Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Zorla Kadın Sünnetine, Tacize ve Zorla Evlendirilmeye Maruz Kalan Bir Seks İşçisinin Cezaevinde İdamla Biten Gerçek Hikayesi

-

Neval El Seddavi'nin "Mısırlı Kadınlarda Nevroz" konusunu araştırmak için ziyaret ettiği Kanatır Cezaevi'nde tanıştığı, idam cezası almış bir seks işçisinin gerçek hayat hikayesini anlattığı "Sıfır Noktasındaki Kadın" adlı romanıdır. İdamının son gününde kadın, acılarla dolu hikayesini anlatır.

1. Firdevs'in hayattaki ilk zorluğu sünnet edilmesiyle başlar.

Ergenliğe girdiği anlaşılınca küçük yaşta hijyen ve sağlık sorunlarına yol açabilecek hatta ölümle sonuçlanabilecek bir şekilde sünnet olur, devamında yaşayacağı sorunların başlangıcı olarak hayatındaki ilk zorluğudur. Hayatında hiçbir cinsel yakınlaşmadan zevk alamaz ve bir parçasını eksik hisseder.

2. Zaten sevgisiz büyümüş çocuk, üvey annesi ve babasının ölmesiyle iyice yalnız kalır. Amcası Firdevs'e bakmaya başlar.

Annesini küçük yaşta kaybeden kız, üvey annesinden sevgi görmemiştir; babası da aynı şekilde ketum bir insandır. Annesi ve babası ölünce amcası, Firdevs’i yanına alır ve okutur.

3. Çocuk yaşta amcasının tacizine uğrar.

Yaşadığı olayı anlamlandıramayacak yaşta olan Firdevs, amcası kendisine okumayı öğrettiği ve okuması için kitaplar getirdiğinden dolayı bu olayı kimseye anlatmaz.

4. Amcasının evlenmesiyle küçük kız artık evde istenmez, bir bahaneyle yatılı okula gönderilir.

Amcasından mevki olarak yüksek olan yengesi, ilişkide daha baskındır. Karısının yeğenini istemediğini anlayan amca da Firdevs'i evden gönderir.

5. Ortaokulu da bitirince yengesinin yaşlı amcası ile evlendirilir.

Ortaokulu bitirince artık çocukları olan amcasının maddi durumu Firdevs’i okutmaya yetmez, evde de istenmez. Firdevs’e okuyarak hayatını kurtarma seçeneği sunulmaz ama Şeyh ile evlenmesi iyi bir seçenek olarak gösterilir. Hali vakti yerinde görülen emekli yaşlı adamla evlenmek istemese de başka çare bulamaz Firdevs.

6. Kocasının baskılarına ve şiddetine dayanamayan Firdevs, bir süre sonra evden kaçar.

Kocası dövdüğünde amcasından yardım istese de geri kocasının evinin yolu gösterilir. Yaşlı kocasının cimriliğine, psikolojik ve fiziksel şiddetine dayanamaz.

7. Kahvede tanıştığı Beyumi, iş bulana kadar kendisinde kalmasını teklif eder.

Ortaokul diplomasıyla iş bulup kendi ayakları üzerinde durmak ister. Evden kaçtığında bir kahvenin sahibi olan Beyumi adında bir adamla tanışır.

8. Beyumi zamanla "sahip çıkma" ihtiyacı hisseder. Genç kadın iş arayacağını söylediğinde bunu yediremez ve şiddet gösterir.

Firdevs'i eve kapatır, döver, tecavüz eder. Hatta bir gün arkadaşlarını da eve getirir, onlar da tecavüz eder. Bu durumdan sonra Firdevs, kaçmayı iyice kafasına koyar ve bir yolunu bulup kaçar.

9. Beyumi’nin yanından kaçan Firdevs, Nil Nehri kıyısında Şerife isminde bir seks işçisiyle tanışır ve onun yanına taşınıp seks işçiliğini öğrenir.

"Kim ile başladı baban, abin, amcan mı?" diye sorarak onu anladığını gösterir. Şerife, Firdevs'e seks işçiliği yaparak rahat bir hayatı olabileceğini de gösterir. Gençliğini, güzelliğini sadece erkekler değil Şerife de kullanıp Firdevs’in üzerinden kazanç elde etmeye çalışır. Firdevs, gayri ahlaki yolla ilk parasını kazanır. 25’li yaşlarında eline ilk defa para geçer.

10. Şerife'nin kendisini kullandığını anlayan Firdevs, Şerife'nin yanında ayrılıp tek başına çalışmaya başlar.

Seks işçiliği yaparak lüks bir yaşam sürerken bir müşterisi ona saygıdeğer bir hayatı olmadığını ve saygıdeğer bir insan olmadığını söyler. Bu sözler Firdevs'in hayatını alt üst eder.

11. Müşterisinden saygıdeğer olmadığına dair sözleri işittikten sonra şerefli bir hayat sürmek için memurluk yapmaya başlar.

Memurluk yaptığı zaman iş arkadaşının, cinsellik için onu sevdiği yalanını söylemesi Firdevs'in ilk kalp sancısı olur. Patronun kızıyla nişanlı olan İbrahim, hem nişanlısını aldatır hem de genç bir kadını kandırır.

12. İş yerinde aşık olduğu adamın onu kandırması Firdevs'i hayal kırıklığına uğratır, eski işine döner.

13. Özgür bir hayat sürmeyi planlayan Firdevs, randevularını ayarlama teklifini reddettiği Marzuk isimli adam tarafından sürekli engellenir.

Üzerinden kazanç sağlamaya çalışan Marzuk, genç kadının kazancını elde etmede ısrarcı davranır. Tanıdığı insanları kullanıp, gücünü gösterip, zaman zaman ise fiziksel gücünü göstererek Firdevs’i köşeye sıkıştırır.

14. Firdevs, artık Mazruk'un şiddetine dayanamaz ve karşılık verir.

Hayatı boyunca hayatındaki insanlardan şiddet gören Firdevs, ilk defa karşılık verir. Kendisine saldıran Mazruk'un boynuna bıçağı hiç düşünmeden saplar.

15. Suçunu itiraf eder ve cezaevine gönderilir.

Müşterisi olan bir Arap Prensine adam öldürdüğünü itiraf ettikten sonra tutuklanarak cezaevine konulur.

16. Suçunun cezası ise idamdır.

İdamının son günü, hikayesini yazar Neval El Seddavi ile paylaşır.

17. Polisle arasında geçen diyalog Firdevs'in acılarını özetler niteliktedir.

"Sen suçlusun," dediler. "Annen de suçluydu."
"Annem suçlu değildi. Hiçbir kadın suçlu olamaz. Suçlu olmak için erkek olmak gerekir."
"Hele bak, neler söylüyorsun sen?"
"Topunuzun birden suçlu olduğunu söylüyorum: babalar, amcalar, kocalar, pezevenkler, avukatlar, doktorlar, gazeteciler, her meslekten bütün erkekler."
"Vahşi ve tehlikeli bir kadınsın sen."
"Ben gerçeği söylüyorum. Gerçek vahşi ve tehlikelidir."

18. "Erkeklerden nefret ettiğimin farkındaydım; fakat bu sırrı uzun yıllar başarıyla sakladım. En çok nefret ettiğim erkekler bana öğüt vermeye kalkışanlar ya da beni yaşadığım hayattan kurtarmak istediğini söyleyenlerdi." der Firdevs ve devam eder;

Onlardan daha çok nefret etmem, benden daha iyi olduklarını ve yaşamımı değiştirmek için bana yardımcı olabileceklerini sanmalarındandı. Şövalye gibi görürlerdi kendilerini; başka koşullarda oynayamadıkları bir roldü bu. Benim düşük bir insan olduğumu anımsatarak, kendilerini soylu ve üstün hissetmek isterlerdi. Kendi kendilerine,

       “Ne harika bir insanım ben. Şu sürtüğü çok geç olmadan bataktan çıkarmaya çalışıyorum,” derlerdi."
       Onlara bu rolü oynama fırsatını vermezdim. Her allahın günü beni döven bir adamla evliyken hiçbiri beni kurtarmaya yanaşmamıştı. Aşık olma aptallığım yüzünden kalbim kırıldığında da hiçbiri yardımıma koşmamıştı. Bir kadının hayatı, gerçekten acınacak bir hayattır. Oysa bir fahişe, biraz daha iyi durumdadır. Bu yaşamı, istediğim için seçtiğime kendimi inandırabilmiştim. Beni fahişelikten kurtarmak isteyenleri reddedebilmem, fahişelikte ısrar etmem, bunun benim seçimim olduğunu ve birazcık özgürlüğüm, en azından birçok başka kadından daha iyi bir durumda yaşama özgürlüğüm olduğunu kanıtladı bana.

19. "Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve gökyüzündeki her iki dünyayı da erkeklerin ellerinde tuttuklarını biliyordum."

Erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar, öyle ya da böyle, fahişeydiler. Ben akıllı olduğumdan, köle eş olmak yerine özgür bir fahişe olmayı yeğlemiştim. Bedenimi verdiğimde en yüksek fiyatı istiyordum. Herkesin bir fiyatı vardır ve her mesleğe bir ücret ödenir.

20. "Çok başarılı bir fahişe olmuştum. En yüksek fiyatı alıyordum; çok önemli insanlar bile benim için yarışıyordu."

       Bir gün yabancı bir ülkenin çok önemli bir şahsiyeti adımı duymuş. Her şeyi öyle ayarlamış ki, ben hiç farkında olmadan beni görmüş. Hemen ardından yanına çağırttı, ama gitmeyi reddettim. Başarılı politikacıların kendi içlerinde hep yenilmelerinden ötürü, başkalarının önünde yenilmeye dayanamayacaklarını biliyordum. Bir insan çifte yenilgiye katlanamaz. Onların yükselmek için sürekli uğraşmalarının gizi budur. Başkaları üzerinde kurdukları iktidar onlara bir üstünlük duygusu verir. Yenilgiye uğradıklarını unutup, zafer kazanmış sayarlar kendilerini. Önem verdikleri tek şey olan büyüklük görünümünü yaymaya çalışırken, içten içe ne kadar boş olduklarını gizler bu zafer. 
       Reddetmem onun arzusunu daha da kamçılamıştı. Her gün bir polis yolluyor, polis her gün başka bir yaklaşım sergiliyordu. Ama ben hep reddettim. Bir keresinde para teklif etti. Başka birinde beni hapse atmakla tehdit etti. Üçüncüsündeyse bir devlet başkanını reddetmemin büyük bir adama hakaret sayılacağını, iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik yaratacağını açıkladı. Ülkemi gerçekten seviyorsam, yurtseversem, hemen ona gitmem gerektiğini söyledi. Polise yurtseverlik hakkında hiçbir şey bilmediğimi, ülkemin bana hiçbir şey vermemekle kalmayıp, onurumla gururum dahil her şeyimi aldığını söyledim. Söylediklerimin polisin ahlaki gururunu derinden sarstığını şaşırarak fark ettim. Bir insan nasıl yurtsever olmazdı? Polisin savunduğu şeyin rezilliğine, içine düştüğü açmaza, çifte ahlaki yargılarına kahkahalarla gülmek geldi içimden. Sıradan bir pezevengin yapacağı gibi bir fahişeyi alıp bu önemli şahsın yatağına götürmek istiyor, gene de yurtseverlikten ve ahlaki değerlerden gururlu bir edayla söz edebiliyordu. Ancak adamın yalnızca emirlere uyduğunu, ona verilen emri kutsal bir ulusal görev katına yükselttiğini anladım. Beni hapse atmakla önemli bir adamın yatağına götürmek arasında fark yoktu. Her ikisinde de polis kutsal bir görevi yerine getirmiş olacaktı. Ulusal görev söz konusu olduğunda bir fahişe bile en yüksek onurla ödüllendirilebilir, insan öldürmek bir kahramanlık edimi olurdu.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bbeliz

Nojoud Ali'nin 10 yaşındayım ve boşanmak istiyorum kitabını anımsattı...

kloroflorokarbon

burdan okumaya çok üşendim zülfü livaneli inş yazarsın bir şeyler

first_contact1

erkeklerden uzak durun .çok tehlikeliler .bakın görüyorsunuz anlatmaya gerek yok.

yori

Erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar, öyle ya da böyle, fahişeydiler. Ben akıllı olduğumdan, köle eş olmak yerine özgür bir fahişe olmayı yeğlemiştim. Bedenimi verdiğimde en yüksek fiyatı istiyordum. Herkesin bir fiyatı vardır ve her mesleğe bir ücret ödenir.

_oishii_

Bazı kitapların altı çizilesi sözleri olur. bu kitap ise komple altı çizilesi sözlerden yapılmış gibiydi.. okuyun

Görüş Bildir