Uzun İlişkilerde Evlilik Kararını Tıkayan 3 Gizli Engel
Yıllarca aynı insanla aynı yolda yürüyüp konu evliliğe geldiğinde bir arpa boyu yol alamamak... 'Her şey yolunda, neden adım atmıyoruz?' sorusu, uzun süreli ilişkilerin çoğunda zamanla sessiz bir gerilime dönüşür. Genelde bu durumu 'erkeklerin bağlanma korkusu' diyerek tek bir etikete bağlayıp geçsek de, madalyonun diğer yüzü çok daha karmaşık. Peki, bir erkek çok sevdiği halde o yüzüğü takmaktan neden kaçınır?
Yıllarca süren bir ilişki, her şey yolunda görünüyor ama o malum yüzük bir türlü gelmiyor.
Birçok çiftin yaşadığı ama genelde halı altına süpürdüğü bu belirsizlik, zamanla en büyük gerilim kaynaklarından birine dönüşüyor. Haliyle kadınlar bir süre sonra 'Bende mi bir eksiklik var?' ya da 'Boşuna mı kürek çekiyorum?' diye düşünmeye başlıyor. Ancak psikologlara göre durumu sadece aşka veya sevgi eksikliğine bağlamak büyük haksızlık. O imzanın atılamamasının arkasında çok daha kişisel, ekonomik ve toplumsal yükler var.
Genellikle bu durumu "bağlanma korkusu" deyip kestirip atıyoruz.
Oysa uzmanlar meselenin bu kadar basit ve yüzeysel olmadığını söylüyor. Örneğin Pew Araştırma Merkezi'nin yakın tarihli bir raporuna göre, uzun süreli ilişkisi olup evlenmeyen erkeklerin neredeyse yarısı en büyük sebep olarak 'kendini hazır hissetmemeyi' gösteriyor. İşin ilginç yanı, bu hazır olmama halinin romantizmle pek ilgisi yok. Maddi kaygılar, kariyer hedefleri, ailelerin beklentileri ya da geçmişten kalan hayal kırıklıkları bu hissin altını dolduran asıl etkenler.
Terapistlerin en çok karşılaştığı ama erkeklerin partnerlerine açıkça itiraf etmekte en çok zorlandığı konu kesinlikle ekonomik güvensizlik.
Devasa düğün masrafları, sıfırdan ev kurma stresi ve günümüz şartlarında bir evin sorumluluğunu üstlenme fikri pek çok erkeğin gözünü korkutuyor. Sosyolog Andrew Cherlin'in analizleri de bunu destekliyor: Ekonomik istikrarsızlık dönemlerinde evlilik oranları hızla düşüyor. Çünkü erkeklerin üzerinde toplumun yarattığı o geleneksel 'evi geçindiren adam' baskısı hala çok ağır.
Madalyonun bir de aile geçmişi yüzü var. Anne babası boşanmış ya da sürekli çatışmaların yaşandığı bir evde büyüyen biri için evlilik, mutlu bir sondan çok korkutucu bir risk gibi algılanıyor. 'Ya benim de evliliğim böyle olursa?' düşüncesi, o adımı atmayı inanılmaz derecede zorlaştırıyor. Terapistler, geçmişten gelen bu bagajları fark edip aşabilmek için çift terapisinin çoğu zaman hayat kurtardığını belirtiyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın