Şubat Ayında Gidilebilecek En Güzel 10 Festival
Mardi Gras kutlamaları oldukça renkli geçer. Rengarenk kıyafetli katılımcıların yer aldığı karnavalların yanı sıra dans ve tiyatro gösterileri, spor müsabakaları, yiyecek ve içecek festivalleri gerçekleştirilir.
Hollywood'un En Seksi Saç Kesimli 10 Erkeği
Tabii bir erkeği seksi göstermeye yalnızca saçı yeterli olmaz, olamaz. Ama bazı erkekler, hem saçlarını hem de sakallarını tarz belirleyici bir yol olarak kullanır. İşte o ünlüler!
Yeni Jobs Christian Bale Olmayacak
Apple'ın efsane kurucusu ve eski CEO'su Steve Jobs'un hayatını anlatan yeni filmin başrol oyuncusu Christian Bale olamayacak. Ünlü oyuncunun rolü istemediği iddia edildi.Steve Jobs'un onaylı biyografisinin filme çekilmesi ile ilgili hazırlıklar sürerken, oyuncular konusundaki belirsizlik de devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Steve Jobs rolünü ünlü oyuncu Christian Bale'ın canlandıracağı iddia edilmişti. Bu konuda resmi bir açıklama gelmese de konuyla ilgili kaynaklar Bale'in bu rolü almasına kesin gözle bakıyorlardı.Christian Bale'e yakın kaynakların haberine göre ünlü oyuncu bu rolden vazgeçti. Hollywood Reporter sitesinin haberine göre oyuncu senaryonun kendisine uygun olmadığını düşündüğü için bu rolden vazgeçti.Senaryosunu Aaron Sorkin'in yazdığı yönetmenlik koltuğunda ise Danny Boyle'un oturacağı filmde kimin başrol oynayacağı hâlâ belirsizliğini koruyor. İsmi geçen yıldızlar arasında Leonardo di Caprio da yer alıyor. Matt Damon, Ben Affleck ve Bradley Cooper da Steve Jobs rolü için düşünülen oyuncular arasında bulunuyor. Filmde Steve Jobs'un ortağı Steve Wozniak rolü için Seth Rogen'in ismi konuşuluyor. Ancak bu konuda da resmi bir açıklama yapılmadı.İlk film 2013'te çekilmişti2010 yılında hayatını kaybeden Steve Jobs ile ilgili ilk film 2013 yılında Joshua Michael Stern tarafından çekilmişti. Filmde Steve Jobs'u Asthon Kutcher canlandırmıştı.Al Jazeera Turk
Ellen Degeneres Cadılar Bayramı'nda 'Heteroseksüel' Oldu
ABD’li ünlü talk showcu Ellen DeGeneres, Cadılar Bayramında televizyona yanına George Clooney maskeli bir damat kuklası iliştirilen gelinlikle çıktı.ABD’li ünlü talk showcu Ellen DeGeneres, programının Cadılar Bayramında yayınlanan bölümünde, “temsili kocası” George Clooney kuklasıyla elele bir şekilde People dergisinin kapağından fırladı.Cadılar kostümü olarak, yanına George Clooney maskeli bir damat kuklası iliştirilen bir gelinlik giyen DeGeneres, “Cadılar Bayramını seviyorum çünkü bu, herkesin istediği gibi giyinebildiği ve gerçek hayatta olamayacağı biriymiş gibi davranabildiği tek zaman. Bu benim için de bir erkekle evli olmak anlamına geliyor” diye konuştu.Ellen adlı bir dizinin başrolünü oynayan Ellen DeGeneres 1997’de lezbiyen olduğunu açıklamıştı. 2003’ten beri The Ellen DeGeneres Show’u hazırlayıp sunan DeGeneres, 2008’de oyuncu Portia De Rossi ile evlendi. Bianet
Merkel’in Artık Kendi Smiley İşareti Var
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in portre fotoğrafından yapılmış olan smiley işareti internet kullanıcıları arasında yeni bir tartışmanın başlamasına sebep oldu.İnternet tarihinde ilk kez bir siyasetçinin görüntüsü kullanılarak hazırlanan smiley işareti hakkındaki ilk haber Fransa’da yayın yapan Le Figaro tarafından geçildi.Smiley işaretinde Alman Başbakan’ın parmaklarını birleştirerek yaptığı ünlü hareketine kendisinin ayrılmaz özelliklerinden biri olan klasik gülümsemesi eşlik ediyor. Rossiya 24 televizyonu tarafından konuyla ilgili olarak geçilen haberde de söz konusu smiley işaretini dizayn eden programcıların diğer ünlü siyasilerin smiley işaretlerini de hazırlayacaklarını ifade ettikleri belirtildi.Rusyanın Sesi
Reklam
Fenerbahçe'den Sert Açıklama
Fenerbahçe Kulübü, spor tartışma programlarını eleştiren sert bir açıklama yayımladı.Sarı-lacivertli kulübün internet sitesinden yayımlanan açıklamada, 'Türk sporunda, özellikle de Türk futboluyla ilgili seviyesiz yayın ve programların suç teşkil eden eylem ve söylemlere dönüşmesi üzerine iş bu açıklamayı yapmak zorunlu hale gelmiştir. Öncellikle belirtmek isteriz ki Türk futbolunun geldiği bu noktadan kurtulabilmesi ve hak ettiği düzey ve başarılara ulaşması konusunda hepimize bir takım görev ve sorumluluklar yüklendiğinin bilincinde ve farkındayız. Bununla birlikte bilinmesini istediğimiz husus, Türk futbolunda yaşanan kalite ve seviye erozyonunun sonlandırılması yolundaki kararlılığımızdır. Futboldaki yayın ve görüntü dağıtım kriterlerindeki yanlı ve yanlış tutum ve tasarrufların da yol açtığı bu durum karşısında Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kayıtsız ve tepkisiz kalması asla beklenemez ve beklenmemelidir' denildi.Fenerbahçe Kulübü'nün açıklamasının devamında, 'Geçmişte Türk futboluna bireysel olarak hizmet etmiş olmakla birlikte ulusal ve uluslararası hiç bir başarısı olmayan ve hatta futbol geçmişi dahi olmamasına rağmen Türk futbolunu kendilerince dizayn etme hadsizliğine soyunarak dedikodu ve magazin kültürü adı altında ahlaksızlık ve seviyesizlik ortamını yerleştirmek isteyenler tarafımızca dikkatle izlenmektedir. Bu eski teknik direktör, hakem, spiker ya da gazeteci menfaatdarların sosyal, siyasal ve ekonomik konjektürel değişikliklere tam uyumlu duruşları ve Türk örf, adet ve geleneklerine aykırı tutumları tüm kamuoyunun malumudur. Türk futboluna bir virüs gibi yerleşmiş bu grubun bir taraftan milyon dolarlar kazanırken, diğer taraftan acılar ve zorluklar içinde geçimini sağlayan taraftarları birbirlerine karşı kışkırtarak Türk futbolunda oluşturdukları kaostan beslenmesine, devletimizin yetkili organlarının bir an evvel müdahale etmesi Türk futbolu adına yapılabilecek en büyük hizmettir. Bununla birlikte, kulüp başkanlarına, yöneticilerine, futbolcularına; kısaca Türk futbolunun tüm değerlerine her türlü hakaret ve seviyesizlik içeren söylem ve yayınlara devam edilmesi halinde kulübümüzün kendi yayın organlarını kullanmak suretiyle çok sert ve kararlı tepkiler vermekten kaçınmayacağımızı tüm kamuoyuyla paylaşırız' ifadeleri kullanıldı.İHA
Diva Çocuğun Talk Show'a Konuk Olması
Daha önce kameralara kendisini göstermek için şekilden şekle girerek internet sayesinde ünlü olan 15 yaşındaki Brendan Jordan artık talk şovlara katılıyor. İzliyoruz.
Reklam
Kidman ve Jackman Yeniden Bir Arada
'Australia' filminden sonra ilk kez bir araya gelecek iki Avustralyalı oyuncu, 'Lion' isimli bir dramada bir araya geleceklerÖnümüzdeki yaz 'Pan' filminde hayat vereceği Blackbeard karakteriyle farklı bir imajla beyazperdede görünecek olan Hugh Jackman, 'Lion' filmiyle birlikte yeniden Avustralya coğrafyasına geri dönecek.Gerçek bir öyküden perdeye taşınacak olan öyküde sokaklarda yaşayan bir gencin, evli bir çiftin yanında yeniden yaşama tutunma mücadelesi anlatılacak. Projeyi perdeye taşımak için yönetmen koltuğuna kimin geçeceği henüz kesinleşmese de projede yer alması muhtemel yıldız isimler belli oldu bile.Hugh Jackman ve Nicole Kidman ikilisini Baz Luhrmann'ın 'Australia' filminden sonra yeniden bir arada göreceğimiz filmde, genç oyuncu Dev Patel ikiliye eşlik edecek. Patel ve Jackman ikilisi yakın tarihte Neil Blomkamp'ın son filmi olan 'Chappie'de de birlikte yer alacak.Milliyet Sanat
Fazıl Say'dan Macbeth Yasağına ‘Yorumsuz Yorum’
Fazıl Say, kendi eserlerinin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası programından çıkarıltılmasının ardından ‘Macbeth’ oyununun da Devlet Tiyatroları programından çıkarılmasını ironik bir dille eleştirdi.Say, “Bugün öğreniyoruz ki, 500 yıl önce yazılmış Şekspir’in ünlü Machbeth oyunu da DT programından çıkarılmış. Eserin konusu biraz iktidar hırsı biraz devlet entrikaları. Yoruma gerek kalmıyor” diye yazdı.Say, “Çok tuhaf ve çok acıklı durumlar” başlıklı yazısında kendi eserlerine yönelik tutum ve Macbeth adlı oyunun Devlet Tiyatroları programından çıkarılması hakkında şunları yazdı:“Kültür Bakanlığı CSO sansür konusu ile ilgili 3 farklı açıklama yaptı. Diğer AKP’liler ile birlikte konuyla ilgili 8 farklı görüş var.33 hafta, 33 konser, yaklaşık 120 müzik eseri. İçlerinde Fazıl Say’ın 3 eseri var; İstanbul Senfonisi, Water piyano konçertosu ve Hermiyas yunus sırtındaki çocuk.Bir iki hafta sonra Bakanlıktan Orkestraya bir telefon geliyor. (Orkestra tamamen kültür bakanlığına bağlı) deniliyor ki; ‘Fazıl Say’ın eserlerini programdan çıkartın yoksa bakan bu programı onaylamayacak.’Orkestra yönetimi kızsa da istemese de o 3 eseri programdan çıkartıyor.Olay basına düşüyor. Tüm ulusal medyaya, sosyal medyaya yayılıyor. Daha sonra uluslararası medyaya da düşüyor. Der Spiegel, NewYork Times’da haber oluyor.1 Kültür bakanlığından ilk açıklama müsteşar beyden geliyor; ‘Fazıl Say ile bir sorunumuz yok’2 İkinci açıklama Kültür Bakanlığı güzel sanatlar müdüründen geliyor; ‘Ankara’da programdan çıkartılmış ama İstanbul’da bir eserini çalacağız’ diyor.3 Son açıklama Kültür Bakanı’nın bizzat kendisinden geliyor ‘Sansür filan yok bunların hepsi yalan. Hepsi yalan Yok sansür’ diyor.( Dünkü Habertürk gazetesinde röportajı var)4 Bu arada topa başka yetkililer de girmiş, Ankara Belediye Başkanı çok sevdiği Twitter’dan büyük harflerle kükrüyor, bir milletvekili Say’ı inançsız olmakla suçluyor, CHP TBMM’de konuyla ilgili önerge sunuyor, Fazıl Say bir açık mektup yayınlıyor.Bugün öğreniyoruz ki, 500 yıl önce yazılmış Şekspir’in ünlü Machbeth oyunu da DT programından çıkarılmış. Eserin konusu biraz iktidar hırsı biraz devlet entrikaları.Yoruma gerek kalmıyor.”ZETE
Reklam
Özgü Namal Bebeğinin Adını 'Nefes' Koyacak
Oyuncu Özgü Namal ’ın uzun zamandır birlikte olduğu reklamcı sevgilisi Ahmet Serdar Oral ile birlikteliğinden beklediği bebeğinin cinsiyeti belli oldu. Dört aylık hamile olan hamileliğini ve ilişkisini gizli tutmayı tercih eden Namal’ın oğlu olacak.Hürriyet 'ten Sinem Vural'ın haberine göre, oğluna Nefes adını koymaya karar veren sanatçının, yakın dostlarına “Oğlumuz aşk bebeği ve bu dünyaya yeni bir nefes olacak çok mutluyum” dediği konuşuluyor. Namal’ın bir çok ünlü ismin aksine bebek beklerken evlenmeyi planlamadığı iddia edilirken, ilişkisinde çok mutlu olduğu öğrenildi.T24
Azeri Şairin Ebru Gündeş’e isyanı!
“Araftayım” adlı son müzik albümü ile müzik sektöründeki sessizliğini bozan şarkıcı Ebru Gündeş aktif sosyal medya kullanıcılarından biri olarak da biliniyor.“Instagram” hesabında kendi resimleri ile beraber özlü sözler de paylaşan sanatçının 2 Kasımda yaptığı paylaşımlardan biri Azerileri kızdıran türden olmuş.Ünlü sanatçı Ebru Gündeş, Azeri genç şair Zamir Erkin Ağazade’nin yazdığı, lakin Aşık Veysel’in adına çıkarılan “Her gün aklımdan geçiyorsun, insan bir selam verir” dizelerini paylaşmış. Ebru Gündeş yaptığı paylaşıma “Vayyyy, bayıldım” notunu bırakmış.Bundan haber alan Azeri şair, sanatçının yaptığı paylaşımın altına dizelerin kendisine ait olduğunu ve yapılan yanlışın düzeltilmesini talep etmiş. Ama bir kaç dakika içerisinde yapılan yorum sayfa yöneticisi tarafından silinmiş. Azeri şairin takipçileri tarafından dizelerin Zamir Erkin Ağazade’ye ait olmasını bildiren bir kaç yorum daha atılmış ki onlar da sayfa yöneticisinin hoşuna gitmemiş ve hemen yorumlar kaldırılmış.Mağdur vaziyette olduğunu bildiren genç şair bunları söylemiş:“Artık 2 yıldan çok oldu ki, bu sözün bana ait olduğu davasını ediyorum. Çünkü daha önce o söz hiç bir yerde yayımlanmamış, kiminse olduğu söylenilmemişti. Bundan 2 yıl önce ben kendi Facebook sayfamda ve blogumda kendi imzamla paylaşım yaptım. 1 ay sonra emeğe saygısı olmayan sosal medya kullanıcıları tarafından sözümün imzasız ve hatta A.Veysel imzası ile paylaşıldığını gördüm. Ama kendi cephemde yalnız olduğum için hiç biri ile başaramadım. Onlar daha çoktu ve A.Veysel ismi daha ünlüydü. Dizelerin bana ait olduğunu imkansız zannediyorlar. Ama azacık edebiyattan haberi olan, ozanın şiirlerini okuyanlar benim olduğunu kabul ediyorlar. Neyse, bunlara alıştım. Çünkü hepsini sanattan edebiyattan uzak biri olarak kabul ediyorum. Ama bir ülkenin sanatçısı da yapılan yanlışa “alet” ediliyorsa daha ben söyleyecek söz bulamıyorum. Hiç değilse siz yapmayın. Belki de başkası yapsaydı bu kadar umursamazdım ama bu darbe çok ağır oldu. O söz bana ait, inanmayanlar araştırsın. Ebru hanım kimin sözüne bayıldığını bilmeli...”Yaklaşık 10 bin kişinin beğendiği paylaşım hala yayında ve Ebru hanım bir özür mesajı bile bırakmamış.
'Bakara Makara..' Lafını Ben Söylesem, Çoktan Linç Edilmiştim
Muhalif duruşuyla öne çıkan sanatçı Levent Üzümcü , Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tarafından sansüre maruz kaldığını, medya yöneticilerine 'Bu oyunda Levent'i oynatırsam beni denetlemeye gelirler' korkusunun aşılandığını belirtiyor. Üzümcü, eski AB bakanı Egemen Bağış’a ait olduğu iddia edilen ve Kuran’la dalga geçilen ‘bakara makara‘ kaydını işaret ederek, “ Kitleler tarafından din düşmanı gibi tanıtılarak hedef gösteriliyorum. ‘Bakara Makara…’ lafını eden ben olsaydım, çoktan linç edilmiştim ” diyor.İşte Levent Üzümcü'nün Bugün muhabiri Dilara Tahmaz'a yaptığı o açıklamalar:Gezi Parkı eylemlerinde fazlasıyla ön plana çıkmıştınız. Muhalif tavrınız ve sert açıklamalarınızla devamı da geldi. Sizinle birlikte direnişe katılan birçok sanatçı arkadaşınızı ise ortalarda göremiyoruz. Sesi soluğu kesilen arkadaşlarınıza içten içe hiç kızdınız mı?Gezi direnişine benim camiamdan katılmayan bir tane bile sanatçı arkadaşım yok. Ancak içinde bulunduğunuz sistem sizi açlıkla, işsiz bırakma korkusuyla terbiye etmeye çalışıyor. Arkadaşlarımızı çok zor günler bekliyordu. Ya konuşmayacaklardı, ya önde durmamak zorunda kalacaklardı ya da para kazanacaklardı! Sistem böyle işliyor ve bunu meşrulaştırıyor.SESSİZ KALANI TARAF GÖRÜRÜMAma sizin de işsiz bırakılma ve aç kalma tehlikeniz vardı. Susmamayı tercih ettiniz. Bu her bakımdan bir cesaret meselesi değil midir?Bernardo Bertolucci’nin 1900 diye bir filmi vardır. Hikaye, İtalya’da 1900 yılında doğmuş bir toprak ağasının torunuyla, orada rençber olarak çalışan bir işçinin torunu arasında geçer. Zengin ve fakir ikileminden o yüzyıla bakar. Filmin sloganı şudur: ‘Senin olaylar karşısında sessiz kalman, aslında durumu desteklemendir!’ Ben insanların sessiz kalmasını taraf olarak görürüm. Sessiz kalmanın bedeli konuşmaktan daha ağırdır. Konuşmanın bedeli herkesin önünde ödenir. Susmanın bedelini yastığa başını koyduğunda, gece vicdanına ödersin. İnsanın kendi kendine ettiği kötülük daha başkadır.Ben bütün olup bitenleri gördüğü halde hâlâ rejimi dayatan partiyi destekleyen insanları hayatımdan çıkardım. Ne dersen de bunları bir komplo gibi gören, duvara anlatıyormuşsun gibi davranan, montaj olarak algılayan ya da ‘E ne yapalım? Elinin kiridir’ diyen insanların hayatımda yeri yok.YOLSUZLUK YAPANLAR DAHA MAHKEME YÜZÜ GÖRMEDİPeki açlıkla terbiye eden sistem nasıl işliyor? Hükümete karşı yaptığınız sert açıklamalar ana akım medyada size sansür olarak mı geri dönüyor?Medya kuruluşlarının sahiplerinin sadece gazeteleri yok. İnşaat şirketleri, gaz şirketleri de var. Devletle aralarında müthiş bir vergi ve denetleme ilişkisi var. Bugün her seçimden sonra dikkat edersen, gazetelerde rejimi dayatan parti aleyhine yazan gazetecilerden birkaçı seçimden sonra mutlaka iş bırakmak zorunda kaldı.RÜŞVETİN ADI HEDİYE OLDUBir arkadaşım, ‘Attığım bir tweet yüzünden 5. kez hâkim karşısına çıkıyorum’ diyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğunu yapanlar ise daha mahkeme yüzü görmedi! O davalar da düştü. Bunların hepsi olmamış oldu. Hem de adalet eliyle. Rüşvetin tanımı bile değişti. ‘Hediyedir bunlar’ dendi. Bunun bir bedeli olmayacak mı?DENETLENME KORKUSUNDAN BANA İŞ VEREMİYORLARNe çeşit sansürlerle karşılaşıyorsunuz? Mesela ‘Seni şu rol için düşünmüştük ama malum sebeplerden dolayı bundan vazgeçtik’ tarzı bir durum yaşadınız mı?Evet, yaşadım. Zaten bir değil, birkaç durum var ortada. Ama şunu söyleyebilirim ki; bu işlerin başındaki isimlerde ‘Eğer ben Levent’i oynatırsam beni denetlemeye gelirler’ korkusu var. Hiç kimse açıktan açığa emir vermiyor artık. ‘Sen ne yapacağını bilirsin’ diyorlar. Yani ‘Oto sansürü’ meşrulaştırdılar.SİSTEM SENDEN OTOSANSÜR YAPMANI BEKLİYORAltın Portakal’a da Reyan Tuvi’nin uğradığı sansür damgasını vurdu. Ardından da sanatçılar festivale katılan ve katılmayanlar diye iki gruba ayrıştı. Medya ve siyasetteki kutuplaşmanın Portakal’a da yansıdığını söyleyebilir miyiz?Bence söyleyemeyiz. Zaten bu sistem, sanatla ya da sanatçıyla bir arada yürünebilecek bir siyasi mekanizma değil ki. Sanatla uğraşan bütün birimlerin bunu bilmesi lazım. Sistem senden otosansür yapmanı bekliyor. Yani ‘Sen bu filmde nereyi keseceğini benden daha iyi bilirsin’ diyor. Kısacası kişiye 'Ben bu filmi çekersem ve Altın Portakal’a giderse geri döner mi acaba’ korkusunu aşılıyorlar.Bir sanat eserinin değeri seyircinin ilgisiyle ölçülür. Seyirci ona giderse yaşar, gitmezse ölür. Yani ticari bir bağlantı da vardır.Ancak şu açıdan bakacak olursak, Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerini bugüne kadar maksimum kaç kişi izledi? Bu da bir ikilemdir. Çünkü ne olursa olsun o film çok önemli bir ödül aldı. Demek ki sen, bütün sanat eserlerini korumak kollamak zorundasın. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da devlet eliyle öldürülmüş çocukları andı. Düşünsenize! Dönüp bir bakacaksın kendine; ben nerede hata yapıyorum, bu insanları neden mutsuz ediyorum diye düşüneceksin. Olayın temel sorunu şu; biz zamanın ucunda yaşıyoruz. Bütün canlılar, bütün evren aynı tanımlanan zamanı yaşıyor. Zamanı biz anlamlandırdık, bizim için bir şey ifade ediyor, bitkiler için değil. Ama zaten Tanrı da bir tek insan için anlamlı. Zamanın adını koyan, gördüğümüz her şeyin değerini zamanla ölçen yine biziz. Ama bizim yaşadığımız zamanda bizimle aynı zamanı yaşamayan insanlar var. Biz şu anda 2014 yılının ekim ayının son günlerini yaşıyor olsak da 1100 yıl öncesinde yaşayan insanlar var. Günümüzde Amazon topraklarında milattan öncesinin tekniğiyle yaşayan insanlar var. Kısacası herkes kendi zamanını yaşıyor.HEDEFLERİ BENİ DİN DÜŞMANI GÖSTEREREK LİNÇ ETTİRMEKAranızda 1600 yıl fark olan bir adamla aynı zaman diliminde yaşamanın zorluğuna ilaç olur mu demokrasi’ sözü de bu zaman algısına bir atıf mıydı? Oysa kitleler tarafından Hz. Muhammed’e hakaret olarak algılanmıştı…Evet bu söz çok konuşuldu. Hz. Muhammed’i kastettiğim söylendi. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanların inançlarına böyle bir saygısızlık yapılabilir mi? Ben bunu lafın gelişi söyledim. Aynı zamanda yaşadığımız ama yüzyıllar öncesinin kafa yapısına sahip adamla aramda 1600 yıl mesafe var dedim. 1700 de diyebilirdim. Bir tane provokatör milletvekili çıkıp, ‘Peygamber efendimize küfür etti’ diyor. “Aramızda bu kadar mesafe olan insanlarla bir arada yaşamaya ilaç olur mu demokrasi” dedim. Yani ben bugün yaşayan insanlarla aramızdaki zaman ve algı farkından bahsederken beyefendiler benim başıma bir şey gelsin, devlet eliyle birileri bir şey yapsın diye bu sözümü çarpıttılar.HERKES KENDİ MEKKE'SİNİ PARİS'İNİ YAŞADIKatıldığınız bir programdan iktidar olduğu gece önemli sanayici ve iş adamlarını toplayıp ‘Bu saatten sonra ben size karışmayacağım siz de bana karışmayın’ diyen Putin’i Erdoğan’a benzetmiştiniz. Onun da çevresindekilerle böyle bir biat anlaşmasına girmiş olabileceğini mi düşünüyorsunuz?Bunu kendine sormak lazım. Biz hep algılanan üzerinden konuşmaya çalışıyoruz. Çünkü Türkiye’de, halkın isteğine dayalı bir durum varmış gibi algılanıyor. Yani, “Benim yaptıklarımı eğer millet istemezse zaten beni seçmez” durumu var. Ama Türkiye’de aynı zamanda bütün bu olup bitenlerden haberi olmayan yüz binlerce seçmen var. Devlet bir mekanizmadır. Hükümet onu yönetmek için oraya getirilir. Ancak Türkiye’de devlet kalmadı. Yalnızca rejimini dayatan bir parti var. Başka da hiçbir şey yok. Konuşan, derdini anlatmaya çalışan insanlar olsa da ölümle, parasız ve işsiz bırakılmayla tehdit ediliyorlar.Peki doğru olduğuna inandığım şeyi söylemek sadece bana mı düştü?Bu kadar mı kendi dünyanızda yaşayacaksınız? Herkes kendi küçük Mekke’sini Medine’sini, Paris’ini yaşadı ve saflarına çekildi. Peki nasıl bir arada yaşayacağız? Bu sazlar, davullar, zurnalar piyanolar, ne zaman ortak bir orkestrada güzel bir parça çıkaracaklar? Bu adamlar bu parçayı çıkaran adamı, Fazıl Say’ı yasakladılar. Sen böyle bir değeri nasıl yok sayarsın?TÜSAK DEVLETİN MİLYON DOLARLIK RANT KAPISI OLACAKSanat camiasında TÜSAK depreminin yaşandığı dönemdeyiz. Ankara Devlet Tiyatroları müdürlüğünden gelen son istifalarla ‘TÜSAK’ı beğenmeyen gitsin’ durumuna gelmiş gibi görünüyoruz. Sizin duruma bakış açınız nasıl?Kesinlikle ‘Beğenmeyen gitsin’ algısı yerleştiriliyor. Yıllardır bu durumu yürütebilmek için yetiştirilmiş, kıyıda köşede duran insanlar vardı zaten. Onlar da Türkiye sanatının sonunu getirecek olan birimleri, kişileri arayacaklar bulacaklar ve başa getirecekler. Bu sanat buldozerini üzerimizden geçirecekler. Devlet bizzat bu işe el atacak. İstemediği projeyi kabul etmeyecek, istediğini kabul edecek. Nasıl ki basın başta olmak üzere her alanda kendi yandaşını getiriyor. Sanat da buna benzeyecek. Devletin kendisiyle ilgili bütün sanat dallarını zapturapt altına almasının bir yoludur TÜSAK.Bir röportajınızda ‘Muhafazakar sanat olmaz, muhafazakar sanatçı olur’ demiştiniz. Devlet sizinle aynı görüşte değil galiba. TÜSAK’tan bu sonuç çıkabilir mi?Elbette. TÜSAK’la birlikte sanatsal yönden son derece niteliksiz eserleri sahnelemeye çalışacaklar. Gidişat bunu gösteriyor. Bununla ilgili çok büyük paralar alacaklar. Kimse denetleyemediği için de o paralar yok olacak.Maddi bir ranttan mı bahsediyorsunuz?Kesinlikle! Benim TÜSAK’tan anladığım devletin onay vermediği hiçbir şey olmayacak. TÜSAK’tan sonra Kafkas Tebeşir Dairesi oyununu oynayabilecek miyiz? Haktan adaletten bahseden, Arthur Miller’ın Cadı Kazanı oyununu oynayabilecek miyiz? Haksız yere içeri atılan insanların dramını anlatan oyunlar sahnelenebilecek mi?Bu insanlar tarih okumadıkları ve bilmedikleri için bilmiyorlar ama bu dönemler her zaman çok verimli dönemlerdir. Para tatlı gelecek ve insanlar gidip TÜSAK’a hoş gelen oyunları yapacak ama kazandıkları paralarla gidip yine bu sistemi eleştiren oyunları yapacaklar. İşte farkında olmadıkları bu. Para korkudan insanı susturabilir ama kişi yine bildiğini okur.Tüm bu kargaşa arasında hiç çuvaldızı kendinize batırdınız mı? Bir sanatçı olarak çoğunluğun zihnini aydınlatmak için üzerinize düşen her şeyi yaptığınıza inanıyor musunuz? Belki diliniz ağır geliyor, belki de her kesim sizi anlamıyor…Hayır, benim her kesim tarafından anlaşılmak gibi bir derdim yok. Ben doğru bildiğimi söylüyorum. En basit yoluyla anlatmaya çalışıyorum ve bunu da kendi çocuklarıma bırakacağım bir görev olarak görüyorum. Ne bırakacağım onlara? Hanlar, hamamlar bırakırsın da kapıyı açtığında böyle bir ülkede mi olsunlar. Anlayabilmelerinin yolu demek ki bizim konuşmamız değilmiş. Artık tek umudum umarım kötü bir şekilde, canları pahasına anlamazlar. Söylüyorsun anlamıyorlar, anlatıyorsun anlamıyorlar. Bu senin yaptığın meslekle alakalı değil. Vicdanınla ilgili bir şey. Bana ‘Sen siyaset yapma’ diyor. Vicdansız mı olayım yani, gördüğümü söylemeyeyim mi? Terk et git bu ülkeyi beğenmiyorsan diyor. Ne münasebet? Babanın malı mı? Kimin vatanından kimi kovuyorsun?TÜSAK NEDİR?Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK), üyelerini Bakanlar Kurulu’nun belirleyeceği ve kurumun onay vereceği oyunlara maddi destek sağlanacak olması maddesi başta olmak üzere, getirdiği yeniliklerle tartışma yaratan bir yasa tasarısı. TÜSAK’la ilgili sert açıklamalarının ardından Devlet Opera ve Müdürü Rengim Gökmen’in görevinden alınması ve Ankara Devlet Tiyatroları’ndan gelen istifalar yasa tasarısının sanat çevrelerinde uzun zamandır eleştirilmesine yol yol açıyor.İSLAM'A SAYGISIZLIK HADDİM DEĞİLPeki siz İslam dinine ve Müslümanlara saygı duyuyorsunuz öyle değil mi? Burada saygı duymadığınız hükümetin dini algılayış ve rejim üzerinden yansıtış biçimi mi?İslam’a saygı tartışılacak bir şey mi? Ben kimim ki İslam’a saygı duymayacağım. Bütün dinlere saygı duyuyorum. Ben Müslümanlığa, Hıristiyanlığa, Yahudiliğe karşıyım der miyim? Ama Müslümanlar Yahudiliğe karşı. Çıkıp bangır bangır bütün Yahudiler ölsün, Hitler’in eline sağlık diyorlar. Bunu söyleyenler semavi bir dinin mensupları. Ben hiçbir dine inanan insana bunu söylemem.Din düşmanı gibi anılmanızda ve hedef gösterilmenizde ‘Karımdan boşanmamın tek nedeni türban takması olur’ sözünüzün etkisi olabilir mi?Orasını bilemiyorum ama burada bambaşka bir durumdan bahsediyordum ben. Aynı evin içinde yaşadığım insanla dünyanın ayrılmasından bahsediyoruz. Benim sizin dininize saygı duyuyor olmam, kendi hayatımda da böyle bir şey yaşayacağım anlamına gelmez ki. İnsanların kendi inanışları ve kendi dünyalarıyla ilgili bu kadar müdahaleci olmayalım. Bu benim hayatım. İstediğim gibi, inandığım gibi yaşarım.Saygı gösterip, görmediğinizi mi düşünüyorsunuz?Tabii ki. Senin dinin sana benim dinim bana. Ama ülkemizde bu durum yok. Bunun yerine senin inanışını ben kontrol ederim. Benden değilsen öl durumu var.ÖZÜR BEKLİYORUMBu süreçte kime kızgınsınız, hükümet olur, gruplar olur… Hangi konuda özür beklerdiniz?Mustafa Kemal’in ölümünden sonra tarihteki çok önemli şahısların adını kullanarak ve onların yolundan gidiyorum diyerek korkunç şeyler yapan herkesten özür bekliyorum. Hz. Muhammed’in adını kullanarak kötülük yapandan özür bekliyorum.Spesifik olarak örnek vermenizi istesem?Gezi’de öldürülmüş, linç edilmiş, yaralanmış herkesten devletin resmi yollarla özür dilemesini bekliyorum. Bunlara neden olmuş herkesin yargılanmasını bekliyorum.Taşla sopayla saldırmamış, elinde hiçbir şeyi olmayan çoluktan çocuktan özür dilenmesini bekliyorum. Eğer bir gün bu ülkede yine devlet olursa, resmi yollarla özür dilenmesini ve o parkın 4 bir ucuna bu çocukların heykellerinin dikilmesini istiyorum.ASKER YILLARCA ‘DEMOKRASİYE AYAR VERECEĞİZ’ DİYEREK BİZİ BU GÜNLERE GETİRDİTürk halkının kimlik değiştirdiğini düşünüyor musunuz? Eskiden laik, Batı’ya dönük ve askerine güvenen bir halk tanımı vardı. Ve o dönem Türkiye’nin tanımında yer almayan kitleler şu an çok ön planda. Yeni Türkiye’de onlar var…Bunların en büyük sorumlusunu asker olarak görüyorum. Yıllarca Türkiye demokrasisine ayar vereceğiz diyerek bugünlere getirdiler bizi. Kendisinden asla devlet adamı olmayacak kişileri çok büyük yerlere koydular. Gencecik fidanlarını astılar bu ülkenin. Bir kişinin bir yerini kanatmamış insanları astılar bu ülkede. Kan davasına dönüştü her şey. Avrupa’da eskiden düelloyla çözerlerdi sorunları. Gözlerin içine bakarak kılıçla savaşarak. Bizim çok övündüğümüz Anadolu’da ise pusu kültürü vardır. Benim çocuğumu öldürenin ben de çocuğunu öldürürüm durumu yani. Siyasette de bu var. Bu ülkede koskoca TBMM’de ‘Sizler Adnan Menderes ve arkadaşlarını astınız. Öyleyse 3 sizden 3 bizden!’ diyerek intikam aldılar. Düşünebiliyor musunuz?BAKARA MAKARAYI BEN SÖYLESEM ÖLDÜRÜLMÜŞTÜMSizce demokrasi Türkiye’de her an kaybedilebilecek bir sistem mi?Türkiye’de demokrasi yok ki. Demokrasi herkesin hakkının eşit derecede, yarınlarının korunmasıyla olur. Ve kendini kötülere karşı savunmaktan en aciz yönetim biçimidir. Çünkü kötüler fazlalaşırsa demokrasi ölür. Bu bir kavram karmaşası aynı şunun gibi: Biri İslam’ın şartı olduğu için kurban kesiyor, adam orada İslam’ın şartı olarak kelle kesiyor. IŞİD bugün köle pazarlarında insan satıyor. İslamiyet’te bunun yeri var mı?BATI İSLAM’I IŞİD’DEN BİLİYOROnu İslamiyet’le bağdaştırmamak lazım, bir çeşit psikopatlık…Ama İslamiyet’te de bu var. Olmasa yapmazlar. Kafirlerin öldürülmesi var mı yok mu? Cihad yaptığını zannediyor çünkü. Sen Batı’da yaşayanların eline bu kozu veriyorsun. Batı’da yaşayanların hiçbiri İslamiyet’i Hz. Muhammed’den bilmiyorlar. Usame Bin Ladin’den, IŞİD’den biliyorlar.Türkiye’de de bu yanlış anlayışla yıllarca İsmet İnönü’ye saldırdılar, paralardan Atatürk’ü kaldırdı diye. Oysa bunu yapmasının tek nedeni onu tabulaştırmamaktı. Çocuklarına din dersini imamdan aldıran birinden bahsediyoruz. Şu devletin bir lirasının hesabını yapan insandan bahsediyoruz. Bu kadar kendini bilmezlik olmaz. Cehaleti alıp örgütlü faşizme çevirdiler. Bakın eşimle ben Londra’ya gittiğimizde özel bir araca bindik. Türk şoföre rast geldik. Konu nereden geldiyse adam bize ‘Hükümet sağlık konusunda çok önemli işler yaptı’ dedi. Eşim de buna karşılık ‘Öyle deme kardeşim adam bakımsızlıktan ölen çocuğunu çuvalda taşıdı’ deyince şöfor bize ‘O onu şov yapmak için yapıyordur’ cevabını verdi. Algıya, bakar mısınız? Böyle insanla ne konuşulur?Bu ülkede ben etmediğim laf yüzünden linç edildim, adama ettiği laf yüzünden hiçbir şey olmadı. Yenişafak gazetesi yazarı ben Egemen Bağış’ın o partide olmasını hazmedemiyorum dedi. Bu ne demek? ‘Bakara Makara’ cümlesini kabul ediyorum’ demek. O sözü ben söylesem çoktan öldürülmüştüm!Demokrat Haber
Reklam
'İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları' Yeniden Raflarda
Louis Althusser denildiğinde akla hemen Marksizm gelir. Ünlü akademisyenin yapısalcılık okullarına ilgisi olmamasına ve yapısalcılık düşüncesine önemli eleştiriler yöneltmesine rağmen, yapısalcı Marksist olarak kabul görür.Baskısı bulunmayan İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, Ekim 2014 ayında tekrar raflardaki yerini aldı. Kitap Alp Tümertekin çevirisiyle ve İthaki yayın evinin basımı ile biz okuyuculara sunuluyor.Kitabın arkasında ise Ahmet Öz’ün kaleminden;“Karl Polanyi, “yoksulluk” toplumda süren “doğa”dır, demişti. Çoktandır sadece kendilerini ve kendileri gibi düşünenleri ideolojinin dışında, başkalarını da daima ideolojinin içinde gören siyasi, felsefi, dini, ahlaki, kültürel ve etnik kamplarla kuşatılmış haldeyiz. Üstelik her meselede sadece kendilerini haklı başkalarını haksız, kendilerini iyi başkalarını kötü, kendilerini doğru başkalarını yanlış görmekteler. Güzellik ise sadece onlara has, başkaları çirkin de üstelik… Ve en kötüsü, aynı/özdeş olanı dost ve başka/farklı olanı daima (inkar ve asimilasyon işe yaramadığında) imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar, tıpkı “doğa” durumunda olduğu gibi! Althusser, işte bunun, yani ideolojinin neden, nasıl ve niçinini anlatıyor, belli ki kimsenin okuduğu yok bu kitabı!” yazıyor.Süper Karga
Reklam
'Limit Yok' Dizi Oluyor
Bradley Cooper’ın başrolde yer aldığı film, televizyon ekranlarına uyarlanıyor.Yeni başlayan diziler reyting savaşına yenik düştükçe, gişede başarılı olmuş filmleri televizyon ekranlarına uyarlama fikrine, kanallar daha sıcak bakıyor. Bu vaziyete örnek oluşturacak bir haber de CBS’ten geldi: kanal, Bradley Cooper ile Robert De Niro’nun başrollerde yer aldığı 2011 yapımı Limit Yok (Limitless) filmi için, uyarlama çalışmalarına başlandığını duyurdu.Dizinin konusu hakkında ayrıntılı bilgi henüz paylaşılmasa da, filmin bıraktığı yerden devam edeceği ve Brian Sinclair isimli bir karakteri merkeze alacağı biliniyor. Elbette oyuncu kadrosunda Cooper’ın yer alması beklenmiyor, fakat başarılı aktörün dizinin yapımcılarından biri olacağı, gelen bilgiler arasında… Orijinal filmin yapımcılarının yanı sıra, ünlü prodüktörler Alex Kurtzman ve Roberto Orci de dizide yer alacak. Pilot bölümü filmin de yönetmeni olan Neil Burger yönetirken, The 4400 ve Elementary gibi yapımlarda çalışmış Craig Sweeny ise senaristliği üstlenecek.Yazar Alan Glynn'in çok satan romanından uyarlanan 2011 yapımı film, perişan halde yaşayan New York’lu yazar Eddie’yi merkeze alıyordu. Günün birinde beyninin tüm kapasitesini kullanabileceği bir ilaçla tanışan karakter; kısa zamanda paraya, çekiciliğe ve üstün zekaya sahip oluyordu. Ancak çok geçmeden bu yüksek güçün yan etkileri ile tanışıyor ve işler sarpa sarıyordu.Beyazperde
Demet Evgar'ın Twitter Hesabından Yeni Tweetler
Ünlü oyuncu Demet Evgar'ın Twitter hesabı dün akşam hack'lenmiş ve televizyoncu Acun Ilıcalı ile 'Yetenek Sizsiniz Türkiye' yarışmasını eleştiren tweetler atılmıştı.Ünlü oyuncunun hesabını hackleyenler, Evgar'ın hesabı üzerinden yeni mesajlar yayınladı.Bu hesaba bir süreliğine misafir olduklarını ve hesabı Evgar'a geri vereceklerini belirten hacker'lar eleştirilerinin insanları robotlaştıran sisteme olduğunu belirtti.
Türkiye'de İnternet Bağlantı Hızı Son Bir Yılda Yüzde 56 Arttı
Dünyaca ünlü içerik dağıtım ağı ve bulut bilişim sağlayıcısı Akamai, daha önce de içerisinden bazı rakamları sizlere aktardığımız State of Internet raporuyla her defasında dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Akamai son olarak söz konusu raporda 2014 yılı 2. çeyreği için; EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesinde en hızlı internet bağlantı hızına sahip olan ülkeleri paylaştı.Akamai’nin paylaştığına göre ülkemizdeki -2014 yılı 2. çeyreğinde- ortalama internet bağlantı hızı 5,5 Mbps. Bu arada bağlantı hızımız 2014 yılı 1. çeyreğine göre yüzde 10, geçen seneye göre de yüzde 56 artış göstermiş. Bu artışta internet paketlerindeki indirimli fiyat ve gelişmiş hız seçeneklerinin etkili olduğunu söyleyebiliriz.Diğer yandan EMEA bölgesinde en hızlı internete sahip olan ülke 14,9 Mbps ile İsviçre olurken, geçen seneye göre en büyük ivmelenmeyi de yüzde 58 ile İrlanda göstermiş. Detayları hemen aşağıdaki grafikte bulabilirsiniz. (ÇtÇ: çeyrekten çeyreğe değişim oranı ve YdY: yıldan yıla değişim oranı)Webrazzi
Banksy'nin Sokak Sanatından Öğrenebileceğimiz 15 Önemli Hayat Dersi
İnsanı ilk görüşte hayretlere düşüren yeteneği ile sokaklara mükemmel resimler yapan Banksy, artık dünya çapında bir sanatçı diyebiliriz. Gizemli kimliği ve sosyal medya ortamlarına katılmayı reddetmesiyle, bu sanatçı çok daha büyük bir ilgi merkezi haline gelmiş durumda. Görünen o ki, Banksy, grafiti sanatını bir iletişim aracı olarak kullanıyor. Sanatını, dünyanın kalabalık şehirlerinde, herkesin görebileceği yerlerde gerçekleştiren sanatçı, aslında iletmek istediği bir takım sosyal ve politik mesajları suratlarımıza çarpıyor. Banksy'nin öyle çalışmaları var ki, bir an için durmalı ve düşünmeliyiz onlar hakkında çünkü bu çalışmalar, her gün düşünmekten kaçındığımız bazı gerçekliklerin derinliklerine taşıyor bizi ve yaşadığımız hayatı sorgulamamıza sebep oluyor. İşte Banksy'nin bazı önemli çalışmalarından alabileceğimiz 15 önemli hayat dersi;
Reklam