Şarkılarıyla 10 Unutulmaz Jim Carrey Filmi
Oyunculuk biraz garip bir meslek aslında. Üzerinize hangi rol yapışıyorsa karakteriniz de bir anda ona dönüşüveriyor! Belki de bunun en önemli örneği Jim Carrey'dir desek katılanlar mutlaka olacaktır. Ama biz size üzerine yapıştığı gibi 'salt ciddiyetsiz' bir karakterden değil, her türden rolü başarıyla oynayan bir sinema efsanesinin filmlerinden bahsedeceğiz. Şarkılarıyla 10 unutulmaz Jim Carrey filmini sizler için derledik.
"Daha Fazla Yasakla Yaşama Alışkanlığı, Sigaradan Daha Kötü Bir Alışkanlıktır"
Televizyonun “asi çocuğu” olarak tanınan ve kendisini “Televizyondaki en dürüst ve tek ‘ikon kıran’ herifim” diye tanıtan Okan Bayülgen , geçtiğimiz günlerde bir kafede sigara içenlere tepki gösteren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ’a bir ricada bulundu. Bayülgen, “Sigara konusunda Sayın Cumhurbaşkanımız'a söyleyeceğim de şu; her gün daha fazla yasakla yaşama alışkanlığı, sigaradan daha kötü bir alışkanlıktır. Onun sigara konusunda hassas olduğunu, etrafta sigara içen var mı diye baktığını biliyorum, bundaki samimiyetine inanıyorum. Çok içten bir şekilde sigarayı zararlı buluyor. Fakat ben Cumhurbaşkanlığı makamının çocuklarda obezite ve genetiği değiştirilmiş gıdalar gibi sigaradan çok daha tehlikeli konularda ilgisini de rica ediyorum” dedi.Gezi Parkı direnişi sırasında polislerle çektirdiği fotoğraflar nedeniyle eleştirilen Bayülgen, “Sanatçıların, kanaat önderlerinin, toplumu yönlendirenlerin çocuklar üzerinden politika yapmasından büyük üzüntü duyuyorum. Gezinin amacı neyse ben hâlâ oradayım. Asıl gençleri afişleştirip 'devrim şehidi' diye bayraklaştıranlar dönektir” diye konuştu.Yakında müzik albümü çıkartacağını açıklayan Okan Bayülgen, yeni projesini “İçinde ucuz seks olmayan bir albüm yapacağım” diye tanımladı.Okan Bayülgen, Star TV’de başladığı “Dada Dadanista” programında neler yapacaklarını anlatırken, yapımcı Acun Ilıcalı için, “Acun'u başarısız ya da üretimsiz bulmuyorum. Fakat onun benimle ilgili sorunları var. Bu yüzden de geçen sene Star'da çalışamamamın nedeni Acun'un ambargosudur. Kendisini severim ama yaptığı işleri sevmem. Elalemin formatının alınıp bize daha da fena bir şekilde kakalanmasını anlamıyorum açıkçası” dedi.Eşi Şirin Ediger ’den boşanma sürecini anlatan Bayülgen, “Anne, baba ve çocuk arasındaki hassas ilişki medyaya açılacak bir durum değildir. Herhangi bir velinin çocuğuma okulda 'Şurada okudum, burada okudum, şöyle olmuş, böyle olmuş' demesini istemiyorum. Çünkü hayatta tek zaafım olan insan çocuğum. Bu toplum sevdikleri insanlar evlendikleri ve çocukları olduğu zaman sevinçle karşılar, onları bağırlarına basar. Fakat Türk aile yapısında kimse üzüntülerini, acılarını bağıra bağıra ifşa etmez ve açığa vurmaz. Bu konudaki tutumum da sonuçlarını vermiştir ve olay magazin bombası olarak patlamamıştır. Yazılır çizilir o başka... Ayrıca Şirin ve benim medeni halimiz ne olursa olsun biz hâlâ aynı evde beraber yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.Hürriyet gazetesinden İzzet Çapa ’ya konuşan Okan Bayülgen yeni projelerini, televizyon programını ve ilişkilerini anlattı. Çapa’nın “Ben polislerle fotoğraf çektirmedim, polisler benimle fotoğraf çektirdi” başlığıyla yayımlanan (9 Kasım 2014) söyleşisi şöyle:Bunca senedir televizyondan yüzlerce isim geldi geçti ama ekranın 'asi çocuğu' Okan Bayülgen ile 'evin uslu çocuğu' Beyaz'ın yerini kimseler dolduramadı.Okan, buluştuğumuzda yeni kanalı için hazırladığı şovunun son rötuşlarıyla meşguldü. 20 yılda çizdiği yaramaz çocuk imajından aslında gayet memnun ama müzmin rakibine inceden laf atmadan da duramıyor:'Ailenin iyi çocuğundan ne beklersin? Okulunu bitirmesini, askerliğini yapmasını, bir an önce evlenmesini ve çoluk çocuğa karışmasını değil mi? Bak ben evlendim, çocuk da yaptım. Halbuki Beyaz ne evlenebildi ne de çocuk yaptı ama hâlâ Türkiye'nin demirbaşı olarak oturuyor koltuğunda. Asi çocuk ise sürekli yaramazlık yapıp azar işitiyor...'Buyrun muhabbetimize...Bir nesil seninle, sen de onlarla 'büyüdün'. Karşımdaki 50'sine merdiven dayamış Okan artık gençleri anlayamıyor, onların kodlarını çözemiyor olabilir mi?Merdiven falan dayamadım, tas tamam 50 oldum.Hassas da olmuşsun baksana! Sorumu tekrarlayayım mı Okan 'Amca'?(Gülüyor) Gerek yok teşekkürler. 50 yaşındaki bir adamın gençleri anlamak ya da onlar tarafından anlaşılmak gibi bir derdi yoktur. Asıl gençler o 50 yaşındaki adamın ürettiklerini anlamalı. Tabii adam da o üretimi gençleri anlayarak yapmalıdır.Yahu ne bu şimdi, tekerleme mi yoksa felsefeye giriş derslerine mi başladık?Şaka bir yana sosyal medyada, sözlüklerde beni öven veya eleştirenlerin yaş ortalaması 16 ile 30 arasında. Demek ki bu 50'lik dediğin adamla uğraşan hiç akranı yok. Dolayısıyla benimle iyi ya da kötü anlamda uğraşanlar zaten yine gençler. Benimle yetişen nesil çok mutluyum ki beni sorgulamaya devam ediyor. Çünkü ben hiçbir zaman bir popçuya, siyasetçiye kayıtsız şartsız duyulan hayranlığı arzu etmedim. Yemek de yesem, içki de içsem gittiğim her yerde onların sorgulaması hoşuma gidiyor.Sendeki şeytan tüyüne kayıtsız kalmak da imkansız. Eğri oturup doğru konuşalım, son iki sezondur yaptığın programlar tutmadı. Ama hooop yine sendeki 'tüy devreye girdi' ve yeniden dört büyük kanaldan biriyle anlaştın.Aslında geçen sene performansım daha yüksekti fakat TV8 gibi küçücük bir kanalda yarattığım etkiyi Show TV'de yaratamadım. Bir kanalın şartları ve algısı programı fazlasıyla etkiler. Şimdi tabii ki Star'da başka bir efekt olacak. Eğlence sektöründeki insanların işi ne olursa olsun çalışmaktır. Ben çevremdekilere, karıma, hatta çocuğuma hep aynı şeyi söyledim ve söylüyorum.Bize de söyle de biz de bilelim..'Baban pavyonda çalışıyor kızım' diyorum. Birisi bana 'Okan Bey siz de çok geç uyanıyorsunuz' dediğinde, 'Evet kardeş pavyondaydım, her gece pavyonda çalışıyorum, sabahları da geç kalkıyorum' diye cevap veriyorum. Bizim işimizde esas her ne olursa olsun sahneye çıkmaktır. Televizyon sektörü şu anda yaşadığı gibi bir takım çalkantılar geçirebilir. Bak mesela geçen senelerde 15 reyting alan diziler artık 5'e bile ulaşamıyor.Dizi sektörü bitiyor mu dersin?Yok bitmez, dediğim gibi sadece çalkantılı bir dönemden geçiyor. Fakat gerek dizilerde gerekse diğer formatlarda işler istenildiği gibi gitmezse bütün suç ya başrole ya da göz önünde olan adama yıkılır. Bu da bizim sektörümüzün bir başka kuralı. Benim programa gelince, aslında geçen sene bizim için başarısız bir sezon değildi.Ama bir Okan Bayülgen klasiği olabilecek başarıda da değildi...Tamam değildi ama aslında reytinglerim yedi sezon süren 'Zaga'daki herhangi bir seneye benziyordu. Zaten uzun yol koşanlarda reytingin çok da önemi olmamalı. Reytingleri yerle yeksan efsane programlar vardır. Ancak insanların üzerindeki etkileri reytinglerin çok dışındadır. İşte o yüzden bunca farklı kuşaktan insanlar 'Seninle beraber büyüdük' diyorlar bana.Bizler için Beyaz ailenin iyi, sen ise asi çocuğuydun hep. Evlendin, baba oldun, yaşlandın ve bu 'rolden' artık çıktın mı dersin?Ailenin iyi çocuğundan ne beklersin? Okulunu mükemmel şekilde bitirmesini, kaçmadan askerliğini tamamlamasını, bir an önce evlenmesini ve torunlar vermesini değil mi? Ben evlendim, çocuk yaptım, her seferinde yeni bir şey deniyorum. Başarı ve başarısızlıklarla dolu 20 sene geçirdim. Halbuki Beyaz ne evlenebildi ne çocuk yaptı ama Türkiye'nin demirbaşı olarak oturuyor koltuğunda. Asi çocuk ise sürekli yaramazlık yapıp azar işitiyor. Beyazıt'ınsa bir tane bile başarısızlığı yok. O hep başarılı, benim tüm geçmişim ise başarısızlıklarla dolu.Yok artık o kadar da değil...İnan bana o kadar... Risk almak, kanal değiştirmek, büyük bir kanaldan küçük bir kanala gitmek, şöhretinin biteceğinden korkmamak, gençlerin her zaman yanında olmak. Bunların hepsini yapıyorum.Bunları bizim için değil de kendin için yapmış olmayasın... Kanal D gibi Türkiye'nin en büyük kanalını bırakıp, 'Ben Okan Bayülgen'im, en ufak kanalda bile iş yaparım' diyerek egonu tatmin etmeye çalıştın gibi geliyor biraz bana...Evet doğru…Sanki egon çoğu zaman 'pusula' görevi yapıyor senin için. Bazılarına göre Gezi olayları sırasında elinde kitapla toplumu harekete geçirdin. Sonra 180 derece dönüp, ertesi sene polislerle selfie çektirdin...Polisleri başka bir ülkeden getirmiyoruz ki! Onlar da bizim vatandaşımız. Olayların içinde o kadar çok Gezici polis tanıdım ki inanamazsın.İnanırım da senin bunları inanarak söylediğine inanır mıyım, bilemem...Demagoji yapmıyorum burada. Bazı polis arkadaşlarım Gezi adına Twitter'da yazılanlardan çok daha sert şeyler söyleyebiliyorlar. Bütün mesele polis deyince 'Türkiye'nin polisi' diye bir kavramı karşına almamakta. Yani bu kadar kaba saba olmamak gerek. Slogancılık ya da bir takım zümreleri milliyetçiler, Kürtler, polisler, AKP'liler şunlar bunlar diye ayırmak, gençleri ağır bir kafa karışıklığına düşürüyor.Senin yapmaya çalıştığın ne peki?'Bir de böyle düşün kardeşim' demek lazım. Bir kere ben polislerle fotoğraf çektirmedim, polisler benimle fotoğraf çektirdi. Ayrıca herkes benimle fotoğraf çektirebilir. Belki bugüne kadar bilmeden katillerle ya da çok daha acayip mesleklerden adamlarla fotoğraf çektirmişimdir. Polislerle neden çektirmeyeyim ki? Polislik bana göre inanılmaz saygıdeğer bir meslektir.O zaman net olarak sorayım, Okan Bayülgen dönek mi?Ben değil, Gezi'nin ruhunu siyasi pompaya dönüştüren herkes dönektir. İnsanlar beni daha çok onaylasınlar diye genç adamları ateşe sürükleyerek kazanacağım sevgi ya da siyasi popülerlikle ilgilenmiyorum. Ufacık çocukların fotoğraflarının üzerine 'devrim şehidi' yazmak, 'ah ah, vah vah' diye siyasi polemiklere konu etmek bir takım insanların hoşuna gidiyor olabilir. Ama sonuçta benim için gencecik bir çocuk ne olduğu belli olmayan konjonktürde hayatını kaybetmiş. Ailesi perişan olmuş ve hakkı olan hayatı yaşayamamıştır. Yarın bu konjonktür bambaşka bir yere döndüğünde o çocuklar öldükleriyle kalacak. Sanatçıların, kanaat önderlerinin, toplumu yönlendirenlerin çocuklar üzerinden politika yapmasından büyük üzüntü duyuyorum. Gezinin amacı neyse ben hâlâ oradayım. Asıl gençleri afişleştirip 'devrim şehidi' diye bayraklaştıranlar dönektir.Duyduğuma göre müzik piyasasına da el atıyormuşsun... 'Yetişkin albümü' yapacakmışsın... Ne demek bu Allah aşkına? İnsanın aklına 'iki film birden' gibi şeyler geliyor.Aklına bunun gelmesi normal. Çünkü hepimizin algısı hep seksüel çıkışlar peşinde. Birisi bir şey söylediği zaman 'Acaba seksle ilgili olabilir mi?', 'Lütfen seksle ilgili olsun' diye geçiriyoruz aklımızdan sürekli. Zaten seksten başka satan bir şey de yok. Beyonce, o Amerikan kaportası gibi kıçını yıllardır bu nedenle satabiliyor. Kim Kardashian sandala poposunu bu yüzden seriyor. Çünkü geriye satacak başka hiçbir şey kalmadı. Yetişkin albümü ise seksle ilgisi olmayan entelektüel bir iş. Öyle çok satan 'muck muck' yok! Anlatabildim mi?Anlatamadın Okan, birazcık daha açsana...İçinde ucuz seks olmayan bir albüm yapacağım. 12-13 yaşından sonra çocuklara sadece seks veriyoruz zaten. Herkes Tarkan gibi 'Gel gel güzelim acımayacak' diyor. Yıl olmuş 2014, Tarkan klibindeki kızı hâlâ kendine çekip bunları söylüyor. Bunun ne ilginçliği vardır anlamıyorum.Adam seviliyor, iş yapıyor, albümü tutuyor...Ben onu bilmem. Son 25 senedir 'muck, fuck, buck' falan filan diye bize aynı şeyleri söylüyor.Neyse Tarkan'ı bırakalım da senin albümüne gelelim.Grup müziği yapıyoruz. Şarkı söylemiyorum. Gençlerin dinleyeceği, akıllıca sözleri olan ve sofistike bir çalışmadan bahsediyorum.Cinsellik içermeyecek yani...Aksine çok fazla cinsellik içerecek ama öyle bayağı bir şekilde değil.Yıllardır birebir aynı olmasa da seni hep benzer programlarda izledik. Star TV'de başlayan 'Dada Dadanista'yı neden seyredelim peki, diğerlerinden farkı ne olacak?Şimdi biz Jay Leno'nun yerine geçen Jimmy Fallon'a, 30 küsur senedir program yapan David Letterman'a ya da Conan O'Brien'a 'Ya kardeş bu sene yeni ne var?' diye sorsak, adamlar 'Koltuk var, masa var, bir de konuk geliyor' diye cevap verir. Talk show'cular böyle soruları kolay cevaplayamazlar. Aslına bakarsan zaten Amerika'yı yeniden keşfeden de yok.Eski tas eski hamam yani...Değişim konusunda 20 senedir en çok debelenen benim. Yeni programda da farklılıklar olacak tabii ki. Ama sonuçta ben televizyondaki en dürüst ve tek 'ikon kıran' herifim. Bir sürü ünlünün bana gelmemesinin nedeni, programda çok basit coğrafya soruları sormamdan kalan korkularıdır. 'Okan bize şöyle yapar böyle yapar' derler hep. Halbuki Okan kimsenin gırtlağını sıkmış mı bugüne kadar? Okan'ın programlarında skandal çıkmaz. Ama dikkat edersen televizyon tarihimiz, kadın programlarındaki 'edeplilerin' skandallarıyla doludur.Ama Okan hep 'öcü'...Birinin ağzından yanlış bir laf kaçtıysa bile Okan kapatmıştır bu konuyu. Yani konuğu aslında en güvenli hissettiren Okan'dır. Sadece 'Türkiye kaç bölgeye ayrılır?' sorusu yüzünden bütün bir pop dünyası bana gelmeye tereddüt ediyor. Hatta dizi yapımcıları sadece Cumhuriyet Bayramı'yla ilgili ilkokul seviyesinde bir soru gelebilir diye oyuncularını bana göndermiyor. Çünkü yapımcı 'Bizim oğlan dizide çok akıllı görünüyor, ya bir anda gerizekalılığı ortaya çıkarsa' diye düşünüyor. Halbuki ben kimsenin ağzından laf almaya çalışmam, onun yerine de konuşurum, filmini onun yerine de överim, dizisinden onun yerine de bahsederim.Valla ne yalan söyleyim ben o eski huysuz Okan'ı özledim...Sen huysuz Okan istiyorsan ben huysuz olurum.Bu kadar laf ettikten sonra bakalım kolay konuk bulabilecek misin programa?Türkiye'de konuk sıkıntısı var. Herkes karizmanın televizyona çıkmamaktan geçtiğini zannediyor. Halbuki hepsi bayılıyor...Tarkan'ı senin karşında görmek isterim doğrusu...Tarkan'ı kesinlikle çağırmam. O da zaten gelmez. Beyaz, kendi programına çıkarmak için bir kampanya yaparsa desteklerim ama kendi programıma asla istemem...Hoppala! O niye?Çünkü Tarkan bir 'proje adam'. Hâlâ yaşamaya başlamadı. Hepimiz etten kemikteniz, hatalar yaparız. Hatalarımızla da mutlu oluruz ve insanlar bizi böyle sever. Kimse üzerinde kurdelasıyla duran bir paketi sevmez, en azından ben sevmem. Tarkan arada düşmeli, yanlış yapmalı, kendini devamlı hediye paketi gibi durmaktan kurtarmalı...Doğru söyle yeni program için sen mi gidip kanalın kapısını çaldın?Hayır, onlar çağırdı tabii ki. Nasıl eskiden Beyazıt ile birlikte Kanal D'nin yüzüysem şimdi de Star'ın yüzü olmaya geldim.Acun'un boşluğunu seninle doldurmaya çalışıyor olabilirler mi?Kesinlikle Acun'un boşluğu benimle dolamaz. Çünkü Acun prime time'da format yapan bir adam. Ben format program yapmıyorum. Benim her sene yaptığım şey tamamen kendi üretimimdir.Acun da kendi üretimini yapıyor.Hayır Acun tamamen format yapıyor. O formatları da kimseye böyle 'Al tepe tepe kullan' diye vermiyorlar. Uyulması gereken belirli kurallar var. Yanlış anlaşılmasın Acun'u başarısız ya da üretimsiz bulmuyorum. Fakat onun benimle ilgili sorunları var. Bu yüzden de geçen sene Star'da çalışamamamın nedeni Acun'un ambargosudur. Kendisini severim ama yaptığı işleri sevmem. Elalemin formatının alınıp bize daha da fena bir şekilde kakalanmasını anlamıyorum açıkçası.Reytinglerini mi kıskanıyorsun adamın yoksa?Kıskansam söylerim. Bugüne kadar bir sürü adam yetiştirdim. Kimseyi rüyamda görmek, sabah kalktığımda öfkelenmek, çekememek gibi bir derdim olmadı. Aksine asıl mutluluğun birini kıskandığın zaman yüzüne açık açık söylemek olduğunu gördüm. Beyazıt'a, Yılmaz'a, Cem'e bin kere söylemişimdir 'Dehşete düştüm, bayıldım' diye.Dün gece konukların arasında Osmantan Erkır da vardı... Şirin'den intikam mı almak istedin?Yahu ne alakası var? Osman, Şirin'in ilk eşi olabilir ama aynı zamanda başarılı bir televizyoncu ve şimdi de uluslararası Gogglebox'ı yapıyor. Ayrıca nefis bir adam. Şirin'le karşılaştıklarında, onlar boşanmış oldukları için belli bir mesafede dururlar, bense sanki eski karısı benmişim gibi koşar sarılırım Osmantan'ın boynuna.İlgi çekmek için davet etmedin yani?Yahu niçin böyle bir şey yapayım, ben kimi bu sebeple çıkarmışım ki bugüne kadar programıma? Sadece cumartesi geceleri seyircinin ilgisini çeksin diye bir takım insanları çağırırım.Konuklarından biri de Mesut Yar'dı. Daha ne kadar birbirinize iade-i ziyaret yapacaksınız merak ediyorum...Hep soruluyor ya, 'Okan ve Beyaz'dan sonra kim gelecek?' diye; bizden sonra gelecek 'genç' Mesut Yar'dır. Ama tabii genç kelimesini tırnak içine almak lazım. Mesut genç değil ama ne yapsın, ancak meşhur oldu.Kanalda bir sansür mekanizması olacak mı?Bana bugüne kadar hiçbir kanalda sansür uygulanmadı ki...Boşanmanızla ilgili 'Gerizekalılar bunları uyduruyor, yazanlar da kanıtlasın' diye konuştun sonra Şirin bir anda çıkıp boşandık dedi...Anne, baba ve çocuk arasındaki hassas ilişki medyaya açılacak bir durum değildir. Herhangi bir velinin çocuğuma okulda 'Şurada okudum, burada okudum, şöyle olmuş, böyle olmuş' demesini istemiyorum. Çünkü hayatta tek zaafım olan insan çocuğum. Bu toplum sevdikleri insanlar evlendikleri ve çocukları olduğu zaman sevinçle karşılar, onları bağırlarına basar. Fakat Türk aile yapısında kimse üzüntülerini, acılarını bağıra bağıra ifşa etmez ve açığa vurmaz. Bu konudaki tutumum da sonuçlarını vermiştir ve olay magazin bombası olarak patlamamıştır. Yazılır çizilir o başka... Ayrıca Şirin ve benim medeni halimiz ne olursa olsun biz hâlâ aynı evde beraber yaşıyoruz.O halde İstanbul anne ve babasının ayrıldığının farkında değil?Biz ayrılmadık ki... Cevabım bu, bitti!Bir röportajında mastürbasyon yaptığını anlatıyorsun, şimdi de çaktırmadan 'Özel hayatıma girme' mesajı veriyorsun. Ne iş?Benim gençliğimde bile mastürbasyon yapmama hiç fırsat kalmadı.Ne demek şimdi bu... Yapmadıysan röportajında neden bahsettin?Ben bazı kavramları yer değiştirerek kullanırım. Mastürbasyon dediysem onu elle istimna olarak algılamak da o cahilin sorunu...Bana mı laf soktun anlamadım.Seni kastetmedim (Gülüyor).Gazeteler boy boy senin Selin Atasoy'la aşk yaşadığını yazdı. Gerçekten bir ilişki yaşıyor musun yoksa ilişki yaşayıp arkasında duramayacak kadar zayıf karakterli misin? Zaten dulsun, neyi saklıyorsun?Onur Baştürk bizi iş ortağı olarak yazdı. Hakikaten de bir yazar ajansımız var Nişantaşı'nda. Çok uzun senelerdir tanışıyoruz, Selin de bilinen bir isim. Boşandıktan sonra gözlerin iş ortağıma çevrilmesi çok normal.Deniz Seki de zamanında seninle ilgili ağır bir suçlamada bulunmuştu...Beni neden suçlamış hiç bilmiyorum. Deniz'le güzel bir arkadaşlığımız oldu, bu sebepten yaşadıkları tabii ki beni çok ilgilendiriyor. Ama bunun yanında bir nişanlısı var, benden sonra da arkadaşlıkları oldu. Burada artık konuşmak adına bana bir şey düşmez. Ama Deniz'in şarkıcılığına, ayrıca kendisine olan hayranlığımı hep dile getirdim ve getiriyorum.Üniversitedeki bir söyleşin sırasında sigara içiyorsun diye seni taciz eden kişinin canına okumuştun. Ya o öğrencinin yerinde Cumhurbaşkanımız olsaydı...Beni sigara içerken taciz eden üniversite öğrencisi değildi. Konuşmaya dışarıdan katılmıştı. 200 metre ötemde, yanmamakta olan sigaramdan rahatsız olan hanım galiba bu konuyu kafasına biraz fazla takmıştı. Sigara konusunda Sayın Cumhurbaşkanımız'a söyleyeceğim de şu; her gün daha fazla yasakla yaşama alışkanlığı, sigaradan daha kötü bir alışkanlıktır. Onun sigara konusunda hassas olduğunu, etrafta sigara içen var mı diye baktığını biliyorum, bundaki samimiyetine inanıyorum. Çok içten bir şekilde sigarayı zararlı buluyor. Fakat ben Cumhurbaşkanlığı makamının çocuklarda obezite ve genetiği değiştirilmiş gıdalar gibi sigaradan çok daha tehlikeli konularda ilgisini de rica ediyorum.Vay vay vay istediğin zaman kibar da olabiliyormuşsun...Çünkü bir şey istiyorum. İnsan bir ricada bulunurken edepli ve yumuşak konuşur.Fotoğraf çekiyorsun, TV programı yapıyorsun, filmde oynuyorsun, tiyatro yönetiyorsun... Bu liste uzar gider... Maymun iştahlı bir adam mısın?Hayır değilim. Her sektörde kıran kırana bir rekabet var. Fotoğrafta, seslendirmede Türkiye'deki sayılı adamlar arasındayım. Çektiğim reklam filmlerinin de, yönettiğim oyunların da hiçbiri başarısız olmadı. Televizyonda da herhalde bana başarısız diyemezsin. Sinema desen, o da gayet iyi...Niye filmlerde göremiyoruz artık seni?Film çekmekten çok sıkılıyorum, o yüzden de çekmiyorum. Dahası var mı?Senin yapamadığın güzel filmlere Cem Yılmaz, televizyonda gösteremediğin istikrara Beyaz, yıllardır hayalini kurduğun kanala da Acun sahip oldu…Cem'i çok seviyorum ama gişeye oynadığı filmleri değil. Yılmaz'ın filmlerine, Beyaz'ın istikrarına bayılıyorum.Röportajın Devamı İçin
Robin Williams'ın Otopsi Raporu 'Temiz' Çıktı
Evinin yatak odasında ölü bulunan Amerikalı aktör Robin Williams’ın vücudunda alkol ya da uyuşturucu izine rastlanmadı.Williams’ın 11 Ağustos’ta Kaliforniya’nın kuzeyindeki evinde intihar ettiği bildirilmişti.Marin County şerifliğince açıklanan otopsi raporunda Wiliams’ın birtakım reçeteli ilaçlar kullandığı, ancak söz konusu ilaçların tedavi amaçlı konsantreler olduğu belirtildi.Adli tıp, Am.erikalı aktörün kendisini asması sonucu nefessiz kalarak öldüğüne hükmetti.Cumhuriyet
14 Adımda Şair Ceketli Çocuk 'Kazım Koyuncu'
Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy (Pançol)'de, 7 Kasım 1971 tarihinde doğmuşsa da nüfusa geç kaydedildiğinden dolayı resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972'dir.[1] Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başlamış, çocukluğu, 'üstadım' dediği, 'Kemençeci Yaşar' lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçmiştir
Reklam
Siyah Beyaz Zamanların En Stil Sahibi 18 Aktörü
20. yüzyılın ortaları erkeklerin stilleriyle fark yarattıkları yıllardı. Bugün Mad Man dizisinden aşina olduğunuz briyantinli saçlar, iyi terzilik eseri takımlar, jilet gibi gömlekler ve daha da önemlisi siyah beyaz fotoğraflarda büyüleyici stiller günümüzde de bu aktörleri 'en beğenilenler' arasına sokmayı başarıyor.
Reklam
AC/DC Davulcusu Phil Rudd'ın Davası Düştü
Avusturalyalı hard rock grubu AC/DC'nin davulcusu Phil Rudd hakkındaki 'cinayet planladığı' yönündeki suçlamalar düşürüldü.Phil Rudd'ın avukatı, müvekkili hakkındaki suçlamanın düşürülmesinin kanıt yetersizliğinden kaynaklandığını söyledi.Avukat Paul Mabey, bu suçlamanın hiçbir zaman yapılmamış olması gerektiğini ve müvekillinin suçlamayla ilgili 'her türlü yasal yola' başvurmayı düşündüğünü belirtti.Mabey, bu iddialar çevresinde dönen 'propogandanın' ve 'sansasyonel haberciliğin' müvekkiline 'tarifsiz' zarar verdiğini söyledi.Phil Rudd, hâlâ uyuşturucu bulundurmak ve ölümle tehdit etmek suçlamalarıyla karşı karşıya.Ancak avukatı Mabey uyuşturucu suçlamalarını 'küçük ve önemsiz' olarak değerlendirdi ve müzisyenin 'ölümle tehdit etmek' suçlamasına karşı kendisini savunacağını belirtti.Rudd, bu suçtan ceza alması halinde en fazla yedi yıl hapis yatacak.AC/DC daha evvel yaptığı açıklamada planladıkları turnelerin Phil Rudd hakkındaki haberlerden etkilenmeyeceğini söylemişti.AC/DC, tüm zamanların en çok kazanan müzik gruplarından biri olarak kabul ediliyor.Phil Rudd, Yeni Zelanda'da cinayet planlamaya teşebbüs etmekle suçlanmıştı.Polis, Perşembe günü 60 yaşındaki müzisyenin Yeni Zelanda'nın North Island bölgesindeki evine baskın düzenlemiş ve Rudd, mahkeme karşısına çıkarılmıştı.Rudd, kefaletle serbest bırakılmış ve mahkeme, Rudd'ın iddia edilen suçlamayla alakalı kişilerle iletişim kurmasını yasaklamıştı.Ancak davacı avukat Greg Hollister-Jones, Cuma günü yaptığı açıklamada davayı tekrar gözden geçirdiklerini ve ellerinde yeterli kanıt olmadığı sonucuna vardıklarını söyledi.Yerel medya, Rudd'ın 'cinayet planlarının' iki adamı hedeflediğini öne sürdü. Hakim, bu iki ismin yanında, planlarda yer aldığı iddia edilen tetikçinin isminin de gizli kalmasına hükmetti.'Kastedilen tetikçi', Yeni Zelanda Herald Gazetesi'ne verdiği demeçte 'meselenin çok abartıldığına inandığını' söyledi. Kendini tetikçi değil, 'aile babası' olarak tanımlarken, dostu olarak gördüğünü belirttiği Rudd'a yöneltilen suçlamaların 'boş laf' olduğunu ifade etti.BBC'nin Sydney muhabiri Jon Donnisson, Phil Rudd davasıyla ilgili gelişmelerin Yeni Zelanda polisi için küçük düşürücü olacağını söylüyor.Rudd, 27 Kasım'da tekrar mahkeme karşısına çıkacak. AC/DC ise yeni albümünü 2 Aralık'ta piyasaya sürecek.Davulcu Rudd, 1983 yılında AC/DC'den çıkarılmış, 1994'te gruba tekrar katılmıştı.Öte yandan, grup üyelerinin son günlerde ortaya çıkan bir fotoğrafında Rudd'ın olmaması, internette davulcunun grupta hâlâ var olup olmadığı söylentilerine yol açtı.AC/DC, Avusturalya'dan çıkan en büyük müzik gruplarından biri. Grup aynı zamanda tüm zamanların en fazla kazanan müzik gruplarından biri olarak görülüyor.'Highway to Hell', 'You Shook Me All Night Long', 'Back in Black', 'Hell's Bells' ve 'Dirty Deeds Done Cheap', grubun en ünlü hit parçaları arasında.Grup 1973'te Malcolm ve Angus Young kardeşler tarafından kuruldu. Young kardeşlerin isim babası olduğu grubun adı, logolarındaki şimşek işaretindeki gibi 'alternating current direct current' (alternatif akım doğru akım) sözünün kısaltmasından geliyor.Baş gitarist Angus, konserlerinde sık sık okul üniforması kostümü giymesiyle de biliniyor.2014'te Malcolm'ın rahatsızlığı sonucu ayrılmasına dek, grubun asla değişmez iki üyesi Young kardeşlerdi.Yıllar geçtikçe bir düzineden fazla kişi gruba katıldı; 1980'de alkol zehirlenmesinden ölen merhum şarkıcı Bon Scott da buna dahildi.Grup, 2003'te Rock and Roll Hall of Fame (Şöhretler Kulübü) resmi üyesi oldu.BBCTürkçe
Victoria's Secret, 'Mükemmel Vücut' Sloganını Çekmek Zorunda Kaldı
Dünyaca ünlü iç giyim markası Victoria’s Secret geri adım atıp ‘mükemmel vücut’tan vazgeçti.Firma yeni reklam kampanyasında modelleri üzerinde ‘ mükemmel vücut ‘ ifadesini kullanmış; zayıflığın mükemmellik olarak sunulmasına tepki yağmıştı. İfadenin kaldırılması için imza kampanyası başlatılmıştı.Victoria’s Secret’s’ın reklamda kullandığı sloganın kadınların güveniyle oyun oynadığı belirtilen kampanyada, “Kadınlara zayıf vücut üzerinden mükemmellik anlayışı dayatılıyor ve zararlı bir mesaj veriliyor. Bu pazarlama yöntemi yaralayıcıdır” görüşü savunulmuştu.Kampanyaya kısa sürede 26 bin kişi imza atarak destek verdi.Bunun üzerine firma ‘mükemmel vücut‘ ifadesini ‘ herkes için bir vücut‘la değiştirdi.Ancak kampanya destekçileri bu geri adımı yeterli görmedi. Şirketten kadınlardan özür dilemesi bekleniyor.Diken
Korku Filmlerinin En Unutulmaz 10 Yönetmeni
Korku ve gerilim sineması denince akla ilk gelen yönetmelerden biri kuşkusuz Hitchcock'tur. 13 Ağustos 1899'da İngiltere'de doğan Hitchcock, 1920'de Famous Players Lasky adlı ABD şirketinin Londra şubesinde sessiz filmlerin ara yazı tasarımlarını hazırlayarak sinema dünyasına girdi.  İlk sinema filmi olan ''Number 13'' ü 1922'de çektikten sonra 1976 yılına kadar 70'e yakın korku/gerilim türünde film yönetmiştir. 1960'da çektiği ''Psycho'' filmi, günümüz korku sinemasına kadar uzanan yolculuğun mihenk taşı olarak kabul edilir.
Reklam
Rihanna'nın Babaanne Donuyla Bile Seksi Olduğunun 10 Kanıtı
Tüm zamanların en seksi kadınlarından olan Rihanna, sekizinci stüdyo albümü için bizleri iki senedir bekletiyor olsa da gül yüzünü görmeye birbirinden harika çekimlerle  görmeye devam ediyoruz. Instagram hesabı yeniden aktif olan Rihanna, Esquire UK için objektif karşısına geçtiği seksi pozlarını hesabından paylaştı. Umarız ki bu seksi fotoğraflar instagram yönetimini kızdırmamıştır. Ne de olsa o bir bad gal. :)
En Çok Kazanan Beyonce
Forbes dergisi'nin açıkladığı 'yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri' listesinde ABD'li şarkıcı Beyonce, 115 milyon dolarlık geliriyle ilk sırada yer aldı.Dünyanın en önemli ekonomi dergilerinden Forbes, 'yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri' listesini açıkladı. ABD'li şarkıcı Beyonce, 115 milyon dolarlık geliriyle 2014 yılında en çok kazanan kadın müzisyen oldu.33 yaşındaki şarkıcının Aralık 2013'te çıkardığı 'Beyonce' adlı albüm yılın en çok satanları arasında yer aldı. Ünlü şarkıcının 2014 yılı dünya turu, 95 konserden oluşuyor.Beyonce'yi 64 milyon dolarla country sanatçısı Taylor Swift izledi. 24 yaşındaki Swift'in '1989' adlı albümü, sadece bir haftada 1 milyondan fazla sattı. Genç şarkıcının, gelecek yıl dünya turnesine çıkması bekleniyor.Listenin üçüncü sırasında ise 52 milyon dolarla Pink geliyor. Pink'i 48 milyon dolarla, sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan R&B şarkıcısı Rihanna izledi.Yaklaşık 125 milyon dolarlık geliriyle geçen yılın en çok kazanan kadın müzisyeni olan Madonna, bu yıl ilk ona giremedi.Forbes dergisine göre yılın en çok kazanan kadın müzisyenleri şöyle:1 - Beyonce - 115 milyon dolar2 - Taylor Swift - 64 milyon dolar3 - Pink - 52 milyon dolar4 - Rihanna - 48 milyon dolar5- Katy Perry - 40 milyon dolar6- Jennifer Lopez - 37 milyon dolar7 - Miley Cyrus - 36 milyon dolar8 - Celine Dion - 36 milyon dolar9 - Lady Gaga - 33 milyon dolar10 - Britney Spears 20 milyon dolarKaynak: AA
Reklam
Murathan Mungan ile Sinemada Gerçeğin Kapıları
Bu yıl 20’ncisi düzenlenen Gezici Festival, Murathan Mungan’ı ağırlıyor.28 Kasım - 8 Aralık 2014 arasında sinemaseverlerle buluşacak festival, her yıl olduğu gibi Ankara’dan yola çıkarak Eskişehir ve Sinop’a uğrayacak. Bu yıl festival, Murathan Mungan’ın özel seçkisini “Gerçeğe Açılan Üç Kapı” bölümünde gösteriyor. Sinema üzerine yazarak da düşünen Mungan, bu bölümde gerçekle olan ilişkiyi sinema aracılığıyla sorguluyor.ÜÇ USTADAN GERÇEKLİKMungan’ın seçtiği filmlerden ilki, Michelangelo Antonioni’nin imzalı Blow Up/ Cinayeti Gördüm, varlıklı ve ünlü bir moda fotoğrafçısı olan Thomas’ın, meçhul bir cinayetle olan ilişkisini konu alıyor. 1960’ların özgün yapıtlarından kabul edilen filmde, gerçeklik algısı sorgulanıyor.İkinci filmi Francis Ford Coppola’ya 1974’te Altın Palmiyeli The Conversation/ Konuşma. Film, ünlü yönetmenin en çarpıcı filmlerinden biri olarak öne çıkıyor. Üçüncü film ise, insanoğlunun zaafları üzerine kurulu örgüsüyle ‘gerçek’ denen şeyin göreceliğine vurgu yapan Akira Kurosawa’nın Rashomon’ı. Film, bir cinayet ve tecavüz olayıyla ilgili farklı insanların anlattığı, birbiriyle çelişen hikâyeler üzerinden gerçekliği sorguluyor.TARAF
Reklam
Şubat Ayında Gidilebilecek En Güzel 10 Festival
Mardi Gras kutlamaları oldukça renkli geçer. Rengarenk kıyafetli katılımcıların yer aldığı karnavalların yanı sıra dans ve tiyatro gösterileri, spor müsabakaları, yiyecek ve içecek festivalleri gerçekleştirilir.
Hollywood'un En Seksi Saç Kesimli 10 Erkeği
Tabii bir erkeği seksi göstermeye yalnızca saçı yeterli olmaz, olamaz. Ama bazı erkekler, hem saçlarını hem de sakallarını tarz belirleyici bir yol olarak kullanır. İşte o ünlüler!
Reklam