Sevmediğin Bölümde Okumanın Boktan Bir Durum Olduğunu Gösteren 19 Gerçek

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

1. Yaygın bir anlayıştan dolayı "puanım nereye tutarsa" diye girersin ve zamanla tercih yaptığın dönemde aslında hiçbir şey bilmediğini anlarsın.

Yol gösterenin yoksa durum vahimdir.

2. Giriş sınavı sonrasında puanından memnun olmamana rağmen bir yıl kaybetmeyi korku haline getiren çevre baskısının etkisiyle o bölümde kendini bulursun.

3. Dersleri sevmeye çalışırsın ancak günler geçtikçe yavaş yavaş bölümden uzaklaştığını fark edersin.

4. Muhtemelen devamsızlık hakkını sonuna kadar kullanıp yoklama alınmayan derslere girmezsin, alınanlarda ise arkadaşlarına imza attırırsın.

5. "Sınava tekrar girsem mi, okulu bıraksam mı" gelgitlerini yaşamaya başlarsın.

6. Ortalık "niye yazdın, yazmasaydın" diyenlerden geçilmez ve aslında o işin sandıkları gibi basit görünmediğini anlatasın bile gelmez.

7. İstediğin bölümde okuduğunda neler neler yapabileceğini her fırsatta herkese anlatmak istersin.

8. Etrafındakilerin "başa gelen çekilir" tarzı bunaltıcı söylemleriyle daha da daralırsın.

9. Tek yol devlet kapısıymış gibi görenlere anlam veremezsin; ne seçenek ne de hayaller peşinde koşan insan bulamazsın.

10. Dersteyken, sınavdayken "benim burada ne işim var, burada olmamalıydım" düşünceleriyle baş etmeye çalışırsın.

11. Sevmediğin bölümün sonucu olarak sevmediğin bir işte çalışmak zorunda kalma ihtimalinin yüksek olduğunu bilirsin.

uk.eonline.com

12. Sen üniversite okumaya çalışırken liseyi yarıda bırakan arkadaşlarının para içinde yüzdüklerini gördükçe "neden okuyorum ki ben" diye kendine bi' sorarsın.

13. Sevmediğin derslere çalışmak zorunda kaldığın için her sınav dönemi adeta işkence haline gelir.

14. Geçmişine dönüp baktığında rehber öğretmeninin fantazisine göre şekillenen bir öğrenim hayatının olduğunu görürsün.

15. Yakın çevrenin sürekli "alışmaya çalış, şunun şurasında kaç yıl kaldı" diyerek destek olacaklarına köstek olmalarına maruz kalırsın.

16. Okul ya uzar, ya kılpayı uzatmadan bitirirsin ya da ortalaman düşük olur.

17. Aklının bir kenarında her gün ama her gün bir şeyleri değiştirmen gerektiği düşüncesi seni rahat bırakmaz.

18. Kısacası; akıntıya karşı kürek çekmek gibidir, sevilmeyen bir yemeği yemek zorunda kalmak gibidir, istenmeyen evlilik gibidir. Ama...

19. ...her ne kadar bunları yaşayacak olsan da özgür bir "birey" olduğun sürece eninde sonunda hayallerini gerçekleştirebileceğini kanıtlayabilirsin.

İşte bu maddenin bilinen örnekleri:

Natalie Portman - Psikoloji
Gerard Butler - Hukuk
Steve Carell - Tarih
Gülse Birsel - Ekonomi
Kevin Costner - İşletme
Michael Jordan - Coğrafya
Brad Pitt - Gazetecilik
Matthew McConaughey - Hukuk
Jake Gyllenhaal - Din Bigisi
Cate Blanchett - Ekonomi
Jennifer Aniston - Telemarketingci
Tom Cruise - Otelde Bellboy
Nicolas Cage - Sinemada Patlamış Mısır Satıcısı
Stephen King - Kapıcı
Candan Erçetin - Arkeoloji
Steven Spielberg - Böcek İlaçlayıcısı
Quentin Tarantino - Sinemada Yer Gösterici

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

türkiyede hayali gerçekleştirmek için aşırı idealist ve sabırlı olmak lazım ki bizim ülkede eksik bunlar yok diğer insanlar sevdiği işi mi yapıyor yok şu yok bu bunlara diyecek tek laf var s...... git lan ne olursa olsun hayallerinizden vazgeçmeyin sadece sabırlı ve çalışkan olun gerisi geliyor zaten ciddiyim sabırlı olun hee yanlış anlaşılmasın ben gerçekleştirmek üzereyim ki milyonlarca yıl da sürse vazgeçmem hayalimden

damdandusmus

Damdan düşenin halinden anlayan biri olarak sırf buraya yazmak için üyelik aldım. İlk girdiğim bölüme 4. girişimde girdim. Etiketi olan bir üniversiteye sırf havasını tatma hevesiyle girdim, rüya gibi bir yıl hazırlık okudum, ve birinci sınıfın ilk günü uyandım: "Canım yanacak!" Evet, girdiğim bölümün hayalini kurduğum bölümle alakası yoktu ama "ilerde severim belki" diye kendi yalanıma inanmak istemiştim. Okulun feci havası vardı çünkü. Kendime göre bayağı sancılı geçen bir sürecin ardından tekrar hazırlandım ve şükürler olsun ki şu anda hayalini kurduğum bölümdeyim:) Sözüm kısıtlı maddi imkanlar içinde liseden mezun olmuş, etrafın yönlendirmesiyle de iyi-kötü bir bölüme girmiş, ve bir şekilde okumakta olanlara değil. Hayalini kurduğunuz bir bölüm yoksa (Başkalarının hayali değil yalnız, sizin hayaliniz) ve bir şekilde okuyabiliyorsanız, devamını getirebiliyorsanız, okuyun, mezun olun, erkenden hayata atılın, gerisi çorap söküğü gibi gelir. (Bir hayali olmayan, çalıştığı zaman herhangi bir işte başarılı olabilen arkadaşlar da bu gruba dahil.) Sözüm ailesin zengin ve bir şekilde herhangi bir üniversite okuyanlara da değil. Abicim üniversiteyle ne uğraşırsın zaten, dur babanın yanında, işini öğren, erkenden atıl hayatına. İlla diplomam olsun diyorsan da tamam ama oku-bitir bir an önce. Altın bileziğin de olsun, peki. (Fazladan maceraya gerek yok ama, oku-bitir hemen.) Sözüm çocukluktan beri hayalini kurduğu meslekten sırf çevre baskısı (veya başka sebepler) yüzünden uzak kalmış olanlara. İstemediğin bölümde iteleye iteleye devam edip (yani edemeyip) güzelim günlerini kendine zehir etme arkadaşım. Hazırlan tekrar sınava, hangi üniversite olursa olsun o hayalindeki bölümü oku. Ömrün varsa 30-40 yıl boyunca o mesleği yapacak olan sensin, onlar değil. Ailen karşı çıkarsa beni örnek göster. İstersen bana özelden ulaş daha detaylı anlatayım başımdan geçenleri. Ama iteleye iteleye okuyup da işini sevmeden yapanlar ordusuna girme. Mutlu olacağın mesleği biliyorsan hiç durma. Liseli arkadaşlara da sözüm var: Güzel arkadaşım; kabul, Boğaziçi'nin, ODTÜ'nün, Hacettepe'nin, Bilkent'in bir havası var. Sen de tüm yaşıtların gibi oraya girmek istiyorsun, kabul. Eğer sevdiğin bölüm bunlardan birindeyse ve girebiliyorsan, aşırı çok şanslısın demektir, hemen gir. Bunlara girebiliyorsan, ama sevdiğin bölüm bunlardan birinde değilse aman uzak dur. Sevmediği halde elektronik mühendisi olan, doktor olan insanlara ihtiyacı yok memleketin. Cidden. Yarın bir gün senden para karşılığı iş yapmanı bekleyecekler. Sadece para veriyorlar diye dediklerini yapmak canını yakacak, dediklerini de adam gibi yapamayacaksın haliyle, zararın hem kendine hem memleketine olacak. Ne yapmak istediğini iyi bil. Sınava kadar çalıştığın gibi tercih yapana kadar da kendini tanımak için çalış, ne yapmak istediğini bilmek için çalış, git bir bilgisayar mühendisiyle tanış, bak bakalım adamlar sabahtan akşama kadar bilgisayar oyunu mu oynuyorlar ? Kızma:) Bunlar senin suçun değil, sana bunlar ilkokuldan beri gösterilmeliydi, ayrı konu. ve üniversite hayatını "Boğaziçi-ODTÜ olmazsa hiç olmasın" diye gören arkadaşım. İlla kampüs olsun diye hayallerinden vazgeçen arkadaşım. İlk iki ay. Tüm fark ilk iki ay. Kampüsü olan üniversiteyi gördüm ben. İlk iki ay o kampüsten, öğrenci kulüplerinden hevesini alıyorsun, ondan sonra bütün kampüsün sadece o öğrenim gördüğün bina oluyor. Gerisi o binana girene kadar gördüğün manzara sadece. Yanlış anlaşılma olmasın "Kedi uzanamadığı ciğere..." demeyin sonra. Bunlar muhakkak çok iyi okullar. ama içleri maalesef neden orada olduğunu bilmeyenlerle dolu.. (Neyse konunun bu tarafı eğitim sistemine gider, ordan da uzar.) ve sırf bu okullara puanı yetmediği için tekrardan hazırlanan arkadaşım; Hayalindeki bölüm nerdeyse oraya git gözünü seveyim. Kaldığın şehre 15 saat mesafedeki okula mı yetiyor? Yaz gitsin. Göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor, emin ol. İki yıllığa mı girebiliyorsun? Hiç durma. Şimdiki aklım olsa liseden mezun olur olmaz girerdim. DGS diye bir güzellik var. Kullanın bunu. Sadece Türkçe-Matematik yaparak 4 yıllığa geçiş hakkınız var. Oh, mis. İki yıl içinde meslek sahibinisiniz. Önlisans'tan KPSS'ye de girebilirsiniz. Yalnızca iki yıl içinde memur maaşınız var. (19 yaşında memur maaşı hiç fena değil yalnız) Yetmedi mi? Girin 4 yıllığa, hem okuyun, hem çalışın. Hem 4 yıllıkta bir sürü ders saydırdığınız için okulunuz da ferahlayacaktır. Hem de sevdiğiniz işi yapıyorsunuz.. üniversite hayatınız çalışma hayatınızın aşağı yukarı 10'da 1'i sadece. O 1 de göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Cidden bak. Öyle ahım-şahım bir şey de öğretmiyorlar. Maalesef. İşi işe girince öğreniyorsunuz. Hayalinizdeki bölüm nerseyse girin oraya bir an önce, ve bir an önce de bitirin. Etraf iki yıllıktan (veya etiketsiz bir 4 yıllıktan) mezun olup çalışıp çabalayıp şu anda yanında bir dünya adam çalıştıranlarla dolu. Sizin de var etrafınızda, biliyorsunuz onları. Bu adamların tek farkları işlerini seviyorlar, gerisi teferruat... Hadi bakalım, benden bu kadar:)

psychic.girl92

katılıyorum. bn de diyorumki illa olmak istediğin mesleğin bölümünü okumana gerek yok. hayallerinden vazgeçme ve unutma yeter. hayali, ideali olan insanlara tek tavsiyem bu

mecburiyet

hayat hikayenizi merak ettim ama özelden ulaşamadım

semra-babacan

Şuan beni senden iyi kimse anlamıycak sanırım lütfen ulaş bana

Gizli Kullanıcı

Nicolas cage in ilk filmi Patlamış mısırlar :) adam yinede sinemanın içindeymiş.

okisi

steven böcek ilaçlarken bunlardan aslında bişey olabilir lan diyerek gitmiş E.T yi yapmış amk sonrası gelmiş heralde tarantino keza lan burda yer gösteriyorum amk neden ben film yapmıyorum demiş oda film yapmış nicholas mısırdan iyi gayret etmiş ama

Başlıklar

Brad PittEvlilikJennifer AnistonMısırQuentin TarantinoTercih
Görüş Bildir