gözüyle bakılan takımı ligde tutmayı başardı.Karaman, aynı başarısını bu sezon da Çaykur Rizespor ile tekrarladı. Tecrübeli teknik adam, ligin 13. haftasında 10 puanla 17. sırada devraldığı yeşil-mavili ekibin bitime 2 hafta kala gelecek sezonda Süper Lig'de yoluna devam etmesinde önemli başarılara imza attı.Karaman'ın son 15 yılda görev yaptığı 9 Anadolu takımı bir sonraki sezon yoluna Süper Lig'de devam etti. Kocaelispor ve Bursaspor UEFA Kupası'na katılma hakkı kazandı.AA muhabirine konuşan Karaman, 'Eksikleri, yanlışları birlikte geliştirip doğru hale sokmak bizim görevimiz. Bunun için de takım karakteri çok önemli. Bir futbol takımında takım karakterini sağlayanlar başarıyı yakalıyor' dedi.Karaman, 'Boğalardan anlıyor olmak arenada olmaya benzemez. Biz bu arenanın içerisindeyiz. Birileri 'ben boğalardan anlıyorum' diyor ama öyle değil' ifadelerini kullanıyor.AA
'Çatı Yüksekliği Aşıldı’ Gerekçesiyle Beşiktaş’ın Stadına Mühür
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beşiktaş’ın Vodafone Arena Stadı’nda onay verdiği çatı yüksekliğinin aşıldığı gerekçesiyle inşaatı mühürledi. Ancak çatının onay verilen yüksekliğin altında olduğu ortaya çıktı.Hürriyet’ten İsmail Er’in haberine göre stadın çatısı Anıtlar Yüksek Kurulu’nun onay verdiği yüksekliğin 1 metre 3o santimetre altında olmasına rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi aksini iddia edip çalışmaları resmen durdurdu.
Reklam
Dusko Tosic, Sağlık Kontrolünden Geçti
Beşiktaş'ın transferi görüşmelere başladığı Sırp futbolcu Dusko Tosic, sağlık kontrolünden geçti.Geçen sezon Gençlerbirliği'nde forma giyen ve yeni sezonda Beşiktaş kadrosunda yer alması beklenen Tosic, Acıbadem Sports'da sağlık kontrolünden geçti. Efor testinden geçen tecrübeli oyuncu, genel kontrole tabi tutuldu.https://twitter.com/Besiktas/status/605627003014889472Dusko Tosic'in herhangi bir problem çıkmaması halinde siyah-beyazlı kulüple sözleşme imzalaması bekleniyor.Eurosport
Beşiktaş Dusko Tosic'i KAP'a Bildirdi
Beşiktaş Futbol A.Ş., Dusko Tosic’in transferi için görüşmelere başlandığını KAP’a bildirdi.Beşiktaş resmi sitesinden yapılan çıklama şu şekilde;Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.,’den Kamuyu Aydınlatma Platformu’na gönderilen açıklama şöyle:“Dusko Tosic'in Profesyonel futbol takımımza transferi ile ilgili olarak oyuncu ile görüşmelere başlanmıştır.”BJK
Kasımpaşaspor 17 Futbolcuyu Gönderiyor
Spor Toto Süper Lig'de sezonu 13. sırada tamamlayan Kasımpaşa, kadrosunda büyük bir değişime gitme kararı aldı. Lacivert-beyazlı kulüpten aldığı bilgiye göre Kasımpaşa Yönetim Kurulu, teknik direktör Önder Özen'in raporu doğrultusunda 17 futbolcuyla yollarını ayırmaya karar verdi.Yönetim kurulu, sözleşmeleri devam eden Ryan Babel, Veysel Sarı, Barış Başdaş, Tunay Torun, Adem Büyük, Sanharib Malki, Andreas Isaksson, Andre de Castro, Ferhat Kiraz, Orhan Şam, Yusuf Mersin ve Kubilay Aktaş’tan kendilerine kulüp bulmalarını istedi.Sözleşmeleri biten İlhan Eker, Sancak Kaplan, Alpaslan Öztürk, Atila Turan ve Dvali ile de devam edilmeme kararı alındı.
Reklam
4 Bursasporlu Futbolcu 11 Takıma Bedel!
Bursaspor'un yıldız futbolcuları Jose Fernandao, Cedric Bakambu, Volkan Şen ve Filipe Josue attıkları gollerle Spor Toto Süper Lig'de mücadele eden 11 takımı geride bıraktıYeşil-beyazlılar, bu sezon oynadığı futbolla herkesi takdirini kazandı. Ligin en çok takımı olan ve gol kralının çıktığı takım, tarihinin en çok fileleri havalandırdığı sezonu yaşadı. Bu sezon attıkları gollerle dikkatleri çeken Jose Fernandao, Cedric Bakambu, Volkan Şen ve Filipe Josue Süper Lig'de mücadele eden 11 takımı geride bıraktı. Fernandao 22, Bakambu 13, Volkan 12 ve Josue 7 golle sezonu tamamladı.
"Aziz Yıldırım'ı Dinlemedim Sevilla'yı Eledim"
100. yılında F.Bahçe'yi şampiyonluğa ulaştıran Zico, kendi döneminde Yıldırım'ın devre arasında iki kez soyunma odasına indiğini ama onun dediklerini yapmadığını anlattı.İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Sportsnet Group’un hayata geçirdiği, ‘Spor Yöneticiliği Lisans Programı’ için İstanbul’a gelen F.Bahçe’nin eski hocası Arthur Zico , çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Üzüldüğüm noktaların başında Fenerbahçe’nin rekabetinin sadece Galatasaray ve Beşiktaş seviyesinde kalması, Barcelona ve Real seviyesinde tutamaması geliyor. 2008’de kendimi Devler Ligi kupasını almaya tamamen hazırlamıştım ama olmadı.”
Reklam
Hamza Hamzaoğlu Sezonu Değerlendirdi
Galatasaray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, katıldığı canlı yayında birbirinden önemli konulara ve şampiyonluk yolunda neler yaşadığını anlattı.Galatasaray'da şampiyonluğun mimarlarından olan Hamza Hamzaoğlu, Lig TV'de yayınlanan Maraton programında Şansal Büyüka'nın konuğu oldu. Genç teknik adam şampiyonluk yolunda neler yaşadığından Melo'nun ayrılıp ayrılmayacağına dair birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu. İşte Hamzaoğlu'nun yaptığı açıklamalar;Fatih Terim'in de şampiyonlukta payı var4. yıldız camiamız için çok önemli. Hep bu konuşuldu buna konsantre olundu. Benim için en önemlisi bize inananları mahcup etmedik. Benim payım sadece 20’de 1. Bu başarıda Fatih Hocamın da payı var Mustafa Hocamın da. Diğer hocalarımızın da. Bize sadece takması nasip oldu. Biz hepsinin adına takmış olduk. Şükürler olsun şampiyonlukları da küme düşmeleri de yaşadım. İzmirspor’da 3. ligde şampiyon olduk. 3. ligden 2. lige çıkmıştım. Daha sonra Galatasaray’a geldiğimde iki yıl art arda şampiyonluk yaşadım. Sonra Siirtspor’da şampiyonluk yaşadım. Sonra Konyaspor’da futbolcu olarak Süper Lig’e çıktık ve hoca olarak Akhisar Belediye ile şampiyon olup lige çıktık. Son olarak da Galatasaray’da şampiyon oldum şükürler olsun. Çocukluğumdan beri hayalim antrenör olmaktı. Mahallede küçük çocuklardan takım kurar onları çalıştırırdım. Yeteneklerim star olmamı sağlayamadı. Bunu hep söylerdim futbolcu olarak bir yerlere gelemem belki ama antrenör olarak geleceğim diye. Bunu eşime söylerdim hep.Keşke babam da görebilseydiTeklif geldiği dönemde öyle duygular yaşadım ki. Allah öyle sırayla denk getiriyor ki… Babamın üzüntüsüyle Galatasaray sevinci öyle denk geldi. Sonrasında program da bayağı yoğun oldu. Gidip annemi de ziyaret edemedim. Günübirlik gidip gelmeler oldu. Babamı da tam ziyaret edememiştim. Annem şampiyonluk sonrası aradı konuştuk. Yakında gideceğim yanına. Duygusal bir insanım. Duygulardan zarar gelmez. Keşke babam da yaşasaydı da şampiyonluğu görebilseydi.Kalemizi kapatmayı bildik'Şampiyonluğa olan inancımızı hiç kaybetmedik. Kaybettiğimiz Fenerbahçe maçını çok makul karşıladım. Biz yenildik ama rakipler de kaybedecektir diye düşündüm. Önemli olan mağlubiyet sonrası dik durup bir sonraki maça hazır olabilmek. Önceleri çok atıyor fazla yiyorduk herkes yediğimizi konuşuyordu. Son zamanda gol yemedik az attık bu kez az atmamız konuşuldu. İlk geldiğimde oyunu geride kabul eden bir Galatasaray vardı. Ben oyuncularla konuştum ilk geldiğimde ‘Biz Galatasaray’ın. Bizim hücum oynamamız lazım. Rakibe basan bir takım olmalıyız.” Buna cevap da iyi gelince goller atmaya başladık. Burak olsun Umut olsun. Melo ve Selçuk olsun iyi tepki verdiler buna. Bir şekilde fazla atıp kazanıyorduk. Sonlara doğru daha dikkatli olduk. Kalemizi kapatmaya çalıştık. Gole ihtiyacımız varsa hücum oynayabiliriz. Maçı tutmamız lazımsa tutmaya çalışırız. Bir şekilde bu işi yaptık. Ben hayatım boyunca böyleyim. Ne düşünüyorsam onu söylerim. Her sorulan soruya içtenlikle cevap verdim. Basın da bana toleranslı davrandı gibi. Kendimden ekstra bir şey yapmadım.'
İsmail Kartal'ın Fenerbahçe Karnesi
Fenerbahçe Futbol Takımı, teknik direktör İsmail Kartal yönetiminde 2014-2015 sezonunu tek kupayla kapattı.Geçen yılın şampiyonu olarak sezon başında TFF Süper Kupa mücadelesinde Galatasaray ile karşı karşıya gelen sarı-lacivertliler, normal süresi ve uzatmaları 0-0 sonuçlanan maçı penaltılarla 3-2 kazanarak kupaya uzandı.Cezası nedeniyle Avrupa kupalarına katılamayan sarı-lacivertli takım, Spor Toto Süper Lig, Ziraat Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa olmak üzere çıktığı 46 resmi maçın 29'unu kazandı, 11'inden beraberliklerle, 6'sından da yenilgiyle ayrıldı.Süper Lig'de 34 haftalık maratonda 22 kez kazanan Fenerbahçe, 11 kupa sınavında da 7 galibiyet elde etti.6 hafta zirvede kaldıGalatasaray'ın 20. şampiyonluğunu elde ettiği sezonda, 33. haftaya kadar yarıştan kopmayan Fenerbahçe, 34 haftanın sadece 6'sında lider oldu.Sezonun büyük çoğunluğunu ikinci sırada geçiren sarı-lacivertliler, 8., 9., 16., 17., 18. ve 27. haftalarda zirvede oturdu.İç sahada yaşadığı puan kayıpları eski sezonlara göre daha çok olan sarı-lacivertli ekip, buna karşılık sezonu iç saha puan cetvelinde birinci sırada tamamladı. Kadıköy'de 17 maçta 13 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 yenilgi yaşayan Fenerbahçe 42 puan ve averajla, kendisiyle aynı puana sahip şampiyon Galatasaray'ın da önünde yer aldı.Sarı-lacivertliler, dış sahalarda ise 9 galibiyet, 5 beraberlik, 3 yenilgi ve 32 puanla 3. sırada kaldı.Derbilerde 9 puanİsmail Kartal yönetimindeki Fenerbahçe, Süper Lig derbilerinde Galatasaray ve Beşiktaş karşında 9 puan kazandı.Sezonun ilk derbisinde Türk Telekom Arena'da Galatasaray'a 2-1 yenilen Fenerbahçe, Beşiktaş'ı Atatürk Olimpiyat Stadı'nda 2-0, Kadıköy'de 1-0 ve sarı-kırmızılı ekibi de iç sahada 1-0'lık skorlarla geçmesini bildi.Kartal yönetimindeki Fenerbahçe, son 5 sezondaki en iyi derbi performansına imza attı. Ligde 34 maçlık bölümlerde bundan önce Christoph Daum yönetimindeki 2009-2010 sezonunda 3 derbi galibiyeti elde eden sarı-lacivertliler, 4 sezon sonra aynı başarıyı ortaya koydu.AA
Lucescu: "Geleceğime Türk Medyası Değil, Ben Karar Vereceğim"
Son dönemlerde adı sıkça Beşiktaş ile anılan Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Mircea Lucescu, geleceği hakkında ilginç açıklamalarda bulundu.TRT Spor'ta yayınlanan Stadyum programına açıklamalarda bulunan Lucescu, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın kendisiyle ilgili söylediği iddia edilen, 'Beşiktaş ile yıllık 4 milyon avro karşılığında anlaştı.' sözlerine yanıt verdi.Türkiye'de sürekli kendisiyle ilgili haberler yapıldığına dikkat çeken Lucescu, 'Bunların hepsi asılsız. Yıllardır 'Lucescu Türkiye'ye geri dönüyor' dediler ama görüyorsunuz burada çalışıyorum. Bu haberler beni zor durumda bırakıyor. Sözleşmem devam ederken, başka takımlarla görüştüğüm izlenimi yaratılıyor. Ben kimseyle görüşmedim. Tek düşündüğüm şey Karpaty Lviv maçını kazanmak ve Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmekti. Şu an buradayım ve ayrılmayı düşünmüyorum.' dedi.Deneyimli teknik adam, Aziz Yıldırım'ın sözleriyle ilgili ise şöyle konuştu: 'Aziz Yıldırım, Beşiktaş ile anlaştığımı söylemiş. Gidin kendisine sorun, benimle ne zaman konuşmuş? Beşiktaş kime 4 milyon avro verdi de bana verecek? Şu anda başka takımı değil sadece kupa finalinde Dinamo Kiev ile oynayacağımız maçı düşünüyorum. Geleceğimi Aziz Yıldırım veya Türk medyası değil, ben karar belirleyeceğim.'Goal
Reklam