Çocukken 'Uslu Çocuk' Olanların Yetişkinlikte Yaşadığı 7 Zorluk
Ödevlerini kimse hatırlatmadan yapan, hiç sorun çıkarmayan, 'Onun için hiç endişelenmedik' diye anlatılan çocuklar vardır. Aile büyüklerinin övgüsünü toplayan, öğretmenlerin gözdesi olan 'uslu çocuklar'...
Peki o uslu çocuklar büyüyünce ne oluyor? ABD'li travma terapisti ve lisanslı klinik sosyal hizmet uzmanı Maggie Nick'e göre çoğunun yetişkinlikte uzun bir iyileşme süreci yaşaması gerekiyor. Kendisini de 'iyileşmekte olan bir uslu çocuk' olarak tanımlayan Nick, bu konuda 'Good Kids' (Uslu Çocuklar) adlı bir kitap da yazdı.
Nick'in sosyal medya paylaşımlarındaki en çarpıcı tespitlerden biri şu: Kişilik özelliği sanılan pek çok şey, aslında çocuklukta geliştirilmiş travma tepkileri olabilir.
İşte çocukken 'uslu çocuk' olanların yetişkinlikte en sık yaşadığı 7 zorluk...
Herkesin ruh halini radar gibi izliyorlar
Uslu çocuklar, odaya giren herkesten önce ortamı okumayı öğrenir. Ses tonundaki en küçük değişimi, yüz ifadesindeki her gölgeyi fark eder ve davranışlarını bu duruma göre ayarlarlar. Tek amaçları evdeki huzuru korumaktır.
Nick'e göre bu çocuklar yetişkinlikte de çevrelerindeki herkesin ruh halini 'bir şahin gibi' izlemeye devam ediyor ve sürekli başlarının derde girdiğine ya da bir hata yaptıklarına dair kanıt arıyor. Biri biraz mesafeli davrandığında hemen 'Ben ne yaptım?' diye düşünmeye başlıyorlar. Psikolog Noam Shpancer'e göre travma, beynin alarm sisteminin sürekli açık kalmasına ve aşırı tetikte olma haline yol açabiliyor.
"Hayır" demekte zorlanıyorlar
İçlerinden 'hayır' geçerken ağızlarından 'evet' çıkıyor. Çatışmadan kaçınıyor, başkalarının ihtiyaçlarını hep kendi ihtiyaçlarının önüne koyuyorlar. Çocukken her şeyi doğru yapan onlar olduğu için, onayı insanları memnun ederek kazanmayı öğrenmişler.
Nick'e göre uslu çocuklar için sınır koymaya çalışmak bile bedeni 'savaş ya da kaç' moduna sokabiliyor. Çünkü zihinlerinin bir köşesinde hep aynı soru var: 'Ya sınır koyarsam ve o kişi beni terk ederse?'
Kendilerinin en sert eleştirmeni oluyorlar
Uslu çocukların en sert eleştirmeni ne öğretmenleri ne de anne babaları; kendileri. Nick bunu çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor: Bu kişiler çevresindeki herkesi iyi hissettiren, neşeli olan kişiler; ama içlerinde kendilerine karşı son derece acımasız ve cezalandırıcılar.
Küçük bir hata onlar için büyük bir felakete dönüşüyor. Travma uzmanı Kaytee Gillis'e göre mükemmeliyetçilik, çocukluktaki utanç duygusuna karşı geliştirilen bir başa çıkma yöntemi olarak ortaya çıkabiliyor. Kişi kusursuz olmaya çalışarak eleştiriden, reddedilmekten ve terk edilmekten korunmaya çalışıyor.
Hiçbir suçları olmasa bile özür diliyorlar
'Özür dilerim' onlar için neredeyse bir refleks. Yapmadıkları, kastetmedikleri ya da kontrol edemeyecekleri şeyler için bile özür diliyorlar.
Bunun nedeni, çocukluktan kalma o tanıdık ihtiyaç: Huzuru korumak ve herkesin gözünde 'iyi' kalmak. Bu yüzden kendi suçları olmayan durumların sorumluluğunu bile üstlenebiliyorlar.
Duygularını bastırıp "iyiyim" maskesi takıyorlar
Nick'e göre uslu çocuklar tüm duygularını içlerine atıyor, bastırıyor ve iyiymiş gibi davranarak cesur bir maske takıyor. Terapistin bir paylaşımında altını çizdiği gibi, her zaman 'iyi' olan çocuk aslında iyi değil; sadece iyi görünmeyi öğrenmiş.
Bu bastırma yetişkinlikte sınır koymayı ve duyguları ifade etmeyi zorlaştırıyor. Sonuç ise hem özel hayatta hem de iş hayatında tükenmişlik, içte biriken öfke ve istismar edilmeye açık olmak.
Herkese destek oluyorlar ama kendileri yardım isteyemiyorlar
İş yerinde ilk gönüllü olan, arkadaş grubunda herkesin derdini dinleyen, ailede her işe koşan kişi genellikle onlar. Nick'e göre uslu çocuklar hep destek olan taraf; ama asla destek istemiyor, en zor zamanlarında bile yardım kabul etmekte zorlanıyorlar.
Kendilerine zaman ayırdıklarında suçluluk duyuyor, kendi ihtiyaçlarını başkalarınınkinden daha az önemli görüyorlar. Bu da zamanla hem ruh hem beden sağlıklarını ihmal etmelerine neden olabiliyor.
Hep daha fazlasını yapıp tükeniyorlar
Çocukken en iyisini yapma baskısıyla büyüyen uslu çocuklar, yetişkinlikte çoğu zaman aşırı başarı odaklı bireylere dönüşüyor. Rahatlamakta ve mola vermekte zorlanıyor, sürekli yüksek standartları karşılamaya çalışıyorlar.
Bu durum kronik strese ve eninde sonunda hem zihinsel hem fiziksel tükenmişliğe yol açabiliyor. Üstelik sürekli 'savaş ya da kaç' modunda yaşamak, duyguları düzenlemeyi zorlaştırıyor; ani öfke patlamaları, sinirlilik ya da duygusal hissizlik görülebiliyor.
İyi haber: İyileşmek mümkün
Nick'in mesajı umut dolu. Terapiste göre uslu çocuklar çok güzel ve derin bir şekilde iyileşebilir ve bunu hak ediyorlar. Çünkü içlerinde hiçbir zaman yanlış olan bir şey yoktu.
Nick, çocuklukta duymaya ihtiyaç duydukları şeyleri de onlara söylüyor: Sevgiyi uslu olarak, hep iyi görünerek ya da başarı kazanarak hak etmek zorunda değilsiniz. Kimseye yük değilsiniz ve sevilmesi zor biri değilsiniz.
Bu mesaj anne babalar için de önemli. Psikolog Carl Rogers'ın yıllar önce sorduğu soru hala geçerli: 'Bir ebeveynin sevgisi çocuğun nasıl davrandığına bağlı olduğunda ne olur?' Çocuklar, ne yaparlarsa yapsınlar sevildiklerini bilmeye ihtiyaç duyuyor. Aksi halde gerçek benliklerini göstermekte hayat boyu zorlanabiliyorlar.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın