Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Homo Sapiens'ten Homo Deus'a: 2050 Yılında Nasıl Bir Hayatımız Olacağına Dair Çarpıcı Tahminler

-

"Sapiens" kitabı ile 'Bugüne kadar nasıl geldik?' sorusunun cevabını mükemmel bir şekilde anlatan yazar Yuval Noah Harari, yeni kitabı "Homo Deus" ile "Bundan sonra ne olacağız?" sorusuna ışık tutuyor. 

Biz de çarpıcı fikirleriyle yarınımızı ele alan yazarın, Sapiens'leri Homo Deus'lara evirdiği gelecek kurgusunu sizler için derledik.

Hazırsanız yolculuğumuza başayabiliriz.

Kaynak: https://www.hardbound.co/read/homo-deus/...

Şimdi hep birlikte 2050 yılına gidelim.

Eşinizin yanında uyanıyorsunuz ve ona baktığınızda mutlulukla gülümsediğinizi fark ediyorsunuz...

20 yıldır süren mutlu bir evliliğiniz var. Çünkü zaten ikiniz de "Google Life" programına bilgilerinizi senkronize etmiş ve mükemmel bir birlikteliğiniz olacağına karar vermiştiniz.

Üniversitede tanıştığınızda %89 gibi büyük bir ihtimalle mutlu bir evliliğinizin sonucunu almıştınız o günkü tercihleriniz ve huylarınıza göre.

Uyandıktan sonra da sağlık verilerinizi kontrol ettiniz yine her gün yaptığınız gibi.

Ama bugün protein ve omega 3 değerleriniz birazcık düşük çıktı düne göre.

Bu yüzden hemen taze yumurta ve avokadolar kapınıza kadar gönderildi bir drone aracılığı ile.

Paket geldiğine göre şimdi kahvaltı zamanı, ocağı ön ısıtmaya aldınız ve kahve makinesini çalıştırdınız.

Tabii ki nöral aktivasyon işareti ile. 

Aynı zamanda fırını 400 dereceye ayarlamak ve 4 bardak kahve içmek isteyip istemediğinizi soran, AR kontakt lensle onaylayabileceğiniz bir bildirim aldınız makineden ve tabii ki onayladınız.

Kahveler olurken tezgâha gittiniz siz de ve avokadoları dilimlerken, kulağınızdaki implantlarınızda haberleri dinlemenizi tetikleyen kısmı etkinleştirdiniz.

Çünkü kulaklıklar bundan tam on yıl önce kullanılmaz hale geldi..

Bu arada çocuklarınız için de kahvaltı hazırlamayı unutmuyorsunuz tabii ki.

Az tuzlu yumurtalarını ve günün geri kalanında tüketecekleri tek şeker olan meyvelerini hazırladınız yine.

Ki zaten çocuklarınız genetik olarak tuzlu, şekerli ve şişmanlatan yiyeceklere karşı isteklerini bastırabilecek şekilde tasarlandılar. Bu yüzden onları mutlu etmek için hazırladığınız yiyeceklerden daha lezzetlisi düşünülemez.😍

Ama siz onların aksine büyük bir parça kremalı ve soslu yumurtanızı yiyorsunuz.

Çünkü yeni ilaçlar artık sağlık-gen düzenlemesi zamanından önce doğanlar için cömert diyetler yapabilmeye olanak sağlıyor. Yani istediğiniz kadar kızartma ve tatlı serbest.

E artık işe gitme vakti.

Ama tam kapıdan çıkmadan bir bildirim alıyorsunuz:

"Çok yakında grip olacaksınız, etrafta virüsler dolaşıyor."

Amman dikkat!! 😱

Oh neyseki siz tam bunu okurken bir bildirim daha alıyorsunuz...

"Kapınızın önüne drone tarafından paket bırakıldı."

Tam zamanında! Paketinizin içinde ailenizi ve sizi etraftaki salgına karşı korurken aynı zamanda da bağışıklık sisteminizi güçlendirecek ilaçlar var.

İlaçlar da geldiğine göre artık gerçekten işe gitme vakti. 3 dakika içerisinde evden ayrılmalısınız.

Kapıya adımınızı attığınız an, kendi kendini kullanabilen aracınızın kapınızın önünde olduğunu görüyorsunuz. Hem de kararlaştırdığınız saatte.

Ayrıca biliyorsunuz ki işten çıkacağınız saatte yine tam olarak iş yerinizin önünde olacak. Üstelik aynı arabanın olması da gerekmiyor.

Arabanız tam da iş yerinizin önünde duruyor. İnsan Koruma Enstitüsü, Arkeoloji Departmanı.

İşiniz 20. yüzyılda görsel-işitsel teknolojinin gelişimini izlemek, ki bu da aslında gününüzde insan eliyle yapılan nadir işlerden biri.

Maalesef bunu otomatikleştirecek yeterli bir teknoloji getirilemedi.

Mikro girişimcilerin endüstrinizi yok etmesi de an meselesi.

Fakat terapistlik, bebek bakıcılığı, temizlikçilik, yardımcı asistanlık ve aşçılık gibi hâlâ insan dokunuşuna ihtiyaç duyulan gerçek işler için oldukça rekabetçi bir pazar var.

Ancak iş gücüne alternatif o kadar da kötü değil. Sanal dünya tam bir işleyen ekonomiye dönüştü.

Sanal dünyada fiziksel ihtiyaçlarınıza cevap verebilecek yeterli memnuniyet ve gelir elde edebilirsiniz.

Tarihçiler de, gerçek dünyada çalışan insanlar ile sanal dünyada yaşayan insanlar arasında, geçmiş toplumlardaki beyaz yaka/mavi yaka bölünmesine benzer bir şekilde ayrım olduğunun farkındalar.

Neyse..akşam oldu. Artık eve dönme vakti.

Ama tam işten ayrılırken yarının seçim günü olduğunu hatırladınız.

Yarın hükümeti yönetecek olan bir sonraki "algoritmaya" oy vereceksiniz.

Üstelik içinde bulunduğunuz sistem size aday algoritmaların nasıl performans göstereceği ile ilgili bilgiler verebiliyor.

Ayrıca olası sorunlarla nasıl başa çıkacaklarıyla ilgili bir hipotez de sunuyor size. Salgınlar, doğal afetler, iç savaşlar, uluslararası savaşlar gibi.

Ülkenizin dört bir yanındaki kurumlarda üretiliyor bu algoritmalar ve siz de favorinizi belirliyorsunuz. Hoş sizinki zaten hep belli.

Ama bu yıl birazcık kafanız karışıyor.

Çünkü bu sene Google mühendisleri tarafından tasarlanan sistemde daha yenilikçi bir yön var. O da yargıda daha çok insanların baskın olduğu bir yapı. 

Hmm..ilgi çekici ama riskli..

Her iki seçeneği de FiveThirtyEight'ten kontrol ettiniz ve Google takımının yükselişte olduğunu gördünüz.

Ama yine de bir türlü aklınızı boşaltıp doğru kararı veremiyorsunuz.

Bu yüzden hayal birleştirici programınızı kurup  bütün gece aklınızı boşaltarak doğru seçeneği çözümlemesini sağlayacaksınız. Böylece sizin yerinize o düşünürken siz de rahat bir uyku çekebileceksiniz.

Şimdi tekrar 2017'ye dönelim.

Bu gelecek size biraz fazla mı abartılı geldi?

O zaman şunu söyleyebiliriz ki aslında imkansız gözüken tüm bu teknoloji ve bu programlar üretildi. Mesela Google Life. Araştırmacılar, kişilğinizi eşinizden daha iyi tanıyacak algoritmaları geliştirdiler. Hem de facebook beğenilerinize göre.

Hatta gelecekte bunu daha çok geliştirecekler.

Biyosensörler sizin psikolojik tepkilerinizi izleyerek sizin gerçekte birine karşı ne hissettiğinizi bildirecek size.

İster inanın ister inanmayın ama şu an zaten pek çok uygulama sizin kalp atışınızı, beslenme alışkanlıklarınızı ve sağlık verilerinizi takip ediyor. Bunlar da size kahvaltıda ne yemeniz gerektiğini söyleyen uygulamaların temel verisetlerini oluşturuyor.

Sağlık programları daha da çoğaldıkça birçok insan günlük kararlarının da başkaları tarafından alınmasına izin vermiş olacak.

Market alışverişi gibi.

Gelecekteki uygulamalar size daha çok kişisel sağlık verilerinizi sunacak.

Mesela bir günlük diyet sonuçlarınızı tutan "akıllı" tuvaletler.

Peki hükümeti yönetecek olan algoritmalar?

Hükümeti makinelere teslim etmek riskli olabilir bu yüzden kendinizi daha belirgin düzenlemeler isterken bulabilirsiniz.

Algoritmaların hükümetteyken nasıl bir başarı göstereceklerinin ve sorunlarla nasıl başa çıkacaklarının ipuçlarını veren sistemler olsa daha iyi olmaz mıydı?

Tüm bu teknoloji aslında aynı şeyi yapıyor. Bizim yaptığımız şeyleri bizden daha iyi yapıyor.

Duygusal olarak yanlış gelse de gerçekçi olarak bakıldığında bizden daha iyi oldukları alanlarda yetkiyi onlara bırakmak aslında çok mantıklı.

Fakat gerçekçi olmak gerekir ki, bizler, bizden daha iyi karar veren bilgisayarları geliştirmezsek, gittikçe kaotikleşen dünyamızın kendisini nasıl sürdürebileceğini görmemiz zor.

İşte tam bu noktada bizleri endişelendirmesi gereken bir soru var:

Dünyanın işlevini sürdürebilmesi için insan emeğine ihtiyaç duyulmadığı noktada yaşamlarımızın ne anlamı kalacak?

Durun durun! Hemen ümitsizliğe kapılmayın. Bireyselliğimiz kendi başına anlamsızlaşsa bile, hâlâ kolektif türlere değer katıyor olacağız.

Çünkü bizlerin sahip olduğu ama hâlâ teknolojide var olmayan bir şey var:

Bilinç

Teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, gözlemcilere, moderatörlere ve insan yargısına ihtiyaç duyacak. Unutmamak gerekir ki, gözlemlerimiz ve dünyayı algılayıp aktarmaktaki yeteneğimiz olmadan teknolojinin varlığı anlamsız olacak.

Ama her ne olursa olsun insanların çok uzun bir süre boyunca fotoğraftaki gibi varlıklarını sürdürmelerini beklemek çok da yanlış olmayacaktır...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
behzat-baris-uzungenc

Cidden böyle bir cehennemi, böyle bozulmuş bir dünyayı mı istiyorsunuz? Doğal yaşamdan, sağlıklı yiyeceklerden, spordan vazgeçip bir kapitalizm cehennemine adım atmak mı istiyorsunuz? Ben de tüm teknolojiyi sıfırlamak istiyorum o halde! Milattan önce 800'lerde yaşasaydım da bu tür pislikleri görmeseydim keşke.

logicaldoor

Yıl 2050. Uyanıyorsun. Sabah da olabilir gece de. Radyonu açıyorsun, diğer kurtulanlardan radyo yayını yapanların yayınlarını tarıyorsun. Dışarıdaki radyasyon oranının hala çok yüksek olduğunu söylüyorlar. Yorganı kafana çekip geri yatıyorsun...

queen-of-the-alaska

Avakadoyu niye biz kesiyoruz la bir tane kesme robotu icat edemedik mi

furkan-candogan1

Böyle olmasını kim ister ki ? Kendi arabanı kullanmıyorsun, kas gücünle hiçbir şey yapmıyorsun, üstüne senin yerine düşünebilen bir teknoloji var yani düşünmüyorsun da. Bitki gibi fotosentez yaparak yaşamak isteyenler için güzel bir gelecek. Benim için değil.

psychic.girl92

böyle bir gelecekte yaşamayı can-ı gönülden isterdim ama hala abartılı geldi

Başlıklar

DeepMindDiyetFacebookşekertatlıyumurta
Görüş Bildir