Hülya Avşar ve Rüzgar Erkoçlar Aynı Filmde
Kuzu’ filmiyle 51. Antalya Altın Portakal’da en iyi film dahil 6 ödül kazanan yönetmen Kutluğ Ataman’ın “Hiç bitmeyen bir aşk hikayesi, erotik bir masal” olarak tanımladığı yeni filmi ‘Oryantalya’nın başrolünde Hülya Avşar ve Rüzgar Erkoçlar oynayacak.Radikal’in haberine göre; Usta yönetmen Kutluğ Ataman, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film dahil altı ödül kazanan ‘Kuzu’nun yanı sıra yeni projesi ‘Oryantalya’yla gündemdeydi. Festival kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen Antalya Film Forum’a seçilen projelerden biri de yönetmen Kutluğ Ataman’ın yeni film projesi ‘Oryantalya’ydı. Ataman, Antalya Film Forum’un Sunum/ Pitching bölümünde yer alan ‘Oryantalya’yı uluslararası yapımcı ve dağıtımcılara sunarken filmin başrolünde Hülya Avşar ve cinsiyet değiştirme ameliyatıyla gündeme gelen oyuncu Rüzgar Erkoçlar’ın oynayacağını açıkladı.Antalya Film Forum’un katalogunda ‘Oryantalya’nın konusu şöyle özetlendi: 19 yaşındaki yakışıklı Mazlum fakir olduğu için sevdiği Vicdan’la evlenmesine izin verilmez. Vicdan’ın ailesinden öç almak için en yakın arkadaşı, Vicdan’ın ikiz erkek kardeşi Civan’ı öldürdüğünde yanlışlıkla Vicdan’ı öldürdüğünü anlar. Mazlum, bu büyük ihanetinin verdiği suçluluk duygusundan kaçmaya çalışırken kendini tekrardan bu aşkın başladığı 70’li yılların savaş sonrası şehrinde bulacak, aynı hayatı sonsuza dek yaşayacaktır.Yönetmen görüşü bölümünde Ataman, ‘Oryantalya’yla ilgili şu bilgileri verdi: “Oryantalya aşk ve tutkunun neden olduğu bir cinayetin hikayesini anlatır. Tutku, hikayenin kahramanı Mazlum’un işlediği cinayetin bir cezası olarak onun yakasını asla bırakmaz ve onu ölümsüzlüğe mahkum eder.Mazlum sonsuza kadar sevmeye, sevdiğini yeniden öldürmeye ve onu tekrar bulup sevmeye mahkumdur. ‘Oryantalya’ aynı anda geleceğe ve geçmişe doğru ilerleyen bir hikaye anlatır. Kişilikler ve hikayeleri sarmal bir şeklinde gelişen zaman içerisinde her iki yöne doğru ilerler, sarmal çatıdan dolayı seyahatleri boyunca tekrardan buluşur, tekrardan sever ve birbirlerini tekrardan katlederler. Bütün bu çıldırmışlığa rağmen hikaye, neden ve sonuç ilişkisi mantığını korur ve kendi içerisinde bütün bir erotik masal anlatır.”Katalogdaki yapımcı görüşü bölümünde ise “Bu hikayenin ana aktörü cinselliktir. Eşcinsel ve hetoroseksüel erotizm, arzu ve seks binaların duvarlarından akacak ve sıcak asfalttan yüzeye çıkacak” ifadeleri yer alıyor.2016 yılında çekilmesi planlanan ‘Oryantalya’nın çekim mekanı olarak ise Kuzey Kıbrıs’taki Maraş bölgesi seçilmiş. Katalogdan aktaralım:“Hikaye, 70’li yıllarda savaştan sonra terk edilmiş gerçek bir Akdeniz şehrinde gerçekleşir. Türk ordusu tarafından kapatılmış ve mühürlenmiş şehre o tarihten bu yana geçiş izni verilmemiştir. Şehir 70’li yıllarda kalmıştır. Hala el sürülmemiştir ve erotik bir hikaye için mükemmel bir mekandır. Bu şehirde çekim yapmak için özel bir iznimiz bulunmaktadır.”HT
Kesinlikle Transfobik Önyargıları Yıkabilecek 13 Kadın
Onlar kimdir, neler yapar bilir misiniz? Güzel olsa da olmasa da, trans olsa da olmasa da her kadın KADINDIR. Fakat nedense trans kadınların SADECE makyaj ve peruk ikilisini kullanan erkekler olarak bilenler çoğunlukta. Ya da SADECE seks işçiliği yapmak için 'cinsiyet değiştirdiklerini' zannedenler... Nedenini incelemek bu içeriğin konusu değil.Aklınızdaki trans kadın kalıplarını yıkabilecek Türkiye ve Dünya'dan 13 trans kadını ve onlarla ilgili kısa bilgileri sizler için derledim.
Hal ve Tavırlarıyla Artık Bizden Biri Saydığımız Yabancı Uyruklu 15 Ünlü İsim
1997'de Türkiye'ye geldi ve tesadüfen Japon bir kız arkadaşının yönlendirmesiyle yine aynı yıl içinde 1998'de Her Şey Çok Güzel Olacak filmi ile Türkiye’de çalışmaya başladı. Japonca, İngilizce ve Türkçeyi oldukça akıcı bir şekilde konuşabilen Bayan Takano, Türkiye 2010 Japon Yılı'nın resmi olarak dostluk elçisiydi.
Hızlı ve Öfkeli 7'nin Resmi Adı ve Afişi Belli Oldu
Hızlı ve Öfkeli serisinin yedinci filmi olacak Hızlı ve Öfkeli 7’nin resmi adı belli oldu. Öfkeli 7 (Furious 7) olarak adlandırılacak filmin posteri de yayınlandı. Geçtiğimiz yıl Paul Walker’ın trafik kazası sebebiyle hayatını kaybetmesi Hızlı ve Öfkeli 7’nin ertelenmesine neden olmuştu. Walker’ın vefatından önce 11 Temmuz 2014’te vizyona gireceği söylenen film ünlü oyuncunun beklenmedik ölümü sebebiyle 10 Nisan 2015 tarihine ertelenmiş; Hızlı ve Öfkeli’nin resmi Twitter hesabından paylaşılan bir tweet’le bu tarihin de değiştiği açıklanmıştı. Hem aksiyon tutkunları hem de serinin fanatikleri tarafından sabırsızlıkla beklenen film, 3 Nisan 2015′te vizyona girecek. Produksiyon ekibi Walker’ın ölümünden önce aksiyon ve drama sahnelerini tamamlandığını, geri kalan sahnelerde Walker’ın kardeşlerinin yer alacağını açıklamıştı. Vin Diesel, Dwayne Johnson, Michelle Rodriguez, Kurt Russell ve daha birçok ünlü oyuncunun yer alacağı Öfkeli 7′yi ilk Testere filmini yöneten James Wan yönetecek.LOG
Wim Wenders, Sebastião Salgado'nun Peşinde
‘Paris Texas’, ‘Wings Of Desire’ ve ‘Buena Vista Social Club’un yönetmeni, dünyaca ünlü belgeselci Wim Wenders, gördüklerini fotoğraflarla belgeleyen diğer bir önemli sanatçı Sebastião Salgado’nun peşine takılarak “The Salt of the Earth” adlı nefes kesen bir belgesele imza attı. Wenders ayrıca, Rachel McAdams, James Franco ve Charlotte Gainsbourg’un rol aldığı ve bir aile dramını konu alan “Everything Will Be Fine”la da birkaç yıllık aranın ardından uzun metraja geri dönüş yapıyor.Paris Match’a konuşan Wenders, Salgado ile yaşadığı deneyimi ve belgeselle kurgu arasındaki tercihini anlatıyor.Aslında ikimiz de büyük gezginiz. Sebastião’nun kim olduğunu öğrenmeden önce, sırf fotoğraflarına bakarak, o gezgin ruhunu, yolcuyu görebilmiştim. Öbür türlü bu göz kamaştırıcı fotoğrafları çekemezdi. Bu insanlarla yaşamak, madenlerin derinliklerindeki cehenneme inmek, kuzey kutbunda Eskimo’larla yaşamak anlamına geliyor… Fotoğrafları beni derinden etkiledi. Bundan neredeyse çeyrek asır önce iki tane fotoğrafını satın almıştım, oysa o zamanlar kim olduğunu bilmiyordum.Evet. Son otuz yılda gezegenimize bakışımızı, “İnsan Eli” ve “Exodus” gibi serilerle şekillendiren birinin, son on yılda yaşadığı hayatı görmek gerçekten çok enteresan. Doğa onun için yeniden bir doğuş gibi oldu. Balkanlar’da ya da Ruanda’da o kadar çok ölü görmüş ki, insanlığa olan inancı yok olmuş. Amazon ormanlarına milyonlarca ağaç dikmek ve kendi çiftliğini tekrardan ayağa kaldırmak ona hayat vermiş, yeniden yaratmış. Eşi Lelia ile kendilerine “Peki neden süreci tersine çevirip kesilen her ağaç için bir fidan dikmiyoruz ki?” diyen ilk kişi olmuşlar. Onlardan önce, Tanrı dışında, tropikal bir orman yaratmak kimsenin aklına gelmemiş.Benden çok farklı bir dünyadan geliyor. Önce ressam olmak istiyordu. Ekonomi eğitimi aldı ve Dünya Bankası’nda çalıştı. Ve 30 yaşında herşeyi bırakıp hayatına yeniden başladı. Bu bilgi zenginliği sayesinde ve dünyanın karmaşıklığını bildiği için bu kadar güzel fotoğraflar çekebildi.Bana da bu tartışma biraz patavatsız geliyor. Bazı savaş muhabirleri, uçağa biniyor, olay yerinde birkaç gün, bazen birkaç saat kalıyor ve çok tehlikeli olduğu için geri dönüyor. Salgado ise insanlarla aylarını geçiriyor. Çok farklı bir yakınlık boyutu. Aynı bir belgeselde olduğu gibi insanlar onu tanıyor, ona güveniyor. Cehennemi yaşayanlara yakınlaşarak, onlarla bir ilişki kurarak, kaybolmuş ve çalınmış haysiyetlerini geri veriyor. Bu cebinizdeki telefonla, çabucak fotoğraflar çekerek yapılacak bir şey değil. Bu bir estetik konusu da değil. Fotoğraf gerçekleri yansıttığı zaman güzel olur.Evet, montajdan çıkıyorum. 2013 ve geçtiğimiz kış ayları boyunca, bir yazarı canlandıran James Franco ve Charlotte Gainsbourg’la beraber Kanada’da “Every Thing Will Be Fine” adlı bir film çektim. On dört yıla yayılan bir aile dramı…Çok belgesel seyrediyorum. Eğer sinemada on salon kurgu film veriyorsa ve sadece bir tanesinde belgesel varsa ben belgeseli görmeye giderim! Dijital görüntüler çıktığından beri belgelsel tarzı çok gelişti, hatta baştan yaratıldı diyebiliriz. Aynı şeyi kurgu için söylemek zor. Bir filmde, yapım aşamasında, çekimlerde, beklenmedik şeylerin yaşanması hoşuma gidiyor. Bir belgeselci olarak çok sık kendimizi şaşırtıcı durumlarda buluruz. Bir kurgu yaptığınız zaman ise, çevrenizde onlarca insan olur ve herşey büyk bir makine gibi işlemektedir. Belgesel daha çok özgürlük tanır, daha fazla olasılık… Bana göre belgesel, bugün en çok yaratıcı olunabilecek sinema dalıdır. Zete
Beyonce Kuran'dan Alıntı Yaptı
Beyonce, İnşirah Suresi’nden alıntı yaparak Instagram’da paylaşım yaptı.ABD'li ünlü şarkıcı Beyonce, Kuran’daki İnşirah Suresi’nden alıntı yaparak Instagram hesabından paylaştı.Beyonce, bu sureden “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır” ve “Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır” mealindeki ayetleri paylaştı.HaberTürk
Kenan Işık Türkiye'ye Geri Dönüyor
Geçirdiği kafa travması nedeniyle Almanya'da özel bir özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Kenan Işık, İstanbul'a geri dönüyor.Almanya’da özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören tiyatro sanatçısı Kenan Işık, 1 hafta sonra Türkiye’ye getirilecek.Geçen 21 Mart’ta geçirdiği kafa travması nedeniyle yoğun bakıma alınan Işık’ın tedavisine Almanya’nın Freidrichshafen kentindeki özel bir sağlık merkezinde devam edilmesine karar verilmişti. Gözleriyle iletişim kurabilen ve vücudunu dik tutabilen Işık’ın bakımına evde devam edilecek. Ancak sanatçının bilincinin hala kapalı olduğu öğrenildi.Ensonhaber
G.Saray'ın Yeni Başkanı; Duygun Yarsuvat
Galatasaray Spor Kulübü'nün 35. başkanı Prof. Dr. Duygun Yarsuvat oldu.Galatasaray'ın seçimli olağanüstü genel kurul toplantısındaki oy sayımı sona erdi. Duygun Yarsuvat, rakibi Alp Yalman’ın geride bırakarak ipi önde göğüsledi ve G.Saray’ın yeni başkanı oldu.Duygun Yarsuvat Kimdir?18 Ağustos 1937 yılında İstanbul'da doğan Yarsuvat, Orta öğrenimini İstanbul, Galatasaray Lisesi’nde (1948-1957) tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1961 yılında mezun oldu.Yarsuvat, çalışmalarını 1967 yılında Amerika’da Columbia Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Hukuk Mastırı; 1978 yılında da İsviçre’de Cenevre Uluslararası Çalışma Örgütü kapsamında sürdürdü.İstanbul Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Yarsuvat, aynı zamanda Türk Ceza Hukuku Derneği'nin de başkanı.Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanlığı görevinde de bulunan Duygun Yarsuvat, Aralık 2003'te GSÜ rektörlüğüne aday olmuş ve 2004 yılındaki seçimlerin ardından rektörlüğe seçilmiş ve bu görevini 2008 yılına kadar sürdürmüştü.Profesör Dr. Duygun Yarsuvat'ın birden fazla bilimsel kitabı, onlarca Türkçe, Fransızca, İngilizce makaleleri bulunuyor.
Caps'leriyle Sosyal Medyayı Sallayan Nur Yerlitaş Konuştu
Nur Yerlitaş: 'Caps'ler sonrası moda dünyasından sanal dünyaya transfer olduğumu o an anladım''Bu tarz benim' yarışmasındaki mimikleri ile bir anda sosya medya caps'leri ile fenomen olan ünlü tasarımcı Nur Yerlitaş, 'Bu yüz ifadesi rahmetli annemden bana miras aslında. O da yüzünü öyle ekşitirdi' dedi. Sosyal medyada yayılan photoshoplu fotoları sonrası bir haftada 120 bin kişinin Instagram hesabında kendisini takibe başladığını söyleyen Yerlitaş, 'Titanik'li olanı beğeniyorum. 'Bu ne biçim gemi?' diyorum. Mona Lisa da güzel olmuş. Onda da 'Çabuk çiz' diyorum' diye konuştu.Sabah gazetesinden Ceren Arseven ve Mert Vidinli'ye konuşan Nur Yerlitaş'ın röportajından satırbaşları şöyle:Caps'leriniz her yerde... İlk gördüğünüzde ne düşündünüz? Bir gün çekimdeyken kız kardeşim bir fotoğraf attı. O memnuniyetsiz ifade var yüzümde. Anlamadım nereden çıktığını. O gün milli maç vardı. Yenildik. Fatih Terim'e koydular sonra yüzümü. Orada patladı. Bütün ekibin elindeki telefonlarda benim caps'im dolaştı. Ertesi gün alışverişe gitmem gerekiyordu. Çıktım, hemen geri döndüm. - Mert Vidinli: Nurella ama o seninle özdeşleşmiş bir yüz ifadesi. Sen yaparsın öyle... Mesela bir yemeğe gittiğimizde hoşuma gitmeyen bir şey olursa yaparım. Yemeği, kıyafeti ya da bir kişiyi sevmediğimde yaptığımı söylerler arkadaşlarım. Bu aslında benim rahmetli annemin yüz ifadesi. Çok dominant bir kadındı. Çok zor beğenirdi. Mesela bir saç yapardım. Yüzünü öyle ekşitirdi. Bana annemden miras kalmış bir ifade bu. Beni yakından tanıyanlar da çok iyi bilir. Şimdi bana yap desen yapamam ama bir şekilde yerleşmiş yüzüme.- Mert Vidinli: Sokağa çıkıp geri döndüm dedin. Ne tepki verdi ki insanlar?-Aaaa, Nur Yerlitaş diye beni birbirlerine gösteriyorlardı. Benim yüz ifademi yapanlar, telefonlarındaki caps'leri bana gösterenler... Koşarak geri döndüm. Moda dünyasından sanal dünyaya transfer olduğumu o an anladım.- Peki ne hissettiniz?Bir an şoka girdim. Akşam normal yatmıştım. Sabah bir uyandım ki kıyamet kopuyor. Arayanlar, mesaj atanlar... İnanamadım. Kız kardeşimi aradım panikle. O beni sakinleştirdi. Aslında caps'ler beni rahatsız etmedi. Bir anda herkesin konuştuğu bir şey olması beni şaşırttı. Benim taklidimi de yapıyorlar. Doğru şekilde yapanlara, gerçekten benzetenlere hiçbir şey demem. Hatta ben de güler, eğlenirim. Biliyorum, ben nev-i şahsına münhasır bir kadınım. Yaşam stilimle, bakış açımla, enerjimle taklidi yapılacak bir kadınım. Ama çok abartıldığı zaman rahatsız oluyorum.- Instagram'daki takipçi sayınız arttı mı?Bir haftada 120 bin kişi takip etti beni.- Yapan kişiyle tanışıyor musunuz?Bir anda herkes bunu konuşmaya başlayınca merak ettim tabii kimin yaptığını. Öykü Serter'le ortak arkadaşımızmış. Telefonla konuştuk.- En çok hangisine güldünüz?Titanik'li olanı beğeniyorum. 'Bu ne biçim gemi?' diyorum. Mona Lisa da güzel olmuş. Onda da 'Çabuk çiz' diyorum.- Kaç kişiye ulaştı?Yapan kişinin söylediğine göre 7 milyon kişiye ulaşmış. İlber Ortaylı'yı geçtiğimi söyledi. O galiba 2 milyonda falan kalmış.T24Gülerken Çenenizin Ağrımasına Sebep Olacak En İyi 23 Nurella Caps'i
Yabancı Dizilerin En İyi 18 Kötü Karakteri
Hepimizin yakından takip ettiği yabancı dizilerde kimi zaman kötü adamlar , ana karakterlerin de önüne geçerek hatırı sayılır bir hayran kitlesi yaratır. Oluşan bu kitle ile hemen hemen aynı oranda seyircilerin nefret ve kin beslediği bu karakterler dizi dünyasının vazgeçilmez ikonlarıdır. İşte sizin için derlediğimiz 10 En iyi , kötü karakter...2 Sezon süren ve bir yeniden yapım serisi olan The Visitors ( V ) dizisinin dünya dışı ırkının lideri. Kim diyebilir ki bu sevimli görünüşlü cici bayanın içinde korkunç bir uzaylı var diye. Anna dizideki keskin duruşu , acımasızlığı ve seksapeli ile bir fenomene dönüşmüştür.
Nirvana' nın Efsane Şarkısı "Smells like teen spirit"e Yapılmış En İyi 6 Cover
Nirvana' nın 1991 yılının sonbaharında piyasaya çıkardığı Nevermind albümü gruba tüm dünyada tanınma fırsatı sunmuş albümün içerisindeki efsane şarkı 'Smells like teen spirit' listelerde haftalarca kalarak kırılması güç bir rekora imza atmıştı... Lafı fazla uzatmadan Wikipedia'dan şarkı hakkında ki bilgiyi size direkt kopyalıyorum ve iyi dinlemeler diliyorum ... 'Smells Like Teen Spirit', (Türkçe: Gençlik Ruhu Gibi Kokuyor) grunge rock grubu Nirvana'nın ikinci stüdyo albümü Nevermind'den çıkan açılış şarkısı ve ilk teklidir. Kurt Cobain, Krist Novoselic ve Dave Grohl yazılmış ve yapımcılığı Butch Vig tarafından üstlenilmiştir.'Smells Like Teen Spirit'in başarısı ilk önce Nevermind albümünü Billboard 200'de 1991 sonlarında zirveye sürüklemiş ve 11 Ocak 1992'de albüm zirveye yerleşmiştir. Şarkı ABD'nın çoğunlukla alternatif şarkıları içerdiğiMainstream Rock listesinde de zirvede yer almıştır. Şarkı ABD Billboard Hot 100 listesinde 6 numarada yer almıştır. Parça adını Tobi Vail adlı eski sevgilisinin kullandığı 'Teen Spirit' adlı parfümünden esinlenilerek almıştır. Şarkı the Rolling Stone dergisinin oluşturduğu tüm zamanların en iyi 500 şarkısı listesinde 9 numarada yer almıştır. Aynı zamanda VH1 kanalının yaptığı 90'ların en iyi 100 şarkısı listesinde 1 numaraya yerleştirilmiştir.
DNA'nın Karanlık Leydisi "Rosalind Franklin" Hakkında Bilinmeyen 10 Gerçek
Rosalind Elsie Franklin 25 Temmuz 1920’de Londra’da doğmuştur. DNA, virüs, kömür ve grafitin yapılarının anlaşılmasında büyük katkılarda bulunan İngiliz biyofizikçi ve kristallografçıdır. En çok Watson ve Crick'in DNA'nın yapısını keşfetmelerinden önce yaptığı X-ışını kırınımı çalışmalarıyla ve öne sürdüğü hipotezlerle tanınmıştır.