Film Sektöründe 'Rahatsız Herifin Teki' Diye Anılan Gaspar Noé ve Beyninize Büyük Bir Haz Yaşatmayı Vadeden Filmleri

274PAYLAŞIM

Filmleri izlerken beyninizdeki 'Abi sen ne çeşit bir manyaksın?!' nidalarına engel olamayacaksınız...

Bu içerikteki film özetleri Filmloverss'tan alınmıştır.

27 Aralık 1963 Arjantin doğumlu Fransız yönetmen, 1985'ten beri bu işin içinde.

Filmleri 'Kara Film' ya da 'Snuff Film' olarak adlandırılan türde. Sınırları zorlayan seks ve şiddet sahneleri, izlerken hatta izledikten sonra bile huzursuz edici etki yaratan 'steadicam'le yenilikçi bir yol izliyor.

Cinsellik, uyuşturucu, şiddet, ensest, intihar gibi konulara sıkça yer veriyor. Bunların günümüzün gerçekleri ve ne denli rahatsız edici olduğunu insanlığa ayna tutarak göstermek istediğini belirtiyor.

İzleyicilerini dumura uğratmakta ve beyinler yakmakta üstüne olmayan bir yönetmen Gaspar Noé.

"Sanat ve pornografi arasında bir sınır yoktur. Her şeyin sanatını yapabilirsiniz. Bir mum ve bir ses kaydedicisiyle deneysel bir film yapabilirsiniz. Süt içen bir kediyle sanat yapabilirsiniz. Seks yapan insanlarla da bir sanat yapabilirsiniz. Bir fark yok. Olağan dışı yollarla çekilen ya da çoğaltılan herhangi bir şey sanatsal ve deneysel olarak düşünülür." diyerek aslında varoluşun ve yaşama sebeplerimizin her birinin başlı başına bir sanat olduğunu ifade ediyor.

Filmlerde izleyicinin yer aldığı kısım olarak kabul gören dördüncü duvar olgusunu yıkarak sizi adeta filmin içerisinde hissettiren bir yönetmen.

Aslında Gaspar Noé'nin filmlerinin, günler içerisinde birçok kez yaşanan bu olayların hiçbir zaman açık bir şekilde gösterilmemesini, bu durumda insanların hiçbir şey olmamış gibi davranmasını ya da farkındalık sahibiymişçesine sosyal medyada duyar kasarak parmak egzersizi yapmalarını eleştiriyor.

Gaspar Noé, kulağa biraz tuhaf gelse de filmlerinin şiddete eğilimi olan insanları yatıştıran bir yanı olduğunu savunuyor.

Cannes Film Festivali'nde izleyiciyle buluşan 'Irreversible' filmini salonun büyük bir çoğunluğu gerilime dayanamayarak salonu terk ediyor. Hemen hemen her filminde gerilim düzeyi oldukça yüksek .

Bu şekildeki bir diğer filmi de 'Enter The Void' filmi oluyor. Cannes Film Festivali'ndeki gösterimde izleyenler, filmin baş dönmesi ve bulantı yarattığını belirtiyor. Film tam 15 dakika boyunca alkışlanıyor.

Ortaya koyduğu yapıtların, içsel çatışmayla birlikte getirdiği sorgulayıcı tutumun insanın ufkunu açtığını düşünüyor.

Uzun ve sıkıcı denebilecek sahneleri bile 'Eee ne olcak şimdi?!' diyerek bırakamıyor insan. Hiçbir şey beklendiğiniz gibi ilerlemezken her an sizi 'Nasıl ya?', 'Yok artık daha neler!', 'Hasta herif!' gibi tepkilere sevk edebiliyor. 

Her filmi ayrı bir görsel şölen sunuyor. Neon ışıkların ve sahnedeki kullanılan arka planlanın beyinde kalıcılığını kullanarak sahnelerin zihinlerde yer edinmesine neden oluyor. 

Günler sonra bile aniden bir sahnenin beyninizde canlanması, kaçınılmaz bir durum...

Bir de film afişleri var ki aynı anda hem sanatsal hem de saykodelik hisler yaşatabilecek cinsten.

Tabii en sevdiği yönetmen Stanley Kubrick ve en sevdiği film de bir Kubrick filmi olan '2001 a Space Odyssey' olunca hayal gücünün bu kadar geniş olması şaşırtmıyor. 

Filmlerinde 'Nihilizm' ve 'Avangart' izleri görmek mümkünken 'Pisişik Bağımlılık', 'Termodinamik Yasaları' da yer verdiği diğer olgular arasında yer alıyor. Deneyimsel sahneleri, bizzat kendisi de deneyimledikten sonra çekmesiyle de dikkat çekiyor.

Gaspar Noé'nin yapıtlarının hepsini birbirinden ayrı iddialı bulsak da naçizane fikrimiz şu 5 filmi mutlaka izlemeniz yönünde...

1. Climax (2018)

IMDb: 7,1

Climax, bir hikâyeden ziyade, bir delirme hâline odaklanıyor. Bir dans grubunun prova için toplandıkları genişçe bir binada verdikleri parti, servis edilen sangriaya uyuşturucu karıştırılmasıyla çığırından çıkıyor. Dansçıların birbirleriyle havadan sudan sohbet ettiği, flörtleştiği bu gece adım adım bir cehenneme dönüşüyor.

2. Irréversible (2002)

IMDb: 7,4

Paris'te oldukça pis bir arka sokak barı... İçeriden dışarıya çıkan sedyeler, ambulans ışıkları ve yaşanmış kanlı bir gece... Bu gecenin kurbanları, aslında bu gecenin sonunda değil başındalardır henüz. Hayatın kurgusu, bazen insanın zannettiği gibi ileri doğru değil, geriye doğru akar. Bütün günahlar, birer birer ortaya çıkacaklardır ve insanoğlu kendi pisliğiyle karşı karşıya gelecektir.
Ortak karakter kullanarak birbirine bağladığı üç filmden birisi olan 'Irréversible' dışında, gönlümüz bu filmi izlemeden önce kronolojik sırayla şu iki filmi de izlemenizden yana... 'Stand Alone (1998), Carne (1991)'

3. Enter the Void (2009)

IMDb: 7,3

Tokyo’da geçen, büyük kısmını ana karakterin Oscar’ın bakış açısından izlediğimiz bir anlatı… Filmin görselliğinin ötesinde; tipografiye dahi hakim olan baskın neon ışın kullanımı… Fakat en nihayetinde Enter the Void, içinde uyuşturucu, Budist felsefe, reenkarnasyon içeren, izleyiciyi neredeyse oyunsal bir deneyimin içine sokan bir film.

4. Lux Æterna (2019)

IMDb: 7.0

İki aktris, Béatrice Dalle ve Charlotte Gainsbourg, bir film setinde cadılar hakkında hikâyeler anlatıyor, ama Lux Æterna sadece bundan ibaret değil. Noé’nin yeni filmi aynı zamanda sinema, film sevgisi ve setlerdeki sinir harpleri üzerine bir essay.

5. Love (2015)

IMDb: 6,1

Murphy, Electra ve Omi arasında gerçekleşen aşk, seks ve gözyaşı düğümü üzerine kurulu olan anlatı, merkezine Murphy’nin deneyimleriyle hesaplaşması, pişmanlıkları ve sıkışmışlığını alıyor. Electra ile yaşadığı yoğun ilişkinin aralarına Omi’yi davet etmeleri ve bunun peşi sıra gelen darbeler üzerine bozulması Murphy’nin hikâyesini sürüklüyor.

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
oguzhan-gumus2

by Gaspar Noe

jesus-quintana

Irréversible muhteşemdi fakat climax'i o kadar beğenemedim

gzm-ynklr

izleyeceğim teşekkürler Onedio.

douchebek

neden bilmiyorum ama beğeniyorum filmlerini yer yer aşırıya kaçsa bile bağlıyor bir şekilde

hasan-can-orhan

Irréversible ve love'u izledim. her ikisi icin de saglam bi kafaya sahip olmak gerektigini dusunuyorum. tekrar tekrar izlenecek filmler degil cunku. bu arada tum filmler bi yana kubrick'in 2001 space odyssey filmi bi yana. ote yandan icerigi hazirlayan arkadasa da yazdigi girizgah icin tesekkurler. analiz ve tespitler yerinde olmus. emek harcadigi belli.

Görüş Bildir