Orduyu Esir Almaya Çalışan FETÖ ve Hayalleri Çalınan Binlerce Askeri Öğrenci

-

29 Ekim 2011'de, Kara Harp Okulu'ndan 'ayrılmak zorunda' bırakılmış bir öğrenci şu satırları yazmıştı;

peki ya siz evlerinde oturup ülkeyi kurtaranlar. ya siz sadece 1990'larda 80'lerde 70'lerde harp okullarında okuyup da hala orayı eski harp okulu sananlar. ya siz yolda gördüğünde zabıtayla harbiyeliyi karıştıranlar. siz bayraklı profil fotoğrafları, bunu vatanseverlik sayanlar sizlere söylüyorum. konjüktür değişti. harp okulları değişti. her kurumu yozlaşan, kadrolaşan bir ülkede harp okullarının safkan temiz Atatürkçü ilkelere Cumhuriyet'e bağlı kalabileceğini mi düşünüyorsunuz? ya körsünüz. ya da art niyetli. 

.....

Genelkurmay Başkanın ÇARESİZLİK ten istifa ettiği bir kurumda Bir harbiyeli kimin umrunda? Asıl tasviye yüksek kademelerde yapılıyor gibi gözükse de asıl tasviye Harp okullarında yapılıyor. hiç mi farkında değilsiniz? Elbette askerlik zor zanaat elbette çetin şartlardan geçilecek. geçilecekse ben geçtim. intibak denenen kampa A.B.D'nin Guantanamo'da teröristlere tanıdığı uyku hakkından daha az uyuyarak. ilk 3 günde 11 kilo vererek, saçlarımı dökerek yaptım. bitirdim. her türlü sebebsiz cezaya boyun eğdim. kendi çabalarımla bir yere geldim. bu sefer notlarımla oynadılar. ben ne yapayım. fetocumuyum ben? 

.....

Atatürk'ün okuluna artık sızma gereği görmeden girenler kimlerdi? okuyun biraz rahmetli Necip HABLEMİTOĞLU'nun KÖSTEBEK'ini okuyun. 90 lı yıllarda Polis Okullarınında yaşananın aynısı tekrar ediliyor.

.....

peki ben 2012 nin ağustosunda alacağım yıldızları, çocukluk hayalimin hesabını kim verecek.? ben vereceğim 65 bin türk lirası. saygılar

Emirhan Aydın

1. Büyük puntolu manşetleri, bavul bavul delilleri ile 'Kumpas Davaları'

Türkiye 2008 yılında 'Ergenekon' ile tanıştı. Kendinden emin savcılar, bavul bavul delil götüren gazetecilerle tanıştı. Kimse ne olduğunun farkında değildi. 

Adeta bir darbe gibi, sabaha karşı birçok kişinin evi basıldı, birçok kişi tutuklandı. 

2012'deki rakamlara göre Dava kapsamında 60 bin telefon dinlendi, 3000 kişi takip edildi, 588 kişi tutuklandı. 

Ergenekon'u Poyrazköy, Balyoz davaları izledi. Benzeri senaryolar yaşandı.

2016'daki Yargıtay kararı ile, dava sona erdi. 

Yargılanan askerlere iade-i itibar verildi, zamanında söylenen ağır sözler yutuldu, özürler dilendi. Ama aslında hiçbir şey bitmemişti. Olayın daha ciddi bir yönü vardı.

2. Askeri liseler ve harp okullarında farklı rüzgarlar

Orduya yönelik hain planlar, yalnızca 'generalleri' hedef almıyordu. O dönemlerde hiç konuşulmayan, dile getirmeye kimsenin cesaretinin yetmediği farklı gerçekler de vardı. 

Askeri okullarda ciddi bir dönüşüm yaşanıyordu. Üniformayı henüz çocuk yaşında sırtına geçirmiş, ordusu ve ülkesi için gençliğini, yıllarını vermiş gençler 'ilginç' bir şekilde bir bir okuldan ayrılıyordu, atılıyordu. 

15, 16 yaşlarında ağır eğitimlere girmiş, türlü zorluklara göğüs vermiş ve ülkesi için canını ortaya koymuş bu gençler neye dayanamıyordu ki?

Eğitime mi, nöbete mi, derslere mi? 

3. Yüzlerce, binlerce öğrencinin sistematik tasfiyesi ile ordunun yeniden dizaynı

İlginç bir detay olarak TSK verilerine göre, 1983-2003 yılları arasında Fethullah Gülen Cemaati ile bağlantısı olan 400 kişi ordudan ihraç edilmişti. 

2003-2014 arasında aynı sebepten ihraç edilenlerin sayısı ise, 0'dı. 

2003'ten sonra, ipler artık onların eline geçmişti!

2006'dan sonra en az 2000 askeri öğrenci ayrıldı, atıldı. Akıllara bile gelmeyecek baskı yöntemleriyle, işkencelerle ordudan uzaklaştırıldı.

4. Onlardan değilseniz, başınıza gelebilecekler!

2008 yılının ardından iyice artmaya başlayan tasfiye tüm hızıyla sürerken, kamuoyunda bu konuyla bir şey bulmak mümkün değildi. Sessizce tüm baskılara direnen öğrenciler için muhtemel senaryo şu şekildeydi;

  • Askeri okullarda 2009 ile birlikte başlayan , Ergenekon ilişkili soruşturmalardan ötürü atılma/ayrılma durumu.

  • Bir şekilde mezun olunduğu zaman, intibak kamplarındaki kıyım esnasında ayrılma durumu.

  • O da atlatıldığı zaman, Harp Okullarında Fethullahçı Terör Örgütü'yle ilişkili komutanların, öğretmenlerin gazabı ve eğitim durumundan ayrılma. 

  • Subay olmak için son düzlüğe gelmeden evvel, 3. ve 4. sınıflarda sağlık kodlarından ötürü 'subay olamaz raporu' alma ve ayrılma. 

  • Tüm badirelerin ardından rütbeyi takıp göreve başladıktan sonra, bir gün Teğmen Mehmet Ali Çelebi gibi, bilgisayarınıza birileri tarafından bir delil yüklenmesi ve görevi bırakmak zorunda kalmanız.

5. Hangi baskı yöntemleri uygulandı, neler yapıldı?

Ekşi Sözlük'te eski bir askeri öğrenci, schroiesenberg'in yazdığı yazı:

az kaldı az...

yıllar evvel bu adamlar yüzünden hayatım karardığında arkadaşlarım "sen merak etme hak yerini elbet bulur" falan derlerdi. harp okulu'ndan henüz ayrılmıştım o zaman, daha doğrusu ayrılmak zorunda kalmıştım. mal gibiydim lan, boş boş olanları anlamaya çalışıyordum. 10 yaşından beri hayalini kurduğum mesleği ellerimden aldılar. ne yapacağımı bilmiyordum...

eğitime çıkıyorsun, bir grup rap rap yürüyüş çalışırken adam 10 dakkada haşat ediyor seni. "noluyo lan burda" diyorsun ama anlamıyorsun. komutanına o kadar güveniyorsun ki; gerçekten art niyetli olduğuna inanmıyorsun, kendini düzeltmeye çalışıyorsun... daha hızlı sürünüyorsun, daha hızlı koşuyorsun, daha az uyu... ne daha azı neredeyse hiç uyumuyorsun, daha çok komando dansı, daha çok şınav, daha çok çök-kalk... yok arkadaş bir türlü olmuyor. o sıcağın alnında adam sana "isteksizsin!!" diye bağırıyor. ne isteksizi, hepimize birer kalorimetre taksalar tabur birincisi olacaksın, ama dağın başındasın, savcı da o, hakim de o, bir üst mahkeme bile o...

pesitilin çıkmış bir halde gecenin bir yarısı çadırına dönüyorsun, millet 4 saat önce uyumaya başladığı için "ses yapmayayım da uyanmasınlar" diyorsun. kamuflaj delik deşik olmuş, yarına dikip temizlemek lazım. oturup sökük dikiyorsun gecenin bir yarısı. 10 dakka sonra ön çadır nöbetçisi geliyor, "kanka 15 dakka kaldı acele et giyin hemen diyor!". "oha bugün nöbetim vardı de mi" diyorsun. zaten 3'e kadar uyumamışsın, bir de 3-5 nöbetini kitlemişler. e dün de uyumamıştın zaten??

ön çadır nöbeti önemli çünkü yola bakan tarafta. bir araba geçer, bir komutan geçer, seni orada göremezse ayvayı yedin demektir. verebileceğin ne kadar dikkat varsa verip nöbete başlıyorsun. ayakta beklerken gözlerin düşüyor. "ayakta uyuyabilir mi insan lan acaba?" diye geçiyor içinden. "atlar nasıl uyuyor acaba ayakta?" falan diyorsun. o zamanlar kendinle başbaşa kaldığın için kafa da çalışmaya başlıyor. "ne oluyo lan burda?" diyorsun. "ne istiyor bu adamlar benden?" ayrılan arkadaşlarını düşünüyorsun gece gece, askeri liseden en yakın arkadaşların ayrılmış, geriye bir avuç arkadaşın kalmış. onlar da sen gibi zaten, birini daha bu sabah hastaneye taşıdın, bayılmış çocuk eğitimde. "iyi mi acaba?" diye düşünüyorsun. 

derken arkadan birisi bağırıyor: "nöbetçi! nerdesin nöbetçi!". aha! koşup tekmil veriyorsun. yine "nerdesin" diye soruyor. burdayım kardeşim nerde olucam. "burdaydım komutanım, ön çadırı geziyordum" diyorsun. bir sürü soru soruyor, birini bile bilemezsen yarın ayvayı yedin. ama cevaplıyorsun. bu sefer üstüne başına bakmaya başlıyor, bot boyalı, eksik malzeme yok. sonra gözü söküklere takılıyor. "niye dikmedin bunları?" diyor. "a be insafsız! eğitimden gece 2:40'ta geldim zaten, 20 dakkada dikebildiğimi diktim sonra nöbetim başladı" diyemiyorsun. "a be insafsız"ı çıkarıyorsun cümleden, kalan kısmı da kibarca anlatıyorsun. umrunda değil zaten, "bana mazeret üretme" diyor. "yarın eğitim başlangıcında beni göreceksin" diyor. "aha ayvayı yedik" diyorsun. en iyi ihtimalle sabaha karşı 05:00'de nöbet başka vukuat olmadan bitiyor. yeni gün başladı zaten artık, gidip spor içtimasına çıkıyorsun.

spordan sonra eğitim başlıyor. gidip kamuflajları giyip eğitim sahasına çıkıyorsun. komutan geliyor. "dün uyardığım nöbetçi ayrılsın" diyor. gidip tekmil veriyorsun. üstüne başına bakıyor. "ben seni nöbette neden uyarmıştım?" diyor. "eğitim elbisemde sökük vardı komutanım" diyorsun. "eee neden dikmedin?" diyor. "arkadaş senin hiç utanman yok mu! ne ara dikeceğim! ne ara dikeceğim!!!!!" diye bağırıyorsun içinden. ama dışa vuramıyorsun. "vakit yoktu komutanım" diyorsun. "ya yeter bıktım senin mazeretlerinden!" diyor. tabura dönüyor. "işte arkadaşımızın üniformaya gösterdiği saygı bu kadar" diyor. askeri liseden arkadaşlarımla göz göze geliyorum. "kanka biz seni biliyoruz, sıkma canını" bakışı atıyorlar. sıkmıyorum zaten. ilk istirahat vaktinde onların yanına gitmek, dertleşmek istiyorum... devamı

6. Yıl 2009: Kara Harp Okulu'nun öğrencilerinin % 70'i sivil!

2008 yılında ÖSS ile Hara Harp Okulu'na girmenin yolu uzun aradan sonra tekrar açılırken, bir yıl sonra bu durumun dengeleri nasıl değiştirdiği, askeri lise kökenlilere karşı artan baskı ve yıldırma politikalarının çizdiği tabloyu görebilirsiniz. 

Ciddi oranda artan tasfiye sonucu, 2009 yılında Barkın Şık bu durumu ilk fark eden gazetecilerden birisi olmuştur. 4 yıllık eğitimle, birikimle gelen askeri öğrenciler bir bir ayrılıyor, sivil okullardan gelen öğrenciler ise (hepsi o yapıya mensup olmasa da büyük çoğunluğu diyebiliriz) rahat bir şekilde öğrenimini sürdürüyor, subay oluyordu. 

KHO dışında Hava Harp Okulu da bu yapılanmanın en ciddi şekilde görüldüğü yerlerden birisiydi. Yukarıda bahsedilenler tüm harp okulları ve askeri liseler için geçerli olan, ortak karar mekanizmaları sonucu yeniden dizayn edilmeye çalışılan noktalardı. 

Dip not: Cumhuriyet gazetesi ordu muhabiri Barkın Şık, 2015 yılında şüpheli bir şekilde evinde ölü bulunmuştu. Kendisi ile Ankara'daki ofisinde bu konuda 2009 yılında görüşmüştük. Haber

7. Tüm çağrılara rağmen önlenilemeyen bu 'FETÖ', orduda hakim bir yapı oldu

GATA gibi, Personel Sınıfı gibi ve istihbarat gibi önemli kademelere yerleşen, 1980'lerde askeri liselere soktukları üyeleriyle 2010'ların başında üst düzey birçok subay sayesinde bu noktaları kontrol eden FETÖ, orduda artık sanıldığından da güçlü idi.

8. ve 15 Temmuz: Emrini Genelkurmay'dan değil, 'farklı yerlerden' alan hainlerin darbe girişimi!

Yıllardır söylenen, vurgulanan bu risk, 15 Temmuz Cuma gecesi bir darbe girişimi ile ortaya çıktı. 

300'den fazla insan hayatını kaybetti, 1500'den fazla insan yaralandı. Türkiye, tarihinin en kötü gecelerinden birisini yaşadı. 

Askeri okullardan, 2007 ve sonrası ayrılanlar, atılanlar şunu gördü ki, dönemin harp okullarındaki takım komutanları, bölük komutanları ve hatta tabur komutanları 'darbe'nin içindeydi. İhanetin içindeydi, bu yapının üyesiydi. 

Şaşırmadık, sadece üzüldük.

9. Peki ya şimdi, ne olacak?

Yıllardır gördüğümüz, bildiğimiz bu olaylar silsilesinin ardından şimdi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden bu yapının baskısı sonucunda ayrılmış, atılmış öğrenciler olarak geleceğimizle oynamış, hayatımızla oynamış tüm FETÖ üyelerinden davacıyız, açılan davalarda müdahiliz ve alınan itibarımızın geri verilmesini istiyoruz. 

TSK'dan Atılan ve Ayrılan Öğrenciler Platformu üyesi yaklaşık 2 bin eski askeri öğrenci olarak konunun yakın takipçisi olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. 

Maddi ve manevi haklarımızı, omzumuzdan sökülen o rütbenin hesabının sorulmasını istiyoruz. Bu konuda yargı yoluna gidiyoruz ve kamuoyunun desteğini bekliyoruz. 

Herkes bilmelidir ki giden, bırakan, pes eden biz olmadık. Bizim vatan sevgimizi sorgulayanlar ise helikopterlerle Yunanistan'a kaçtılar*.

Gecelerce direndik, yılmadık. Ancak hem ordunun, hem de diğer kurumların içine yuvalanmış bu yapı, türlü hilelerle, yalanlarla, delillerle bizim çocukluk hayalimizi bizden çaldı. Şimdi zaman hesap sorma zamanı.

TSK'dan Ayrılan ve Atılan Eski Askeri Öğrenciler Platformu adına

Nihat Bilge.

TSKAA Platformu Basın Açıklaması - 22 Temmuz 2016

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılan ve ayrılan askeri öğrenciler platformunun fetö terör örgütü üyeleriyle ilgili basın açıklamasıdır

15.07.2016 tarihinde ülkemiz acı bir deneyim yaşayarak demokrasiyi kaybetmenin eşiğine gelmiş ve bu uğurda onlarca şehit vermiştir. Darbe girişimi sonrasında ortaya çıktığı gibi, bugün yüce Türk milleti artık Türk Silahlı Kuvvetlerimizin fetö terör örgütü tarafından işgal edildiği, en yüksek mevkilerin ele geçirildiğini görmüş, bu güne gelebilmek için askeri liseler ve harp okullarında yaptıkları kıyımları öğrenmiştir.

Yıllardır belirttiğimiz üzere bu gün de görüldüğü gibi, tutuklanan ve daha niceleri bulunan bu subaylar, 2006-2016 yılları arasında binlerce vatan sever askeri öğrenciyi çeşitli uydurma sebeplerle, yalancı şahitlerle, işkencelerle veya iftiralarla okularından ilişiğini kesen veya istifa etmek zorunda bırakan subaylardır. Bugün, savcılıklara o yıllarda verdiğimiz isimlerin tutuklanıyor olduğunu görmekteyiz. 

Öncelikle darbeye karşı, her türlü devletimizin ve milletimizin arkasında bulunduğumuzun bilinmesi gerektiğinin altına binlerce atılan ve ayrılan askeri öğrenci olarak imzamızı atıyor ve bildiriyoruz. FETÖ'ye karşı askeri okullarda zamanında mücadele vermiş ve atılmış-ayrılmak zorunda kalmış bizler, yaşadığımız işkencelerin (günlerce süren dayak, işkence sorguları, psikolojik baskılar, gecelerce süren ağır ve hiçbir askeri yönetmelikte yer almayan insanlık dışı askeri eğitimler.. şok mangaları) hesabını soracağımızın bilinmesini isteriz. 

Bugün yüce Türk milletinin de yanımızda bulunmasını ve bu vatan hainlerinden hesap sorulmasını istemekle birlikte, yıkılan hayallerimizin, ümitlerimizin onarılmasını, iade-i itibarımızı talep etmekteyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu konuda yapacağı iade-i itibar yasası ile itibarlarımızın bizlere geri verilmesini istemekteyiz. 

Her türlü göreve hazır olduğumuzu devletimize bildirmeyi de bir borç biliriz.

Son olarak, darbeye karşı durabilmek uğruna açılan helikopter ateşinde şehit düşen eski askeri öğrenci arkadaşımız Aydın Çopur’a Allah’tan rahmet ve ailesine sabır diliyoruz.

Bağlantılar

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

Başlıklar

15 Temmuz2016AnkaraAydınBalyoz DavasıDarbeErgenekonFETÖFethullah GülenPolisŞehitTerörTürk Silahlı KuvvetleriTürkiye Büyük Millet MeclisiYargıtayYunanistanet
Görüş Bildir