Sözünüzü Sürekli Kesen İnsanların Ortak Özelliği: Bilgiyi Hızlı İşlemek
Hepimizin hayatında biri vardır: Cümlenizi bitirmenize fırsat vermeden cevabı yapıştıran, siz daha soruyu sormadan yanıtlayan, anlatırken gözleri başka yere kayan kişi. (Belki de o kişi sizsiniz.) Çoğu zaman bunu kabalık ya da ilgisizlik sayarız. Oysa bu davranışların altında başka bir şey olabilir: Bilgiyi alışılmışın üzerinde bir hızla işleyen bir zihin. YourTango yazarı Haley Van Horn, kendisinin de bu gruba girdiğini söyleyerek hızlı düşünen insanların sohbette sergilediği sekiz davranışı derledi.
Listedeki hiçbir madde bu davranışları mazur göstermiyor; ama nereden geldiğini anlamak, karşınızdakine biraz daha tahammül etmenizi sağlayabilir.
Gelin, detaylara bakalım.
Siz Soruyu Sormadan Cevaplıyorlar: Peki Neden?
Listenin ilk üç maddesi aynı kökten geliyor. Bu insanlar konuşanın sözünü sürekli kesiyor, henüz sorulmamış soruları cevaplıyor ve başkalarının cümlelerini tamamlıyor. Van Horn'a göre üçünün de sebebi aynı: Zihin konuşmanın bir adım önünde gidiyor, cümlenin nereye varacağı görülüyor ve araya girme dürtüsü bastırılamıyor.
Kişi çoğu zaman bunu yaptığının farkında bile değil. Meselenin altındaki kavramın adı ise işlemleme hızı. Cleveland Clinic'in tanımına göre beynin gelen bilgiyi alıp yanıt üretme süresi kişiden kişiye ciddi biçimde değişiyor.
Karşı taraf içinse tablo bambaşka görünüyor. Sürekli araya giren biri kolayca 'konuşma narsisti' olarak etiketleniyor. Bu kişi, kendi düşüncelerini herkesinkinden önemli sayan biri izlenimi bırakıyor. Van Horn bu noktada kendi deneyimini de anlatıyor: Zihni sürekli koşan biri olarak sohbetleri hem kendisi hem karşısındaki için yorucu hale getirdiğini, bu yüzden düşüncelerini içinde tutmaya çalıştığını söylüyor.
Sıkılmış Gibi Görünüyorlarsa Söyleneni Çoktan İşleyip Sıranın Kendilerine Gelmesini Bekliyorlar
Dördüncü davranış sabırsızlık. Sohbet sırasında sıkılmış ya da ilgisiz görünen biri aslında çoğu zaman anlatılanı çoktan işlemiş, kendi yorumunu söyleyebileceği anı bekliyor olabiliyor. Van Horn buna bir de kişilik boyutu ekliyor: bazı insanlar 'karşıt konuşma tarzı' denen bir eğilime sahip, yani tartışmaktan ya da itiraz etmekten çekinmiyor, hatta bundan keyif alıyor.
Bu ikisi bir araya geldiğinde ortaya hem aceleci hem itiraz etmeye hazır bir muhatap çıkıyor. Niyet kaba görünmek olmasa da sabırsızlığı belli etmek karşı tarafı incitiyor.
Beşinci davranış ise ilk bakışta olumlu görünüyor ama rahatsız edici olabiliyor: Fazla spesifik sorular. Bilgiyi hızlı işleyen kişiler beden dilini okuyup karşısındakinin ne düşündüğünü cümle bitmeden anlayabiliyor, bu da onları çok yerinde ama fazla isabetli sorulara götürüyor. Karşı taraf ise 'bunu nereden çıkardı, niye bunu düşündü?' diye kalakalıyor. Sorular sohbeti ayakta tutar, evet; ama insanın özeline fazla yaklaştığını hissettirdiğinde aynı etkiyi yaratmıyor.
Dalgın Görünmelerinin Altında Çevreyi Sürekli İşleyen Bir Sinir Sistemi Var
Altıncı davranış dalgınlık. Sohbette söylenen tek bir kelime bu kişilerin zihnini benzer bir konuya ya da anıya sıçratıyor ve farkında olmadan oraya odaklanıyorlar. İşin biyolojik bir yanı olduğu da belirtiliyor. Sürekli çevresini işleyen bir sinir sistemi, karşınızdaki kişi önemli bir şey anlatırken bile dikkatin dağılmasına yol açabiliyor. Sonuç karşı taraf için ise hep aynı: Dinlenmediğini hissetmek.
Son davranış da oldukça sinir bozucu olabiliyor: Düzeltmek. Söyleneni çoktan işleyip yanlış bir ayrıntıyı fark eden kişi, düşünmeden araya girip düzeltiyor. Kimi bunu hoş karşılıyor, kimi doğrudan rencide oluyor.
Özetle, bu davranışların çoğu kötü niyetten gelmiyor ve düşünce hızı kişinin kontrolünde değil, ama aktarım biçimi üzerinde çalışılabilir. Son olarak bir hatırlatma: Bu yazı kişisel deneyim ve gözleme dayanan bir derlemedir, klinik bir araştırma sonucu değildir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın