İçinde Aşkın Çok Başka Hallerini Barındıran 10 Kısa Hikaye

 > -

Aşk, sevgili, vs. bunlar ne güzel şeyler değil mi? Bilmeyen için evet, ama işin aslını biliyorsanız huzur bulmanız çok zor. Sizi huzursuz etmeye geldik.

1. Ufacık işaretlerden aşk damıtan zalım kanka

-Olm derste ona bakarken yakaladı lan beni?

-Ee ne yaptı?

-Gülümsedi hafiften.

-Oha olm resmen aşık bu kız sana!

-Yok be olm, arkadaş gibi gülümsedi, sen olsan sana da gülümserdi.

-Çok safsın olm kız resmen mesajı vermiş işte daha ne yapsın lan?

-Gerçi geçen gün kırtasiyede koluma girip “aynı defterden bana da alır mısın” dediydi.

-Yahi yuh artık! kızın bir “beni al” demediği kalmış sen hala mal gibi bak.

-Lan olm iki saniye koluma girdi çıktı be!

-Olm kola girmeler, gülmeler daha ne yapsın kız? başka hangi kız yapıyor bunları sana?

-…. haklısın başka yok.

-Haklıyım tabi olm, kız sana rahat kesik, vakit kaybetme derim ben yoksa kuş kaçar.

-Harbi misin lan?

-Tabi olm, şu an seni bekliyor kız tüm mesajları vermiş. 

-Konuşayım lan ben, beklemeyeyim daha...

***

-Selam Merve ne haber

-Nolsun ya dersler falan işte

-Ya bir şey diyeceğim sana ama…

-De

-Ben galiba senden hoşlanıyorum.

-… ay Melih, ben seni arkadaş gibi görüyorum ya

-Valla mı?

İşte böyle mal gibi "valla mı?" der kalırsın. Arkadaşım lütfen iki basit olaydan büyük bir aşk damıtan, imbik gibi kankalarınızın sözüne kanmayın. Kız size bakıp güldü diye, sizi kızın yanına koşturan i.ne kankalara prim vermeyin. Bugüne kadar bir aşk yoktur ki kankaların doğru tespitleri sonucunda başlamış olsun. Bunların aklına uyup da ilişkiyi başlamadan öldüren kaç genç var farkında mısınız? Bunları dinleyin, he deyin, tamam deyin ama lütfen bunların sözüyle hareket etmeyin, lütfen bak.

-Neey, senden kalem mi istedi?

-Evet

-Kendininkine ne olmuş?

-İyi yazmıyor dedi

-Neeeyy? bahaneye bak, senin olmak istiyorum dememiş de…

-Olm ne alakası var lan?

-Çok alakası var, o kız sana yanık hoca benden söylemesi.

-Yuh amk!

-Sen bilirsin, bekle de kız başkasına gitsin...

-Ciddi misin olm?

Biriniz de şu gaza gelmeyin lan, biriniz de…

2. Aşkını "Çelik Erişçi" ile yaşayan mazlum nesil

18-20’li yaşlarındaki aşkları 95 yılına denk gelen nesildir, benim neslimdir. Şimdi seçenek çok bol ama o zaman biz Çelik Erişçi’nin hercai, dilberim, bu şehrin ışıkları, vb. şarkıları ile aşkımızı yaşamaya çalışırken, Kenan Doğulu’nun "kurşun adres sormaz ki", Zafer Peker’in "diyemedim" şarkıları ile efkarlanıyorduk. Lan eşimle benim "bizim şarkımız" dediğimiz şarkıydı; kurşun adres sormaz ki. Eşime aldığım ilk hediye Çelik’in 95 albümüydü. Dilberim şarkısı marştı lan dilimizde. Zor yıllar geçirdik olm biz. Eğer birazcık olsun haline üzülünecek bir nesil varsa o da aşkını Çelik, Kenan, Zafer üçlüsüyle yaşamak zorunda kalan nesildir.

Olm benim düğünümde ilk dans şarkım Hercai’ydi Allahsızlar…

3. "Tabii git aşkım biz her zaman görüşüyoruz..."

Liseden, üniversiteden, mahalleden arkadaşları, vs. ile görüşeceğini söyleyen erkeğe sevgilisinin vereceği cevaplardan biri.

Yıl olmuş 2015 hala bu sözün altındaki anlamı çözemeyip, görüşmeye giden erkeklerin olması beni üzüyor. Eğer sevgiliniz arkadaşlarınız ile görüşme talebinize, "tabi git", "gitmezsen üzülürüm", "ne demek tabi görüşeceksin", vb. cevaplar veriyorsa kız isteme hazırlıklarına vakit kaybetmeden başlayın.

4. Aşka küsmüş erkek karizması

Aslında yoktur ancak erkeklerin hemen hemen hepsi böyle bir karizmanın olduğuna inanır. Kızlara “ben çok darbeler aldım, artık aşka inanmıyorum” demenin bütün kızları histerik bir şekilde etkileyeceğini düşünmektedirler. Gizem adamı kavramının altında yatan karizmatik anlayış budur.

Esasen bu karizmayı külliyen inkar etmek biraz güç, çünkü kızların yaralı, göçmüş, yıpranmış erkekleri tekrar hayata kazandırma yolunda çalışmalar yaptığı bir gerçek. E haliyle bundan istifade etmek isteyen erkeklerin olması da son derece doğal. Ancak aşkı arayan bir erkeğin aşka küstüm ben yaklaşımında bulunması da bir o kadar enteresan. 

Netice olarak insanlığın var oluşundan beri erkek bünyesinde mevcut olan bir karizma bu. Deniz kıyısında uzun pardösüsü ile sigara içen erkek, barda tek başına bir köşede içkisini yudumlayan erkek, yağmur altında ıslanarak yürüyen erkek, meyhanede kapat şu şarkıyı diye inleyen bir erkek görürseniz bilin ki karşınızda aşka küsmüş bir erkek var. Ya gidip teselli eder, istediğini verirsiniz ya da bırakırsınız hep küs kalsın. 

Ama sanmıyorum ki uzun süre aşka küs kalsın. Aşkı bulmak için aşkı feda edecek kadar ermiş başka bir canlı türü var mı? Bir şeyi elde etmek için önce ondan vazgeçeceksin!

5. Aşkı için divane olanların hep erkekler olması sorunsalı

Bilinen en eski hikayeden alıp günümüze kadar getirdiğimiz aşk hikayelerinde, günlük hayatta şahit olduğumuz ilişkilerde, film aşklarında, aşkı uğruna deli divane olan, kendini dağa taşa vuran, homeless, derbeder, berduş olanların hep erkekler olması sorunsalıdır bu. Bakın Leyla ile Mecnu'na, Mecnun'dur çöllerde sürünen, Leyla sarayda onu bekler, bakın Ferhat ile Şirin'e, Şirin yine sarayda otururken dağları delen Ferhat'tır. Aşk erkeği daha çok dağıtır. Çünkü aşkta esas aşkı yaşayan erkektir. Hiç kimse yoo, hayır falan demesin. Kadın erkek ilişkilerinin büyük çoğunluğunda duygularıyla hareket eden, kendini aşkına adayan erkektir. Kadın ilşikinin mantık yanıdır, romantizmi, duygusallığı, omza yatıp uyumayı seven kadınlardır doğru ama bu imkanları yaratan erkektir. 

Erkeğin romantik olmadığı, yontulmamış odun gibi olduğu söylenir, külliyen yalandır. Bunlar tamamen kadının beklentisi ile şekillenen şeylerdir. Şimdi düşünün Ferhat mantıklı davransaydı ve "dağları delmenin mümkünatı yoktur, adam akıllı bir şey isteyin yapayım" deseydi ne olacaktı? Ferhat ile Şirin diye bir aşk hikayesi olacak mıydı? Aksine "kazma Ferhat" olacaktı, kızlar "hah işte tam bir erkek davranışı" diyecekti. Şirin ne yaptı peki? Bu hikayeye girmek için sarayda beklemek dışında Şirin ne kattı bu aşka? Durduğun yerden senin için dağları delen bir adamı sevmek o kadar kolay ki anlatamam, ama niye aşkı için sadece Ferhat çırpınıyor? 

Bakın filmlere erkek hep yapmadığı şeyler için eleştirilirken, kadınlar yaptıklarından dolayı göklere çıkarılıyor. İsyanım var benim buna. Erkeklerin yapmadıklarıyla, kadınları yaptıklarıyla değerlendirilmelerine kızıyorum. Sen erkeğin sırtına dağları yükle sonra bir çakıl düşürdün diye ona kazma de, kadın sırtındaki çakılı taşıyor diye onu ilişkinin yıldızı ilan et. Kabul edilir şey değil. Aşkı için divane olmak erkeğin göreviymiş gibi bir algıyı reddediyorum. Masallarda bile huzur yok. Sen şatoda bekle adam ejderhaları öldürsün, Kaf dağını aşsın, senin için olmayan elmaları toplasın gelsin. Sonra çoraplarını odanın ortasında bırakıyor diye adama öküz de sen!

Kabul etmiyorum. Kadın erkek ilişkilerinde romantik olan, ilişkisi için kendini ortaya koyan, düşünceli olan erkektir. Kadın sadece erkeğin yarattığı bu ortama uyarak mükemmelmişçesine bir portre çizer. Oysa kadınlar bilmezler ki erkek ilişkiyi oraya getirmese onların dahil olacağı bir ilişki olmayacaktı. 

Netice olarak aşkı için derbeder olanlar nedense hep erkeklerdir. Kadınların ben hiç çölde Ahmeeet Ahmeeet diye gezdiğini görmedim.

6. Biten her aşka hata gözüyle bakmak

Resmin bütününü görememektir. Aşkı bir kompozisyon olarak ele aldığımızda sadece sonuç kısmına göre değerlendirme yapmaktır. Giriş ve gelişme bölümünde insana verdiği mutluluğu, iç huzurunu, uykusuz geceleri, onu görme hayallerini göz ardı etmektir, haksızlıktır. Biten her şeyin kötü olacağı yanılgısıdır. 

En kötüsü de zaman kaybı olarak görmektir. Biten aşkın karşı tarafına acımasızca saldırmak, onu yaftalamaktır. İyiliklerini, güzelliklerini, kişinin kendisine kattıklarını görmezden gelmektir. 

Biten her aşk hata değildir, esas itibariyle aşk hata değildir. Yaşandığı an itibariyle kişinin hayatının hemen hemen tamamını işgal eden bir duyguya hata demek kişinin kendisini reddetmesidir. İnsanın en kolay kabullendiği hatasıdır aşk ama ne yazık ki o da hata değildir.

Biten aşklar ardında bıraktığı göz yaşlarıyla ölçülür ve değerlendirilir. Oysa bu yanlış bir değerlendirme kriteridir, aşk büyük bir tabloysa fırça darbeleri, renk seçimleri, kullanılan teknik, içinde bulunduğu akım ile bir bütün olarak değerlendirmelidir. Kişi her aşkının altına imzasını atabilecek kadar benimsemelidir aşkını, bitmiş olsa bile.

Sona ermek doğanın kanunu, sona erdi diye bir şeyin hata olduğunu söylemek inkardır, ötesi değil.

Seninle olan aşkım bitti

Ama sana olan aşkım bitmedi.

O yüzdendir her kadına 

Senmişsin gibi bakmam,

Her kadında senden bir parça aramam.

Seninle olan aşkım bitti

Ama bendeki aşkın bitmedi.

O yüzdendir hala kör olmam.

7. Sevgiliyi grup içerisinde g.t eden piç

Grup deyince aklına "grup seks" gelen arkadaşlar bu yazının devamını okumasın lütfen. Sevgilimizi, kız arkadaşımızı yazıyoruz buraya, "aha seks dedi", "aha sevişme diyecek" diye bekleşmenin alemi yok, biz de insanız. 

5-10 kişilik arkadaş grubu ile bir yerlere gitmişsiniz, eğleniyorsunuz. İçkiler içiliyor, sohbetler ediliyor. Derken Esteban'ın birisi sevgilinize, samimiyetinden güç alarak takılmaya başlıyor. sevgilinizin de sazanlığı o gün üzerinde, cevap veriyor bu iblise. Adamın sevgilinizi nereye çekmek istediği aşikar, siz görüyorsunuz ama sevgiliniz olacak o naif, o saf, o salak gidişatı görmüyor, göremiyor. Şimdi grup içinde müdahale etseniz, "beni savunmana gerek yok Ekrem!" deyip sizi g.t edecek, akşama sevişme yalan olacak, e ama müdahale etmezseniz i.nenin evladı harcayacak güzel kızı. Derken Esteban sevgilinizi grubun içerisinde piç ediyor, g.t ediyor, yükselen kahkahalara eşlik edemiyorsunuz, sevgilinizi teselliye yöneliyorsunuz. 

Gülen i.nelere tek tek bakıp, intikamınızı alacağınızı belli ediyorsunuz. Sonra intikam aldığınızı düşündüğünüz bir vakit, yine Esteban çıkıyor sahneye; "ben bunun sevgilisine laf soktum ya, ne yapacağını şaşırdı la bu ahıahıahı" diyerek sizi de s.kip atıyor. 

Atmıyor mu? atılmadınız mı? senin a..na koyim ben Esteban. Ağızlarıma s.çtın!

8. Yatağına kahvaltı götürdüğünüz sevgilinin "günah" diye geri çevirmesi

Romantizm açısından içler acısı, dini açıdan doğru bir yaklaşımdır. Şimdi arkadaşım anam beni “sofraya yakın olan Allah’a da yakın olur” diye diye büyütmüş, yatağa getirilen kahvaltının neresine yakın durayım ki Allah’a yakın olayım? Yattığın yerden yemek yemene, kırıntılarını nevresime dökmene hiç girmiyorum dikkat edersen.

Olm üç harfliler kırıntılarla besleniyormuş, sabah yatakta kahvaltı et, akşamına seviş, gece götünü devir uyu. Neresinden bakarsan bak günah, cin boğması da cabası. Bu noktada sevgilinize katıldığımı belirtmeden edemeyeceğim. Önceki akşam tepiştiğin nevresim üzerinde sabah peynir, zeytin yemek sana dokunmuyor mu? Ecnebilerden görüp romantizm devşirmenin alemi yok.

9. Tartışılan sevgilinin telefonunu kankasının açması

-A..alo..alo Merve dinle lütfen

-Ben Merve değil, Aylin

-Hah Aylin Merve’yi versene ya telefona

-Seninle konuşmak istemiyor erkan arama lütfen

-Ya sen bi versene…bu onun telefonu değil mi?

-Öyle evet ama seninle konuşmak istemiyor

-Ya Aylin lütfen bak önemli

-Kapatıyorum ama lütfen artık

-Ya aylin…lan a..na kodumun Aylini alo!!!

Siz telefonda olduğunuz için bilmezsiniz size tarif edeyim ben sevgilinin odasının o anki halini, sevgili bir köşede, sandalyenin üzerine tünemiştir, ayaklarını karnına çekmiş, kıçınd pazen pijaması olduğu halde pür dikkat kankasını dinlemektedir. Kankasının her “hayır” deyişinde kafasıyla “aferin devam et, hep böyle” tadında küçük onaylar göndermektedir. Tırnağını yer bir yandan, bir yandan sizin telefonun öbür ucunda kıvrandığınızı gördükçe güler, keyiflenir. Telefonu kapattıktan sonra “ne dedi?” diye sorar kankaya, cevap ne olursa olsun tepkisi “oh olsun, daha çok sürtecem ben onun burnunu” olur. 

Tartışılan sevgilinin telefonunu kankasının açması hiç hayra alamet bir durum değildir. Düzelme ihtimali olan ilişkini bitirme noktasına getirebilirsiniz. Çünkü bu a..nakodumun kankaları ss subayı gibidir, mahkeme duvarı suratlıdır. Ne derseniz deyin kıramazsınız bunlardaki “sevgiliyi telefona vermeme direncini”. Sanki zamanında size akıl veren, taktikler öğreten bu değilmiş gibi şimdi size bir piç gibi davranır. İçinde biriktirdiklerinin acısını çıkarır sizden. Hatta bazen sevdicek dayanamaz "tamam ver ya telefonu, bakayım ne diyor" diyecek olur da bu terbiyesizler ona da engel olur sevgilinizi eliyle iti itivererek. 

Bir tartışma sonrasında sevgilinizin telefonunu kankası açarsa, yanlış numara deyip kapatın. Yoksa 1 olan sinirinizi, üzüntünüzü 100 yapar bunlar. “Niye arıyorsun Merve’yi” der, “ne yapacaksın Merve’yi” der, “aramanı istemiyor” der, sizi s.ker bırakır. Büyük lafı dinleyin, sevgilinizin telefonunu kankası açıyorsa hiçbir şey demeden usulca telefonu kapatıp dinlenin azıcık.

-Alo Aylin kapatma lütfen…Aylin

-He söyle

-Ya Merve orada mı?

-Ne yapacaksın Merve’yi?

-Şeyime takacam, la mal ne yapacam konuşacam….alo, alo Aylin?

-dıııııııııııııııııt

(Temsili Resim: AYLİN)

10. Sevgilinin yavaş yavaş ev kadınına dönüştüğü gerçeği

İster çalışıyor olsun, ister işsiz olsun her kadının geçirdiği bir evrim sürecidir ev kadınlığına gidiş süreci. Ve eğer siz eşinizle belli bir süre sevgili olarak birlikte olmuşsanız bu şaşırtıcı sürece tanıklık edebilirsiniz. Sizinle kayalıkların üzerinde içki içen, sabahın dördünde körkütük sarhoş eve dönen, Mutfak tezgahında sevişen sevgili yavaş yavaş mutfak tezgahını çamaşır suyu ile temizleyen biri haline dönüşür. Hep erkekler için söylenen “sen çok değiştin” lafının ifade ettiği süreci kadınlar ev kadınına dönüşerek yaşarlar, çok göze batmadığı ve şikayet edilecek pek fazla husus barındırmadığı için de erkekler tarafından dillendirilmez.

Oysa evlendikten sonra değişen erkek değildir, kadının ev kadını algısına sahip olmasıdır. Erkek bekar hayatında neyse odur aslında ama kız artık evinin hanımıdır, bu değişiklik onun algılarında köklü bir değişikliğe sebep olur ve önceden yerdeki çorapları görmeyen kadın evlendikten sonra çorap avcısı olur çıkar. Bu süreç beraberinde annesinden ayrı geçirdiği yıllarda körelmeye yüz tutmuş anne klişelerinin de geri çağrılmasına sebep olur. Bir bakmışsınız “aşkım gömleğim nerede” dediğiniz sevgiliniz size “nerede çıkardıysan oradadır” demeye başlamıştır. 

Ürkütücü bir dönemdir bu. Hafta sonu temizliklerinin, bayram temizliklerinin, ev baklavalarının, böreklerin, düzenli ütü işlerinin, çamaşır suyunun hayata girdiği bir evredir. Değişmeye direnen erkeğin karşısında, anne algılarıyla donanan kadın yepyeni haliyle kozasından çıkar ve çocuk istiyorum der. Bu artık ev kadınına dönüşmüş olan sevgilinizin yeni bir koza örmeye başladığının habercisidir. Bu kozadan karşınıza bir anne çıkacaktır haberiniz olsun.

-Çıkarken yanına kalın bir şeyler al hava soğuk gibi.

Aha anne de geldi…

Bonus - Ebru Gündeş'in "ölümsüz aşklar" klibindeki tanışma

Kendine güveni, ilişkiye açık olmadaki aşırı uçları, ilk görüşte aşkı etkileyici bir dille anlatan, izleyen de "olm ben de yaparım lan bunu" hissi uyandıran ancak yıllar içinde edinilmiş tecrübelerle gerçekleştirilmesi mümkün olan tanışma faslıdır.

Yani kız kalp çizmiş, içine adını yazıyor. Bir bakıyorsun ki erkek kısmı boş. Buraya da benim adımı yazalım mı diyorsun ve hop ölümsüz aşk başlıyor...

Bak bir isim yazmayla olay nerelere geldi...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
natsemender

#6 da ağlayacak gibi oldum ama #7 nin ilk cümlesinde koptum

doctor-what

5 ve 6 beni galeyana getirdi, sonuna kadar haklısın reyiz

furkan-merakli

#7 lan oğlum benim başıma öyle bir şey gelse gider sikerdim ibne estebanı. Oç esteban

sheldoncooper

''Bir şeyi elde etmek için önce ondan vazgeçeceksin!'' bu iyiymiş.

carnation

Aşkın başka hallerini yaşayanları merak ediyorsanız buyurun eğlenceli tecrübelere http://www.eskisevgilinisat.com/ :)))

sevimsiz-kedi-yavrusu

pezevenk miyiz ya biz :S o nasıl domain

Başlıklar

AşkCinsellikEbru GündeşKenan Doğuluaşketkadınlarolay
Görüş Bildir