Kuryelik Yapan Ufuk'un Başına Gelen İlginç Olayları ve Mesleğinin Zorluklarını Herkesin Bilmesi Lazım

1.3bPAYLAŞIM

Herkes evine gelen yemekle ilgileniyor ama kaç kişi kuryelerin bu yaşadığı şeyleri oturup düşündü?

Su Sonia Herring, Soramazsın isimli YouTube programında yine ilgi çekici bir konuya değinmiş. Bu seferki konuğu ise insanların ihtiyaçları için gece gündüz lojistik desteği sağlayan bir kurye.

Ufuk Mahmat, 12 yıldır moto kuryelik yapıyor. İlk başlarda tüp ve gazete dağıtımı yapıyormuş. Daha sonra yemek sektöründe çalışmaya başlamış Ufuk.

Neden kaldırımdan gidip insanların hayatını tehlikeye atıyorsunuz?

Aslında biz kaldırımda gitmek için kendimizi zorlamıyoruz ama bazen trafiğin yoğunluğundan, siparişlerin gecikmemesi, müşterilere ürünü hızlı götürmek için böyle bir yol seçebiliyoruz. Zaman zaman oluyor, ben de yapıyorum. Genellikle bunu yemek sektöründe çalışan arkadaşalar yapıyor. Diğer kuryelerin birden çok çeşidi var; kargoda çalışanlar var, organ taşıyanlar var, evrak taşıyanlar var. Bunlarda da benzer durumlar olabiliyor işin yoğunluğuna bağlı olarak.

Zamanında teslim edilemeyen siparişler maaşından mı kesiliyor?

Hayır maaşımdan kesilmiyor ama tabii belli bir teslimat süresi var. Mesela benim çalıştığım firmada 45 dakika teslimat süresi var. Bazen bunu aşabiliyoruz. Şubedeki yoğunluk, kuryelerin işe gelip gelmeme durumu, raporlu olan arkadaşlarımız oluyor. Bundan dolayı gecikme oluyor ama tabii ki bundan dolayı maaşta bir kesinti olmuyor.

Günde kaç saat çalışıyorsun?

Günde 10 saat çalışıyorum motor üstünde.

10 saat aralıksız motor üstünde olmak tehlikeli değil mi?

Tehlikeli. Neden tehlikeli, çünkü belli zaman sonra dikkatin dağılıyor. İşin stresi var, sonuçta yemek taşıdığımız için onu müşteriye sıcak götürme stresi var. Birden fazla paket alıyoruz, onun stresi var. Hep bi kaygı, bizim işimizin gereği bu.

Yaşadığın en stresli olay neydi?

Birden çok stresli olay var, ilginç olanını anlatayım: Bir gün çalıştığım firmanın yakınında bir otel var, ordan bir yemek siparişi geldi. Ben o siparişi götürdüm, geldim, aynı yere tekrar sipariş geldi. Aynı kişi mi diye düşündüm ama yan odaymış. Ben otele gittim, tam odanın önüne geldiğim zaman odanın içinden çok acayip sesler geliyordu, müstehcen sesler geliyordu. Bundan dolayı tedirgin oldum, kapıyı epey bi çaldım. İçerden bi tepki yok. Yaklaşık 5 dakika boyunca kapıyı çaldım. Ama yemeği geri götürmek de pek işime gelmedi çünkü büyük paket siparişi vermişti. Firmaya bi külfeti olmasın diye çünkü götürdüğümüz ürünler tekrar yeni müşterilere götürülmüyor, çöpe atılıyor. Ben de bekledim. Çalmaya devam edince yaşlı bir amca çıktı 65 yaşlarında. Afedersiniz anadan üryan çıktı. Ben de abi bu ne hal? dedim. "Ya yeğenim çok sabırsızsın, bekleyemiyor musun 5 dakikadır kapıyı kıracaksın dedi. Ben de "abi madem işin vardı, yemeği daha sonra söyleseydin" dedim. Ve o da kızdı. Normalde bahşiş vermesi gerekiyordu ama onu da vermedi. Bu beni bayağı etkiledi. Bayağıdır bu işi yapıyorum, hiç böylesine denk gelmedim.

Bahşişlerden iyi para kazanıyor musun?

Oluyor, evet. Yani oluyor derken günümüz parasıyla bazen 10-15 TL bahşiş oluyor. Tabii ki bizim maaşlar göz önünde bulundurulduğu zaman bahşişler bizim için bir yan geliyor oluyor. Onu da evde kumbarada biriktiriyoruz, evin ihtiyaçları için kullanabiliyoruz. 

Asgari ücret mi alıyorsun?

Asgari ücretin çok az üstünde alıyoruz. Yani yaptığımız işin zorluğuna göre, aldığımız paranın çok tatmin edici olduğunu düşünmüyorum.

En zor yanı ne bu mesleğin?

Aslında ben kuryeleri neye benzetiyorum, bi çatı kiremitine benzetiyorum. Doğanın vermiş olduğu tepkilerin hepsini biz üzerimize çekebiliyoruz: Yağmur yağdığında ıslanıyoruz, güneş açtığında kararıyoruz. Dört mevsimi aynı anda yaşayan bir ağaç gibiyiz biz.

Hiç teslimat yaptığın biri tarafından şiddete veya tacize maruz kaldın mı?

Erkek olarak bir cinsel taciz olmadı ama sözlü taciz çok oluyor. Siparişi geç gittiği zaman insanlar sinirleniyor. Zaten siparişi veren insanlar aç insanlar. Acıktığı için insanların da bu konuda çok fazla sabrı olmuyor. Bizim elimizde olmayan sebeplerden dolayı, yoğunluktan ya da trafikten dolayı geç kaldığımız zaman insanların bize vermiş olduğu tepkiler var. Yani bu sözlü tepkiler bazen onur kırıcı şekilde de olabiliyor. Şu son dönemde de insanların ne kadar önemli bir yere sahip olduğumuzu görmeleri gerekiyor. Çünkü karda kışta bu yemeği, bu hizmeti götürmek için mücadele ediyoruz. İşimiz bu ama zorluklarla karşı karşıyayız. Müşterilerin bize daha çok hoşgörülü olması gerektiği kanaatindeyim.

Teslimat sırasında aldığın en absürt tepki neydi?

Geç kaldığım bi pakette mesela adam bayağı acıkmış olacak ki "getirdiğin pakete sokayım, yapacağınız işe sokayım, motorunun lastiğine sokayım" tarzında küfür edenler dahi oluyor bazen.

Sen nasıl tepki veriyorsun?

Ya hoşgörülü olmaya çalışıyoruz. Sonuçta müşteri olduğu için veya ben rızkımı o işten kazandığım için daha biz ılımlı olmak zorundayız. Müşteri her zaman haklıdır tarzında olduğu için diye değil, karşıdaki de bi insan olarak tepki veriyor. Gecikmiş ya da yemeğini bekliyor... Sonuçta ben de o müşteri olabilirim. Ben bi kuryeyim ama ben de evime sipariş verebiliyorum. Ben onları anlıyorum aslında, empati yapabiliyorum. Sineye çekiyoruz yani, yapacağımız bu başka elimizden bir şey gelmiyor. Diyalog kurmamaya çalışıyoruz bu tarz insanlarla. Çünkü uzadıkça uzuyor.

Hiç kaza yaşadın mı?

Evet yaşadım, böyle bi kaç tane olay var. Bi tanesin anlatayım: Bi bayan sürücü önümden gidiyordu ama çok yavaş gidiyordu, normal seyrinden daha düşük gidiyordu. Ben sarhoş zannettim çünkü araç bir sağa bir sola gidiyordu. Sollamaya çıktım, sollamaya çıkınca kadın sinyali vermeden sola kırdı. Kırınca benim motor dengesini kaybetti, ben sol tarafa kaburgalarımın üzerine düştüm. O düşmenin etkisiyle kaburgalarım esnedi, nefesim gitti. Artık nefes alamadım, yerde kıvranıyorum. Gözümün önüne her şey geldi, eşim çocuklarım, annem, babam. Ondan sonra kadın arabadan indi geldi bana yardım etmeye çalışıyor. Ben nefes almaya çalışırken, kendimi rahatlatmaya çalışırken bir de kadını sakinleştirmeye çalışıyorum. Bi hamleyle doğrulmaya çalıştım ve nefes aldım. Kadının da ehliyet aldığının ilk günüymüş. Beni hastaneye götürdüğü zaman söyledi.

Virüse karşı ne gibi önlemler alındı?

İş yerinde zaten maske takıyoruz, dışarda da maske takıyoruz, eldivenlerimiz var. Bir de motorda devamlı dezenfektan ve kolonya bulunduruyoruz. Tabii bu bizi ne kadar koruyor ondan da çok fazla emin değilim. İki tane çocuğum var zaten, evliyim ben. Eve geldiğim zaman da bu konuyla alakalı tedirgin oluyoruz. Aldığımız önlemler yeterli geliyor mu bilmiyorum çünkü çok insanla etkileşim halindeyiz.

Trafik canavarı mısın?

Biz işimizi yapıyoruz aslında. Trafiğin yoğun olduğu saatlerde tabii ki agresif hareketlerimiz oluyor. Trafiği tehlikeye atacak çok fazla hareket yapmıyoruz. Yapan arkadaşlarımız var. Bununla ilgili mesela bir şey söylemek istiyorum firmalar da eğer firma yetkilileri de beni bu kanaldan izliyorsa. Teslimat süreleri, 30 dakikada teslim olmazsa ücretsiz vereceğiz deyip de kuryelerin hayatlarını tehlikeye atmanın hiçbir mantığı yok. Çünkü insan hayatından daha değerli bir şey yok. Böyle olunca tabii kurye arkadaşlar makas atmak zorunda kalıyor, hızlı gitmek zorunda kalıyor, aralardan geçmeye çalışıyorlar. Altında yatan sebep, işverenlerin çok kısa bir süre içerisinde o paketi müşteriye götürmek, müşteri memnuniyetini sağlayıp kuryelerin hayatını hiçe saymak oluyor. Ben ailemi, çocuklarımı gördüğümden daha fazla iş arkadaşlarımla ve motorumla muhatabım. Sadece biz trafik canavarı değiliz, insanlar üzerimize sürüyor. Çamur banyosu yaptığımız zamanlar bile oluyor. Bunla alakalı da işverenlerin biraz kuryelerine değer vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Videonun tamamını buradan seyredebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
agends

Aaa mustehcen ses, aaaa insanlar sevişiyorlar, aaa basımdan gecen nasıl bir garip hikaye.

looktothetabela

bize ne? senin götüreceğin zıkkım benim canımdan kıymetli mi? yaya geçitlerinden geçiyorsunuz, kırmızı ışıkta geçiyorsunuz, tersten gidiyorsunuz, kaldırımdan gidiyorsunuz, arabaların arasından geçiyorsunuz. ondan sonra da kalkıp "mitirliyi di siygi litfin" diye duyar kasıyorsunuz. madem öyle yapma. ben sanki o hareketleri yaptığınızda zevk aldığınızı bilmiyor muyum? adama bak ya gittim dayıya da kızmış. karşına fıstık gibi karı çıksa konuşmayı unutur.

liar

Şu adamların yaptığı iş hakkında olumsuz yorum yapanların hepsi embesildir.

ggbora

Boş yapma işini yap

selcuk-kurt3

Aynen gören de sanki atomu parçalıyor sanır. Biz burada kimlerle nelerle uğraşıyoruz.

ufukdiyoki

Mesela bir firma süre olarak garanti vermese sipariş sayısı ciddi anlamda düşer. Kimse yemek siparişi 2-3 saatte gelsin istemez. Süre kısıtlı olunca da iş kuryeye düşüyor. Bu sorun çözülebilir mi? Sanmıyorum.

tamer-olmez

Yalnız o süre kısıtlaması yakın mesafe kimse 50 km ötedeki yete o süre garantisini vermiyo.

ufukdiyoki

Büyükşehirlerin yoğun noktalarında hele iş çıkışı saatlerde 30 dakikada birkaç km'lik yolu gidemezler. Tam bu durumda sorun çıkıyor.

Görüş Bildir