Yumurtaların Avrupa ve ABD'de Farklı Saklanmasının Nedeni Ortaya Çıktı
Dünyada her gün yaklaşık 290 milyon yumurta tüketiliyor. Ancak yurt dışına seyahat edenlerin dikkatini çeken ilginç bir detay var: Amerika Birleşik Devletleri’nde yumurtalar marketlerin soğutulmuş reyonlarında süt ve tereyağının yanında satılırken, Avrupa’da oda sıcaklığında, reyon raflarında sergileniyor. Peki, aynı besin neden iki farklı kıtada bu kadar zıt yöntemlerle saklanıyor?
Gıda kaynaklı hastalıkların başında gelen Salmonella, halk sağlığını ve ekonomiyi tehdit eden en büyük unsurlardan biri.
Öyle ki, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, ülkede her yıl 1,35 milyon Salmonella enfeksiyonu vakası yaşanıyor; bu vakalar 26.500 hastaneye yatışa ve 420 ölüme neden oluyor. Bu devasa riskle mücadele etmek için ABD ve Avrupa tamamen farklı iki koruma yöntemi seçmiş durumda.
1970 yılında ABD Tarım Bakanlığı, yumurta temizliğinde devrim niteliğinde bir sistem kusursuzlaştırdı. Amerikalı üreticiler, yumurta tavuktan çıkar çıkmaz kabuktaki dışkı ve kirleri temizlemek için onları sabun ve sıcak suyla yıkayan makineler kullanıyor.
Ancak bu temizlik operasyonunun çok ağır bir bedeli var: Yıkama işlemi, yumurtanın "kütikül" adı verilen doğal, ince koruyucu dış tabakasını tamamen yok ediyor.
Oksijen sirkülasyonunu sağlarken bakterilerin içeri sızmasını engelleyen bu zırh kaybolduğunda, yumurta dış tehditlere karşı tamamen savunmasız hale geliyor. İşte bu yüzden ABD’de (ve benzer şekilde Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde) bakteri üremesini durdurmak ve raf ömrünü 3-5 hafta arasında tutabilmek için yumurtaların sürekli buzdolabında saklanması zorunlu kılınıyor.
Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunda ise durum tam tersi; tüketiciye ulaşmadan önce yumurtaların yıkanması kanunen yasak. Avrupalı otoriteler, yıkama işleminin yumurtanın gözeneklerini açarak bakterilerin içeri girmesini kolaylaştırdığına inanıyor.
Yıkanmayan Avrupa yumurtaları, kütikül zırhını koruduğu için oda sıcaklığında güvenle saklanabiliyor.
Üstelik Avrupa, tehlikeyi henüz yumurta oluşmadan engellemeye odaklanıyor. Çiftliklerde çok sıkı biyolojik güvenlik önlemleri uygulanıyor ve en önemlisi, tavuklar Salmonella'ya karşı aşılanıyor. Böylece bakterinin daha baştan yumurtaya bulaşma riski minimuma indiriliyor.
İki kıta arasındaki bu yöntem farkı ne olursa olsun, arka planda küresel gıda güvenliğini sağlayan uluslararası kurallar işliyor. ISO 22000:2018 (Gıda Güvenliği Yönetimi) standardı, çiftliklerden sofraya kadar biyolojik tehlikelerin ve özellikle Salmonella riskinin analiz edilmesini zorunlu kılıyor. Laboratuvar ortamında bu bakterinin kesin tespiti için ise dünya genelinde ISO 6579-1:2017 standardı uygulanıyor. Bu standartlar sayesinde, yöntemler farklı olsa da küresel ticarette tutarlılık ve tüketici sağlığı güvence altına alınıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın