müftü Haberleri

müftü ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. müftü ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Samsun Müftüsü: 'Kadınlı Erkekli Horon Oynamak Günahtır'
Trabzon’un Şalpazarı ilçesinde düzenlenen 195’inci Sis Dağı Yayla Şenliği’nde konuşan Samsun Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk’ün sözleri, şenlikte horon oynayanları şok etti. Öztürk, kadınlı – erkekli horon oynamanın İslam’a göre haram olduğunu belirterek, “Eğlencelerimizi yapalım ama kadınlı -erkekli karışık yapmayalım” dedi.Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en büyük şenliklerinden biri olan Sis Dağı Yayla Şenliği için dün sabah binlerce kişi Sis Dağı’ndaki şenlik alanında toplandı. Öğle saatlerine doğu horon oynayarak şenlik alanına inenler büyük bir horon halkası kurdu. Davul – zurna ve kemençe eşliğinde yöresel kıyafetli kadınlar ve erkekler horon oynadı, şenliğin tadını çıkardı. Protokolün katıldığı açılış töreni öncesinde sahneye çıkan Samsun İl Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk’ün sözleri ise, binlerce kişiye adeta şok yaşattı. Kadın ve erkeklerin bir arada horon oynamasını günah olduğunu belirten Müftü Hayrettin Öztürk, şunları söyledi: “Bunu söylemek benim görevim. Sizi uyarmazsam bana da hesabını Allah sorar. Yanınızdaki kardeşiniz bile olsa kadınlı erkekli el ele tutuşup horon oynayamazsınız. Kadınların kendi aralarında horon oynamalarının İslam’a göre hiçbir sakıncası yoktur. Kendi aralarında oynarlar, kendileri izlerler. Samsun Müftüsü olarak ben bile izleyemem kadınların o horonunu. Siz hiç izleyemezsiniz. Demek ki kadın oynayacak kadınlar izleyecek. Erkek oynayacak, kadın - erkek izleyecek. Kadın erkek karışık şekilde oyun oynamak İslam’a göre haramdır ve hesabı vardır. Türküler de müstehcen olmayacak. “BİR GÜN KABLOLARINIZ KOPACAK Müftü Hayrettin Öztürk’ün konuşmasının bir bölümünde kadın – erkek ilişkileri üzerine anlattığı bir anısı da izleyiciler tarafından yadırgandı. Konuşmalarında, erkeklere, eve gidince eşlerinin ellerini tutmalarını ve gözlerine bakmalarını öğütlediğini belirten Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “70 yaşındaki bir hacı amca eve gidiyor, ‘hanım Samsun müftüsünü dinledim. Uzat elini de göz göze gelelim. Bakalım hayatımızda ne gibi değişiklikler olacak. Müftü bir şey biliyor herhalde’ diyor. Sonra geldi bana anlattı. Hocam elini uzattı hanım ama gözüme bakmıyor. Dedim ki ona, ‘Hanım müftü göz göze gelmemizi söyledi’. Hanım da bana dedi ki, ‘Efendi efendi, kablolar koptu cereyan alamiyirim’. Ben de dedim ki, ‘Hanım doğru söylüyorsun. Gençken sana dokunmadan da elektriklenirdim. Şimdi jeneratör de işe yaramiyir.’ Onun için kardeşlerim, şu anda elektrik alıyorsunuz, güzel. Elektrik alamayan da var. Cereyanınızı alırken, elektriği almasını bilin, bir gün kablolar kopacak. Eşinize çocuklarınıza güzel davranın. İnsanlarla iyi geçinin. Küs durmayın. Küs duranın ibadetini Allah kabul etmez. Konuşmasının son bölümünde yine eğlence ve horon konusuna değinen Müftü Öztürk, “Yiyelim, içelim, içkiden uzak duralım, kumardan uzak duralım. Eğlencelerimizi yapalım ama kadınlı - erkekli karışık yapmayalım” ifadesini kullandı. Kürsüden inen Hayrettin Öztürk’ü protokol sıralarında oturan Şalpazarı Kaymakamı Zihni Yıldızhan ve Şalpazarı’nın Ak Partili Belediye Başkanı Refik Kurukız ile bazı vatandaşlar konuşmasından dolayı kutladı.DHA
Suudi Vaiz Trabzon'da Cuma Hutbesi Okuyup, Namaz Kıldırdı
Trabzon'un dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl’deki camide Suudi Arabistanlı vaiz Muhammed El Arifi tarafından vaaz ve hutbe okunup namaz kıldırılması, tartışmalara neden oldu. Cumhuriyet.com.tr'nin Trabzon Müftülüğü, yabancı bir din adamının izinsiz vaaz vermesinin kural dışı olduğunu ve konunun incelendiğini söyledi. Ehlibeyt Haber Ajansı’nın (ABNA) internet sitesinde yer alan haberde, turizm merkezi Uzungöl’de 22 Ağustos 2014 Cuma günü Suudi Arabistanlı vaiz Muhammed El Arifi tarafından Cuma hutbesi verildiği ve namaz kıldırıldığı belirtildi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Trabzon Müftü Vekili Ahmet Tokdemir ise, olayın doğru olduğunu ve gerekli incelemenin Müftülük tarafından yapıldığını söyledi. Tokdemir, “Arifi Kabe’nin imamlarındanmış. O gün camide bir saf Türk varmış, cemaatin gerisi Arap turistlerden oluşuyormuş. Arifi tanınmış bir imam. O da camiye gelince cemaat hutbe okuyup namaz kıldırmasını rica etmiş. Görevli imam arkadaşımız da bu ricayı kıramamış. Biz de Suudi Arabistan’a hacca gittiğimizde benzer şeyler oluyor. Bizim oradaki imam da Hac’da Kabe’de namaz kıldıranlardan. Hutbede çeviriyi de imam yapmış. Öyle zararlı, olumsuz bir şey söylememiş vaazda. Türkiye’ye de dua etmiş. Olayın gerçekleşme biçimi tabii ki kural dışı. Cemaatin ricası olsa da imam kendi başına böyle bir karar veremez. Önce Çaykara Müftülüğü’ne soracak. Çaykara olayı Trabzon İl Müftülüğü’ne aktaracak. Biz de Trabzon Valiliği’ne ve Diyanet İşleri’ne soracağız. Oradan onay gelirse olabilir. Ama böyle bir izin alınmamış, sorulmamış. Kuraldışı bir davranış söz konusu. Şu anda durumu inceliyoruz. İncelemenin sonunda gereğini yapacağız” diye konuştu. Fars Haber Ajansı'nın haberine göre, Suudi Arabistanlı bir müftü Suriye’deki muhalifler için ilginç bir fetva verdi. Şeyh Muhammed El Arifi, mücahitler diye andığı muhaliflerin Suriyeli kadınları kısa süreliğine hatta birkaç saatliğine kendi nikahlarına geçirebileceklerini ileri sürmüş, bu fetva oldukça tepki almıştı. Bu arada Trabzon'un eski Belediye Başkanı, eski AKP Trabzon Milletvekili Asım Aykan ’ın da Ureyfi Cuma hutbesi verirken camide olduğu ortaya çıktı. Sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki sayfasında “Uzun Arabistan!!!” başlığıyla paylaşımda bulunan Aykan'ın paylaştığı ifadeler şöyle:T24
Gökçeada Rumları Fişlenip, Göçe Zorlanmış
İstanbul’da başta Rumlar olmak üzere tüm azınlıklara yönelik tahrip ve yağmanın yapıldığı 6-7 Eylül’ün 59. yılında, Gökçeada’daki Rumlara yönelik yürütülen göç politikasının ayrıntılı olarak yer aldığı rapor ve planlar ortaya çıktı. Avukat Erhan Pekçe ’nin eline geçen “çok gizli” ibareli rapor, Milli Güvenlik Kurulu’nun 1964’te aldığı 35 sayılı kararla İmroz’u (Adanın adı 1970’de Gökçeada olarak değiştirildi) Türkleştirme politikasının nasıl uygulamaya konulduğunu anlatıyor.Sümeyra Tansel ’in Taraf’ta yer alan haberine göre, planlarda “İmroz Politikası”nın ana fikri adanın Türkleştirilmesi şeklinde özetleniyor. Avukat Pekçe, Rumların adadan kaçırtılmasını amaçlayan planla “insanlığa karşı suç” işlendiğini ifade ederek Gökçeada Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık soruşturma başlattı. İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi’nden Avukat Bihter Bilir ise soruşturmayı takip ettiklerini ifade etti.Adanın Türkleştirilmesi için yapılacakların anlatıldığı planda Adadaki Rumların “Türk düşmanı”, “Tehlikeli”, “Enosisçi” ve “Normal” olarak tek tek fişlendiği görülüyor. Fişlenen isimleri değerlendiren Gökçeadalı Yorgo Zarbozan , söz konusu kişilerin adada yaşamış olduğunu ve hepsini tanıdığını ifade etti. Olası bir askeri çıkarma için adanın elverişli noktalarının anlatıldığı planda “İmroz ve Bozcaada ile ilgili MGK Kararı” başlığı altında bakanlıklar nezdinde neler yapılacağı tek tek ele alınıyor. Buna göre İçişleri Bakanlığı’nın gerçekleştirmesi öngörülen hedefleri arasında “Adaların turistik çekiciliğini azaltmak için bölgenin yasak bölge ilan edilmesi”, “Adaların en verimli ve en önemli kısımlarının kamulaştırılması”, “Rumların kendi milli bayramlarına katılmalarına mani olunması ancak Türk Milli bayramlarına katılımlarının sağlanması” bulunurken Maliye Bakanlığı’ndan ise “Kanuni yoldan sistemli şekilde Rumların topraklarının ellerinden alınması” ve “Rum vakıfların hesaplarının sık sık teftiş edilmesi” istenmiş.Diyanet İşleri Başkanlığı’na “metropolitin karşısına kudretli bir müftü atanması” görevi verilirken Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden ise “Türk kültürünü tebarüz ettiren bir cami inşa edilmesi” istenmiş. İmar ve İskan Bakanlığı’na verilen hedefler arasındaysa “Adadaki Rumlara karşı Doğu Karadenizlilerin iskan edilmesi” yer alıyor. Raporda Rum okullarından da “ Fesat yuvası” olarak bahsediliyor. Adadaki Rum okullarının 1964’teki kanunla kapatıldığı ifade edilirken adalıların çocuklarını hala Türk okullarına gönderme- diklerinin altı çiziliyor. Planda ayrıca adalara gönderilecek memur ve öğretmenlerin büyük bir titizlikle seçilmesi istenirken, Rumca bilen Türklerin tercih edileceği ve onlara adalar hakkında özel bilgiler verileceği ifade ediliyor.İmroz’da 1960 yılından sonra uygulanan politikalar adalı Rumların İmroz’dan göç etmesine neden oldu. Adada yarı açık bir cezaevi inşa edildi. Bu tarihe kadar insanların kapılarını kilitlemediği bir yer olan İmroz’a 750 mahkumun gönderilmesinin ardından adada hırsızlıklar ve yağmalar başladı. Mahkumlar Rum kadınlara tecavüz etti. Cinayetler işlendi. Cezaevi yetkilileriyse olaylara göz yumdu. Rumların bir kısmı adada güvenlik kalmadığı gerekçesiyle göçerken kalanlar için de hayat kolay olmadı. Eğitime büyük önem veren Rum halkının bütün okulları kapatıldı. Rumca öğrenmek yasaklandı. Adanın en verimli toprakları kamulaştırılarak tarım ve hayvancılığın önüne geçildi. Adadan göçen Rumlar yerine Karadeniz’den getirilen topraksız köylüler yerleştirildi Adadaki tüm yer isimleri de Türkçeleştirildi. Tüm bu politikalar sonucunda adada 1960’larda 5 bin olan Rum nüfus 200’e kadar geriledi. Bugün Gökçeada’da yalnızca yaşlı 200 Rum kalıyor.
'Kim Atatürk'e 'Dinsiz' Diyorsa Kendisi Dinsizdir'
Emekli müftü ve CHP İstanbul milletvekili İhsan Özkes, katıldığı canlı yayında 'Kim Atatürk'e 'dinsiz' diyorsa kendisi dinsizdir' dediCHP’nin 18.Olağanüstü Kurultay’ında en çok oyu alarak Parti Meclisi’ne seçilen İstanbul Milletvekili ve emekli müftü İhsan Özkes “Atatürk’ün ‘dinsiz’ olduğu” yönündeki yorumlara ilişkin “Bir kişiye ‘dinsiz’ derseniz, bir kişiye ‘kâfir’ derseniz; o kâfirlik ve dinsizlik hükmü o kişiye gider. Eğer o kişi dinsiz ve kâfir değilse, o hüküm geri döner, o sözü söyleyen kişinin kendisinde kalır. Kim Atatürk'e 'dinsiz' diyorsa kendisi dinsizdir' dedi.Kanal A’da “Türkiye ’nin Seçimi” programına katılan CHP’li Özkes, “(Mehmet) Bekaroğlu Atatürk ’e küfretmiş. Atatürk’e küfreden CHP’de. Bu savrulma değil midir?” şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi:Atatürk’e kim ki “dinsiz” diyorsa, kendisi dinsizdir. Ben “Ahmet, Mehmet” demiyorum; ben ortaya bir kural koyuyorum. Burada “Atatürk, CHP ve Din” diye bir kitap yazdım. Kesinlikle ve kesinlikle Atatürk’ün dininden ve imanından şüphem yok. Varsa bir sorunu Allah rahmet eylesin ruhu şad olsun ölmüştür, Allah ile kendisi arasındadır. Dolayısıyla Atatürk’ün dinine ve imanına dil uzatılması dinen de doğru değildir. Niye değildir biliyor musunuz? Ben o sözü söylemiyorum; peygamberimiz söylüyor: “Bir kişiye ‘dinsiz’ derseniz, bir kişiye ‘kâfir’ derseniz; o kâfirlik ve dinsizlik hükmü o kişiye gider. Eğer o kişi dinsiz ve kâfir değilse, o hüküm geri döner, o sözü söyleyen kişinin kendisinde kalır” Bunu peygamberimiz söylüyor…T24
Samsun Müftüsü, Nikahsız Cinsel İlişkiyle Çocuğa Cinsel İstismarı Bir Tuttu
Samsun İl Müftüsü Yrd.Doç.Dr. Hayrettin Öztürk, nikahsız cinsel ilişkiyle çocuğa yönelik cinsel istismarı bir tuttu. Öztürk, “18 yaşındakinin zinasına karşı çıkamıyorsanız, 7 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır” dedi.Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinliğinde konuşan Hayrettin Öztürk, ‘iffet ve sabır’ konusunda yapılan hatanın telafisinin mümkün olmadığını söyledi.“Buluğ çağından sonra iffet çok cazip tekliflerle elden gider. İyi niyetle başlayan birlikteliğin sonu kötü sonla biter” diyen Müftü Öztürk, iffetsizliğin gözden, kulaktan, elden başladığını, bir sınır yoksa hiçbir sınır olmadığını savundu.‘Şehvet öyle bir şeydir ki…’Bu tezini desteklemek için verdiği örnekte nikahsız cinsel ilişkiye giren 18 yaşındaki insanla, pedofil bir tecavüzcüyü bir tutan Öztürk şunları söyledi: “18 yaşındakinin zinasına karşı çıkamıyorsanız, 7 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır. Şehvet öyle bir şeydir ki, sınırda durmazsanız, duracağınız hiçbir yer yoktur.”Ateizm, Marksizm hatta Allahsızlık…Konferansta söz alan bir diğer isim Samsun Valisi İbrahim Şahin ise 20’inci yüzyılda ‘Ateizmin, Marksizmin hatta Allahsızlık’ inancının teşvik edildiğini savundu.“Batılılar Müslümanların huzur içinde yaşamasından rahatsız oluyor” diyen TRT’nin eski genel müdürü, Müslümanlığa kayışı engellemek için özellikle Batı medyası ve güdümlü medyanın, Müslüman dünyasının negatifliklerini, olumsuzluklarınıöne çıkardığını iddia etti.Diken
'Kertenkele' Dizisi Ortalığı Karıştırdı
İmamların tepki gösterdiği 'Kertenkele' adlı diziye Diyanet de 'cami ambargosu' başlattı. ATV kameraları camilere alınmayacak. Bunun üzerine Yeni Şafak yazarı Salih Tuna, Diyanet'i 'paralelin oyununa' gelmekle suçladı. Topa CHP de girdi. CHP'li vekil İhsan Özkes, RTÜK'ün diziyi kaldırmasını istedi.ATV'de yayınlanan 'Kertenkele' adlı dizi ilginç bir tartışma dalgası başlattı. İmamlar, Diyanet ve Yeni Şafak yazarı Salih Tuna arasında bir söz düellosu sürüyor.Dizideki imam rolüne tepki gösteren bazı vatandaşlar ve imamlar, diziyi RTÜK'e şikayet etti. Tartışmanın büyümesi üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı da bir açıklama yaparak diziyi kınadı ve ardından ATV kameralarının camilere girişini yasakladı. Son olarak tartışmaya Yeni Şafak yazarı Salih Tuna da katıldı ve Diyanet'i 'paralel yapı'nın oyununa gelmekle suçladı. Bu tartışmaya CHP de katıldı. CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, RTÜK'ün bu diziyi kaldırması gerektiğini söyledi.'Bakın bakın Erdoğan'ın yeni Türkiyesi'ne...'Salih Tuna bugünkü yazısında 'Paralel örgüt tetikçileri tarafından yalan ve maksatlı bir şekilde yapılan haberlere Diyanet'in de ortak oluyor' dedi. Tuna şunları yazdı:'Paralel örgüt çöküşe geçtikçe saldırmaya devam ediyor. Pensilvanya'daki malikanesinde oturup Türkiye'yi içten yıkmaya çalışan Fethullah Gülen'in kirli işlerini ortaya çıkaran A Haber'i yıldırmak için sürekli dava üstüne dava açan ve kendi medyasında yıpratma girişiminde bulunan Gülen örgütü şimdi de Kertenkele dizisi üzerinden ATV'ye saldırıyor... Diyanet söz konusu diziyi izlemeden yaptığı açıklamadan dolayı özür dilemelidir... Bugün 'Kertenkele' dizisi üzerinden heyula kopartmaya çalışan malum çevrelerin iğvasına kanıp da (şöyle veya böyle) bir dizinin kaderiyle oynar da yayımdan kaldırılmasına neden olursa, aynı çevreler bu sefer de ABD kapılarında (malum İhsan misali) 'Bakın bakın, Erdoğan'ın Yeni Türkiye'sine bakın; bir diziye bile tahammül edemediler. Erdoğan otoriter, diktatör diyorduk da inanmıyordunuz...' derler.'CHP'li vekil Meclis'te toplantı yaptıTartışma bugün Meclis'e de taşındı. Eski müftü olan CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, RTÜK'ün bu diziyi kaldırması gerektiğini söyledi. TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Özkes, 'Peygamber mesleği 'imam' rolündeki kertenkele dizisi din görevlilerimizi incitmektedir. Sürüngen bir yaratık olan 'kertenkele' ismiyle 'imam' rolü asla yakışmıyor. Hiçbir kişiye yakışmayan hırsızlık ve yolsuzluğun 'imam' rolüyle işlenmesi kabul edilemez' dedi.Diziyi gelen şikayetler nedeniyle izlediğini söyleyen Özkes, 'Şikayetler geldiği bana eski bir müftü olduğum için, din görevlilerinden bazıları beni aradı. Ne oluyor diye izledim. Gerçekten yakışık almıyor. O rol sırıtıyor. Bir imam rolüyle kertenkele dizisinde işlenenler uymuyor. Adı da içeriği de uymuyor. RTÜK'ün biran önce bu diziyi kaldırarak artık bu tartışmanın uzamamasını diliyorum' diye konuştu.'Bu bir dönüşüm dizisi'Dizinin yapımcısı Yalçın Şen ise şu değerlendirmeyi yaptı: 'Kertenkele bir dönüşüm projesi. Dini öğretilere aykırı bir karakter, imam kıyafetiyle çıktığı yolculukta, dini öğrenmek zorunda kalıyor. Bu dönüşümde, Kertenkele'nin çaldığı imam kıyafetlerinin büyük rolü var. Bu proje o kıyafetlere gerçek hakkını teslim edecek bir projedir. İmamları rencide etmiyoruz, aksine onore ediyoruz. Bu ileriki bölümlerde daha net anlaşılacak.'Konusu ne?Dizi, 'Kertenkele' lakaplı bir hırsızın maceralarını anlatıyor. İstanbul polisinin uzun uğraşlara rağmen yakalayamadığı hırsız, neden sonra yakalanıp hapse atılıyor ve hapisten kaçmanın yollarını ararken hapishaneye gelen bir imamın kıyafetlerini çalarak kaçıyor. Daha sonra kader, Kertenkele’yi camisine imam bekleyen bir cemaatle karşılaştırıyor ve Kertenkele sıfırın altında olan din bilgisine rağmen kendini bir anda o caminin imamı olarak buluyor. Vaazları ile ünlenen Kertenkele, bu sırada kasabanın güzellerinden birine de aşık oluyor...CNN Türk ve Milliyet
'Camide İçki İçtiler' Dediği Caminin Müezzini Sürüldüğü İçin Diyanet' Dava Açtı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Gezi eylemleri sırasında ortaya attığı “Camide içki içtiler” iddiasını doğrulamayınca Bezm-i Alem Camii müezzinliğinden alınan Fuat Yıldırım, sürülmesine karşı Diyanet’e dava açtı.2 Haziran gecesi Dolmabahçe’de ölçüsüz polis şiddetine maruz kalan Gezi eylemciyleri söz konusu camiye sığınmış, cami revire dönmüştü.Erdoğan kendini yaralı biçimde can havliyle camiye atan eylemciler için, “Camiye ayakkabılarıyla girdiler” demekle kalmamış, “ Camide içki içtiler” diye konuşmuştu. A ncak o gece camide bulunan müezzin Yıldırım, iddiayı doğrulamamıştı.Yıldırım kısa süre sonra Başakşehir’e bağlı Kayabaşı köyünde görevlendirilmişti.Taraf’tan Aysun Yazıcı’nın haberine göre Yıldırım, Diyanet’e ‘tenzili rütbe’ gerekçesiyle dava açtı.Davanın ilk duruşması dün İstanbul İdare Mahkemesi’nde gerçekleşti. Duruşmada Yıldırım, protestoların zirveye ulaştığı 31 Mayıs’tan itibaren camide olduğunu, kalabalığın artmasıyla da camiyi terk etmek istemediğini anlattı.Eylemcileri ‘Camiye ayakkabılarınızla girmeyin’ diye uyardığını anlatan Yıldırım, “Provokasyon olasılığı olduğu için giriş kısmına hasır serdik, orada bazı kişilerin tedavileri yapıldı. Eylemcileri hastaneye gönderemedik. Ambulans caminin olduğu yere gelemiyordu” diye konuştu.Yıldırım, duruşmada verdiği ifadesinde olayların başından itibaren aldığı tavrı da şöyle açıkladı: “Benim tek derdim kötü bir olay yaşanmasın, camiye kan bulaşmaması içindi.”Yıldırım, birkaç kez polisi de arayarak yardım istemiş, hatta kanıt oluşturması için camide görüntü almalarını istemiş. Ancak, Yıldırım’a ‘ Başınızın çaresine bakın’ cevabı verilmiş.Yıldırım’ın avukatı Ali Tizik de, “Görevi ‘toplumu birleştirmek’ olan bir memurun ne yapması gerekiyordu? Cami imamı, müftü, görevliler, kaymakam yok. Diyanet sahip çıkmıyor, sahip çıktığında ise tenzili rütbe yapılıyor. Müvekkilim basında haberi çıktığı için suçlanıyor” dedi.Davalı konumdaki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın savunması ise Yıldırım’ın ‘sürüldüğü’ değil, sadece bir yerden bir yere nakil edildiğine yönelik oldu.Diyanet’in yer değiştirmek gibi bir uygulaması bulunduğunu dile getiren Diyanet avukatı, “Bizim görevimiz namaz kıldırmaktır. Oysa bu kişi, bir taraf olmuş ve insanları yönlendirmiş” dedi. Dava bir sonraki duruşmaya ertelendi.Taraf
Papa ve İstanbul Müftüsü Birlikte Dua Etti
Katolik aleminin ruhani lideri Papa Franciscus, Sultanahmet Camisi'ne yaptığı ziyarette, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran ile dua etti.Katolik aleminin ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, İstanbul'a geldi.Papa ve beraberindeki heyeti taşıyan İtalya havayolları Alitalia'nın kendisine tahsis ettiği özel uçak, Atatürk Havalimanı'na saat 10.29'da indi.Papa Franciscus'u, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'ndeki karşılamada, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile öteki ilgililer hazır bulundu.Katolik aleminin ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, Atatürk Havalimanı'nda resmi törenle karşılandı.Papa ve beraberindeki heyet, İtalya hava yolları Alitalia'nın kendisine tahsis ettiği, üzerinde Türkiye ve Vatikan bayrakları bulunan özel uçak ile saat 10.29'da Atatürk Havalimanı'na geldi. Papa Franciscus, uçaktan indikten sonra kendisini karşılayan heyette yer alan İstanbul Valisi Vasip Şahin, Emniyet Müdürü Selami Altınok ile diğer karşılama heyetiyle tokalaştı. Ardından Fener Rum Patriği Bartholomeos ile kucaklaştı.