Defne Samyeli ve Eren Talu'nun Boşanma Sürecinde Yaşananlar ve Tarafların İddiaları Yeniden Gündemde

362PAYLAŞIM

Keşke böyle şeyler hiç yaşanmasaydı...

Defne Samyeli, hepimizin hayatına 1991 yılındaki güzellik yarışmasıyla girdi. O senenin üçüncü güzeli olmadan önce Boğaziçi Üniversitesi Kimya bölümüne girmiş, bölümü yarım bıraktıktan sonra da İş İdaresi'nden mezun olmuştu.

Tabii ki her Türkiye Güzeli gibi onun da özel hayatı magazin gündeminde yer alıyordu. Ünlü mimar Eren Talu ile flört ettiği o dönemin gazete sayfalarında yer almıştı, ikili zaten bu birlikteliği hiçbir zaman da gizlemedi.

Nitekim 1995'in Haziran ayında Eren Talu ve Defne Samyeli, cemiyet hayatının önde gelen isimlerinin katıldığı büyük bir törenle evlendi.

Evlilikleri dışardan bakıldığı zaman oldukça sıradan ve sorunsuz görünüyordu. Hatta sansasyondan uzak ve magazin haberlerine konu olmayacak kadar izole bir evlilikti bu.

Ancak bir süre sonra Eren Talu'nun çapkınlık yaptığı dedikoduları dolaşmaya başlamıştı. Hatta zaman zaman Defne Samyeli'yi aldattığı fotoğraflar da yer buluyordu iddialara göre.

2011 yılında Defne Samyeli, eşi Eren Talu'ya boşanma davası açacaktı. Bu noktadan sonra olaylar bir miktar çirkinleşmeye başladı. Eren Talu, eski eşi Defne Samyeli'yi sadakatsizlikle suçlayan bir röportaj vermişti Ayşe Arman'a.

O röportajın bir kısmı şöyle:

"Karım, bir başkasına aşık oldu, “Ruh ikimizi buldum, bırak gideyim” dedi; evliliğimizi bitirmek istedi. Onu kaybetmekten ölesiye korktum."

“Beni istemeyeni ben de istemem. Zaten beni aldattın. Yolun açık olsun” demedim, diyemedim. “Benim de kaçamaklarım oldu, yurtdışında paralı ilişkiler kurdum ama jimnastik gibiydi, bir şey ifade etmedi. Gel bunu, onlara sayalım, unutalım” dedim. Onu vazgeçirmek için elimden geleni yaptım ama olmadı; o adamdan vazgeçmedi. Aylar içinde geldiğimiz nokta şu: “Ruh ikizim” dediği adamla birlikte olmak istiyor; ‘ruh özgürlüğüne’ kavuşmak için de benden para!"

Ayşe Arman: "Peki sen işinle ilgili o krizleri yaşarken karının senden uzaklaştığını mı fark etmiyorsun?"

"Önceleri etmedim. Ama tabii ilişkimiz, biraz arkadaş ilişkisi gibi olmuştu, seks pek yoktu, minimum bir ortak hayat. Yine de konduramıyorum. Benim karım güzel bir kadın. Ben onu televizyon dünyasında hiç rahatsız olmadan yüz tane herifin arasında bıraktım. O hep mesafe koymayı bilirdi. Hakikaten geçmişe dair, en ufak soru işareti bile yok aklımda. Brüksel’e bir medya konferansına gitmek istedi, “Tabii” dedim. Gitti. İşte ne olduysa o konferansta oldu. Richard Gizbert denilen o adamla tanışıyor. Adam, El Cezire televizyonunun Uğur Dündar’ı. Evli. Bilinen, tanınan biri. Karısı var, hayır işleriyle uğraşıyor, çok saygın bir kişilik. Londra’da yaşıyorlar. Richard o toplantıda moderatör. Bizimki de olgun erkeklerden hoşlanıyor..."

"Madem inandın sonra şüphe nasıl başladı?"

"Ya kaybedersem, ya biri varsa gerçekten hayatında gibi şeyler geçmeye başladı beynimden. Zaten iş açısından batmış bir vaziyetteyim, bir de evliliğim gümbürtüye gidecek! Ve kesinlikle onu kaybetmek istemiyorum. Hemen toparlamaya çalıştım. “Gel seninle kaçamak yapalım” dedim Defne’ye, “Aramızdaki sorunları konuşalım, ben seni çok ihmal ettim...” Bir butik otele gittik, ilanı aşklar, güller, onu etkilemek için elimden geleni yapıyorum. Arada da “Kim bu adam ya” diye soruyorum. Hep şahane hikayeler yazıyor. İçimden “Avusturalya Konsolosluğu’ndan araştırayım şu adamı” diyorum, aklınca hedef şaşırtıyor. Sonra, “Benim Doha’ya konferansa gitmem gerekiyor” dedi. Adam çağırıyor... Tutturdum, “Ben de geleceğim” diye...

Röportajın bundan sonrası Eren Talu'nun iddiaları ile devam ediyor. O dönem akıllarda kalan en ilginç açıklamaları ise şu oluyor Talu'nun:

Ne yaptın peki öğrenince?
- Bir kere 50 derece sıcak ve iki şişe votka içmişiz, yürüyecek halimiz kalmamış. Ne kadar detay varsa ilişkilerinde hepsini anlattı. Meğer adamın dedesi Büyükadalıymış, gelmeye kalkmış, bizimki otel ayarlamış, benden korkusundan gelmemiş...

"O arada sen neler itiraf ettin?"

Ben de karıştırdığım haltları anlattım. “Ama duygusal bir şeyim olmadı” dedim. Benim itiraflarımda aşk yoktu. “Gel” dedim, “Tüm bunları doğuran sebepleri konuşalım, ailemizi yıkmayalım."

Eren Talu, kendisinin Defne Samyeli'yi aldattığı iddialarına da şu sözlerle cevap vermiş:

Ama senin vukuatların da sadece o paralı kadınlarla sınırlı değil, burada da bir kadınla görüntülendin...

- İyi hatırlattın onu da anlatayım. Bir akşam Defne’yi aradım, “Ben kızlarla eğleneceğim, gece gelir miyim onu da bilmiyorum” dedim. Hayatımda ilk defa küfrettim. Telefonu kapattım. Madem o kendini evli gibi hissetmiyor, ben de soluğu Lucca’da aldım, içim içimi yiyor, adam burada mı, buluşacaklar mı... Saat üçten sonra “Ben Scotch’a gideceğim, gelmek isteyen var mı?” dedim. Bu kız “Ben gelirim” dedi. Scotch’un önünde gazeteciler vardı, Pera Palas’ın karşısındaki Heaven’a gittik. Niyetim bozuk olsa otele giderim. Flaşlar patladı. Bu arada Defne neredeymiş? Avukatının evinde yemekte. Her şey beni kışkırtmak için tezgahlanmış, beni gaza getirecekler, sonra sokağa çıkacağım...

Röportajın tamamı özel hayata dair çok fazla detay içeriyor, biz sadece bir kısmına yer verdik. Bu olaydan sonra Defne Samyeli'nin avukatı boşanma davasının dilekçesinde şu iddialara yer veriyor:

“Eren Talu müvekkilimi (Defne Samyeli) 14 yıllık evlilikleri boyunca defalarca kez aldattığını gazetelere açıkladı. Eren Talu’nun bu çok eşli cinsel yaşamı nedeniyle müvekkilim de HPV virüsü kapmış, bu sebepten dolayı rahim ağzı kanseri geçirerek ölümden dönmüştür. HPV virüsü erkekte herhangi bir semptoma yol açmadığı halde erkekten kadına bulaşan bazı türleri öldürücü nitelik taşıyan bir virüstür. Rahim ağzı kanserine neden oluyor bu virüs. Eren Talu’nun ilk eşi de bu virüs yüzünden sağlık problemleri yaşamış ve bu yüzden İsviçre’de tedavi görmüştür. Defne Samyeli yaşadığı bu rahatsızlığa tanık olarak kendisini o dönemde tedavi eden Prof. Dr. Sema Kahraman da şahit olarak gösterilirken bir de yine aynı doktorun imzası olan rapor da dosyaya konuldu. Kahraman’ın yazdığı raporda şu ifadeler yer aldı: “Sayın Defna Samyeli 2000 yılından beri hastamdır. Kendisinde erkekten bulaşan bir virüs olan HPV saptanmıştır. Bu yüzden de tedavi görmüştür.”

Defne Samyeli, avukatı aracılığıyla dava dilekçesine Eren Talu'nun birlikte olduğu kadınların isim listesini de ekliyor ve şu dilekçe şu ifadelerle devam ediyor:

“2005 yılında Antalya Belek’de yapımına başlanan Adam&Eve otelin inşaatı sırasında stajyer mimar Serap Şenyüz. Eren Talu’nun hala hayatında olan Serap Şenyüz. ,yine Talu’ya ait CE mimarlıkta işe başlamıştır. Eren Talu Serap Şenyüz’ü 2007 yılında yabancı dil eğitimi için Londra’ya da göndermiştir. Hatta 2007 sonbaharında eşi Defne Samyeli ve çocuklarıyla tatil için Paris’deki Disneyland’a geldiğinde Eren Talu trenle Londra’ya giderek Serap Şenyüz'ün yanına gitmiştir. (Tren bileti mevcuttur)”

Bu olaylı boşanma davası bittikten 2 ay sonra Eren Talu, Serap Şenyüz ile Los Angeles'ta evleniyor. Çiftin bir de bebeği dünyaya geliyor.

Olaylar böyleyken böyle yani...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
queen_of_the_7_kingdoms

Swinger yapacakarmış nerdeyse aq,evlilige bak,genişlige bak,bide bunları anlatıyo aq...İgrenç..Defne'nin erkek zevki de aynı şekilde igrenç..

endiku

Bunlar nasıl hayatlar

erci-e

Yuh! Karaktersize bak!

gazozzz

hani marjinal bizdik !

nilufer-demirel

“Benim de kaçamaklarım oldu, yurtdışında paralı ilişkiler kurdum ama jimnastik gibiydi, bir şey ifade etmedi. Gel bunu, onlara sayalım, unutalım” dedim. Cümleye bak bu nasıl bir karaktersizlik ve pişkinliktir yahu???!! anlamak zor bir de hastalık bulaştırmış pislik

Görüş Bildir