Zengin Görünmeye Çalışırken Aslında Gizliden Gizliye Fakirleştiğinizi Gösteren 6 Günlük Alışkanlık
Eminiz herkes bu hayatta zengin olmak ister. Zaten insanları ikilemde bırakan en meşhur soru da 'Aşk mı, para mı?' sorusudur. Çoğu kişi, paranın bir şekilde mutluluk da getireceğine inanır. Kabul, ağlarız belki ama en azından villamızın havuzunda ağlarız!
Zengin olmak istiyoruz fakat günlük alışkanlıklarımıza ne kadar dikkat ediyoruz? Ay sonu geldiğinde cebimizde beş kuruş kalıyor, kredi kartının sürekli asgarisini ödüyoruz... Aslında her gün farkında olmadan yaptığımız bazı küçük seçimler, cüzdanımızda devasa delikler açıyor. Çevremize 'Ben çok kazanıyorum, lüks yaşıyorum' mesajı vermeye çalışırken kendinizi daha kötü bir duruma getiriyor olabilirsiniz.
İşte sizi dibi çeken bazı finansal kararlar!
Her sabah aldığınız, üzerinde isminizin yazılı olduğu kahveler.
Durun hemen bizi eleştirmeyin. 'Zaten bir zevkimiz kahve kaldı, ona da göz dikmeyin' dediğinizi duyar gibiyiz. Fakat sizi bir konuda da uyarmadan geçemeyeceğiz. İsminizin yazılı olduğu kahve bardakları, çok güzel bir şekilde harika bir 'başarılı plaza insanı' illüzyonu yaratıyor olabilir. Sosyal medyada kahve bardağı arkasından bilgisayar ekranı paylaşmak, birçoğumuz için sabah mesaisinin gayriresmi başlangıcı haline geldi.
Ancak her gün dışarıdan kahve alma alışkanlığı, ay sonunda sessiz sedasız bir fatura gibi cebinizi kemiriyor. Üstelik bunu günlük olarak ödediğiniz için, büyük bir masraf olarak görmüyorsunuz.
İçinde ne olduğu belli olmayan ama fahiş fiyatlara satılan yemekler.
'Ben evde yemek yapmaya vakit bulamıyorum' ya da 'Mutfağa girince enerjim sömürülüyor' diye düşünebilirsiniz. Bu nedenle kendinizi her akşam popüler uygulamalardan sipariş verirken buluyor olabilirsiniz. Fakat madalyonun diğer yüzünde teslimat ücretleri, hizmet bedelleri ve şişirilmiş menü fiyatları yatıyor.
Evde çok daha sağlıklısını ve lezzetlisini çeyrek fiyatına mal edebileceğiniz yemekler için her gün yüzlerce lira dökmek, finansal geleceğinizi sabote etmekten başka bir şey değil. Üstelik bu önerimizi sadece finansal açıdan yapmıyoruz. Dışarıda 'içinde ne olduğu belli olmayan' yemekler yemek, bir süre sonra bağırsaklarınızı etkileyecek ve bağışıklığınızı düşürecektir.
Aslında evde yemek yiyerek tek taşla iki kuş vuracaksınız, bizden söylemesi.
Taksit kandırmacası.
Üzerinde devasa markaların logolarının basılı olduğu kıyafetler giymek, 'Ben bu markaya bu parayı verebiliyorum' demenin en direkt yoludur. Tasarımcı ürünleri ve trend parçalarla her gün farklı bir kombin yapmak, çevrenizde büyük bir hayranlık uyandırabilir.
Tabii markalar da size taksit imkanı sunarak o ürüne kavuşmanızı sağlar.
Peki o kıyafetlerin arkasındaki 6 ya da 9 aylık kredi kartı taksitlerini kim ödüyor? Sırf zengin görünmek için bütçeyi aşan logolu kıyafetler almak, aslında finansal okuryazarlığınızın ne kadar zayıf olduğunu gösterir. Gerçekten varlıklı olan insanlar kaliteye ve zamansız parçalara odaklanırken, gizli fakirleşme yaşayanlar başkalarını etkilemek için tekstil markalarının yürüyen reklam panosu olmayı seçerler.
"Herkes benden" cömertliği
Arkadaş ortamında, iş yemeklerinde ya da kafede hesap geldiği an elini jet hızıyla cebine atıp 'Benden olsun, lafı mı olur' diyen kişi siz misiniz? Elbette sevdiklerinize bir şeyler ısmarlamanızda bir sakınca yok. Fakat bunu ne amaçla yapıyorsunuz? Çevrenizde cömert, eli açık ve maddi durumu fazlasıyla yerinde biri olarak tanınmak için mi?
Kendi bütçenizi düşünmeden, sırf masadakilere güçlü görünmek adına sürekli hesap ödemek cömertlik değil maalesef. Gerçekten durumu iyi olan insanlar hesap paylaşımı konusunda çok daha net ve rasyonel davranabilirler.
Son model teknolojik cihazlar
Masaya en son model telefonu koymak, kulakta en yeni nesil kablosuz kulaklıkla gezmek ya da bilekteki akıllı saatin her yıl bir üst modelini taşımak... Teknoloji, günümüzde zenginlik illüzyonu yaratmanın en kolay ve en maliyetli yollarından biri haline geldi.
Elinizdeki cihaz hala kusursuz çalışırken, sırf 'eskidi' algısı yaratmamak veya bir özellik daha eklenmiş diye binlerce lira fark ödeyerek yenisine geçmek tamamen bir tuzak. Bu döngüye girdiğinizde, aslında teknoloji şirketlerini zenginleştirirken kendi nakit akışınızı kurutuyorsunuz. Üstelik bunu genellikle hiç ihtiyacınız olmayan özellikler ve bitmeyen tüketici kredileriyle yapıyorsunuz.
"Bütçe üstü" eğlence anlayışı
Bütçe dostu değil, bütçe üstü takılmak. Cuma ve cumartesi geceleri popüler mekanlarda boy göstermek, en trend yerlerde hikaye paylaşmak ve lüks etkinliklere bilet almak... Sosyal çevrenizden geri kalmamak ve 'eğlenceli' imajınızı korumak için bu etkinliklerin hiçbirini kaçırmak istemiyorsunuz.
Fakat her hafta sonu bütçenizin sınırlarını zorlayan bu eğlence anlayışı, gizliden gizliye fakirleşmenin en eğlenceli yolu! Eğlenmek ve sosyalleşmek elbette bir ihtiyaçtır, ancak bunu sırf 'orada bulunmuş olmak' amacıyla yaptığınızda ne etkinlikten keyif alırsınız ne de maddi olarak düzene girersiniz. Bunun yerine gerçekten ilginizi çeken etkinlikleri takip edin, kendinize bir sınır koyun.
Özetle, sırf kendinizi beğendirmek, başka bir sınıfa aitmiş gibi görünmek yerine kendi ihtiyaçlarınızı ve zevklerinizi belirleyin. Harcamalarınızı kendinize göre ayarladığınızda hem hayattan daha çok zevk alacak hem de maddi olarak kendinize bu kadar yüklenmemiş olacaksınız. Evet, günümüz şartlarında 'zengin' olmak daha zor. Bu nedenle kendinizi küçük harcamalar yaparken buluyor, bu şekilde tatmin oluyorsunuz. Fakat bu küçük harcamaların da birikerek finansal olarak sizi zorladığını fark edin.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın