Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kurtlar Tarafından Büyütülen ve Topluma Uyum Sağlayamadığı için Ölen Kardeşler: Amala ve Kamala

3.3bPAYLAŞIM

Dünyamızda her türlü insan etkileşiminden, bakımdan, sosyal yaşamdan, hatta dilden bile yoksun olarak yetişen çocuklar var sevgili dostlar. Yabanda doğup yaşamını izolasyon içerisinde geçiren bu çocuklardan iki tanesi ise Amala ve Kamala. İşte bu iki kardeşin herkesi şaşırtan tuhaf hikayesi:

Amala ve Kamala, doğdukları andan itibaren dişi bir kurt tarafından yetiştirilen iki kız kardeş.

Hikayeye göre 1920 yılında Hindistan'ın Bengal bölgesinde doğa yürüyüşü yapmakta olan J. A. L. Singh adlı adam, bir kurt ve iki yavrusunu fark eder. Ancak yavrulara daha yakından baktığında, onların kurttan farklı bir şey olduklarını anlar. Bu tuhaf görünümlü yavrulardan haberdâr olan köy halkı, ilk bakışta onların bir tür iblis olduğuna inanır.

Daha sonra yavruları ele geçirmeye karar veren köylüler, ilk olarak anne kurdu öldürürler.

Çünkü dişi kurt iki çocuğu büyük bir annelik içgüdüsüyle korumakta, kimsenin yanlarına yaklaşmasına izin vermemektedir. Kurt öldürüldükten sonra ele geçirilen iki çocuğa Singh tarafından Amala ve Kamala isimleri verilir. Daha sonra Singh ve eşinin çalıştığı yetimhaneye aktarılan çocukların tuhaf davranışları ikili tarafından kayıt altına alınmaya başlanır.

Kız kardeşler geceleri uyumamakta, kurt benzeri davranışlar göstermektedirler.

Kurtlardan öğrendikleri hareketleri gerçekleştiren, geceleri uyumayan ve kurt seslerini taklit eden kızları topluma kazandırmak için bir şeylerin yapılması gerekmektedir. Singh bunun için kızların sosyalleşmesinin iyi olacağını düşünür ve onları yetimhanedeki diğer çocuklarla bir araya getirerek davranışlarında normalleşme gözlemlemeyi bekler. Ancak Amala ve Kamala diğer çocuklara uyum sağlamak şöyle dursun, yetimhanedeki kedi, köpek ve diğer hayvanlarla arkadaş olmayı tercih eder.

Ancak Singh, kız kardeşlerin insanî bir takım duyguları hissedebildiğini ve dil öğrenmeye yatkın olduğunu gözlemlemiştir.

Örneğin Amala ve Kamala gülümsemektedir. Ancak onlar, bunu yalnızca acıktıklarında ya da başka herhangi bir yaşamsal ihtiyaç hissettiklerinde yapmaktadırlar. Gülümsemek diğer çocuklar için mutluluk anlamına gelirken, onlar için ihtiyaçları bildirme yoludur; bu da yatkınlığın bulunduğunu ancak zihinlerinde yerleşik durumda olmadığını göstermektedir.

Üstelik Singh'in gözlemlediği tuhaf davranışlar bunlarla sınırlı değildi.

Küçük kızlar ellerini yere koyarak yürüyor, yemekhaneden çiğ et çalıp yiyor, içecekleri dilleriyle içiyor ve yemeklerini çömelerek yiyorlardı. Üstelik dilleri kurtları andırır biçimde hep dışarıdaydı ve nefes alış-verişleri de oldukça sıktı. Ayrıca çok hızlı hareket etme kabiliyetine sahip olan Amala ve Kamala, saatler gece yarısını gösterdiğinde ulumaya başlıyordu. Kendilerine yaklaşıldığında dişlerini gösteren ve kimi zaman ısırmaya çalışan kızlar, diğer çocuklara göre gelişmiş koku alma duyusuna ve geceleri çok daha iyi görebilme kabiliyetine sahiptiler.

Ancak yetimhanede tutulan ve bir yandan da eğitilen kızlar, kısa süre sonra hastalık belirtileri göstermeye başladı.

Ve küçük kardeş Amala 1921 yılında yaşamını yitirdi. Yetimhane ortamına iyi kötü alışan Kamala ise ilerleyen yıllarda bilişsel beceriler göstermeye başladı: Yetimhanede bulunan çocuklardan bazılarının isimlerini öğrendi, renk konseptini anlamaya başladı, tabaktan yemek yemeyi ve bardaktan su içmeyi öğrendi.

Ve böylece Kamala ve Singh'ın ünü kısa sürede yayıldı.

New York Psikoloji Topluluğu 1928 yılında Kamala'yı ABD'ye almayı ve onu halka sergilemeyi teklif etti. Ancak bu teklif geri çevrilecek, daha doğrusu çevrilmek zorunda kalınacaktı; çünkü Kamala da tıpkı küçük kardeşi gibi güçsüz düşmeye başlamıştı. Sağlığı bir sene boyunca devamlı kötüye giden ve Singh'ın tüm çabalarına rağmen iyileşemeyen Kamala, kardeşinden sekiz yıl sonra, Kasım 1929 tarihinde yaşama veda etti. Belki de yaşamanın "normal" bir yolu yoktu ve onlar alıştıkları ortamda çok daha mutlu bir hayat süreceklerdi...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gerizekali-sefamerveee

Keşfedildikten 8 sene sonra ölüyor. Yani taş çatlasın 13-14 falandır ölürken. Aynı kurtların yaşam süresi gibi.. çok ilginç.. kurtların yaşama tarzından dolayı mı ömürleri kısa acaba? Yani çiğ et yemek. Hastalıklı bünyedeki hayvanı yemek illaki bir hasar bırakır hayvanlarda. Otlarda toksik etki oluşturur. Onların beslendiği gibi insanlar da beslenince demek ki ömür azalıyor gibi bir mantık çıkarttım..

deen-tharkuho

Çocukları kurt mu kaçırdı yoksa aileleri ormana mı bıraktı bu bilgiler eksik. normalde kurt gibi vahşi hayvanlar içgüdüleri bakımından onları av olarak yemek yerine sahiplenmesi çok enteresan

nesibe-tahir

Hiç belgesel izlediysen fark etmişsindir; yetişkin hayvanlar hiç bir yavruyu yemiyor. Sadece o yavruların anne-babalarını yiyorlar. Çünkü o yavrulara karşı anne-baba içgüdüsüyle davranıyorlar. Bu kurtta insan yavrularına bu içgüdüyle davranmış.

Görüş Bildir