Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Şişli Sokaklarında İsmini Yaşattığımız 5 Kadın

-

“Yıllardır eve giderken düzenli olarak Şair Nigâr sokağından
geçerim. Bu sokağa ismini veren Şair Nigar hakkında hiç bir şey bilmediğimi
fark ettim. Nigâr Hanımın batı’ya özgü tarzda şiir yazan ilk osmanlı kadını
olduğunu keşfettim.” 

Doğduğunuz, yıllardır yürüdüğünüz sokağınıza ismini veren kişinin kim olduğunu, hikayesini çoğu zaman bilmeyiz. Şişli'de sokak ve mahalle isimlerine baktığımızda Şişli'de iz bırakmış fikir adamlarının, sanatçıların, devlet adamlarının yanısıra ilkleriyle, başarılarıyla topluma öncülük etmiş şahsiyetlerin isimlerinin de karşımıza çıktığını görürüz.  Şair Nigar Hanım'dan, Süreyya Ağaoğlu'na toplumun değişimine ve gelişimine öncülük etmiş, tarihe mâl olmuş kadınların ismi Şişli sokaklarında yaşıyor. 

Cumhuriyet'in ve aydınlığın kenti Şişli'de isminini sokaklarda yaşattığımız 5 kadını listeledik.

Süreyya Ağaoğlu

Türkiye’nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır olan Süreyya Ağaoğlu kadın hakları konusunda yaptığı çalışmalarla dünya çapında tanına bir şahsiyettir. 
Süreyya Ağaoğlu 29 Temmuz 1903 tarihinde Azerbaycan’ın Şuşa kentinde dünyaya geldi. Babası Atatürk’ün fikir ve mücadele arkadaşı düşünür, yazar, siyasetçi ve hukuk profesörü Ahmet Ağaoğlu, annesi ise Sitare Hanım’dır.
1910 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç eden Süreyya Ağaoğlu’nun çocukluğu ve gençliği, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Türk Ocağı Aydınları ve Mustafa Kemal Paşa’nın yakın dostlarından
oluşan bir çevrede geçti. 1921 yılında Bezm-i Alem Valide Sultanisi’ni (şimdiki İstanbul Kız Lisesi) bitirdi. En büyük isteği hukuk öğrenimi görmekti.Bu amaçla İstanbul Darülfünun Hukuk Medresesine başvurmuş ancak başvurusu kabul edilmemiştir. 1921 yılı sonbaharında Hukuk Fakültesi kadınlara kapalıdır. Ancak Ağaoğlu, Hukuk Fakültesini kadınlara açtırmak ve hukuk tahsili yapmak niyetindedir. Hakikaten “Fakülte” açmak gerekmektedir. Zira o dönem kadınlar ve erkekler beraber okutulmadığından fakültede, öğleden önce erkekler, öğleden sonra da kadınlar ders görmektedir. AĞAOĞLU, arkadaşları Melahat (Tüzel) Ruacan, Bedia Onar ve Saime ile birlikte fakültenin kız öğrencilere açılmasını sağlamıştır. 

Hukuk Fakültesini; 1924-1925 öğretim yılında bitiren Süreyya Ağaoğlu’nun  bu başarısı Batı Dünyası Hukuk çevrelerinde de çok olumlu yankılar yaratır. Kendisine  Paris Uluslararası Enstitüsü’nde üç aylık seminer bursu teklif edilir. Fakat Türkiye’de gerekli izinleri alamadığı için Paris’e gidemez ve Adalet Bakanlığında staja başlar. 1928 yılında avukatlık ruhsatını alarak Türkiye’nin ilk kadın avukatı unvanının sahibi olur ve yaşamı boyunca avukatlık mesleğini sürdürür.  

Türkiye'nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu'nun ismi Teşvikiye Mahallesi'nde bir sokakta yaşatılıyor.

Şair Nigar Hanım

Şâir Nigâr binti Osman. Yani, Osman kızı Nigâr. 1852'de doğan Nigar Hanım, Macar asıllı bir aileden gelmekteydi.  Tanzimat sonrası edebiyatımızın “ilk kadın şâiri” unvanına sahiptir. Yedi dil bilen şâir Nigâr Hanım, eğitimi ve engin kültürü, öncülerinden biri olduğu “Batılı Türk kadını” imajı ile Avrupa’da da bir hayli ünlüydü.

Fransızca'yı ve Fransız edebiyatını çok iyi öğrendi. 14 yaşında talihsiz bir evlilik yaptı. Mutsuz geçen birkaç yıldan sonra  ayrıldı ve edebiyata ağırlık verdi. Döneminde kadının sosyal hayattaki yerinin değişmesi gerektiği görüşüne öncülük etti. Giyim-kuşamı, konuşması, davranışlarıyla kendini topluma kabul ettirdi. Zamanının en seçkin isimlerinden biri oldu. Her salı evinde dönemin ünlü isimleri toplanır, edebiyat ve şiir sohbetleri yapılırdı.  2. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi.

Tanzimat ve Servet-i Fünun arasında kalan bir dönemde yaşayan şair, İlk şiirlerini Hanımlara Mahsus Gazete, Nilüfer ve Mütalaa gazetelerinde yayımlandı. Üryan Kalp takma adıyla Servet-i Fünun dergisinde şiirler yazdı. Dönemi kadınlarına yazma ve yayımlama cesareti verdi, erkek yazarlar üzerinde de önemli etki yaptı. Fransız romantizminin etkisinde kaldı. İç dünyasını, mutsuzluklarını, acılarını, yaşadığı çevrenin etkilerini ince bir lirizmle işlediği, çağına göre yalın bir dille yazılmış şiirlerinde, Abdulhak Hâmid, Teyfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in izleri görülür. Günlük şeklindeki anıları vasiyeti üzerine ölümünden elli yıl sonra oğlu tarafından "Nigar Binti Osman: Hayatımın Hikayesi"  adıyla yayımlandı.

Nakiye Elgün

Türkiye'nin en eski eğitimcilerinden biridir. Kız Muallim
Mektebi'ni bitirdi. Bu okulda edebiyat öğretmenliği yaptı. II. Meşrutiyet'ten
sonra Feyziye Lisesi'nde Müdür olarak Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar çalıştı.
Muallimler Cemiyeti başkanlığı yaptı. Kurtuluş Savaşı'nı destekledi, kadınları
erkeklerle birlikte mücadeleye çağırdı. Cumhuriyet'in ilanından sonra Türk
Ocağı, Halkevi, Kızılay ve Türk Hava Kurumu'na üye oldu. İstanbul Kız Lisesi
müdürü iken, 1930'da İstanbul Şehir Meclisine ilk kadın üye olarak
seçildi. Kadınların ilk kez oy kullandığı T.B.M.M. 5. Dönem seçimleri 8 Şubat
1935'te yapıldı ve 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi. Nakiye Elgün
Erzurum Miletvekili olarak seçildi. İsmi Osmanbey'de yaşatılmaktadır.

Rona Altunay

Tarihler 3 Mart 1974’ü gösteriyordu. Türk Hava Yolları’nın
(THY), TC-JAV tescilli DC10-10 tipi yolcu uçağı Ankaraİstanbul – Paris –
Londra seferini yapacaktı. TK 981 uçuş sayılı seferde uçak Ankara’dan önce İstanbul’a geldi. Buradan az sayıda yolcusu ile havalandı. DC10, öğlen saatlerinde Paris-Orly Havalimanı’na indi.

Paris Orly Havalimanı’ndan uçak 335 yolcu ve 11 mürettebatıyla havalandı. DC10 buradan yolcularını Londra’ya götürecekti.Uçak kalkıştan bir kaç dakika sonra yerdeki radarda 7000 metre de önce ikiye ayrıldı bir parçası geride kayboldu diğer parçası ise devam ederek kayboldu. 

Daha sonra dinlenilen CVR (Cockpit Voice Recorder-Kokpit SesKayıt) yani kara kutu kayıtlarına göre kalkıştan bir kaç dakika sonra kabinden büyük bir patlama sesi geliyor ve pilotlar 77 saniye boyunca komutlarına cevap vermeyen bu uçağı kontrol etmeye çalışıyorlar ama başarmıyorlardı. Kaptan Pilot Nejat Berkoz’un çabaları yetersiz kalıyordu. 

Türk Sivil Havacılığının en büyük uçak kazasında 345 kişi
hayatını kaybetti. Bu kazada uçuş ekibinde yer alan hostes Rona Altınay'ın ismi Teşvikiye Mahallesi'nde bir sokağa verildi.

Suna Kıraç

Suna Kıraç, 1941 yılında Ankara’da doğmuştur. Annesi Sadberk
Hanım, babası Vehbi Koç’dur. Suna Kıraç, Koç Holding Yönetim Kurulu başkan vekilidir. Semahat Koç (, Rahmi Koç , Sevgi Koç (Gönül)  adlarında ablası, kız kardeşi ve abisi vardır. Arnavutköy Amerikan Kız Kolejini
bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Bankacılık ve Finansman konularında eğitim
alarak mezun oldu.

T.C. Bakanlar Kurulu'nun 23 Eylül 1997 tarihli kararı ile Türkiye'de eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında yaptıkları katkılar dolayısıyla 27 Ekim 1997 günü T.C. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından "Devlet Üstün Hizmet
Madalyası" ile ödüllendirildi.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir