Özgüvenli İnsanların Enerjisini Korumak İçin Kullandığı Tek Cümle
İstemediğiniz bir davete 'tamam' dediniz, aslında vaktiniz olmayan bir işi üstlendiniz, sonra da günün sonunda kendinizi tükenmiş ve içten içe kızgın buldunuz. Tanıdık geldi mi?
Cornell Üniversitesi'nde psikoloji okuyan ve doktorasını Colorado Boulder Üniversitesi'nde yapan psikolog Dr. Mark Travers'a göre enerjimizin çoğu büyük krizlerde değil, içimizden 'hayır' geçerken ağzımızdan 'evet' çıkan o küçük anlarda tükeniyor.
Özgüveni yüksek insanları farklı kılan şey ise uzun uzun öz bakım rutinleri değil; bu anlarda kullandıkları tek bir cümle.
Özgüvenli insanların cümlesi: "Bu bana uymuyor"
Travers'ın önerdiği cümle oldukça basit: 'Bu bana uymuyor.' (İngilizce aslıyla 'That doesn't work for me.')
Bu cümlede özür yok, uzun bir açıklama yok, karşı taraftan onay bekleme yok. Buna rağmen sınırı net bir şekilde çiziyor. Travers'a göre özgüvenli insanlar, enerjilerini istekleri bu kadar sade bir şekilde geri çevirerek koruyor.
Neden bu kadar etkili?
Bu cümle, psikolojide 'asertif (atılgan) iletişim' olarak bilinen tarzın güzel bir örneği. Asertif iletişim, pasif ve agresif tepkilerin tam ortasında duruyor ve daha sağlıklı ilişkiler ile daha düşük stresle en çok ilişkilendirilen iletişim biçimi.
Cümlenin asıl gücü ise aşırı açıklama tuzağına düşmemesi. Travers bu tuzağı İngilizcede 'JADE' olarak bilinen kısaltmayla anlatıyor: Gerekçelendirmek, tartışmak, savunmak ve açıklamak. Kendinizi gerekçelendirmeye başladığınız anda karşı tarafa pazarlık için bir kapı aralamış oluyorsunuz.
"Evet" demenin gizli bedeli
Travers'ın bahsettiği 'enerji', gün boyunca duygularımızı ve dikkatimizi yönetmenin ölçülebilir maliyeti. Sosyolojideki 'duygusal emeğe' dair araştırmalar, istemediğimiz bir işe evet deyip bir de istekliymiş gibi davranmanın bize çifte fatura çıkardığını gösteriyor: Hem o işi yapmanın yorgunluğu hem de gerçek duygularımızı bastırmanın yükü.
Öz belirleme kuramı da özerkliğin, yani yaptıklarımızın gerçekten bize ait olduğu hissinin, temel psikolojik ihtiyaçlarımızdan biri olduğunu söylüyor. Kendi tercihlerimizi sürekli bir kenara ittiğimizde bu ihtiyaç zedeleniyor ve ortaya 'enerjim yok' diye tarif ettiğimiz o duygusal düzlük çıkıyor.
Özgüvenli insanlar tercihlerini savunmak zorunda hissetmiyor
Travers'a göre gerçekten özgüvenli insanlar, kendi tercihlerini başkalarının onayına muhtaç bir şey olarak görmüyor.
Kendinden daha az emin olan insanlar ise her isteği, ne kadar sevildiklerini ölçen bir sınav gibi algılıyor. Bu yüzden lafı dolanıyor, uzun uzun açıklama yapıyorlar. Özgüvenli insanlar içinse bir şeyi istememek, başlı başına yeterli bir sebep; sorgulanmasına gerek yok.
Bu cümleyi nasıl kullanmalı?
Travers, sınır koyarken şu ilkelere dikkat etmeyi öneriyor:
Kısa tutun: Açıklama uzadıkça pazarlığa açık kapı da büyür.
Özürle değil, sınırla başlayın: Cümlenizi yumuşatan ifadelerden kaçının.
Sessizlikten korkmayın: Konuşmadaki duraksamayı doldurmak için acele etmeyin.
Alternatifi seçici sunun: Başka bir seçenek önermeyi yalnızca gerçekten istiyorsanız yapın.
Travers'a göre amaç her şeye hayır demek değil. Asıl mesele enerjinizin nereye aktığını fark etmek ve içten gelmeyen, otomatik 'evet'lerle kaybettiğiniz enerjiyi geri kazanmak. Özgüvenli insanlar gerçekten istedikleri şeylere karşı sıcaklıklarını koruyabiliyor, çünkü içlerinde biriken kızgınlık onları tüketmiyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!



Yorum Yazın