Kasımpaşa Haberleri

Kasımpaşa ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Kasımpaşa ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

İstanbul'da Bu Hafta Sonu Kaçırmamanız Gereken Konserler: 1 - 2 Ağustos Günleri Müziğe Doyamayacaksınız!
İstanbul'da bu hafta sonu müziğin ritmine kapılmak, sevdiğiniz sanatçılarla buluşmak ve şehrin büyüleyici atmosferinde stres atmak istiyorsanız, sizin için en özel konser rotalarını belirledik. Hem Anadolu hem de Avrupa Yakası’nın ikonik mekanlarında, cazdan popa, rocktan klasik müziğe kadar geniş bir yelpazede performanslar sizi bekliyor. Sadece dinlemekle kalmayıp, şehrin kültürel dokusunu notalarla keşfedeceğiniz bir hafta sonu planına hazır mısınız? Peki, İstanbul'da bu hafta sonu hangi konserler var? Hangi sanatçılar sahnede olacak? 1 - 2 Ağustos'ta hangi mekanda, hangi tür müzik dinlenir?UYARI: Bilet fiyatlarını öğrenmek, rezervasyon yaptırmak ve etkinliğin güncelliğini teyit etmek için resmi bilet satış platformlarını kontrol etmenizi öneririz. Bu içerik reklam amaçlı değil, müzikseverler için hazırlanmış bir tavsiye listesidir.
Forvet Hattında Yerli Krizi
HABERLER Spor Herhangi bir ligdeki yabancı oyuncu sayısının o ülkenin futbolunu nasıl etkilediği konusunda farklı fikirler ortaya atılır. Kimisi kaliteli yabancı oyuncuların o ligdeki oyun kalitesini de yukarı taşıdığından dem vurur, kimisi lejyonerlerin sayısı arttıkça yerli oyuncuların fiyatlarının dengelendiğini savunur. İşe kulüpler açısından bakanlar, 'Ne kadar çok yabancı oyuncu, Avrupa kupalarında o kadar çok başarı' fikrine sahiptir. Bu fikirlerin hepsi tartışılabilir... Doğrulukları ya da yanlışlıkları üzerine farklı örnekler verilebilir. Evet, bazı yabancı oyuncuların gerçekten de sudan ucuzdur ama bu ülkede bir sezon boyu mahzun gözlerle yedek kulübesinden maç izleyen adı büyük golcülere milyonlarca euro sayıldığı da çok görülmüştür. Avrupa kupalarındaki başarı ise sadece yabancı oyuncuların çokluğu ya da kalitesiyle doğru orantılı olamaz. O zaman Galatasaray'ın dört yabancı oyuncuyla kazandığı UEFA Kupası zaferi nasıl izah edilebilir? Üstelik kupaya uzanan süreçte atılan 15 golün 11'ini yerliler, 4'ünü yabancılar atmışken. Futbol Federasyonu Basın Departmanı tarafından hazırlanan TamSaha Dergisi'nden Mazluç Uluç'un hazırladığı Türk futbolundaki yerli forvet krizi dosyasının detayları şöyle: Tüm bu tartışmaların arasındaki tartışılmaz tek gerçek, kulüplerde oynayan yabancı oyuncu sayısındaki artışın, forma giyebilen yerli oyuncu sayısını aşağıya çektiği ve Millî Takım'a seçilebilecek oyuncu alternatifini azalttığıdır. Zaten bu sorunu yakından hisseden Türkiye de son yıllarda Avrupa'da yetişen Türk asıllı oyuncuları Genç Millî Takımlardan itibaren kazanmaya çalışarak problemi çözmeye çalışıyor. Geçmiş sezonlarda ligimizde giderek artan sayılarda yabancı oyuncu gördük. Yakın dönemde sahada 6, yedek kulübesinde 2 yabancı yer alırken, kulüpler ayrıca istedikleri kadar lejyonerle sözleşme imzalıyordu. Bu sayı daha sonra sahada 6, yedek kulübesinde 2, toplamda 10 olarak sınırlandırıldı. Yeni sezonda ise kulüpler yine 10 yabancı oyuncuyla sözleşme imzalayabilse de 18 kişilik kadrolarında sadece 6 oyuncu bulundurabiliyor. Bu sınırlamanın yerli oyunculara daha fazla forma bulma şansı verdiği de gözle görülür bir gerçek. Nitekim Süper Lig'deki 18 takımın ideal on birlerine baktığımızda, forvet dışındaki tüm mevkilerde yeri oyuncu seçeneklerinin büyük ölçüde arttığını görebiliyoruz. Kalecilerde 10-8'lik yerli üstünlüğü var. Yerlilerin sağ bekte 13-5, sol bekte 14-4, orta sahada 21-15, kanatlarda da 22-14 üstünlüğü bulunuyor. Yabancılar stoperde 19-17 ile ele geçirdikleri üstünlüğü forvet ikilisinde 30'a 6 gibi ezici bir çoğunluğa yükseltiyor. Mevkilere göre dağılım: Kaleci: 10 yerli, 8 yabancı Sağ Bek: 13 yerli, 5 yabancı Stoper: 17 yerli, 19 yabancı Sol Bek: 14 yerli, 4 yabancı Orta saha: 21 yerli, 15 yabancı Kanatlar: 22 yerli, 14 yabancı Forvet: 6 yerli, 30 yabancı YABANCI KRALLAR Bu girizgâhtan sonra sanırız konunun ağırlığı belli oldu; Türkiye'deki yabancı forvet sayısının çokluğu! O zaman şöyle bir geçmişe uzanalım ve yabancı golcülerin ligimizdeki durumuna bir göz atalım. 56'ncı sezonu oynanan ligimizde geçmişte yabancı oyuncuların parmakla gösterildiğini ve bir ara da yabancı oyuncu transferinin yasaklandığını göz önünde tutarsak, 1983-84 sezonuna kadar Süper Lig'de bir yabancı gol kralının çıkmamasını normal karşılayabiliriz. 1970'lerin ikinci yarısından itibaren iki yabancı oyuncu transferine izin verilmesinin ardından ise ilk yabancı gol kralıyla 1983-84 sezonunda karşılaşıyoruz. Yugoslavya'dan gelerek 1981'de Galatasaray formasını giyen Boşnak Tarık Hodzic,bir sezon sonra aynı takımda top koşturmaya başladığı Mirsad Sejdic'in de asist desteğiyle 1983-84 sezonunda 16 gol atarak ligimizin ilk yabancı gol kralı oldu. Ancak yabancı oyuncu sayısının 3'ü geçmediği o yıllarda lejyonerler tam 11 yıl gol krallığı göremedi. Ta ki 1995-96'da Trabzonspor formasıyla 25 gol atarak bu tacı giyen Gürcü Shota Arveladze'ye kadar. Yabancı oyuncuların üçüncü gol krallığı için beklemesi de 10 yıl daha sürdü. Bu defa 2006-07 sezonunda Fenerbahçe'nin Brezilyalı yıldızı Alex De Souza 19 golle ligin gol krallığını elde etti. Ancak bu yıllarda yabancı oyuncu sayılarında önemli artışlar olmuş, takımlar özellikle gol bölgelerini büyük ölçüde lejyonerlere teslim etmeye başlamıştı. Nitekim Alex'in ardından ertesi sezon takım arkadaşı Semih Şentürk tacı taksa da sonraki üç sezonda sırasıyla Galatasaray'ın Çek santrforu Milan Baros, Kayserispor'un Portekizli santrforu Aziza Makakula ve bir kez daha Fenerbahçeli Alex De Souza gol kralı oldu. Son iki sezonda bu yabancı hegemonyası Burak Yılmaz sayesinde bozulmuş görünüyor. Burak son iki sezonda önce Trabzonspor formasıyla 33, sonra da Galatasaray formasıyla 24 gol atarak ligin kral tahtına oturdu. Ancak meseleye sadece bu açıdan bakarsak önemli bir gerçeği ıskalamış oluruz. O gerçek ne mi? Bakalım... Burak'ın 33 golle açık ara gol kralı olduğu sezonda 10 gol ve üzerinde gol kaydeden 18 oyuncu daha var ligimizde. Bu oyuncuların Burak'tan sonraki 6 sırasında yabancılar var. Kamara, Tum, Eneramo, Webo, Alex ve Doka'dan oluşan bu altılının ardından gelen 12 oyuncunun arasında ise sadece Necati Ateş, Selçuk İnan ve Muhammet Demir yer alabiliyor. Geçtiğimiz sezon Burak Yılmaz'ın 24 gollü krallığının arkasından ise Kalu Uche, Bobo, Pierre Webo, Moussa Sow, Pablo Batalla, Lamine Diarra, Mert Nobre listesi uzanıyor. Sonrasındaki 13 isim arasında ise yerli oyunculardan Necati Ateş, Umut Bulut, İlhan Parlak, Olcay Şahan ve Cenk Tosun yer alabiliyor. BU SEZON TABLO DAHA VAHİM Biz şimdi bu sezon ligin krallık yarışına bir göz atalım ve zirvede kimler var bir görelim. Sezonun ilk yarısı sona erdi ve zirvede Sivasspor'un 10 gollü Fransız oyuncusu Aatif Chahechouhe, Beşiktaş'ın Portekizli santrforu Hugo Almeida ile aynı sayıda gol atan son iki sezonun gol kralı Galatasaraylı Burak Yılmaz yer alıyor. Bu üçlünün arkasında Kasımpaşa'nın Arjantinli forveti Oscar Scarione ile Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Moussa Sow 9'ar golle sıralanıyor. 8 gollü oyuncular ise Akhisar Belediye Gençlik ve Sporlu Oumar Nissa ile Fenerbahçeli Emmanuel Emenike. Yani zirvede ve hemen altındaki 7 oyuncu arasında sadece tek yerli isim bulunuyor. 7 gollü oyuncularda ise Fenerbahçeli Dirk Kuyt, Pierre Webo, Medical Park Antalyasporlu Lamine Diarra, Gençlerbirliği'nden Bogdan Stancu, Galatasara'dan Didier Drogba'nın arasına sadece Gaziantepspor'dan Cenk Tosun girebiliyor. 6 gollü oyuncularda da Akhisar Belediye Gençlik ve Spor 'dan Bruno Rosa, Sivasspor'dan Manuel Da Costa ve Trabzonspor'dan Paulo Henrique ile birlikte Sivassporlu Burhan Eşer, Beşiktaş'tan Olcay Şahan ve Kardemir Karabüksporlu İlhan Parlak listede kendilerine yer bulabiliyor. Kısaca özetlemek gerekirse ilk 20 sıradaki golcülerin arasında sadece 5 yerli oyuncu bulunuyor. GOL TİMLERİ LEJYONER Şimdi bu tablonun sebeplerine yakından bakalım. Neden gol krallığı listelerinde Türk oyuncuların isimleri yabancıların arasında kayboluyor. Bu soruya ilk etapta, 'Yabancı golcüler bizimkilerden daha becerikli ve daha yetenekli' cevabını verebilirsiniz. Ama haklı olmanız için yerli ve yabancı golcülerin eşit şartlarda bir yarışa girmesi ve yabancıların böyle bir yarışta üstünlük sağlaması gerekiyor. Çünkü Süper Lig'deki 18 takımın gole en yakın noktadaki ayaklarının büyük bölümünü yabancı oyuncular oluşturuyor. 'Gole en yakın nokta'dan kastımız santrforlar ve arkasında yer alan hücuma dönük orta saha oyuncuları. Takımların ideal on birlerinde bu bölgedeki 36 oyuncudan 30'u yabancı, sadece 6'sı Türk. 18 takım arasında bu bölgede direkt santrfor oynayan yerli oyuncular sadece Elazığspor'da Deniz Yılmaz, Gaziantepspor'da Muhammet Demir veya zaman zaman Cenk Tosun. Yani 18 takımdan sadece ikisinin santrforu Türk. Bu bölgeye orta sahadan destek veren oyunculara baktığımızda ise Elazığspor'da Köksal Yedek veya Mehmet Nas, Eskişehirspor'da Erman Kılıç, Galatasaray'da Burak Yılmaz, Torku Konyaspor'da Recep Aydın isimlerini görüyoruz. 36 oyuncuda 6 Türk'ün yüzdesi genel toplam içinde 16.6'ya tekabül ediyor ki, bu rakam da golcüler listesinde yerlilerin isimlerine neden bu kadar seyrek rastlandığını açıklamaya yetiyor. Takımlara tek tek yakından baktığımızda, zaman zaman da olsa yüzde yüz yerli hücum timine sahip tek ekip Elazığspor. Sağda Serdar Gürler, solda Serdar Özkan, forvet arkasında Köksal Yedek veya Mehmet Nas, santrforda Deniz Yılmaz dörtlüsüyle sık sık izlediğimiz Elazığspor, ligin son sırasında yer alıyor. Gaziantepspor, üç yerli oyuncunun yanında forvet arkasında oynattığı Traore ile hücum hattını ağırlıklı olarak Türk oyunculardan oluşturuyor. Torku Konyaspor da zaman zaman sağ kanatta Djalma'nın yerine Ömer Ali Şahiner'e yer verip forvette 3-1'lik yerli üstünlüğünü sağlıyor. Hücum hattını dört yabancıyla oluşturan takımlar da var ligimizde. Bu takımların başında lider Fenerbahçe geliyor. Sarı-lacivertli ekip Cristian'lı on birle oynadığı maçlarda hücum hattını Kuyt, Sow, Webo veya Emenike ile oluşturarak tamamen lejyoner bir forvetle gol arıyor. Aynı tablo Medical Park Antalyaspor için de söz konusu. Akdeniz ekibi sağda Isaac, solda 'vatandaş' Tita, forvet arkasında Insa ve santrforda Diarra ya da zaman zaman Baros'la tam bir yabancı hücum takımı görünümünde. Kasımpaşa da Adem Büyük'ün yerine Viudez'i kullandığı maçlarda Babel, Scarione ve Malki ile hücum hattını yabancı oyunculardan oluşturuyor. Kayserispor, Trabzonspor ve Kayseri Erciyesspor ise hücum timlerinde sadece birer yerli oyuncuya yer veriyor. KALEDE SIKINTI YOK Geçmişte çok sayıda yabancı kalecinin yer aldığı ligimizde bu sezon gerçek bir denge hâkim. Millî Takımımız için ligimizde sürekli görev yapan 10 kaleci seçeneği bulunuyor. Şampiyonluk yaşamış beş takımdan üçünün kalesini yerliler koruyor. Fenerbahçe'de Volkan Demirel, Beşiktaş'ta Tolga Zengin, Trabzonspor'da da Onur Kıvrak Millî Takım teknik ekibinin elini rahatlatan isimler. Sivasspor'da Korcan Çelikay, Medical Park Antalyaspor'da Hakan Arıkan, Kayserispor'da Gökhan Değirmenci ve Ertuğrul Taşkıran, Gençlerbirliği'nde Ramazan Köse, Çaykur Rizespor'da Serkan Kırıntılı ligde banko oynayan yerli kalecilerin sayısını 9'a yükseltiyor. Bu isimlere Elazığspor'da Vanja Ivesa'yı çoğu zaman yedek bırakan Zülfük Özer'i de eklemek ve sayıyı 10'a çıkarmak da mümkün. SAĞ VE SOL BEK PATLAMASI Geçmişte Millî Takım'ın oyuncu bulmakta sıkıntı çektiği sağ ve sol bekte Süper Lig takımları bu sezon yerli oyuncuları tercih etti. 18 takımdan 13'ü sağ bekte, 14'ü ise sol bekte tercihlerini yerli oyunculardan yana kullandı. Fenerbahçe'de Gökhan Gönül, Medical Park Antalyaspor'da Koray Arslan ve Serkan Balcı, Kayserispor'da Salih Dursun, Akhisar Belediyespor'da Emrah Eren, Gençlerbirliği'nde Serkan Kurtuluş ve Serkan Yanık, Beşiktaş'ta Serdar Kurtuluş, Kayseri Erciyesspor'da Cem Can, Eskişehirspor'da Veysel Sarı, Kardemir Karabükspor'da Uğur Uçar ve Erdem Özgenç, Kasımpaşa'da Elyasa Süme ve Orhan Şam, Çaykur Rizespor'da Koray Altınay, Torku Konyaspor'da Ali Turan, Elazığspor'da Adem Alkaşi ile Deniz Aslan forma giyiyor. Sağ bekte yabancıya yer veren takımlar ise Bursaspor (Basser), Sivasspor (Cicinho), Gaziantepspor (Binya), Trabzonspor (Bosingwa) ve Galatasaray (Eboue). Uzun yıllardır Gökhan Gönül ile Sabri Sarıoğlu dışında alternatif bulmakta zorlanan Millî Takım için bu sezon Salih Dursun, Serkan Kurtuluş, Koray Altınay gibi isimler de seçenek oldu. Yine bir dönem sıkıntı yaşanan ve sağ ayaklı Ümit Özat'la çözüm bulunmaya çalışılan sol bekte de 14 takım yerli oyuncuya yer veriyor. Fenerbahçe'de Caner Erkin, Hasan Ali Kaldırım, Galatasaray'da Hakan Balta, Trabzonspor'da Kadir Keleş, Elazığspor'da Özgür Özkaya, Sivasspor'da Ziya Erdal, Kayserispor'da Ömer Bayram ve Alper Uludağ, Akhisar Belediyespor'da Çağdaş Atan, Gençlerbirliği'nde Uğur Çiftçi, Gaziantepspor'da Şenol Can, Kayseri Erciyesspor'da Emre Öztürk ve Ekrem Ekşioğlu, Eskişehirspor'da Tarık Çamdal, Kardemir Karabükspor'da İshak Doğan, Kasımpaşa'da Sancak Kaplan ve İlhan Eker, Torku Konyaspor'da Mehmet Uslu ve Ergün Teber sezonun ilk yarısında forma giyen sol bekler. Sol beklerini yabancılara emanet eden takımlar ise Bursaspor (Taiwo), Medical Park Antalyaspor (Vederson - TC vatandaşı), Beşiktaş (Motta) ve Çaykur Rizespor (Ali Adnan). Yerli sol beklerden Tarık Çamdal, Uğur Çiftçi ve İshak Doğan son Millî Takım kadrosunda yer alarak ay-yıldızın alternatiflerini çoğalttı. STOPERDE YABANCILAR ÖNDE 18 takımın stoper tercihinde ise forvetler kadar olmasa da yabancıların üstünlüğü bulunuyor. Takımlarının ilk on birlerinde ağırlıklı olarak oynayan 36 stoperin 19'u yabancı, 17'si yerli. Stoperde yüzde yüz yerliyi tercih eden takımlar Emre Güngör-Musa Nizam ikilisiyle Medical Park Antalyaspor, zaman zaman Bamba'ya şans tanısa ada Mustafa Yumlu-Aykut Demir ikilisiyle Trabzonspor, İbrahim Kaş-Görkem Görk ikilisiyle Elazığspor. Torku Konyaspor'da da Kokaloviç'in sakatlığında Selim Ay-Erdinç Yavuz ikilisinin kullanıldığını vurgulamak gerekiyor. Yüzde yüz yabancı stoperlere ise Fonseca Sereno- Khizanishvili ikilisiyle Kayserispor, Kecojeviç-Stankevicius ikilisiyle Gaziantepspor, Akaminko-Diego ikilisiyle Eskişehirspor, Mabiala-Puygrenier ikilisiyle Kardemir Karabükspor, Oboabona-Viera ikilisiyle de Çaykur Rizespor sahip. ORTA SAHADA YERLİLER FAZLA Orta sahanın ortasında yer alan 36 oyuncuda da yerlilerin 21'e 15 üstünlüğü bulunuyor. Bu bölgede yüzde yüz yerli ikililer kullanan takımlar Batalla'nın ayrılmasının ardından Belluschi'nin forvet arkasına kaymasıyla Bursaspor (Şamil Çinaz - Murat Yıldırım veya Musa Çağıran), Sivasspor (Kadir Bekmezci - Adem Koçak), MP Antalyaspor (Serkan Balcı - Uğur İnceman), Akhisar Belediyespor (Merter Yüce - Bilal Kısa), Torku Konyaspor (Ali Çamdalı - Mehmet Güven), zaman zaman da Fenerbahçe (Alper Potuk - Mehmet Topal) ve Beşiktaş (Veli Kavlak - Oğuzhan Özyakup). Bu bölgede yüzde yüz yabancıyı tercih eden takımlar ise Elazığspor (Sane - Vitolo/Sow), Kayserispor (Mijailoviç - Cleyton) ve Trabzonspor (Zokora - Colman). KANATLAR YERLİYLE UÇUYOR Hücum hattının her iki kanadındaki 36 oyuncu tercihinin de 24'ü yerli, 12'si yabancı. Bu bölgede Elazığspor (Serdar Gürler - Serdar Özkan), Bursaspor (Kazım Kazım - Ferhat Kiraz), Sivasspor (Burhan Eşer - Aydın Karabulut), Akhisar Belediyespor (Ahmet Cebe / Kenan Özer - Güray Vural / Sertan Vardar), Gaziantepspor (İbrahim Akın / Taşkın Çalış - Cenk Tosun / Turgut Doğan Şahin), Beşiktaş (Gökhan Töre - Olcay Şahan), Kardemir Karabükspor (İlhan Parlak - Ahmet İlhan Özek / Erkan Kaş), Çaykur Rizespor (Tevfik Köse - Sercan Kaya) yüzde yüz yerli oyuncu tercihleri kullanırken, kanatlarını tamamen yabancı oyunculara emanet eden takımlar ise Medical Park Antalyaspor (Promise Isaac - Tita / TC vatandaşı), Fenerbahçe (Dirk Kuyt - Moussa Sow) ve zaman zaman da Kasımpaşa (Viudez - Babel). Not: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçen lejyoner oyuncular, bu araştırmada 'yabancı' kategorisinde değerlendirilmiştir. Süper Lig'in Gol Kralları 1983-1984 Tarık Hodzic 16 1984-1985 Aykut Yiğit 20 1985-1986 Tanju Çolak 33 1986-1987 Tanju Çolak 25 1987-1988 Tanju Çolak 39 1988-1989 Aykut Kocaman 29 1989-1990 Feyyaz Uçar 28 1990-1991 Tanju Çolak 31 1991-1992 Aykut Kocaman 25 1992-1993 Tanju Çolak 27 1993-1994 Bülent Uygun 22 1994-1995 Aykut Kocaman 27 1995-1996 Shota Arveladze 25 1996-1997 Hakan Şükür 38 1997-1998 Hakan Şükür 33 1998-1999 Hakan Şükür 18 1999-2000 Serkan Aykut 30 2000-2001 Okan Yılmaz 23 2001-2002 Arif Erdem 21, İlhan Mansız 21 2002-2003 Okan Yılmaz 24 2003-2004 Zafer Biryol 25 2004-2005 Fatih Tekke 31 2005-2006 Gökhan Ünal 25 2006-2007 Alex De Souza 19 2007-2008 Semih Şentürk 17 2008-2009 Milan Baros 20 2009-2010 Aziza Makakula 21 2010-2011 Alex De Souza 28 2011-2012 Burak Yılmaz 33 2012-2013 Burak Yılmaz 24 CİHAN
İstanbul'un Hüzün Akan Çeşmeleri
Osmanlı su kültürünün nadide bir meyvesi sokak çeşmeleri, hem vatandaş hem yetkililer eliyle tahrip ediliyor. Kitabesi kırılan, musluğu çalınan, asfalta gömülü, depoya çevrilmiş, hatta baz istasyonu monte edilen çeşmelerin hali içler acısı. İncele incele narin bir kalıp şeklini alan ve bu kalıptan çıkmış onlarca sanat eseriyle mamur hale gelen medeniyet başkentimiz eski günlerini mumla aratıyor. Her geçen gün artan kalabalığın arasında sıkışıp kalmış ata yadigârı çeşmeler, bilinçsiz yapılaşma ve vandalizmin en büyük kurbanı. Sokak ve imar çalışmaları sırasında zeminin yükseltilmesinden dolayı yarıya kadar asfalta gömülü, dükkâna hatta baz istasyonuna çevrilmiş, kitabesi kazınmış veya çalınmış, muslukları sökülmüş, kurnası çöp tenekesine dönüştürülmüş, üzerine yapıştırılmış reklam afişlerinden zar zor seçilen tarihi çeşmelerin sayısı yüzleri buluyor. Hatırlanacağı üzere, son yüzyılda yapılan devasa imar faaliyetleri birçok çeşmenin yok olup gitmesine sebep olmuştu. Bununla beraber, günümüzdeki bazı iyi niyetli restorasyon çalışmaları devam etse de yakın tarihte yürürlüğe konan kentsel dönüşümün de bu konuda hassas kriterler içerdiği söylenemez. Denilebilir ki, yol zeminin altında kalan çeşmeleri ihya ederek kurtarabilme şöyle dursun, var olanı koruyabilmek bile büyük bir zanaat. Kaldı ki halkın da tarihî yapıları koruyup kollamak adına bir bilinç sahibi olduğundan bahsetmek pek kabil değil. İşte duyarsızlık ve cahilce tasarruflara kurban edilen çeşmeler ve acı hikâyeleri... Gülhane Parkı belki de İstanbul’un en önemli turistik mekânı. Ama her yaz bir insan akınına uğrayan bu önemli merkez, türlü yağmadan yakasını kurtaramıyor. Duvara bir sedef gibi hakkedilen çeşmelerin bugün suları akmıyor. Zira çeşmeler hırsızların mütemadiyen devam eden yağmasına maruz kalıyor. Yaz aylarında çekilen bu fotoğrafta da farklı bir tahribata şahit oluyoruz. Kitabesinde Sultan II. Abdülhamid’in hayratı olduğu yazan çeşmenin kurnası yenmiş mısır koçanları ve pet şişelerle doluyor. Beşiktaş’ta Şenlikdede Mescidi karşısındaki set üstünde yer alan çeşme, kelimenin tam anlamıyla karalama tahtasına çevrilmiş. Kısa bir zaman önce üzeri temizlenen tarihî Ramiz Ağa Çeşmesi, sprey boyalarla kirletiliyor. Üzerindeki kitabede suya dair ayet ve hadislerin bulunduğu çeşme en son 45 sene önce akıyormuş. İlginç yanı alınlığın tam ortasından çıkan incir ağacı. Çevredekiler incir mevsimi gelince önünde gölgelik yaptığını ve çok lezzetli incirler verdiğini söylüyor. Beşiktaş, Asariye Caddesi başında kendinden emin bir tavırla zamana ve insanlara direnen Sultan Abdülhamid Çeşmesi’nin yakın bir zaman önce kurnası kırılmış. Aynalığındaki izlerde üzerine defalarca ilan ve afiş asıldığı belli oluyor. Musluğu da çalınan çeşmenin 8 cm kalınlığındaki mermer kurnası da kırılmış. Önü ve arkasına arabaların park ettiği çeşmenin de bu yüzden kırılmış olabileceği tahmin ediliyor. Sıradaki hikâye, Vatan ve Millet caddelerini birleştiren Muratpaşa Sokağı’ndan. Yakınlardaki Muratpaşa’nın hayratı olarak çevre ahaliyi sulayan bu çeşme çarpık yapılaşmanın kurbanı. Tam arkasına yapılan bina yüzünden statiği kaymış ve yola doğru çökmüş. Kitabesi de ciddi derecede zarar gören çeşmenin süslü aynalığı da toprak altında kalmış. Karaköy Yeni Cami Çeşme Sokağı’ndaki tarihî çeşmenin kitâbesini okumanın imkânı yok. Bundan dolayı herhangi bir malumat edinmek de çok zor. Acilen espampajının alınması gerekiyor. Hırdavatçı dükkânlarının arasında kalan tarihi çeşme, egzoz dumanından dolayı da karardıkça kararmış. Yolun altında kalmak talihli çeşmelerimizden birisi de, Yeni Cami Çeşmesi. Yahya Kemal’in o muhteşem mısralarıyla tasvir ettiği Süleymaniye Camii, maalesef günümüzde hırdavattan deriye, kırtasiyeden hac malzemesine kadar onlarca izbe imalathane ve salaş dükkânla kuşatılmış. Burada dolaşırken yalağına beton dökülerek merdivene çevrilen Firuze Sokak’taki çeşmenin görüntüsü can yakıyor. Hemen yanındaki baskülde tartılacak karton kutuların konulduğu yalağı çoktan yok olmuş. Kitabesindeki tarihe göre Sultan I. Abdülhamit devrinde Kaim-makamı Melek Muhammed Paşa kethüdası sahib-ul hayrati ve-l-hasenati Hacı Huseyn Ağa’nın hayratı olarak yaptırılmış. (1771/1772) 100 sene sonra bir yangın geçirmiş. Kim tarafından yeniden ihya ettirildiği bile satır satır yazıyor. Üsküdar’da restorasyon çalışmaları henüz tamamlanmış Sadrazam Halil Paşa sebiline yapılanlar görenleri çıldırtacak türden. Aziz Hüdai Sokağı ile Yeni Çeşme Sokağı köşesindeki bu çeşme köhne halinden henüz çıkmıştı ki yeni bir çirkinliğe daha uğradı. 1626 yılında Sultan Ahmet Camii’nin de mimarı olan Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılmış bu klasik Türk mimarisi ürünü çeşme, yeşil renkte Allah ve ay yıldız çizilerek mahvedilmiş. Anlaşılıyor ki bu tahribi yapanlar, Allah adını çeşmenin üzerine yazmakla kim veya ne adına hareket ettiklerinin bile farkında değil. Şişhane Metro İstasyonu Kasımpaşa’ya bakan çakışındaki Mehmed Ağa Çeşmesi, benzeri görülmemiş bir vandalizme maruz şu sıralar. Çeşmenin lüleli musluklarıyla şırıl şırıl aktığını görenler yok denecek kadar az. Önce hemen yanında bulunan ahşap bina üzerine yıkılmış ve ahşap enkaz iki yıla yakın üzerinde kalmış. Çevredekilerin uyarıları ve ikazları ile güç bela korunmaya çalışan çeşmenin duvarına baz istasyonu kurulmuş. Tarihî yapının duvarı delinerek yapılan kıyım bir tarafa başka yer yokmuş gibi bitişiğinde yeni bir inşaat daha yükseliyor. Kasımpaşa Küçük Piyale Mahallesi sınırları içinde, Kulaksız Caddesi üzerinde yer alan çeşme, ‘Uyan ey gözlerim uyan’ diyen Sultan III. Murat’ın çeşmesi. Sultan tarafından 1585 tarihinde kesme küfeki taştan inşa edilen çeşme de diğerleri gibi beton zemine saplanıp kalmış. Nişin üzerinde on iki mısradan oluşan kitabedeki şiir ise Prizenli Şair Nihadi Çelebi’ye ait. Çeşme bugün alelade bir musluk takılarak, bu kadarlık da olsa iade-i itibar görüyor. Galata’da Perşembe Pazarı yakınlarındaki çeşme tam anlamıyla bir şark kurnazlığı eseri. Yanıkkapı Sokağı ile Tenha Sokak’ın kesiştiği noktada bulunan tarihî Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi, beline kadar asfaltta kalmış olmasının yanında akıllara zarar bir soygunun abideleştiği bir anıt. Bundan birkaç sene evvel, yan tarafındaki hazne duvarı delinerek dükkana çevrilmiş. Bu da yetmemiş, tarihî çeşmenin üzerine bir kat çıkılarak elektronik malzeme toptancısına kiralanmış. Elmayı yiyen bir kurt gibi içi boşaltılan çeşmenin dört sene önce çekilmiş bir fotoğrafında kitabesi de yerli yerinde duruyordu. Şimdi sökülen kitabesi ve çeşme nişi boş. Galata’nın en eski Osmanlı çeşmesi (1568-69) bugün ticarethane ve arabaların arasında sıkışmış durumda. Aksaray Selçuk Sultan Camii Sokak içinde yer alan sokak çeşmesinin hali içler acısı. Zaten yolun yükselmesinden dolayı kaybolan mermer çeşmenin önüne elektrik trafoları konularak hayattan tamamen koparılmış. Üzerinde herhangi bir yazı veya kitabe bulunmasa da ince sanatlarla süslenmiş bir sokak çeşmesi olduğu hemen göze çarpıyor. Ancak ne bir zamanlar onun suyundan içenler, ne yetkililer mevcut durumdan şikayetçi. ERKAM EMRE - İSTANBUL
Bir Tek Fenerbahçe Transfer Yapmadı!
7 Ocak'ta başlayan ve dün sona eren ikinci transfer döneminde kadrosuna 10 futbolcu katan Medical Park Antalyaspor, Spor Toto Süper Lig'de en fazla transfer yapan kulüp oldu. Fenerbahçe ise transfer yapmayan tek kulüp olarak dikkat çekti. Spor Toto Süper Lig kulüplerinin ara transfer döneminde yaptığı transferler şöyle: FENERBAHÇE GELENLER: Yok GİDENLER: (2): Semih Şentürk (Medical Park Antalyaspor), Joseph Yobo (Norwich City-kiralık) GALATASARAY GELENLER: (9): Koray Günter (Borussia Dortmund), Alex Telles (Gremio), Salih Dursun (Kayserispor), Oğuzhan Kayar (Manisaspor), Umut Gündoğan (Bucaspor), Izet Hajrovic (Grasshopper), Lucas Ontivero (Centro Atletico Fenix), Veysel Sarı (Eskişehirspor), Guillermo Burdisso (Boca Juniors-kiralık). GİDENLER: (7): Engin Baytar (Çaykur Rizespor-kiralık), Nordin Amrabat (Malaga-kiralık), Bruma (Gaziantepspor-kiralık), Sercan Yıldırım (Bursaspor-kiralık), Dany Nounkeu (Beşiktaş-kiralık), Albert Riera (Serbest), Yiğit Gökoğlan (Kayseri Erciyesspor-kiralık). BEŞİKTAŞ GELENLER: (2): Jermaine Jones (Schalke 04-kiralık), Dany Nounkeu (Galatasaray-kiralık) GİDENLER: (4): Günay Güvenç (Adanaspor-kiralık), Bruno Dentinho (Shakhtar Donetsk), Michael Eneramo (Kardemir Karabükspor-kiralık), Mehmet Akgün (Kayseri Erciyesspor) SİVASSPOR GELENLER: (5): Pedro Henrique Oldoni do Nascimento (Esporte Clube Vitoria), Ahmet Şahbaz (Silivrispor), Fatih Kıran (FC Ismaning), Aykut Öztürk (RW Erfurt), Mahmut Bezgin (Mersin İdmanyurdu) GİDENLER: (7): Kamil Grosicki (Stade Rennais), Rafik Djebbour (Nottingham Forest), Murat Akça (Kardemir Karabükspor), Abdulkadir Özgen (Manisaspor-kiralık), Timur Bayram Özgöz (Adana Demirspor-kiralık), Deniz Öksüz (Anadolu Üsküdar 1908-kiralık), Milan Borjan GELENLER: (2): Tunay Torun (Stuttgart), Alpaslan Öztürk (Standard Liege-kiralık) GİDENLER: (2): Şahin Aygüneş, Özer Hurmacı (Trabzonspor) ESKİŞEHİRSPOR GELENLER: (3): Deniz Topçu (Aschaffenburg), Kamil Çörekçi (Kayserispor), Raheem Lawal (Mersin İdman Yurdu) GİDENLER: (6): Goran Causic (Manisaspor), Alfred N'diaye (Real Betis), Rodrigo Tello (Sanica Boru Elazığspor), Veysel Sarı (Galatasaray), Ufuk Budak (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor), Mahmut Boz (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor) KARABÜKSPOR GELENLER: (4): Michael Eneramo (Beşiktaş), Musa Çağıran (Bursaspor), Murat Akça (Sivasspor), Jones Da Silva Lopes (Deportivo Maldonado) GİDENLER: (2): Lomana Tresor Lulua (Rizespor), Joseph Akpala (Werder Bremen) TRABZONSPOR GELENLER: (5): Şahin Aygüneş (Kasımpaşa), Alexandru Bourceanu (Steaua Bükreş), Mustafa Akbaş (1461 Trabzon), Gökhan Alsan (1461 Trabzon), Özer Hurmacı (Kasımpaşa) GİDENLER: (4): Aykut Akgün (Çaykur Rizespor-kiralık), Volkan Şen (Bursaspor), Alanzinho (Serbest), Batuhan Karadeniz (Elazığspor-kiralık) AKHİSAR BELEDİYESPOR GELENLER: (2): Guirlain Desire Wato Kuate (Manchester City), Bahattin Köse (Mons) GİDENLER: (4): Luciano Guaycochea (TKİ Tavşanlı Linyitspor-kiralık), Özgür Can Özcan (TKİ Tavşanlı Linyitspor-kiralık), Mustafa Aşan (Şanlıurfaspor-kiralık), Bekir Öztürk (Tokatspor-kiralık) BURSASPOR GELENLER: (9): Fernandao (Atletico Paranaense), Volkan Şen (Trabzonspor), Sercan Yıldırım (Galatasaray-kiralık), Bekir Yılmaz (Manisaspor), Taşkın Çalış (Gaziantepspor), Onurcan Piri (Giresunspor), Renato Caja (Guangzhou Evergrande-kiralık), Ethem Ercan Pülgir (Kartalspor), Oğuzhan Aynaoğlu (FC Nordsjaelland) GİDENLER: (6): Musa Çağıran (Karabükspor), Hakan Aslantaş (Gençlerbirliği), Murat Yıldırım (Kayseri Erciyesspor), Okan Deniz (Balıkesirspor-kiralık), Süheyl Çetin (Kahramanmaraşspor-kiralık), Emre Pehlivan (Kızılcahamamspor-kiralık) GAZİANTEPSPOR GELENLER: (6): Marek Sapara, Sercan Hacıoğlu (Şanlıurfaspor), Muhammed İldiz (Nunberg), Birol Hikmet (Adana Demirspor), Armido Bruma (Galatasaray-kiralık), Oğulcan Çağlayan (Bursaspor) GİDENLER: (7): Özden Öngün (Futbolu bıraktı), Semir Stilic (Wisla Krakow), Darvydas Sernas (Perth Glory-kiralık), Artem Milevskiy (Boşta), Ivan Kecojevic (FC Zürih), Taşkın Çalış (Bursaspor), Uğur Kavuk (Göztepe) GENÇLERBİRLİĞİ GELENLER: (3): Johan Dahlin (Malmö), Artem Radkov (BATE Borisov), Hakan Aslantaş (Bursaspor) GİDENLER: (3): Atabey Çiçek (Boluspor-kiralık), İlkay Durmuş (Medical Park Antalyaspor), Serkan Yanık (Mersin İdmanyurdu) TORKU KONYASPOR GELENLER: (2): Alexander Hleb (BATE Borisov), Jagos Vukovic (Vojvodina) GİDENLER: (7): Şenol Akın (Şanlıurfaspor), Abdülkerim Bardakçı (Anadolu Selçukluspor-kiralık), Muhammet Yürükuslu (Anadolu Selçukluspor-kiralık), İsmail Güven (Anadolu Selçukluspor-kiralık), Atilla Yıldırım (Şanlıurfaspor-kiralık), N'Douassel, Cristovao Da Silva Ramos MEDICAL PARK ANTALYASPOR GELENLER: (10): Giray Kaçar (Trabzonspor), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Köksal Yedek (Elazığspor), Ozan Evrim Özenc (Denizlispor), Eyong Enoh (Ajax), İlkay Durmuş (Gençlerbirliği), Ramazan Çevik (Standart Liege), Sedddar Karaman, Joseph Boum, Abdurrahman Kuyucu GİDENLER: (7): Nikola Zizic (Fethiyespor), Emre Torun (1461 Trabzon), Petr Janda (Denizlispor), Ömer Arslan (Beşiktaş A2), Deniz Barış, Milan Baros, Polat Keser ÇAYKUR RİZESPOR GELENLER: (9): Deniz Kadah (Hannover 96 ), Mehmet Gürkan Öztürk (Aydınspor 1923), Ahmet Görkem Görk (Elazığspor), Lomana Lualua (Kardemir Karabükspor), Ali Liban Abdi (Academica), Martin Mutumba (AIK Stockholm), Ümit Korkmaz (Ingolstadt 04), Aykut Akgün (Trabzonspor), Engin Baytar (Galatasaray) GİDENLER: (11): Cenk Ahmet Alkılıç (Kayseri Erciyesspor), Maiusz Pawelek (Adana Demirspor), Uche Kalu (Adanaspor), Oğuzhan Berber (Adana Demirspor-kiralık), Cenk Güvenç (Karşıyaka), Ozan Papaker (Ofspor-kiralık), Mesut Yılmaz (Nazilli Belediyespor-kiralık), Şahinali Terzi (Yeni Malatyaspor-kiralık), Nevzat Bilen (Kırıkhanspor-kiralık), Mehmetcan Kasap (Çıksalınspor), David Alberto Depetris SANICA BORU ELAZIĞSPOR GELENLER: (6): Ognjen Vranjes (Alaniya Vladikavkaz-kiralık), Franco Dario Cangele (Boca Juniors-kiralık), Tanju Kayhan (Beşiktaş-kiralık), Rodrigo Tello (Eskişehirspor), Ali Gökdemir (Hannover 96-kiralık), Batuhan Karadeniz (Trabzonspor-kiralık) GİDENLER: (10): Köksal Yedek (Medical Park Antalyaspor), Ahmet Görkem Görk (Çaykur Rizespor), Adem Alkaşi (Boluspor), Alper Kalemci (Göztepe), Oktay Pop (Tekden Denizlispor), Volkan Yılmaz (Ankaragücü), Caner Bulut (Hatayspor), Hakan Söyler, Luke Moore, Yusuf Hacı KAYSERİSPOR GELENLER: (4): Alexandros Tziolis (PAOK-kiralık), Levent Gülen (Grasshopper Club Zürich-kiralık), Ondrej Vanek ( FK Jablonec), Sinan Bolat (Porto-kiralık) GİDENLER: (7): Jaja, Bilal Gülden (Adana Demirspor-kiralık), Cem Sultan, Cleyton, Gökhan Değirmenci (Kayseri Erciyesspor-kiralık), Salih Dursun (Galatasaray), Samed Ali Kaya (Tarsus İdman Yurdu-kiralık) KAYSERİ ERCİYESSPOR GELENLER: (9): Cen Ahmet Alkılıç (Çaykur Rizespor-kiralık), Hüseyin Kala (Kasımpaşa), Josef Çınar (Chemnitzer FC), Mehmet Akgün (Beşiktaş), Murat Yıldırım (Bursaspor), Yakup Ramazan Zorlu (Giresunspor), Yiğit Gökoğlan (Galatasaray-kiralık), Gökhan Değirmenci (Kayserispor-Kiralık), Pape Diakhate (Granada-kiralık)GİDENLER: (11): Bilal Kılıç (Batman Petrolspor-kiralık), Uğur Demirkol (Şanlıurfaspor-Kiralık), Volkan Okumak (Şanlıurfaspor-kiralık), Ramazan Övüç (Bafraspor-kiralık) Ferhat Çapa, Emre Dönmez, Erhan Güven, Ovares, Murat Akın, Serkan Atak, Sinan KaloğluCumhuriyet
"Başbakanımız Kasımpaşa'nın Aslanıydı, Ben de Gülü..."
Muazzez Ersoy: Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi T24 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi Kasımpaşalı olan şarkıcı Muazzez Ersoy , “Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü” dedi. Şarkıcı Muazzez Ersoy Hürriyet gazetesinden İzzet Çapa ’ya konuştu. İzzet Çapa’nın Muazzez Ersoy ile yaptığı söyleşi şöyle: Gelin Hatice Hanım’dan başlayalım... Tanır mısınız kendilerini? (Gülüyor) Tanımaz mıyım? Tanırım, hem de kendim kadar iyi... Gerçek adım Hatice Yıldız... Peki Hatice Yıldız’dan Muazzez Ersoy yaratmak hangi cin fikirlinin eseri... Assolistliğe başladığım günlerde Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi rahmetli Cahit Bey, “Kızım sesinin rengi, okuma tavrın bana Muazzez Abacı’yı çağrıştırıyor; bence bundan sonra sahne adın Muazzez Ersoy olsun” dedi. Yıldızlar karması gibi... Hiç aklınıza gelmedi mi bu ismin Muazzez Abacı ile Bülent Ersoy’un karışımı olduğu... Biraz öyle olmuş ama ben daha sonraları fark ettim. Çok gençtim o zamanlar... Adınızı divalardan alacak kadar şanslıymışsınız. Çocukluk yıllarınızda da bu kadar ballı mıydınız? Ne balı ayol! Kasımpaşa’da babaanneden kalma iki katlı ahşap bir evde dünyaya geldim. Üst katta iki oda bir sofa, aşağıda ise yemek odası ile mutfak vardı. Banyo ve tuvalet de evin dışında taşlık dediğimiz bir yerdeydi. Asla kimseye muhtaç değildik ama varlıklı bir aile olduğumuz da söylenemezdi. Valide hanım ve peder bey neyle iştigal ediyorlardı? Babam şofördü, dolmuşçuluk yapıyordu. Annem ise Tekel sigara fabrikasında çalışıyordu. Bütün gün orada sigara kutuları keser, akşam da eve gelip yemek, çamaşır, ütü derken pert olup yatardı. Bir de ben varım tabii uğraştığı... Hatice Yıldız’ın içindeki “yıldız” nasıl ortaya çıktı? O zamanlar Kasımpaşa, müzisyenler semtiydi... Ben de onların içinde büyüdüm. Okulda arkadaşlarımızla kurduğumuz koronun solistiydim. Mahallelinin “Sesin çok güzel” sözleri daha o yıllarda beynime işlemişti. Haydi artık çıkın şu sahneye, mahalleli de ben de derin bir nefes alalım... Keşke o kadar kolay olsaydı ama olmadı... Önceleri ufak ufak mahalledeki düğünler, sünnetler, nişanlarda söylemeye başladım. Bu arada bir mağazada da tezgahtarlık yapıyorum... Ama işin doğrusu, aklım fikrim şarkıcılıkta. Derken Gaziosmanpaşa’daki minik bir tavernadan teklif geldi. Peki peder beyin tepkisi neydi sahneyle bu kadar “içli dışlı” olmanıza? Duysa öldürürdü! Bu yüzden korkudan uzun süre ondan saklamak zorunda kaldık. Ya valide sultan? Annem sahneye çıkmamı çok istiyordu. Doğum günümde onun hediye ettiği bilezikleri satıp, sahne elbisesi diktirdim kendime. Ayakkabı almak için para yetmeyince, babamın cebinden tırtıkladım. Çarli’nin Melekleri işbaşında... Yok o kadar değil. Küçük oyunlar çevirdiğimizi kabul ediyorum. Ama dayanamadık, her şeyi göze alıp sonunda babama anlattık durumu. İzin çıktı da rahat bir “oh” dedik... Her şey halloldu da tek bir pürüz kaldı; şöhret olmak! Tavernada çalışırken diğer şarkıcılar anneme “Senin kızda gelecek var, abla onu bir menajere götürsene” demişler. Ben menajer nedir bilmiyorum o zamanlar ama Allah’tan rahmetli annem çok iyi anlardı bu işlerden. Neyse, elimden tutup bir organizatöre götürdü beni... O da Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi Cahit Çeki... Ve Sindrella, Pembe Köşk’ün kapısından içeri girer... Senin Sindrella biraz korkak çıktı, elim ayağım titriyordu heyecandan... Cahit Bey, arkadaşları ile oturmuş çay içiyordu. “Haydi bakalım bir dinleyelim seni” dedi. Önce bir şarkı okudum, sonra bir daha, bir daha... Baktım bir tebessüm yayılmış yüzüne... Bana dönüp “Kızım sen bu gazinoda assolist olacaksın” dedi... “Burası odan, bunlar da ekibin” diye gazinoyu gezdirmeye başladı... Donup kalmıştım. Bir günde assolist olunca insan donup kalır tabii... Bir günde olur mu yahu! Üç ay boyunca her gün sazlarla prova yaptım. Hazırlık dönemi bittiğinde podyumda nasıl yürüyeceğimi, sahnede nasıl mikrofon tutacağımı öğretmek için hoca tuttular. Parıltılı dünyaya Sindrella’nın prensini konuşmak için biraz ara verelim. Ah sevgili İzzet, benim hiç prensim olmadı ki... Ben ilk evliliğinize atıfta bulunmuştum... Kendisine “oğlumun babası” demeyi tercih ediyorum. Teyzemin kızı nişanı atınca bohçayı almak annemle bana düşmüştü. Yok artık kuzeninizin eski nişanlısıyla mı evlendiniz? Olur mu öyle saçma şey! İlk eşim, teyzemin kızının nişanlısının ağabeyiydi. Muazzez Hanım, siz çok bilinmeyenli denklemle evlenmişsiniz, haberiniz yok... O kadar karışık değil bitanem. Nişan bohçasını almaya gittiğimizde tanıştık. 15-16 yaşında ya vardım ya yoktum... İnsan 16 yaşında aşık olabilir ama evlenip “küçük gelin” olmak fazla radikal değil mi? Yaşım tutmadığı için annemle babamın muvafakatı ile evlendim. Ama gerçekten sevmiştim onu. Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem” diyemediniz ama... Maalesef diyemedim ve ayrıldık. Demek ki o sorumluluğu üstlenmek için sevgi yetmiyormuş. Bugün o yaşta evlenmenin kader olduğunu anlıyorum. Ayrıldığımızda oğlum dokuz aylıktı, hiçbir şeyin farkına bile varmadı. Boşanmayla birlikte tekrar zor günler başladı herhalde... Haliyle... Bebeğimi anneme bırakıp tekrar tezgahtarlığa döndüm. Baktım o işin sonu da yok; etraftaki herkes de “sesin güzel” diyor, şarkıcılıkta şansımı bir kere daha denemek istedim. Rabbim de yardım etti, demek ki doğru bir adım atmışım. Neden Türk sanat musikisi? Rahmetli annem Şehzadebaşı Direklerarası Korosu’nda yıllarca ders almış. Türk müziğini onun sayesinde sevdim. Bütün bildiklerini bana aktarırdı. Bir de Bülent Ersoy ile Muazzez Abacı’dır beni sanat müziğine bağlayan... Zeki Müren’i unutmayalım... Vefatından hemen önce yanındaydınız... TRT’deki son programına gelmesi için Zeki Bey’i kendi cipimle Bodrum’dan aldırıp İzmir’e göndermiştim. Biz de İstanbul’dan uçakla gitmiştik. Stüdyoda karşılaştık; şık bir kalem hediye ettim ona. Bir merhaba diyebildim, zaten her şey beş dakika içinde olup bitti... Allah rahmet eylesin diyelim... Son zamanlarda pek ortalıkta görünmüyordunuz... Küçük bir dinlenme arası vermiştim. Bazen bir denyoluk da gelmiyor değil. Çekip gitsem, bıraksam sahneyi diyorum ama hiçbir zaman bunu yapamayacağımı da biliyorum. Zeki Bey gibi sahnelerde öleceğim ben de... Bir görünüp bir kayboluyorsunuz. Karabatak gibisiniz. Aslında kaybolmadım, insanlar öyle sanmış olabilir. Çünkü dört sezondur TRT Müzik’te program yapıyorum, değişik müzikallerde sahne aldım ama fazla röportaj yapıp ortalarda olmadığım için böyle bir algı oluştu... Biz de nostalji şarkılar bitti diye dükkanı kapattınız sandık. O şarkılar asla bitmez... Evet, zaten “şarkılarla geldiniz”... Biraz da yeni albümden bahsedelim. Son albüm “Şarkılarla Gel”e dört beste ekledik. Muzaffer Özpınar ile hazırladık. Onun gibi insanların artık nesli tükeniyor. Muzaffer Hoca, okyanuslarda bambaşka bir balık. Sağ olsun günlerce hasta hasta çalıştı stüdyoda... Pembe Köşk’ün prensesi, “Nostalji Kraliçesi”ne nasıl dönüştü? Tamamen annemin arzusuydu. Nostalji albümleri yaparken katiyen çok satmak düşüncesinde değildik... Annemin gençliğinde aldığı 45’lik plakları taşıdığı küçük bir çantası vardı. Yalnız kaldığında o plakları dinleyip eski günlere dönerdi... Taş plaklardan kasete, kasetten dijitale... Anneniz size bir bakıma “Teknolojiye uy kızım” mesajı vermiş. Aynen öyle. Biliyorsun plaklar zamanla çiziliyor, kırılıyor... Bir gün “Kızım şu çantamdaki plaklardan bir kaset yapsan da rahatça dinlesem” dedi. Amacı aslında sadece buydu. Ama nostalji serisi resmen bir devrim yaptı Türkiye’de. Siz de beklemiyordunuz galiba bu kadar ilgiyi... Yalnız ben mi? Benim gibi pek çok insan şoke oldu. Tek üzüntüm rahmetli annemin o şarkıları dinleyemeden vefat etmesi. Nostalji albümleri bu kadar çok sattı, Muazzez Ersoy da hanları hamamları kaptı mı? Yemin ederim hanlarım hamamlarım yok ama gönlü de benim kadar zengini yok. Annenizin albümlerin başarısını görmemesi oldukça üzmüş sizi... Bak sana bir şey söyleyeyim mi, annem de, babam da vefat ettiğinde sahnedeydim. Annemin ölümünde Kemer’de iki konserim vardı. Bari son bir kez yüzünü göreyim dedim, açtılar kefeni, anamın yarım yüzünü görünce hüngür hüngür ağlamaya başlamışım... Sahneye çıktınız mı o gece? Çıktım tabii... Bırak hanları hamamları, diğer tarafa giderken bir peçete bile götüremiyorsun yanında. Şeker paketi gibi beyaz bezin iki ucunu kıvırıp insanı sokuyorlar içine. Han hamamın olsa ne fark eder... Hepsi burada kalıyor, yapabildiğin iyilikleri yanında götürüyorsun sadece. Şifreyi çözmüş biri olarak hiç mi sanatçı kaprisi yok Muazzez Ersoy’un? Olmaz olur mu tabii ki var (gülüyor). Kulisimde su, çay, meyve suyu mutlaka olsun, lütfen içki getirmeyin... Tamam getirmeyiz de hiç mi içki kullanmadınız? Hayatta sürmem ağzıma. Gençliğimde bir-iki kere likör içtim o kadar. Alkolün olduğu yerde ben yokum. Şarkıda “Kasımpaşalıyım, eli maşalıyım” der ama siz hiç öyle durmuyorsunuz, bu nasıl Kasımpaşalılık? (Gülüyor) Annem ve babam son derece modern ama inançlı insanlardı. Düşün, ben 4-5 yaşındayken gece yorgunluktan uyukluyan annemi dürter “Yatmadan önce haydi duamızı okuyalım” derdim. Anacığım da o kadar yorgun olmasına rağmen uyumadan önce bana duamı okuturdu... Annemin tüm öğrettikleri sayesinde, saygının ne kadar önemli bir değer olduğunu fark edip ona göre yaşadım hep. Oğlunuzdan konuşmayı pek sevmiyorsunuz galiba ama biraz da ondan bahsetsek... Kasımpaşa’daki evimizde annem, ben ve oğlum birlikte akşam yemeği yerdik. Rahmetli, dantelden takkeler örmüştü. Yemekten sonra o başlıkları takar, mahallemizdeki Kuran öğretmenine giderlerdi. Oğlum Ender çok iyi Kuran okur. Mesleği nedir, imam mı? Yok, bilgisayar uzmanı... Web master mı ne diyorlar... O konuda uçmuş... Sert bir anne midir Muazzez Ersoy? Çok küçük yaşta evlendiğim için oğlumla beraber büyüdük sayılır. Anneme “anne” derdi, bana da “dızdız”... Onunla ana oğul gibi değil, daha çok abla kardeş gibi yetiştiğimiz için yeri geliyor dertleşiyoruz, yeri geliyor kavga ediyoruz. Evli mi şimdi Ender? Evlenmişti ama boşandı. Onun hayatına hiç müdahale etmem, karışmam. Daldan dala atlıyorum ama bu kebapçılık işi nereden çıktı? Aslında hiç aklımda yoktu. Uzun süre birlikte çalıştığım şoförümün Adana’da kebapçılık yapan Şenol adlı bir yeğeni varmış. Turneye çıktığımızda hep Şenol Bey’in (Kolcuoğlu) dükkanında karnımızı doyururduk. Muhteşem kebaplar yapardı... Gide gele ahbap olduk... Sonra da ortak oldunuz herhalde... İstanbul’da bir şube açmak istiyordu. Ortağı bunu yarı yolda bırakınca şoförümle dertleşmişler, “Dükkanı Muazzez abla, sen, ben birlikte açalım” demiş Şenol. Beni ikna edene kadar göbekleri çatladı resmen, çünkü kebapçılık hiç aklımda olmayan bir şeydi... “Kebaptan da, nostalji kadar iyi anlarım” mı diyorsunuz? Yok estağfurullah... Ama Rabbim’in de yardımıyla dükkan açıldığı günden beri herkes kuyrukta bekliyor... Laf aramızda ben de kebaba bayılırım... Aslında söyledikleri gibi kilo yapmaz. Izgara gibi piştiği için yağı akıp gider. Birlemiş Milletler Yüksek Komiserliği’nde “iyi niyet elçisi” olarak çalışıyorsunuz... Tam olarak ne iş yapar iyi niyet elçisi? Benim en önemli görevim, mülteci durumundaki insanların, sığındıkları ülkenin vatandaşları kadar hakları olduğunu kamuoyuna duyurmak... Angelina Jolie gibi geziyor musunuz siz de ülke ülke? Onun kadar gezmiyorum çünkü bu sayı Birleşmiş Milletler’in düzenlediği organizasyonlara bağlı. Suriye’deki olaylar başlamadan önce Şam’a gittim, oradaki mülteci kamplarını, yardım depolarını gezdim; bazı mülakatlara katıldım. Görseniz o çocuklar ne kadar perişan haldeler. Anne bir tarafta, baba bir tarafta... Yürek burkan, paramparça hayatlar... Angelina ve sizden başka dünyada kaç kişi bu işi yapıyor? Ben seçildiğimde dokuz kişiydik, sanırım şimdi 13 oldu... Film artisti ya müzisyen mi seçilenlerin hepsi? Yoo hayır, sanatçısı da var modacısı da... Bildiğim toplumun sevdiği, saydığı insanların seçildiği... Teklif size nasıl geldi? Birleşmiş Milletler’den aradılar direkt olarak... Şaşırmadınız mı “Neden ben” diye? Çok şaşırdım, çok da mutlu oldum... Tabii ki düşünüyor insan bu kadar kalabalık bir ülkede neden beni seçiyorlar diye? Nedenmiş peki? Kendi kriterlerine göre yaptıkları bir seçimmiş. O zaman Birleşmiş Milletler’in başında Kofi Annan vardı. Amerika’da buluşup görüşecektik ama yerine Ban Ki-moon geçti, onunla da henüz bir araya gelemedik. Siz de Angelina Jolie gibi bir mülteci çocuğu evlat edinmeyi düşünüyor musunuz? İstemez miyim... Bosna’ya gittiğimde, Sırplar’ın tecavüz ettiği kadınların istemedikleri çocuklarını bıraktıkları bir yuvaya götürdüler beni. Koli koli oyuncak götürmüştüm, çocukların gözlerindeki sevinci bir görsen... Orada üç yaşında mavi gözlü dünyalar güzeli bir kız çocuğu ile karşılaştım. Alıp İstanbul’a getirmeyi teklif etseydiniz... Teklif etmediğimi nereden biliyorsun? “Ne olur, annesi istememiş, buraya bırakmış. Bu kızı bana verin, evlat edineyim. Prensesler gibi büyütürüm” diye yalvardım ama maalesef prosedür gereği olmadı... Peki Ebru Polat’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na mektup yazıp “Daha genç ve dinamik bir kişi olarak” sizin yerinize iyi niyet elçisi olmak istemesini nasıl yorumluyorsunuz? Ne diyeyim... Polemiğe girmeyi sevmiyorum ama ben olsam böyle bir şey için kimseyi arayamazdım... Son derece faal olduğunuz anlaşılıyor ama iyi niyet elçisi olduğunuz bile pek çok kişi tarafından bilinmiyor... Ben Birleşmiş Milletler’le resmi protokolü basının önünde imzaladım; bilmemeleri mümkün değil. Ama Türkiye’de, Amerika’da olduğu gibi önem verilmiyor bu işlere. Orada Angelina Jolie’nin yaptığı bir aktiviteyi vermek için kanallar yayını kesiyor. Somali’den Suriye’ye kadar pek çok yeri gezdim ama maalesef haber olmadı. Bazı şeylerin ortaya çıkmasını da siz istemiyorsunuz galiba... Mesela Ankara’da yaptırdığınız hastane... Sevmiyorum bu tür konuları konuşmayı ama lösemili çocuklar için yaptırdığım hastanenin açılışını Süleyman Demirel yapmıştı. Daha sonra TRT Genel Müdürlüğü’nün yanındaki evimi de oraya bağışladım... Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül töreni gecesinde Ahmet Kaya’ya saldırılırken siz de oradaydınız. Bu konuda herkes konuştu, bir tek sustunuz... Neden? Konuşmadım, çünkü ne olduğunu bile anlayamadım. Bir anda ortalık karıştı. Neredeydiniz o anlarda? Sahneye yakın yuvarlak bir masada oturuyorduk. Baktım çatallar, bıçaklar havada uçuşuyor. Yanımdakiler de ayağa kalkıp oraya doğru gittiler. Ben kaldım mı tek başıma... Bir uğultu bir gürültü, kıyamet koptu. “Oradaydım ama hiçbir şey görmedim” diyorsunuz yani... Sonradan gelip anlattılar. O geceden hatırladığım gerçekten başka bir şey yok... Özlemez miyim! Resmen bir cevher yuvasıdır Kasımpaşa, kimler çıkmadı ki oradan... Hasan Kaçan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş, Başbakanımız... Ne düşünüyorsunuz Sayın Erdoğan hakkında? Şunu bütün kalbimle söyleyebilirim ki, Kasımpaşa’dan bir aslan çıktı... Türkiye’nin lideriydi, şimdi de dünya lideri... O zamanlardan hatırlıyor musunuz kendisini? Evet, Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü…
Aziz Yıldırım: Tapeleri Kabul Etmiyoruz
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Asbaşkan Deniz Tolga Aytöre ve Genel Sekreter Mahmut Uslu ilk kez Tarafsız Bölge’de Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtlıyor.Aziz Yıldırım hem kendi başına hem de Fenerbahçe'nin başına gelenleri konuşacaklarını ikisini birbirinden ayıramayacağından söyledi.ERGENEKON'UN KASASI MI?Aziz Yıldırım kendisini askere yakın olduğu gerekçesiyle Ergenekon'un Kasası diye o davaya bağlamak istediklerini söyledi.Aziz Yıldırım daha sonra neden programa katıldığını anlattı.ÖYM'lerle ilgili Ahmet Hakan'ın sorusunu da yanıtlayan Aziz Yıldırım, özel mahkemelerde yargılananların haksız, kanunsuz yargılandıklarını kendimiz yaşadığımız için beyan ettik.17 ARALIK OPERASYONU...Telefon tape'leri kasetlerle Cumhuriyet'in rejiminin devam edemeyeceğini söyleyen Yıldırım, 17 Aralık operasyonunu da kınadı ve bir Cumhuriyet'te bunların olmaması gerektiğini söyledi.17 Aralık'ta basında bir karalama kampanyası başlatıldığını, doğru olup olmadığı bilinmeden algı yaratıldığını belirten Aziz Yıldırım, 'Biz de bu sıkıntıyı yaşadık' dedi. İktidarın yanlış yaptığını söyledi.Kendi davalarında gizlilik varken nelerle suçlandıklarını internetten öğrendiklerini söyleyen Yıldırım, polise ifade vermediği halde ifadede sorulan soruları yayınladılar.'REJİMDE SIKINTI VAR''Rejimde sıkıntı var' diyen Aziz Yıldırım, 'AK Parti şikayetçi, MHP şikayetçi, BDP şikayetçi herkes şikayetçi. Bunu çözmek hükümetin görevi' diye konuştu.Asbaşkan Deniz Tolga Aytöre de yeniden yargılanmanın yerine adil yargınlanma kavramını konuştuklarını söyledi. Algı açısından 4 Temmuz'da her şeyin zaten bittiğini söyleyen Aytöre, 17 Aralık'ta da aynı şeyin olduğunu söyledi.Genel Sekreter Mahmut Uslu da 'O yaptı bu yaptının ötesindeyiz' diyerek 'Başbakan'ın 'evet yanlışlar olmuş' dediğini hatırlattı. Aziz Yıldırım, 17 Aralık'la ilgili gazetelere yansıyan görüntülerden haberlerden dolayı kuşku duyduklarını söylerken bunun kendi davalarındaki duruma benzediğini söyledi ve ekledi: 'Bize yapıldıysa başkasına da yapılabilir.''ALGI YARATILIYOR'Yıldırım bu davalarla ilgili beklenilmesi gerekitğini algı yaratılmaması gerektiğini söyledi.Aziz Yıldırım, Ahmet Hakan'ın 'KCK'yı niye saymıyorsunuz' ifadesine davayı bilmediğini söyleyerek yanıt verdi.Aziz Yıldırım yargılanırken ilan verdiklerini bu ilanda geçen isimlerden birinin kendisinin kullanıldığını söylediğini belirtti ve o kişinin çıkıp bunu açıklamasını istediğini söyledi.'DAVA ÖYM'DE GÖRÜLEMEZ'Yasanın bir davanın ÖYM'de görülmesi için şiddet içermesi gerektiğini belirttiğini söyleyen Asbaşkan Deniz Tolga Aytöre kendi davalarında böyle bir durum olmadığını hatırlattı.Aytöre, 'Bu davanın neresinde silah var, biz anlamış değiliz' diyerek bu davada şiddet olmadığı için ÖYM'de görülemeyeceğini söyledi.Yıldırım kendisi adına telefon dinleme izni alınıp başkalarının dinlendiğini ifade etti.'DİNLEMELERDEKİ AMAÇ KİRLİLİK YARATMAK'Yıldırım, dinlemelerden amacın kamuoyunda kirlilik yaratmak olduğunu söyledi. 'Emniyet beni dinleyebilmek için 'Hakem ayarlıyoruz diye' dinleme yetkisi istiyor ve bizi bu şekilde dinliyorlar' diyen Aziz Yıldırım, '14 Nisan'da kanun çıkmadan önce o tapeleri yasa çıkmadan önce deşifre ediyorlar' diye konuştu.Yıldırım, Emniyetin gönderdiği her evrakın el yazısıyla yapıldığını belirterek kardeşinin 24'te yaptığı konuşma için 21'inde karar alındığını söyledi.'TAPELERİ KABUL ETMİYORUZ'Ahmet Hakan'ın 'Yeniden yargılama söz konusu olursa ne olacak? Tapeler sayılmayacak mı?' sorusuna Aziz Yıldırım 'Biz tapelerin zaten hukuksuz olduğunu söylüyoruz, kabul etmiyoruz' diye yanıt verdi.İbrahim Akın olayına da değinen Aziz Yıldırım, Mehmet Berk'in İbrahim Akın'a 'Benim dediklerime evet dersen seni evine göndereceğim' dediğini söyleyerek burada yapılan kovuşturmalarla İbrahim Akın'a 50 bin dolar aldığının söyletildiğini anlattı.Aziz Yıldırım 'İbrahim Akın, sevk edildiği mahkemede tutuklama kararını görünce ifadesini kabul etmedi' dedi.'MEHMET BERK'İ ŞİKAYET ETTİK'Aziz Yıldırım, 'Akın ve ben Mehmet Berk'i şikayet ettik hiçbir şey yapılmadı' diye konuştu.Aziz Yıldırım, 'Benim para verdiğimi ispatlasınlar kendimi köprüden atacağım' dedi.Mahkemenin verdiği raporda paraların karıştırıldığını belirten Yıldırım, 'Mayıs'ın sonundaki paraları sanki bu maçta kullanılmış gibi göstermişler. Ne kadar para olduğu da belli değil. Yargıtay 5. Dairesi'nin metninde şike için kendi talimatıyla Tamer Yelkovan tarafından Yusuf Turanlı aracılığıyla İbrahim Akın'a para verildiği söyleniyor. İspatlasınlar kendimi köprüden atacağım' diye konuştu.Aytöre, 14 Nisan'da şike suç değilken 14 Nisan öncesindeki delillerin nasıl toplandığını sorusuna yanıt istedi.'SES KAYITLARIMI İSTEDİM'Aziz Yıldırım kendi ses kayıtlarını istediğini belirterek konuşmaların kendisine ait olup olmadığını öğrenmek istediğini belirtti.Aytöre, Yargıtay kararında Aziz Yıldırım'ın tape'leri kabul ettiği yönünde ifade yer aldığını belirterek bunun bir mahkeme şikesi olduğunu söyledi. Yıldırım'ın beyanının kesildiğini belirterek, Yıldırım'ın 'Bu tapeleri kabul etmiyorum' ifadesinin kesildiğini söyledi.Yıldırım tapelerin kısaltılarak suçlamaya uygun hale getirildiğini söyledi.Aytöre, Zekeriya Öz'ün Bolu'ya atanmasıyla ilgili olarak espri yaparak 'Bolu'daki tesislerimize yaklaştı!' ifadesini kullandı.'SENİ BURADAN ÇIKARTMAZLAR'Mahmut Uslu ilk algıyla başkan Yıldırım'a 'Seni buradan çıkartmazlar' dedim. Trabzonspor'la ilgili tape'lerin de çok ciddi olduğunu belirten Uslu, Trabzonspor'un avukatlarının o günkü emniyet genel müdürlerinin sözleşmeli avukatı olduğunu o zaman bilmediğini şimdi öğrendiğini söyledi. Uslu o avukatın 17 Aralık'ta sözleşmesinin feshedildiğini söyledi.Aziz Yıldırım kimsenin 'tape'lerle yargılanmaması gerektiğini söyledi.Tape'lerdeki 'Tarlanın Sürülmesi' sözleri için Aytöre, polisin kendi kendine bir değerlendirme yaptığını, savunma olmadığını belirterek 'Hukukta sadece bir tarafı dinliyorsanız kimseyi dinlemiyorsunuzdur. İki tarafı da dinlemelisiniz' dedi.'7 MAÇA DÜŞTÜ'Aziz Yıldırım, 19 maçta şike yapmakla suçlandıklarını belirterek 'Demokrasiyle idare ediliyoruz. Emniyet müdür TV'ye çıkıp 19 maçta şike var dedi. Sonra iddianamede 13 maça düştü. Mahkeme sonunda 7 maça düştü. Avrupa'da olsa o emniyet müdürü, savcı ne olurdu acaba' diye konuştu.Yıldırım, CAS'ta Fenerbahçe'yi Gençlerbirliği maçıyla ilgili suçladıklarını belirtti.'Akın temiz çocuk'Mehmet Uslu, İbrahim Akın'a şantaj yapıldığını söyledi. Aziz Yıldırım da İbrahim Akın'ın çok temiz bir çocuk olduğunu söyledi.Manisa Başkanı'yla ilgili konuyu savcının bilmediğini kendisinin açıkladığını söyleyen Aziz Yıldırım, 'Sadri Şener'e de bilmem kaç milyonluk ihale verdim' dedi.'TFF'de paralel devlet var'Aziz Yıldırım 'TFF'de de paralel devlet var' dedi.Aziz Yıldırım, UEFA'nın polis fezlekesinden dolayı Fenerbahçe'yi suçlu bulduğunu söyledi. Yıldırım, Türkiye'nin kendi kendini rezil ettiğini söyledi.'CAS DAVASININ ÇEKİLMESİ HATA'Şampiyonlar Ligi'yle ilgili CAS davasının geri çekilmesiyle ilgili olarak Mahmut Uslu büyük hata yapıldığını söyledi.Yıldırım ise Türkiye'nin menfaatleri için dendiğinden davanın geri çekildiğini söyledi. Kendisinin hapisten bir şey söylemediğini düşüncesinin 'davayı çekmemek' olduğunu belirtti. Yıldırım 'Başbakan da çekilsin deyince geri çekildi' dedi.Mahmut Uslu ise 'Türkiye ve Fenerbahçe'yi sattılar diye beyanat verdim. Bana bir şey olmadı' dedi.Aziz Yıldırım Fethullah Gülen'le yüz yüze hiç görüşmediğini söyledi. Fethullah Gülen'in kendisini hapisten çıktıktan sonra arayıp geçmiş olsun dediğini söyledi.BAŞBAKAN'IN TUTUMUAziz Yıldırım, 'Adam vursanız 3,5 seneyle yargılanırsınız, ben 160 seneyle yargılandım. O dönemde sayın Başbakan bize çok destek oldu. Tüm siyasiler yeni bir yasa çıkardılar. Biz o dönem katkısı olan herkese tüm partilere teşekkür ediyorum. 1.5 senedir hür olmamı bu yasada değişikliklere bağlıyorum' diye teşekkür etti.Yıldırım, '17 Aralık'ta olan operasyondan sonra Başbakan Fenerbahçe'nin durumunu daha iyi anlıyordur' dedi.Aziz Yıldırım, Atatürkçü, Laik ve Cumhuriyetçi olduğunu vurgulayarak 'Bu eksende görev yaparız' dedi.''Cemaat Fenerbahçe'yi ele geçirmeye çalışıyor' dedim'Aziz Yıldırım 'başta cemaat Fenerbahçe'yi ele geçirmeye çalışıyor' diye düşündüğünü bunu daha önce de söylediğini belirtti.Yıldırım, Cemaat'e bu şahısların kendileriyle ilgili olup olmadığını sorduğunu, Başbakan'a da sorduğunu iki tarafından kendilerinden olmadığını söyledi diyerek 'O zaman bunu bir gladyo yapıyor. İki tarafa da bağlı olmayan bir gladyo yapıyor!' dedi.Aziz Yıldırım 'Ben bunun ne cemaat ne de hükümet diyorum' diyerek 'O günkü şartlarda bize gelip anlatılanlara göre oluşan fikir cemaatti. Şimdi ise karşı taraf bizden değil diyor. Buna karar verecek bilgim yok. Hükümet bunlar onlara hizmet ediyor diyor. İki taraf da kabul etmiyor' diye konuştu.Aziz Yıldırım, bu süreçte başkanlığı bırakmayı düşünmediğini bu mücadeleden alınlarının akıyla çıkacaklarını söyledi.Ahmet Hakan, Başbakan'ın Fenerbahçe başkanlığıyla ilgili açıklamalarını sorması üzerine Aziz Yıldırım, 'Sayın Başbakan'a banka kurulacak, o da 300 milyon dolar verecek diye zannetti sanırım yanlış bilgilendirildi' yanıtını verdi.Mahmut Uslu, Başbakan Erdoğan'la randevu alıp yanlış anlamayı gidermek için durumu anlattığını söyledi.Yıldırım operasyonun askere yakın olduğu için yapıldığını belirterek 'Atatürkçülük kimsenin tekelinde değil. Hepimizin Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına uygun yaşadık. Bu değerler bizim çok önemlidir. Bundan dolayı bana yapıldı diyemem' dedi.Mehmet Ali Aydınlar'ı Başbakan mı destekledi sorusuna bilemiyorum diye yanıt veren Aziz Yıldırım, 'Şike yapmadım adil yargılanma istiyorum' dedi.'SİYASİ SLOGAN ATMALARI HAKLARI'Aziz Yıldırım, 'Eğer statta küfür edilecekse karşıyım, hakaret edilecekse karşıyım. Gezi Parkı'yla ilgili 34. dakikada tezahürat yapıyorlar. Bu doğal hakları' diye konuştu.Yıldırım, 'Vali geliyor müdahale ediyor, Bakan geliyor müdahale ediyor. Bunlar yanlış. Siz sadece staddaki küfür ve hakaret için şeylere karşı çıkabilirsiniz. Eğer siz siyasi slogana müdahale ederseniz o büyür. Baskı yaparsanız insanlar isyan eder' diye konuştu.Aziz Yıldırım başkanlığının düşmesi halinde kendisi yerine herkesin başkan olabileceğini de söyledi. 'BELKİ DE ŞAMPİYONLAR LİGİ ŞAMPİYONU OLACAKTIK'Mahmut Uslu Şampiyonlar Ligi'ne katılamadıkları için 150 milyon euro kayıpta olduklarını belirterek 'Belki Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacaktık' diyerek 'Bir operasyonla buraya geldik. UEFA bize kötü bakamaz. 80 milyon nüfusumuz var. Hükümetin sayesinde 10 bin dolar GSMH'miz var. Bu operasyon yalnız Fenerbahçe'ye değil milli takıma da Türkiye'ye de oldu' diye konuştu.Deniz Tolga Aytöre, Ali İsmail Korkmaz'ın ailesinin Kasımpaşa maçını izlemeye geleceği bilgisini verdi.Aziz Yıldırım son dönemde Fenerbahçe'ye müdahalesi olmadığını ve kulüpte CEO olduğunu söyledi.'YUNUS YILDIRIM YETENEKSİZ'Aziz Yıldırım, hakem Yunus Yıldırım'ın yeteneksiz olduğunu söyleyerek 'Yunus Yıldırım bizi şampiyonluktan etti. Affetmem. Bir daha gelip aynı şekilde idare edecekse gelmesin' diye konuştu.Aziz Yıldırım en temiz kulübün Fenerbahçe olduğunu söyleyerek '1 milyon üye yapacağız. Ondan sonra gerekiyorsa reklam bile almayacağız' dedi.Aziz Yıldırım, amatör sporlarda atılımın kendisinin gelmesiyle başladığını da vurguladı.CNN Türk
Devlet Başkanları 20’li Yaşlarında Ne Yapıyordu?
Oxford'daki Brasenose College'dan mezun olduktan sonra, Cameron sağcı partiler üzerine araştırmalar yaptı. Merkez Sağ Ofisi'nde çalışkanlığı tanınan Cameron, okulda gece hayatına düşkünlüğü ve haylazlıklarıyla tanınıyordu. Cameron'ın içinde olduğu takım, çok içki içmesi, vandal ve kötü tavırlarıyla biliniyordu ve Cameron bunun hakkında konuşmayı hep reddetti...
Fenerbahçe 'Ele Güne Karşı'
Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Fenerbahçe konuk ettiği Gençlerbirliği'ni Emre Belözoğlu'nun 57. ve 71. dakikada attığı gollerle 2-0 yenerek zirve yolunda önemli bir galibiyet kazandı. Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Fenerbahçe konuk ettiği Gençlerbirliği'ni Emre Belözoğlu'nun 57. ve 71. dakikada attığı gollerle 2-0 yenerek zirve yolunda önemli bir galibiyet kazandı. FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır'ın yönettiği maçta Fenerbahçe'nin ilk golü 57. dakikada penaltıdan Fenerbahçe'nin kaptanı Emre Belözoğlu'ndan geldi. Bu golden 15 dakika sonra ev sahibi ekip 2. kez penaltı noktasına geçti ve 71. dakikada penaltı noktasından Emre Belözoğlu'nun 2. golüyle 3 puanın sahibi oldu. Sarı-Lacivertliler bu galibiyetle Galatasaray'ın Çaykur Rizespor maçı öncesi önemli bir 3 puan aldı. En yakın takipçisi Beşiktaş'ın beraberlikle kapadığı haftada, aldığı 3 puanla şampiyonluk yolunda yerini sağlamlaştırdı. Bu sonuçla Fenerbahçe 51 puana yükselirken, Gençlerbirliği deplasmanda kaybederek 25 puanda kaldı. Fenerbahçe gelecek hafta deplasmanda Trabzonspor'un karşısına çıkarken, Gençlerbirliği ise evinde Sivasspor ile karşılaşıyor. İLK 11'DE 3 YABANCI Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'de Gençlerbirliği ile yaptığı mücadelede, uzun bir aradan sonra ideale yakın bir kadroyla sahaya çıktı. İkinci yarıda geride kalan haftalarda sakatlık ve cezalar nedeniyle önemli futbolcularından yoksun kalan sarı-lacivertli takımda sakatlığı geçen Sow'un yanı sıra kart cezalarını tamamlayan Egemen Korkmaz ve Emre Belözoğlu 11 kişilik kadroya girdi. Fenerbahçe'nin 18 kişilik maç kadrosunda 5 yabancı bulunurken, bunlardan 3'ü ilk 11'de yer aldı. Teknik direktör Ersun Yanal, Sow, Kuyt ve Emenike'ye ilk 11'de görev verirken, Meireles ve Kadlec yedekler arasında bulundu. F.BAHÇELİ GOLCÜLER SAHADA Fenerbahçe'nin hücum yollarında etkili olduğu Sow, Kuyt ve Emenike, ligde 4 hafta sonra aynı anda ilk 11'de yer aldı. İkinci yarının ilk maçında Torku Konyaspor'a karşı ilk 11'de sahada bulunan 3 futbolcu, ardından sakatlık sorunları nedeniyle 4 lig maçında aynı anda kadroda bulunamadı. Sarı-lacivertli takımın bu sezon ligde en golcüsü olan Sow'un 9, Kuyt ve Emenike'nin ise 8'er golü bulunuyor. TRİBÜNLERDE 'MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ' SLOGANI Fenerbahçe'nin seyircisiz oynama cezası nedeniyle karşılaşmayı tribünlerde sadece kadınlar ve 12 yaş altı çocuklar izleyebildi. PFDK'nın Elazığspor maçında çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı bir maç seyircisiz oynama cezası verdiği Fenerbahçe, lig tarihinde 21. kez seyircisiz maça çıktı. Bu sezon ikinci kez Kadıköy'de kadın ve çocuklar önünde maça çıkan sarı-lacivertli futbol takımı, kadın ve çocuklar önünde oynadığı 15. haftadaki Akhisar Belediyespor mücadelesini 4-0 kazanmıştı. Tribünlerdeki kadın ve çocuk seyirciler, karşılaşmanın başlamasına 10 dakika kala 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' şeklinde uzun süre bağırdı. MAÇ TEMPOLU BAŞLADI Hakem Cüneyt Çakır'ın düdüğüyle başlayan maç Fenerbahçe'nin seyircisiz cezası nedeniyle tribünlerde sadece bayanlar ve çocuklar yer aldı. Maçın ilk dakikalarından itibaren karşılıklı atakların olduğu maç seyirciler açısından oldukça heyecanlı geçti. Gençlerbirliği'nin Jimmy Durmaz ile başlattığı tehlikeyi atağa Fenerbahçe Sow ile cevap verdi. Maçın bundan sonraki dakikaları Sarı-Lacivertlilerin üstünlüğüyle devam etti. Gençlerbirliği savunmasının zor anlar yaşadığı ilk yarıda Fenerbahçe Sow ve Kuyt ile tehlike pozisyonlar yakalasa da bunları değerlendiremedi. Maçın ilk yarısı 0-0 beraberlikle sonuçlandı. FENERBAHÇE'DEN GOL TEPKİSİ! Fenerbahçe'nin 21. dakikasında Caner Erkin ile sol kanattan atak geliştirdi. Açılan ortaya Sarı Lacivertlilerden Sow ve Gençlerbirliği'nin kalecisi Ramazan yükseldi. Ramazan'ın Sow'un müdahalesiyle yerde kalması sonrası, hakem Cüneyt Çakır golü geçersiz saydı. Pozisyon sonrası Gençlerbirliği'nin kalecisi Ramazan'a müdahele etmek için sağlık ekipleri oyuna dahil oldu. Sow, kaleci Ramazan oyundan çıkarken futbolcunun son durumunu sordu. Kaleci Ramazan'ın yerine Ferhat Kaplan oyuna dahil oldu. ÇAKIR'A GOSSO TEPKİSİ Fenerbahçe cephesi maçın ilk yarısında Gosso'nun müdahalelerinden dolayı hakem Cüneyt Çakır'ın yönetimini eleştirdi. Sow'un geliştirdiği atağı Gençlerbirliği'nden Gosso'nun sert müdahalesi sonrası hakemin verdiği faul kararıyla oyun durdu. Çakır'ın düdüğüyle birlikte Fenerbahçe'nin yedek kulübesi Cüneyt Çakır'a tepki göstererek neden kart vermediği yönünde tepkilerini gösterdiler. İlk yarının son dakikalarnda Gosso'nun Fenerbahçeli futbolculara sert müdahaleleri devam etse de, Çakır, Gosso'yu kartla cezalandırmadı. PENALTILAR 3 PUANI GETİRDİ Spor Toto Süper Lig'in en çok penaltı veren hakemi ünvanını elinde bulunduran Cüneyt Çakır maçın 57. dakikasında penaltı noktasını gösterdi. Fenerbahçeli Gökhan Gönül'ün Gençlerbirliği kalesine gönderdiği topa Gençlerbirliği'nden Kulusic'in topa eliyle müdahalesi sonrası hakem penaltı verdi. Emre Belözoğlu'nun kullandığı penaltı takımını 1-0 öne geçiren golü attı. Bu pozisyondan 15 dakika sonra Alper Potuk'un Gençlerbirliği ceza sahası içinde 70. dakikada yere düşmesiyle hakem bir kez daha penaltı noktasını gösterdi. Emre Belözoğlu'nun ikinci kez topun başına geçmesiyle takımını 2. kez öne geçirdi ve Fenerbahçe'ye 3 puanı getiren penaltı gollerini attı. Emre Belözoğlu maçın 75. dakikasında yerini Meireles'e bırakarak oyundan çıktı. Maçın bu dakikalarından sonra Fenerbahçe'nin baskılı ataklarından başka bir gol gelmedi ve 3 puanın sahibi Fenerbahçe oldu. MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI) 2- dakikada Gökhan Gönül'ün kafayla indirdiği topa Sow'un ceza alanı önünde yerden vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Ramazan Köse'de kaldı. 7- dakikada ceza alanı dışından kazanılan serbest vuruşta, Emre Belözoğlu'nun önüne açtığı topa Emenike çok sert vurdu. Kaleci Ramazan Köse meşin yuvarlağı direğin dibinde tokatlayarak, kornere gönderdi. Aynı dakikada korner atışını kullanan Caner Erkin, topu ceza alanı dışındaki Gökhan Gönül'e çıkardı. Gökhan'ın ceza alanına doğru havalandırdığı topu Kuyt, kafayla Sow'a indirdi. Altıpasta müsait durumda topla buluşan Senegalli golcü, kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı boş kale yerine auta gönderdi. 9- dakikada soldan Uğur Çiftçi'nin ortasında ceza alanı içinde arka direkte Jimmy Durmaz'ın kafa vuruşunda, top yandan auta çıktı. 22- dakikada soldan Caner Erkin'in ortasında ceza alanı içinde kaleci Ramazan Köse ve Sow topa hamle yaptı. İki oyuncu arasında kalan meşin yuvarlak Sow'a çarparak savunmanın müdahalesine rağmen filelere gitti. Ancak hakem Cüneyt Çakır, kaleciye faul yapıldığı gerekçesiyle golü geçerli saymadı. Bu pozisyonda sakatlanan kaleci Ramazan Köse'nin yerine Ferhat Kaplan oyuna girdi.35- dakikada ceza yayı önünden Kuyt'ın vuruşunda, top yandan auta gitti.39- dakikada ceza alanı dışından serbest atış kullanan Caner Erkin'in sert vuruşunda, kaleci Ferhat Kaplan topu tokatlayarak uzaklaştırdı. Aynı dakikada Gökhan Gönül'ün uzun kullandığı taç atışında ceza alanı içinde Egemen Korkmaz'ın aşırdığı topa Bekir İrtegün'ün vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Ferhat Kaplan'da kaldı. 40- dakikada Gökhan Gönül'ün sağdan ortasında ceza alanı içinde topla bulaşan Kuyt'ın dönerek yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 42- dakikada soldan Caner Erkin'in kullandığı taç atışında ceza alanı içinde Kuyt topu kafayla Sow'a indirdi. Senegalli futbolcunun sert şutunda top yine üstten auta gitti. Fenerbahçe: 2 - Gençlerbirliği: 0 Stat: Fenerbahçe Şükrü SaracoğluHakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık OngunFenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Bekir İrtegün, Egemen Korkmaz, Caner Erkin, Mehmet Topal, Emre Belözoğlu, Kuyt, Alper Potuk, Sow, EmenikeGençlerbirliği: Ramazan Köse (Dk. 25 Ferhat Kaplan), Hakan Aslantaş, Radzkou, Kulusic, Uğur Çiftçi, Doğa Kaya, Gosso, Jimmy Durmaz, Petrovic, Zec, Stancu Sporx