Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Neden, Niçin, Nasıl? Merak Edilen Bazı Sorulara Verilmiş 12 Aydınlatıcı Cevap

-
8 dakikada okuyabilirsiniz

Neden veya nasıl gibi soruları zaman zaman bir şey ile karşılaştığımızda sorarız ama detaylarını araştırma konusuna gelince genelde bu durumu pas geçeriz. İşte bu tarz sorulara cevaplar veren çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgiler sizlerle...

1. Neden Akreple Yelkovan Sağa Döner?

İlk olarak eski Mısırlılar, Güneş'in her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler. Böylece Güneş'in bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve Güneş'in hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, Güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, Güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu. Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi.

Kaynak

2. Hasta Olduğumuzda Neden Ateşimiz Yükselir?

Beyindeki hipotalamus bölgesi vücudun termostatı olarak nitelendirilir ve vücut sıcaklığının düzenlenmesinden sorumludur.

Pirojen olarak isimlendirilen biyokimyasal maddeler hipotalamustaki belirli reseptörlere bağlandığında vücut sıcaklığının yükselmesine sebep olur. Bu maddeler vücut dokuları ya da hastalığa sebep olan virüsler ve bakteriler tarafından üretilebilir. Hastalığın ortaya çıktığı bölgeden kan yoluyla hipotalamusa taşınan pirojenler, hipotalamus tarafından tespit edildiğinde vücut sıcaklığı yükselmeye başlar.

Ateşlenme vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunmasına yardımcı olur. Vücut sıcaklığının yükselmesi, sıcaklık değişimlerine karşı duyarlı olan bu mikroorganizmaların çoğalmasını güçleştirir.

Kaynak

3. Radyo Dalgaları: Radyo Nasıl Çalışır?

İletim statik elektrik ile yapılır. Bugün tüm radyolar bilgi iletmek için sinüs dalgaları kullanır. Binlerce radyo dalgası mevcuttur. TV, radyo yayınları, polis vb. Her bir farklı radyo dalgası, farklı bir sinüs dalga frekansı kullanır ve bu şekilde birbirinden ayrılırlar. 

Radyo alıcı ve vericiden oluşur. Verici bir çeşit mesajı veya bilgiyi alarak bunu bir sinüs dalgasına kodlar ve radyo dalgaları ile iletir. Alıcı radyo dalgasını alır ve aldığı sinüs dalgasındaki mesajı çözer.

Bir antene elektrik verip bu elektriği keserseniz radyo dalgası oluşur. Elektriğin gücü kapsama alanını, kesme oranı frekansını oluşturur. Fakat buna bir bilgi yüklemek için ayarlayıcı kullanmalısınız. Ayarlayıcı, bilgiyi sinüs dalgası olarak radyo dalgasının üzerine bindirir, yani elektrik akımını kontrol eder. Bilgi bir çeşit telgraf gibi iletilir. Verici şifreler, alıcı çözer.

Kaynak

4. Yangın Söndürücüler Nasıl Çalışır?

Karbondioksitli yangın söndürücülerin içinde yüksek basınçta karbondioksit vardır. Normal oda sıcaklığında ve basınçta karbondioksit gaz haldedir. Yüksek basınç altında ise sıvı hale geçer. Basınçlı tüpten çıkışı sırasında aniden hacmi artan ve sıcaklığı düşen karbondioksit hem soğutucu etkiye sahiptir hem de ortamdaki oksijen oranının azalmasına neden olarak yanma tepkimesinin devam etmesini zorlaştırır. 

En yaygın söndürücüler kuru kimyasal maddelerin kullanıldığı yangın söndürücülerdir. Çok küçük parçacıklardan oluşan kimyasal maddeler içeren bu yangın söndürücülerde azot gazı itici gaz görevi yapar. Toz halindeki kimyasal maddeler yanan bölgeye püskürtüldüğünde, eriyerek yanan yüzeyin üzerini kaplar ve oksijenle temasını keser.

Kaynak

5. 

Kaynak

6. Rüzgar Türbinlerinde Neden Genellikle Üç Kanat Bulunur?

Kanat sayısının fazla olması ortaya çıkan torkun artmasına neden olur. Ancak ağırlıktaki ve sürtünmedeki artış nedeniyle kanatların dönüş hızı azalır. Tek kanatlı rüzgâr türbinlerinin en verimli türbin tasarımı olduğu düşünülebilir. Ancak tek kanatlı rüzgâr türbinlerinde kanatların dönüş hızının artması nedeniyle denge ve gürültü problemleri ortaya çıkabilir.

Rüzgâr türbinlerindeki kanatların genellikle çift yerine tek sayıda olması tercih edilir. Çift sayıda kanadı olan rüzgâr türbinlerinde dönüş esnasında kanatlardan biri en tepe noktadayken, biri en alt konumda bulunur. Bu durumda rüzgâr tepedeki kanada alttaki kanada uyguladığından daha fazla güç uygular. Çünkü kulenin ayağı havanın alttaki kanat etrafındaki hareketini etkiler. Dolayısıyla üç kanatlı rüzgâr türbinleri enerji verimliliği, maliyet, dayanıklılık ve denge yönünden avantajlıdır.

Kaynak

7. Neden İnsanlar Genellikle Tek Ellerini Kullanır?

İnsanlardaki tek el kullanma eğiliminin genetik temelini belirlemeye yönelik araştırmalar farklı genlerin bu durumda rolü olduğunu gösteriyor. Bu genlerin vücudumuzdaki organların konumlarının ve şekillerinin simetrik olmamasında da rolü olduğu düşünülüyor. 

PLOS Genetics dergisinde yayımlanan bir araştırmada özellikle PCSK6 olarak isimlendirilen bir genin vücudun sağ ve sol kısımları arasında görülen asimetrinin ortaya çıkmasında etkili olduğu belirlendi. Araştırmacılar PCSK6’da ve insan vücudunda görülen asimetride etkisi olduğu düşünülen diğer genlerde ortaya çıkan mutasyonların, insanların sağ ve sol ellerinden birini kullanmasının sebebi olduğunu düşünüyor.

Ancak tek yumurta ikizlerinin DNA dizilimleri aynı olmasına rağmen her zaman aynı ellerini kullanmamaları bu özelliğin sadece genlerle belirlenmediğini gösteriyor.

Kaynak

8. Neden Sıcak Su Soğuk Sudan Önce Donar?

1. olası neden: Daha ılık olan su, soğuk suya göre yüzeyden daha çok ısı kaybeder. Isı kaybı nedeniyle meydana gelen buharlaşma lineer olmadığından dolayı belli bir süre sonra yüzeyden kayıp olan su miktarı ile soğuması için daha az su molekülü kalır. 

2. olası neden: Ilık suyun yüzeyi ile tabanı arasında bir sıcaklık değişimi vardır. Bu değişim çok fazla olduğundan dolayı konveksiyon yolu ile ısı kaybetme daha fazla olur. 

3. ihtimal ise şudur: Sıcak suda soğuk suya nispeten daha az çözünmüş gaz vardır. Çözünmüş gazların suyun ısı kaybetmesine engel teşkil edeceği göz önünde bulundurulursa, ılık su daha çabuk ısı kaybedecektir.

Son olası neden suyun bulunduğu ortamla alakalıdır. Eğer su çelik kapta tutulursa soğuk su daha çabuk donar. Ancak kapağı açık plastik bir kapta tutulursa, ılık su daha çabuk donar. 

Ancak bu cevaplar tam olarak bilim dünyasını tatmin edememiş, deneylerde tam olarak çözüm bulunamamış olduğundan hala bu sorunsal üzerinde durulmakta ve çözüm önerilerine ödüller verilmektedir.

Kaynak

9. Neden Ayların Günleri 28, 30, 31 Gibi Farklıdır?

Romalılar, milattan önce 758 yılında, 10 aylık bir takvim kullanmaktaydılar. Kullanılan ilk Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit sürelerde olduğu Mart ayından başlamaktaydı. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu. Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Ocak ve Şubat ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Mart, son ayı Şubat oldu.

Asırlar sonra Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra Ocak'ı yılın ilk ayı olarak ilan etti ama Şubat ayındaki uygulamala değişmedi. Sezarın ölümünden sonra ismi Temmuz ayına verildi(July).

Sonrasında tahta çıkan Augustus kendi şerefine, 6. ay olan Sextilis ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Oluşan bu durum sonrası Augustus zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağustos’a ekleyiverdi. 

Kaynak

10. Kuru Temizleme Nasıl Yapılır?

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır. Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kaynak

11. Sirklerde Kılıcı Nasıl Yutuyorlar?

www.bbc.co.uk

İster inanın, ister inanmayın gösterilerde kılıcı yutanların yaptıkları numara sahte değildir. Gerçekten kılıcı yutarlar. Ana problem gırtlak adalelerini rahatlatmayı öğrenmek, böylece yutkunmaya mani olmaktır. Bu özellik haftalar boyu süren egzersizlerle kazanılabilir. Kılıcın boğazı kesme ihtimali yoktur, çünkü her iki tarafı da keskin değildir, yani kördür. Kılıcın ucu sivri gibi görünür ama midenizin tabanına ulaşamayacak boyda bir kılıç seçerseniz bu da problem yaratmaz.

Kılıç ve alev yutmanın büyük ustalarından Dan Mannix, bu konuda 1951 yılında bir kitap bile yazmıştır. Mannix bu işi başarabilmek için haftalar boyunca, günde en az bir saat, kesme ihtimali olmayan bir kılıç ile çalıştığını söylüyor. 

Kaynak

12. Bağırarak Bir Bardak Nasıl Kırılabilir?

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Örnekte olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

Kaynak

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
asli.unsal2

Sevgilim bağırarak kalbimi kırıyor şimdi. :(

camursevket

çohta gözel olmuş, çohta eyü olmuş, başarularunun devamını dilerün.

umtgul

Adamsin editör.guzel bilgiler.Daha fazlasini istiyorum :)

frost

Editör arkadaş, sana puanım dokuz

Başlıklar

BilimFacebookKitapMısırPolisTerciholayonedioyumurta
Görüş Bildir